Ceza Hukukunda Şerik Kavramı ve İştirak Türleri

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Şerik Kavramı ve İştirak Türleri

Ceza Hukukunda Şerik Kavramının Anlamı

Ceza hukukunda şerik, bir suçun işlenişine katılan ve fiilin faili dışında kalarak suça karışan kişilerin ortak sorumluluğunu ifade eden bir iştirak statüsüdür. Suçun faili haricinde kalan şahısların cezalandırılması, suça katılım biçimlerine bağlanan yasal çerçeveye dayanır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sistematiğinde şeriklik; azmettirme ve yardım etme biçiminde iki temel görünüm altında düzenlenmektedir. Kişinin şerik sıfatıyla taşıdığı cezai mesuliyet, üstlendiği iştirak rolüne göre farklılaşır.

Azmettirenin Cezai Sorumluluğu ve Hukuki Rejimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir başkasını suç işlemeye azmettiren kimse, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılır. Azmettiren kişi suçun ortaya çıkmasına yol açan bir irade oluşturduğu için fail ile aynı cezai yaptırıma muhatap kılınır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen
suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça
azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın
artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını
sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş
yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek
cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme

Azmettirme eyleminde cezanın artırılmasını gerektiren haller Türk Ceza Kanunu'nun 38. maddesinin 2. fıkrasında yer alır. Altsoy ve üstsoy bağından kaynaklanan nüfuzun kötüye kullanılmasıyla suça azmettirme gerçekleştirildiğinde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça yönlendirilerek azmettirilmesi durumunda ise bu artırımın uygulanması için taraflar arasında soybağı ilişkisinin bulunması aranmaz.

Azmettirenin kim olduğunun meçhul kaldığı hallerde, Türk Ceza Kanunu'nun 38. maddesinin 3. fıkrası özel bir ceza indirimi sağlar. Bu kapsamda, azmettirenin kimliğinin belirlenmesini sağlayan fail veya diğer suç ortaklarına ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla, müebbet hapis yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası uygulanabilir. Sayılan bu cezalar haricindeki diğer cezalarda ise üçte bir nispetinde indirim öngörülmüştür.

Yardım Eden Sıfatıyla Sorumluluk ve Yaptırımı

Yardım etme, suç fiilinin gerçekleştirilmesini kolaylaştıran katkılardan oluşur. Yardım eden kimse suça dolaylı biçimde etki ettiğinden, faile oranla daha hafif bir cezai yaptırıma tabidir ve sorumluluğun derecesi icrayı kolaylaştıran yardımın niteliğine göre şekillenir.

Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinin 1. fıkrasında yardım eden kişiye verilecek indirimli cezalar düzenlenmiştir. Fiilin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi durumunda yardım edene onbeş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis cezasını gerektirmesi durumunda on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Bu iki ceza türü dışındaki diğer suçlarda ise hükmolunacak cezanın yarısı indirilir; ancak bu indirim uygulandığında verilecek ceza sekiz yılı aşamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı

Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinin 2. fıkrası, yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulmayı gerektiren hareketleri açıkça listeler. Bir kimseyi suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme konusundaki kararlılığını pekiştirmek veya fiil işlendikten sonra yardım sunacağını önceden taahhüt etmek bu kapsamdadır. Bununla birlikte suçun işleniş yöntemine dair yol göstermek, eylemde kullanılan araçları temin etmek ya da fiilin icrasından önce veya icrası sırasında katkı vererek suçun tamamlanmasını kolaylaştırmak da yardım etme sayılır.

Bağlılık Kuralı ve Şerikliğin Sınırları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 40. maddesiyle kabul edilen bağlılık kuralı, azmettiren ve yardım eden şeriklerin sorumluluğunu failin icra hareketine tabi tutar. Fail tarafından suç eylemi gerçekleştirilmediği takdirde, suça şerik olarak katılanların cezai sorumluluğuna gidilemez.

Bağlılık kuralının yasal şartları gereğince suça iştirakten söz edebilmek için kasten ve hukuka aykırı biçimde işlenmiş bir fiilin mevcudiyeti aranır. Suç ortaklarından birinin cezalandırılmasına engel teşkil eden kişisel sebepler diğer ortakları etkilemez; iştirak eden her şahıs yalnızca kendi kusurlu eylemi doğrultusunda cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 40Kaynağı aç
Madde 40- (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş
bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi,
diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde
bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail
olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya
yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en
azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme

Özgü suçlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 40. maddesinin 2. fıkrası özel bir kural getirmiştir. Bu tür suçlarda ancak kanunun aradığı özel faillik sıfatına sahip olan şahıs fail olabilir. Bu niteliğe sahip olmaksızın eyleme iştirak edenler ise ancak azmettiren veya yardım eden konumundaki şerik olarak mesul tutulabilir.

İştirak hükümleri uyarınca şeriklerin cezalandırılabilmesi için suçun asgari bir icra derecesine ulaşması zorunludur. Türk Ceza Kanunu'nun 40. maddesinin 3. fıkrası gereğince, iştirakten ötürü cezai sorumluluk doğabilmesi için suça konu fiilin en azından teşebbüs derecesine ulaşmış olması şarttır.

Şeriklik Eylemlerinde Soruşturma ve İspat Esasları

Şeriklik ilişkisinin söz konusu olduğu ceza soruşturması ve kovuşturmasında öncelikle suçu bizzat icra eden fail tespit edilir. Asıl failin belirlenmesinin ardından, suça azmettiren ve yardım eden sıfatıyla dahil olan şahısların kimliklerinin açığa çıkarılması aşamasına geçilir.

Azmettiren ve yardım edenlerin rollerinin tespitinde suçun icra ediliş tarzı, eylemin zaman ve mekan unsurları ile dosyaya yansıyan maddi deliller esas alınır.

Ceza hukukunda şerik kimdir?

Şerik, suçu bizzat icra eden fail dışında kalarak azmettirme veya yardım etme suretiyle suça ortak olan kimsedir.

Fail suçu işlemezse şerikler cezalandırılır mı?

Hayır, Türk Ceza Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca fiil en azından teşebbüs aşamasına varmadıkça şeriklerin cezalandırılması mümkün değildir.

Yardım eden kişiye hangi oranda ceza indirimi uygulanır?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine onbeş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis yerine on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir; diğer suçlarda cezanın yarısı indirilir ve bu ceza sekiz yılı geçemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu