Ceza Hukukunda Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Faillik, Azmettirme ve Yardım Etme

Türk Ceza Hukukunda Suça İştirak ve Faillik

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri fail olarak sorumlu tutulur. Maddenin 2. fıkrasında ise suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişinin fail olarak sorumlu tutulacağı düzenlenmiştir; kusur yeteneği olmayanların suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması halinde faile verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 37Kaynağı aç
Madde 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme

Müşterek faillik için temel unsurlar birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulmasıdır. Kişinin suç mahallinde bulunması veya faillerden biriyle arkadaşlık ilişkisi içinde olması tek başına müşterek faillik için yeterli olmayıp, suçun gerçekleştirilmesine bilinçli ve fonksiyonel bir katkı aranır. Müşterek faillikte bütün faillerin suçun kanuni tanımındaki hareketleri bizzat gerçekleştirmesi zorunlu değildir; suç planı içerisindeki katkının suçun gerçekleştirilmesi bakımından taşıdığı ağırlık ve fiil üzerindeki ortak hâkimiyet belirleyicidir.

Şeriklik Statüleri: Azmettirme ve Yardım Etme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38. maddesinin 1. fıkrasına göre başkasını suç işlemeye azmettiren kişi kural olarak işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. Maddenin 2. fıkrası uyarınca üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır; çocukların suça azmettirilmesi halinde ise bu artırım için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz. Maddenin 3. fıkrası kapsamında azmettirenin belli olmaması halinde onun kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir; diğer hallerde verilecek cezada üçte bir oranında indirim yapılabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen
suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça
azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.
Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın
artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını
sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş
yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek
cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme

Azmettirme, suç işleme düşüncesi bulunmayan kişide suç işleme kararının oluşturulmasıdır. Zaten suç işlemeye kesin karar vermiş bir kimseye yönelik telkin azmettirme sayılmaz; koşulları varsa bu fiil kararın kuvvetlendirilmesi suretiyle yardım etme kapsamında değerlendirilir. Azmettirilen kişinin azmettirenin iradesinin tamamen dışında farklı bir suç işlemesi halinde, azmettiren kişi otomatik olarak bu farklı suçtan sorumlu tutulamaz; bu kapsamda azmettirenin kastının kapsamı incelenir.

Suçun gerçekleşmesine katkı sunan diğer bir şeriklik biçimi yardım etmedir. 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesinin 1. fıkrası uyarınca suçun işlenmesine yardım eden kimseye, ana eylemin ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektirmesi durumunda onbeş yıldan yirmi yıla, müebbet hapis gerektirmesi durumunda on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir; diğer hallerde ise tayin olunacak ceza yarı oranında indirilir ve verilecek nihai ceza sekiz yılı aşamaz. Maddenin 2. fıkrasında yardım fiilleri maddi ve manevi olarak somutlaştırılmıştır: Suç işlemeye sevk etmek, mevcut kararı güçlendirmek veya icradan sonra destek vaadinde bulunmak manevi yardım; suçun ne şekilde icra edileceğine ilişkin yol göstermek, suç aletlerini temin etmek yahut icrayı kolaylaştırıcı hareketler sergilemek ise maddi yardım olarak cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 39Kaynağı aç
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi
yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek
veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin
işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı

Failliğin Şerikliğe Önceliği İlkesi

Failliğin şerikliğe önceliği ilkesi, bir suç ortağının aynı suç çerçevesindeki katkılarının aynı anda hem faillik hem de şeriklik ölçütlerini karşılaması durumunda tatbik edilir. Bir kişi suç planı doğrultusunda icra aşamasına katılarak fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurmuş ve müşterek fail sıfatını kazanmışsa, suçun öncesinde diğer kişileri azmettirmiş, eyleme teşvik etmiş yahut icra araçlarını sağlamış olsa dahi yalnızca fail olarak cezalandırılır. Suç üzerindeki fonksiyonel hâkimiyet ve icraya iştirak faillik sıfatını doğurduğu için ayrıca azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla ikinci bir ceza sorumluluğu işletilemez.

Bağlılık Kuralı ve Gönüllü Vazgeçme

5237 sayılı Kanun'un 40. maddesinde yer alan bağlılık kuralına göre, iştirakten ceza verilebilmesi için kasten ve hukuka aykırı biçimde işlenmiş bir ana fiilin bulunması yeterlidir. Suça katılan ortaklar, diğer bir iştirakçinin şahsi cezasızlık veya cezada indirim sebeplerinden bağımsız olarak sırf kendi kusurlu davranışlarına göre cezalandırılır. Maddenin 2. fıkrası uyarınca özgü suçlarda yalnızca özel faillik vasfına haiz şahıslar fail sayılabilir; bu niteliği taşımayan iştirakçiler somut fiile ancak azmettiren veya yardım eden sıfatıyla katılabilir. Aynı maddenin 3. fıkrası gereğince iştirak sorumluluğunun harekete geçebilmesi için suça konu icra hareketlerinin asgari teşebbüs seviyesine varmış olması şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 40Kaynağı aç
Madde 40- (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş
bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi,
diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde
bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail
olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya
yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en
azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme

İştirak halinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçmenin hukuki neticeleri kişisel niteliktedir. 5237 sayılı Kanun'un 41. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yalnızca gönüllü olarak icradan vazgeçen ortak bu imkandan faydalanabilir. Maddenin 2. fıkrası uyarınca suçun, vazgeçen ortağın sarf ettiği gayret haricindeki harici bir sebeple neticelenmemiş olması veya suç ortağının bütün samimi çabasına rağmen diğer faillerce tamamlanmış bulunması hallerinde de vazgeçen kişi hakkında gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41- (1) İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü
vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır.
(2) Suçun;
a) Gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple
işlenmemiş olması,
b) Gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması,
Hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Suçların
İçtimaı
Bileşik suç
Suç yerinde bulunmak müşterek fail sayılmak için tek başına yeterli midir?

Suç mahallinde bulunmak veya faillerden biriyle arkadaşlık ilişkisi taşımak faillik için yeterli değildir; kişinin suçun işlenişine bilinçli ve fonksiyonel bir katkı sunarak fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurması gerekir.

Zaten suç işlemeye karar vermiş birine yapılan telkin azmettirme sayılır mı?

Azmettirme suç işleme fikri bulunmayan birinde bu kararın sıfırdan oluşturulmasıdır; zaten suç işlemeye kesin karar vermiş birine yönelik telkin azmettirme değil, koşulları varsa kararın kuvvetlendirilmesi suretiyle yardım etme niteliği taşır.

Hem azmettiren hem suçu birlikte icra eden kişinin cezai sıfatı ne olur?

Failliğin şerikliğe önceliği ilkesi gereğince, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurarak icraya katılan kişi yalnızca fail olarak sorumlu tutulur; ayrıca azmettiren sıfatıyla cezalandırılmaz.

Özel faillik niteliği gerektiren özgü suçlarda bu niteliği taşımayan kişi fail olabilir mi?

Özgü suçlarda fail yalnızca kanunun aradığı özel niteliği taşıyan kimse olabilir; bu vasfa sahip olmayan kişiler suça iştirak ettiklerinde ancak azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulurlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu