Ceza Ehliyeti ve Akıl Hastalığının Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Ehliyeti ve Akıl Hastalığının Hukuki Sonuçları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez; ancak bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki
anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak,
bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille
ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası
yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda
birden fazla olmamak üzere indirilebilir. (Değişik cümle:24/12/2025-7571/14
md.) Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik
tedbirine hükmolunur.
Sağır ve dilsizlik

Kısmi Akıl Hastalığı ve Cezada İndirim

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir ve kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.

Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbirleri ve Kurumda Kalma Süreleri

Eylemi gerçekleştirdiği sırada akıl hastalığı bulunan kimseler yönünden yaptırım olarak koruma ve tedavi odaklı güvenlik tedbirine başvurulur. 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda, haklarında bu tedbire hükmedilen kişiler tedavilerinin sağlanması ve toplumun korunması amacıyla yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlarında muhafaza altına alınır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 57Kaynağı aç
Madde 57- (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında,
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında
koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine
hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca
düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest
bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15
md.) Ancak, hakkında
32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet
hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip
gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda
gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin
akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı
anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir
ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir.
Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği
kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla
serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular

Kişinin yerleştirildiği sağlık kuruluşunca hazırlanan sağlık kurulu raporunda, failin toplum açısından taşıdığı tehlikenin bittiği ya da kayda değer oranda azaldığı saptandığında infaz hâkimi kararıyla salıverilme mümkündür. Buna karşın Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrası kapsamında ceza verilmeksizin güvenlik tedbiri kararı verilmiş akıl hastaları için hastanede geçirilmesi gereken kanuni alt süreler mevcuttur. Bahse konu süreler ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezasını gerektiren suç tiplerinde asgari bir yıl, kanuni üst sınırı on yıldan fazla hapis olan suçlarda ise en az altı aydır.

Tıbbi Kontrol, Takip ve Tedbirin Yenilenmesi

Tedbire muhatap olan akıl hastası hakkında düzenlenen kurul raporunda, hastalığın ve eylemin özellikleri gözetilerek güvenlik bakımından tıbbi kontrol ve takibin şart olup olmadığı, gerekiyorsa hangi zaman aralıklarıyla yapılacağı açıkça gösterilir. Bu kontrol ve izleme süreci, rapordaki takvime uygun biçimde Cumhuriyet savcılığı vasıtasıyla yetkili uzman kadrosu ve teknik imkanları bulunan sağlık kurumlarına sevk edilmek suretiyle icra edilir. Yapılan tıbbi takip neticesinde failin akıl hastalığı sebebiyle topluma yönelik tehlikesinin yeniden yükseldiği anlaşılırsa, düzenlenecek yeni rapora istinaden infaz hâkimliğince şahıs hakkında koruma ve tedavi tedbirine tekrar hükmedilir.

Geçici Nedenler ve Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 34. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında ise bu hüküm uygulanmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34- (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol
veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını
algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği
önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez.
(2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen
kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Suça
Teşebbüs
Suça teşebbüs

Suç işleyen alkol, uyuşturucu ya da uyarıcı madde bağımlıları yönünden ise 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesinin yedinci fıkrası gereğince bu kişilere mahsus sağlık kuruluşlarında güvenlik tedbiri kapsamında tedavi uygulanır. Tedavi süreci bağımlılık halinin bertaraf edilmesine kadar sürer; ilgili sağlık kurulu tarafından kişinin bağımlılıktan kurtulduğuna dair rapor hazırlandığında infaz hâkimi kararıyla şahıs serbest bırakılabilir.

Akıl Hastalığının Tespiti ve Sağlık Kurulu Raporu Şartı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2017/19398 Esas ve 2018/12627 Karar sayılı ilamında, sanığın suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının tek uzman hekim raporuyla değil; Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden, tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden veya tıp fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespiti gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2017/19398, K. 2018/12627Kaynağı aç
3. Ceza Dairesi         2017/19398 E.  ,  2018/12627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Sanığın suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınacak sağlık kurulu raporu ile tespiti gerekirken; sanığın cezai ehliyeti olmadığına dair tek uzman hekim tarafından düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Akıl hastalığı sebebiyle cezai ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nin 32/1. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanunun 57/1. maddesi gereğince yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verildiği halde, anılan kanunun 57/2. maddesi gereğince “Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastasının yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda, toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirlenmesi üzerine mahkemece serbest bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle, 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, istem gibi BOZULMASINA, 11.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kısıtlanma ve Vesayet Makamına Bildirim

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi uyarınca, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu gecikmeksizin yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 405Kaynağı aç
Madde 405- Akıl hastalığı
veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için
kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan
her ergin kısıtlanır.
Görevlerini
yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen
idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet
makamına bildirmek zorundadırlar.
II.
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü
yönetim
Akıl hastası olduğu iddia edilen sanığa hiçbir halde hapis cezası verilmez mi?

Hayır; yalnızca akıl hastalığı sebebiyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmeyip güvenlik tedbiri uygulanır. Algılama veya yönlendirme yeteneği bu ağırlıkta olmamakla birlikte yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye ise indirimli hapis cezası uygulanır ve ayrıca güvenlik tedbirine hükmolunur.

Ceza ehliyeti değerlendirmesinde tek uzman hekim raporuna dayanılabilir mi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2017/19398 Esas ve 2018/12627 Karar sayılı ilamına göre, sanığın suç tarihi itibarıyla TCK m. 32 kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığı tek uzman hekim tarafından düzenlenen rapora dayanılamaz; Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesinden, tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden veya tıp fakültelerinin ilgili anabilim dalı başkanlıklarından sağlık kurulu raporu alınmalıdır.

İrade dışı alkol veya uyuşturucu etkisiyle suç işleyen kimseye ceza verilir mi?

Kişinin iradesi dışında aldığı alkol veya uyuşturucu madde sebebiyle fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamaması yahut davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olması halinde ceza verilmez; fakat madde iradi olarak alınmışsa cezasızlık kuralı uygulanmaz.

Akıl hastalarına uygulanan güvenlik tedbiri ne zaman sona erer?

Sağlık kurulunca toplum açısından tehlikeliliğin kalktığı veya önemli ölçüde azaldığı saptandığında infaz hâkimi kararıyla sonlandırılabilir; ancak TCK 32/1 kapsamında müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet gerektiren fiillerde en az bir yıl, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda ise en az altı ay kurumda kalınması emredici bir kuraldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu