Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolu ve Başvuru Usulü
Ceza yargılamasında temyiz, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma niteliğinde olmayan hükümlerine karşı işletilen bir denetim yoludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/1 hükmü gereğince, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları kural olarak temyiz edilebilir. İstinaf uygulamasından farklı olarak temyiz denetiminde re'sen inceleme kuralı bulunmamaktadır; incelemenin başlayabilmesi için başvuru hakkına sahip olan sanık, müdafi, katılan, Cumhuriyet savcısı, yasal temsilci veya eşin istemde bulunması şarttır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 286Kaynağı aç
dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.
(2) Ancak;[131]
a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları
ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun
esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis
cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
c) (Ek: 20/7/2017-7035/20 md.)[132] Hapis cezasından
çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili
olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her
türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
d) (Anayasa Mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ve E.:2018/71 K.:2018/118
sayılı Kararı ile İptal; Yeniden Düzenleme:20/2/2019-7165/7 md.) İlk defa
bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı
dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin
görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis
cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her
türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
e) Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden
verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
f) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Sadece eşya veya kazanç
müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları
ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren
suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararları,
h) (Değişik: 18/6/2014-6545/78 md.) Davanın düşmesine, ceza
verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi
kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar
veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
ı) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı
hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye
mahkemesi kararları,
Temyiz edilemez.
(3) (Ek:17/10/2019-7188/29 md.)
İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile
aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza
dairelerinin kararları temyiz edilebilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra),
2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213),
3. Suç işlemeye tahrik (madde 214),
4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215),
5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216),
6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217),
7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.)[133]
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A),
8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299),
9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300),
10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve
organlarını aşağılama (madde 301),
11. Silâhlı örgüt (madde 314),
12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318),
suçları.
b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası
ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci
fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.
Hükümden önceki kararların temyizi
Temyiz başvurusu, hükmü tesis eden mahkemeye bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine yapılacak sözlü beyanın tutanağa geçirilip hâkime onaylatılması suretiyle yapılır. Ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan sanıklar ise başvurularını zabıt kâtibine iletebilecekleri gibi kurum müdürüne verecekleri dilekçe ya da yapacakları beyanla da kanun yolunu işletebilirler.
Sanığın eşi ve yasal temsilcisi, sanık hakkında kanun yolu açık olan hükümlere karşı kanuni süre içerisinde kendiliklerinden başvuruda bulunabilirler. Bu kişilerin gerçekleştirdiği temyiz başvurularında sanığın kanun yoluna başvurusuna ilişkin usul ve şartlar uygulanır.
Temyiz İradesinin Çatışması ve Başvurudan Feragat
Müdafi, sanığın açık arzusuna aykırı olmamak kaydıyla özel bir yetki belgesine ihtiyaç duymaksızın temyiz yoluna başvurabilir. Sanığın temyizden feragat etmesi durumunda olduğu gibi sanık ile müdafiin başvuru iradeleri birbiriyle çatışırsa kural olarak sanığın iradesi esas alınır.
Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış bir çocuk olması, sağır veya dilsiz bulunması yahut kendini savunamayacak derecede malul olması nedeniyle istemi aranmaksızın zorunlu müdafi görevlendirildiği hallerde irade uyuşmazlığına ilişkin kural değişmektedir. Bu özel durumlarda sanık yararına kanun yoluna başvurma iradesi bakımından müdafi ile sanığın iradesi çatışırsa müdafiin iradesine üstünlük tanınır.
Temyiz başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının isteminin yönü de bozma incelemesinin kapsamını belirler. Cumhuriyet savcısı sanık aleyhine başvurmuş olsa bile mahkeme bu taleple bağlı kalmaksızın sanık lehine bozma kararı verebilir. Buna karşılık Cumhuriyet savcısının başvurusu münhasıran sanık lehine ise karar sanığın aleyhine bozulamaz.
Hüküm hakkında Yargıtay tarafından karar verilinceye kadar temyiz isteminden vazgeçilmesi veya feragat edilmesi mümkündür. Temyizden feragat hakkının sanık müdafi veya katılan vekili tarafından kullanılabilmesi için vekâletnamede bu konuda özel yetki bulunması zorunludur.
Temyiz Edilemeyen Kararlar ve Kanuni İstisnalar
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/2 hükmüyle belirli bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz kanun yolu kapatılmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az süreli hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz incelemesine tabi değildir. Benzer biçimde ilk derece mahkemelerince hükmolunan beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları aleyhine de temyiz yoluna başvurulamaz.
İlk derece mahkemesinin hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlarına ilişkin hükümleriyle bağlantılı olarak bölge adliye mahkemesince verilen her türlü seçenek yaptırım kararları ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararları temyiz edilemez. İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve CMK m. 272/3 kapsamı dışında kalan mahkûmiyet hükümleri hariç olmak üzere, üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlar ile bunlara bağlı adlî para cezalarına dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz incelemesine kapalıdır.
Adlî para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararı temyiz denetimi dışındadır. Yalnızca eşya veya kazanç müsaderesine ya da müsaderesine yer olmadığına dair ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlar da temyiz edilemez.
Kanunda on yıl veya daha az hapis cezasını yahut adlî para cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemesince kurulan beraat kararlarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez. Davanın düşmesi, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri kararları hakkında bölge adliye mahkemesince verilen aynı nitelikteki kararlar ile esastan ret kararları da temyize tabi değildir. CMK m. 286/2 bentlerindeki yasal sınırlar saklı kalmak üzere aynı hükümde bu ceza ve kararlardan birden fazlasını barındıran bölge adliye mahkemesi kararları da temyiz denetiminin kapsamı dışındadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 286/2 kapsamındaki temyiz edilemeyecek kararlar arasında yer alsa dahi, CMK m. 286/3 uyarınca Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hakaret (m. 125/3), halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (m. 213), suç işlemeye tahrik (m. 214), suçu ve suçluyu övme (m. 215), halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (m. 216), kanunlara uymamaya tahrik (m. 217), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (m. 217/A), Cumhurbaşkanına hakaret (m. 299), devletin egemenlik alametlerini aşağılama (m. 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (m. 301), silâhlı örgüt (m. 314) ve halkı askerlikten soğutma (m. 318) suçları; Terörle Mücadele Kanunu m. 6/2, 6/4 ve m. 7/2 ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu m. 28/1, m. 31 ve m. 32'de düzenlenen suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararları temyiz edilebilir.
Hukuka Kesin Aykırılık Halleri
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 289/1 çerçevesinde, temyiz başvurusunda açıkça belirtilmemiş olsa bile kanunda sayılan bazı usul ve esas eksikliklerinde hukuka kesin aykırılık bulunduğu kabul edilir. Yargılama makamının yasal olarak oluşmaması, hâkimlik görevinden kanunen yasaklanmış hâkimin hükme iştirak etmesi veya haklı şüphe sebebiyle hakkında ret talebi kabul edilmesine yahut bu talep kanuna aykırı reddedilmesine rağmen hâkimin karara katılması bu kapsama girer.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 289Kaynağı aç
da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme
katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu
istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna
aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya
yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması
gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının
sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.
Sanığın yararına olan kurallara aykırılık
Mahkemenin kanuna aykırı şekilde davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi, Cumhuriyet savcısı ya da duruşmada bulunması kanunen zorunlu süjelerin yokluğunda duruşma icra edilmesi ve açık duruşma ilkesinin çiğnenmesi hukuka kesin aykırılıktır. Kararın CMK m. 230 gereğince gerekçe barındırmaması, hükme etki eden mühim hususlarda savunma hakkının sınırlandırılması ve hükmün hukuka aykırı elde edilen delillere dayandırılması hallerinde de kesin aykırılık var sayılır.
Yargıtay İncelemesi, Tahliye Yetkisi ve Kararın Sonuçları
Temyiz başvurusu Yargıtaya intikal ettiğinde dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir ve hazırlanan tebliğname ceza dairesince taraflara tebliğ edilir. Taraflar ve vekilleri tebliğden itibaren bir hafta içerisinde tebliğnameye karşı yazılı cevap verebilirler.
Temyiz denetimi kural olarak dosya üzerinden gerçekleştirilir. Ancak on yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına ilişkin mahkûmiyetlerde duruşmalı inceleme yapılması talep edilebilir; bu halde Yargıtay uygun görürse duruşma açabilir. Serbest olan sanık duruşmada hazır bulunabilir veya müdafi ile temsil edilebilir, fakat tutuklu bulunan sanık Yargıtaydaki duruşmaya bizzat katılamaz. Temyiz aşamasında Yargıtay ilgili ceza dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu, talep üzerine veya gerek gördüğünde kendiliğinden dosya üzerinde tahliye kararı verebilir.
Yargıtay, saptanan olaylara ceza kanunlarının tatbikinde hukuka aykırılık görmesi halinde, davanın esasına hükmedebileceği gibi hukuka aykırılığı düzelterek de onayabilir. Olayın daha fazla aydınlanmasına gerek duyulmaması, iddia makamının talebine uygun olarak yasal alt sınırdan ceza tayini, kanun madde numarasının yanlış yazılması ya da ceza tayininde maddi hata yapılması gibi durumlar düzelterek onama kararına elverişlidir.
Hükmün yalnızca sanık tarafından ya da onun lehine temyiz edilmiş olması halinde aleyhe bozma yasağı devreye girer; bozma sonrasında kurulacak yeni hükümdeki ceza miktarı önceki karardan daha ağır olamaz. Hükmün sanık lehine bozulması ve bozma gerekçesinin kanun yoluna başvurmamış olan diğer sanıklara da sirayet edebilecek nitelik taşıması halinde, başvuru yapmamış diğer sanıklar da bozma hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanırlar.
Ceza davasında temyiz başvurusu nasıl yapılır?
Temyiz başvurusu kararı veren mahkemeye sunulacak bir dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanda bulunulup tutanağın hâkime onaylatılmasıyla yapılır; tutuklu bulunan sanıklar bu başvuruyu bulundukları kurum müdürlüğü aracılığıyla da iletebilirler.
Aleyhe bozma yasağı hangi hallerde uygulanır?
Hükmün yalnızca sanık tarafından ya da onun lehine temyiz edilmiş olması durumunda aleyhe bozma yasağı uygulanır ve bozma kararı sonrasında verilecek yeni hükümde ceza sanık aleyhine ağırlaştırılamaz.
Sanık ile müdafiin temyiz iradesi çelişirse ne olur?
Sanık ile müdafiin iradesi çatıştığında kural olarak sanığın iradesine üstünlük tanınır; ancak sanığın yaş küçüklüğü, sağır ve dilsizlik yahut malullük sebebiyle kendini savunamayacak durumda olması ve zorunlu müdafi atanması halinde müdafiin sanık yararına olan iradesi üstün tutulur.
Yargıtay tebliğnamesine cevap süresi kaç gündür?
Yargıtay ilgili ceza dairesince tebliğ edilen tebliğnameye karşı tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde yazılı cevap verilebilir.
Temyiz aşamasında Yargıtay tahliye kararı verebilir mi?
Yargıtay ilgili ceza dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu, temyiz incelemesi sırasında dosya üzerinde yapacağı inceleme neticesinde talep üzerine veya kendiliğinden tahliye kararı verebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

