Çalışma Koşulları Kavramı ve Esaslı Değişikliğin Sınırları
İş ilişkisinden doğan ve işin yürütülmesinde tarafların uymakla yükümlü bulunduğu bütün hak ve borçlar çalışma koşulları kapsamındadır. İşverenin iş sözleşmesi, sözleşme eki niteliğindeki personel yönetmeliği veya işyeri uygulaması yoluyla oluşan bu koşulları tek taraflı olarak değiştirmesi hukuken korunmaz.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/6792, K. 2019/4336Kaynağı aç
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/13969, K. 2019/11939Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yazılı Bildirim Usulü ve Altı İş Günü Kuralı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi gereğince, çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik ancak durumun işçiye yazılı olarak bildirilmesi suretiyle gerçekleştirilebilir. Yazılı şekle uyulmaksızın yapılan ya da işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak onaylanmayan değişiklik önerileri işçiyi bağlamaz.
İşçinin değişiklik önerisini altı iş günü içinde kabul etmemesi durumunda işveren, değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak koşuluyla iş sözleşmesini feshedebilir. Bu fesih karşısında işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi yollamasıyla feshin geçersizliği ve işe iade talebi dahil olmak üzere yasal dava haklarını kullanabilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Tarafların Anlaşması ve Geçmişe Etki Yasağı
İş sözleşmesinin tarafları serbest iradeleriyle anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca, tarafların mutabakatıyla dahi olsa çalışma şartlarında yapılan esaslı değişikliklerin geçmişe etkili biçimde yürürlüğe konulması mümkün değildir.
Sözleşmedeki Değişiklik Kayıtları ve Yönetim Hakkının Kapsamı
İş sözleşmelerinde gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapılabileceğine dair hüküm bulunması işverene genişletilmiş yönetim hakkı sağlar. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/13969 Esas ve 2019/11939 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, işverenin bu hakkı kötüye kullanmaması, sözleşmedeki sınırlara bağlı kalması ve objektif dürüstlük kuralına uygun hareket etmesi zorunludur.
İş sözleşmesinde yer alan nakil yetkisi kötüye kullanılmadığı takdirde fesih için geçerli neden oluştursa dahi haklı neden teşkil etmez. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/13969 Esas ve 2019/11939 Karar sayılı kararında, tüm aile ve sosyal yaşamı Ankara'da kurulu olan ve iki yılı aşkın süredir bu işyerinde çalışan işçinin rızası hilafına başka bir ile nakledilmek istenmesi ve görevi kabul etmemesi üzerine yapılan feshin haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiştir.
Olağanüstü Durumlar ve Görev Değişikliğinde Geçerli Nedenler
Yangın, sel veya deprem gibi doğal afetler ile acil ve arızi hallerde işverenin yönetim hakkı daha geniş değerlendirilir. Bu tür istisnai durumlarda işçinin iş güvenliği tedbirleri ve insanın dayanma gücü dahilinde görev tanımı dışındaki işleri yerine getirmesi beklenir. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca arıza, acele işler veya zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkması halinde normal çalışmayı sağlayacak dereceyi aşmamak şartıyla zorunlu fazla çalışma yaptırılabilir; bu çalışma işçinin kabulüne bağlı olmamakla birlikte işçiye uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 42Kaynağı aç
Objektif performans ölçütleriyle belirlenen verimsizlik veya işçinin davranışlarından kaynaklanan haklı gerekçeler, işverence işçinin başka bir görevde değerlendirilmesine dayanak oluşturabilir. Buna karşın, kaynakçı olarak istihdam edilen bir personelin rızası dışında kum eleme işine verilmesi gibi vasıf ve nitelikle bağdaşmayan görevlendirmeler çalışma koşullarında esaslı değişiklik oluşturur ve geçerli neden ispatlanmadığı müddetçe 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-h maddesine dayalı fesih geçersiz kalır.
İşverenin Değişiklik Feshinde Kıdem ve İhbar Tazminatı
İşçinin önerilen esaslı değişikliği kabul etmemesi işveren bakımından haklı fesih hali sayılmaz; bu durum yalnızca şartları varsa geçerli fesih gerekçesi oluşturur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/6792 Esas ve 2019/4336 Karar sayılı ilamına göre, esaslı değişikliği kabul etmeyen personelin iş sözleşmesinin işverence sonlandırılması durumunda işçinin kıdem ve ihbar tazminatı talep hakkı doğar.
Sözleşmedeki nakil kaydına dayanılarak işyeri değiştirilen işçinin yeni yerde göreve başlamaması üzerine yapılan fesihler de geçerli fesih niteliğindedir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/6792 Esas ve 2019/4336 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bu fesihte işçiye kıdem tazminatıyla birlikte ihbar tazminatının da ödenmesi gerekir.
İşçinin Haklı Nedenle Fesih Hakkı ve Kıdem Tazminatı
Çalışma koşullarının işverence tek taraflı ve esaslı surette değiştirilmesi aynı zamanda mevcut şartların uygulanmaması sonucunu doğurur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/13969 Esas ve 2019/11939 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bu vaziyet 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-f maddesi uyarınca işçiye haklı nedenle fesih yetkisi verir. Sözleşmeyi bu gerekçeyle haklı nedenle fesheden işçi ihbar tazminatı talep edemese de kıdem tazminatına hak kazanır.
Değişiklik Feshinde Dava Şartı Arabuluculuk Usulü
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi alacakları, tazminat talepleri ve işe iade davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu kapsamda değişiklik feshi sonrası açılacak kıdem ve ihbar tazminatı davalarında da yargılama öncesinde arabuluculuk sürecinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Dava şartı arabuluculuk başvurusu, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, büro kurulmamış yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Arabulucu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir. Başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede ise zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez.
Arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşmaya varılamaması halinde düzenlenen son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Tutanak eklenmediğinde mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeksizin davanın usulden reddine karar verilir.
İşveren çalışma koşullarını tek taraflı olarak değiştirebilir mi?
İşveren çalışma koşullarında esaslı değişikliği tek taraflı uygulayamaz; değişikliğin işçiye yazılı olarak bildirilmesi ve altı iş günü içinde yazılı kabul edilmesi şarttır, aksi halde değişiklik işçiyi bağlamaz.
İşçinin değişikliği kabul etmemesi işverene haklı fesih hakkı verir mi?
İşçinin çalışma koşullarındaki esaslı değişikliği kabul etmemesi haklı fesih nedeni sayılmaz; koşulları bulunuyorsa yalnızca geçerli fesih nedeni teşkil edebilir ve işçiye kıdem ile ihbar tazminatı ödenmesi gerekir.
Çalışma koşulları tek taraflı değiştirilen işçi haklı fesih yapabilir mi?
Çalışma koşullarının esaslı tarzda değiştirilmesi şartların uygulanmaması anlamına geldiğinden, işçi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-f maddesi uyarınca sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep edebilir; ancak bu fesihte ihbar tazminatı doğmaz.
Değişiklik feshi sonrası dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Değişiklik feshi sonrasında kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açılmadan önce 7036 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

