Çalışanların WhatsApp Mesajlarının İspat ve Fesihteki Yeri

by Avukat Erdal Ersoy
Çalışanların WhatsApp Mesajlarının İspat ve Fesihteki Yeri

WhatsApp Mesajlarının Hukuki Niteliği ve Delil Yasakları

WhatsApp uygulaması, internet tabanlı iletişimi sağlayan, bireysel veya grup hâlinde haberleşmeye imkân tanıyan, kendi içinde korunan ve üçüncü kişilere kapalı bir sistemdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesi uyarınca taraflar kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir; ancak hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar başka delillerle ispat olunamaz ve gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Taraflarca sunulan delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiğinin tespiti hâlinde, karşı tarafça bu hususta bir itiraz ileri sürülmese dahi delillerin elde ediliş biçimi mahkemece re'sen gözetilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/10718, K. 2019/559Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2018/10718 E.  ,  2019/559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, davacının 13.6.2014 tarihinde çağrıldığını ve arkadaşları arasında kullandıkları whatsapp kullanımı ile ilgili birbirlerine vermiş oldukları mesajların bir arkadaşlarının telefonundan tespit edildiği, mesajlarda işyeri aleyhinde görüşmelerin olduğu, bu nedenle istifa etmesinin lehine olduğu, istifa etmezse kendisine şirket tarafından manevi tazminat davası açılabileceği belirtilerek, davacıya istifa dilekçesi imzalatılmak istendiğini, davacının reddetmesi üzerine işten çıkarıldığını, whatsappın özel bir mesajlaşma sistemi olup kişilerin özel hayatı ile ilgili olduğunu, bu mesajların arkadaşının telefonundan baskı ile işverence alınmasının özel hayatın gizliliğine müdahale yani suç olduğunu, özel hayat kapsamındaki görüşmelerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ve delil olarak kullanılamayacağını, davacının işverene işten çıkarılmasına neden olabilecek hakaret tarzında bir şey de demediğini, davacının iş aktine haksız son verildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, iş aktinin davalı tarafından haklı feshedildiğini, davacının, iş arkadaşları ile aralarında kurdukları mesajlaşma grubunda davalı şirket aleyhinde söylemlerde bulunduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin 2014/472 Esas sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2017 tarihli kararı ile bozulduğu, dosya içerisinde bulunan hizmet cetveline, detay sicil bilgilerine, fesih tutanağına, banka hesap dökümüne, savunma yazısına, feshe dayanak yapılan mesajlaşma kayıtlarına, ücret bordrolarına, tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna, bozma ilamına, bozma sonrası davalı vekili tarafından sunulan evraklara ve tüm dosya kapsamına göre delillerin değerlendirilmesi neticesinde; davacının 01.06.2012-13.06.2014 tarihleri arasında aylık çıplak brüt 1.075,00 TL ücret üzerinden davalı işveren nezdinde çalıştığı, iş akdinin davacı ve bir kısım iş arkadaşının cep telefonu üzerinden kullanılan whatsapp mesajlaşma ortamındaki yazışmaları gerekçe göstererek İş Kanunu'nun 25/2-b-e maddeleri uyarınca işveren tarafından feshedildiği, 13.06.2014 tarihli fesih bildiriminde davacının imzadan imtina ettiğine dair düzenlenmiş tutanağın dosyada olduğu ancak yazılı fesih bildiriminin ibraz edilmediği, mesajlarda işveren vekili sıfatı bulunan mağaza yöneticisi hakkında yapılan konuşmaların yer aldığı, bunların sataşma olarak değerlendirildiği, şirket çalışanlarının ücretlerine ilişkin bilgilerin yayılması ve çalışanları terfi etmemesi için bir takım şirket uygulamalarının yapıldığının belirtilmesinin 25/2-e maddesi kapsamında değerlendirilerek feshin gerçekleştirildiğinin beyan edildiği, mağaza yöneticisine sataşma niteliği taşıdığı belirtilen davacıya ait mesaj kayıtlarına rastlanmadığı, ancak davacının ve iş arkadaşlarının kendilerine ödenen ücretleri ve özellik satış primlerini yeterli bulmadıkları yönünde birbirleriyle mesajlaştığı, ayrıca davacının ücret yönünden memnuniyetsizliğini ifade ederken diğer arkadaşlarına "fazla gayretli çalışmamaları, çabalarının boşuna olacağı yönünde" telkinlerde bulunduğu, buna göre iş arkadaşlarına yönelik olan fazla gayretli çalışmalarının boşuna olacağı şeklindeki mesajların İş Kanunu 25/2-e kapsamında haklı bir fesih nedeni olarak kabul edileceği, davacı taraf whatsapp kullanımı ile ilgili işyerine yöneltilmiş olmayan mesajların muhatap olmayan işyeri yetkilileri tarafından baskı ile alınarak deşifre edilmesinin özel hayatın gizliliğine müdahale niteliğinde olduğunu, suç teşkil ettiğini, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olup delil olarak kullanılamayacağını ileri sürmüş ise de davacı savunmasında whatsapp daki konuşma metinlerinin kendisine ait olduğunu, ancak içeriğinde küfürlü konuşmalara kendisinin girmediğini, sohbet amaçlı kurulmuş grubun bu aşamaya gelmesinin üzücü bir durum olduğunu, telefonun numarasının kendisine ait olduğunu ve kullanmakta olduğunu beyan ettiği, davacının sözleşmesi gereği almış olduğu ücreti ve prim sistemleri hakkında hiç kimseyle paylaşmaması gerektiği, oysaki ister mesaj atma kanalı ile ister birebir özel görüşmede isterse toplu bir alanda açıklanmış olmasının hiçbir farkının bulunmadığı, davacının sözleşmeye aykırı bir şekilde doğruluk ve bağlılık kurallarına uymayarak hareket ettiği, whatsapp mesaj sistemine yazılan mesajların o gruba üye olanlar tarafından görülüyor olmasının sözleşme ihlali için yeterli kabul edileceği, işverenin bu mesajlara yasadışı yollarla ulaştığı hususunda somut bir delilin ortaya konulamadığı, davacının savunmasının 05/06/2014 tarihinde alınmış olduğu, davalı Şirket Mağazalar Denetim Müdürlüğü tarafından feshe konu olay ile ilgili 11/06/2014 tarihli soruşturma raporu düzenlendiği ve davacının iş akdinin 13/06/2014 tarihinde feshedilmiş olduğu, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi nedeniyle 6 iş günlük hak düşürücü sürenin başlamayacağı ve raporun düzenlendiği tarih itibariyle hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu, bu nedenle iş akdi haklı nedenle işveren tarafından feshedilen davacının kıdem ve ihbar tazminatı kazanamayacağından bu yöndeki taleplerinin reddine karar verildiği, davacının kıdemine göre hak kazandığı izin süresinden izin dökümü ve puantaj kayıtları birlikte değerlendirildiğinde 17 günlük izin kullandığı tespit edilmekle, bakiye izin süresinin karşılığı olan ücretin de bordroda tahakkuk edilerek ödenmiş olduğu, bu yönüyle izin alacağı talebinin de sabit görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talepleri bakımından; Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş aktinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/14742, K. 2017/2577Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/14742 E.  ,  2017/2577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında birleştirilerek görülen nafaka davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, nafakanın kaldırılması istemli asıl davanın kabulüne, birleşen nafakanın arttırılması istemli davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı – birleşen dosyada davacı asil tarafından duruşma istemli temyiz edilmesi üzerine; davanın niteliği gereği duruşma isteğinin reddiyle, temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkili ile davalının Aile Mahkemesinin 2013/254 E. 2013/946 K. karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, mahkemece davalı lehine aylık 1.000 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, ancak davalının Erkan isimli kişi ile fiilen evliymiş gibi yaşadığını, davalının internet ortamında yayınladığı resim ve videolarla fiili evliliğin tespit edildiğini ileri sürerek, davalı lehine bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili; Nafakanın kaldırılması davasında davanın reddini dilemiş, birleşen 2015/715 Esas sayılı davada ise; yoksulluk nafakasının 1.500TL'ye artırılmasını talep etmiştir. Mahkemece; CD kayıtları ve dinlenen tanık beyanları ile nafaka alacaklısı olan davalının kısa bir süre de olsa evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi beraberlik yaşadığının ispatlandığı, TMK'nun 176/3. maddesinde yer alan koşulların oluştuğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile davalı lehine bağlanan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, davalı – birleşen dosyada davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Asıl davaya yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Nafaka yükümlüsü davacı, nafaka alacaklısı olan davalının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi beraber yaşadığını ileri sürerek, nafakanın kaldırılmasını istemiştir. ./.. -2- Türk Medeni Kanunun 176/3. maddesi; "İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır." hükmünü içermektedir. Öncelikle, mahkeme kararında gerekçe olarak dayanılan; davacı nafaka yükümlüsü tarafından (facebook ve WhatsApp'tan alındığı iddia olunan) görüntü kayıtlarından ibaret olan delilinin hukuken geçerli ve hükme esas alınabilecek bir delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. 01.10.2011'de yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat hakkı” başlığını taşıyan 189/2. maddesinde; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamız.” hükmü ile açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delilerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Böylece Hukuk Yargılamasında da ispat hakkının delillere ilişkin yönünün hukuki çerçevesi çizilmiş; bir davada ileri sürülebilecek her türlü delilin mutlaka hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması, eş söyleyişle yasak delil niteliğinde olmaması esası getirilmiştir. Anılan düzenlemeye göre, hukuka aykırı olarak elde edildiği anlaşılan delillerin, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağı düzenlenmek suretiyle yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re'sen gözönüne alınması ve bu delillerin hukuken meşru yol ve yöntemlerle elde edildiği, delilin her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tesbiti halinde, diğer tarafça bu konuda itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece bu sunulan delillerin caiz olmadığına karar verilerek, dosya kapsamında değerlendirilmemesi ilkesi benimsenmiştir. Diğer taraftan, hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılamada değerlendirilmesi konusunda 01.10.2011 tarihine kadar Medeni Usul Hukukunda açık bir yasa hükmü olmadığı halde, gerek mülga 1412 sayılı CMUK'nda gerekse de 5271 sayılı CMK'nda açık düzenleme yapılmıştır. Mülga 1412 sayılı CMUK'nun 254/2. maddesinde "Koğuşturma makamlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.” denilmiş, 5271 sayılı CMK'nun 206/2-a maddesinde "ortaya konulması istenilen delilin, kanuna aykırı olarak elde edilmesi halinde reddolunacağı" düzenlendiği gibi Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlandığından ve bu Anayasal kural, her ne kadar, ceza yargısına ilişkin gibi görünse de, tüm yargı çeşitleri, bu arada adlî yargı bütünü içinde yer alan hukuk yargısı bakımından da geçerlilik taşıyan bir düzenleme konumunda olduğu, yargısal uygulamalarda kabul edilmiştir. ./.. -3- Burada sözü geçen hukuka aykırılıklardan birisi de özel hayata yapılan haksız müdahaledir. Ancak özel hayatın gizliliği diye ifade edilen ve sadece bireyi ilgilendiren alana hiçbir şekilde müdahale edilemez. Örneğin, kişinin özel hayatı cinsel yaşamı böyledir. Hayatın bu gizli alanı ihlal edilerek bir delil elde edilmiş ise, bunu kim, nasıl ve hangi amaçla elde etmiş olursa olsun sözonusu delil ceza mahkemesinde delil olarak kullanılamaz. Zira, hayatın gizli alanı bir delil elde etme yasağı teşkil eder.(Öztürk, B.Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları, Ank.1995, s.116 vd.) 6100 sayılı HMK öncesindeki yargısal uygulamalarda somut olayın özelliğine göre farklı yaklaşımlar olmakla birlikte temelinde bir delilin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ile hukuka aykırı olarak yaratılmasının farklı olarak ele alındığı, hukuka aykırı yaratılan delilin hiçbir şekilde yargılamada kabul edilmemesine karşın, hukuka aykırı olarak elde edilen delil konusunda olayın özelliğine göre farklı değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir. Ancak, Anayasanın 2. maddesindeki Hukuk Devleti ilkesi ile Anayasanın 38/6. maddesindeki hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen delillerin hiçbir şekilde yargılamada kullanılamayacağı yolundaki düzenleme ve yukarıda açıklanan 6100 Sayılı HMK' nun 189/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla, hukuka aykırı (yaratılmış veya elde edilmiş) delillerin hiçbir şekilde ispat aracı olarak kullanımı artık mümkün değildir. Bir delilin mahkemece kabul edilmesi için, o delilin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesi şarttır. Yasak delilin kapsamına hukuka aykırı bir şekilde yaratılan deliller ile hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen deliller girdiğinden artık bu kapsamda kabul edilen deliller hiç bir şekilde hukuka uygun ve meşru bir delil olarak kabulü olanaklı değildir. Anılan ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2012 tarihli ve 2011/2-703 E-70 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut olayda, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinden; nafaka alacaklısı olan davalının, tanık olarak dinlenen şarkıcı …'a ait şarkının klip çekimi nedeniyle Erhan Karadaş isimli oyuncu ile birlikte yer aldığı çekim görüntülerinin, (klibin yayınlanmasından vazgeçilmesi üzerine) davacı nafaka yükümlüsü tarafından hukuka aykırı olarak elde edildiği sabittir. Diğer taraftan, hukuka aykırı olarak elde edilen klip görüntülerinin, paylaşımlarının yapıldığı sosyal medya hesaplarının kendisine ait olduğu hususu da davalı tarafından kabul edilmediği gibi, davacı taraf sosyal medya hesaplarının (Facebook/WhatsApp) ve bu hesaplardaki paylaşımlarında davalı tarafından yapıldığı hususunu da ispatlayamamıştır. ./.. -4- Ayrıca, sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, ancak hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında (facebook/WhatsApp) bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu düşünülebilecektir. Diğer bir anlatımla, sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK'nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece; davacı nafaka yükümlüsü tarafından sunulan delillerin bir bölümünün hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduğu, diğer delillerin ise hukuka aykırı bir şekilde yaratılmış olduğu gözetilerek, dosya kapsamındaki diğer delillerle de ispat edilemeyen nafakanın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. 2- Birleşen davaya yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; Nafaka alacaklısı davacı, birleşen davada; boşanma davasında hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının aradan geçen süreç içerisinde yetersiz hale geldiğini ileri sürerek, nafakanın artırılmasını istemiştir. Bu durumda, mahkemece; birleşen davada taraflarca bildirilen delillerin usulünce toplanması ve ulaşılacak sonuca göre istem hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile birleşen davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı-davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Sosyal medya ve mesajlaşma ortamlarında yapılan paylaşımlar, kural olarak yalnızca hesap sahibi veya aynı paylaşım ortamında bulunan kişilerce delil olarak sunulabilir. Kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, izni ve muvafakati olmaksızın temin edilen paylaşımlar veya sahte profil oluşturularak elde edilen veriler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında hukuka aykırı delil teşkil eder. Bu tür yöntemlerle elde edilen yazışmalar yargılamada hükme esas alınamaz.

İşçilerin WhatsApp Grubu Kurması ve Kişisel Verilerin Korunması

İş akışını bozmadığı ve çalışmaları etkilemediği sürece işçilerin kendi aralarında bir grup kurarak iletişim içinde bulunmaları yasak değildir. WhatsApp sisteminin kendi içinde korunan ve üçüncü kişilere kapalı bir nitelik taşıması nedeniyle işçilerin bu kapsamdaki yazışmalarının kişisel veri olarak korunması esastır. Gizlilik içeren kişisel veri niteliğindeki bu iletilerin nasıl temin edildiği anlaşılamıyorsa, salt bu yazışmalara dayanılarak iş sözleşmesinin feshedilmesi haksızdır. Böyle bir fesihte işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü gerekir.

İşveren, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 399. maddesi gereğince işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve özel talimatlar verebilir. İşçiler ise bu düzenleme ve talimatlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uymakla yükümlüdür. İşverenin yönetim yetkisi, işçilerin iş akışını aksatmayan ve kapalı devre yürüttükleri kişisel haberleşmelerinin gizliliğini ortadan kaldırmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 399Kaynağı aç
MADDE 399- İşveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimat verebilir. İşçiler, bunlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar. VI. İşçinin sorumluluğu

Feshin Geçerli Sebebe Dayandırılması ve İspat Yükü

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi ise feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İşveren feshin geçerliliğini kanıtlarken öncelikle fesih işlemini yazılı yapmak, belli durumlarda işçinin savunmasını almak ve fesih gerekçesini açık ve somut biçimde belirtmek gibi biçimsel koşulları yerine getirmelidir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/14638, K. 2018/2329Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/14638 E.  ,  2018/2329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :MAHKEMESİ 29. HUKUK DAİRESİ DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı ve davalı avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddine, davacı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalıya ait işyerinde “Kıdemli Yazılım Geliştirme Mühendisi” unvanını kısa sürede edinerek, çok başarılı bir şekilde çalışmakta iken iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin cinsel tacizle suçlandığını, bu iddianın müvekkilinin hayatını ve kariyerini karartacak bir iddia olduğunu, işverenin bunu ispatlaması gerektiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız nedenle feshedildiği iddiasıyla, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında davacının dava dilekçesinde davalı gösterilen…. Bilişim Teknolojileri Ticaret A.Ş. Nin işçisi olmayıp, işverenin … A.Ş. olduğunun tespiti üzerine dava HMK. Nun 124. Maddesi uyarınca doğru hasım olan … A.Ş. ne yöneltilmiştir. B) Davalı … A.Ş. Vekilinin Cevabının Özeti: Davalı davacının iş akdinin mesleki yetersizliği nedeniyle değil, banka çalışanlarının taşıdığı ve taşıması gereken üslüp, nezaket ve bir işyerinde olması beklenen asgari düzeydeki çalışanlar arası saygı duyma özelliklerine sahip olmaması nedeniyle feshedildiğini, davacının bu tavırlarının bulunulan ortamın iş barışını düzenini bozduğunu, davacının bir çok kez uyarılmasına rağmen bu tür davranışlarına devam ettiğini iş akdinin haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece davacının amiri konumunda bulunan …. Hanımı iş düzenini ve disiplinini bozacak şekilde sürekli rahatsız ettiği, bu durumun cinsel taciz boyutuna varmamakla birlikte fesih haklı değil, geçerli kılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekili ile davalılardan … A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge adliye mahkemesince, davacının amiri konumunda bulunan … Hanımı iş düzenini ve disiplinini bozacak şekilde sürekli rahatsız ettiği, bu durumun cinsel taciz boyutuna varmamakla birlikte fesih haklı değil, geçerli kılacağı ,davacının amiri … hanıma yönelik davranışlarının cinsel taciz boyutuna varmadığından feshin haklı nedene dayanmadığı yönünde mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacının özlük dosyasında feshe konu olay haricinde davacı aleyhine düzenlenmiş herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 03/02/2016 havale tarihli dilekçe ekinde bulunan 11 sayfadan ibaret whatsapp mesaj çıktılarının incelenmesinden davacı ile amiri … arasında ast üst ilişkisinden ziyade bir arkadaşlık ilişkisi olduğu, dolayısıyla davacının davalının e-mail'ine gönderdiği yazışmalarının amirine gönderilmiş iş düzenini ve disiplinini bozacak şekilde davranışlar kapsamında değerlendirilmesi halinde davacının amiri….'in whatsapp'tan davacıya gönderdiği yazışmaların değerlendirilmemesinin 4857 sayılı yasanın 5. maddesinde düzenlenen eşit davranma ilkesine aykırı olduğu , davacının çalışma süresine göre davacı ile iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği düzeyde olmadığı , feshin geçerli nedene de dayanmadığı kabul edilerek ,davalı işverence feshin geçerli ya da haklı nedene dayandığı iddiası ispat edilemediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine ve Davalı … A.Ş. işyerindeki işine iadesine, işe başlatmama tazminatının 4 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir. F) Temyiz başvurusu : Kararı yasal süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir. G) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/II.c.1 maddesinde açıkça, feshin geçerli nedenlere dayandığının ispat yükü davalı işverene verilmiştir. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu kanıtlayacaktır. Buna göre fesih işlemini yazılı yapmış olması, belli durumlarda işçinin savunmasını istediğini belgelemesi, yazılı fesih işleminin içeriğinde dayandığı fesih sebeplerini somut ve açık olarak göstermiş olması gerekir. İşverenin biçimsel koşulları yerine getirdiği anlaşıldıktan sonra, içerik yönünden fesih nedenlerinin geçerli (veya haklı) olduğunun kanıtlanması aşamasına geçilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması olasılığından kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez. İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir. Özellikle işçinin davranışı işyerinde olumsuzluklara yol açmış ise feshin son çare olarak bakılması işverenden beklenmemelidir. İspat yükü kendisinde olan işveren, geçerli ve haklı nedende davacının davranışının veya yetersizliğinin işyerinde olumsuzluklara yol açtığını ve iş ilişkisinin çekilmez hal aldığını da ispat etmelidir. Dosya içeriğinde davacıyla amiri …’nın mail ve whatsapp yazışmalarının sunulduğu, bu yazışmalardan davacı ve … arasındaki konuşmalarda üslubun ve içeriğin ast üst ilişkisini ihlal eder nitelikte olduğu, tarafların da kabulünde olduğu üzere davacının sürekli kendisine iş verilmediği veya işyerinde şikayetlerine cevap verilmediği gibi konularda şikayetçi olduğu, amirine çalışma düzenini bozacak sıklıkta şikayet içeren mailler yazdığı, davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve işin yürütümüne engel olduğu, iş ilişkisinin işveren açısından çekilmez hal aldığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshi davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi gerekirken hatalı gerekçe ile kabulü hatalıdır. Ayrıca dava dilekçesinde aleyhine dava açılan, ancak doğru bir şekilde HMK. nın 124. maddesinin uygulanması sonucunda dava dışı bırakılması gerekirken bu konuda bir ara kararı yada hüküm oluşturulmayan ve karar başlığında davalı olarak gösterilen… Bilişim Teknolojileri Ticaret A.Ş. hakkında bir karar verilmemesi de hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1- …. Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi' nin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- HMK. nın 124. maddesinin uygulanması sonucunda dava dışı bırakılması gereken ve karar başlığında davalı olarak gösterilen… Bilişim Teknolojileri Ticaret A.Ş. hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3- Davacının davalı … A.Ş. aleyhine açtığı davanın REDDİNE, 4- Alınması gereken 35,90 TL. karar harcından davacının yatırdığı 31,40 TL. peşin harcın mahsubu ile 4,50 TL. bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalıların yaptığı 260,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalı … A.Ş. iadesine, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi' ne gönderilmesine, Kesin olarak 12.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi,
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen nedenin geçerli olmadığı iddiasında bulunan çalışan, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde işe iade istemiyle arabuluculuğa başvurmalıdır. Arabuluculuk müzakerelerinde uzlaşmaya varılamaması durumunda, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süre zarfında iş mahkemesinde dava açılması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca, iş sözleşmesinin haklı fesih nedenlerine dayanılarak sona erdirildiği hallerde de işçi, feshin anılan maddede gösterilen sebeplere uygun bulunmadığı gerekçesiyle aynı yasal güvenceler çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebepleri kural olarak işçinin kusurlu bir davranışının varlığını şart koşar. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı hareket etmesi ve bu durumun iş ilişkisini olumsuz yönde etkilemesi hâlinde geçerli fesih söz konusu olur. Bu nedenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde sayılan derhal fesih ağırlığında olmasa dahi, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkiliyorsa ve iş ilişkisinin sürdürülmesi makul ölçülerde beklenemiyorsa feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2019/7066, K. 2020/357Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2019/7066 E.  ,  2020/357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 30. HUKUK DAİRESİ MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi; Davalı istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İstanbul 4.Mahkemesi'nin 25/05/2016 tarihli 2016/650 Esas ve 2017294 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı işyerinde satış danışmanı olarak 06/09/2014 – 10/05/2016 tarihleri arasında çalıştığını ve haksız olarak işten çıkarıldığını iddia ederek davacının işe iadesini ve işe iadeye bağlı olarak verilen hak ve tazminatların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 06/09/2014-10/05/2016 tarihleri arasında çalıştığını, mağaza yöneticisi tarafından kurulan whatsapp grubuna 04/05/2016 tarihinde sinkaflı, küfürlü mesaj attığını bu mesajın şirket itibarını zedelediğini ve akdin bu nedenle haklı olarak fesih edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece,toplanan kayıtlara dayanılarak whatsapp grubunun kurucusu … hanımın gruptan ayrılmasına ve 3 kişinin gruptan çıkarılmasını sebep olan yazışmalar ibraz edilmediği,grubun kurucusu olan … hanımın gruptan ayrılmasına ve hatta grubu kapatmasına sebep olan kişiler ve paylaşımlarının davacıyı bu noktaya getirdiği düşünüldüğünde eşit davranma borcuna uygun hareket edilip edilmediğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davacının yaptığı paylaşımda herhangi bir kişiyi kastetmediği,whatsapp grubunun kapalı bir grup olup aleniyet olmadığını, bu paylaşımın şirket itibarını ne sebep ile zedelediğinin anlaşılamadığı,bir an için bu tür paylaşımlara şirket politikası olarak izin verilmediği düşünülse bile ölçülülük ilkesinin unutulmaması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D)İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E)İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf başvurusunda; ilk derece mahkemesi tarafından delillerin toplanmadığı, bildirilen tanıklarının dinlenilmediği, ve eksik incelemeye istinaden karar verildiğini, whatshapp yazışmalarının aleni olduğunu, hakaret içerikli mesajın fesih sebebi olduğunu, küfrün aleni olduğunu, mağazada çalışan tüm personelin dahil olduğu şirket tarafından kurulmuş resmi mesajlaşma grubuna gönderildiği, ilk derece mahkemesi tarafından verilen küfürün aleni olmadığı kararının hatalı olduğunu, beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektiğini belirtmiştir. F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davacının whatsapp grubuna 04/05/2016 tarihinde sinkaflı, küfür içerikli attığı mesajın Yargıtay 9 Hukuk Dairesinin 09/02/2017 tarih 2016/3776 Esas-2017/1428 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği kullanılan sözcüklerin kararda dahi yazılmayacak düzeyde açıkça küfür niteliğinde olduğu feshin süresinde ve haklı olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebebinin yerinde olduğu, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte, kanunun olaya uygulanmasında ilk derece mahkemesince hata edildiği anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. G)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur. H)Gerekçe: İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, Anayasanın 25 ve 26’ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarf ettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir(Dairemizin 26.05.2008 gün ve 2007/37481 Esas, 2008/12505 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta; davacının iş sözleşmesi diğer çalışanlarında olduğu whatsapp grubunda karara dahi yazılamayacak nitelikte, mesaj atması sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d maddesi uyarınca feshedilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile taraf tanık anlatımları değerlendirildiğinde davacının bir kısım işçilerin oluşturduğu whatsapp grubunda sinkaflı bir mesaj attığı sabittir. Ancak dosya kapsamından bu mesajın kime yönelik atıldığı tam olarak belirlenemediği için davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanmadığı ortadadır. Fesih haklı nedene dayanmasa da davacının davranışlarının işyerinde olumsuzluğa yol açtığı ve yapılan feshin haklı olmasa da geçerli nedene dayandığı anlaşıldığından, davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle reddi hatalı olup İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. I) Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- Fesih geçerli nedene dayandığından davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 54,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 25,20 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 133,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 3.400,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Kesin olarak 15.01.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 370. maddesi uyarınca onanması görüşünde olduğumdan Dairemiz sayın çoğunluğunun bozma kararına katılamıyorum. 15/01/2020

WhatsApp yazışmalarının çalışan aleyhine fesih gerekçesi yapılabilmesi için yalnızca hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması yetmez. Ahlak, iyi niyet ve nezaket kuralları ile bağdaşmayan ifadelerin aynı zamanda iş akışını aksatması veya işyerinde olumsuzluklara yol açması aranır. İşçi ile amiri arasındaki WhatsApp ve e-posta yazışmalarında kullanılan üslup ve içeriğin ast-üst ilişkisini ihlal etmesi, amire çalışma düzenini bozacak sıklıkta şikâyet iletilmesi ve bu durumun işin yürütümüne engel oluşturması geçerli fesih gerekçesi sayılmaktadır.

Hakaret, Sataşma ve Mesajın Yöneldiği Kişinin Belirsizliği

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (d) bentleri kapsamında, işçinin işverene veya aile üyelerine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi, asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması ya da işverene, aile üyelerine yahut başka bir işçiye sataşması haklı fesih sebepleri arasında düzenlenmiştir. Bu nitelikteki eylemleri gerçekleştiren işçi düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz.

Sataşma niteliğinde bulunmayan ancak iş arkadaşlarıyla sürekli ve gereksiz tartışmaya girişmek ya da geçimsizlik göstermek geçerli fesih sebebi oluşturur. Ayrıca işveren temsilcisine yönelik haklı fesih ağırlığında olmayan aleyhe sözler ile işverenin yakını ya da ortağı olan kişilere yönelik hakaret veya asılsız isnatlar da çalışma düzenini bozuyorsa geçerli fesih nedeni olarak değerlendirilir.

Çalışanların bulunduğu WhatsApp grubunda küfürlü veya sinkaflı bir mesaj paylaşıldığı bilgi, belge ve tanık anlatımlarıyla kanıtlanmış olsa dahi, bu iletinin kime yöneldiği tam olarak belirlenemiyorsa iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi kabul edilmez. Ancak bu durum grubun kapalı olması nedeniyle eylemin sonuçsuz kaldığı anlamına gelmez. Muhatabı belirlenemeyen hakaret içerikli mesajların işyerinde olumsuzluğa yol açtığı sabit olduğunda, yapılan fesih haklı nedene dayanmasa da geçerli nedene dayalı sayılır.

İşçilerin kendi aralarında kurduğu WhatsApp grubundaki mesajlar delil olur mu?

WhatsApp sistemi kapalı ve korunan bir nitelik taşıdığından mesajlar kişisel veri sayılır; nasıl elde edildiği kanıtlanamayan veya rıza dışı ele geçirilen yazışmalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189 uyarınca hukuka aykırı delil teşkil eder ve ispatta dikkate alınamaz.

WhatsApp mesajları sebebiyle işten çıkarmada feshin geçerliliğini kim ispatlar?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca feshin geçerli bir sebebe dayandığını ve feshin yazılı yapılması gibi usul şartlarına uyulduğunu ispatlama yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin başka bir nedene dayandığını ileri sürerse bunu kendisi ispatlar.

Grupta paylaşılan muhatabı belirsiz küfürlü mesaj haklı fesih sebebi midir?

Grupta yazılan küfürlü iletinin kime yöneldiği tam olarak saptanamıyorsa 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 kapsamında haklı fesih oluşmaz; ancak davranış işyerinde olumsuzluk yaratmışsa feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu