Boşanma Davası Süreci Nasıl İşler?

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanma Davası Süreci Nasıl İşler?

Boşanma davası, görevli ve yetkili aile mahkemesine verilen dava dilekçesiyle açılır. Yargılama, dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat ve hüküm aşamalarından oluşur. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması boşanma sebebi olabilir; evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi ayrı koşullara tabidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Mahkemeye başvuru

Dava, görevli ve yetkili aile mahkemesine verilecek dava dilekçesiyle açılır. Aile mahkemesinin bulunmadığı durumlarda asliye hukuk mahkemesine başvurulabilir; bu hâlde dilekçede davanın aile mahkemesi sıfatıyla açıldığının belirtilmesi önem taşır. Eşler, son altı ay içinde ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesine başvurur; ancak yetkiyi düzenleyen kanun maddesi bu bilgiyle birlikte kaynaklarda gösterilmemiştir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması

Türk Medeni Kanunu m. 166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı bulunur. Bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmaması hâlinde boşanmaya karar verilebilir.

Türk Medeni Kanunu m. 166/4, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesini ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesini ayrıca ele alır. Bu sürenin sonunda ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Dava dilekçesinin içeriği

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119 uyarınca dava dilekçesinde mahkemenin adı; davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri; davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri bulunur. Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda dava konusunun değeri, iddianın dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, her vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler ve açık talep sonucu da yazılır. Dilekçede davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası yer alır. Ekler arasında nüfus ve evlenme kayıt örnekleri, varsa çocukların kayıtları, delil niteliğindeki belgeler ve avukatla takip ediliyorsa vekaletname sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 119Kaynağı aç
MADDE 119- (1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır. Harç ve gider avansının ödenmesi[10][11]

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/2, birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususlar eksikse hâkimin davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre vermesini öngörür. Bu süre içinde eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.

Dilekçelerden hükme kadar aşamalar

Dilekçeler teatisi, tarafların karşılıklı iki tur yazılı beyanından oluşur. Ön incelemede ilk itirazlar ve dava şartları kontrol edilir. Tahkikatta deliller toplanır ve tanıklar dinlenir. Bu aşamaların ardından hüküm aşamasına geçilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 141, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebileceğini ya da değiştirebileceğini düzenler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra bu genişletme yahut değiştirme imkânı kapanır; ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
MADDE 141- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Süreler hakkında karar

Birlikte başvuru ve kabul

Türk Medeni Kanunu m. 166/3, evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını düzenler. Boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur; bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Tarafların boşanma ve sonuçları üzerinde protokolle mutabakata varması gerekir. Bu sonuçlar velayet, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat ve mal paylaşımını kapsar. Taraflar iradelerini duruşmada hâkim huzurunda bizzat açıklar. Protokolün açık, uygulanabilir ve çocuk düzenlemelerini net biçimde içermesi şarttır. Hâkim, protokolü hukuka ve özellikle çocuğun üstün yararına uygun bulursa kararı verir.

Çocukla ilişki ve velayet

Türk Medeni Kanunu m. 182/1 uyarınca mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler. Çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının düşüncesi de alınır. Mahkeme bundan sonra ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Aynı maddeye 2021 yılında eklenen fıkra uyarınca, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceği ihtar edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi

Türk Medeni Kanunu m. 182/3 uyarınca, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur; bu eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Velayette çocuğun üstün yararının esas olduğu kabul edilmektedir. Gerek görülürse geçici velayet ve görüş günlerini içeren kişisel ilişki tahkikat boyunca düzenlenebilir.

Türk Medeni Kanunu m. 182/4, hâkimin istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen çocuk bakım ve eğitim giderlerinin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceğini öngörür.

Nafaka türleri

Boşanma yargılamasında tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası farklı işlevlere sahip üç ayrı nafaka türü olarak karşımıza çıkar. Tedbir nafakası dava süresince eşlerin geçimine yönelik geçici destek sağlar; yoksulluk nafakası boşanma sonrasında yoksulluğu önlemeye, iştirak nafakası ise çocuğun giderlerine katılmaya yöneliktir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık

Türk Medeni Kanunu m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Kusurun boşanma sonuçlarına etkisi

Türk Medeni Kanunu m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda para ödenmesini isteyebilir. Kusur hem tazminat hem de yoksulluk nafakası taleplerinde belirleyici bir unsur olarak işlev görür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Delillerin elde edilmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen delil, bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Zina sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için de davalı eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesinin ya da cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan bir durum içine girdiğinin usul ve yasaya uygun elde edilmiş delillerle kanıtlanması gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2519, K. 2023/5205Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/2519 E.  ,  2023/5205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1296 E., 2022/1911 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : … 7. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/1353 E., 2021/892 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'ilerine karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; kadının erkeğin tabletinde…isimli bir kadının ve ismi belli olmayan birçok farklı kadının fotoğraflarını, whatsapp yazışmalarını ve banka havale dekontlarını gördüğünü, bunu erkeğe sorduğunda…isimli kadının geçmişte kaldığını, ayrıldıklarını söylediğini,…isimli kadının kadına instagramdan mesaj göndererek kocasını başından almasını, erkeğin kendi evinden çıkmadığını, kadını boşamayı düşündüğünü söylediğini, kadın mesajları erkeğe gösterdiğinde erkeğin bu kadının takıntılı ve sorunlu bir kadın olduğunu söylediğini, kadını baskı altına aldığını, işi bırakmasını ve evde oturmasını istediğini, kadının 2019 yılı başında işinden ayrıldığını, kadının elindeki para ve altınlar bitince erkeğin kadına ilgisinin de bittiğini, sonraki zamanda…isimli kadınla erkeğin ilişkisinin devam ettiğini ve evliliğinin başından itibaren erkeğin aldattığını öğrendiğini, arabanın bagajında bulduğu telefon kayıtlarının bu aldatmaya ilişkin deliller içerdiğini iddia ederek davanın kabulüne, tarafların zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına yıllık TEFE/ÜFE oranında arttırılmak üzere aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile kadın yararına 100.000,00 TL maddî 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dileksinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, erkeğin…isimli kadın ile bekarlık döneminde tanıştığını, zina iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki bilgi ve belgeler, resimler ve CD, tanık anlatımlarına göre, davalı erkek eşin başka bir kadınla cinsel birliktelik yaşadığı, bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile zina hukuksal nedeniyle tarafların boşanmalarına, zina nedeniyle boşanma davası kabul edildiğinden evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, kadın yararına her yıl ÜFE oranında arttırılmak üzere aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile kadın yararına 30.000,00 TL maddî ve 40.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen nafaka ve tazminatların az olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının nafaka ve tazminatların miktarı yönünden kaldırılarak, talepleri gibi karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kadın tarafından dosyaya sunulan fotoğraf ve videoların evlilik birliğinin kurulmasından önceki döneme ait olduğunu, öte yandan video ve görüntülerin hukuka aykırı yolla elde edildiğini, kadın lehine nafaka ve tazminat koşullarının oluşmadığını, hükmedilen miktarların fazla olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı erkeğe yüklenen kusurlu davranışın gerçekleştiği, zina iddiasının ispatlandığı anlaşılmakla, kadının davasının kabulü ile zina hukuksal nedeniyle boşanmaya karar verilmesinde, tedbir nafakasına hükmedilmesinde ve miktarında, davacı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde ve miktarında, boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü ve beklenen menfaatlerin kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, maddî tazminat takdir edilmesinde ve takdir edilen tazminatın miktarında, kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına manevî tazminat takdir edilmesinde ve takdir edilen tazminatın miktarında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esas yönünden reddine dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen nafaka ve tazminatların az olduğunu belirterek hükmün miktarlar yönünden bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. 2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kadın tarafından dosyaya sunulan fotoğraf ve videoların evlilik birliğinin kurulmasından önceki döneme ait olduğunu, öte yandan video ve görüntülerin hukuka aykırı yolla elde edildiğini, kadın lehine takdir edilen nafakaların ve tazminatların koşullarının oluşmadığını, hükmedilen miktarların fazla olduğunu belirterek hükmün tamamı yönünden bozulması talebiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davacı kadın vekilinin açtığı zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davalarında; erkeğin zinasının hukuka uygun delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkân vermeyecek derecede geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik varsa kusurun kimden kaynaklandığı, kadın yararına maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk-tedbir nafakası şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise tazminat ve nafaka miktarlarının yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 189 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 inci maddesi, 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu`nun 50 ve 51 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Kanun'un 189 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince hukuka aykırı olarak elde edilen delil bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Zina sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için; davalı eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesinin veya cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan bir durum içine girdiğinin usul ve yasaya uygun elde edilmiş delillerle kanıtlanması gereklidir. 2. Mahkemece, erkeğin zina eylemini gerçekleştirdiği kabul edilerek tarafların zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş olup zina vakıasının ispatlandığına ilişkin dayanak delil olarak da, kadın tarafından erkeğin arabasının bagajında bulunan telefondan izinsiz olarak alınan videolar ve fotoğraflar ile kadının, erkeğin sevgilisi olduğu iddia edilen…isimli kadınla mesajlaşmaları gösterilmiştir. 3.Video kayıtlarının ve fotoğrafların davacı kadın tarafından davalı erkeğin "Özel hayatının gizliliği" ihlal edilmek suretiyle hukuka aykırı yolla elde edildiği açık olup, hükme esas alınamaz. Bununla birlikte; davacı kadın tarafından erkeğin sevgilisi olduğu iddia edilen…isimli kadınla yapılan mesajlaşma kayıtları; zinanın ispatı için yeterli ve inandırıcı olmadığı gibi başkaca delille de desteklenmediğinden zina hukuksal nedenine dayalı davanın reddine karar verilerek, diğer talep olan; evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı boşanma davası yönünden tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller her birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı erkeğe iadesine, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacı kadına yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Gizlice yapılan ses ve görüntü kayıtlarının delil niteliği, kaydın nasıl elde edildiğine göre değerlendirilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2012/32135, K. 2013/16483 sayılı kararında bu konuya ilişkin bir çerçeve ortaya konmuştur: kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda, kendisine veya aile birliğine yönelen haksız bir saldırıyı önlemek amacıyla kaybolma ihtimali bulunan kanıtları güvence altına almak için yapılan kayıtların hukuka uygun delil kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Belirtilen koşulların dışında kalan hukuka aykırı delillerin ise kullanılamayacağı vurgulanmıştır. Bu kararın ceza yargılaması bağlamında verildiği ve hukuk davalarına uygulanabilirliğinin ayrıca değerlendirilmesi gereken bir mesele olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/32135, K. 2013/16483Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2012/32135 E.  ,  2013/16483 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Hakaret, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Hakaret suçundan: Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan: 5237 sayılı TCK'nın 133/3-1.cümlesi, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Hakaret suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan; kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafileri ve katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: A) Sanığın hakaret suçundan beraatine ilişkin hükme yönelik katılanın temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya kapsamına göre; sanığın, katılanın müvekkili olan tanık …'ı telefonla arayarak, “senin salak avukatını konuşturdum, senin davanı satıyor” şeklinde sözlerle katılan avukata hakaret ettiğinin iddia edildiği olayda, gizlice yapılan ses ve görüntü kayıtlarının, yalnızca ve koşulları oluştuğunda, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacına dayalı olarak hukuka uygun delil kabul edilebileceği, belirtilen istisnanın dışında, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin suçun kanıtlanmasında kullanılamayacağı anlaşılmakla, yapılan yargılama sonunda, tanık … tarafından kaydedilen iddiaya konu telefon görüşmesini içerir CD'nin, hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olması ve sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamaması nedeniyle, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, B) Sanığın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiileri ve katılanın temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın müvekkili olan tanık … tarafından davalı Sidre aleyhine Samsun 1. Aile Mahkemesine boşanma davası açıldığı, davalının arkadaşı olan sanığın, boşanma davasının yargılamasına devam edildiği aşamada, katılanı telefonla arayarak, kendisini, tanık … ile duygusal boyutta ilişkisi olduğu ileri sürülen…isimli bayan gibi tanıtıp, katılan avukata müvekkilinin bu ilişkisi ve dava süreci ile ilgili sorular sorarak, katılanın konuya ilişikin verdiği cevapları ve aralarında geçen konuşmaları cep telefonunun ses kaydetme fonksiyonunu kullanarak gizlice kaydettiği, ardından bu telefon görüşmesini içerir CD'yi, katılanın bilgisi ve rızası dışında, boşanma davasının davalı tarafına vermek suretiyle kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği sabit görülerek, sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, dosya içerisinde, katılanla telefon görüşmesi yapan ve iddiaya konu CD'yi hazırlayıp, davalı tarafa verenin sanık olduğu konusunda, hukuka uygun, gerçekçi, akılcı, olayı temsil edici, kanıtlayıcı, mutlak surette her türlü kuşkuyu gidermeye yeter düzeyde delil bulunmamaktadır. Dosyadaki deliller incelendiğinde; sanık aşamalarda hakkında ileri sürülen iddiaların tamamen asılsız olduğunu, boşanma davasının reddedilmesi nedeniyle, katılan ve müvekkilinin, karara etki ettiğini düşündükleri, aralarında kendisinin de bulunduğu davalı tanıklarına karşı olumsuz davranışlar sergilemeye başladıklarını, katılanın müvekkili olan tanık …'ı bir başka kadından dolayı yuvasını dağıtmaması için tavsiyelerde bulunmak amacıyla telefonla aradığını; ancak, katılanı tanımadığı gibi, onunla telefonda görüşüp konuşmaları kayda alanın kendisi olmadığını beyan etmiştir. Sanığın savunmasını doğrular mahiyette, boşanma davasında davlı konumunda bulunan Sidre tarafından dosyaya gönderilen 20.10.2009 tarihli yazılı dilekçede, ilgili ses kaydını tarafına ulaştıranın sanık olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, sanığın kullanımındaki cep telefonundan, katılanın kullanımındaki telefonların aranıp aranmadığını tespit için alınan HTS raporlarında, tarafların birbirlerini aradıklarına dair bir bilgiye rastlanılmamıştır. Katılan ise, sanığı tanımadığını, 20.08.2006 günü, kendisini cep telefonundan arayan bayanın…olduğuna inanarak, boşanma davasıyla ilgili bilgiler verdiğini, esasen 61 yaşında ve kalp hastası olup, kulakları ağır işittiği için gerçekten…ile konuştuğunu zannettiğini, belki de arayanın ses taklit becerisi olduğu için konuştuğu kişinin…olmadığını fark edemediğini, ne var ki müvekkili olan tanık … tarafından kaydedilen telefon görüşme içeriğinden, o gün kendisiyle telefonda görüşüp, konuşmaları gizlice kaydeden ve bu konuşmaları içerir CD'yi davalı tarafa verenin sanık olduğunu anladığını ifade etmiştir. Sanığı öncesinde tanımayan katılanın, yaşı, kendi beyanlarına yansıyan fiziksel rahatsızlıkları ve ses teşhis etmedeki yanılgılı tutumu karşısında, müvekkili olan tanık … tarafından kaydedilen telefon görüşme içeriğiyle kesin kanaata varan iddialarına itibar edilemez. Esasen, katılanın ifadelerine yansıdığı şekilde, karşıdaki kişinin ses taklit becerisi varsa, sanığa suç isnadında bulunmak isteyen bu kişi, pek tabi sanığın sesini taklit ederek katılanı yanıltabilir. Katılanın beyanında geçen, tanık … tarafından kaydedilen telefon görüşmesini içerir CD'nin, hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu dikkate alındığında, salt katılanın soyut beyanına dayalı olarak, boşanma davasına sunulan ses kaydını içerir CD'nin katılan tarafından oluşturulduğu sonucuna varılamaz. Bu noktada, mahkemece, katılanın konuşmalarının kaydedilmesi suretiyle oluşturulup, boşanma davasının görüldüğü dosyaya sunulan CD aslı temin edilip, kriminal inceleme yaptırılarak, görüşmedeki bayan sesinin sanığa ait olup olmadığının bilimsel olarak tespit edilmesi gerekirdi. Ancak; boşanma davasının görüldüğü Samsun 1. Aile Mahkemesi tarafından, Arşiv Hizmetleri Hakkında Genelge hükümleri gereğince, söz konusu dava dosyasının imha edildiğinin bildirilmesi karşısında, bu aşamada, böyle bir tespit yapılması da mümkün değildir. Görüldüğü üzere, mevcut deliller, iddiaya konu eylemi gerçekleştirenin sanık olduğunu, açık ve net olarak orataya koymamaktadır. Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” temel hukuk prensibi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılması için, suçun tereddüte yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi gerekir. Oluş şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı mahkum etmek, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm hayatın olağan akışına uygun düşmeyen, kuşkudan arınmamış, soyut katılan beyanına itibar edilemeyeceği nazara alınıp, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasından sanığın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34 ve 230. maddelerine aykırı olarak, dosyada mevcut delillerden hangilerine hangi sebeplerle itibar edilerek suçun sübut bulduğu sonucuna varıldığına dair açıklama içermeyecek biçimde, “sanığın bu eylemlerinin sabit olduğu” şeklinde, yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de: 1- İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/1. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmadığı, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği, Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/1-2. cümlesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında suç olarak tanımlandığı, bu madde kapsamında yer verilmeyen kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin, koşulları bulunduğu takdirde, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği, Görüldüğü üzere, kişilerin kendi tarafı oldukları konuşma ve haberleşme içeriklerini kaydetmeleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/1. maddesi ve 132/1-2. cümlesi kapsamında suç olarak düzenlenmediği gibi, konuşmada, kişiler arasında vasıta bulunmaksızın iletişim gerçekleştiği halde, haberleşmede, elverişli bir … sayesinde kişilerin iletişime geçtikleri; dolayısıyla, sanığın, katılanla telefon aracılığıyla yaptığı görüşmeyi gizlice kaydedip, bu kaydı içerir CD'yi, katılanın bilgisi ve rızası dışında, boşanma davasının davalı tarafına vermesi şeklinde kabul edilen eyleminin, taraflar arasındaki iletişimin telefon aracılığıyla gerçekleşmesi nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı ve sanığın kendi tarafı olduğu görüşme içeriğini kaydetmesi eyleminin aynı Kanunun 133/1. maddesinde suç olarak düzenlenmediği gözetilmeden, “Sanığın, üzerine atılı bulunan; kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları izinsiz olarak kayda alma (TCK'nun 133/1) ve kullanma (TCK'nun 133/3-1) suçlarını işlediği, sanığın eyleminin TCK'nun 133/1 ve yine TCK'nun 133/3-1 maddesinde yazılı suçları oluşturduğu ancak her iki suçun; TCK'nun 44. maddesine göre, fikri içtima halinde olduğu, buna göre sanığın, en ağır cezayı gerektiren suç olan TCK'nun 133/3-1. maddesine göre (kullanma suçundan) cezalandırılması gerektiği anlaşıldığından,” şeklindeki yasal olmayan gerekçelerle, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığın kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan yazılı şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 133/3. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 79 ve 80. maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/3. ve 133/3. maddelerinde yapılan değişikliğe göre, hapis cezalarının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafileri ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Mal rejimi ve paylaşım

Evlilik birliğinde kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır; evlilikte emekle edinilen değerler paylaşıma konu olurken miras, bağış ve evlilik öncesi mallar gibi kişisel mallar paylaşım dışında kalır. Mal paylaşımı çoğu durumda boşanma davasından ayrı bir dosyada yürütülür.

Kararın kesinleşmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 345/1 uyarınca istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır; bu süre ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Aynı hüküm, özel kanunlardaki farklı başvuru sürelerine ilişkin düzenlemeleri saklı tutmaktadır. Boşanma davalarına özgü farklı bir süre öngörülüp öngörülmediği bu hüküm kapsamında yer almamaktadır. Taraflar süresi içinde üst mahkemeye başvurmazsa karar kesinleştiğinde nüfus müdürlüğüne gidilerek tescil işlemi tamamlanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 345Kaynağı aç
MADDE 345- (1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır. İstinaf dilekçesinin reddi

Sık sorulan sorular

Anlaşmalı boşanma için evlilik ne kadar sürmüş olmalıdır?

Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 166/3, bu süre koşuluyla birlikte başvuruyu veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesini düzenler.

Dilekçedeki hangi eksiklik için bir hafta verilir?

Mahkeme adı, dava konusu ve değeri, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışındaki eksiklikler için bir haftalık kesin süre verilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/2 uyarınca süre içinde tamamlanmayan eksiklik hâlinde dava açılmamış sayılır.

Yoksulluk nafakasında kusur nasıl değerlendirilir?

İsteyen tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekir. Türk Medeni Kanunu m. 175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa diğer tarafın malî gücü oranında süresiz nafaka isteme imkânı tanır; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Velayet düzenlenirken neler dikkate alınır?

Çocuğun üstün yararı esastır. Türk Medeni Kanunu m. 182/1 uyarınca mahkeme olanak bulundukça ana ve babayı, çocuk vesayet altındaysa vasiyi ve vesayet makamını dinler. Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.

Dilekçeler bittikten sonra iddia değiştirilebilir mi?

Karşılıklı dilekçeler tamamlandıktan sonra kural olarak değiştirilemez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 141, bu aşamadan önce serbest değişikliği kabul eder; sonrasında ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati saklıdır.

Reddedilen boşanma davasından sonra yeniden istem mümkün müdür?

Ret kararının kesinleşmesinden bir yıl geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olması hâlinde mümkündür. Türk Medeni Kanunu m. 166/4, bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilmesini düzenler.

Boşanma davasında gizli ses kaydı delil olarak kabul edilir mi?

HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı elde edilen delil bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Gizli kayıtların hukuka uygunluğu her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Yargıtay, kişinin bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı, ani gelişen ve haksız bir saldırıya karşı yapılan kayıtların belirli koşullar altında hukuka uygun sayılabileceğini kabul etmiştir; bu çerçevenin dışında kalan kayıtlar delil olarak değerlendirilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu