Bölünmede Şirketlerin Sorumluluk Düzeni ve Birinci-İkinci Derece Ayrımı
Şirket bölünmeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 179. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticaret siciline tescil ile geçerlilik kazanır ve tescil anında envanterde yer alan bütün aktifler ile pasifler devralan şirketlere intikal eder. Bölünme onaylandığında yönetim organı tescil talebinde bulunur; kısmi bölünmede sermaye azaltımı gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliği de tescil ettirilir. Tam bölünme hâlinde ise devreden şirket ticaret siciline tescil ile kendiliğinden infisah eder. Bölünme sözleşmesi tescil ve ilan edildiği tarih itibarıyla hüküm ve sonuçlarını doğurur. Bu tarihten itibaren sözleşmeyle kendisine borç tahsis edilen devralan şirket borçtan birinci derecede sorumlu hâle gelir; bu borçlu alacaklıların alacağını ifa etmezse Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölünmeye katılan diğer şirketler ikinci derecede müteselsilen sorumlu olurlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/116, K. 2022/231Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2344, K. 2024/5677Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 179Kaynağı aç
Bölünme sözleşmesi veya planıyla kendisine borç devredilen şirket, aktif ve pasif gruplaştırmasında borç kendi malvarlığına geçtiği için borcu ödemekle yükümlü olan birinci derecedeki asıl muhataptır. Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesindeki sorumluluk sisteminde alacaklıların ikinci derecede sorumlu şirketlere müracaat edebilmesi için öncelikle borç kendisine tahsis edilen birinci derecede sorumlu şirkete başvurulması aranır. Birinci derecede sorumlu şirkete başvurulmadan ikinci derecede sorumlu şirketlere gidilemez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 176Kaynağı aç
İkinci Derecede Sorumluluğa Başvurmanın Kanuni Koşulları
Alacaklıların ikinci derecede sorumlu şirketleri takip edebilmesi Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesinin ikinci fıkrasında açık koşullara bağlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle alacağın teminat altına alınmamış olması zorunludur. Bununla birlikte birinci derecede sorumlu şirketin iflas etmiş olması, konkordato süresi almış bulunması veya aleyhine yapılan icra takibinde kesin aciz vesikası alınmasının şartlarının doğmuş olması gerekir. Bu kanuni haller gerçekleşmedikçe alacaklılar bölünmeye katılan diğer şirketlerin malvarlığına başvuramazlar.
İflas, konkordato ve aciz durumlarının yanı sıra takibin güçleşmesi veya imkânsızlaşması da sorumluluğun şartları arasında yer alır. Birinci derecede sorumlu şirketin merkezini yurt dışına taşıması ve Türkiye'de takip edilemez duruma gelmesi veya yurt dışındaki merkezinin yerini değiştirerek takibinin hukuken önemli derecede güçleşmesi hâlinde de ikinci derecedeki şirketlerin takibi mümkündür. Alacaklıların bölünme sürecindeki haklarının temini için Türk Ticaret Kanunu'nun 174. maddesinde ilan yükümlülüğü ve 175. maddesinde teminat güvencesi düzenlenmiştir.
Alacaklıların Korunması ve Teminat İsteme Şartları
Türk Ticaret Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasına göre bölünmeye katılan şirketler, kanuni ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde talepte bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almakla yükümlüdür. Ancak bu kural mutlak değildir; bölünme ile alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin ispat edilmesi hâlinde teminat altına alma yükümü ortadan kalkar. Ayrıca diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması durumunda bölünmeye katılan şirket, alacaklıya teminat göstermek yerine borcu ödemeyi tercih edebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 175Kaynağı aç
İkinci Derecede Sorumluluğun Kapsamı ve Zamanaşımı
Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesinde ikinci derecede sorumlu şirketler bakımından bir miktar sınırlaması öngörülmemiştir. Birinci derecedeki şirketin borcu ifa etmemesi ve kanuni takip şartlarının gerçekleşmesi hâlinde, ikinci derecede sorumlu şirketler kendilerine bölünmeyle tahsis edilen malvarlığıyla sınırlı olmaksızın tüm malvarlıklarıyla sorumlu olurlar. Sorumluluğun zaman bakımından kapsamı değerlendirildiğinde ise yasa metni bölünmeye katılan şirketin tahsis edilip edilmediğine bakılmaksızın herhangi bir borcunu ifa etmemesini lafzen kapsar görünse de kanunun amacı gereği sorumluluğun yalnızca bölünmeden önce doğan alacaklarla sınırlı olması gerektiği kabul edilmektedir.
Kanun'un 176. maddesinin gerekçesinde birinci derecede sorumlu şirketler açıklanırken devralan ifadesinin kullanılması sebebiyle birinci derecede sorumlu şirketin devreden şirket olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca anılan maddede ikinci derece sorumluluğa ilişkin özel bir süre getirilmemiştir. Bu nedenle bölünmeye katılan şirketlerin ikinci derecedeki müteselsil sorumluluğu, ilgili alacağın kendi hukuki niteliğine göre tabi olduğu genel zamanaşımına tabidir.
Tahsis Edilmeyen Malvarlığı ve Borçlarda Müteselsil Sorumluluk
Bölünme sözleşmesinde veya planında herhangi bir şirkete tahsis edilmemiş borçlar yönünden Türk Ticaret Kanunu'nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasında özel bir kural yer alır. Tam bölünmeye katılan şirketler, sözleşme veya plana göre herhangi bir kuruluşa tahsis edilmeyen borçlardan müteselsilen sorumludurlar. Bu hüküm, borcun belirli bir şirkete tahsis edildiği hallerdeki Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesinde öngörülen kademeli sorumluluk rejiminden ayrılır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 168Kaynağı aç
Bölünme sözleşmesinde veya planında tahsisi yapılmamış aktif malvarlığı unsurlarında ise Kanun'un 168. maddesinin birinci fıkrası uygulanır. Tam bölünmede tahsis edilmeyen malvarlığı konuları üzerinde devralan şirketler, kendilerine geçen net aktif malvarlığının oranına göre paylı mülkiyet sahibi olurlar; kısmi bölünmede ise bahse konu malvarlığı devreden şirkette kalır. Bu paylaşım kuralı Kanun'un 168. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kıyas yoluyla alacaklara ve maddi olmayan malvarlığı haklarına da tatbik edilir.
Yargılama Usulü, Temsilcide Hata ve Taraf Değişikliği
Bölünme sürecini bilmeyerek asıl borçlu yerine ikinci derecede sorumlu şirkete dava açılması yargısal uygulamada ele alınmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/116 Esas ve 2022/231 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davalı şirket ile dava dışı şirket arasındaki bölünme ve devralma sürecinin alacaklı tarafından bilinmemesi makul bir yanılgıdır ve hasımda yanılgı niteliğinde olmayıp temsilcide hata kabul edilir. Bu tür durumlarda mahkemece verilecek bir ara kararla durum açıklanmalı ve davanın birinci derecede sorumlu gerçek hasma yöneltilmesi için davacıya imkân tanınmalıdır.
Bunun yanında tam bölünmeyle infisah eden şirketlerin taraf olduğu uyuşmazlıklarda sorumluluğun dava aşamasında tespiti farklı değerlendirmelere konu olabilmektedir. Kural olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca borcun tahsis edildiği birinci derecede sorumlu şirkete başvurulmadan ve iflas ya da aciz gibi kanuni şartlar gerçekleşmeden ikinci derecedeki şirketlere müracaat edilemez. Buna karşılık Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/1949 Esas ve 2023/3710 Karar sayılı ilamında, bölünme planıyla borç belirli bir şirkete bırakılmış olsa dahi birinci derecede sorumlu şirketin borcu ifa etmemesi ihtimaline binaen diğer şirketlerin de ikinci derece sorumluluğunun doğabileceği gözetilerek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi gereğince taraf değişikliği yapılıp oluşan tüm şirketlerin davaya dahil edilmesi ve haklarında müteselsil tahsil hükmü kurulması kabul edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1949, K. 2023/3710Kaynağı aç
Bölünme Sonrası İcra Takibi ve Haciz İhbarnamelerinin Sınırları
Bölünmeye katılan şirketlere karşı icra takibi yürütülürken takip hukuku kuralları dikkate alınır. İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca taşınmazların haczi mümkün değildir; bir taşınmazın borçlunun borcu sebebiyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 102. maddesinde öngörülen usule göre tapu siciline haciz şerhi verilmesi zorunludur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/716, K. 2019/660Kaynağı aç
Haciz ihbarnamesine verilen cevapta borçluya teslim borcunun varlığı kabul edilip para borcu ikrar edilmemişse borç para borcu sayılarak üçüncü kişinin zimmetinde kabul edilemez ve üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilemez. Teslim borcunun satış bedelinin bildirilmiş olması da borcun para borcu olduğu şeklinde yorumlanamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/716 Esas ve 2019/660 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi gereğince haczedilemeyecek hak ve alacakların ihbarnameye konu edilmesi hâlinde üçüncü kişi birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olsa dahi borç zimmetinde sayılamaz ve yasal şartları taşımayan üçüncü haciz ihbarnamesinin iptali gerekir.
Alacaklı ikinci derecede sorumlu şirketi hangi şartlarda takip edebilir?
Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca ikinci derecede sorumlu şirketlerin takip edilebilmesi için alacağın teminat altına alınmamış olması ve birinci derecede sorumlu şirkete başvurulmasına rağmen alacağın ifa edilmemiş bulunması gerekir. Birinci derecede sorumlu şirkete başvurulmadan diğer şirkete başvurulamaz; ayrıca borçlu şirketin iflas etmiş olması, konkordato süresi alması, aleyhindeki icra takibinde kesin aciz vesikası şartlarının doğması veya merkezini yurt dışına taşıyarak takibi imkânsız yahut önemli derecede güç hâle getirmiş olması şarttır.
İkinci derecede sorumlu şirketin sorumluluğu bölünmeyle geçen malvarlığı ile sınırlı mıdır?
Hayır, sınırlı değildir. Türk Ticaret Kanunu'nun 176. maddesinde sorumluluk kapsamına ilişkin bir sınır yer almadığından, birinci derecede sorumlu şirketin borcu ifa etmemesi durumunda bölünmeye katılan diğer şirketler kendilerine intikal eden malvarlığı ile sınırlı kalmaksızın tüm malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olurlar.
Bölünme sürecinde alacaklılar ne kadar süre içinde teminat talep edebilir?
Türk Ticaret Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrası uyarınca alacaklılar, Kanun'un 174. maddesinde öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde teminat talebinde bulunabilirler. Ancak bölünmeyle alacakların tehlikeye düşmediğinin ispatı durumunda teminat yükümü kalkar veya diğer alacaklılar zarara uğramayacaksa şirket teminat yerine ödeme yapabilir.
Bölünme sonrası asıl borçlu yerine sehven diğer şirkete dava açılırsa ne yapılır?
Dava hasım yokluğundan hemen reddedilmez. Şirketler arasındaki bölünme sürecinin alacaklı tarafından bilinememesi temsilcide hata kabul edilir. Mahkemece verilecek ara kararla durum açıklanarak davanın birinci derecede sorumlu gerçek muhataba yöneltilmesi için davacıya imkân tanınır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

