Beraat Vekalet Ücreti Kesinleşmeden İcra Edilebilir Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Beraat Vekalet Ücreti Kesinleşmeden İcra Edilebilir Mi?

Ceza yargılamasında sanık hakkında hükmedilen beraat vekalet ücretinin icrası, ilamın tabi olduğu infaz kuralları çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen kesinleşme şartı mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olup, ilamın esasının infazı için kesinleşme aranmadığı hallerde fer'i nitelikteki vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de kesinleşmeden takibe konu edilebileceği yönünde kararlar bulunmakla birlikte, kanuni düzenleme doğrudan mahkûmiyet kararlarının infazını konu edinmektedir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/4622, K. 2021/9932Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2021/4622 E.  ,  2021/9932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; takip dayanağı ilamın anonim şirket ortaklığından çıkarılma ve ortaklık pay bedelinin ödenmesine ilişkin olduğunu, bu nevi ilamların ve ferilerinin kesinleşmeden icra takibine konulamayacağını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece; anonim şirketler TTK’na göre kurulmuş tüzel kişiler olduğundan verilen kararın tüzel kişi yönünden şahsın hukukuna ilişkin olduğu HMK’nun 350/2 maddesine göre kişiler hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulüne takibin iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. HMK. 367/1 maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir. Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.). Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 4.maddesi), Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar ( İİK 72. madde). Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar ( MÖHUK. 41/2 ), Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde), İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK28/1) kesinleşmeden takibe konu edilemezler. Takip konusu ilamın incelenmesinde Edremit 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/57 E. 2019/631 K. ve 03/12/2019 tarihli dosyada davacının … davalının Özbeyler Sağ.Özel Hastahane Medikal İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu, davacının talebinin şirketin feshi ya da tasfiyesi mümkün olmadığında ortaklıktan çıkarılma payının dağıtılması olduğu, ilamda davanın reddine, davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiği görülmüştür. Uyuşmazlık ticari şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve payda mülkiyet değişikliklerine ilişkin ilamların kesinleşmeden icra takibine konulup konulamayacağı hususunda toplanmaktadır. Gerek öğretide gerek Yargıtay uygulamalarında ilamların kesinleşmeden icraya konulması kural olup, keşinleşmeden icra takibi yapılamaması ise istisnadır. Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul edilen ticari şirketlere ilişkin ilamların kesinleşmeden takibe konu olmaması gerekçesi olarak HMK 367/2 fıkrası uyarınca kişiler hukukuna dayandırılmıştır. Bu uygulamada kişiler hukuku cümlesi geniş yorumlanarak tüzel kişilerin organlarına ilişkin verilen kararlar olup, bu sonucu da geniş yorum yapılarak ulaşılmıştır. Dairemizin bazı kararlarında da ticari şirketlere ilişkin ilamlarda sicil değişikliği yaptığı gerekçesiyle kesinleşme aranmıştır. Takibe dayanak ilama konu Türk Ticaret Kanununda sayılan ticaret şirketlerinden anonim şirkettir. Anonim şirketlerde ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay devri sicil kayıtlarında herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesi sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16/son maddesi gereği aranmıştır. Bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmü bulunmamaktadır. Anonim şirkette ortaklıktan çıkarılarak ortaklık payının dağıtılması kararının takibe konulabilmesi için kesinleşme şartı düzenlenmemiştir. Bu nedenle ilamın esasının kesinleşmesi şartı olmadığından, kesinleşmeden eda hükmü içeren fer'i niteliğindeki vekalet ücreti ve yargılama gideri alacağı infaz edilebilir, hükmün kesinleşmesi gerekmez. Yukarıda açıklanan gerekçelerde yer verildiği üzere, davaya konu ilamın kesinleşmeden takibe konulmasında yasaya uymayan bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. O halde, mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 19/02/2021 tarih ve 2020/1217 E.- 2021/479 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, … 10. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09/03/2020 tarih ve 2020/56 E. – 2020/187 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 09/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- (1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. İnfazın dayanakları ve kimin tarafından izleneceği

İlamların İcrasında Kesinleşme Kuralı ve Kanuni İstisnalar

Hukuk yargılamasında ilamların yerine getirilmesi için kural olarak kesinleşmiş olmaları zorunlu değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını durdurmaz; ilamların kesinleşmeden yerine getirilebilmesi asıl ilke olup kesinleşme zorunluluğu kanunda düzenlenen istisnalara tabidir. Benzer şekilde 6100 sayılı Kanun'un 350. maddesinin birinci fıkrası gereğince istinaf yoluna başvurulması da kararın icrasını durdurmamakta; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceği hükme bağlanmaktadır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği öngörülmüştür.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- (1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma

Kanunlarda ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı özel olarak düzenlenen diğer haller de bulunmaktadır. Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine dair kısımları, kira tespiti ilamları, menfi tespit davalarına ilişkin kararlar, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizine dair kararlar ve Sayıştay kararları da kesinleşmeden takibe konulamayacak ilamlar arasında yer almaktadır.

Ceza Hükümlerinde Mahkûmiyet ve Beraat Ayrımı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra verilecek hükümler beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2014/1709 Esas ve 2014/20923 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere beraat kararı verilmesine rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi kanuna aykırılık teşkil etmektedir. İnfaz rejimini düzenleyen 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağı düzenlenmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. (2) Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir. (3) Sanık hakkında; a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. (6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur. (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. (8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. (9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. (10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır. Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2014/1709, K. 2014/20923Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2014/1709 E.  ,  2014/20923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : İİK'nun 345/a maddesine muhalefet etmek HÜKÜM : Sanıkların beraatlerine Borçlu şirket hakkındaki takip kesinleşmeden şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, sonucu itibariyle beraat kararı doğru olduğundan şikayetçi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Beraate karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına, “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 245,00 TL maktu vekalet ücretinin şikayetçiden alınıp sanıklara verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.12.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

5275 sayılı Kanun'un 4. maddesinde mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağı belirtilmiş olup, yargı kararlarında mahkûmiyet hükmünün eklentisi niteliğindeki tazminat, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de asıl hüküm kesinleşmedikçe takibe konulamayacağı ifade edilmektedir. Buna karşılık, haksız tutuklama tazminatı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi mahkûmiyet içermeyen ceza mahkemesi kararlarına dayalı alacakların takibinde kesinleşme şartının aranmayacağı yönünde kararlar bulunmakta; 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki infaz engelinin mahkûmiyet dışındaki kararlara doğrudan teşmil edilemeyeceği belirtilmektedir.

Asıl Hüküm ile Fer'i Vekalet Ücreti Arasındaki Hukuki Bağ

İlamlarda yer alan vekâlet ücreti ve yargılama gideri gibi fer'i alacaklar, asıl hükmün tabi olduğu takip usulüne göre değerlendirilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/4622 Esas ve 2021/9932 Karar sayılı ilamında, ilamın esasının infazı için kesinleşme şartı aranmadığında, eda hükmü içeren fer'i nitelikteki vekâlet ücreti ve yargılama gideri alacağının da kesinleşme aranmaksızın infaz edilebileceği belirtilmiştir. Buna karşılık, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2012/30666 Esas ve 2014/6986 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere şahsın hukukuna ilişkin davalarda ilam bir bütün teşkil ettiğinden, asıl hüküm kesinleşmeden vekâlet ücreti takibe konulamaz. Beraat kararlarında ise kesinleşmeyi gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle fer'i nitelikteki vekâlet ücretinin asıl hükmün infaz usulü çerçevesinde kesinleşmeden takibe konulabileceği yönünde kararlar verilmiş olmakla birlikte, içtihadın bu genel çerçevesi her davanın kendi hukuki niteliği kapsamında değerlendirilmektedir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/30666, K. 2014/6986Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2012/30666 E.  ,  2014/6986 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : İİK.nun 345/a maddesine muhalefet etmek HÜKÜM : Sanıkların beraatine … 7. İcra Müdürlüğünün 2009/27680 esas sayılı dosyasındaki takibin dayanağı ilamın, haksız rekabetin önlenmesi ve marka hakkına tecavüze ilişkin olması ve bu ilamın şahsın hukuku kapsamda kalıp kesinleşmeden icraya konulamaması, ilamın bir bütün olup hüküm kesinleşmeden vekalet ücretinin de takibe konulamaması karşısında tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 10.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kanun Yolu Başvurusu ve İcranın Geri Bırakılması Usulü

6100 sayılı Kanun'un 350. maddesinin birinci fıkrası uyarınca istinaf yoluna başvurulması kural olarak kararın icrasını durdurmamakta; nafaka kararları haricinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun icranın geri bırakılmasına ilişkin 36. maddesi hükmü saklı tutulmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 36. maddesi gereğince ilama karşı kanun yoluna başvuran borçlunun teminat göstermesi halinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdürünce süre verilir. Borçlunun Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse olması durumunda ise teminat gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:
Beraat kararındaki vekalet ücreti kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Beraat kararının kesinleşmesi gereken mahkûmiyet hükümleri kapsamında yer almadığı ve asıl hükmün infazı için kesinleşme şartı bulunmadığında fer'i nitelikteki vekalet ücreti alacağının da kesinleşme aranmaksızın takibe konu edilebileceği yönünde yargı kararları mevcuttur.

Mahkûmiyet ilamındaki vekalet ücreti kesinleşmeden takibe konulabilir mi?

5275 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz; yargı kararlarında da mahkûmiyet kararının eklentisi niteliğindeki vekalet ücreti, tazminat ve yargılama giderlerinin asıl hüküm kesinleşmeden takibe konulamayacağı kabul edilmektedir.

İlamlı takiplere karşı icranın geri bırakılması nasıl talep edilir?

İlama karşı kanun yoluna başvuran borçlu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında teminat göstererek icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdüründen süre talep edebilir; borçlu Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse ise teminattan muaftır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu