Ceza yargılamasında sanık hakkında hükmedilen beraat vekalet ücretinin icrası, ilamın tabi olduğu infaz kuralları çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen kesinleşme şartı mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olup, ilamın esasının infazı için kesinleşme aranmadığı hallerde fer'i nitelikteki vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de kesinleşmeden takibe konu edilebileceği yönünde kararlar bulunmakla birlikte, kanuni düzenleme doğrudan mahkûmiyet kararlarının infazını konu edinmektedir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2021/4622, K. 2021/9932Kaynağı aç
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
İlamların İcrasında Kesinleşme Kuralı ve Kanuni İstisnalar
Hukuk yargılamasında ilamların yerine getirilmesi için kural olarak kesinleşmiş olmaları zorunlu değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz yoluna başvurulmuş olması kararın icrasını durdurmaz; ilamların kesinleşmeden yerine getirilebilmesi asıl ilke olup kesinleşme zorunluluğu kanunda düzenlenen istisnalara tabidir. Benzer şekilde 6100 sayılı Kanun'un 350. maddesinin birinci fıkrası gereğince istinaf yoluna başvurulması da kararın icrasını durdurmamakta; nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceği hükme bağlanmaktadır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği öngörülmüştür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 350Kaynağı aç
Kanunlarda ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı özel olarak düzenlenen diğer haller de bulunmaktadır. Mahkûmiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine dair kısımları, kira tespiti ilamları, menfi tespit davalarına ilişkin kararlar, yabancı mahkeme ilamlarının tenfizine dair kararlar ve Sayıştay kararları da kesinleşmeden takibe konulamayacak ilamlar arasında yer almaktadır.
Ceza Hükümlerinde Mahkûmiyet ve Beraat Ayrımı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra verilecek hükümler beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2014/1709 Esas ve 2014/20923 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere beraat kararı verilmesine rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi kanuna aykırılık teşkil etmektedir. İnfaz rejimini düzenleyen 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağı düzenlenmiştir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2014/1709, K. 2014/20923Kaynağı aç
5275 sayılı Kanun'un 4. maddesinde mahkûmiyet hükümlerinin kesinleşmedikçe infaz olunamayacağı belirtilmiş olup, yargı kararlarında mahkûmiyet hükmünün eklentisi niteliğindeki tazminat, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de asıl hüküm kesinleşmedikçe takibe konulamayacağı ifade edilmektedir. Buna karşılık, haksız tutuklama tazminatı veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi mahkûmiyet içermeyen ceza mahkemesi kararlarına dayalı alacakların takibinde kesinleşme şartının aranmayacağı yönünde kararlar bulunmakta; 5275 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki infaz engelinin mahkûmiyet dışındaki kararlara doğrudan teşmil edilemeyeceği belirtilmektedir.
Asıl Hüküm ile Fer'i Vekalet Ücreti Arasındaki Hukuki Bağ
İlamlarda yer alan vekâlet ücreti ve yargılama gideri gibi fer'i alacaklar, asıl hükmün tabi olduğu takip usulüne göre değerlendirilmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2021/4622 Esas ve 2021/9932 Karar sayılı ilamında, ilamın esasının infazı için kesinleşme şartı aranmadığında, eda hükmü içeren fer'i nitelikteki vekâlet ücreti ve yargılama gideri alacağının da kesinleşme aranmaksızın infaz edilebileceği belirtilmiştir. Buna karşılık, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2012/30666 Esas ve 2014/6986 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere şahsın hukukuna ilişkin davalarda ilam bir bütün teşkil ettiğinden, asıl hüküm kesinleşmeden vekâlet ücreti takibe konulamaz. Beraat kararlarında ise kesinleşmeyi gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle fer'i nitelikteki vekâlet ücretinin asıl hükmün infaz usulü çerçevesinde kesinleşmeden takibe konulabileceği yönünde kararlar verilmiş olmakla birlikte, içtihadın bu genel çerçevesi her davanın kendi hukuki niteliği kapsamında değerlendirilmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/30666, K. 2014/6986Kaynağı aç
Kanun Yolu Başvurusu ve İcranın Geri Bırakılması Usulü
6100 sayılı Kanun'un 350. maddesinin birinci fıkrası uyarınca istinaf yoluna başvurulması kural olarak kararın icrasını durdurmamakta; nafaka kararları haricinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun icranın geri bırakılmasına ilişkin 36. maddesi hükmü saklı tutulmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 36. maddesi gereğince ilama karşı kanun yoluna başvuran borçlunun teminat göstermesi halinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdürünce süre verilir. Borçlunun Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse olması durumunda ise teminat gösterme zorunluluğu bulunmamaktadır.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Beraat kararındaki vekalet ücreti kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
Beraat kararının kesinleşmesi gereken mahkûmiyet hükümleri kapsamında yer almadığı ve asıl hükmün infazı için kesinleşme şartı bulunmadığında fer'i nitelikteki vekalet ücreti alacağının da kesinleşme aranmaksızın takibe konu edilebileceği yönünde yargı kararları mevcuttur.
Mahkûmiyet ilamındaki vekalet ücreti kesinleşmeden takibe konulabilir mi?
5275 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz; yargı kararlarında da mahkûmiyet kararının eklentisi niteliğindeki vekalet ücreti, tazminat ve yargılama giderlerinin asıl hüküm kesinleşmeden takibe konulamayacağı kabul edilmektedir.
İlamlı takiplere karşı icranın geri bırakılması nasıl talep edilir?
İlama karşı kanun yoluna başvuran borçlu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında teminat göstererek icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı almak üzere icra müdüründen süre talep edebilir; borçlu Devlet veya adli yardımdan yararlanan bir kimse ise teminattan muaftır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

