Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi Nedir?
Belirsiz süreli iş sözleşmesi, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak kurulmadığı sözleşme türüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi bu ayrımı açıkça düzenlemektedir: belirli süreli iş sözleşmesi ancak belirli süreli işlerde, belli bir işin tamamlanmasında ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi nesnel koşullara bağlı olarak ve yazılı biçimde kurulabilir. İş ilişkisi bir süreye bağlı olarak kurulmamışsa sözleşme belirsiz süreli sayılır. Aynı Kanun'un 9. maddesi uyarınca taraflar, kanuni sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla sözleşmeyi ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Şekil Şartı ve Yazılı Sözleşme
4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesi, iş sözleşmesini kural olarak özel bir şekle bağlamamaktadır; sözleşme yazılı ya da sözlü olarak kurulabilir. Ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Kanunun özellikle düzenlediği bazı hallerde özel şekil şartları da öngörülebilmektedir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Sözleşmenin yazılı yapılması tercih edildiğinde her iki tarafın imzası zorunludur; ikincil kaynak imza eksikliğinin geçersizliğe yol açacağını belirtmekle birlikte geçersizliğin hukuki niteliği ve bu sonucun birincil mevzuattaki dayanağı netleştirilmiş değildir. Sözleşmenin bir nüshası işçiye teslim edilmeli, diğer nüshası işverende kalmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak kurulmadığı durumlarda sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağını açıkça düzenlemektedir. Yazılı sözleşme yapılmayan iş ilişkilerinde ise işveren, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermişse bu belge en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmek zorundadır. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu belge verme yükümlülüğü uygulanmamaktadır.
Belirli Süreli ile Belirsiz Süreli Ayrımı ve Zincirleme Sözleşmeler
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmaksızın birden fazla üst üste yapılamaz. Bu kurala uyulmadığında sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri ise belirli süreli olma özelliğini korur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 430. maddesi, belirli süreli hizmet sözleşmesinin aksi kararlaştırılmadıkça sürenin bitiminde kendiliğinden sona ereceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte sözleşme, süre bitiminden sonra örtülü biçimde sürdürülürse belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür; esaslı bir sebebin varlığında üst üste belirli süreli sözleşme kurulabilmekte ve bu sözleşmeler belirli süreli niteliğini korumaktadır. Fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış sözleşmede tarafların hiçbirinin fesih bildiriminde bulunmadığı durumda da sözleşme belirsiz süreli nitelik kazanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 430Kaynağı aç
Deneme Süresi
4857 sayılı İş Kanunu'nun 15. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerine deneme kaydı konulmasına olanak tanımaktadır. Deneme süresi en çok iki aydır; toplu iş sözleşmeleriyle bu süre dört aya kadar uzatılabilir. Deneme süresi içinde taraflardan her biri bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız olarak sözleşmeyi feshedebilir. İşçinin deneme döneminde çalıştığı günlere ilişkin ücret ve diğer hakları saklıdır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 15Kaynağı aç
İş Güvencesi Kapsamı ve Koşulları
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden, davranışlarından ya da işletmenin veya işyerinin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Altı aylık kıdem hesabı, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek yapılır; işverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa işçi sayısı bu işyerlerindeki toplam işçi sayısına göre belirlenir. Altı aylık kıdem süresinin hesabında aynı Kanun'un 66. maddesinde sayılan süreler de dikkate alınır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 18Kaynağı aç
Yer altı işlerinde çalışan işçiler için altı aylık kıdem koşulu aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları hakkında bu madde, 19 ve 21. maddeler ile 25. maddenin son fıkrası uygulanmaz; bu grup için işe alma veya işten çıkarma yetkisi ayrıca aranmaz. İşyerinin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri bakımından ise bu hükümlerin uygulanmaması için aynı zamanda işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisinin de bulunması gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, fesih için geçerli sebep oluşturmayan halleri de ayrıca saymaktadır. Bu haller arasında şunlar yer almaktadır: sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlere katılmak, işyeri sendika temsilciliği yapmak, mevzuattan ya da sözleşmeden doğan hakların takibi için idari veya adli makamlara başvurmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler ile Kanun'un 74. maddesinde öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek. Hastalık veya kaza nedeniyle Kanun'un 25. maddesi birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında öngörülen bekleme süresindeki geçici devamsızlık da fesih için geçerli sebep oluşturmaz.
Fesih Bildirimi Usulü ve Kötüye Kullanma Tazminatı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi, bildirim şartına uymayan tarafın bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorunda olduğunu hükme bağlamaktadır. İşveren, bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle de sözleşmeyi feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödemesi, aynı Kanun'un 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanmasına engel olmaz.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, fesih bildirimi yazılı olarak yapılmalı ve fesih sebebi açık ve kesin biçimde belirtilmelidir. Kanun'un 109. maddesi, bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılmasını öngörmektedir; bildirim yapılan kişi imzadan kaçınırsa durum o yerde tutanakla tespit edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/1543, K. 2016/21848 sayılı kararında da fesih bildiriminin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği vurgulanmış; bu araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 19Kaynağı aç
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/1543, K. 2016/21848Kaynağı aç
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamı dışında kalan işçinin iş sözleşmesi fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirilirse, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir; bunun yanı sıra bildirim şartına da uyulmamışsa aynı Kanun'un 17. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ayrıca tazminat ödenmesi gerekir. Kıdem tazminatı hesaplanırken yalnızca temel ücret değil, para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de dikkate alınır.
1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
İşçinin Savunma Hakkı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi, işçinin davranışı veya verimiyle ilgili nedenlerle belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için işçinin savunmasının alınmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı madde, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık kapsamındaki haklı fesih hakkını bu zorunluluktan ayrık tutmaktadır.
Kıdem Tazminatı
Kıdem tazminatı 1475 sayılı İş Kanunu'nun yürürlükteki 14. maddesiyle düzenlenmeye devam etmektedir. Buna göre işçinin çalıştığı her tam hizmet yılı için otuz günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oran uygulanır. Otuz günlük bu süre, hizmet sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine artırılabilir.
Kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi sabit olmayan ücret uygulamalarında son bir yıllık dönemde ödenen ücretin çalışılan günlere bölünmesiyle bulunan ortalama ücret esas alınır. Son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapılmışsa tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesiyle hesaplanır. Kıdem tazminatına esas ücretin hesabında çıplak ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.
Kıdem tazminatının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanunu'na tabi en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez; bu tavan her dönem güncellenmektedir. Aynı kıdem süresi için birden fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. İşçinin ölümü halinde doğan tazminat tutarı kanuni mirasçılarına ödenir.
İşyerinin devri veya el değiştirmesi halinde işçinin kıdemi, işyerindeki hizmet sözleşmesi sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. Bu durumda her iki işveren de işlemiş kıdem tazminatlarından sorumlu tutulmakta; ancak işyerini devreden işverenin sorumluluğu kendi çalıştırdığı sürelerle ve devir anındaki ücret düzeyiyle sınırlı kalmaktadır.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi isteğiyle işten ayrılan işçiye de kıdem tazminatı hakkı tanımaktadır; ancak bu koşulun dayandığı 506 sayılı Kanun hükümleri 5510 sayılı Kanun ile büyük ölçüde değiştirilmiş olduğundan günümüzdeki uygulamanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Aynı madde kapsamında, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini kendi arzusuyla sona erdiren kadın işçi de kıdem tazminatı hakkı kazanır.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılan davalarda hâkim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder.
İşe İade Davası ve Süreleri
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesindeki iş güvencesi koşullarını taşıyan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, geçerli bir sebep gösterilmeksizin feshedilirse işçi, aynı Kanun'un 20. maddesi uyarınca işe iade talebinde bulunabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir; işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bunu kendisi ispatla yükümlüdür. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması durumunda dava usulden reddedilir; kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.
Feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Bu yükümlülüğe uyulmaması durumunda 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca işçiye en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenir. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, söz konusu tazminat ile ücret ve diğer hakları dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu süre içinde başvurulmaması halinde işverence yapılmış olan fesih geçerli sayılır.
İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi kapsamındaki ödemelerden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. Aynı maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmelerle hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.
İşe iade davasında istinaf yoluna başvurulması halinde bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir.
Fesih Bildiriminin Tebliği ve Sürelerin Başlangıcı
Tebliğ tarihinin belirlenmesi işe iade davalarında kritik önem taşır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/1543, K. 2016/21848 sayılı kararında belgenin düzenlendiği tarih değil, fiilen tebliğ edildiği tarihin esas alınacağı belirtilmiştir. Belgenin düzenleme tarihi dışında başka bir tarihte tebliğ edildiği ileri sürüldüğünde, 4857 sayılı Kanun'un 109. maddesindeki yükümlülük gereği işverenin düzenleme tarihinde tebliğ yapıldığını kanıtlaması gerekmektedir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2011/5632, K. 2012/873 sayılı kararı bu konudaki ilkeleri daha ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Karara göre önel verilerek yapılan fesihlerde bir aylık başvuru süresi, önelin sona ereceği tarihte değil fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihte işlemeye başlar. Eylemli fesih halinde ise süre, eylemli feshin gerçekleştiği tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri bu süreyi kesmez; işçinin hastalık nedeniyle rapor alması da süreyi durdurmaz.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/5632, K. 2012/873Kaynağı aç
Zorunlu Arabuluculuk: Usul ve Süreler
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu zorunluluk; ilgili alacak ve tazminatla bağlantılı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için de geçerlidir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında ise zorunlu arabuluculuk şartı uygulanmaz.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Arabuluculuğa başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır; arabuluculuk bürosu bulunmayan yerlerde görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurulur. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırmak zorundadır; zorunlu hallerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir.
Arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Görüşmelere taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir; işverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 15. fıkrası, Anayasa Mahkemesi'nin E. 2024/157, K. 2025/121 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal edilen fıkranın içeriği ve bu iptalin uygulamaya yansıması ayrıca değerlendirilmelidir.
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca bu taraf aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına da hükmedilir.
Yazılı sözleşme yapılmamışsa hukuki durum ne olur?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi, iş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak kurulmadığı durumlarda sözleşmenin belirsiz süreli sayılacağını düzenlemektedir. Yazılı sözleşme yapılmayan iş ilişkilerinde işveren, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca işçiye en geç iki ay içinde çalışma koşullarını, ücret bilgilerini, sözleşmede süre belirli ise sözleşmenin süresini ve feshe ilişkin hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermişse bu belge en geç sona erme tarihinde verilmek zorundadır. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu yükümlülük uygulanmaz.
Belirli süreli sözleşme ne zaman belirsiz süreliye dönüşür?
Türk Borçlar Kanunu'nun 430. maddesi uyarınca belirli süreli sözleşme, süre bitiminden sonra örtülü biçimde sürdürülürse belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Fesih bildirimiyle sona ereceği kararlaştırılmış sözleşmede her iki taraf da fesih bildiriminde bulunmazsa sözleşme aynı şekilde belirsiz süreli nitelik kazanır. 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, belirli süreli sözleşme esaslı bir neden olmaksızın birden fazla üst üste yapılamaz; bu kurala uyulmadığında sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
İş güvencesi için hangi koşullar aranır?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında iş güvencesinden yararlanabilmek için işyerinde en az otuz işçinin çalışması ve işçinin aynı işverenin işyerlerinde en az altı ay kıdeminin bulunması gerekir. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için altı aylık kıdem koşulu aranmaz. İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları bu hükümlerin kapsamı dışındadır; bu grup için işe alma veya işten çıkarma yetkisi ayrıca aranmaz. İşyerinin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ise ancak aynı zamanda işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisine de sahip olmaları halinde kapsam dışında kalır.
Deneme süresi içinde sözleşme feshedilebilir mi?
Evet. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca deneme süresi içinde taraflardan her biri bildirim süresine uymaksızın ve tazminatsız olarak sözleşmeyi feshedebilir. Deneme süresi en çok iki aydır; toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir. İşçinin deneme döneminde çalıştığı günlere ait ücret ve diğer hakları saklıdır.
İşe iade davası açmak için süre ne kadardır?
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi ve İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanması durumunda son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Arabuluculuğa başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez.
Kıdem tazminatı hesabında hangi ödemeler dikkate alınır?
1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesine göre kıdem tazminatı son ücret üzerinden hesaplanmakta; çıplak ücrete ek olarak para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de bu hesaba dahil edilmektedir. Sabit olmayan ücret uygulamalarında son bir yıllık dönemde ödenen ücretin çalışılan günlere bölünmesiyle ortalama ücret bulunur. Son bir yıl içinde ücrete zam yapılmışsa işten ayrılma tarihi ile zam tarihi arasındaki ücretin o süredeki çalışılan günlere bölünmesi yöntemi uygulanır.
İşe iade kararından sonra işçi ne yapmalıdır?
Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunulması zorunludur. Bu süre içinde başvurulmaması halinde işverence yapılmış olan fesih geçerli sayılır. İşe başlatılması durumunda peşin ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesi kapsamındaki ödemelerden mahsup edilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

