Bayilik Sözleşmesi Hükümleri ve Uygulama Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Bayilik Sözleşmesi Hükümleri ve Uygulama Şartları

Fiyat Belirleme Esasları ve Teslimde Ayıp Bildirimi

Bayilik sözleşmesinde üretici firmanın, bayiyi bağlayıcı mahiyette bulunmayan tavsiye edilen bir satış fiyat listesi yayımlayacağı kararlaştırılabilir.

Mal teslimi aşamasında bayinin teslim mahallinde muayene yapması ve tespit edilen görülebilir ayıpları derhal teslim tutanağına geçirmesi şartı öngörülebilir. Muayene gerektiren ebat ve diğer niteliksel özelliklere ilişkin itiraz ve ayıp ihbarlarının ise ürünlerin teslim alınmasından itibaren en geç sekiz gün içinde yazılı olarak üreticiye ulaştırılması kararlaştırılabilir.

Cari Hesap Düzenlemesi ve Dava Haklarının Korunması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89/1 çerçevesinde cari hesap sözleşmesi; tarafların aralarındaki hukuki ilişkilerden doğan alacaklarını münferit olarak talep etmek yerine karşılıklı alacak ve borç kalemlerine dönüştürerek hesap devresi sonunda bakiye tutarı istemeyi kabul ettikleri sözleşmedir. Kanunun anılan maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu anlaşmanın geçerliliği yazılı biçimde yapılması şartına bağlı kılınmıştır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- (1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. (2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz. B) Hükümleri I – Genel olarak

Tip bayilik sözleşmelerinde, taraflar arasındaki ilişkiden doğan alacak ve borçların ayrıca müstakil bir sözleşme aranmaksızın Türk Ticaret Kanunu m. 89 kapsamında cari hesap hükümlerine tabi olacağı yönünde sözleşme maddesi kararlaştırılabilmektedir. Yine sözleşme şartı olarak, aksi kararlaştırılmadıkça hesaba alacak veya borç kaydı düşülmesinin temel işleme veya sözleşmeye dair dava ve savunma haklarını düşürmeyeceği, işlemin iptali halinde ilgili kalemlerin hesaptan çıkarılacağı hükme bağlanabilir.

Sözleşme Süresi, Yenilenme Sınırları ve Sona Erme Nedenleri

Bayilik sözleşmesinde belirli bir süre kararlaştırılarak bu sürenin bitiminden en az bir ay önce diğer tarafa yazılı fesih bildiriminde bulunulmadığı sürece sözleşmenin birer yıllık dönemlerle kendiliğinden uzayacağı düzenlenebilir. Bununla birlikte sözleşmede belirli bir süre sınırı konularak, örneğin beşinci yıldan sonra yenilenmenin gerçekleşmesi tarafların açık yazılı mutabakatına veya yeni bir sözleşme düzenlenip imzalanmasına bağlanabilir.

Bayinin iflas etmesi, konkordato mehli alması, iflas veya konkordato ilan etmesi, ticareti terk etmesi, aktiflerini devretmesi ya da borçlarını ödemede acze düşmesi durumları sözleşmeyi kendiliğinden sona erdiren haller olarak düzenlenebilir. Tüzel kişi bayinin fesholması ya da infisah etmesi ile gerçek kişi bayinin vefatı veya işlerini fiilen sürdüremeyecek hale gelmesi de sözleşmenin kendiliğinden son bulması sonucunu doğurabilir.

Sözleşme ilişkisi nihayete erdiğinde bayinin müşteri kazandırıcı işlemlerden ötürü veya başkaca herhangi bir nedene dayanarak müşteri ya da pazar portföy tazminatı talep edemeyeceği yönünde feragat kaydı sözleşmeye dahil edilebilir.

Bayilik Borçlarında Kefalet Sözleşmesinin Şekil Şartları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583/1 uyarınca kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması halinde bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla bizzat belirtmesi zorunludur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
MADDE 583- Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz. III. Eşin rızası

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583/2 uyarınca, bir kimsenin kendi adına kefalet vermesi için temsilciye özel yetki tanıması veya üçüncü bir şahsa kefil olma vaadinde bulunması da kefaletin tabi olduğu şekil şartlarına bağlıdır. Taraflar yazılı biçimde anlaşarak kefilin borç karşısındaki sorumluluk miktarını belirli bir sınırla tahsis edebilirler. Kanunun 583. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, kefalet ilişkisinde sonradan gerçekleştirilen ve kefilin aleyhine sorumluluk kapsamını genişleten değişiklikler de ancak kefalet için aranan geçerlilik şekline uyulduğu takdirde hüküm ifade eder.

Kefilin Def'ileri İleri Sürme Borcu ve Güvence İsteme Hakkı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 591 hükmü doğrultusunda kefil; asıl borçlu ya da mirasçılarının tasarrufunda bulunan ve borçlunun ödeme aczinden kaynaklanmayan savunma vasıtalarını alacaklıya yöneltmekle mükelleftir. Borçlu bu savunma haklarından kendi iradesiyle feragat etse dahi, kefil söz konusu def'ileri alacaklı nezdinde ileri sürme yetkisini korur. Bununla beraber, ehliyetsizlik, esaslı yanılma veya zamanaşımı nedeniyle borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir borca bilerek kefalet verilmesi durumu bu yükümlülüğün ayrık halini oluşturur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 591Kaynağı aç
MADDE 591- Kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır. Asıl borçlu kendisine ait olan bir def’iden vazgeçmiş olsa bile kefil, yine de bu def’iî alacaklıya karşı ileri sürebilir. Kefil, asıl borçluya ait def’ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunursa, rücu hakkına sahip olur. Buna karşılık asıl borçlu, kefilin bu def’ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, bunlar ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder. Kumar veya bahisten doğan bir borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile, asıl borçlunun sahip olduğu def’ileri ileri sürebilir. d. Özen gösterme, rehin ve borç senetlerinin teslimi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 595 uyarınca asıl borçlu kefile karşı üstlendiği taahhütlere, özellikle belirli bir süre içinde borçtan kurtarma vaadine aykırı davranırsa, temerrüde düşerse ya da yerleşim yerini başka bir ülkeye nakletmesi takibatı önemli ölçüde güçleştirirse kefil güvence verilmesini veya borç muaccel olmuşsa borçtan kurtarılmasını isteyebilir. Borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuruyla kefil için mevcut tehlikenin kefalet tarihine göre önemli ölçüde artması hallerinde de aynı haklar kullanılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 595Kaynağı aç
MADDE 595- Kefil, aşağıdaki durumlarda asıl borçludan güvence verilmesini ve borç muaccel olmuşsa, borçtan kurtarılmasını isteyebilir: 1. Asıl borçlu, kefile karşı üstlendiği yükümlülüklere, özellikle belli bir süre içinde kendisini borçtan kurtarma vaadine aykırı davranmışsa. 2. Asıl borçlu temerrüde düşmüşse veya yerleşim yerini diğer bir ülkeye nakletmesi yüzünden takibat önemli ölçüde güçleşmişse. 3. Asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için mevcut tehlike, kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artmışsa. b. Kefilin rücu hakkı

Gelecekte Doğacak Borçlarda Kefaletten Dönme Hakkı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 599 hükmüne göre, gelecekte doğacak bir borca kefalette borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, sözleşmenin kurulmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa kefil alacaklıya yazılı bildirimde bulunarak borç doğmadığı sürece kefaletten dönebilir. Borçlunun mali durumunun kefalet kurulduğu sırada kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğunun sonradan anlaşılması halinde de aynı seçimlik hak geçerlidir. Bu durumda kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle maruz kaldığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 599Kaynağı aç
MADDE 599- Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir. Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. III. Süreli kefalette
Sözleşmede tavsiye edilen satış fiyat listesi bayiyi bağlar mı?

Sözleşmede üreticinin yayımlayacağı tavsiye edilen satış fiyat listesinin bayiyi bağlayıcı mahiyette olmadığı kararlaştırılabilir.

Sözleşmede ayıp ihbarı için hangi süre ve şekil kararlaştırılabilir?

Görülebilir açık ayıpların teslim tutanağında derhal belirtilmesi, muayene gerektiren durumların ise ürünlerin teslim alınmasından itibaren en geç sekiz gün içinde yazılı olarak bildirilmesi şartı konulabilir.

Bayilik sözleşmesinde cari hesap ilişkisi nasıl düzenlenebilir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 89 uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu olup bayilik sözleşmesine konulacak bir hükümle alacak ve borçların cari hesap kurallarına tabi olacağı kararlaştırılabilir.

Kefalet sözleşmesinde el yazısıyla hangi hususların yazılması zorunludur?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 583 uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olunuyorsa bu sıfatı bizzat kendi el yazısıyla yazması geçerlilik koşuludur.

Gelecekte doğacak borca kefil olan kişi hangi hallerde kefaletten dönebilir?

Borçlunun mali durumunun sonradan önemli ölçüde bozulması veya kefalet anındaki durumun varsayılandan çok daha kötü olduğunun ortaya çıkması halinde borç doğmadığı sürece yazılı bildirimle dönülebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu