Bağlı Kredilerde Bankanın Sorumluluğu ve Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Bağlı Kredilerde Bankanın Sorumluluğu ve Sınırları

Tüketici kredisinin belirli bir mal veya hizmetin tedarikine yönelik sözleşmenin finansmanı amacıyla kullandırıldığı ve iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik bir birlik oluşturduğu hallerde bağlı kredi sözleşmesi mevcuttur. Mal veya hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilmemesi durumunda kredi veren; tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması halinde satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Kredi verenin bu sorumluluğu, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olup ifa edilmeme durumunda sözleşmedeki ifa tarihinden, ifa halinde ise ifa tarihinden itibaren bir yıldır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- (1) Bağlı kredi sözleşmesi; tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturduğu sözleşmedir. (2) Ekonomik birliğin varlığı; a) Satıcı veya sağlayıcının tüketici için krediyi finanse ettiği, b) Üçüncü bir tarafça finanse edilmesi durumunda, kredi verenin kredi sözleşmesinin imzalanması veya hazırlanması ile ilgili olarak satıcı veya sağlayıcının hizmetlerinden yararlandığı, c) Belirli bir mal veya hizmetin verilmesinin kredi sözleşmesinde açıkça belirtildiği, durumlarından en az birinin varlığı hâlinde kabul edilir. (3) Tüketicinin mal veya hizmet tedarikine ilişkin sözleşmeden cayması ve buna ilişkin bildirimin cayma süresi içinde ayrıca kredi verene de yöneltilmesi hâlinde, bağlı kredi sözleşmesi de herhangi bir tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü olmaksızın sona erer. (4) Bağlı kredilerde, mal veya hizmet hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilmez ise satıcı, sağlayıcı ve kredi veren, tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması hâlinde müteselsilen sorumludur. Tüketicinin bedelden indirim hakkını kullanması hâlinde bağlı kredi de bu oranda indirilir ve ödeme planı buna göre değiştirilir. Tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, o güne kadar yapmış olduğu ödemenin iadesi hususunda satıcı, sağlayıcı ve kredi veren müteselsilen sorumludur. Ancak, kredi verenin sorumluluğu; malın teslim veya hizmetin ifa edilmediği durumlarda satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen malın teslim veya hizmetin ifa edilme tarihinden, malın teslim veya hizmetin ifa edildiği durumlarda malın teslim veya hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır. (5) Kredi veren ile satıcı veya sağlayıcı arasında belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşme olmaksızın, tüketicinin kendisi tarafından belirlenen malın veya hizmetin bedelinin kredi veren tarafından ödenmesi suretiyle kullandırılan krediler bağlı kredi sayılmaz. Diğer hususlar

Bağlı Kredi ve Ekonomik Birlik Şartları

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 30/1 uyarınca tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verilmesi ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik birlik oluşturması bağlı kredinin temel koşuludur. Kredi ilişkisinde ekonomik birliğin varlığı, Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hallerden en az birinin gerçekleşmesine bağlı tutulmuştur.

Ekonomik birliğin kabulü için satıcı veya sağlayıcının tüketici için krediyi finanse etmesi; finansmanın üçüncü bir tarafça sağlanması halinde kredi verenin kredi sözleşmesinin imzalanması veya hazırlanmasıyla ilgili olarak satıcı veya sağlayıcının hizmetlerinden yararlanması yahut belirli bir mal veya hizmetin sunulacağının kredi sözleşmesinde açıkça belirtilmesi hallerinden en az biri aranır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2013/2294, K. 2015/2330) değerlendirmesinde, bağlı tüketici kredilerinde genellikle satıcı veya sağlayıcı ile kredi veren arasındaki çerçeve sözleşme kapsamında taraflar arasında üçlü bir ilişki kurulduğu ve kredi veren ile satıcı veya sağlayıcı arasındaki ilişki sebebiyle tüketicinin belirli bir marka malı almaya ya da belirli bir kişiyle sözleşme yapmaya yönlendirildiği ifade edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2294, K. 2015/2330Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2013/2294 E.  ,  2015/2330 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki “satılan aracın ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ve borçlu olunmadığının tespiti ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Tüketici Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 07.06.2012 gün ve 2012/613 E. 2012/509 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.12.2012 gün ve 2012/23319 E.-28971 K. sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, taraf vekillerinin karar düzeltme talebleri üzerine 18.04.2013 gün ve 2013/8041 E. 2013/10237 K. sayılı ilamı ile ; “…Davacı, 4.9.2008 tarihinde davalılardan ABC Oto.AŞ den Peugeout 308 marka aracı davalı bankadan kullandığı kredi ile satın aldığını, aracın tamponunun daha koyu renkte olması nedeniyle gizli ayıplı olduğunu bildirerek; sözleşmenin feshi ile ödenen 10.395 TL peşinat ve 10 aylık taksit tutarı 7.752 TL olmak üzere 18.470 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,dava tarihi itibarıyla 11.taksitten itibaren ödemesi gerekin 37 taksit itibarıyla borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece davanın reddine ilişkin karar davacı tarafın temyizi üzerine, dairenin 5.12.2011 tarihli ve 2011/9336-18095 esas ve karar sayılı bozma ilamı ile davacı yararına bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile,aracın iadesine,fatura bedeli 34.542,42 TL nin iade tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş,hüküm,davacı,davalı … AŞ,davalı banka tarafından temyiz edilmesi üzerine,dairenin 18.12.2012 tarihli ve 2012/23319-28971 esas ve karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş,bu onama ilamına karşı bu kez davacı,davalı … AŞ,Peugeout AŞ,ve davalı banka tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılardan Banka ve Peugeout AŞ nin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacı, davalı bankadan aldığı kredi ile diğer davalıların üretip satışa sunduğu ayıplı aracı satın alması nedeniyle kredinin bağlı kredi niteliğinde olması nedeniyle kredi borcu nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini ve ödediği peşinatın da tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine ilişkin kararın temyizi üzerine dairenin 5.12.2011 tarihli ve 2011/9336-18095 esas ve karar sayılı bozma ilamında davacıya kullandırılan kredinin bağlı kredi niteliğinde olduğu,davalı bankanın ilk mahkeme kararını temyiz etmeyerek davacı iddiası ve mahkeme gerekçesini kabul ettiği belirtilerek aracın ayıplı olması nedeniyle davalı bankanın da sorumlu olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bu bozma ilamına uyularak davacı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur.Bu nedenle davacının davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle yapmış olduğu taleplerinin tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeden bağlı krediye ilişkin ilkeler çerçevesinde incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu kısım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararının zuhulen onandığı bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmıştır. 3-Davalı … AŞ,7.6.2012 tarihli mahkeme kararını 25.7.2012 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz etmiş ise de 19.9.2012 tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiğini bildirdiği halde bu feragat dilekçesi üzerine temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı yönünden de temyiz incelemesi esastan yapılarak kararın onanmasına ilişkin daire kararında 1.535 TL onama harcı alınmasına maddi hata sonucu karar verildiği bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmıştır…" gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; davacının, satın aldığı aracın boya kalınlıklarının farklı olması, motor gücünün ise belirtilenden daha düşük bulunması nedenine dayalı olarak açılan ayıp nedeni ile sözleşmenin feshi ve ödenen bedelinin iadesi istemlerine ilişkindir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.12.2011 gün, 2011/9336 esas, 2011/18095 karar sayılı ilamı ile “davalıların ayıptan sorumlu olmaları gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile, aracın iadesine, fatura bedeli 34.542,42 TL nin iade tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş,hükmün, davacı, davalı … AŞ ,davalı banka tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.12.2012 tarihli ve 2012/23319-28971 esas ve karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş,bu onama ilamına karşı davacı, davalı … AŞ, Peugeout AŞ,ve davalı banka tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur Mahkemece; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karar; tarafların karar düzeltme talepleri üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Mahkemece bozma öncesi nedenler tekrar edilerek önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık; davalı bankanın satılan aracın ayıplı olması nedeniyle sorumluluğunun fatura bedeli olan 34.542,42 TL mi, yoksa bağlı krediye ilişkin esaslar çerçevesinde inceleme yapılarak ödenen paranın faizinden de sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu aracın ayıplı olduğu belirlenmiş, satıcı ve üreticinin müteselsil sorumluluğu nedeniyle banka dışındaki diğer iki davalı yönünden ilam kesinleşmiştir. Kredi veren ile satıcı/sağlayıcı arasında bir mal veya hizmetin tedarikine ilişkin özel bir anlaşma yoksa ve tüketici edineceği mal veya hizmeti kendisi belirlediyse, bu mal veya hizmetin bedeli kredi veren tarafından ödenmiş olsa dahi ortada bir bağlı kredi ilişkisinin varlığından söz edilemez. Bağlı kredi: kredi verenin, tüketici kredisini belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi verenin sorumlu olduğu kredi türüdür. Bu tanım 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketici Kanununun 10/5 maddesinde yer almaktadır. . Buna göre bir tüketici kredisinin bağlı kredi sayılabilmesi için kredinin belli marka bir mal veya hizmet satın alınması veya belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile satış sözleşmesi yapılması şartı ile verilmesi gerekmektedir. Tüketicinin uğradığı zararları (mal veya hizmetin hiç veya zamanında teslim ve ifa edilmemesi yahut ayıplı olması nedeniyle ) ödeme zorunda kalan banka B.K. 51/2 ve T.B.K’nun 62/2 maddesine göre sözleşmeden ötürü sorumlu olan satıcı ve sağlayıcıya rücu edebilecektir. Bir başka deyişle bağlı krediler kural olarak üç taraflı bir hukuki ilişki kuran bir yapılanmayı ifade etmektedir. Söz konusu üç taraflı ilişkinin tarafları tüketici, mal satıcısı/hizmet sağlayıcısı ve kredi verendir. Bu üç taraflı ilişkide kural olarak birbirinden hukuken bağımsız en az iki sözleşme bulunur. Bu sözleşmelerden ilki satıcı/sağlayıcı ile tüketici arasında kurulan mal/hizmet temini sözleşmesi iken, ikinci sözleşme, tüketicinin satıcı/ sağlayıcı ile kurduğu sözleşmeyi finanse etmek üzere krediyi veren ile kurduğu kredi sözleşmesidir. Bu iki sözleşmenin yanı sıra bağlı tüketici kredileri kapsamında ortaya çıkan ilişkide genelde satıcı/sağlayıcı ile kredi veren arasında yapılan bir “çerçeve sözleşme” kapsamında yer alan bu üç tarafın hepsi arasında bir ilişki bulunmaktadır ve kredi veren ile satıcı/sağlayıcı arasındaki ilişki nedeniyle tüketici belirli bir marka malı almaya ya da belirli bir kişiyle sözleşme yapmaya yönlendirilmektedir. Tüm bu halllerde bağlı kredi ilişkisi kapsamında kurulan bu kredi sözleşmesine “bağlı kredi sözleşmesi” adı verilmektedir. Bağlı kredinin varlığı halinde bankanın sorumluluğunu kredi miktarı ile sorumlu olduğu şeklinde anlamak gerekir. Somut uyuşmazlıkta yerel mahkeme bankanın sorumluluğunu “ayıplı mal satışı”na dayandırmıştır. Oysa ki; davalı bankanın sorumluluğu “bağlı kredi” olması nedeniyle ileriki dönemde müteselsil sorumluluk nedeniyle tarafların rücu ilişkisinde önem arz edecektir. Tüm bu nedenlerle davalı bankanın sorumluluğunun bağlı kredi nedeniyle fatura miktarınca olduğunun kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma ilamında ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle, uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 21.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bağlı Kredi Sayılmayan Haller

Kredi veren ile satıcı veya sağlayıcı arasında edimin tedarikine yönelik bir anlaşma bulunmadığı durumlarda, tüketicinin bizzat seçtiği mal ya da hizmet bedelinin kredi verence karşılanması 6502 sayılı Kanun m. 30/5 uyarınca bağlı kredi kapsamında değerlendirilmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2013/2294, K. 2015/2330) kararında da kredi veren ile satıcı veya sağlayıcı arasında mal veya hizmetin tedarikine yönelik özel bir anlaşma bulunmadığı ve edimin tüketici tarafından belirlendiği durumlarda, bedel kredi veren tarafından ödense dahi bağlı kredi ilişkisinin kurulamayacağı açıklanmıştır.

Tüketicinin Hakları ve Müteselsil Sorumluluğun Kapsamı

Tüketicinin mal veya hizmet tedarikine ilişkin sözleşmeden cayması ve buna ilişkin bildirimi cayma süresi içinde ayrıca kredi verene yöneltmesi halinde, bağlı kredi sözleşmesi herhangi bir tazminat veya cezai şart ödeme yükümlülüğü doğmaksızın sona erer.

Mal veya hizmetin hiç ya da gereği gibi teslim veya ifa edilmemesi durumunda satıcı, sağlayıcı ve kredi veren; tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması halinde müteselsilen sorumludur. Tüketicinin bedelden indirim hakkını seçmesi durumunda bağlı kredi de bu oranda indirilir ve ödeme planı buna göre değiştirilir. Tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması durumunda ise o güne kadar yapmış olduğu ödemenin iadesinden satıcı, sağlayıcı ve kredi veren müteselsil sorumluluk taşır.

6502 sayılı Kanun m. 30/4 gereğince kredi verenin sorumluluğu; malın teslim veya hizmetin ifa edilmediği durumlarda satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen teslim veya ifa tarihinden, teslim veya ifanın gerçekleştiği durumlarda ise bu tarihten itibaren bir yıldır. Bu sorumluluk Kanun metninde kullanılan kredi miktarı ile sınırlı tutulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2013/2294, K. 2015/2330) kararında bir yandan bağlı kredide bankanın sorumluluğunun kredi miktarı ile sınırlı olduğu vurgulanırken, diğer yandan somut uyuşmazlığın özellikleri kapsamında bankanın sorumluluğunun fatura miktarınca kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

Tüketicinin uğradığı zararları mal veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi yahut ayıplı olması nedeniyle ödemek durumunda kalan kredi veren banka, borçlar hukuku teselsül hükümleri gereğince sözleşmeden ötürü sorumlu olan satıcı veya sağlayıcıya rücu edebilir.

Konut Finansmanında Bağlı Kredi Hükümleri

6502 sayılı Kanun m. 35/1 uyarınca, konut finansmanı kredisinin sadece belirli bir taşınmazın satın alınması amacıyla tahsis edilmesi ve iki hukuki işlemin objektif bakımdan ekonomik birlik teşkil etmesi durumunda bağlı kredi sözleşmesi oluşur. Kredi veren kuruluş ile satıcı taraf arasında konut tedarikine ilişkin bir sözleşme olmaksızın, tüketicinin belirlediği konutun bedelinin finansman kuruluşu tarafından karşılanması ise Kanunun 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince bağlı kredi sayılmaz.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 35Kaynağı aç
MADDE 35- (1) Bağlı kredi sözleşmesi; konut finansmanı kredisinin münhasıran belirli bir konutun satın alınması durumunda bir sözleşmenin finansmanı için verildiği ve bu iki sözleşmenin objektif açıdan ekonomik bir birlik oluşturduğu sözleşmedir. (2) Bağlı kredilerde, konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi nedeniyle tüketicinin bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanması hâlinde, satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. Ancak, konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu; konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış sözleşmesinde veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen konut teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi durumunda konutun teslim edildiği tarihten itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır. (3) Konut finansmanı kuruluşları tarafından verilen kredilerin ipotek finansmanı kuruluşlarına, konut finansmanı fonlarına veya ipotek teminatlı menkul kıymet teminat havuzlarına devrolması hâlinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. (4) Konut finansmanı kuruluşu ile satıcı arasında belirli bir konutun tedarikine ilişkin bir sözleşme olmaksızın, tüketicinin kendisi tarafından belirlenen konutun bedelinin kredi veren konut finansmanı kuruluşu tarafından ödenmesi suretiyle kullandırılan krediler bağlı kredi sayılmaz. Faiz oranı

Konutun hiç ya da gereği gibi teslim edilmemesi halinde, tüketicinin Kanunun 11 inci maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanması durumunda satıcı ve konut finansmanı kuruluşu müteselsilen sorumludur. Konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu; konutun teslim edilmemesi durumunda konut satış veya bağlı kredi sözleşmesinde belirtilen teslim tarihinden, konutun teslim edilmesi halinde ise teslim tarihinden itibaren, kullanılan kredi miktarı ile sınırlı olmak üzere bir yıldır.

Verilen kredilerin ipotek finansmanı kuruluşlarına, konut finansmanı fonlarına veya ipotek teminatlı menkul kıymet teminat havuzlarına devredilmesi halinde dahi kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu sürmektedir. Krediyi devralan kuruluş ise 6502 sayılı Kanun m. 35 kapsamında sorumlu tutulamaz.

Bağlı kredi ilişkisi hangi şartlarda oluşur?

Kredinin belirli bir mal veya hizmetin teminine tahsis edilmesi ve satıcının krediyi finanse etmesi, kredi sözleşmesi sürecinde satıcıdan yararlanılması veya edimin sözleşmede açıkça yazılması yollarından biriyle ekonomik birlik kurulması halinde oluşur.

Mal veya hizmet teslim edilmezse bankadan ne talep edilebilir?

Tüketici sözleşmeden dönerse yapılan ödemelerin iadesinden, bedelden indirim isterse kredi tutarının indirilmesinden kredi veren kuruluş kullanılan kredi miktarıyla ve bir yıllık süreyle sınırlı olarak müteselsilen sorumludur.

Kredi verene karşı sorumluluk süresi ne zaman başlar?

Sorumluluk süresi; mal veya konut teslim edilmediğinde yahut hizmet yerine getirilmediğinde sözleşmede belirlenen teslim veya ifa tarihinden, ifanın gerçekleştiği hallerde ise mal ve konutun teslim edildiği ya da hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren başlar ve bir yıldır.

Tüketicinin belirlediği ürünün bedelini bankanın ödemesi bağlı kredi sayılır mı?

Kredi veren ile satıcı veya sağlayıcı arasında tedarik sözleşmesi bulunmaksızın tüketicinin kendisi tarafından belirlenen mal veya hizmetin bedelinin ödenmesi bağlı kredi sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu