Ayni Sermaye Olarak Fikri Mülkiyet Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Ayni Sermaye Olarak Fikri Mülkiyet Hakları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar dahil malvarlığı unsurları, anonim ve limited şirketlere ayni sermaye olarak taahhüt edilebilir. Bu hakların sermaye niteliği kazanabilmesi için üzerlerinde intifa veya rehin gibi sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmaması, nakden değerlendirilebilir ve hukuken devredilebilir nitelikte olmaları şarttır. Şirket sözleşmesini imzalayan her ortak, taahhüt ettiği sermaye borcundan ötürü şirkete karşı sorumludur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 342Kaynağı aç
MADDE 342- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. (2) 128 inci madde hükmü saklıdır. 2. Değer biçme
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 581Kaynağı aç
MADDE 581- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. (2) 127 nci madde hükmü saklıdır. III – Mal bedelleri ve kurucu menfaatleri
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. (2) Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazlar tapuya şerh verildiği, fikrî mülkiyet hakları ile diğer değerler, varsa özel sicillerine, bu hüküm uyarınca kaydedildikleri ve taşınırlar güvenilir bir kişiye tevdi edildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur. Özel sicile yapılan kayıt iyiniyeti kaldırır. (3) Sermaye olarak taşınmaz mülkiyeti veya taşınmaz üzerinde var olan veya kurulacak olan ayni bir hakkın konulması borcunu içeren şirket sözleşmesi hükümleri, resmî şekil aranmaksızın geçerlidir. (4) Paradan başka ekonomik bir değer veya bir taşınırın sermaye olarak konulmasının borçlanılması hâlinde şirket, tüzel kişilik kazandığı andan itibaren bunlar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. (5) Taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescil gereklidir. (6) Mülkiyet ve diğer ayni hakların tapu siciline tescili istemi ile diğer sicillere yapılacak tescillerle ilgili bildirimler, ticaret sicili müdürü tarafından, ilgili sicile resen ve hemen yapılır. Şirketin tek taraflı istemde bulunabilme hakkı saklıdır. (7) Şirket, her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceği ve dava edebileceği gibi, yerine getirmede gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat istemi için ihtar şarttır. Şahıs şirketlerinde bu davayı ortaklar da açabilir. (8) Ortaklarca, sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması için, kurucular tarafından ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir istenebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen süre ancak şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar. 2. Temerrüt faizi

Ticaret şirketlerine sermaye getirilmesine dair genel çerçeveyi çizen Türk Ticaret Kanunu'nun 127. maddesinin ikinci fıkrasında, anonim şirketlere ilişkin 342. maddenin birinci fıkrası, limited şirketlere ilişkin 581. maddenin birinci fıkrası ve komandit şirketlerde komanditerlere ilişkin 307. maddenin ikinci fıkrası saklı tutulmuştur. Bu düzenleme gereğince sermaye şirketlerinde malvarlığının ve alacaklıların korunmasını güvenceye alan ayni sermaye şartları öncelikle tatbik edilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 127Kaynağı aç
MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak; a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar, b) Fikrî mülkiyet hakları, c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz, d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları, e) Kişisel emek, f) Ticari itibar, g) Ticari işletmeler, h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler, i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar, j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir. (2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci maddesinin birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır. II – Hükmü 1. Genel olarak

Ayni Sermaye Olamayacak Unsurlar ve İstisnalar

Sermaye şirketlerinde şirketin malvarlığı temel güvence kabul edildiğinden, bazı değer ve edimlerin ayni sermaye olarak getirilmesi kanunla engellenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesinin birinci fıkrası ile 581. maddesinin birinci fıkrası uyarınca anonim ve limited şirketlere hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar hiçbir şekilde sermaye olarak konulamaz.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 148. maddesi uyarınca kural olarak sınai mülkiyet hakları devredilebilir, rehin verilebilir, haczedilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Ancak aynı hüküm gereğince coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakları; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu edilemez ve teminat olarak gösterilemez. Dolayısıyla bu nitelikteki hakların devredilebilirlik şartını sağlamamaları sebebiyle ayni sermaye olarak taahhüt edilmesi mümkün değildir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 148Kaynağı aç
MADDE 148- (1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez. (2) Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir. (3) Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların önalım hakkı vardır. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Tarafların anlaşamaması hâlinde, önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın devrine karar verilmeden önce, satış bedelini, mahkeme tarafından belirlenen süre içinde mahkemenin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. (4) Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır. (5) Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. (6)  Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir. (7) Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt hâlinde geçerlidir. (8) Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır. Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler

Sermaye Konulabilecek Hakların Niteliği ve Sanal Ortamlar

Türk Ticaret Kanunu'nun kabulüyle birlikte mülga mevzuatta yer alan sınırlı kavram terk edilmiş; uluslararası fikri mülkiyet terminolojisi gözetilerek fikir ve sanat eserleri ile bağlantılı haklar, markalar, tasarımlar, patentler, faydalı modeller ve ıslahçı hakları dahil olmak üzere geniş kapsamlı 'fikrî mülkiyet' terimi benimsenmiştir. Bu kapsamda sanal ortamlar ve elektronik varlıklar da mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilmekte olup, elektronik varlıklara ilişkin kullanım haklarının ayni sermaye olarak getirilmesini engelleyen bir kanuni hüküm bulunmamaktadır.

Her fikri hak ayni sermaye olarak konulmaya elverişli olmayabilir. Fonogram yapımcısı hakları gibi bazı bağlantılı hakların ayni sermaye olarak konulmaya elverişli bulunmayabileceği veya bunların nakden değerlendirilmesinde sorun çıkabileceği kabul edilmektedir. Bu sebeple mahkemece görevlendirilen bilirkişiler, malvarlığı unsurunun yalnızca değerini belirlemekle kalmaz, aynı zamanda ayni sermaye olarak konulmaya uygun olup olmadığını da değerlendirir.

Tescil Şartı ve Tescilsiz Hakların Hukuki Durumu

Türk Ticaret Kanunu'nun 128. maddesinin ikinci fıkrasında, şirket sözleşmesinde bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan fikri mülkiyet hakları ile diğer değerlerin, 'varsa özel sicillerine' kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunacağı hükme bağlanmıştır. Özel sicile yapılan bu kayıt iyiniyeti kaldırır.

Kanuni düzenlemenin lafzı doğrultusunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1756 Esas, 2017/5174 Karar sayılı kararında, Türk Ticaret Kanunu'nun 128. ve 342. maddeleri uyarınca tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikri ve sınai mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak taahhüt edilebileceği kabul edilmiştir. Yargıtay ilamına göre, ayni sermaye olarak tespiti istenen hakka ilişkin bir başvuru mevcutsa tescil belgesinin düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı; tescilin gerçekleşmemesi durumunda ise söz konusu tasarımın tescilsiz olarak ayni sermaye değerinin bulunup bulunmadığı bilirkişi marifetiyle incelenerek sonuca göre karar verilmelidir. Buna karşılık fikri mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak değerlendirilebilmesi için tescil edilmiş olmalarının zorunlu olduğunu, tescilsiz hakların haksız rekabet hükümleri uyarınca korunsalar dahi sermaye yapılamayacağını ileri süren yaklaşım da mevcuttur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/1756, K. 2017/5174Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/1756 E.  ,  2017/5174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Hasımsız olarak görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2015 tarih ve 2015/1283-2015/464 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirketin 23/02/2015 tarihli 2015/2 sayılı kararı ile şirket ortağı …'un geliştirdiği Uydu Aracılığı ile Veri Transfer Sistemini şirkete sermaye olarak konulmasına karar verildiğini, bu sistemin ayın sermaye niteliğinde olduğunu ileri sürerek değerinin tespitini talep etmiştir. Mahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nın 342. maddesi gereğince şirkete konulacak ayni sermayenin değerinin tespit istemine ilişkin olduğu, endüstriyel tasarım ve markaya yönelik olarak patent başvurularının şirkete ait olduğu, davacının ortağına ait olduğu "Veri Transfer Sisteminin" fikri hak olarak aidiyetine ilişkin kanıt sunulamadığı, sermeye olarak konulmak istenen sistemin varlığı kabul edilse dahi mülkiyetin ispatlanamadığı, sermaye olarak değer tespitinin yerinde görülmediği, kaldı ki daha önce 13. Asliye Ticaret Mahkemesine ortak tarafından açılan davada alınan raporda da mülkiyetin yanı sıra değere etki edecek hususlar yönünden değerlendirme yaparak bu aşamada sermeye olarak konulabilmesinin mümkün olmadığı belirtilmesine rağmen önceki davadan farklı koşullar gerçekleşmeden bu kez şirket olarak dava açma yoluna gidildiği, davada tarafın değil sermaye olarak konulacak "veri transfer sisteminin" sermaye olarak konulmasını gerektirecek koşulların değişmesinin sonuca etkili olabileceği, davacının mülkiyet hakkına ilişkin patent kaydı sunamadığı ve değeri olduğunu iddia ettiği hakka ilişkin olarak sermaye değeri tespiti talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, şirkete konulacak ayni sermaye değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ayni sermaye olarak değer tespitini istediği Fikri Mülkiyet Hakkı kapsamında 2015/03321 sayılı Endüstriyel Tasarım tescil başvurusuna dayanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 342. maddesinin "nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen fikri mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dahil malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir", hükmü yanında, aynı Kanunun 128. maddesi "fikri mülkiyet hakları ve diğer değerler varsa özel sicillerine bu hüküm uyarınca kaydedildikleri takdirde ayni sermaye kabul olunur hükmünü içermekte olup, bu düzenlemeler uyarınca, tescil zorunluluğu aranmaksızın da fikrî ve sınaî mülkiyet haklarının ayni sermaye olarak taahhüt edilebilecekleri sonucuna varılmaktadır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, söz konusu tasarım tescil başvurusunda hak sahibi olarak davacı belirtildiğine göre, bu başvurunun sonuçlanarak davacı lehine tescil belgesi düzenlenip düzenlenmediği hususunun TPE'den sorulması ve tescilin varlığı halinde TTK 343.madde uyarınca bilirkişi incelemesi ve değerlendirmesinin yapılması; tescilin gerçekleşmemesi durumunda ise söz konusu tasarımın tescilsiz olarak ayni sermaye değeri bulunup bulunmadığı tespit ettirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bilirkişi Değerlemesi ve Asliye Ticaret Mahkemesi Usulü

Fikri mülkiyet haklarının sermaye olarak getirilmesinde sermayenin korunması ilkesi gereği resmi değerleme zorunludur. Türk Ticaret Kanunu'nun 343. maddesi uyarınca konulan ayni sermayeye, şirket merkezinin bulunacağı veya bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Belirlenen parasal değerin şirket esas sözleşmesinde veya şirket sözleşmesinde gösterilmesi zorunludur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 343Kaynağı aç
MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)[47] ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. VII – Pay bedellerinin ödenmesi 1. Nakdî sermaye

Bilirkişi tarafından düzenlenecek değerleme raporunda somut olayın özelliklerine göre seçilen değerleme yönteminin herkes için en adil ve uygun tercih olduğu, sermaye yapılacak hakların Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesine uygunluğu ve tam değerleri açıklanır. Raporda ayrıca ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı hesap verme ilkesi uyarınca gerekçelendirilir. Söz konusu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir; itirazlar üzerine mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

Sınai Mülkiyet Hukukunda Devir Şartları ve Özel Şekil

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 148. maddesi uyarınca sınai mülkiyet haklarına ilişkin devir, lisans ve rehin gibi işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir. Sınai mülkiyet haklarına ilişkin hukuki işlemler yazılı şekle tabidir; devir sözleşmelerinin geçerliliği ise noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır. Markalar tescil edildikleri mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir. Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi ise ancak sicile kayıt hâlinde geçerlilik kazanır. Bu kurallar henüz tescil edilmemiş sınai mülkiyet hakkı başvurularına da tatbik olunur.

Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda, paydaşlardan birinin payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşların kanuni önalım hakkı vardır. Satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilmesi zorunlu olup önalım hakkı bildirimin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer; cebri artırmayla satışlarda ise bu hak kullanılamaz. Tarafların anlaşamaması hâlinde önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır ve pay devrine karar verilmeden önce hak sahibi satış bedelini nakden mahkemenin belirleyeceği yere yatırır. Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilip Bültende yayımlanır; sicile kaydedilmeyen işlemlerden doğan haklar kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Siciller Arası İşbirliği ve Mülkiyetin İntikali

Ayni sermaye olarak konulacak fikri mülkiyet haklarının, bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle ilgili özel sicile şerh edilmesi yasal zorunluluktur. Şirketlerde Yapı Değişikliği ve Ayni Sermaye Konulmasında Siciller Arası İşbirliğine İlişkin Tebliğ'in 4. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, ilgili sicile şerh verilmesine rağmen ticaret sicilinde tescil tamamlanıncaya kadar fikri mülkiyet hakkının devredilmesi veya üzerinde ayni bir sınırlama kurulması halinde özel sicil idaresi durumu derhal ticaret siciline bildirir ve ticaret sicili tescil başvurusunu reddeder.

Şirketin veya sermaye artırımının ticaret siciline tescilinden sonra ticaret sicili müdürlüğü, fikri mülkiyet hakkının şirket adına tescilinin sağlanması için ilgili özel sicili resen ve derhal bilgilendirir. Türk Ticaret Kanunu'nun 128. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca şirketin tek taraflı tescil isteminde bulunma hakkı da saklıdır. Fikri mülkiyet hakkı, ancak ilgili özel sicil müdürlüğünce şirket adına yapılacak kurucu nitelikteki tescil ile resmiyet kazanarak intikal eder.

Kurucular Beyanı, Koruma Tedbirleri ve Takip Yolları

Ayni sermaye taahhüdü içeren kuruluşlarda kurucular beyanı düzenlenmesi zorunludur. Kurucular bu beyanda, ayni sermaye karşılığında tahsis edilecek payların uygunluğuna, taahhüt edilen fikri hakkın şirketin faaliyet alanı bakımından gerekliliğine ve şirkete sağlayacağı yararlara dair gerekçeli ve belgeli açıklamalarda bulunur.

Taahhüt edilen hakların muhafazası amacıyla Türk Ticaret Kanunu'nun 128. maddesi özel koruma tedbirleri getirmiştir; anonim şirketlerde bu hüküm saklı tutulmuştur. Sermaye olarak konulması taahhüt edilen hakların korunması amacıyla kurucular ortaklar aleyhine ihtiyati tedbir talep edebilir. Tedbir üzerine açılacak davalar için usul kanunundaki süreler şirketin tescil ve ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlar. Şirket tüzel kişilik kazandığı andan itibaren sermaye borçlanılan haklar üzerinde malik sıfatıyla doğrudan tasarruf edebilir. Taahhüdün ifa edilmemesi halinde şirket borcun ifasını dava edebileceği gibi gecikme sebebiyle uğradığı zararın tazminini de ihtar şartıyla isteyebilir; şahıs şirketlerinde bu dava ortaklarca da açılabilir.

Sermaye koyma taahhüdü usulünce yerine getirilip fikri mülkiyet hakkı şirketin malvarlığına dahil olduktan sonra, şirket borçlarından ötürü takip başlatılabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/14296 Esas, 2015/27348 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, sermaye borcu yerine getirilip sermaye şirket malı haline geldikten sonra, şirket borçlarından dolayı sermayenin türüne göre İcra ve İflas Kanunu'nun taşınmaz, taşınır veya alacak haczine dair hükümleri uygulanır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/14296, K. 2015/27348Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/14296 E.  ,  2015/27348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu anonim şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başlandığı, takibin kesinleştiği, alacaklının talebi ile borçlu şirketin …Ticaret odası Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde kayıtlı sermayesine ve hisselerine 10.11.2014 tarihinde haciz şerhi işlendiği, 14.01.2015 tarihinde de şirketin adresine gidilerek borçlu şirket sermayesi ve hisselerinin üzerine haciz konulduğunun pay defterine işlenmesi için talimat verildiği, borçlu şirket tarafından yapılan haciz işlemlerinin yasaya uygun olmadığından bahisle hacze ilişkin icra müdürlüğü işlemlerinin iptali talebiyle icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Şirketlere sermaye olarak konulabilecek malvarlığı değerleri TTK'nun 127. maddesinde belirtilmiş olup; aynı Kanunun 342. maddesinde de anonim şirketlerde üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurlarının ayni sermaye olarak konulabileceği, hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacakların sermaye olarak konulamayacağı belirtilmiştir. Sermaye koyma taahhüdü yerine getirilip sermaye şirket malı olduğunda, şirket borçlarından dolayı sermayenin türüne göre İİK'nun taşınmaz, taşınır, alacak vb.. haczine dair hükümler uygulanır. TTK'nun 543. maddesi uyarınca da anonim şirketin tasfiyesi halinde önce şirketin borçları ödenir ve pay bedelleri geri verilir. İlgili hüküm uyarınca şirket borçlarından dolayı alacaklıların şirketin tasfiye payını haczi mümkündür. 6102 sayılı TTK'nun 133. maddesinin ikinci bendine göre alacaklılar sermaye şirketlerinde borçlulara ait olan senede bağlanmış veya bağlanmamış payların 09.06.1932 tarih ve 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz istek üzerine pay defterine işlenir. Bu hüküm sermaye ve şirket hissesi haczinin İcra ve İflas Kanunu'na göre yapılması gerektiğini öngörmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi senede bağlanmamış (Çıplak pay) anonim şirket hisselerinin nasıl haczedileceğini düzenlemektedir.İİK'nun 94/1. maddesinde açıkça; "…Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmuhaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir . Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. " hükmü yer almaktadır.Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılması zorunluluğu yoktur. Hisse senedi çıkarılmış ise, bu hisse senetleri, İİK'nun menkul mallarla ilgili haciz ve muhafaza hükümlerini düzenleyen 88. maddesi uyarınca icra müdürlüğünce haczedilebilir ve muhafaza altına alınabilir. Hisse senedi çıkarılmamış ise, borçlunun 3. kişi nezdinde bulunan ve henüz kıymetli evraka bağlanmamış hisse hakları, İİK'nun 94. maddesi gereğince icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur;ancak haciz, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. 6102 sayılı TTK'nun 133. maddesinin ikinci bendine göre gönderme yapılan İİK'nun 94/1. maddesine göre anonim şirket payının haczi, alacaklıların borçlu şirket ortağının şirket payı ve hissesini haciz talebine ilişkin olup, doğrudan anonim şirketin borcundan dolayı ortakların pay ve hisselerinin haczi mümkün değildir.O halde mahkemece, borçlu şirketin isteminin kabulü ile usule uygun olmayan icra müdürlüğünün 10.11.2014 ve 14.01.2015 tarihli haciz işlemlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Hangi fikri mülkiyet hakları ayni sermaye olarak konulabilir?

Üzerinde sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmayan, devredilebilen ve nakden değer biçilebilen marka, patent, tasarım, telif ve ıslahçı hakları sermaye olarak taahhüt edilebilir; devri yasak olan coğrafi işaretler ile geleneksel ürün adları ise konulamaz.

Fikri mülkiyet haklarının parasal değerini kim belirler?

Ayni sermaye yapılacak fikri mülkiyet haklarına şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince görevlendirilen bilirkişiler değer biçer ve mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

Tescilsiz fikri mülkiyet hakları ayni sermaye yapılabilir mi?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları ve kanundaki 'varsa özel sicillerine' ifadesi uyarınca tescil şartı aranmaksızın da taahhüt kabul edilip tescilsiz değer incelenebilmekte; buna karşın fikri hakların ayni sermaye sayılabilmesi için mutlaka tescilli olması gerektiğini savunan görüş de bulunmaktadır.

Hizmet veya ticari itibar sermaye olarak getirilebilir mi?

Anonim ve limited şirketlere hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacakların ayni sermaye olarak konulması kanunen yasaktır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu