Yasal Dayanak ve Uygulanan Mevzuat
Astsubay adaylarına yönelik güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, temel olarak 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu çerçevesinde yürütülmektedir. Bu Kanun; araştırmanın kimler hakkında yapılacağını, araştırma konusu bilgi ve belgelerin neler olduğunu, bu bilgilerin nasıl kullanılacağını, hangi mercilerin araştırmayı yürüteceğini, Değerlendirme Komisyonunun oluşum ve çalışma usulünü ile verilerin saklanma ve silinme sürelerini düzenlemektedir. Uygulama usulleri ise Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelikle ayrıntılandırılmaktadır.
Danıştay 2. Daire, E. 2023/5111, K. 2024/2749Kaynağı aç
Statüye göre farklı kanunlar uygulanmaktadır. Muvazzaf astsubaylar bakımından 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu esas alınmakta; bu Kanunun 68. maddesinin 3. fıkrası, adaylık şartlarının yönetmelikle düzenleneceğini öngörmektedir. Sözleşmeli astsubaylar bakımından ise 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayanan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği geçerlidir; söz konusu Kanunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması adaylık ve istihdam şartı olarak ayrıca sayılmıştır. TSK bünyesine alınacak personele özgü araştırma usul ve esasları ise yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak ayrı bir TSK yönergesiyle belirlenmektedir.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/515, K. 2021/4949Kaynağı aç
7315 sayılı Kanundan önce yürürlükte olan 4045 sayılı Kanun; gizlilik dereceli birimler ile askerî, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasını öngörmekteydi. Bu Kanun, 7315 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 4045 sayılı Kanuna 7148 sayılı Kanunla eklenen ve güvenlik soruşturması birimlerine kamu arşivlerinden bilgi alma, kayıtlara ulaşma ve mahkeme kararlarını alma yetkisi tanıyan hüküm ise Anayasa Mahkemesinin E.2018/163, K.2020/13 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Arşiv Araştırması ile Güvenlik Soruşturmasının Kapsamı
7315 sayılı Kanun uyarınca arşiv araştırması, ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında yapılmaktadır. Özel kanunları uyarınca güvenlik soruşturmasına tabi tutulanlar ile millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birimlerde istihdam edilecek olanlar hakkında ise arşiv araştırması güvenlik soruşturmasıyla birlikte yürütülmektedir. Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli bu ikinci kapsama girmektedir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/2993, K. 2023/197Kaynağı aç
7315 sayılı Kanununun 4. maddesi uyarınca arşiv araştırmasında incelenecek veriler kanunda sınırlı olarak sayılmıştır: kişinin adli sicil kaydı, kolluk kuvvetleri tarafından aranıp aranmadığı, hakkında herhangi bir tahdit bulunup bulunmadığı, kesinleşmiş mahkeme kararları ile Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesinin 5. fıkrası ve 231. maddesinin 13. fıkrası kapsamındaki kararlar, devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olgular, kamu görevinden çıkarılma ya da kesinleşmiş memurluktan çıkarma bilgileri bu kapsama girmektedir. Kanun metninde yer almayan yeni bir veri kategorisi araştırma kapsamına alınamaz.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/3207, K. 2023/198Kaynağı aç
Güvenlik soruşturması ise arşiv araştırmasına ek olarak daha geniş bir kapsam taşımaktadır. 7315 sayılı Kanununun 5. maddesi uyarınca; görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat birimlerindeki olgusal veriler, yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişki, terör örgütleri veya suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerle eylem birliği, irtibat ve iltisak içinde olup olunmadığı mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmaktadır. Araştırmayı yürüten birim, görevin ve talebin niteliğine bağlı olarak Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya mahallî mülkî idare amirliği olabilmektedir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/884, K. 2023/1488Kaynağı aç
Araştırmadan Karara: Değerlendirme Süreci
Araştırma birimlerinden gelen veriler otomatik olarak bir karar anlamına gelmemektedir. Araştırmayı yapan birimler, kamu görevine uygunluğun değerlendirilebilmesi için yorum içermeyen olgusal verileri Değerlendirme Komisyonuna iletmektedir. Yönetmelik kapsamında olgusal veri, yürütülecek görevin gerektirdiği niteliklerle ilgisi bulunan, yorum içermeyen, somut veya gözlemlenebilir ya da doğrulanabilir vakıalara dayanan veriyi ifade etmektedir. Komisyon, kendisine iletilen veriler hakkında nesnel ve gerekçeli değerlendirmesini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar; nihai atama veya adaylık kararını ise Komisyon değil, yetkili makam vermektedir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/2926, K. 2023/193Kaynağı aç
Kanun ve yönetmelikte öngörülen süreler bakımından arşiv araştırması sonucu en geç 30 iş günü, güvenlik soruşturması sonucu ise en geç 60 iş günü içinde talep eden kuruma bildirilmelidir. Bu süreler adayın kesin kayıt, atama, eğitim başlangıcı veya göreve başlama tarihini belirleyen süreler değildir.
Uygulamada güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması intibak eğitimi süresi içinde yaptırılmakta; bu süreç tamamlanamadığında eğitim-öğretim döneminde de devam edebildiği görülmektedir. Bu bilgi mevzuat hükmünden değil, gözlemlenen uygulamaya ilişkin tespitlerden kaynaklanmaktadır.
Muvazzaf Astsubay Adaylarında Aranan Bireysel Şartlar
Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliğinin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde adaylık şartları düzenlenmiştir. İkinci alt bent uyarınca; taksirli suçlar hariç olmak üzere, affa veya zamanaşımına uğramış, para cezasına çevrilmiş ya da ertelenmiş olsa, kaydı adli sicilden çıkarılmış dahi bulunsa bir cürümden hükümlü olmamak veya soruşturma altında olmamak gerekmektedir. Beşinci alt bent ise yapılacak güvenlik soruşturmasında ayrıca olumlu sonuç alınmasını düzenlemekte olup bu iki koşul birbirinden bağımsız biçimde kaleme alınmıştır.
Güvenlik soruşturmasından olumlu sonuç alınmış olması, tek başına astsubay adayı olunacağı anlamına gelmemektedir; özel mevzuattaki diğer adaylık şartlarının da ayrıca karşılanması gerekmektedir.
Değerlendirmede Öne Çıkan Hukuki Meseleler
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, hukuken bir mahkûmiyet hükmü değildir ve tek başına otomatik bir engel sayılmaz. HAGB kararı denetim süresi sonunda sanığın beklenilen davranışı göstermesi hâlinde beraat kararının hüküm ve sonuçlarını doğuracak olup bu karar beraat anlamına gelmemektedir. Statüye özgü mevzuatta HAGB kararına ayrıca bir sonuç bağlanmışsa ya da bireysel değerlendirmede farklı bir hukuki çerçeve uygulanıyorsa sonuç farklılaşabilir. HAGB kaydına dayalı güvenlik soruşturması kararlarının hukuka uygunluğu, hem hangi dönemde işlem tesis edildiğine hem de yürürlükteki mevzuata göre değerlendirme gerektirmektedir; bu konuda yargı kararlarında çoğunluk ve azınlık görüşleri farklılaşmaktadır.
HAGB kararlarının güvenlik soruşturması birimlerince görülüp görülemeyeceği tarihsel dönemler bakımından önem taşımaktadır. Danıştay 8. Dairesi, E:2018/3350, K:2022/1722 sayılı kararında; HAGB kararlarının güvenlik soruşturması birimlerince 7148 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden önce, ve Anayasa Mahkemesinin 19/02/2020 tarihli iptal kararının ardından 7315 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 17/04/2021 tarihine kadar olan dönemde tesis edilen işlemlerde görülemeyeceğini belirlemiştir. 7315 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ise HAGB kararlarını arşiv araştırmasının konuları arasına açıkça almıştır.
Danıştay 8. Dairesinin E.2020/515, K.2021/4949 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında; astsubay adaylığına başvuru döneminde hakkında devam eden bir kovuşturması bulunan adayın Yönetmelik m.6/1-a-2'deki şartı taşımadığı kabul edilerek ilişik kesme işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Daire, 'soruşturma altında olmamak' ibaresinin evleviyetle kovuşturma altında bulunanları da kapsadığını hükme bağlamıştır. Karşı oy yazan üye ise kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmaksızın devam eden yargılamayı gerekçe göstererek güvenlik soruşturmasının olumsuz sayılmasının Anayasanın 38. maddesi, AİHSin 6. maddesinin 2. fıkrası ve BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11. maddesinin 1. fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesini ihlal ettiğini savunmuştur. Bu karşı oy bağlayıcı çoğunluk kararı değildir; ancak konunun tartışmalı olmayı sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.
Beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, adayın isnat edilen fiilden mahkûm olmadığını ortaya koymaktadır. Bu kararların varlığı, ilgili verinin dosyada hiç yer almayacağı anlamına gelmemekle birlikte idarenin bu kararları göz ardı ederek soyut bir değerlendirme yapması beklenmez. Devam eden bir soruşturma ise henüz kamu davası açılmamış bir aşamayı ifade eder; masumiyet karinesi bu aşamada geçerliliğini korur ve her durumda otomatik bir sonuç doğurmaz. Statüye özgü mevzuatta kovuşturma açıkça bir şart olarak düzenlenmişse bu şart doğrudan sonuç doğurabilir; kesinleşmiş bir mahkûmiyetin bulunmaması, kovuşturmanın idari değerlendirmede hiç dikkate alınmayacağı anlamına gelmez.
Kişisellik ilkesi bakımından; aile bireyine ait bir kaydın olumsuz sonuca dayanak yapılabilmesi için adayın kendisiyle somut, güncel ve iradi bir bağlantısının gösterilmesi gerekmektedir. Salt akrabalık ilişkisi bu bağlantıyı kendiliğinden kurmaz. İstihbari bir bilginin değerlendirmeye alınabilmesi için ise kişiyle bağlantısı kurulabilmesi gerekir; kişiyle bağlantısı kurulamayan soyut veri tek başına yeterli görülmemelidir.
Kişisel verilerin korunması boyutunda, Anayasanın 20. maddesi uyarınca kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir; bu alandaki kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahale yetkisi tanındığını açıkça göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekmektedir. 6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanununun 6. maddesi; siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, dernek/vakıf/sendika üyeliği, sağlık, cinsel hayat, ceza mahkûmiyeti, güvenlik tedbirleri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veri olarak tanımlamakta ve bu verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceğini düzenlemektedir. Sağlık ve cinsel hayat dışındaki özel nitelikli veriler ise kanunda öngörülen hâllerde açık rıza aranmaksızın işlenebilir. Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğinde olduğundan bu güvenceler devreye girmektedir.
7315 Sayılı Kanun Sonrasında Yargısal Denetimin Çerçevesi
Anayasa Mahkemesi, 4045 sayılı Kanun dönemindeki güvenlik soruşturması düzenlemelerinin kanunilik koşulunu sağlamadığını çeşitli kararlarında tespit etmiştir. Bu gerekçe esasa değil şekle yönelik olup kişisel verilerin kayıt, muhafaza ve kullanımını düzenleyen, süre, stoklama, kullanım, üçüncü kişilerin erişimi, gizlilik, bütünlük ve imhaya ilişkin açık ve ayrıntılı kuralları içermediğinden muhatapların yetki aşımına ve keyfîliğe karşı yeterince güvenceli olmadığı sonucuna dayanmaktadır. Bu tespitler doğrultusunda 7315 sayılı Kanun, söz konusu eksiklikleri gidererek söz konusu ilkeleri kanun düzeyinde düzenlemiştir.
4045 sayılı Kanun döneminde tesis edilen ve yargılaması hâlâ devam eden işlemlerin hangi hukuk çerçevesinde denetleneceği meselesi, içtihat açısından farklı görüşlerin karşı karşıya geldiği bir alan olmaya devam etmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, oyçokluğuyla verdiği birden fazla kararında; bu işlemlerin özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması ilkeleri yönünden denetiminde 7315 sayılı Kanunun esas alınabileceğini ve bunun kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmediğini benimsemektedir. Bu yaklaşımın gerekçesi, 7315 sayılı Kanunla getirilen kuralların temel insan haklarının korunmasına yönelik, kişiler lehine güvence sağlayan kurallar olduğudur. Karşı oy görüşü ise işlemin hukuki denetiminin kural olarak işlemin tesis edildiği dönemdeki mevzuat çerçevesinde yapılması gerektiğini ve 7315 sayılı Kanunun geçmişe yönelik özel hüküm içermediğini savunmaktadır. Bu çoğunluk ve azınlık görüşleri arasındaki ayrılık oyçokluğuyla çözüme kavuşturulmuş olmakla birlikte tartışmanın sürdüğü görülmektedir.
7315 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra oluşan içtihatta, güvenlik soruşturması uyuşmazlıklarında işlemi yalnızca yasal dayanaktan yoksun saymak ve esasa girmeksizin iptal etmek yeterli görülmemektedir; işlemin 7315 sayılı Kanun koşullarına uygunluğu ayrıca incelenmelidir. Danıştay 2. Dairesi de bu doğrultuda, işlemi salt yasal dayanak yokluğuyla iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararlarını, 7315 sayılı Kanun çerçevesinde esasa ilişkin değerlendirme yapılması gerekirken esasa girilmeksizin karar verildiği gerekçesiyle hukuka uyarlı bulmamıştır; bu kararlar bozma niteliğinde olup nihai sonucu yansıtmamaktadır. Söz konusu kararlarda da karşı oy görüşü, 7315 sayılı Kanunun devam eden davalara uygulanamayacağı yönündedir.
Danıştay 2. Daire, E. 2023/5068, K. 2024/2757Kaynağı aç
Olumsuz Sonuca İtiraz ve İptal Davası
Güvenlik soruşturması gerekçesiyle tesis edilen kesin ve icrai nitelikteki işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açılabilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca genel dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür; bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Dava açmadan önce İYUK'un 11. maddesi kapsamında üst makama veya işlemi yapan makama başvuru yapılabilmekte; bu başvuru zorunlu değildir. Yetkili mahkeme her dosyada işlemi tesis eden makamın bulunduğu yer, adayın statüsü ve İYUK'un genel yetki kuralları birlikte gözetilerek belirlenmektedir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması da talep edilebilir. 2577 sayılı İYUK'un 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız bir zararın doğması. Bu karar kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek verilmektedir; talep, dava dilekçesi ve eklerinden yetersizliği anlaşılırsa savunma alınmaksızın da reddedilebilir. Yürütmenin durdurulması kararlarına tebliğden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz yoluna başvurulabilmekte; itiraz mercii yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Yürütmenin durdurulması talebinin reddi davanın sonucunu doğrudan etkilemez; bu karar yalnızca esas hakkında nihai hüküm kurulana kadar işlemin uygulanmaya devam edeceği anlamına gelir. Bir işlemin iptali ise her durumda doğrudan ve otomatik göreve başlama sonucu doğurmayabilir; kararın gerekçesine bağlı olarak idare, aynı konuda 7315 sayılı Kanunda öngörülen temel ilkelere ve usullere uygun biçimde yeniden bir değerlendirme yapabilir.
Olumsuz işlemin adaya yapılan bildiriminde gerçek gerekçe her zaman ayrıntılı biçimde açıklanmayabilmektedir. Dava sürecinde idarenin dayandığı verinin somut, güncel, kişiye ait ve görevle bağlantılı olup olmadığı mahkemece incelenmektedir; gizli belgeler mahkemece görülebilmekle birlikte taraflara açıklanması mevzuat ve belgenin niteliğine göre sınırlanabilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Soruşturma veya kovuşturma altında olmak astsubay adaylığını engeller mi?
Dış Kaynaktan Muvazzaf Astsubay Temin Yönetmeliğinin m.6/1-a-2 bendi, taksirli suçlar hariç olmak üzere bir cürümden hükümlü olmamayı veya soruşturma altında bulunmamayı adaylık şartı olarak düzenlemektedir. Danıştay 8. Dairesi, E.2020/515, K.2021/4949 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında; bu ibarenin evleviyetle kovuşturma altında bulunanları da kapsadığını ve başvuru döneminde devam eden yargılaması olan adayın anılan şartı taşımadığını hükme bağlamıştır. Aynı kararda karşı oy yazan üye, kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmaksızın devam eden yargılamaya dayanılarak sonuç bağlanmasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini savunmuştur. Somut dosyada hangi bendin uygulandığı ve yargılama aşamasının ne olduğu belirleyici olmaktadır.
HAGB kararı güvenlik soruşturmasını otomatik olarak olumsuz kılar mı?
HAGB kararı hukuken bir mahkûmiyet hükmü değildir ve tek başına otomatik biçimde olumsuz sonuç doğurmaz. Ancak bu, HAGB kararının her durumda değerlendirme dışında tutulacağı anlamına da gelmemektedir. 7315 sayılı Kanunun 4. maddesi HAGB kararlarını arşiv araştırmasının konuları arasında saydığından 17/04/2021 tarihinden itibaren tesis edilen işlemlerde bu kayıtlara erişilebildiği görülmektedir. Buna karşın, 7148 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26/10/2018 tarihinden önce ve AYM'nin 19/02/2020 tarihli iptal kararı ile 7315 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 17/04/2021 arasında tesis edilen işlemlerde HAGB kayıtlarının güvenlik soruşturması birimleri tarafından görülemeyeceği Danıştay kararlarında tespit edilmiştir. Statüye özgü mevzuatta özel bir hüküm mevcutsa veya bireysel değerlendirmede ayrı bir yasal dayanak uygulanıyorsa sonuç farklılaşabilir; bu mesele içtihat açısından tartışmalı olmayı sürdürmektedir.
Akrabama ait adli sicil kaydı güvenlik soruşturmamı olumsuz etkiler mi?
Kişisellik ilkesi gereği, aile bireyine ait bir kaydın olumsuz sonuca dayanak yapılabilmesi için adayın kendisiyle somut, güncel ve iradi bir bağlantısının ortaya konulması gerekmektedir. Salt akrabalık ilişkisi bu bağlantıyı kendiliğinden kurmaz. Yalnızca yakına ilişkin iddialara dayandırılan bir işlem, bu ilke çerçevesinde idari yargıda denetlenebilir.
Güvenlik soruşturması olumsuz çıktıktan sonra dava açmak için ne kadar sürem var?
2577 sayılı İYUK'un 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda ayrı süre öngörülmemiş hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işler. Dava açmadan önce isteğe bağlı olarak İYUK'un 11. maddesi kapsamında idareye başvuru yapılabilir. Sürenin kaçırılmaması için tebliğ tarihi dikkatlice takip edilmelidir.
4045 sayılı Kanun döneminde açılan davada hangi mevzuat esas alınır?
Bu mesele, içtihat açısından farklı görüşlerin bulunduğu tartışmalı bir alandır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu oyçokluğuyla verdiği birden fazla kararında, kişisel verilerin korunması ve özel hayata saygı ilkeleri yönünden denetimde 7315 sayılı Kanunun esas alınabileceğini ve bunun kanunların geriye yürümezliği ilkesini ihlal etmediğini benimsemiştir. Aynı kararlardaki azınlık görüşü ise işlemin tesis edildiği dönemdeki mevzuatın esas alınması gerektiğini ve 7315 sayılı Kanunun geçmişe yönelik özel hüküm içermediğini savunmaktadır. Somut dosyanın işlem tarihi ve hangi mevzuat dönemine ait olduğu belirleyicidir.
İptal kararı alınırsa göreve başlayabilir miyim?
Bir işlemin iptali her durumda doğrudan ve otomatik göreve başlama sonucu doğurmayabilir. Kararın gerekçesine bağlı olarak idare, 7315 sayılı Kanunda öngörülen temel ilkelere ve usullere uygun biçimde aynı konuda yeniden bir değerlendirme yapabilir. İptal kararının somut sonuçları, kararın gerekçesine ve hukuki niteliğine göre her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

