Asker kişiler tarafından işlenen askerî suçların soruşturulması, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek Madde 15 gereğince kural olarak yetkili merciden izin alınması şartına bağlıdır. Askeri mahkemelerin 2017 yılında kaldırılmasıyla birlikte askerî suçlara ilişkin yargılama sivil mahkemelerin görev alanına geçmiş olsa da soruşturma aşamasındaki izin koşulu yürürlüktedir. Adli makamlara bir suç ihbarı veya şikâyet iletildiğinde dahi, kanunun aradığı yetkili komutanlık veya kurum amirinden yazılı soruşturma izni temin edilmeden Cumhuriyet savcılığınca soruşturma işlemlerine başlanamaz; savcılık kendiliğinden hareket edemez.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. Ek Madde 15Kaynağı aç
Asker kişilerin işledikleri askerî
suçların soruşturulması izne tabidir. Ancak, ağır ceza mahkemesinin görevine
giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür.
Soruşturma izni, asgari tugay
komutanı veya eşidi askerî kurum amiri
(Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında eşidi)
olmak üzere, asker kişinin görev yaptığı birlik komutanı veya askerî kurum
amiri, bu kişilerin yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat verilir.
Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Milli Savunma Üniversitesi
hariç, Millî Savunma Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı ve ilgili
kurum ve kuruluşlarda görev yapan asker kişiler hakkında soruşturma izni Millî
Savunma Bakanı tarafından verilir. General ve amiraller hakkındaki soruşturma
izni ise görev yeri dikkate alınarak ilgisine göre Genelkurmay Başkanının veya
ilgili Kuvvet Komutanının teklifi üzerine ya da resen Millî Savunma Bakanı
tarafından verilir.
Bir askerî birlik veya askerî kurumda
geçici olarak görevlendirilen veya harekât komutasına verilen asker kişiler
hakkında soruşturma izni, bu görevlerinin devamı süresince, geçici olarak
görevlendirildikleri veya harekât komutasına verildikleri askerî birlik veya
askerî kurumun bağlı bulunduğu soruşturma izni vermeye yetkili birlik komutanı
veya askerî kurum amiri tarafından verilir.
Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça,
bir askerî birlik veya askerî kurum dışında görevlendirilen asker kişiler
hakkında soruşturma izni, bu görevlerinin devamı süresince, Millî Savunma
Bakanı tarafından verilir.
Uluslararası anlaşmalar gereğince
yabancı asker kişilerin askerî suçları hakkında soruşturma izni Millî Savunma
Bakanı tarafından verilir. Bunlar hakkında altıncı ve yedinci fıkra hükümleri
uygulanmaz.
Millî Savunma Bakanı, general ve
amiraller hariç subay veya astsubaylara ilişkin soruşturma izni verme
yetkisini, Personel Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu bakan yardımcısına
devredebilir.
Subay ve astsubaylar hariç diğer
kişilerin işledikleri askerî suçlara ilişkin soruşturma izni verme yetkisi, bu
izni vermeye yetkili komutan veya askerî kurum amiri tarafından teşkilatında
bulunan hukuk sınıfından olan ya da 27/7/1967 tarihli
ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun geçici 45 inci maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca atanmış olan hukuk hizmetleri başkanı
veya birim amirine, Millî Savunma Bakanı tarafından merkezde Hukuk Hizmetleri
Genel Müdürü veya yardımcısına, taşrada ve bağlı kurum ve kuruluşlarda ise
asgari alay eşidi kurum amirine
devredilebilir.
İzin vermeye yetkili merci, ihbar
veya şikâyetin işleme konulması hâlinde bir ön inceleme başlatır, ön incelemeyi
bizzat yapabileceği gibi, izin vermeye asıl yetkili merciin emrinde olan ve
hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki asker kişilerden birine de
yaptırabilir. İzin vermeye yetkili merci, emrinde olan ve hakkında inceleme
yapılanın üstü konumundaki en az üç asker kişiden oluşan bir heyet de
görevlendirebilir. İzin vermeye yetkili merciin zorunlu gördüğü hâllerde, heyette
yer alanların çoğunluğunun, hakkında inceleme yapılanın rütbe veya
kıdemce eşidi veya üstü konumunda, heyet
başkanının ise hakkında inceleme yapılanın üstü konumunda olması gerekir.
(Ek dokuzuncu fıkra:30/6/2022-7415/1
md.) Firar ve izin tecavüzü gibi hakkında
ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getiren
zorunlu hâllerde, ilgilinin ifadesi alınmaz.
Yetkili merci, soruşturma izni
konusundaki kararını suçun işlenildiğinin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dâhil
en geç otuz gün içinde verir. Bu süre, zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek
üzere bir defa uzatılabilir. Yetkili merci, belirtilen süreler içinde
soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda karar verir ve kararını
Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılana ve varsa şikayetçiye bildirir. Bu kararlara karşı on gün içinde itiraz
edilebilir. Sırf askerî suçlara ilişkin verilen soruşturma iznine itiraz
edilmesi, soruşturma işlemlerini engellemez. İtiraz, general ve
amiraller için Danıştay Birinci Dairesine, diğer asker kişiler için ise yetkili
merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesine yapılır. İtirazlar,
öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar
kesindir.
General ve amiraller hakkındaki
soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili tarafından
yapılır. Hâkim kararı gerektiren işlemlere dair Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının talepleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara
yapılan itirazlar hakkında, soruşturma konusu suçların en ağırına bakmakla
görevli Yargıtay ceza dairesini numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı
tarafından karar verilir. Suçun son numaralı ceza dairesinin görevine girmesi
hâlinde talebi ve itirazı inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına
aittir. Hâkim kararı gerektiren işlemlerde Başkanın verdiği kararlara karşı
yapılan itirazı numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı inceler. Son
numaralı daire başkanının kararı, Birinci Ceza Dairesi Başkanı tarafından
incelenir. İddianame hazırlanması hâlinde kovuşturma Yargıtay ilgili ceza
dairesince yapılır.
19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması,
Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 17 nci maddesinin
birinci fıkrasında yer alan suçları işleyen asker kişiler hakkında soruşturma
ve kovuşturma genel hükümlere göre yapılır.
Bu maddede hüküm bulunmayan
hâllerde 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri
uygulanır.
Yüce Divanda yargılanacak asker kişilerle
ilgili soruşturma usulü:
Soruşturma İzni Vermeye Yetkili Komutanlıklar ve Merciler
Askerî suçlarda soruşturma izni vermeye asıl yetkili merci, şüphelinin görev yaptığı birlik komutanı veya askerî kurum amiridir. Kanun bu yetkiyi kullanabilmek için asgari tugay komutanı veya Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarındaki eşidi bir kurum amiri düzeyinde bulunmayı arar. Yetkili komutan veya amirin bulunmadığı durumlarda ise bu yetki bizzat vekilleri tarafından kullanılır. İznin yazılı olması, şüphelinin rütbesi ve eylemin niteliği gözetilerek yetkili kademeden verilmesi ve isnat olunan fiille kapsam bakımından örtüşmesi zorunludur.
Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesi haricinde kalan Millî Savunma Bakanlığı merkez ve taşra birimleri ile bağlı ya da ilgili kuruluşlarındaki personelin soruşturma izni Millî Savunma Bakanı tarafından verilir. Millî Savunma Bakanı, general ve amiraller hariç olmak üzere subay ve astsubaylara yönelik bu izni verme yetkisini Personel Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu bakan yardımcısına devredebilir. General ve amiraller hakkında ise izin işlemi görev yeri dikkate alınarak Genelkurmay Başkanının veya ilgili Kuvvet Komutanının teklifiyle yahut resen Millî Savunma Bakanınca yürütülür. General ve amirallerin ceza soruşturması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili tarafından yürütülür.
Bir askerî birlik veya kurumda geçici olarak vazifelendirilen ya da harekât komutasına tevdi edilen asker kişilerin bu görevleri sürdüğü müddetçe soruşturma izinleri, geçici olarak emrine girdikleri birliğin soruşturma izni vermeye yetkili komutanı veya amirince verilir. Bir askerî birlik veya kurum haricinde görevlendirilen asker kişiler ile uluslararası anlaşmalara dayalı yabancı askerlerin soruşturma izni de kanunlarda aksi düzenlenmedikçe Millî Savunma Bakanı tarafından karara bağlanır.
Ön İnceleme Aşaması ve Karar Verme Süresi
İhbar veya şikâyetin işleme konulması üzerine izin vermeye yetkili merci bir ön inceleme süreci başlatır. Yetkili amir bu incelemeyi bizzat gerçekleştirebileceği gibi kendi emrinde bulunan ve hakkında inceleme yürütülen personelin üstü rütbedeki bir asker kişiye veya yine üst konumdaki en az üç asker kişiden kurulacak bir heyete yaptırabilir. Ön incelemede kural olarak ilgilinin beyanı alınır; ancak firar veya izin tecavüzü gibi şüphelinin bulunamaması sebebiyle ifade teminini imkânsız kılan zorunlu durumlarda ifade alınması aranmaz.
Soruşturma izni vermeye yetkili merci, suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dâhil en geç 30 gün içinde kararını verir. Bu süre zorunlu durumların varlığı hâlinde 15 günü geçmemek şartıyla bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Soruşturma İzni Kararlarına Karşı İtiraz Usulü
Soruşturma izni verilmesi ya da soruşturma izni verilmemesi kararlarına karşı 10 gün içinde itiraz başvurusunda bulunulabilir. İtiraz başvurusu; general ve amiraller yönünden Danıştay Birinci Dairesine, diğer asker kişiler yönünden ise izin merciinin yargı çevresinde yer aldığı bölge idare mahkemesine sunulur. İtirazlar öncelikle ele alınır ve en geç 3 ay içinde kesin olarak karara bağlanır. Sırf askerî suçlara dair verilen soruşturma izinlerine itiraz edilmesi yürütülen soruşturma işlemlerini engellemez.
İzin Kuralının İstisnaları ve Usulsüz İşlemlerin Sonuçları
Askerî suçlarda izin şartı iki temel durumda aranmaz. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâllerinde ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçlarda, asker kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma izin prosedürü işletilmeksizin genel hükümlere göre yürütülür.
İstisnalar haricinde, yetkili komutanlığın yazılı izni bulunmadan veya izin sınırları aşılarak yürütülen soruşturma faaliyetleri özel usule aykırılık oluşturur. İzin şartı yerine getirilmeden alınan şüpheli ifadesi veya toplanan deliller usulsüz işlem vasfındadır. Bu usul eksikliği soruşturma veya kovuşturma evrelerinde ileri sürülebilir ve mahkeme usul aykırılığını tespit ettiğinde söz konusu delilin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verebilir.
Koruma Tedbirleri, Soruşturmanın Sonu ve HAGB Sınırı
Askeri suçlara ilişkin soruşturma sürecinde yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirleri sulh ceza hâkimliklerinin denetimine tabidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91/5 uyarınca yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına dair Cumhuriyet savcısının yazılı emirlerine karşı yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımları serbest bırakılmayı sağlamak amacıyla sulh ceza hâkimine müracaat edebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 91Kaynağı aç
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[11]
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[12]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin denetimi
Tutuklama kararı verilebilmesi kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin varlığına bağlıdır; işin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü olmayan hâllerde tutuklama uygulanamaz. Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda yahut vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama yasağı geçerlidir. CMK m. 102/4 gereğince soruşturma aşamasında tutukluluk süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde 6 ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise 1 yılı geçemez. Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümündeki suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve toplu suçlarda ise soruşturma evresi tutukluluk süresi en çok 1 yıl 6 ay olup gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
Soruşturma sonunda elde edilen deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe teşkil ediyorsa Cumhuriyet savcısı bir iddianame tanzim eder. Yapılan yargılama sonucunda, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek Madde 17 uyarınca, sırf askerî suçlardan dolayı hükmedilen 6 ay ve üzeri hapis cezalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kuralları uygulanamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği
hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame
düzenler.
(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;
a) Şüphelinin kimliği,
b) Müdafii,
c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,
d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi,
e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin
kimliği,
f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,
g) Şikâyetin yapıldığı tarih,
h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,
i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
j) Suçun delilleri,
k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve
tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
Gösterilir.
(4) İddianamede, yüklenen suçu
oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen
suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer
verilmez.[64]
(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar
değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.
(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda
öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin
istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili
tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir.
Kamu davasını açmada takdir yetkisi
Asker kişi hakkında izin alınmadan adli soruşturma başlatılabilir mi?
Asker kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek Madde 15 uyarınca kural olarak izne tabidir ve yetkili merciin izni olmadan soruşturma işlemlerine başlanamaz. Bununla birlikte aynı kanun maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçlarda soruşturma ve kovuşturma izin şartı aranmaksızın genel hükümlere göre yürütülür.
Soruşturma izni kararlarına karşı hangi mercie itiraz edilir?
Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kararlarına karşı 10 gün içinde itiraz edilebilir; itiraz merci general ve amiraller için Danıştay Birinci Dairesi, diğer asker kişiler için yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesidir.
Gözaltı ve yakalama işlemlerine karşı kimler sulh ceza hâkimine başvurabilir?
Yakalama işlemine, gözaltına almaya veya gözaltı süresinin uzatılmasına yönelik Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derecede kan hısımları serbest bırakılma istemiyle sulh ceza hâkimine başvurabilir.
Sırf askeri suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün müdür?
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu Ek Madde 17 uyarınca, sırf askerî suçlardan dolayı mahkûm olunan 6 ay ve üzeri hapis cezalarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

