Askeri Ceza Kanunu 63. Maddenin Ceza ve Yargılama Şartları
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesi uyarınca hapis cezası yaptırımı uygulanabilmesi ve ceza yargılaması yapılabilmesi için yükümlü hakkında 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun 24. maddesi gereğince verilen idari para cezasının kesinleşmiş olması dava şartıdır. Yoklama kaçağı veya bakaya kalma eyleminin ilk kez işlenmesi 6217 sayılı Kanun ile kabahat niteliğine dönüştürülmüştür. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2025/98 Esas ve 2025/1428 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, idari para cezası kesinleşmeden önceki eylemler nedeniyle ceza mahkemesinde mahkûmiyet kurulamaz ve beraat kararı verilmesi gerekir. Bu yaptırım kesinleştikten sonra kanuni bir mazeret bulunmaksızın eylemin sürdürülmesi durumunda ceza takibatı aşamasına geçilir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/98, K. 2025/1428Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/681 E., 2019/1244 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2019 tarihli ve 2018/681 Esas, 2019/1244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanması suretiyle bakaya kalmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 61/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 500,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 06.03.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.12.2024 tarihli ve 94660652-105-35-29687-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB – 2025/438 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle,
gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.01.2025 tarihli ve KYB – 2025/438 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-14/04/2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4.maddesiyle değiştirilen 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1. maddesinde “Barışta, 1111 sayılı Askerlik Kanununun 89 uncu maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra kabul edilecek bir özrü olmadan,
a) Yoklama kaçaklarından birlikte yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden,
b) Bakaya kalanlar için, bakaya kaldıkları tarihten,
c) İhtiyat erattan çağrılıp da birlikte işleme tabi olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en son gönderilme tarihinden,
d) Yoklama kaçağı, saklı veya bakaya olup olmamasına bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına katılmayan veya geç katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin bitiminden, itibaren dört ay içinde gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar, yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme ve 6217 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 89. maddesinde yapılan değişiklik ile yoklama kaçağı kalma eyleminin ilk kez işlenmesi halinin idari para cezasını gerektiren kabahat olarak düzenlendiği, idari para cezasının kesinleşmesinden sonra tekrarı halinde suç teşkil edeceği nazara alındığında,
Somut olayda sanığın bakaya kalmak şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir (Kapatılan) 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/12/2009 tarihli ve 2009/1058 esas, 2009/1425 sayılı kararını takiben, yürürlüğe giren bahse konu yasal değişiklik ile sanığa yüklenen eylemin suç olmaktan çıkartılarak kabahat olarak düzenlendiği cihetle, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde;
2-Kabule göre de;
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a maddesi kapsamında işlenen bakaya kalmak suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu nazara alındığında; kovuşturma aşamasında sanığın savunmasının alındığı 02/11/2009 tarihinde son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03/03/2010 ile yeniden suç işlendiği 08/03/2010 tarihleri arasında 5 gün durmasını müteakip kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı, bu haliyle sanığın savunmasının alındığı 02/11/2009 tarihinde işlemeye başlayan 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin ve suçun işlendiği 27/11/2006 tarihinde işlemeye başlayan 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar tarihi itibariyle tamamlandığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3 maddesi "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2019 tarihli ve 2018/681 Esas, 2019/1244 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3 maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-d bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a bendi uyarınca BERAATİNE,
4.Bozma nedenine göre kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan (2) numaralı istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi.
1632 sayılı ASKERİ CEZA KANUNU m. 63Kaynağı aç
31/3/2011-6217/4 md.) Barışta, 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanununun 24 üncü
maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz
konusu Kanunun 23 üncü maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi
bulunmaksızın,[17]
a) Yoklama kaçaklarından
birlikte (…)[18]
yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki
son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden,
b) Bakaya kalanlar için,
bakaya kaldıkları tarihten,
c) İhtiyat erattan
çağrılıp da birlikte işleme tabi olduğu kişiler gönderilmiş bulunanlar için, en
son gönderilme tarihinden,
d) Yoklama kaçağı, saklı
veya bakaya olup olmamasına bakılmaksızın askerlik şubesince sevk edildiği kıtasına
katılmayan veya geç katılanlar için, kendilerine tanınan kanuni yol süresinin
bitiminden,
itibaren dört ay içinde
gelenler altı aya kadar, yakalananlar iki aydan altı aya kadar; dört aydan
sonra bir yıl içinde gelenler iki aydan bir yıla kadar, yakalananlar dört aydan
bir yıla kadar; bir yıldan sonra gelenler dört aydan iki yıla kadar,
yakalananlar altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
2 – (Değişik:
15/6/1942-4257/1 md.) Seferberlikte birinci fıkrada yazılı olanlarla
ruhsatlılardan sevk gününün bitmesinden itibaren yedi gün içinde gelenler bir
aydan bir seneye, elde edilenler dört aydan iki seneye kadar, yedi günden sonra
üç ay içinde gelenler iki seneden aşağı olmamak üzere elde edilenler üç seneden
aşağı olmamak üzere hapis, üç aydan sonra kendiliğinden gelenler beş seneden az
olmamak üzere ağır hapis, elde edilenler ölüm cezasına mahkum edilirler. Az
vahim hallerde ölüm cezası yerine müebbet veya on seneden aşağı olmamak üzere
ağır hapis cezası verilir ve diğer hallerde gösterilen cezalar yarıya
indirilir.
Çağırılıpta gelmiyen yedek subaylar,
yedek astsubaylar ve askeri memurların cezaları:[19]
Askerliğe Elverişlilik Durumu ve İdari Para Cezasının Tebliği
Yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için yükümlünün suç tarihlerinde askerliğe elverişli bulunması zorunludur. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2021/25829 Esas ve 2025/2894 Karar sayılı ilamı gereğince, ilgilinin suç tarihlerinde ve yargılama sürecinde askerliğe elverişli olup olmadığının yetkili sağlık kuruluşlarınca tespit edilmesi gerekir; bu belirleme yapılmadan eksik inceleme ile mahkûmiyet kararı verilemez.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/25829, K. 2025/2894Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1073 E., 2019/7093 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hakkının ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2018 tarihli ve 2017/2356 Esas, 2018/829 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın istinaf başvuruları üzerine; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 09.12.2019 tarihli ve 2019/1073 Esas, 2019/7093 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükmün kaldırılarak sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan 1632 sayılı Kanun'un 63/1-a maddesinin son cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 53. ve 58. maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın temyiz istemi; askerlik yapmasına engel göz kusurunun bulunduğuna, yetkili sağlık kuruluşlarınca askerliğe elverişlilik yönünden muayene edilmesi gerekirken muayene edilmediğine, bu konuda Tepebaşı Askerlik Şubesi Başkanlığının ihmali bulunduğuna, idari para cezası kesinleştikten sonra yapılması gereken işlemlerin yapılmadığına, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının bulunmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1632 sayılı Kanun'un 63. maddesinde, barışta, 25.6.2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun (7179 sayılı Kanun) 24. maddesi uyarınca haklarında verilen idarî para cezası kesinleştikten sonra söz konusu Kanunun 23. maddesinde belirtilen mazeretlerden birisi bulunmaksızın yoklama kaçaklarından birlikte yoklamaya tabi oldukları doğumluların yurt genelinde normal sevk yılı içindeki son kafilesi gönderilmiş bulunanlar için, son kafilenin gönderilmesi tarihinden itibaren yoklamasını yaptırmayanların cezalandırılacağı;
7179 sayılı Kanun'un 3/hh maddesinde ise yoklamanın, yükümlülerin sağlık muayenelerinin yapılarak askerliğe elverişli olup olmadıkları, öğrenim durumları, meslekleri ve niteliklerinin tespitini, aynı Kanunun 3/ii maddesinde de yoklama kaçağının, tabi olduğu yoklama yılı içerisinde yoklamasını yaptırmayanları ifade ettiği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dolayısıyla yoklama kaçağı suçunun oluşması için, yukarıda belirtilen diğer unsurların yanında sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmasının zorunlu olduğudur.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın yargılama aşamasında da ibraz ettiği Yunus Emre Devlet Hastanesinin 21.06.2019 tarihli erişkinler için engellilik sağlık kurulu raporunda yer verilen göz kusuru açısından, TSK sağlık raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşunca suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.
Ceza yargılamasının ön şartı sayılan idari para cezasının varlığı yanında, tebligatın da mevzuata uygun biçimde tamamlanması şarttır. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2024/7415 Esas ve 2025/77 Karar sayılı ilamı uyarınca, idari para cezası kararının Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine aykırı olarak doğrudan MERNİS adresine çıkarılması tebligatı usulsüz kılar. Usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararı bulunmadığı hallerde suçun kurucu unsurları oluşmadığından beraat hükmü kurulması zorunludur.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/7415, K. 2025/77Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/74 E., 2019/389 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2019 tarihli ve 2019/74 Esas, 2019/389 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 23.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.10.2024 tarihli ve 94660652-105-19-18528-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB – 2024/108140 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB – 2024/108140 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre;
Sanığa yüklenen bakaya kalma suçunun oluşabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 89/4. maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezasının bulunması gerektiği nazara alındığında,
Somut olayda, sanık hakkında yoklama kaçağı olmak kabahatinden dolayı uygulanan Sungurlu Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Bürosunun 25/08/2015 tarihli ve 3712 esas, 80 sayılı idarî para cezası kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre öncelikle bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, doğrudan mernis adresine çıkartılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre 12/10/2015 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında, idarî yaptırım kararının tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının bulunmadığı gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/1. maddesinde, "Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır." hükmünün yer alması karşısında, somut olayda sanığa atılı suçun 12/10/2015 tarihinde işlendiği, tekerrüre esas alınan Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinin 12/07/2018 tarihli ve 2017/280 esas, 2018/562 sayılı kararının ise suç tarihinden sonra 06/09/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, anılan ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydında sırf askeri suça ilişkin başka tekerrüre esas mahkumiyeti de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozmaya konu ihbarname içeriğinde isnat edilen suçun "yoklama kaçağı" yerine "bakaya kalmak" olarak yazılması maddi yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki asıl talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2019 tarihli ve 2019/74 Esas, 2019/389 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçların unsurları itibarıyla oluşmadıkları anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE,
4. Bozma nedenine göre kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan "kabule göre" başlıklı diğer istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2025 tarihinde karar verildi.
Askeralma Kanunu Kapsamındaki Yasal Mazeret Halleri
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesi gereğince cezai sorumluluğun doğması için failin 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun 23. maddesinde öngörülen mazeretlere sahip olmaması aranır. Askere sevk için çağrıldığı halde yükümlünün bizzat tutuklu veya hükümlü bulunması ya da istirahat gerektiren bir hastalığının sağlık raporu ile belgelenmesi kabul edilen mazeretlerdendir. Ayrıca yükümlünün eşinin yahut ikinci dereceye kadar kan veya kayın hısımlarının sağlık heyet raporuyla hayati tehlike taşıdığının belgelenmesi de geçerli mazeret sayılır.
7179 sayılı ASKERALMA KANUNU m. 23Kaynağı aç
Askere sevk için çağrıldıkları hâlde;
a) Kendisinin tutukluluğu veya hükümlülüğü,
b) Kendisinin herhangi
bir sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat gerektiren hastalığı,
c) Eşi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın
hısımlarından birinin sağlık kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike
içinde olduklarını gösteren hastalığı,
ç) Sevkten önceki veya sonraki on beş gün içinde
eşinin, ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü,
d) Sevkten önceki veya sonraki on beş gün içinde
kendisi veya ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin evlenmesi,
e) Sevkten önceki veya sonraki iki ay içinde
çocuğunun doğması,
nedeniyle sevkini yaptırmayanlar, bu mazeretlerini
kanıtlayan belgeleri askerlik şubesine teslim ederler.
(2) Birinci fıkra kapsamındaki yükümlülerden
bakaya olanlara bu süreleri için 24 üncü maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
(3) Birinci fıkranın (b) bendi kapsamındakiler
istirahati bitiminde derhâl sevk edilir. Diğerleri ise müteakip celbe bırakılır.
(4) Seferberlik ve savaş hâlinde bu madde hükümleri
uygulanmaz.
Yoklama kaçağı, saklı ve bakayalara verilecek
cezalar
Sevk gününden önceki veya sonraki on beş günlük zaman diliminde eşin ya da ikinci dereceye kadar kan veya kayın hısımlarının vefatı, aynı süre içinde yükümlünün kendisinin yahut anılan hısımlarının evlenmesi ve sevkten önceki veya sonraki iki ay içinde çocuğunun doğması Askeralma Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca mazeret teşkil eder. Yasal mazereti belgelenen bakaya yükümlülerine mazeret süreleri için idari para cezası kesilmez; istirahat raporu olanlar istirahatin bitiminde, diğer mazeretliler ise müteakip celp döneminde sevk edilir. Ancak seferberlik ve savaş halinde bu mazeret hükümleri tatbik edilmez.
İdari Para Cezası Süreci ve Suç Duyurusu Prosedürü
7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca barışta mazeretsiz olarak yoklama kaçağı, saklı veya bakaya kalanlar ile sevk edildiği kıtasına yol süresinde katılmayanlara kaçak kaldıkları gün süresi kadar idari para cezası uygulanır. Muayene neticesinde askerliğe elverişli olmadığı anlaşılanlar, muafiyeti bulunanlar ve erteleme hakkı olmasına rağmen süresinde başvurmayanlara erteleme dönemine denk gelen günler için ceza verilmez. Bu cezayı vermeye yetkili makam müracaat edilen, kollukça getirilen veya kaydın bulunduğu yer askerlik şubesi başkanıdır. Verilen idari yaptırım kesinleştikten sonra fiili işlemeyi sürdürenlerin dosyası hazırlanarak nüfusa kayıtlı oldukları yer Cumhuriyet başsavcılığına iletilir.
7179 sayılı ASKERALMA KANUNU m. 24Kaynağı aç
Barışta, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın;
a) Yoklama kaçakları ve saklılar için, yoklama
kaçağı kaldıkları tarihten,
b) Bakayalar için, bakaya kaldıkları tarihten,
c) Geç iltihak bakayaları için, kendilerine
tanınan yol süresinin bitiminden,
ç) Yedeklerden çağrılanlar için, birlikte işleme
tabi olanların en son gönderilme tarihinden,
itibaren kaçak kaldıkları gün süresi kadar
idari para cezası ile cezalandırılır. Bunlardan kendiliğinden gelenler her gün karşılığı
5 Türk lirası, yakalananlar ise her gün karşılığı 10 Türk lirası idari para cezası
ile cezalandırılır. Bu fıkra kapsamında belirlenen idari para cezalarının yeniden değerlendirmesinde 30/3/2005 tarihli
ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası, bir
Türk lirasının küsuru dikkate alınarak uygulanır. İdari para cezaları tebliğinden
itibaren bir ay içinde ödenir.
(2) Yapılan muayenelerinde askerliğe elverişli
olmadıkları anlaşılanlar, askerlikten muafiyet hakkı olanlar ile bu Kanunda belirtilen
nedenlerle erteleme hakkı olduğu hâlde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara erteleme
sürelerine denk gelen günler için idari para cezası uygulanmaz.
(3) İdari para cezası vermeye yetkili makam;
askerlik şubesine bizzat müracaat eden yükümlüler için müracaat ettiği, kolluk kuvvetleri
tarafından getirilen yükümlüler için ise getirildiği askerlik şubesi başkanı; bunun
dışındaki durumlar için ise nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanıdır.
Yükümlünün bizzat müracaat ettiği veya getirildiği askerlik şubesi başkanınca uygulanan
idari para cezası derhâl yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu yer askerlik şubesi başkanlığına
bildirilir.
(4) Barışta, birinci fıkra uyarınca verilen
idari para cezası kesinleştikten sonra birinci fıkrada sayılan eylemlerden herhangi
birini işleyenler ile bu eylemleri seferberlik ve savaş hâlinde işleyenler hakkında
askerlik şubelerince suç dosyaları hazırlanarak yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu
yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
Terör örgütü üyeleri ile Devletin millî güvenliğine
karşı faaliyette bulunanların silahaltına alınmaları
Barış Döneminde Süre Başlangıçları ve Kademeli Hapis Cezaları
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesinin birinci fıkrasında suçun süre hesabı belirli başlangıç tarihlerine bağlanmıştır. Yoklama kaçakları için birlikte yoklamaya tabi olanların son kafilesinin sevk edildiği tarih, bakayalar için bakaya kalınan tarih, ihtiyat erattan çağrılanlar için en son gönderilme tarihi ve yol süresini aşanlar için kanuni yol süresinin bitimi sürenin başlangıç anı olarak kabul edilir.
Bu başlangıç tarihlerinden itibaren geçen süre ile failin yakalanma veya kendiliğinden teslim olma durumu ceza miktarını belirler. Sürenin başlangıcından itibaren dört ay içinde teslim olanlara altı aya kadar hapis cezası uygulanırken, yakalananlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası tayin edilir. Dört aydan bir yıla kadar olan devrede gelenlere iki aydan bir yıla, yakalananlara dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Eylemin bir yılı aşması halinde ise kendiliğinden gelenlere dört aydan iki yıla kadar, yakalanan faillere altı aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmedilir.
Seferberlik Halinde Öngörülen Yaptırımlar
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesinin ikinci fıkrası seferberlik dönemindeki yoklama kaçağı ve bakaya durumlarını düzenler. Seferberlikte sevk tarihinin bitiminden sonra yedi gün içinde gelenler bir aydan bir yıla, yakalananlar dört aydan iki yıla kadar hapis cezası alır. Yedi günden sonra üç ay içinde gelenlere iki yıldan az olmamak, yakalananlara ise üç yıldan az olmamak üzere hapis cezası uygulanır.
Sevk tarihinden itibaren üç aydan fazla kaçak kaldıktan sonra teslim olanlar ile yakalanan failler hakkında madde metninde ağır hapis ve ölüm cezası biçiminde yaptırımlar öngörülmüş; az vahim hallerde cezaların indirilmesi hükme bağlanmıştır. Bu fıkrada geçen yaptırım türleri bakımından Türk ceza hukukunda ağır hapis ve ölüm cezalarının ilga edilmesine ilişkin mevzuat hükümleri gözetilmektedir.
5252 sayılı TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
kanunlarda öngörülen "ağır para" cezaları, "adli para" cezasına
dönüştürülmüştür.
(2) Bu kanunlarda Türk Ceza
Kanununda belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar, (…)[4]
alt veya üst sınırlar arasında uygulama yapılmasını gerektirir nitelikteki adli
para cezalarında cezanın alt sınırı ikibinbeşyüz, üst sınırı beşyüzbin Türk
Lirası olarak uygulanır. Bu fıkra hükümleri, nispî nitelikteki adli para cezaları
hakkında uygulanmaz.[5]
(3) (Ek fıkra: 11/5/2005
– 5349/1 md.) Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi
halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde
bir gün karşılığı olarak beşyüz Türk Lirası esas alınır.[6]
Ağır hapis cezasının dönüştürülmesi
Kısa Süreli Hapis Cezaları, Tekerrür ve Dava Zamanaşımı
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesi gereğince hükmedilen kısa süreli hapis cezaları Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52. maddesi kapsamında adli para cezasına dönüştürülebilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2025/387 Esas ve 2025/2893 Karar sayılı ilamında gösterildiği üzere, kısa süreli hapis cezaları adli para cezasına çevrilirken gün biriminin ve hesaplamanın kanuna uygun şekilde belirlenmesi zorunludur.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/387, K. 2025/2893Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/633 E., 2024/62 K.
SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sinop 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2024 tarihli ve 2023/633 Esas, 2024/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iki ayrı yoklama kaçağı kalmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1-a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 50/1-a, 52. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3. maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili iki ayrı 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, itiraz edilmeksizin kesinleştikleri belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 94660652-105-57-10118-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB – 2025/9704 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB – 2025/9704 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında üzerine atılı 1632 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 2'şer kez anılan Kanun'un 63/1-a, 5237 sayılı Kanun'un 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri uyarınca 2 defa 1 ay 7 gün hapis cezaları belirlenmesini müteakip, 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a. maddesi gereğince bahse konu kısa süreli hapis cezalarının öncelikle gün karşılığı adli para cezalarına çevrilmesi gerektiği halde, 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca doğrudan sanığın sosyal ve ekonomik durumu gözetilerek günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden 2 defa 740,00 Türk lirası adlî para cezaları yerine, hesap hatası da yapılarak iki defa 1.500,00 Türk lirası Türk lirası adli para cezalarına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Sinop 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.01.2024 tarihli ve 2023/633 Esas, 2024/62 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca; hükmün 5. paragrafında yer alan ''(30) tam gün" ibaresinin kaldırılarak yerine ''(37) tam gün'' ibaresinin, "1.100,00 Türk Lirası" ve 6. paragrafında yer alan "1.500,00 Türk Lirası" ibarelerinin kaldırılarak yerlerine "740,00 TL" (iki kez) ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2025 tarihinde karar verildi.
Suçun tekerrürü bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi hükümleri uygulanır. Kanunun 58. maddesinin birinci fıkrasına göre önceki mahkûmiyet ilamının suç tarihinden önce kesinleşmiş olması tekerrürün ön koşuludur. Aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar ve sırf askerî suçlar ile diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri tatbik edilmez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme
Askeri Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde yer alan eylemler bakımından dava zamanaşımı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi hükümleriyle belirlenir. Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yıllık sürenin tamamlanmasıyla düşer.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Yoklama kaçağı veya bakaya kalındığında doğrudan hapis cezası verilir mi?
Eylemin ilk kez gerçekleşmesi idari para cezasını gerektiren bir kabahattir; hapis cezası verilebilmesi için Askeralma Kanunu uyarınca kesilen idari para cezasının kesinleşmiş olması ve mazeretsiz olarak kaçaklığın sürdürülmesi ön şarttır.
Yoklama kaçağı suçunun oluşması için askerliğe elverişli olmak zorunlu mudur?
Yoklama kaçağı suçunun oluşabilmesi için failin suç tarihlerinde askerliğe elverişli bulunması zorunludur ve bu hususun yetkili sağlık kuruluşlarınca tespiti gerekir.
İdari para cezası doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilirse ne olur?
İdari para cezası kararının doğrudan MERNİS adresine tebliğ edilmesi usulsüz sayılır; bu durumda usulünce kesinleşmiş bir idari yaptırım bulunmadığından sanığın beraatine karar verilir.
Askeri Ceza Kanunu 63. madde kapsamındaki suçlarda dava zamanaşımı süresi nedir?
Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beş yıla kadar hapis cezası öngörülen fiillerde kamu davası sekiz yılın dolmasıyla zamanaşımına uğrar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

