Askeri Ceza Kanunu 3. Madde ve Askeri Şahıs Tanımı

by Avukat Erdal Ersoy
Askeri Ceza Kanunu 3. Madde ve Askeri Şahıs Tanımı

Askeri Ceza Kanunu Kapsamında Askeri Şahıs Sayılanlar

1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; subaylar (mareşal rütbesinden asteğmene kadar), astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görev yapan sivil personel, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaşlar, erler ve askerî öğrenciler askerî şahıs statüsünde yer almaktadır.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/20017, K. 2023/717Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/20017 E.  ,  2023/717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı CMK) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 28.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2018/480 Esas, 2019/336 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmette tekasülle harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 Sayılı Kanun) 137 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Ankara 28.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2018/480 Esas, 2019/336 Kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/9515 Esas, 2020/2239 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; atılı suçun 1632 sayılı Kanun'un 137 nci maddesinde tanımlanan “Vazife veya hizmette tekasül dolayısıyla bir gemi veya tayyarenin veya esliha ve harp malzemesinden birinin mühimce hasarına sebep olan üç seneye kadar hapsolunur” hükmü kapsamında yer aldığını bu sebeple suçu sabit olan sanık hakkında beraatine dair verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Genelkurmay Başkanlığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı emrinde komutan makam arabasının sürücüsü olarak görevli sanık sivil memur …'in, 26.02.2014 tarihinde, genel trafik akışı içerisinde 06 VB 153 resmi plakalı araç ile seyir halindeyken, güvenli ve yeterli mesafe aralığı bırakmaksızın seyretmek sureti ile kusurlu davrandığı ve maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. 2. Sanık Türk Silahlı Kuvvetleri kadrosunda çalışan sivil personeldir. 3.Sanığın yapmış olduğu kazaya ilişkin Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından kusurun tespitine ilişkin rapor düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk derece Mahkemesi tarafından, sanığın sürücüsü olduğu makam aracının hasar gördüğü trafik kazasında kusurunun bulunduğu ve birçok içtihatta da belirtildiği üzere askeri eşya ve harp malzemesi olarak kabul edilen makam aracının hasara uğramasına sebep olduğu kabul edilerek, üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sivil memur olan sanığın Askeri Ceza Kanunu'nun 137 nci maddesinde düzenlenen hizmette tekasülle harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlemesi hukuken mümkün olmadığından ve askeri araçta meydana gelen hasarın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar olup 5237 sayılı Kanun kapsamında başka bir suçu oluşturmaması karşısında sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. GEREKÇE 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun "Askeri şahıslar" başlıklı 3. maddesi; "Askerî şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî öğrencilerdir. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır." hükmünü içermektedir. Atıfta bulunulan 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 inci maddesi ise "Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından: a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebilir. b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar." hükmünü içermektedir. Bu hükümler dikkate alındığında Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personelin Askeri Ceza Kanunu kapsamında sorumlulukları sadece amirlere karşı ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesinde belirtilen yükümlülüklerle sınırlıdır. Asker kişi olarak kabulü mümkün olmayan sivil memur sanığın Askeri Ceza Kanunu'nun 137 nci maddesinde düzenlenen hizmette tekasülle harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçunu işlemesi hukuken mümkün olmadığı ve askeri araçta meydana gelen hasarın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan hasar olup, 5237 sayılı Kanun kapsamında başka bir suçu oluşturmadığı da anlaşıldığından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/9515 Esas, 2020/2239 Karar sayılı kararında, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/9515 Esas, 2020/2239 Karar sayılı sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2023 tarihinde karar verildi.

Sözleşmeli Erbaş ve Erlerin Statüsü ve Görev Süreleri

6191 sayılı Kanun esaslarına tabi olarak Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri bünyesinde istihdam edilen sözleşmeli erbaş ve erler de askeri şahıs statüsündedir. Bu personelin ilk sözleşme süreleri en az üç yıl, en fazla dört yıl olarak düzenlenmekte olup azami yedi hizmet yılı görev yapabilmeleri mümkündür.

Sivil Memurların Asker Kişi Sıfatının Kanuni Sınırı

Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda görev yapan Devlet memurlarının asker kişi sıfatı sınırsız değildir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sivil memurların asker kişi niteliği, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesinde gösterilen yükümlülüklerle kayıtlıdır.

211 sayılı Kanun'un 115. maddesi doğrultusunda, Silahlı Kuvvetlerde istihdam edilen sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personelden amirlik görevini yürütenler, maiyetlerindeki askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği emirleri verebilirler. Buna karşılık emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda bulunan bütün sivil personel, anılan Kanun'un 14. maddesinin astlara yüklediği vazifeleri eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdür.

Sivil Personelin Cezai Sorumluluğu ve Suç Failliği

Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında çalışan sivil personelin Askeri Ceza Kanunu kapsamındaki sorumluluğu, yalnızca amirlerine karşı olan münasebetleri ve 211 sayılı Kanun'un 115. maddesindeki yükümlülüklerle sınırlıdır. Bu yasal sınırlama nedeniyle sivil personelin sırf asker kişilere özgü suç tiplerinin faili olması kural olarak kabul edilmemektedir. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/20017 Esas ve 2023/717 Karar sayılı ilamında; asker kişi sayılması mümkün bulunmayan sivil memur sanığın, Askeri Ceza Kanunu'nun 137. maddesinde düzenlenen hizmette tekasülle harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet verme suçunu işlemesinin hukuken mümkün olmadığı kabul edilmiştir.

Sivil personel askeri personele emir verebilir mi?

Evet, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca amir vazifesi alan sivil memur ve personel, maiyetindeki tüm askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği emirleri verebilir.

Sivil memurlar Askeri Ceza Kanunu'ndaki her suçun faili olabilir mi?

Hayır, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Devlet memurlarının asker kişi sıfatı 211 sayılı Kanun'un 115. maddesindeki amir-ast yükümlülükleriyle sınırlı olduğundan, bu sınırın dışındaki askeri suçların faili olmaları hukuken mümkün değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu