Asıl işveren ile alt işveren arasındaki hukuki bağ; asıl işverenin yürüttüğü mal yahut hizmet üretimine dair yardımcı işlerde veya işletme ve işin gerekleri ile teknolojik uzmanlık isteyen asıl işin bir kısmında iş üstlenen ve personelini yalnızca bu işyerinde çalıştıran işverenle kurulur. 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesi gereğince asıl işveren, alt işverenin personeline karşı o işyeri bakımından kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverence bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden doğan borçlardan ötürü alt işveren ile birlikte sorumlu tutulur. Bu sorumluluğun kapsamının ise işçinin ilgili işyerinde fiilen çalıştığı süreyle sınırlı olduğu kabul edilmektedir.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
İlişkinin Kurulma Koşulları ve Muvazaalı İşlemler
4857 sayılı Kanunun 2. maddesi doğrultusunda, işletmenin ve yürütülen işin niteliği ile teknolojik sebeplerle uzmanlaşmayı gerektiren durumlar haricinde, asıl işin kısımlara ayrılarak başkalarına gördürülmesi yasaklanmıştır. Benzer şekilde, asıl işverene ait personelin alt işverence istihdam edilerek hak kaybına uğratılması veya işyerinde daha önce çalışmış bir kişiyle sonradan alt işverenlik kurulması hukuken engellenmiştir. Bu kurallara aykırılık ve genel muvazaa hallerinde, kurulan ilişkinin muvazaaya dayandığı varsayılarak alt işverenin personeli en başından beri asıl işverenin kendi işçisi kabul edilmektedir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2013/22792 Esas ve 2015/3560 Karar sayılı ilamında; asıl işveren ve taşeron ilişkisinin varlığı için işin bir başka işverenden alınması, işverenin devredilen iş nedeniyle işverenlik vasfını muhafaza etmesi ve işyerinde kendi personeliyle faaliyeti sürdürmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Aynı kararda, aracı sıfatının oluşabilmesi yönünden işin asıl işe veya işyerinin bölümlerine ya da eklentilerine ilişkin olması ve işi üstlenenin kendi sigortalılarını çalıştırması aranmıştır. Buna karşılık, işin bütünüyle veya kısımlara bölünerek başkalarına bırakıldığı, işverenin faaliyetten bütünüyle el çekerek sigortalı istihdam etmediği durumlarda tarafların asıl işveren ve alt işveren olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/22792, K. 2015/3560Kaynağı aç
İşçilik Hakları ve İş Güvencesi Tazminatları
Bireysel iş hukuku uygulamasında müteselsil sorumluluğun kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatları ile ücret, fazla çalışma, tatil alacakları, yıllık izin, ikramiye, prim ve sosyal yardımları kapsadığı kabul edilmektedir. Benzer yaklaşımla, alt işveren işçisinin maruz kaldığı iş kazası ya da meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinin de asıl işverenin birlikte sorumluluğu çerçevesinde ele alındığı belirtilmektedir.
İş güvencesine ilişkin uyuşmazlıklarda feshin geçersizliği tespiti ile işe iade yükümlülüğünün doğrudan iş sözleşmesinin tarafı olan alt işverene ait olduğu, asıl işverenin ise işe iade kararına rağmen işçinin işe başlatılmaması durumunda ortaya çıkan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağı yönünden alt işverenle birlikte sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir.
Sosyal Sigorta Yükümlülükleri ve İdari Para Cezaları
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 12. maddesi kapsamında alt işveren; asıl işverenin mal yahut hizmet ürettiği işyerindeki bir işte, bölüm veya eklentide iş üstlenen ve çalıştırdığı sigortalıları bu görevde istihdam eden kişi olarak tanımlanır. Çalışanların bir aracı vasıtasıyla işe alınmış veya sözleşme yapmış olması asıl işverenin kanuni sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; kanunun getirdiği yükümlülüklerden alt işverenle beraber asıl işveren de müştereken sorumludur. Alt işverenin istihdam ettiği işçilere ait sigorta primlerini yatırmaması veya eksik bildirmesi durumunda, bu prim borçlarının karşılanması yükümlülüğü asıl işverene de yönelir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 12Kaynağı aç
Asıl işverenin alt işverenin fiillerinden doğan idari para cezalarından sorumluluğu konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Mülga 506 sayılı Kanun döneminde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1991/10-277 Esas ve 1991/359 Karar sayılı ilamında, asıl işverenin alt işverene ait idari para cezasından da müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, güncel yargı uygulamasında cezaların şahsiliği ve belirlilik ilkeleri temel alınmaktadır. Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2013/22792 Esas ve 2015/3560 Karar sayılı ilamı ile Danıştay 15. Dairesinin 2015/10087 Esas ve 2018/7937 Karar sayılı ilamında; 4857 sayılı Kanunun 98. maddesindeki muvazaalı bildirim gibi açık bir yasal düzenleme bulunmadığı takdirde asıl işverenin müteselsil sorumluluğunun yalnızca mali ve hukuki yükümlülüklerle sınırlı olduğu, cezai sorumluluğun alt işverenin kusuruna teşmil edilemeyeceği vurgulanarak idari para cezalarından asıl işverenin sorumlu tutulmayacağı kabul edilmiştir. Danıştay kararında Sosyal Güvenlik Kurumunun bu yöndeki 2010/71 sayılı Genelgesi hukuka aykırı bulunarak iptal edilirken, mülga dönemdeki 1991 tarihli kararın aksine yeni içtihatlarda cezai sorumluluğun genişletilemeyeceği esası gözetilmiştir.
Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2015/10087, K. 2018/7937Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 98Kaynağı aç
İdari aşamada kesinleşen ve ödenen idari para cezasının geri alınması talebiyle açılan davada Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2012/18994 Esas ve 2013/8179 Karar sayılı ilamına göre İş Mahkemesi görevlidir ve mahkemenin işin esasına girerek karar vermesi gerekir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2012/18994, K. 2013/8179Kaynağı aç
İşverenler Arasında Rücu ve İç İlişki
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi kapsamında, taraflarca aksine bir sözleşme yapılmadığı veya aralarındaki hukuki münasebetin mahiyetinden farklı bir sonuç çıkmadığı müddetçe, müteselsil borçlular yapılan ifayı kendi iç ilişkilerinde eşit paylarla üstlenir. Payına düşenden daha fazla ödeme gerçekleştiren taraf, fazlalık teşkil eden tutar için diğer borçluya rücu etme imkanına kavuşur. Öte yandan asıl işveren ile alt işverenin kendi aralarında akdettikleri sorumluluk paylaşımı veya rücuya ilişkin sözleşme hükümleri, işçiler başta olmak üzere üçüncü kişilerin hak taleplerine karşı ileri sürülemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 167Kaynağı aç
Asıl işverenin sorumluluğu hangi süreyle sınırlıdır?
Asıl işverenin müteselsil sorumluluğu bakımından, işçinin yalnızca asıl işverene ait işyerinde fiilen geçirdiği çalışma dönemiyle sınırlı olarak sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir.
Muvazaalı alt işverenlik kurulursa işçiler nasıl değerlendirilir?
Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edildiğinde, alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.
İşe başlatmama tazminatından asıl işveren sorumlu mudur?
Uygulamada feshin geçersizliği ve işe başlatma borcunun doğrudan iş sözleşmesini fesheden alt işverene ait olduğu, ancak işe iade kararına rağmen işçinin işe alınmaması halinde doğan işe başlatmama ve boşta geçen süre tazminatlarından asıl işverenin de alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir.
Alt işverene verilen idari para cezasını asıl işveren ödemek zorunda mıdır?
Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca açık bir kanuni düzenleme bulunmadıkça asıl işveren, alt işverenin fiilinden kaynaklanan idari para cezalarından müteselsilen sorumlu tutulamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

