Araç Kiralamadan Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Araç Kiralamadan Araç Mahrumiyet Bedeli Talep Edilebilir mi?

7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.

7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
YARGININ ETKİN VE VERİMLİ İŞLEMESİNE YÖNELİK BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7589 Kabul Tarihi: 16/7/2026 MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve yedinci fıkrasının (6), (8) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.” “6. Satış talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklının, en geç artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai bitimine kadar satışı yapan icra dairesine müracaat etmesi hâlinde alacağın teminatı karşıladığı miktar kadar kendisinden teminat alınmayacağı, açık artırmalarda Hazinenin teminat göstermekten muaf olduğu.” “8. Elektronik satış portalında verilecek tekliflerin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde birinci artırmanın sadece malik olan mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda muhammen kıymetin yüzde yüzü, ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmesi gerektiği. 9. İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde, alınan teminatın iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından mahsup edileceği, kalan miktarın icra dosyaları bakımından alacaklarına mahsuben hak sahiplerine ödeneceği; süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelin yüzde onunun kendi alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın kendisi üzerinde bırakılarak borçluya yüklenmeyeceği; ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde en yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresi içinde yatırmayan ihale alıcısından alınan teminatın kendisine iade edilmeyerek satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödeneceği, süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda ise alınan teminatın tamamının diğer pay sahiplerine payları oranında ödeneceği; ayrıca en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında satışı yapan icra dairesince veya satış memurunca idari para cezası verileceği, verilen bu cezanın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tahsili için tahsil dairesine bildirileceği.” MADDE 2- 18/1/1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 55 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ MADDE 55- Noterlik evrak ve defterleri mahkeme, sulh ceza hâkimliği ve Cumhuriyet başsavcılıklarınca veya resmî daireler tarafından yahut konusu da belirtilmek suretiyle noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kimselerce incelenebilir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından, noterlik evrakının aslının istenmesi hâlinde ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylar. Noter, onayladığı örneği aslının yerinde saklar ve evrakın aslını ilgili mercie gönderir. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği, Cumhuriyet başsavcılığı veya soruşturmaya yetkili kılınan resmî daire tarafından noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istendiği durumlarda, noter istenilen evrakın aslını elektronik ortamda taramak ve güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda gönderir. Elektronik ortamda gönderme imkânı bulunmayan durumlarda evrakın aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili mercie gönderir. Bu madde uyarınca yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmez. Posta masrafı ve 112 nci madde uyarınca düzenlenen tarifeyle belirlenen yol masrafı hariç olmak üzere harç, vergi, değerli kâğıt ücreti dâhil herhangi bir ücret alınmaz.” MADDE 3- 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun geçici 27 nci maddesinin onüçüncü fıkrasında yer alan “on yıl” ibaresi “on dört yıl” şeklinde değiştirilmiş ve maddenin onyedinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu fıkra hükümleri, 23/7/2030 tarihine kadar uygulanmaz.” MADDE 4- 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “yirmibeşbin” ibaresi “dört yüz seksen altı bin” şeklinde değiştirilmiştir. “1. Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç, aşağıda sayılan davalar idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir: a) Konusu dört yüz seksen altı bin Türk Lirasını aşmayan; idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları. b) İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezası ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine karşı açılan davalar. c) Kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar. d) Kamu görevlilerine verilen uyarma cezasına karşı açılan davalar. e) Mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar. f) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.” MADDE 5- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “3. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin yaptığı inceleme sonunda; a) Kararı hukuka uygun bulursa, b) Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararın gerekçesini değiştirerek, c) Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak, istinaf başvurusunun reddine karar verir.” “5. Bölge idare mahkemesi; a) İlk inceleme üzerine verilen kararlar ile usule ilişkin verilen diğer nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, b) Davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması, c) Dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu karar verilmeksizin dava hakkında karar verilmesi, d) Dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilerek karar verilmesi, e) Talep hakkında karar verilmemesi yahut eksik hükümle karar verilmesi, f) Keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmadan karar verilmesi, g) Duruşma yapılması gerektiği hâlde duruşma yapılmadan karar verilmesi, hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verir. Ancak bölge idare mahkemesi, (f) ve (g) bentlerindeki eksikliği kendisi gidererek karar verebilir. Bu fıkrada sayılan haller dışında kararın kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilemez.” MADDE 6- 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının başına “1.” ibaresi eklenmiş, (c) bendi yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “2. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf kanun yolu incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar, tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir. Ancak, aşağıda sayılan dava ve işler bakımından kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verilmiş olsa dahi temyiz yoluna başvurulamaz: a) İdare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar. b) 2/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. c) 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından kaynaklanan davalar. d) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun uygulanmasından kaynaklanan davalar. e) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge idare mahkemesinin yeniden verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar itibarıyla 45 inci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilen parasal sınırı geçmeyen kararlar. f) Sadece vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlar.” MADDE 7- 14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. “Atama ve görev süresi: MADDE 26- Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şarttır. Adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıldır. Yeni atanan veya görevlendirilenler göreve başlayıncaya kadar süresi dolanların görevi devam eder.” MADDE 8- 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 10 uncu maddesine mevcut üçüncü, ondördüncü ve onbeşinci fıkralarından sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki fıkralar eklenmiş, maddenin mevcut onikinci fıkrasında yer alan “onaltıncı” ibaresi “ondokuzuncu” şeklinde ve mevcut onsekizinci fıkrasında yer alan “sözlü sınavlara ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” ibaresi “sözlü sınavlara ilişkin diğer hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. “Adli yargı hâkim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hâkim yardımcılarına ilgisine göre; Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku alanları ile duruşma yönetimi, karar ve gerekçeli karar yazımı, adalet hizmetlerinin yönetimi ve denetimi, uluslararası kuruluşlar ve sözleşmeler, sık karşılaşılan davalar ve kişisel gelişim konularında eğitim verilir.” “Yazılı sınavlarda eğitim verilen konulardan soru sorulur. Sınavlar, yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Mazereti sebebiyle yazılı sınavlara katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Yazılı sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin yazılı sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır. Yazılı sınav sonuçları, yazılı sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir.” “Sözlü sınavda hâkim ve savcı yardımcısının; a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgisi, b) Mesleki yeterliliği, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneği, c) Özgüveni, temsil kabiliyeti ve davranışlarının mesleğe uygunluğu, ç) Türkçeyi etkin bir şekilde kullanma becerisi ile genel kültür ve yetenek düzeyi, değerlendirilir. Sözlü sınav, bu fıkrada belirtilen hususların her biri yirmibeşer puan üzerinden değerlendirilerek yapılır. Sözlü sınav kurulunun her bir üyesi tarafından verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir. Sözlü sınav puanı, üyelerin yüz üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasıdır. Sözlü sınav sonuçları, sözlü sınav kurulunca tutanağa bağlanır ve Akademiye teslim edilir. Mazereti sebebiyle sözlü sınava katılamayan hâkim ve savcı yardımcıları, mazeretlerinin ortadan kalktığı günden itibaren durumlarını en geç beş iş günü içinde Türkiye Adalet Akademisine bildirir. Sözlü sınav kurulunca mazereti haklı görülenlerin sözlü sınavı, Akademi tarafından belirlenen tarihte yapılır.” MADDE 9- 2802 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir. “f) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak,” MADDE 10- 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ MADDE 1- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır. Söz konusu reeskont oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha çok farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur.” MADDE 11- 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 440 ıncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine “talimat uyarınca,” ibaresinden sonra gelmek üzere “Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında” ibaresi eklenmiştir. MADDE 12- 4721 sayılı Kanunun 444 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Satış, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine entegre elektronik satış portalında açık artırmayla yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur; onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde verilmesi gerekir.” MADDE 13- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.” MADDE 14- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 80 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(2) İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde mahsus bir sisteme kaydedilir ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına gönderilir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak saklanan bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hâllerinde derhâl, diğer hallerde mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir. Bilgisi sisteme kaydedilen kişi bu süre içinde kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı bir nedenin bulunması halinde hâkim veya mahkemeden bu bilgilerin silinmesini talep edebilir.” “(3) Bu madde uyarınca sisteme kaydedilen bilgiler, yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında maddî gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilir. Mahkeme veya hâkim kararlarına karşı itiraz yoluna; Cumhuriyet savcısının kararına karşı ise sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. (4) İnceleme sonuçlarının mahsus sistemde kaydedilmesi, saklanması ve imhası ile bu kayıtlardan yararlanmaya ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” MADDE 15- 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beş ila ondördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.” MADDE 16- 5271 sayılı Kanunun 247 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.” MADDE 17- 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.” “(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.” MADDE 18- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.” MADDE 19- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. MADDE 20- 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.” MADDE 21- 6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.” MADDE 22- 6100 sayılı Kanunun 149 uncu maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. “(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.” MADDE 23- 6100 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “İlk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.” MADDE 24- 6100 sayılı Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “ MADDE 168- (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. (2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.” MADDE 25- 6100 sayılı Kanunun 362 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(3) Bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmının, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilir. Şu kadar ki; a) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar ile ilk derece mahkemesi kararı arasındaki farkın, miktar veya değeri itibarıyla 341 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. b) Miktar veya değeri itibarıyla birinci fıkrada belirtilen temyiz sınırının altında kalan bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın, sadece yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin olması halinde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulamaz.” GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2576 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanır. (3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2577 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hükümler uygulanır. (4) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 2659 sayılı Kanunun mülga 26 ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla dört yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erer, dört yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlar. Bu madde kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam eder. (5) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 4721 sayılı Kanunun 440 ıncı ve 444 üncü maddelerinde yapılan değişiklikler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmaz. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (6) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilir ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir. (7) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 5237 sayılı Kanunun 157 nci veya 158 inci maddesi uyarınca haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesi uygulanmamış hükümlülerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5237 sayılı Kanunun 158 inci maddesine eklenen dördüncü fıkranın uygulanacağı hükümlüler, mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, 5237 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir. Bu süre içinde mağdurun zararı tamamen giderilinceye kadar, bu fıkra uyarınca infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Bu fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hüküm verilmiş olup da kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle bu maddenin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşen hükümler bakımından da uygulanır. (8) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 5271 sayılı Kanunun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. (9) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde yapılan değişiklik, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (10) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur. MADDE 26- (1) Bu Kanunun; a) 3 üncü maddesi 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde, b) 11 inci, 12 nci ve 22 nci maddeleri yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra, c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer. MADDE 27- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Resmî kaynak

Trafik kazası neticesinde aracı hasar gören araç sahibinin, fiilen başka bir araç kiralamamış ya da buna ilişkin fatura veya ödeme belgesi ibraz edememiş olması, araç mahrumiyet bedeli talep etmesine engel değildir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat sorumluluğunda zarar gören kişi, aracını kullanamamaktan doğan mahrumiyet zararını kusurlu taraftan talep etme hakkına sahiptir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26777, K. 2022/11236Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/26777 E.  ,  2022/11236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davacıya ait araca, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini belirterek, araçta meydana gelen maddi hasar, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/06/2020 tarih, 2019/98 Esas, 2020/113 Karar sayılı ilamında; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 5.270,00-TL hasar bedeli alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ikame araç kiralandığına dair belge sunulamadığı ve aracın önceden hasarı bulunduğu gerekçesiyle değer kaybı ile araç mahrumiyeti bedeli talebinin reddine karar verilmiş, hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından HMK’nın 363. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve değer kaybı talebi yönünden verilen hükmün usul ve yasaya uygun olmasına göre Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair, kanun yararına temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını, aracın onarım süresince aracından mahrum kaldığını açıklayıp diğer taleplerinin yanında araç mahrumiyet bedelinin de tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 29/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Araç Mahrumiyet Zararının Hukuki Temeli ve İspat Kuralı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bir motorlu aracın kaza sonucu hasara uğraması durumunda, mülkiyet hakkı kapsamında aracın sunduğu yararlanma imkânından yoksun kalınması da tazmini gereken bir zarar kalemi oluşturur.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/8637, K. 2025/14493Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2025/8637 E.  ,  2025/14493 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/106 Esas – 2025/6 Karar İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait olan araç ile davalılardan …'ya ait olup diğer davalı tarafından sevk ve idare edilen aracın 03.12.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu olduğunu, olay nedeniyle müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğini, ayrıca tamir süresi boyunca aracı kullanamadığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 50,00 TL değer kaybı, 50,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 100,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 19.000,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımının dolduğunu, davacının araç mahrumiyet zararı bulunmadığını, davacının araç kiraladığına ilişkin delil de bulunmadığını, kaza tarihinde davacının ehliyetine el konulmuş olduğunu, davacının aracın yaşı, kilometresi ve önceki kazaları dikkate alındığında araçta değer kaybı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz isteminde; mahkemece, davacının alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu, kaza anında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacının olmadığını, kaza sırasında aracın davacının eşi olan … tarafından kullanıldığını, kaza sırasında araç davacı tarafından kullanılmadığından davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmasının araç maliki olarak uğradığı maddi zararın tazminini talep etmesine engel olmadığını, davacının aracında önceden hasar bulunmasının araçta meydana gelen değer kaybının hesaplanmasına engel olmadığını, aracın önceki hasarlarının dikkate alınarak davacının zararının hesaplanmasının gerektiğini, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yarına bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait araç ile davalılardan …'ya ait olup diğer davalı tarafından sevk ve idare edilen aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında değer kaybı meydana gelmesi ve aracın tamir süresinde kullanılamaması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacıya ait olup dava dışı … tarafından sevk ve idare edilen araç ile davalılardan …'ya ait olup diğer davalı … tarafından kullanılan aracın 03.11.2023 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, davacı vekili tarafından eldeki davada 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararının talep edildiği, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporunda davacıya ait aracın sürücüsü …'nın kural ihlali olmadığının ve davalı sürücü …'nun birinci dereceden kusurlu olduğunun bildirildiği, dosyada mevcut belgelere göre araç maliki olan davacının sürücü belgesine 04.09.2023-04.09.2025 tarihleri arasında el konulduğu, mahkemece davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı ve davacının kaza tarihini kapsayacak şekilde sürücü belgesine el konulmuş olup davacının sürücü belgesinin kaza tarihinde geçerli olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" başlıklı 107 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Davacının talebi değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararına ilişkindir. Araçta meydana gelen değer kaybı, aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibarıyla önceki kazaları araştırılarak ve niteliği ve etkisi göz önüne alınarak aracın ikinci el rayiç değeri ile yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya göre hesaplanması gerekir. Araç mahrumiyet zararının ise aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedelin ne kadar olduğu belirlendikten sonra hesaplanması gerekir. Tüm bu hususlar özel ve teknik bilgiyi gerektiren konular olup davacının, alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkânı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı mevcuttur. Dava konusu kazada davacıya ait olan araçta hasar meydana gelmiş olup mahkemece davacının kaza tarihinde sürücü belgesine el konulduğu ve geçerli bir sürücü belgesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı aracın maliki olup kaza sırasında araç sürücüsü konumunda değildir. Kaza sırasında davacıya ait olan araç, dava dışı … tarafından sevk ve idare edilmekte olup mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre de davacının aracının sürücü olan …'nın kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Bu haliyle kaza sırasında aracı kullanan kişinin araç maliki olan davacı olmaması nedeniyle davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması, uğranılan maddi zararın tazmininin talep edilmesine engel değildir. Şu durumda; İlk Derece Mahkemesince davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının mevcut olduğu ve kaza sırasında araç sürücüsü konumunda olmayıp araç maliki olan davacının sürücü belgesinin geçici süreyle geri alınmış olmasının araçta meydana gelen zararın tazminini talep etmeye engel olmadığı gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle kararın sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/17333, K. 2016/3648Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2015/17333 E.  ,  2016/3648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, 09.05.2013 tarihinde davalı … ’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, sürücü … idaresindeki araç ile direksiyon hâkimiyetini kaybederek tamamen kusurlu olarak müvekkili idaresindeki araca çarptığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak araç değer kaybı için 1.000,00 TL, ikame araç bedeli için 2.300,00 TL’nin (davalı … şirketi yönünden poliçe teminat miktarı dâhilinde ve yalnız değer kaybından sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalılar … vekili ve davalı …, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacının değer kaybı tazminat talebinin davalı … yönünden kabulü ile 5.730,00 TL'nin kaza tarihi olan 09.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının davalı … aleyhine açtığı aracı kullanamamaktan doğan zarar tazmini talebi ile davalı … aleyhine açıldığı değer kaybı tazminat talebinin reddine verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı ve ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren hem de davalı zorunlu mali sorumluluk sigorta yapan sorumludur. Somut olayda davacı vekili, araçta meydana gelen hasar nedeniyle araçta oluşan değer kaybı ve araç kiralama bedelini davalı … şirketi yönünden poliçe teminat miktarı dâhilinde ve yalnız değer kaybından sorumlu olmak kaydıyla tahsilini talep etmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … şirketi, kaza sonucu meydana gelen gerçek zarardan azami poliçe limitine kadar kusur oranında sorumludur. Araçta meydana gelen değer kaybı da gerçek ve doğrudan zararlardandır. Bu durumda davalı … ’nin değer kaybı giderinden sorumlu tutulması yerine yazalı şekilde verilmesi isabetli olmamıştır. 2-BK'nin 122. maddesine göre, bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacı, aracı için 23 günlük tamir süresi araç kiraladığını 2.300,00 TL ödediğine ilişkin oto kira sözleşmesini ibraz etmiştir. MK'nin 6.maddesine göre, herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Mahkemece, davacının araç mahrumiyeti nedeniyle zararına ilişkin delilleri sorulmalı, ne iş yaptığı belirlenmeli, evi ile işyeri arasındaki uzaklık dikkate alınmalı, aracı ile gidip gelmesi halinde yapacağı zorunlu giderler (yakıt gideri gibi) belirlenecek zararından indirilmelidir. Açıklanan konularda ile dosyada bulunan hasar tamir belgelerine göre ne kadar sürede tamir edileceği belirlemek için gerektiğinde bilirkişiden rapor alınmalıdır. Araç mahrumiyetine ilişkin delil sunulamaması halinde BK'nin 50/2.maddesi uyarınca mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulaması isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23/03/2016 gününde oybirliğiyle verildi.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre zarar gören taraf, zararını ve karşı tarafın kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrasında, uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hâllerde hâkimin, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Kiralama Belgesi veya Fatura Sunulmaması Hâlinde Tazminat Hakkı

Haksız fiil sorumluluğunda gerçek zarar ilkesi geçerli olup zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını sorumlulardan isteyebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/26777 Esas ve 2022/11236 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davacı tarafından fiilen araç kiralandığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim zararı belirleyebilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında, mahkemece araçta meydana gelen hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin ve bu süre zarfında aracın kullanılamamasından doğan ikame araç ihtiyacının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Salt somut bir kiralama faturası ya da ödeme belgesi ibraz edilemediği gerekçesiyle araç mahrumiyet bedeli talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmamaktadır.

Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/17333 Esas ve 2016/3648 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, bir şeyin hasar görmesi sebebiyle kullanılamamasından kaynaklanan zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir ve mahrumiyete ilişkin somut delil sunulamaması durumunda dahi mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmelidir.

Mahrumiyet Bedelinin Hesaplanması ve Zorunlu Masraf İndirimi

Araç mahrumiyet bedelinin hesaplanmasında esas alınan temel ölçüt, hasarın giderilmesi için teknik olarak gerekli olan makul onarım süresi ile bu süre boyunca aynı vasıftaki bir aracın kiralanması için ödenecek emsal bedeldir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/5583 Esas ve 2019/11651 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/8637 Esas ve 2025/14493 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, hasar ve tamir belgeleri incelenerek makul onarım süresi belirlenir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2017/5583, K. 2019/11651Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2017/5583 E.  ,  2019/11651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı … Sigorta A.Ş. vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalıların işleten/sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıya ait araca tam kusurlu olarak çarpmasıyla oluşan kazada, davacının aracında bulunan ve diyaliz tedavisine giden …'un ağır yaralandığını, araçta değer kaybı meydana geldiğini, davacının tamir süresince başka araç kiralamak zorunda kaldığını, hastanın diyalize girememesi sonucu da gelir kaybedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, araç değer kaybı 250,00 TL, başka araç kiralama için 600,00 TL. ve gelir kaybı için 50,00 TL. olmak üzere şimdilik toplam 900,00 TL. maddi tazminatın, olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 10.01.2012 tarihli ıslah dilekçesiyle, değer kaybı talebini 1.500,00 TL'ye, başka araç kiralama bedeli talebini 3.825,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı … vekili, davacı aracını sigorta eden … Sigorta A.Ş'ye poliçe teminatının tamamının ödendiğini, poliçeden kaynaklanan sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, kusura itiraz ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 3.328,13 TL. maddi tazminatın, dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen hükmün, davalı … Sigorta A.Ş. Vekili ve davalı … vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 23.01.2017 tarih, 2014/14763 Esas ve 2017/382 Karar sayılı ilamı ile; "davalı … Sigorta A.Ş'ye hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hiçbirinin tebliğ edilmediği; davalıya kusur ve tazminata ilişkin bilirkişi raporlarının usulüne uygun şekilde tebliği ile davalının savunma hakkını kullanması ve raporlara karşı varsa itirazlarını bildirmesinin sağlanması, itirazlarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma haklarını da kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 3.328,13 TL. maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … Sigorta A.Ş. vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; kazadaki hasardan kaynaklanan araç değer kaybı doğrudan zarar niteliğinde olduğundan, poliçe limitini tüketmemiş olması kaydıyla davalı trafik sigortacısının bu zarardan da sorumlu olmasına; araç hasar bedeli davaya konu edilmediğinden, davalı …'in davacı kaskocusunun rücusu üzerine ödediği araç hasar bedelinin, davaya konu zararlara etkisinin bulunmamasına göre; davalı … Sigorta A.Ş. vekili ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybından oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olup, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır. Davalı …'e ait olup dava konusu kazaya karışan araç için, davalı … tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği; maddi hasarlar için araç başına teminat limitinin kaza tarihi itibariyle 8.000,00 TL. olduğu görülmektedir. Bu itibarla; davalı trafik sigortacısının, davacının aracında oluşan hasar nedeniyle sorumluluğunun 8.000,00 TL'lik limitle sınırlı olduğu açıktır. Davalı … tarafından, poliçe limiti 8.000,00 TL'nin, davacı aracının kasko sigortacısı olan dava dışı … Sigorta A.Ş'ye 27.12.2007'de ödendiği savunulmuş; adı geçen sigorta şirketi tarafından verilen cevapta ise, davaya konu kazadaki araç hasarı nedeniyle davacıya 12.182,00 TL. ödendiği bildirilmiştir. Davacının kasko sigortacısının rücusu üzerine, davalı … Sigorta A.Ş. tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilmesi, eksik inceleme niteliğindedir. Açıklanan vakıalar karşısında; davalı … Sigorta'nın düzenlediği ZMSS poliçesindeki limitle (8.000,00 TL.) sınırlı sorumlu olduğu da dikkate alınarak, davalı sigortacının davacı aracının kasko sigortacısı olan … Sigorta A.Ş'ye ödeme yapıp yapmadığı ve ödediği miktarın adı geçen şirketten sorulması ile oluşacak sonuca göre (davaya konu değer kaybı talebinden sigortacının sorumlu olduğu; ancak, bu bedelin de poliçedeki limite dahil olduğu gözetilerek) davalı … Sigorta A.Ş'nin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre ise; davalı …, ZMSS poliçesi gereği davacının aracında meydana gelen gerçek zarar miktarı ile sınırlı olarak zarardan sorumlu olduğu ve ZMSS Genel Şartları'nın A.6-k. maddesi gereği, dolaylı zarar niteliğindeki ikame araç kira bedelinden (araç mahrumiyet bedeli) davalı trafik sigortacısının sorumlu olmadığı gözetilmeden, bu zarar kalemini de içeren tazminattan davalı … şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi de doğru değildir. 3-Davaya konu edilen araç değer kaybı zararı ile araç mahrumiyet bedelinin belirlenmesi bakımından alınan ve mahkemece de benimsenen 12.08.2011 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya ait araçta 1.500,00 TL. değer kaybı oluştuğu ve davacının araç mahrumiyet zararının 3.825,00 TL. olduğu kabul edilmişse de hükme esas alınan bilirkişi raporunda, anılan zararlara ilişkin hesaplamalar doğru yapılmamıştır. Eksik inceleme ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilemez. Bu durumda mahkemece; davaya konu zararlarla ilgili hesap yapmaya ehil, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişi (makine mühendisi) veya bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamına göre; davacı aracının modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği vs. gibi hususlar gözönünde bulundurularak, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark (aradaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi) konusunda; ayrıca, davacının mahrumiyet zararının, aracın makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralanması için gerekli bedelin ne kadar olduğu belirlendikten sonra, davacının aracını kullanamadığı döneme ilişkin olarak bakım giderleri, amortisman vs. tasarruf ettiği miktarlar da düşülmek suretiyle hesaplanması hususlarında, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … Sigorta A.Ş. vekili ve davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; hükmün, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … Sigorta A.Ş. yararına ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve davalı … Sigorta A.Ş. yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 09/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hesaplama yapılırken aracın fiilen serviste beklediği tüm süre değil, onarım için teknik olarak gerekli makul süre esas alınır. Aracın onarımının ekonomik olmaması veya pert olması hâlinde, zarar görenin aynı veya benzer nitelikte yeni bir araç temin edebilmesi için gereken makul süre değerlendirmeye alınır.

Emsal kiralama bedeli tespit edildikten sonra gerçek zararın belirlenebilmesi amacıyla tasarruf edilen giderlerin mahsup edilmesi gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/5583 Esas ve 2019/11651 Karar sayılı ile 2015/17333 Esas ve 2016/3648 Karar sayılı kararları uyarınca, aracın kullanılmadığı döneme ilişkin bakım masrafları, amortisman payı ve davacının işi ile evi arasındaki mesafe dikkate alınarak aracı kullansaydı yapacağı yakıt gibi zorunlu tasarruf edilen giderler hesaplanan bedelden düşülür.

Talep Hakkı Bulunan Kişiler ve Kusur Durumunun Etkisi

Araç mahrumiyet tazminatı talebi yalnızca taksi, servis, minibüs veya kamyon gibi ticari nitelikteki araç sahiplerine özgülenmiş bir hak değildir. Şahsi otomobil sahipleri de araçlarını kullanamamaktan doğan mahrumiyet zararını talep edebilirler.

Trafik kazasında tarafların kusur durumu tazminat miktarını etkiler. Kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olan kişi, karşı taraftan kendi aracına ilişkin mahrumiyet bedeli talep edemez. Kısmi kusur hâlinde ise zarar gören, karşı tarafın kusuru oranında talepte bulunabilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/8637 Esas ve 2025/14493 Karar sayılı ilamına göre, kaza anında aracı bizzat kullanmayan araç malikinin sürücü belgesinin geri alınmış olması, uğranılan maddi zararın tazmininin talep edilmesine engel oluşturmaz.

Zorunlu Trafik Sigortasının Araç Mahrumiyetinden Sorumluluğu

Trafik kazalarında zorunlu mali sorumluluk sigortacısının poliçeden kaynaklanan sorumluluğu azami teminat limiti dâhilinde gerçek zarar miktarı ile sınırlıdır. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6-k maddesi uyarınca, ikame araç kira bedeli niteliğindeki araç mahrumiyeti zararı dolaylı zarar niteliğindedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/8410, K. 2017/2491Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/8410 E.  ,  2017/2491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve … … A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalılardan ….09.2013 tarihinde … Belediye Evleri … sahil yolu mevkiinde müvekkili …'ın maliki ve sürücüsü bulunduğu … plakalı 2013 Model … … marka otomobili ile yolunda giderken davalının İlkadım Belediyesinin maliki olduğu sürücüsü … …'ın kullandığı … plaka sayılı damperli kamyonun trafik kurallarına riayet etmeden ve yolu kontrol etmeden açık otoparktan çıkması sonucu yolunda gitmekte olan müvekkiline otomobilin trafik kaza tutanağında da belirtildiği üzere sağ ön çamurluktan arka çamurluğa kadar yan kısımdan çarpması sonucu maddi hasar oluştuğunu ve müvekkilinin otomobili sağ arka ve ön çamurlukların, sağ ön ve arka kapılar ve iki kapı arasındaki bağlantıyı sağlayan direk ve üst tavanda da büyük ve kalıcı hasar oluştuğunu, müvekkilinin otomobilinin kasko sigortalı olup kıymet kaybı ve otomobilini onarım süresi içinde kullanamamasından mütevellit giderleri dışındaki zararını karşıladığından taleplerinin kıymet kaybı ve otomobilin onarım süresi içinde kullanamamasından dolayı yapmak zorunda kaldığı giderler için olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle davalının İlkadım Belediyesinin maliki olduğu ve diğer davalı … şirketince 5500.00436263.0000 Poliçe nosu ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yapılmış olan tam kusurlu olarak müvekkilinin otomobiline çarparak müvekkilini zarara uğratan … plaka sayılı damperli kamyonun müvekkilinin 2013 model kaza tarihi itibariyle henüz … aylık 5278 km deki … … marka aracını kullanamaması nedeniyle yaptığı giderlerden dolayı fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere ….000,00 TL'si kıymet kaybı, 700,00 TL'si onarım süresince aracını kullanamamasından dolayı yapmak zorunda kaldığı giderlerden dolayı toplam ….700,00 TL maddi tazminat alacaklarının kaza tarihi olan ….09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile değer kaybı talebini ….500,00 TL olarak belirleyerek maddi tazminat talebini ….200,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı … vekili, ….09.2013 tarihinde meydana geldiği belirtilen kazada müvekkili kuruma ait … plakalı araç ile … plakalı aracın çarpışması sonucu … plakalı araçta meydana geldiği ileri sürülen değer kaybı ve davacının aracını onarımı süresince harcadığı giderlere ilişkin olarak açıldığını, belirtilen kazaya ilişkin tarafların kusur durumlarının somut olarak belirlenmesi gerektiğini, araçta meydana geldiği ileri sürülen değer kaybından müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, diğer davalı … şirketinin, … plakalı aracın sebebiyet verdiği kaza sebebiyle maddi hasar bedeli ile ekonomik değer kaybı bedelinden sigortalayan sıfatıyla sorumlu olduğunu, ekonomik değer kaybının poliçe kapsamında olduğu ve sigortalayan tarafından ödenmesi gerektiğinin … tarafından da benimsendiğini, davacı tarafın belirtmiş olduğu giderlerin somut olarak ortaya konulmadığını, bu süreçte bir başka aracın kiralandığına ilişkin bir sözleşme veya bu meyanda bir gider belgesi fatura ortaya konulmadığını, kaldı ki davacıya ait aracın bir ticari araç olmadığını, bu sebeple bu alacak talebinin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı …Ş. vekili, değer kaybı talebinin haksız olduğunu ve kazanç kaybının trafik poliçe teminatı kapsamında olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; …/09/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, … plakalı kamyon sürücüsü … …'ın; …/… oranında kusurlu olduğu, … plakalı otomobil sürücüsü …'ın ise; herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediğinden kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, … plakalı aracın, davalı … şirketine ….09.2012 başlangıç tarihli … poliçesi ile sigortalı olduğu, … limitinin araç başı ….500,00 TL olduğu, değer kaybının poliçe kapsamında kapsam dışı tutulmadığı, diğer davalı malikin de haksız fiil ve işletenin sorumluluğu hükümleri gereğince zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile ….500,00 TL değer kaybı, 700,00 TL işten kalma kaybı olmak üzere toplam ….200,00 TL nin kaza tarihi olan ….09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. …-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … Belediyesi vekilinin tüm, davalı …Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. …-Dava, kaza nedeniyle araçta oluşan ….500,00 TL değer kaybı ve 700,00 TL araç mahrumiyeti zararı olmak üzere, toplam ….200,00 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan ….09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkindir. Davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı … … A.Ş.'nin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu azami poliçe teminat limiti dahilinde gerçek zarar miktarı ile sınırlıdır. Davacı … vekili değer kaybı yanında 700,00 TL araç mahrumiyeti zararının da tahsilini istemiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince, araç mahrumiyeti zararı, gerçek zarar dışında aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan dolaylı bir zarar olması sebebiyle poliçe teminatına dahil değildir. Bu nedenle, mahkemece davalı …Ş.'nin de 700,00 TL araç mahrumiyeti zararından sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir. …-Davalı …Ş. kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk trafik sigortacısı olup, 2981 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 99/… maddesi ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B…. maddesi gereğince trafik sigortacısının zarar giderim yükümlülüğü rizikonun ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya iletildiği tarihten itibaren … iş günü içinde yerine getirmek şeklinde belirlenmiş bulunmaktadır. Bu sebeple usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirtilen süre dolmadan trafik sigortacısı bakımından alacağın muacceliyetinden ve dolayısıyla temerrüdünden sözedilemez. Somut olayda, davacı … vekili dava dilekçesinde müvekkilinin zararının davalı …tarafından karşılanmadığını belirtmesine rağmen bu konuda davalı şirkete müracaat edilip edilmediğine dair dosyada bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacı taraftan davalı …Ş.'ye bu yönde bir müracaat olup olmadığının sorulması, başvuru mevcutsa başvurunun tebliğine ilişkin belgesi istenip ibraz edildiğinde tesbit edilecek tarihe … iş günü eklenmek suretiyle bulunacak temerrüt tarihinden itibaren faize karar verilmesi, ihbar bulunmadığı takdirde davalı …nin bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü ile dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davalı …nin de diğer davalı ile birlikte kaza tarihinden itibaren faiz ile sorumlu tutulması da isabetli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (…) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Belediyesi vekilinin tüm, davalı …Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (…) ve (…) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 57,40 TL fazla alınan harcın temyiz eden davalı …'na geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …ne geri verilmesine ……..2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/13972, K. 2017/6476Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/13972 E.  ,  2017/6476 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu araç ile davalının maliki olduğu aracın çarpışması neticesinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında davacıya ait otomobilin hasar gördüğünü, aracında 3.000,00 TL'lik hasar meydana geldiğini, aracın tamiri süresince ikame araç kullanmak zorunda kaldığını,aracında değer kaybı meydana geldiğini, kaza sebebi ile oluşan hasar bedeli, değer kaybı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca oluşan kar kaybının ödenmesi için fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.500,00 TL'nin davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08.02.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 5100 TL e yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde … kapsamında kazanç kaybı zararından sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile 5.100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kaza nedeniyle araçta oluşan 3000 TL hasar bedeli, 1.500 TL değer kaybı ve 600 TL araç mahrumiyeti zararı olmak üzere, toplam 5.100,00 TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkindir. Davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı … Sigorta A.Ş.'nin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu azami poliçe teminat limiti dahilinde gerçek zarar miktarı ile sınırlıdır. Davacı … vekili hasar bedeli ve değer kaybı yanında 600,00 TL araç mahrumiyeti zararının da tahsilini istemiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince, araç mahrumiyeti zararı, gerçek zarar dışında aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan dolaylı bir zarar olması sebebiyle poliçe teminatına dahil değildir. Bu nedenle, mahkemece davalı …Ş.'nin de 600,00 TL araç mahrumiyeti zararından sorumluluğuna karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …Ş.'ye geri verilmesine 07/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/5583 Esas ve 2019/11651 Karar sayılı, 2016/8410 Esas ve 2017/2491 Karar sayılı ile 2016/13972 Esas ve 2017/6476 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, dolaylı zarar niteliğindeki araç mahrumiyet bedeli zorunlu trafik sigortası poliçe teminatına dâhil değildir. Bu nedenle sigorta şirketi bu zarardan sorumlu tutulamaz; araç mahrumiyet bedeli kusurlu araç sürücüsü ve araç işleteninden talep edilebilir.

Araç Mahrumiyeti Talebinde Dava Türü ve Belirsiz Alacak Davası

31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası gereğince, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya imkânsız olduğu durumlarda alacaklı, asgari bir miktar belirterek belirsiz alacak davası açabilir.

31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2025/8637 Esas ve 2025/14493 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, hasarın niteliğine göre makul onarım süresi ile emsal ikame araç bedelinin belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirmektedir. Davacının dava öncesinde alacağını belirleyebilme imkânı bulunmadığından, şartları mevcut olduğu takdirde araç mahrumiyeti talebinin belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Araç kiralamadan veya fatura ibraz etmeden mahrumiyet bedeli istenebilir mi?

Evet, fiilen araç kiralanmamış veya fatura sunulamamış olsa dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, makul onarım süresine göre hakkaniyete uygun bir araç mahrumiyet bedeli takdir edebilir.

Araç mahrumiyet bedeli zorunlu trafik sigortasından karşılanır mı?

Hayır, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca araç mahrumiyeti zararı dolaylı zarar niteliğinde olduğundan sigorta teminatı dışındadır ve kusurlu sürücü ile araç işleteninden istenebilir.

Mahrumiyet bedeli hesaplanırken hangi masraflar düşülür?

Emsal kiralama bedelinden, aracın onarım süresince kullanılmaması sebebiyle tasarruf edilen bakım giderleri, amortisman ve iş ile ev arasındaki mesafeye göre sarf edilmeyen zorunlu yakıt giderleri indirilir.

Şahsi otomobili hasar görenler mahrumiyet bedeli alabilir mi?

Evet, araç mahrumiyet tazminatını yalnızca ticari araç sahipleri değil, kaza nedeniyle hususi aracını kullanamayan şahsi otomobil sahipleri de talep edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu