Anayasada Düzenlenen Temel Haklar ve Hürriyetler

by Avukat Erdal Ersoy
Anayasada Düzenlenen Temel Haklar ve Hürriyetler

Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği ve Anayasal Çerçevesi

Temel hak ve hürriyetler, bireylerin doğumla birlikte kazandığı, başkasına devredilemeyen ve feragat edilemeyen haklar bütünüdür. Bu anayasal değerler bir yandan ferdin hürriyet sahasını teminat altına alırken, diğer yandan devlete ve topluma yönelik belirli ödev ve sorumluluklar yükler. Anayasa m. 12 hükmüne göre herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir; bu yetkiler bireyin ailesine, topluma ve diğer şahıslara dönük yükümlülüklerini de bünyesinde barındırır.

Anayasa sistematiğinde temel hak ve özgürlükler üçlü bir ayrıma tabi tutulmuştur. Bu anayasal tasnif; negatif statü hakları olarak adlandırılan kişisel haklar ve ödevler, pozitif statü hakları kapsamında yer alan sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler ile aktif statü hakları başlığı altındaki siyasi haklar ve ödevler olmak üzere üç ana kümeden meydana gelir.

Kanun Önünde Eşitlik İlkesi ve Anayasanın Bağlayıcılığı

Anayasa m. 10 doğrultusunda herkes; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir ve kamu otoritesi bu eşitliğin fiilen hayata geçirilmesini temin etmekle mükelleftir. Düzenleme uyarınca hiçbir şahsa, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz; devlet organları ile bütün idari merciler eylem ve işlemlerinde eşitlik prensibine riayet etmekle yükümlüdür.

Anayasa m. 11 gereğince Anayasa kuralları; yasama, yürütme ve yargı erklerini, idare makamlarını ve diğer kurum ve şahısları bağlayan en üstün temel hukuk normlarıdır. Kanunların hiçbir surette Anayasaya aykırılık teşkil etmesi mümkün değildir.

Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması ve Kötüye Kullanılmaması

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması Anayasa m. 13 ile sıkı anayasal kurallara bağlanmıştır. Buna göre hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ancak kanunla yapılabilir ve hakkın özüne dokunamaz. Yapılacak kanuni sınırlamaların Anayasanın sözü ve ruhu ile bağdaşması, demokratik toplum gereklerine ve laik Cumhuriyet prensiplerine sadık kalması ve ölçülülük ilkesini aşmaması zorunludur.

Anayasa m. 14 uyarınca anayasal hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması yasaklanmıştır. Anayasada yer alan haklardan hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tahrip etmeyi veya insan haklarına dayalı demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan eylemler şeklinde icra edilemez; bu yasaklara uymayanlara uygulanacak yaptırımlar kanunla tayin edilir. Ayrıca Anayasa kurallarının hiçbiri, devlete ya da fertlere hakların tamamen yok edilmesini veya Anayasada çizilen çerçeveden daha geniş biçimde kısıtlanmasını sağlayacak bir faaliyet zemini yaratacak tarzda yorumlanamaz.

Yabancıların temel hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması ise Anayasa m. 16 çerçevesinde özel olarak düzenlenmiştir. Yabancı uyrukluların sahip olduğu haklar, milletlerarası hukuka riayet edilmek koşuluyla ancak kanun vasıtasıyla sınırlandırılabilir.

Olağanüstü Hallerde Hakların Durdurulması ve Dokunulmaz Çekirdek Alan

Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerin varlığı durumunda, milletlerarası hukuk yükümlülüklerine aykırı olmamak koşuluyla ve vaziyetin gerektirdiği ölçüde temel hak ve özgürlüklerin icrası kısmen yahut tamamen askıya alınabilir ya da anayasal teminatlara aykırı önlemler tesis edilebilir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Savaş, seferberlik (…)[10] veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)[11] dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. V. Yabancıların durumu

Olağanüstü dönemlerde dahi hiçbir surette müdahale edilemeyecek anayasal bir çekirdek alan öngörülmüştür. Bu kapsamda meşru harp fiilleri sonucu gerçekleşen ölümler saklı kalmak üzere, ferdin yaşama hakkına ve beden bütünlüğüne halel getirilemez. Hiç kimse dini inanç, vicdani kanaat ve düşüncelerini ifşa etmeye zorlanamayacağı gibi bu nedenlerle suçlanamaz; cezalar geriye yürütülemez ve kişinin suçluluğu mahkeme hükmüyle kesin olarak saptanıncaya değin masumiyet karinesi muhafaza edilir.

Kişi Dokunulmazlığı, Yaşama Hakkı ve Zorla Çalıştırma Yasağı

Anayasa m. 17 uyarınca herkes yaşamını sürdürme, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haizdir. Kanunda açıkça belirtilen haller ile tıbbi gereklilikler saklı tutulmak kaydıyla kimsenin bedenine el sürülemez ve bireyin rızası bulunmaksızın üzerinde tıbbi veya bilimsel deney yapılamaz. Bireylere işkence veya eziyet tatbik edilemez; insan onuruyla uyuşmayan cezalar ve muameleler yasaktır.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. (…)[12] meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması (…)[13] veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra hükmü dışındadır. II. Zorla çalıştırma yasağı

Hukuk düzeninde yaşama hakkının istisnası sayılabilecek durumlar sınırlandırılmıştır. Meşru savunma hali, yakalama ve tevkif kararlarının icrası, tutuklu yahut hükümlünün firarının önüne geçilmesi, ayaklanma ile isyan hareketlerinin bastırılması veya olağanüstü durumlarda yetkili makamın verdiği talimatların yerine getirilmesi esnasında silah kullanımının kanunen zorunlu kılındığı koşullardaki öldürme fiilleri yaşama hakkı ihlali kabul edilmez.

Anayasa m. 18 doğrultusunda kimse zorla çalıştırılamaz ve angarya kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak usul ve şartları kanunla belirlenmesi kaydıyla; mahkûmiyet veya tutukluluk dönemindeki çalıştırmalar, olağanüstü rejimlerde vatandaşlardan talep edilen kamu hizmetleri ve memleket gereksinimlerinin mecbur kıldığı vatandaşlık ödevi niteliğindeki bedeni ve fikri çalışmalar zorla çalıştırma kapsamı dışında kalır.

Kişi Hürriyeti ve Güvenliğine İlişkin Anayasal Teminatlar

Anayasa m. 19 kapsamında bir kimse hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için suçluluğuna dair kuvvetli belirti bulunması, kaçma veya delilleri yok etme ya da değiştirme ihtimalinin varlığı veya kanunda öngörülen tutuklama nedenlerinin mevcudiyeti şarttır ve bu karar yalnızca hâkim tarafından alınabilir. Hâkim kararı aranmaksızın yakalama işlemi ancak suçüstü hallerinde yahut gecikmesinde sakınca bulunan zorunlu hallerde icra edilebilir.

Hürriyeti kısıtlanan şahsın en yakın mahkemeye intikali için harcanan zaman müstesna tutulmak üzere, yakalanan veya tutuklanan kişi bireysel fiillerde en geç kırk sekiz saat, toplu şekilde icra edilen suçlarda ise en çok dört gün içinde hâkim karşısına çıkarılmalıdır. Olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde bu süreler uzatılabilir. Kişi hürriyeti ve güvenliği kurallarına aykırı bir muameleye maruz bırakılan kişilerin malvarlığı ve manevi zararları genel tazminat hukuku esasları dairesinde Devlet tarafından karşılanır.

Özel Hayatın Gizliliği, Konut Dokunulmazlığı ve Haberleşme Hürriyeti

Anayasa m. 20 gereğince herkes özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini talep etme yetkisine sahiptir; özel ve ailevi hayatın mahremiyetine müdahale edilemez. Kanunda sayılan koruma gayelerine dayanılarak usulünce verilmiş hâkim kararı yahut gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda yetkili kılınan merciin yazılı buyruğu bulunmadıkça kimsenin üstü, şahsi evrakı ve eşyası aranamaz ve bunlara el koyma tedbiri uygulanamaz.

Anayasa m. 21 konut dokunulmazlığını emreder. Kanuni sınırlama gerekçeleri doğrultusunda yetkili hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca olan durumlarda yetkili kılınmış idari makamın yazılı emri olmadıkça hiçbir meskene girilemez, arama yürütülemez ve eşyaya el konulamaz. Yetkili merci tarafından tesis edilen karar yirmi dört saat içinde vazifeli hâkimin tasvibine arz edilir. Görevli hâkim el koymadan itibaren kırk sekiz saat zarfında kararını açıklamak mecburiyetindedir; bu sürede karar verilmediği takdirde el koyma kendiliğinden kalkar.

Anayasa m. 22 uyarınca haberleşme serbestisi ve gizliliği kuraldır. Hâkimin kararı veya gecikmesinde sakınca görülen hallerde kanunun yetkili kıldığı makamın yazılı talimatı bulunmadıkça iletişimin engellenmesi ve gizliliğinin ihlal edilmesi yasaktır. Yetkili merciin aldığı sınırlama kararı yirmi dört saat zarfında hâkim incelemesine sunulur; hâkim kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa alınan tedbir kendiliğinden kalkar.

İnanç, Düşünce ve İfadeyi Açıklama Hürriyeti

Anayasa m. 24 doğrultusunda herkes vicdan, dini inanç ve şahsi kanaat özgürlüğüne sahiptir. Bireyler dini ayin, ibadet ve törenlere katılmaya yahut inançlarını dışa vurmaya zorlanamaz; dini kanaatlerinden ötürü kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitimi devletin denetim ve gözetimi altında yürütülür; din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu dersler arasında bulunur. Bunun haricindeki dini öğrenim ancak ferdin kendi talebine, velayet altındakiler yönünden ise kanuni temsilcinin rızasına bağlı tutulmuştur.

Anayasa m. 25 ve m. 26 düşünce ve ifade hürriyetini himaye eder. Hiç kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya icbar edilemez ve taşıdığı fikirlerden dolayı ayıplanamaz veya suç isnadına maruz bırakılamaz. Fertler fikir ve düşüncelerini söz, yazı, resim veya farklı vasıtalarla ferden ya da topluluk halinde yayma ve ifade etme serbestisine sahiptir; bu serbesti kamusal makamların müdahalesi olmaksızın haber ve fikir temin etme veya iletme hakkını da bünyesinde barındırır.

Anayasa m. 32 kapsamında bireylerin haysiyet ve şerefine saldırıda bulunulması veya şahısları hakkında hakikate aykırı neşriyat yapılması hallerinde düzeltme ve cevap hakkı tesis edilir. İlgili düzeltme metni yayımlanmadığı takdirde, müracaat tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde hâkim tarafından konuya ilişkin nihai karar verilir.

Kolektif Haklar, Mülkiyet Güvencesi ve Adil Yargılanma

Anayasa m. 34 çerçevesinde herkes önceden izin almaksızın, silahsız ve barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü organize etme hakkına sahiptir; bu hak milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının özgürlüklerinin korunması gerekçeleriyle kanun marifetiyle kısıtlanabilir. Anayasa m. 35 ile teminat altına alınan mülkiyet ve miras hakları ise sadece kamu yararı gayesiyle kanunla sınırlandırılabilir ve mülkiyetin ifası toplum yararına zıt düşemez.

Anayasa m. 36 ve m. 37 yargısal güvenceleri düzenler. Kişiler meşru araç ve kanalları kullanmak suretiyle yargı mercileri huzurunda davacı veya davalı olarak hak arama ve adil yargılanma hürriyetini haizdir; hiçbir mahkeme yetki ve görevi içindeki bir davayı incelemekten imtina edemez. Bireyler kanunen tabi kılındıkları mahkemeden gayrı bir organ önüne sevk edilemeyeceği gibi olağanüstü yetkili yargı mercileri tesis edilemez.

Anayasa m. 39 hakaret davalarında isnadın ispatını tayin eder. Kamu görevi icra edenlere karşı görevlerinin ifası dolayısıyla yapılan isnatlara ilişkin davalarda isnadın doğruluğunu ispat hakkı mevcuttur. Diğer durumlarda isnadın doğruluğunun ispatına cevaz verilmesi, fiilin sıhhatinin tespitinde kamu menfaati görülmesine veya şikayetçinin ispata onay vermesine bağlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Temel hak ve hürriyetler hangi anayasal şartlarla sınırlandırılabilir?

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde yer alan sebeplere istinaden kanunla sınırlandırılabilir; bu sınırlamalar demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine, ölçülülük ilkesine ve Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olamaz.

Olağanüstü yönetim dönemlerinde dahi dokunulamayan haklar nelerdir?

Savaş hukukuna uygun eylemler sonucu gerçekleşen ölümler haricinde kişinin yaşama hakkına ve beden bütünlüğüne müdahale edilemez; din, vicdan ve düşünceleri açıklamaya kimse zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geriye yürütülemez ve masumiyet karinesi zedelenemez.

Yakalanan veya tutuklanan kişi kaç gün içinde hâkim önüne çıkarılmalıdır?

Tutulma yerine en yakın mahkemeye intikal için gerekli zaman hariç olmak üzere, yakalanan veya tutuklanan kişi en geç kırk sekiz saat içinde, toplu işlenen suçlarda ise azami dört gün zarfında hâkim önüne sevk edilir.

Konut dokunulmazlığında idari merciin arama kararı hâkime sunulmazsa ne olur?

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merci kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde kararını açıklamazsa uygulanan el koyma kendiliğinden kalkar.

Düzeltme ve cevap hakkı için yargısal karar süresi ne kadardır?

Düzeltme ve cevap metninin yayımlanmaması durumunda, yayımın gerekip gerekmediğine ilişkin karar ilgilinin başvuru tarihinden itibaren azami yedi gün içerisinde yetkili hâkim tarafından verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu