Anayasa Hukukunda Temel Kavramlar ve Güvenceler

by Avukat Erdal Ersoy
Anayasa Hukukunda Temel Kavramlar ve Güvenceler

Anayasa, devletin temel yapısını, örgütlenişini ve işleyişini düzenleyen kuralları gösterir. Terim ilk kez 1787 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasasında kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası biçimsel bir anayasadır. Tarihsel çizgide ilk anayasa 1876’da çıkarılan Kanun-i Esasi’dir.

Maddi anlam, biçim ve katılık

Maddi anlamda anayasa, devletin şeklini, hükümet biçimini, organların yetkilerini ve bireylerin haklarını düzenleyen kuralların bütünüdür. Biçimsel anlamda anayasa yazılıdır, diğer yasalara üstün tutulur, devletin temel organlarının kuruluş ve işleyişini gösterir ve kişilerin temel hak ile özgürlüklerini güvenceye alır.

1982 Anayasası temelde düzenleyici gruptadır. 1961 metnine göre daha ayrıntılı hükümler taşıdığı için kazüistik modele yaklaşır. Karşılaştırmada daha uzun, daha ayrıntılı, daha katı ve yürütmeyi güçlendiren bir metin olarak nitelenir. Metin başlangıç ile yedi kısımdan oluşur. Başlangıç anayasa metninden sayılır; madde başlıkları sayılmaz.

Değiştirilmesi sıradan kanunlarla aynı koşullara bağlanan anayasa yumuşak anayasadır. Katılığı sağlayan araçlar arasında teklif ve kabul yeter sayılarının yükseltilmesi, sürecin uzatılması, referandum ve bazı maddelerin değiştirilmesinin yasaklanması bulunur.

Kurucu iktidar ve bağlayıcılık

Asli kurucu iktidar, hukuk dışı ve sınırsız nitelikte, sahibi hukuken belirlenemeyen ve hukuk boşluğu ortamında beliren yeni anayasa yapma iktidarıdır. Tali kurucu iktidar, anayasadaki usullerle değişiklik yapma iktidarıdır. Değiştirilemeyecek madde varsa bu istisna dışında, tali kurucu iktidar teorik olarak bütün maddeleri değiştirebilir.

1982 Anayasası, devletin şeklini, Cumhuriyetin niteliklerini, devletin bütünlüğünü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti kapsayan üç maddenin değiştirilemeyeceğini öngörür. Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluşları ve kişileri bağlar. Kararlar Anayasaya aykırı olamaz.

Tarihsel belgeler ve yapım usulleri

1839 Tanzimat Fermanı ile 1876 Kanun-u Esasi ferman anayasalar arasında gösterilir. 1808 Sened-i İttifak anlaşma veya misak niteliğinde bir örnektir. 1921 Anayasası kurucu meclis, 1961 ve 1982 anayasaları kurucu halkoyu örnekleri arasında sayılır. 1921’in kurucu meclis anayasası sayılması, hazırlandığı dönemin koşullarına bağlanır.

Türkiye’de kurucu meclis tarafından hazırlanan ilk anayasa 1961 Anayasasıdır. 1982 Anayasası da kurucu meclisçe hazırlanıp halkoyuna sunulmuştur. 1924 Anayasası ise İkinci Meclis tarafından hazırlanmıştır. Değişiklik teklifi 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarında yalnız yasamaya, 1876 düzenlemesinde hem yasama hem yürütmeye tanınmıştır.

Kurucu referandum bir anayasa metninin kabulü veya değiştirilmesi, yasama referandumu ise bir kanun metninin kabulü veya reddi sırasında uygulanan oylamadır. Tasdik veya onay referandumu, yarı doğrudan hükümet sisteminde halkın yasama meclisince oluşturulan kanunu evet ya da hayır biçiminde oylamasıdır. İstişari referandumda parlamento halkın görüşüyle hukuken bağlı değildir ve son söz parlamentoda kalır. Halk vetosu, henüz yürürlüğe girmemiş bir kanun hakkında seçmenlerin referandum istemidir.

Devlet biçimi ve hükümet sistemleri

Konfederasyon, bağımsız devletlerin egemenliklerini koruyarak anlaşmayla kurduğu ve üyelere ayrılma hakkı tanıdığı devlet biçimidir. Federal yapıda iç egemenliğin kullanılması paylaşılır; dış egemenliğin kullanılması federal devlete aittir ve çifte vatandaşlık bulunur. Anayasaların üstünlüğü siyasal ve yargısal denetimle sağlanır.

Meclis hükümetinde yasama ve yürütme mecliste toplanır, yürütme ayrı bir erk sayılmaz, bakanlar tek tek seçilir; ortak sorumluluk ve meclisi dağıtma yetkisi yoktur. Parlamenter sistemde yürütme iki başlıdır. Devlet başkanı sorumsuz kanadı, başbakan ise meclise karşı sorumlu kanadı oluşturur; bireysel ve ortak sorumluluk birlikte bulunur.

Başkanlık sisteminde başkan hem devlet hem hükümet başkanıdır ve yanında ayrı bir hükümet başkanı yoktur. Yasama ile yürütmenin birbirini düşürmesi veya dağıtması mümkün değildir. Yarı başkanlıkta yürütme, güçlü bir cumhurbaşkanı ile parlamentoya karşı güçlü bir başbakan arasında bölünür.

Cumhuriyet, vatandaşlık ve hukuk devleti

1982 Anayasası Türkiye Cumhuriyetini, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak niteler. Niteleme; toplumun huzurunu, millî dayanışmayı, adalet anlayışını ve başlangıçta belirtilen temel ilkeleri de kapsar. Sosyal devlet ibaresi 1961 Anayasasında yer almış, 1982 Anayasasında ayrıntılı düzenlenmiştir.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütün olduğu maddesi ilk kez 1961 Anayasasında, bayrak ve millî marşla ilgili madde ilk kez 1982 Anayasasında yer almıştır. Başlangıçtaki 12 Eylül 1980 hareketinin meşruluğuna ilişkin ilke 1995’te anayasadan çıkarılmıştır. Hukuk devletinin gerekleri arasında temel hak güvencesi, anayasaya uygunluk, yönetimin hukuka bağlılığı, yargısal denetim, yargı bağımsızlığı ve kanuni hâkim güvencesi sayılır.

1961 ve 1982 metinlerinde vatandaşlık bağıyla devlete bağlı herkes Türk’tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu da Türk’tür. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ek Protokolü Türk hukukunun yürürlük kaynakları arasında yer alır.

Temel hakların sınırlanması

Özgürlüğün sınırlanması esas değil istisnadır. Sınırlama kanunla yapılır, ölçülü olur, kamu yararına dayanır ve özgürlüğün temeline dokunmaz. Ayrıca anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzenine, laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz; hakkın özüne dokunulamaz.

Düşünce hürriyeti ve düşünceleri saklama hürriyeti için özel veya genel kısıtlama getirilemez. Temel hakların kötüye kullanılmaması kuralı 1971 değişikliğiyle 1961 Anayasasına girmiş ve 1982’de de yer almıştır. İlgili ifade Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden alınmıştır. Genel asayişin korunması hali 2001 değişikliğiyle anayasadan çıkarılmıştır.

Olağanüstü dönemde sınırlama için savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü halden biri bulunmalıdır. Milletlerarası yükümlülüklere aykırılık yasağı, ölçülülük ve çekirdek alana dokunmama koşulları da aranır. Bu hallerde dahi suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. Masumiyet ile kişinin din, vicdan ve düşüncesini açıklamaya zorlanamaması korunur. Kişinin maddi ve manevi bütünlüğüne, savaş hukukuna uygun fiiller ve ölüm cezaları dışında, dokunulamaz.

Anayasayla tanınan hakkı ihlal edilen kişi, yetkili makama gecikmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteyebilir. Resmî görevlilerin haksız işleminden doğan zarar kanuna göre devletçe tazmin edilir. Hiç kimse tabiî olduğu mahkemeden başka mahkemeye çıkarılamaz ve olağanüstü yargı mercii kurulamaz.

Suç ve cezalara ilişkin anayasal ilkeler

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesine göre kimse, fiilin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden cezalandırılamaz. Kimseye, suçun işlendiği zaman kanunda o suç için konulmuş cezadan daha ağır ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları bakımından da aynı fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) (Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir. (Değişik son fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez. XIV. İspat hakkı

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya ya da bu yönde delil göstermeye zorlanamaz. Kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil kabul edilemez. Ceza sorumluluğu şahsidir.

Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getiremediği için özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. İdare, kişi hürriyetini kısıtlayan bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu son hükme kanunla istisna getirilebilir. Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler dışında vatandaş, suç sebebiyle yabancı ülkeye verilemez.

Seçme, seçilme ve halkoylaması

2709 sayılı Anayasanın 67. maddesine göre vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme, bağımsız veya siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 67Kaynağı aç
Madde 67 – Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. (Değişik fıkra: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler. (Değişik fıkra: 23/7/1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir. Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir. (Değişik fıkra: 23/7/1995-4121/5 md.) Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. Ceza infaz kurumları ve tutuk evlerinde oy kullanılması ve oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından tespit edilir ve görevli hakimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır. [23] (Ek fıkra: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/24 md.) Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. III. Siyasi partilerle ilgili hükümler A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma [24]

Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ile açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir. Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmesi için uygulanabilir tedbirleri kanun belirler.

Silah altındaki er ve erbaşlar ile askeri öğrenciler oy kullanamaz. Taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç, ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler de oy kullanamaz. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanma, sayım ve döküm için gerekli seçim güvenliği tedbirlerini Yüksek Seçim Kurulu belirler. İşlemler görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetiminde yapılır.

Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir. Seçim kanunlarındaki değişiklikler, yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.

Siyasi partiler

2709 sayılı Anayasanın 68. maddesine göre vatandaşlar siyasi parti kurma, usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Üyelik için on sekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir. Partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Önceden izin alınmadan kurulur ve faaliyetlerini Anayasa ile kanun hükümleri içinde sürdürür.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/7/1995-4121/6 md.) Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir. Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler. Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez. Hakimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar. Yüksek öğretim elemanlarının siyasi partilere üye olmaları ancak kanunla düzenlenebilir. Kanun bu elemanların, siyasi partilerin merkez organları dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi yüksek öğretim elemanlarının yüksek öğretim kurumlarında uyacakları esasları belirler. Yüksek öğretim öğrencilerinin siyasi partilere üye olabilmelerine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir. B. Siyasi partilerin uyacakları esaslar

Partilerin tüzükleri, programları ve eylemleri devletin bağımsızlığına, ülke ve milletin bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz. Aynı sınır; insan hakları, eşitlik, hukuk devleti, millet egemenliği, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkeleri için de geçerlidir. Parti, sınıf veya zümre diktatörlüğünü ya da herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.

Hâkimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, memur statüsündeki kamu görevlileri, hizmeti bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ve yükseköğretim öncesi öğrenciler siyasi partilere üye olamaz. Yükseköğretim elemanlarının üyeliği ancak kanunla düzenlenir. Kanun, bunların merkez organları dışındaki parti görevi almasına izin veremez ve yükseköğretim kurumlarında uyacakları esasları belirler. Yükseköğretim öğrencilerinin üyeliğine ilişkin esaslar da kanunla düzenlenir.

Devlet, siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Yardımın, üye aidatının ve bağışların esasları kanunla düzenlenir. Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 69Kaynağı aç
Madde 69 – (Değişik: 23/7/1995-4121/7 md.) Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur. Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir. Siyasi partiler, ticari faaliyetlere girişemezler. Siyasi partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesince siyasi partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunluğunun tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar kanunda gösterilir. Anayasa Mahkemesi, bu denetim görevini yerine getirirken Sayıştaydan yardım sağlar. Anayasa Mahkemesinin bu denetim sonunda vereceği kararlar kesindir. Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır. Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir. Bir siyasi partinin 68 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. (Ek cümle: 3/10/2001-4709/25 md.) Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır. (Ek fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkralara göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir. Temelli kapatılan bir parti bir başka ad altında kurulamaz. Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri, Anayasa Mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının Resmî Gazetede gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamazlar. Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır. (Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/25 md.) Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmaları, denetlenmeleri, kapatılmaları ya da Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmaları ile siyasî partilerin ve adayların seçim harcamaları ve usulleri yukarıdaki esaslar çerçevesinde kanunla düzenlenir. IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı A. Hizmete girme

Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan veya Türk uyruğunda olmayanlardan yardım alınması halinde siyasi parti temelli kapatılır. Partinin, 68. maddenin dördüncü fıkrasına aykırı fiillerin odağı haline geldiği Anayasa Mahkemesince tespit edilirse temelli kapatma kararı verilir. Eylemlerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma da mümkündür.

Odak haline gelme, bu nitelikteki fiillerin üyelerce yoğun işlenmesi ve bunun parti organlarınca benimsenmesi ya da fiillerin anılan organlarca kararlılık içinde doğrudan işlenmesiyle belirlenir. Temelli kapatılan parti başka ad altında kurulamaz. Kapatmaya sebep olan kurucular dahil üyeler, gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren beş yıl belirli parti görevlerini alamaz.

Yasama düzeni ve milletlerarası andlaşmalar

Yasama yılı 1 Ekimde başlar ve 30 Eylülde sona erer. Türkiye Büyük Millet Meclisi her yıl Ekim ayının ilk günü kendiliğinden toplanır. Meclis bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapar. Ara verme en fazla on beş gündür.

Toplantı yeter sayısı üye tamsayısının üçte biridir. Aksi düzenlenmemişse karar, katılanların salt çoğunluğuyla alınır. Bu çoğunluk üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz. Bu hesaba göre toplantı yeter sayısı 184, karar yeter sayısı 139’dur. Danışma Kurulu kararları bağlayıcı değildir; Meclis çalışmalarını kolaylaştırır.

Yasama dokunulmazlığı milletvekillerini yalnız ceza kovuşturmasına karşı korur. Hukuk davalarına karşı korumaz ve geçici niteliktedir. Dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili veya başka bir milletvekili, kararın Anayasaya, karma veya içtüzüğe aykırılığı iddiasıyla yedi gün içinde Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi on beş gün içinde kesin karara bağlar.

Usulüne göre yürürlüğe konulan milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Andlaşmaların Anayasaya aykırılığı ileri sürülemez; aykırı olsalar bile uygulanırlar. Genel ve özel af, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunu gerektirir. Orman suçları genel ve özel af kapsamı dışındadır.

Kabul edilen kanunlar on beş gün içinde Cumhurbaşkanınca yayımlanır ve ancak bundan sonra bağlayıcılık kazanır. Yürürlük tarihi belirtilmemişse kanun, yayımı izleyen günden hesaplanan kırk beşinci günün sonunda yürürlüğe girer. Tek başına yapılabileceği belirtilenler dışındaki Cumhurbaşkanı kararlarını başbakan ve ilgili bakanlar imzalar; sorumluluk onlara aittir.

Yargı bağımsızlığı ve yüksek mahkemeler

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi mahkemelere ve hâkimlere emir, talimat, genelge, tavsiye ya da telkinde bulunamaz. Hâkimler ve savcılar azledilemez. Kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz. Mahkeme veya kadro kaldırılsa bile aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz. Meslekten çıkarma, sağlık ve kanuni istisnalar saklıdır.

Hâkim ve savcıların denetim, inceleme ve soruşturması Adalet Bakanlığının izniyle adalet müfettişlerince yapılabilir. Bakan, işlemi hakkında inceleme yapılan kişiden daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırabilir. Duruşmalar kural olarak herkese açıktır. Bir kısmının veya tamamının kapalı yapılması ancak genel ahlâk veya kamu güvenliği kesin olarak gerektirdiğinde mümkündür.

Bütün mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli yazılır. Davaların en az giderle ve mümkün olan suretle sonuçlandırılması yargının görevidir. Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.

Yargıtay, adliye mahkemelerinin kanunun başka adlî mercie bırakmadığı karar ve hükümlerinin son inceleme merciidir. Kanunda gösterilen davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak da bakar. Danıştay, idarî mahkemeler bakımından son inceleme mercii ve belirli davalarda ilk ve son derece mahkemesidir. Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları ile kamu hizmetlerine ilişkin imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında iki ay içinde düşüncesini bildirir; tüzük tasarılarını inceler.

Kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkimle çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkim yalnız yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar içindir. Uyuşmazlık Mahkemesi adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin çözer. Diğer mahkemelerle Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlığında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.

Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin gelir, gider ve mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetler. Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar. Kesin hüküm hakkında yazılı bildirimden itibaren on beş gün içinde bir kez karar düzeltilmesi istenebilir. Bu kararla idarî yargı yoluna başvurulamaz. Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevlerde Danıştay ile Sayıştay kararları çatışırsa Danıştay kararları esas alınır.

Bazı idarî işlemlerin kanun koyucu tarafından yargı denetimi dışında tutulması yasama kısıntısıdır. Yargı yolunun kapatıldığı her karar bu kapsama girmez; kapsam idarî kararlarla sınırlıdır. Yargı kısıntısı ise mahkemenin yüksek siyaset veya hükümet tasarrufu gerekçesiyle bakmayı reddetmesidir.

Anayasa yargısının çerçevesi

Anayasa Mahkemesi kanunları, kanun hükmünde kararnameleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini yalnız şekil bakımından inceler. Olağanüstü hâl, sıkıyönetim ve savaş hâllerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler hakkında şekil ve esas yönünden dava açılamaz. Mahkeme iptal ederken kanun koyucu gibi hareket ederek yeni uygulamaya yol açacak hüküm kuramaz.

İptal edilen kanun, kanun hükmünde kararname, İçtüzük veya bunların hükümleri, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme yürürlük tarihini ayrıca kararlaştırabilir; bu tarih yayım gününden başlayarak bir yılı geçemez. Yürürlük ertelenirse Türkiye Büyük Millet Meclisi doğan hukukî boşluğu dolduracak tasarı veya teklifi öncelikle görüşür. İptal kararları geriye yürümez.

Kanunların şekil bakımından aykırılığı yalnız iptal davasına konu olabilir. İtiraz yolunda şekil aykırılığı ileri sürülemez. Şekil denetimi, kanunlarda son oylama çoğunluğuyla sınırlıdır. Anayasa değişikliğinde teklif ve oylama çoğunluğu ile ivedilikle görüşülme koşuluna uyulup uyulmadığı incelenir.

Kanunlar ve anayasa değişiklikleri için şekil yönünden iptal davasını yalnız Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte biri, yayımından itibaren on gün içinde açabilir. Kanun hükmünde kararname ve İçtüzüğün şekil aykırılığına karşı Cumhurbaşkanı, milletvekillerinin beşte biri, ana muhalefet ve iktidar partileri altmış gün içinde dava açabilir. İşin esasına girilerek aykırılık iddiası reddedilirse, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren on yıl geçmeden aynı kural için yeniden başvurulamaz.

Anayasa Mahkemesi ileri sürülen gerekçeyle bağlı değildir. Taleple bağlı kalarak başka gerekçeyle aykırılık kararı verebilir. Başvuru belirli hükümlerle sınırlı olsa bile, bunların uygulanamaması sonucunu doğuran bağlı hükümlerin iptaline belirtilen koşullarda karar verebilir. 1982 düzenlemesi, olaya sınırlı ve yalnız tarafları bağlayan karar yöntemine yer vermemiştir. İptal kararı herkes için sonuç doğurur.

Anayasal teamül için davranış veya yorumun aynı tür olaylarda sürekli tekrarlanması, bu tekrarın süreklilik taşıması, açıklık bulunması ve ilgili organlar ile kamuoyunda temel uzlaşma oluşması gerekir.

Anayasa neyi düzenler?

Anayasa, devletin temel yapısını, örgütlenişini ve işleyişini düzenleyen kuralları gösterir. Maddi anlamda devlet şeklini, hükümet biçimini, organların yetkilerini ve bireylerin haklarını da kapsar.

Suçta ve cezada kanunilik ne anlama gelir?

Kimse, fiilin işlendiği zaman yürürlükteki kanunun suç saymadığı bir fiilden cezalandırılamaz ve o sırada öngörülen cezadan daha ağır cezaya çarptırılamaz. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Ölüm cezası ve genel müsadere verilebilir mi?

Hayır. Anayasanın 38. maddesine göre ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez. Ceza sorumluluğu da şahsidir.

Seçme hakkı kaç yaşında başlar?

On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir. Seçilme yaşı bu hükümde ayrıca düzenlenmez. Hakların kullanılması kanunda gösterilen şartlara bağlıdır.

Seçim kanunu değişikliği hemen uygulanır mı?

Hayır. Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.

Anayasa değişikliği esas yönünden denetlenebilir mi?

Anayasa değişiklikleri yalnızca şekil bakımından incelenir ve denetlenir. Şekil denetimi, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususlarıyla sınırlıdır.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 148Kaynağı aç
Madde 148 –  Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde (…)[84] ve savaş hallerinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz. Kanunların şekil bakımından denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz; def'i yoluyla da ileri sürülemez. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay (…)[85] Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar (…)[86] Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. [87] [88] (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları (…)[89] da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanırlar. Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar. (Değişik beşinci fıkra: 7/5/2010-5982/18 md.) Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdiği kararlar kesindir. Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir. 4. Çalışma ve yargılama usulü

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu