Alacaklıya Haber Vermeden Yapılan Ödeme ve İcra Takibi

by Avukat Erdal Ersoy
Alacaklıya Haber Vermeden Yapılan Ödeme ve İcra Takibi

Borçlunun takipten önce gerçekleştirdiği ödemeden alacaklının veya vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığı takdirde, alacaklı tarafından icra takibi başlatılmasında bir usulsüzlük görülmemektedir. Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça icra takibine ilişkin bütün harç ve masraflar borçluya aittir ve neticede ayrıca bir hüküm ya da takibe gerek bulunmaksızın tahsil edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) İcra ve iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse, bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. İcra takiplerinde, müzahereti Adliye kararları takibe yetkili icra mahkemesi tarafından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 465 ve müteakip maddelerine tevfikan ittihaz olunur. Şikayet ve şartlar:

Para Borçlarında İfa Yeri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi, borcun ifa yerinin öncelikle tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceğini hükme bağlamaktadır. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Aynı maddenin son fıkrasına göre, alacaklının yerleşim yerini sonradan değiştirmesi nedeniyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borçlu, alacaklının önceki yerleşim yerinde ödeme yapabilir; ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi güçlüğün önemli ölçüde gerçekleşmesi koşuluna bağlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 89Kaynağı aç
MADDE 89- Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. C. İfa zamanı I. Süreye bağlanmamış borç

Bildirimsiz Ödemenin Takip Hakkına Etkisi

Yargıtay'ın değerlendirmelerine göre, takipten önce alacaklı ya da vekilinin ödemeden haberdar edildiği ispatlanamıyorsa alacaklı tarafından icra takibi başlatılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu değerlendirme, ödemenin banka hesabına yatırılmasını kapsayan durumlara da uygulanmaktadır: alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde mümkün olmadığından, ödeme bildiriminin alacaklıya fiilen ulaşmasından önce başlatılan takip haklı kabul edilebilmektedir. Söz konusu değerlendirmeler bozma kararı niteliğindedir; somut olayın koşullarına ve bildirim biçimine göre sonuç değişebilir.

İcra takibinden sonra fakat ödeme emrinin tebliğinden önce borcun haricen ödenmesi hâlinde, borçlu temerrütten kurtulsa dahi takibe sebebiyet verme durumu ortadan kalkmamaktadır. İcra ve İflas Kanunu hükümleri gereğince takip masrafları ile vekalet ücreti yönünden borçlunun sorumluluğu sürmekte; alacaklının bu kalemler yönünden itirazın iptalini ve takibin devamını talep etme hakkı bulunmaktadır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/2616, K. 2012/4422Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2012/2616 E.  ,  2012/4422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, davalı aleyhine başlatılan takip devam ederken davalının asıl alacak miktarını kooperatifin banka hesabına yatırarak takibe itirazda bulunduğunu asıl alacak miktarı ödenmiş ise de, takip yapıldığı tarihte borcun mevcut olması nedeniyle icra takibinin yapılmasına davalının sebebiyet verdiğini, dolayısıyla icra takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden bakiye borç kaldığını ileri sürerek, 2.560,77 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının 26.08.2011 tarihinde kooperatif aidat borcunun tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi yaptığı, ödeme emrinin davalıya 06.09.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının icra takibinden sonra, ödeme emrinin kendisine tebliğinden ve itirazın iptali davası açılmadan önce 29.08.2011 tarihinde borcu kooperatif banka hesabına ödediği, dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Takip tarihinden sonra, fakat ödeme emrinin tebliğinden önce aidat borcunun haricen alacaklının banka hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği, davanın ödenmeyen takip masraflarına ve vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin olduğu noktaları çekişmesiz ve dosya kapsamı ile de sabittir. Takip konusu aidat borcunun takipten sonra, fakat ödeme emrinin tebliğinden önce ödenmesi borçluyu temerrütten kurtarmakla birlikte takibe sebebiyet verdiğinden ve İİK'nun 15/1 nci ve 59/1 nci madde hükümleri gereğince takip masrafları ve ücreti vekalet yönünden borçlu sorumlu olacağından davacı alacaklı; bu kalemler yönünden itirazın iptalini ve takibin devamını istemekte haklıdır. Bu durumda, davacının takip masraflarını ve vekalet ücretini, haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak talep hakkı bulunduğu gözetilerek, itirazın bu yönden iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 59Kaynağı aç
Madde 59 – (Değişik: 6/6/1985-3222/4 md.) Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder. Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir. VI. ÖDEME EMRİ VE İTİRAZ 1 – Ödeme emri ve muhtevası:

Takip Masrafları ve Vekalet Ücreti Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı

İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesi, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça tüm harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bu alacakların ayrıca hüküm ve takibe gerek kalmaksızın tahsil edileceğini öngörmektedir. İİK m. 59 uyarınca ise takip masrafları borçluya aittir; alacaklı, yapılmasını talep ettiği işlemin masrafını ve itiraz tebliğ masrafını avans olarak peşinen öder, ancak nihai sorumluluk borçluya yüklenmektedir. Alacaklı, ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/2616, K. 2012/4422 sayılı bozma kararında alacaklının talep edebileceği takip masrafları ve vekalet ücretinin haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak belirleneceğini de ortaya koymuştur. Bu çerçevede alacaklının itirazın iptali davasında bu kalemler yönünden haklı bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Bildirim Tarihine Kadar İşleyen Faiz ve Masraflar

Borçlunun yaptığı ödemeye ilişkin bildirimin alacaklıya ulaştığı tarihe kadar işleyen faizin, icra vekalet ücretinin ve icra masraflarının tahsilini engelleyecek şekilde takibin bütünüyle iptaline karar verilmesi isabetsiz kabul edilmektedir. Söz konusu değerlendirme bozma kararı niteliğinde olup somut olayın bildirim ve takip koşullarına bağlıdır.

Para Alacaklarında Kesinleşmeden İcraya Başvurma

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kanun gereğince kesinleşmeden icra edilebilecek ilamlarda ise alacaklı ilam tarihinden itibaren asıl alacak, faiz ve ferilerin tahsilini talep etme hakkına sahiptir; borçlu da bu tarihten itibaren ödeme yaparak borcundan kurtulabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kötüniyetle temyiz
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/9416, K. 2012/10921Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2012/9416 E.  ,  2012/10921 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Alacaklı tarafından … İş Mahkemesinin 2009/897 Esas, 2011/760 Karar sayılı ve 13.12.2011 tarihli ''110.795,31 TL maddi tazminatın 06.08.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 10.913,62 TL vekalet ücreti ve 540,55 TL yargı giderinin tahsiline ilişkin'' ilamına dayalı olarak, ilamların icrası yolu ile 23.01.2012 tarihinde başlattığı takipte, toplam 147.335,29 TL'nin faizi, icra masrafları ve vekalet ücretiyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Borçlu icra emrinin tebliği üzerine vekili vasıtasıyla, borcun takip tarihinden önce 19.01.2012'de, alacaklının banka hesabına havale ettiklerini ve noterde 20.01.2012 tarihinde çekilen ihtar ile de ödemenin bildirildiğini, bu nedenle borcun takipten önce ödenmesi nedeniyle, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili vasıtasıyla, ödemeye ilişkin noter bildiriminin, kendilerine takibin başlatılmasından sonra 24.01.2012'de ulaştığından, takipte kusurlarının bulunmadığını, borçlunun faizden, icra vekalet ücreti ve masraflarından sorumlu olduğundan, talebin reddine karar verilmesini cevap etmiştir. Mahkemece, alacaklıya ödemenin, takipten önce yapıldığı kabul edilerek, itfa nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Alacaklı vekili, takibe borçlunun sebebiyet verdiğinden, icra vekalet ücreti, harcı, masrafı ile ihtarname tebliğ tarihine kadarki faizinden sorumlu olduğundan bahisle kararın bozulması talebiyle temyize gelmiştir. Takip dayanağı ilam, HMK.nun 367. maddesi gereğince kesinleşmeden icra edilebilecek ilamlardan olduğundan alacaklı, ilam tarihi 13.12.2011'den itibaren, ilamdan hükmedilen asıl alacağın, faizinin ve ferilerinin tahsilini talep etme hakkına sahiptir. Borçlu bu tarihten itibaren, borcu alacaklıya ödeyerek, borcundan kurtulabilir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 73. maddesi gereğince de, para borçları ifa zamanındaki alacaklı ikametinde, (yani para borcu götürülecek borçlardan olduğundan, alacaklıya bizzat ya da bildirdiği yere götürülerek) ödenerek sonlandırılabilir. Somut olayda borçlu, ilamdan kaynaklanan para borcunu, karar tarihinden sonra ve takipten önce, alacaklının banka hesabına ödemiş ise de, ödemeyi alacaklıya takip talebinden bulunmasından sonra bildirdiğinden ve de alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesinin hayatın olağan akışı içinde mümkün de bulunmadığından dolayı ödeme borcunun takipten sonra yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, mahkemece alacaklının alacağını, icra vasıtasıyla tahsili talebinde bulunmasında bir usulsüzlük olmadığı nazara alınarak, ödemenin takip tarihinden sonra yapıldığı kabul edilerek, icra müdürlüğünce dosya bakiye borç hesabından dikkate alınmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde alacaklının, icra vekalet ücreti, icra masrafları ve ödeme bildiriminin alacaklıya ulaştığı kurulması tarihe kadarki, faizinin tahsilini engeller şekilde, takibin tümden iptali yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 22.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kısmi Ödeme ve Ana Borca Mahsup

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu düzenlemenin aksine anlaşma yapılamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 100Kaynağı aç
MADDE 100- Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz. Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir. 2. Birden çok borçta a. Borçlu ve alacaklının bildirimine göre

Sık Sorulan Sorular

Borcumu bankaya yatırdım ama alacaklıya bildirmedim; icra takibi başlatılırsa masrafları ödemek zorunda kalır mıyım?

Alacaklıya veya vekiline ödemeyi önceden bildirmemişseniz alacaklının takip başlatması haksız sayılmaz. Salt banka hesabına para yatırılmış olması, alacaklının ödemeyi öğrendiğini kanıtlamaz. Ödemenin takipten önce yapıldığını ispatlayabilseniz dahi, alacaklının bu ödemeyi takipten önce öğrendiğini ayrıca kanıtlamanız gerekir. Aksi halde takip masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulabilirsiniz. Sonuç, somut olayın koşullarına ve bildirim biçimine göre değişebilir.

Ödeme emri tebliğ edilmeden önce borcu ödersem vekalet ücreti yine de ödemek zorunda kalır mıyım?

Takip başlatıldıktan sonra ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme, sizi temerrütten kurtarsa da takibe sebebiyet vermiş olma olgusunu değiştirmez. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında İİK m. 15/1 ve m. 59/1 uyarınca takip masrafları ve vekalet ücreti sorumluluğunun devam edebileceği hükme bağlanmıştır. Vekalet ücretinin miktarı haricen ödenen borç tutarına göre belirlenir.

Alacaklıya bildirdiğim tarihten sonraki faizden de sorumlu muyum?

Ödeme bildiriminin alacaklıya ulaştığı tarihe kadar işleyen faiz ve masraflardan sorumluluk devam etmektedir. Bu tarihten sonraki döneme ilişkin kalemler gerekçesiyle takibin tümden iptal edilmesi isabetsiz bulunmaktadır. Somut durumun koşullarına göre bu sınırın nasıl uygulanacağı değişkenlik gösterebilir.

Banka hesabına yapılan ödemede alacaklıya bildirim ne zaman hüküm doğurur?

Alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde beklenemeyeceğinden, hesaba takipten önce ödeme yapılıp bildirim ihtarnameyle sonradan iletildiğinde ödemenin takipten sonra yerine getirildiği kabul edilebilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi gereğince para borçları aksine anlaşma yoksa alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.

Kısmi ödeme yaptıysam kalan borç nasıl hesaplanır?

TBK m. 100 uyarınca faiz veya giderler bakımından gecikmemiş olan borçlunun kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkı güvence altındadır ve buna aykırı anlaşma yapılamaz. Takip masrafları ve vekalet ücreti ise haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak ayrıca belirlenmektedir.

Alacaklının yerleşim yeri değişmişse ödemeyi nereye yapmam gerekir?

TBK m. 89 uyarınca borcun ifa yeri öncelikle tarafların açık veya örtülü iradesiyle belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılmalıdır. Alacaklının yerleşim yerini sonradan değiştirmesi nedeniyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borçlu, alacaklının önceki yerleşim yerinde ödeme yapabilir; ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi güçlüğün önemli ölçüde gerçekleşmesi koşuluna bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu