Borçlunun takipten önce gerçekleştirdiği ödemeden alacaklının veya vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığı takdirde, alacaklı tarafından icra takibi başlatılmasında bir usulsüzlük görülmemektedir. Kanunda aksine bir düzenleme bulunmadıkça icra takibine ilişkin bütün harç ve masraflar borçluya aittir ve neticede ayrıca bir hüküm ya da takibe gerek bulunmaksızın tahsil edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 15Kaynağı aç
Para Borçlarında İfa Yeri
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi, borcun ifa yerinin öncelikle tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirleneceğini hükme bağlamaktadır. Aksine bir anlaşma yoksa para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Aynı maddenin son fıkrasına göre, alacaklının yerleşim yerini sonradan değiştirmesi nedeniyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borçlu, alacaklının önceki yerleşim yerinde ödeme yapabilir; ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi güçlüğün önemli ölçüde gerçekleşmesi koşuluna bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 89Kaynağı aç
Bildirimsiz Ödemenin Takip Hakkına Etkisi
Yargıtay'ın değerlendirmelerine göre, takipten önce alacaklı ya da vekilinin ödemeden haberdar edildiği ispatlanamıyorsa alacaklı tarafından icra takibi başlatılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu değerlendirme, ödemenin banka hesabına yatırılmasını kapsayan durumlara da uygulanmaktadır: alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde mümkün olmadığından, ödeme bildiriminin alacaklıya fiilen ulaşmasından önce başlatılan takip haklı kabul edilebilmektedir. Söz konusu değerlendirmeler bozma kararı niteliğindedir; somut olayın koşullarına ve bildirim biçimine göre sonuç değişebilir.
İcra takibinden sonra fakat ödeme emrinin tebliğinden önce borcun haricen ödenmesi hâlinde, borçlu temerrütten kurtulsa dahi takibe sebebiyet verme durumu ortadan kalkmamaktadır. İcra ve İflas Kanunu hükümleri gereğince takip masrafları ile vekalet ücreti yönünden borçlunun sorumluluğu sürmekte; alacaklının bu kalemler yönünden itirazın iptalini ve takibin devamını talep etme hakkı bulunmaktadır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/2616, K. 2012/4422Kaynağı aç
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 59Kaynağı aç
Takip Masrafları ve Vekalet Ücreti Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı
İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesi, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça tüm harç ve masrafların borçluya ait olduğunu, bu alacakların ayrıca hüküm ve takibe gerek kalmaksızın tahsil edileceğini öngörmektedir. İİK m. 59 uyarınca ise takip masrafları borçluya aittir; alacaklı, yapılmasını talep ettiği işlemin masrafını ve itiraz tebliğ masrafını avans olarak peşinen öder, ancak nihai sorumluluk borçluya yüklenmektedir. Alacaklı, ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/2616, K. 2012/4422 sayılı bozma kararında alacaklının talep edebileceği takip masrafları ve vekalet ücretinin haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak belirleneceğini de ortaya koymuştur. Bu çerçevede alacaklının itirazın iptali davasında bu kalemler yönünden haklı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bildirim Tarihine Kadar İşleyen Faiz ve Masraflar
Borçlunun yaptığı ödemeye ilişkin bildirimin alacaklıya ulaştığı tarihe kadar işleyen faizin, icra vekalet ücretinin ve icra masraflarının tahsilini engelleyecek şekilde takibin bütünüyle iptaline karar verilmesi isabetsiz kabul edilmektedir. Söz konusu değerlendirme bozma kararı niteliğinde olup somut olayın bildirim ve takip koşullarına bağlıdır.
Para Alacaklarında Kesinleşmeden İcraya Başvurma
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Kanun gereğince kesinleşmeden icra edilebilecek ilamlarda ise alacaklı ilam tarihinden itibaren asıl alacak, faiz ve ferilerin tahsilini talep etme hakkına sahiptir; borçlu da bu tarihten itibaren ödeme yaparak borcundan kurtulabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/9416, K. 2012/10921Kaynağı aç
Kısmi Ödeme ve Ana Borca Mahsup
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir ve bu düzenlemenin aksine anlaşma yapılamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 100Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Borcumu bankaya yatırdım ama alacaklıya bildirmedim; icra takibi başlatılırsa masrafları ödemek zorunda kalır mıyım?
Alacaklıya veya vekiline ödemeyi önceden bildirmemişseniz alacaklının takip başlatması haksız sayılmaz. Salt banka hesabına para yatırılmış olması, alacaklının ödemeyi öğrendiğini kanıtlamaz. Ödemenin takipten önce yapıldığını ispatlayabilseniz dahi, alacaklının bu ödemeyi takipten önce öğrendiğini ayrıca kanıtlamanız gerekir. Aksi halde takip masrafları ve vekalet ücretinden sorumlu tutulabilirsiniz. Sonuç, somut olayın koşullarına ve bildirim biçimine göre değişebilir.
Ödeme emri tebliğ edilmeden önce borcu ödersem vekalet ücreti yine de ödemek zorunda kalır mıyım?
Takip başlatıldıktan sonra ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödeme, sizi temerrütten kurtarsa da takibe sebebiyet vermiş olma olgusunu değiştirmez. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin bozma kararında İİK m. 15/1 ve m. 59/1 uyarınca takip masrafları ve vekalet ücreti sorumluluğunun devam edebileceği hükme bağlanmıştır. Vekalet ücretinin miktarı haricen ödenen borç tutarına göre belirlenir.
Alacaklıya bildirdiğim tarihten sonraki faizden de sorumlu muyum?
Ödeme bildiriminin alacaklıya ulaştığı tarihe kadar işleyen faiz ve masraflardan sorumluluk devam etmektedir. Bu tarihten sonraki döneme ilişkin kalemler gerekçesiyle takibin tümden iptal edilmesi isabetsiz bulunmaktadır. Somut durumun koşullarına göre bu sınırın nasıl uygulanacağı değişkenlik gösterebilir.
Banka hesabına yapılan ödemede alacaklıya bildirim ne zaman hüküm doğurur?
Alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesi hayatın olağan akışı içinde beklenemeyeceğinden, hesaba takipten önce ödeme yapılıp bildirim ihtarnameyle sonradan iletildiğinde ödemenin takipten sonra yerine getirildiği kabul edilebilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi gereğince para borçları aksine anlaşma yoksa alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.
Kısmi ödeme yaptıysam kalan borç nasıl hesaplanır?
TBK m. 100 uyarınca faiz veya giderler bakımından gecikmemiş olan borçlunun kısmi ödemeyi ana borçtan düşme hakkı güvence altındadır ve buna aykırı anlaşma yapılamaz. Takip masrafları ve vekalet ücreti ise haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak ayrıca belirlenmektedir.
Alacaklının yerleşim yeri değişmişse ödemeyi nereye yapmam gerekir?
TBK m. 89 uyarınca borcun ifa yeri öncelikle tarafların açık veya örtülü iradesiyle belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılmalıdır. Alacaklının yerleşim yerini sonradan değiştirmesi nedeniyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borçlu, alacaklının önceki yerleşim yerinde ödeme yapabilir; ancak bu seçeneğin kullanılabilmesi güçlüğün önemli ölçüde gerçekleşmesi koşuluna bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

