İntihal Nedir ve Kast Unsuru Neden Belirleyicidir
Akademik intihal, başkasının özgün fikirlerini, yöntemlerini, verilerini veya ifadelerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kendi eseri gibi sunmak olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımda kast unsuru belirleyici bir yer tutmakta; bilerek ve isteyerek sahiplenme amacı taşınmadıkça etik ihlalden söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Söz konusu çerçeve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bağlamında değerlendirilmektedir; ancak bu kanunların ilgili maddelerinin tam metni ile ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 8'in metni karşılaştırmalı olarak doğrulanabilmiş değildir.
Öte yandan atıfın eksik, yanlış veya yanıltıcı biçimde yapılması ya da alıntıların usule aykırı aktarılması, araştırmacının niyetinden bağımsız olarak intihal etik ihlali kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu yaklaşım ile kastın esas olduğunu vurgulayan tanım arasında bir gerilim bulunmakta olup idare hukukunun ölçülülük ilkesi, kasıt unsuru taşımayan alıntı veya kaynak gösterme hatalarının ağır yaptırımlarla karşılanmasını etik kuralların ruhuna aykırı görmektedir.
İntihalin Türleri
Akademik çalışmalarda intihal birbirinden farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Bu biçimler arasında kaynak göstermeden intihal, kaynak gösterilerek intihal, kendini intihal (self plagiarism) ve dolaylı intihal yer almaktadır.
Başkasına ait fikir, bulgu veya ifadelerin hiçbir referans verilmeden çalışmaya dâhil edilmesi en ağır intihal biçimi olarak nitelendirilmekte; literatürde tam intihal veya kaynak gizleme olarak da adlandırılmaktadır.
Araştırmacının daha önce yayımlanmış kendi çalışmasını veya verilerini yeni ve özgün bir üretim gibi sunması self plagiarism olarak adlandırılır ve etik ihlal kabul edilir. Bu tür, diğer intihal biçimlerine kıyasla akademik çevrelerde daha tartışmalı bir konumdadır.
ÜAK Yönergesinde Sayılan Diğer Etik İhlal Türleri
ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 4/1-ç uyarınca, mükerrer yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak (tekrar yayım) etik ihlal sayılmaktadır. Aynı yönergenin m. 4/1-d hükmüne göre ise bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak (dilimleme) da etik ihlal oluşturmaktadır. Akademik atama ve yükseltme başvurularında bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak da yönergenin m. 4/2-j bendi kapsamında etik ihlal türleri arasında sayılmaktadır.
Danıştay 8. Daire, E. 2020/3838, K. 2024/3834Kaynağı aç
Öte yandan evrensel olarak tanınan bilim kuramları, bilim alanlarının temel bilgileri, matematik teoremleri ve ispatları gibi önermelerin çalışmalarda kullanılması, ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 5'te bu konuda bir belirleme yapıldığı bilinmekle birlikte ilgili madde metni tam olarak doğrulanamamıştır.
Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Özgünlük
Sosyal ve beşeri bilimler alanlarında yaygın biçimde kullanılan anonimleşmiş tanımlar ve temel kavramlar araştırma etiği kapsamında intihal sayılmaz. Bu alanlarda özgünlük; konuyu ele alış biçimi, yorum farklılığı ve kavramsal katkı üzerinden değerlendirilir. Bu belirleme herhangi bir yönerge maddesi veya mahkeme kararına dayandırılmamış olmakla birlikte genel akademik uygulama eğilimini yansıtmaktadır.
Özensizlik ile İntihalin Ayrımı
Kaynakçada yer alan bir eserin bilinçli sahiplenme kastı olmaksızın eksik ya da sehven hatalı kullanımının etik ihlal boyutuna ulaşmayacağı, yargısal değerlendirmelerde ve akademik etik tartışmalarında öne çıkan bir yaklaşımdır. Yüksek yargı organlarının bazı kararlarında da adayın özensiz davrandığı kabul edilmekle birlikte bunun başkasının eserini kendi eseriymiş gibi sunmak anlamına gelmediği vurgulanmıştır; ancak bu kararların esas ve karar numaraları ile mahkeme bilgileri doğrulanabilmiş değildir. Kasıt unsuru taşımayan alıntı veya kaynak gösterme hatalarının ağır yaptırımlarla karşılanmasının etik kuralların ruhuna ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu da bu çerçevede değerlendirilmektedir.
Doçentlik Sürecinde Etik İnceleme Usulü
Doçentlik başvurusunda sunulan bilimsel eserleri inceleyen jüri üyesi, herhangi bir eserde bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık tespit ederse, bu durumu gerekçeli bir raporla Üniversitelerarası Kurula bildirir. Doçentlik Yönetmeliği m. 7/2 bu bildirimi jüri üyesinin yükümlülüğü olarak düzenlemektedir.
Üniversitelerarası Kurul, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası üzerine dosyayı belgeleriyle birlikte ilgili etik komisyonuna gönderir ve karar verilinceye kadar doçentlik başvurusuyla ilgili hiçbir işlem yapmaz. Bu yükümlülük Doçentlik Yönetmeliği m. 7/3'te açıkça düzenlenmektedir. ÜAK bünyesinde Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sağlık ve Spor Bilimleri ile Sosyal ve Beşeri Bilimler ve Güzel Sanatlar alanlarından olmak üzere üç adet Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu kurulmuştur; bu yapı Doçentlik Yönetmeliği m. 7/4 gereğidir.
Adayın başvuru süreci devam ederken şikâyet veya ihbar yoluyla etik ihlal iddiası gelmesi hâlinde Üniversitelerarası Kurul, başvuruyu değerlendirilmesi amacıyla derhal ilgili etik komisyonuna gönderir. Ön değerlendirmede iddianın incelemeye alınmasına karar verilmesi hâlinde ise Doçentlik Yönetmeliği m. 7/9 son cümlesi uyarınca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.
İnceleme sonucunda ihlal saptanmazsa doçentlik değerlendirme süreci kaldığı yerden devam eder. Bu kural Doçentlik Yönetmeliği m. 7/5'te düzenlenmiştir.
Etik İhlal Tespitinin Sonuçları
Etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Bu kural ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/1'de düzenlenmekte olup Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6 da 12.06.2020 tarihli değişiklikle (RG-12/6/2020-31153) aynı iptal ve üçüncü dönem kuralını benimseyerek yeknesaklık sağlamıştır. Dava konusu 2019 Mart dönemi işlemine ise bu değişiklikten önceki metin uygulanmış; söz konusu metin etik ihlal kararı verilen aday için 'başarısız sayılır' ifadesini içermekteydi. Adayın idari, cezai ve hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.
Yeniden doçentlik başvurusunda bulunan aday, etik ihlal tespitine konu olan yayınlarını beyannamede belirtmekle yükümlüdür. Aday, yanlış beyan dışında etik ihlal tespitine esas olan yayınlarını beyannamede kullanamaz. Bu yükümlülük Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6'ya eklenen cümlelerle (RG-12/6/2020-31153) hüküm altına alınmıştır.
Etik ihlal tespiti üzerine durum, gerekli disiplin ve diğer idari, hukuki ve cezai işlemlerin başlatılması için YÖK Başkanlığına bildirilir. Bu bildirim yükümlülüğü ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/2'de yer almaktadır. Etik ihlale konu eylemlerden zarar gören kişi veya kuruluşların rıza göstermesi, ilgililer hakkında etik yaptırım uygulanmasını ortadan kaldırmaz; bu husus yönergenin m. 11/3'ünde açıkça belirtilmiştir. Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık, 2547 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezasını da gerektirmektedir.
Danıştay Kararları Işığında Etik İhlal ve Hukuka Uygunluk Denetimi
Danıştay 8. Daire, E. 2020/3838, K. 2024/3834 sayılı kararında, doçentlik başvurusunda sunulan eserler bakımından etik ihlal tespit edilen adayın başvurusunun iptal edilmesine ilişkin idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına oybirliğiyle hükmetmiştir. Bu davada uyuşmazlığın teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış; bu inceleme söz konusu dosyaya özgü bir uygulama olmuştur.
Aynı kararda, etik ihlal kararı verilen adayı en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvuruya zorlayan yönerge düzenlemesinin, adayların etik ihlalden kaçınmaları için disipline edilmesi açısından makul ve yeterli bir süre öngördüğü sonucuna varılmış; düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı da oybirliğiyle tespit edilmiştir.
Söz konusu davada bilirkişi raporu birkaç ayrı tespiti kapsamaktaydı: bir eserin önceki çalışmanın başka dile çevirisi olmasına karşın ayrı eser olarak puanlanması, doktora tezinden türetilen bir makalenin teze atıf verilmeksizin ayrı puanlamaya dâhil edilmesi, bir kitabın daha önce yayımlanmış makalelerden kopyalama yoluyla türetildiği hâlde söz konusu makalelerin ayrı eser olarak sunulması etik kurallara aykırı bulunmuştur. Bu tespitler davaya özgü olgulara dayanan bilirkişi değerlendirmeleridir.
İntihal ve Disiplin Zamanaşımı
2547 sayılı Kanun m. 53/C uyarınca, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından ise altı yıl geçmişse disiplin cezası verilememektedir. Aynı madde, bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde bu sürelerin yeniden işlemeye başlayacağını da öngörmektedir; ancak bu hüküm 6764 sayılı Kanun ile 09.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceki döneme geriye yürüyerek uygulanmaz.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/4146, K. 2024/1372Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire, E:2021/4146, K:2024/1372 sayılı ve 13.03.2024 tarihli kararında, fiil tarihinin tespitinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini esas almıştır. Bu kararda, AYM'nin 08.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren iptal kararından önce işlenen fiiller bakımından o tarihte yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun m. 53/b ile mülga Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerektiği; 6764 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenlemelerin ise bu önceki fiillere tatbik edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 2547 sayılı Kanun m. 53/C'nin yürürlüğe girmesinden önceki fiillere zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması kuralının uygulanıp uygulanamayacağı ise bu davada çoğunluk ile karşı oy arasında görüş ayrılığına yol açmıştır; çoğunluk söz konusu kuralı olaya uygulanabilir bulmamıştır.
Aynı kararda, intihal yapıldığı belirtilen makalenin doçentlik başvurusunda kullanıldığı 2014 yılı Kasım ayından itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği tespit edilerek ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığına ve dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığına oyçokluğuyla karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi'nin iptal kararı farklı gerekçeyle onanmıştır. Karşı oy ise 2547 sayılı Kanun m. 53/C'deki zamanaşımının yeniden başlaması kuralının uygulanıp uygulanmadığının önce değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu görüş karşı oya ait olup çoğunluk kararını yansıtmaz ve bağlayıcı değildir.
Mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği m. 19/2, disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde ceza verilmemesi hâlinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştı. Bu Yönetmelik 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış olup anılan düzenleme yalnızca kaldırılmadan önceki dönemde uygulama alanı bulmuştur.
Mülga Yönetmeliğin yürürlükte olduğu dönemde, bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek, m. 11/a-3 uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında sayılmaktaydı.
Akademik Yaptırımlar
İntihal yaptırımları ihlalin kapsamına, tekrarına ve bulunduğu akademik aşamaya göre farklılaşmaktadır. Doçentlik başvurusunun iptali, eserlerin geri çekilmesi, proje ve fonlardan men ile üniversite öğretim mesleğinden çıkarma başlıca yaptırımlar arasında yer almaktadır. 2547 sayılı Kanun, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılığın disiplin cezasını da gerektirdiğini düzenlemektedir.
Benzerlik Oranı Eşikleri
Bağlayıcı mevzuatta kabul edilebilir intihal oranı için kesin bir eşik belirlenmemiştir. Çoğu üniversite ve derginin yüzde on beş ile yüzde yirmi beş arasındaki benzerliği kritik sınır olarak gördüğü bilinmektedir; ancak bu oran yaygın akademik uygulama eğilimini yansıtmakta olup bağlayıcı hukuki bir eşik niteliği taşımamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Kaynağı yazıyorum ama yanlış yazmışsam intihal sayılır mı?
Kaynakçada gösterilen bir eserin bilinçli sahiplenme kastı olmaksızın eksik ya da sehven hatalı kullanımının etik ihlal boyutuna ulaşmayacağı kabul görmektedir. Bununla birlikte atıfın yanıltıcı ya da usule aykırı biçimde yapılması, araştırmacının niyetinden bağımsız olarak intihal kapsamında değerlendirilebilmektedir. İki yaklaşım arasındaki sınırı belirleyen temel etken kastın varlığı ya da yokluğudur; bu denge idare hukukunun ölçülülük ilkesiyle de desteklenmektedir.
Kendi eski makalemden alıntı yapmak intihal midir?
Araştırmacının daha önce yayımlanmış kendi çalışmasını yeni ve özgün bir üretim gibi sunması self plagiarism olarak adlandırılır ve etik ihlal kabul edilir. Ancak bu tür, diğer intihal biçimlerine kıyasla akademik çevrelerde daha tartışmalı bir konumdadır.
İntihal disiplin zamanaşımına tabi midir?
2547 sayılı Kanun m. 53/C uyarınca disiplin cezasını gerektiren fiillerde iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirenlerde ise altı yıl geçmişse disiplin cezası verilemez. Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da yeniden yayımlanması hâlinde bu sürelerin yeniden işlemeye başlayacağı da aynı maddede öngörülmüştür; ancak bu hüküm 09.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceki fiillere geriye yürütülemez. Danıştay 8. Daire, E:2021/4146, K:2024/1372 sayılı kararında, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mülga Yönetmeliğin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek söz konusu disiplin cezasını hukuka aykırı bulmuştur.
ÜAK doçentlik başvurusunda etik ihlal iddiasını nasıl değerlendirir?
Jüri üyesi, incelediği eserde etik ihlal tespit ederse bunu gerekçeli raporla Üniversitelerarası Kurula bildirir. ÜAK dosyayı ilgili etik komisyonuna göndererek doçentlik işlemlerini durdurur. Komisyon incelemeyi tamamladıktan sonra ihlal saptanmazsa süreç kaldığı yerden devam eder; ihlal tespit edilirse başvuru iptal edilir. Bu usul Doçentlik Yönetmeliği m. 7/2 ila m. 7/5 hükümleriyle düzenlenmektedir.
Doçentlik başvurusu iptal edilen aday ne zaman yeniden başvurabilir?
Etik ihlal kararı verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Yeniden başvuruda aday, etik ihlal tespitine konu olan yayınları beyannamede belirtmekle yükümlü olup bu yayınları yanlış beyan dışında beyannamede kullanamaz. Bu yaptırımlar ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/1 ve Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6 ile düzenlenmiş olup üçüncü dönem ve beyan yükümlülüğü kuralları Yönetmeliğe 12.06.2020 tarihli değişiklikle eklenmiştir.
Zarar gören tarafın rızası etik yaptırımı ortadan kaldırır mı?
Hayır. Etik ihlale konu eylemlerden zarar gören kişi veya kuruluşların rıza göstermesi, ilgililer hakkında etik yaptırım uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Bu kural ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/3'te açıkça yer almaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

