Akademik İntihal: Kast Unsuru, Türler ve Hukuki Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
Akademik İntihal: Kast Unsuru, Türler ve Hukuki Yaptırımlar

İntihal Nedir ve Kast Unsuru Neden Belirleyicidir

Akademik intihal, başkasının özgün fikirlerini, yöntemlerini, verilerini veya ifadelerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kendi eseri gibi sunmak olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımda kast unsuru belirleyici bir yer tutmakta; bilerek ve isteyerek sahiplenme amacı taşınmadıkça etik ihlalden söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Söz konusu çerçeve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bağlamında değerlendirilmektedir; ancak bu kanunların ilgili maddelerinin tam metni ile ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 8'in metni karşılaştırmalı olarak doğrulanabilmiş değildir.

Öte yandan atıfın eksik, yanlış veya yanıltıcı biçimde yapılması ya da alıntıların usule aykırı aktarılması, araştırmacının niyetinden bağımsız olarak intihal etik ihlali kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu yaklaşım ile kastın esas olduğunu vurgulayan tanım arasında bir gerilim bulunmakta olup idare hukukunun ölçülülük ilkesi, kasıt unsuru taşımayan alıntı veya kaynak gösterme hatalarının ağır yaptırımlarla karşılanmasını etik kuralların ruhuna aykırı görmektedir.

İntihalin Türleri

Akademik çalışmalarda intihal birbirinden farklı biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Bu biçimler arasında kaynak göstermeden intihal, kaynak gösterilerek intihal, kendini intihal (self plagiarism) ve dolaylı intihal yer almaktadır.

Başkasına ait fikir, bulgu veya ifadelerin hiçbir referans verilmeden çalışmaya dâhil edilmesi en ağır intihal biçimi olarak nitelendirilmekte; literatürde tam intihal veya kaynak gizleme olarak da adlandırılmaktadır.

Araştırmacının daha önce yayımlanmış kendi çalışmasını veya verilerini yeni ve özgün bir üretim gibi sunması self plagiarism olarak adlandırılır ve etik ihlal kabul edilir. Bu tür, diğer intihal biçimlerine kıyasla akademik çevrelerde daha tartışmalı bir konumdadır.

ÜAK Yönergesinde Sayılan Diğer Etik İhlal Türleri

ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 4/1-ç uyarınca, mükerrer yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak (tekrar yayım) etik ihlal sayılmaktadır. Aynı yönergenin m. 4/1-d hükmüne göre ise bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak (dilimleme) da etik ihlal oluşturmaktadır. Akademik atama ve yükseltme başvurularında bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak da yönergenin m. 4/2-j bendi kapsamında etik ihlal türleri arasında sayılmaktadır.

Danıştay 8. Daire, E. 2020/3838, K. 2024/3834Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/3838 E.  ,  2024/3834 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3838 Karar No : 2024/3834 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR :1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 1.Davacının 2019 Mart dönemi doçentlik başvurusunun iptaline dair işlemin, 2. Bu işlemin dayanağı Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrası ile 3. Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının iptali ile mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının tazmini istemidir. DAVACININ İDDİALARI : Bitlis Eren Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri ABD’nda doktor öğretim üyesi olarak görev yaptığı, Mart 2019 döneminde “Siyasal Hayat ve Kurumlar” bilim alanından doçentlik başvurusunda bulunduğu, eser incelemesi aşamasında jüri üyelerinden birinin eserlerinin bir kısmı hakkında etik ihlal iddiasında bulunduğu, bir olayın etiğe aykırı davranış sayılması için kasıt veya ağır ihmal sonucu olarak gerçekleştirilmiş olmasının gerektiği, ağır ihmal ve kasıt boyutuna varmayan hataların bu derece ağır bir yaptırıma bağlanmasının ölçüsüz ve ağır olduğu, jüri üyelerinden sadece birinin etik ihlal iddiasında bulunduğu, 1. iddia ile ilgili olarak; Dokuz Eylül Üniversitesi Lisansüstü Yönetmeliği’ne göre doktora öğrenimi tamamlanana kadar tez ile ilgili en az bir makalenin ulusal/uluslararası hakemli dergilerde yayınlanması gerektiği, bu nedenle tez kitabı ile ilgili makale konularının ve içeriklerinin benzer olduğu, bu denli bir hatanın normal kabul edileceği, hacimce küçük olan makalenin dilimlenerek kitap bölümü yapılamayacağı, 2. iddia ile ilgili olarak; sonradan yazılan makalede kitaba 10 yerde dipnot düşülerek atıfta bulunulduğu, 3. iddia ile ilgili olarak; makalede kitaba atıfta bulunulduğu, 4. iddia ile ilgili olarak; D2 kodlu makalenin B2 kodlu bildirinin değiştirilmiş ve genişletilmiş hali olduğu, 5. iddia ile ilgili olarak; ortak yazarlı olduğu akademisyenin doçent unvanını aldığı, kasıt veya ağır ihmalinin bulunmadığı, 6. İddia ile ilgili olarak, bildirinin dilimlenmesinden değil geliştirilmesinden söz edilebileceği, bildirinin 7 sayfa, kitap bölümünün 17 sayfa olduğu, hacimce küçük olan bildirinin dilimlenerek kitap bölümü yapılamayacağının açık olduğu, iddia edilen eserler puanlamadan çıkarılsa bile asgari koşulları sağladığı, dava konusu düzenlemelerin bir suçtan dolayı birden fazla ceza verilmemesi ilkesine aykırılık oluşturduğu, etik ihlalden dolayı düzenleme uyarınca idari-cezai-hukuki sorumluluğa gidilebildiği, doçentlik başvurusunun iptal edildiği ve iki dönem doçentlik başvurusunun engellendiği, ayrıca Doçentlik Yönetmeliği’nde hakkında etik ihlal kararı verilen adaylara ilişkin bir yaptırım düzenlenmediği, üç dönem kuralının ÜAK Yönergesi’nde düzenlendiği, normlar hiyerarşisi uyarınca Yönetmeliğe aykırı düzenleme yapılamayacağı, dava konusu işlem ile düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu, iptal edilmesi gerektiği iddia edilmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : … BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI : 12.06.2020 gün ve 31153 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Kanun ile Doçentlik Yönetmeliği’nde yayın etiğine aykırılık iddiası nedeniyle başvurunun iptali durumunda en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvuru yapılacağının düzenlendiği, doçentlik unvanı elde edilme aşamasındaki en önemli değerlendirmenin bilimsel yayın ve çalışmaların bilime yenilik katıp katmadıkları ve özgünlükleri üzerine yapıldığı, yapılan incelemede hakkında etik ihlalde bulunduğuna karar verilen aday hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu düzenlemelerin 2547 sayılı Kanun’a uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI : Doçentlik değerlendirmelerinin üç aşamada gerçekleştirildiği, birinci aşamada asgari şart yönünden inceleme yapıldığı ve davacının bu aşamada başarılı olduğu, ikinci aşamada etik incelemesi yapıldığı ve davacının başarısız bulunduğu, üçüncü aşamada ise eser incelemesi yapıldığı, davacının başvurusundan sonra eserlerinin 5 kişilik jüri üyesine gönderildiği, bunlardan üçünün davacıyı başarısız bulduğu, birinin etik ihlal iddiasında bulunduğu, sadece bir jüri üyesinin davacının eserlerini başarılı bulduğu, etik ihlal iddiası üzerine üç kişilik uzman görüşü alındığı, bunlardan ikisinin eserleri etik açıdan uygun bulmadığı, birinin uygun bulduğu, bu rapor üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, davacı hakkındaki etik ihlal iddiası olumlu sonuçlansa bile eser incelemesi aşamasındaki olumsuz raporlar nedeniyle doçent unvanı alamayacağı ve Yönetmelik uyarınca en erken üçüncü dönemde başvuru yapabileceği, düzenlemenin adaylar düşünülerek getirildiği, eserinde eksiklik veya yanlışlık bulunan adaya bu şekilde süre verildiği, artık doçentlik başvurularının senede üç defa alınmaya başladığı, dolayısıyla aslında bir senelik bir bekleme süresinin bulunduğu, bununla birlikte adayların etik ihlalde bulunmamaları için bir caydırıcılığın olması gerektiği, üç dönem kuralının bu amaca da uygun olduğu, Yönergenin Yönetmeliğe uygun olarak düzenlendiği, doçentlik başvurularında tüm sorumluluğun adaya ait olduğu, davacı her ne kadar tali ve küçük hataları olduğunu kabul etmişse de doçentlik unvanının akademik çalışma ile elde edilen son unvan olduğu, adayların dikkatli ve özenli olmalarının beklendiği, davanın reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI: … DÜŞÜNCESİ : Dava; Bitlis Eren Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2019 Mart dönemi doçentlik başvurusunun iptaline dair işlemin ve bu işleme dayanak olan Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrası ile Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının iptali ve mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının tazmini istemiyle Üniversitelerarası Kurul ile YÖK Başkanlığına karşı açılmıştır. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 11. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinde, " (Değişik: 22/2/2018-7100/3 md.) Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" akademik bir organ olan Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış; "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde, "(Değişik: 22/2/2018-7100/5 md.) a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. ….. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. … hükmü getirilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 24/ç maddesine dayanılarak "doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları" belirlemek amacıyla hazırlanarak 15.04.2018 tarih ve 30392 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, "doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin" hükümleri kapsayan Doçentlik Yönetmeliğinin işlem tarihi itibariyle yürürlükte olduğu şekliyle "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Üniversitelerarası Kurul, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık ile disiplin cezaları bakımından doçentlik değerlendirmesine başvuran adayların durumlarını, kendi bünyesinde oluşturacağı veri tabanından kontrol eder. (2) Eser incelemesi yapan jüri üyeleri, başvuru dosyasında yer alan herhangi bir eserde bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık tespit ederse, bu durumu hazırlayacağı gerekçeli bir raporla ve iddiaya konu olan eserlerle birlikte Üniversitelerarası Kurula bildirir. (3) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında gerekli işlemler, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Üniversitelerarası Kurul, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında gerekli işlemlerin yapılması için durumu belgeleriyle birlikte ilgili bilimsel araştırma ve yayın etiği komisyonuna gönderir ve bir karar verilinceye kadar doçentlik başvurusuyla ilgili herhangi bir işlem yapmaz. (4) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddialarını incelemek ve sonuçlandırmak amacıyla Üniversitelerarası Kurul bünyesinde Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sağlık ve Spor Bilimleri, Sosyal ve Beşeri Bilimler ile Güzel Sanatlar alanlarından olmak üzere üç adet Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu kurulur. Bu komisyonların kuruluşu, çalışma usul ve esasları Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenir. 5) İlgili bilimsel araştırma ve yayın etiği komisyonu tarafından incelenen bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiasının doğru olmadığının tespiti halinde, doçentlik değerlendirme süreci kaldığı yerden devam eder. (6) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen (Değişik ibare:RG-7/9/2019-30881) adayın başvurusu iptal edilir. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır. (7) İnceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğu tespit edilen adayla ilgili karar, gerekli disiplin ve diğer idarî işlemlerin başlatılması amacıyla bilgi ve gereği için adayın bağlı olduğu kuruma ve gerekli görülen hallerde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. (8) Jüri üyelerince doçentlik değerlendirme başvurusuyla ilgili olarak adayın yanıltıcı bilgi veya belge sunduğunun ileri sürülmesi veya re'sen tespit edilmesi halinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar Üniversitelerarası Kurul, doçentlik başvurusuyla ilgili herhangi bir işlem yapmaz. İlgili bilimsel araştırma ve yayın etiği komisyonu tarafından yapılacak inceleme neticesinde iddianın doğru olduğunun tespiti halinde (Değişik ibare:RG-7/9/2019-30881) adayın başvurusu iptal edilir. İddianın doğru olmadığına karar verilmesi halinde doçentlik değerlendirme süreci kaldığı yerden devam eder. (9) Adayın doçentlik başvuru süreci devam ederken aday hakkında doçentlik başvuru dosyasında sunmuş olduğu herhangi bir eserinde bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık bulunduğu iddiasını içeren şikâyet veya ihbar yapılması halinde, Üniversitelerarası Kurul bu başvuruyu değerlendirilmesi amacıyla derhal ilgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonuna gönderir. İlgili Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu bu başvuru hakkında ön değerlendirme yapar. Yapılan ön değerlendirmede, başvurunun inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeye dayalı olduğunun tespit edilerek iddianın incelenmesine karar verilmesi halinde Üniversitelerarası Kurul doçentlik başvurusuyla ilgili herhangi bir işlem yapmaz. Bunlar hakkında sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Yine 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanan Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 4. maddesinde, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemlerin neler olduğu düzenlenmiş; 11. maddesinin dava konusu edilen 1. fıkrasında, "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurulabilir. Adayın idari cezai ve hukuki sorumluluğa ilişkin hükümler saklıdır." hükmü yer almıştır. Bilim insanlarınca, Etik; "bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlak ilkelerini, davranış biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar zinciri olarak"; Araştırma ve yayın etiği ise; "bilimsel araştırma ve yayınların dürüstlük, açıklık, nesnellik (objektif olma), başkalarının bulgu ve yaratılarına saygı gibi temel ilkelere uygun biçimde yapılmasını sağlamayı amaçlayan ve bunun gerçekleşmesi için çalışmalar yapan uygulamalı etik alanı" olarak tanımlanmaktadır, Bu konuda yayınlanan makalelerde; "Bilim; akademisyenleri güven ilkesi ve sorumluluk bilincine dayalı olarak bilimsel değer ve ilkelere, etik tutum ve davranış standartlarına uygun hareket etme yükümlülüğü altına sokar. Her bireyin değer ve onuruna saygı, gerçeği izleme, kusursuzu arayış esastır. Bu bağlamda akademik özgürlük ve özerklik, akademik dürüstlük, sorumluluk ve hesap verebilirlik, başkalarına saygı, temel hakların korunması, liyakat temel değerler arasındadır. Etik olmadan bilim olmaz. Bilimsel yayında akademik değerlerin korunması elzemdir. Bilim insanlarının etik değerlere aykırı davranışlarda bulunmamaları esastır. Bilimsel çalışmanın dürüst yapıldığına, doğru temellere dayandığına, araştırma verilerinin doğru yöntemlerle toplandığına, doğru istatistiklerin kullanıldığına ve sonuçların uygun rapor edildiğine, sonuçların yazılım, sunum ve paylaşımında profesyonel standartlara uyulduğuna inanılır" değerlendirilmeleri yapılmış ve bu konuda ilkeler belirlenerek standart getirilmesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Nihayetinde bahse konu Doçentlik Yönetmeliğinin 7. maddesinde "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık" tespit edildiğinde yapılacak işlemler düzenlenirken, Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 4. maddesinde, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemlerin tek tek sayılmak suretiyle açıklandığı, 5. maddesinde ise, evrensel olarak tanınan bilim kuramları, bilim alanlarının temel bilgileri, matematik teoremleri ve ispatları gibi önermelerin çalışmalarda kullanılmasının etik ihlal olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği görülmekte olup; bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılığın disiplin cezasını gerektirdiği de 2547 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Dava konusu düzenlemelerde ise; bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılığın tespiti halinde doçentlik başvurusu yapan adayın başvurusunun iptal edileceği düzenlenmiş, dava konusu işlemden sonra aslında bahse konu Yönergede mevcut olan "Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurulabilir." cümlesi dava konusu Yönetmelik hükmüne de eklenmiştir. Bu durumda; bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılığın tespiti halinde adaylığın iptal edilerek yeniden hazırlanılması için bir süreç belirlenmesine yönelik dava konusu hükümlerde üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacı hakkında tesis edilen birel işleme gelince; 8. Dairenin 16.12.2020 tarihli kararı uyarınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, 3 farklı üniversiteden seçilen üç profesör tarafından düzenlenen ortak raporda; "doçentlik işlem dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler incelenerek 6 başlık halinde değerlendirmek yapmak suretiyle sonuç itibariyle; davacının başvurusunda beyan ettiği çalışmaların doçentlik için gerekli evsafa haiz olmadığı ve dosyasında etik ihlale rastlandığı kanaatine varıldığı" belirtilmiş olup; karara esas alınabilecek nitelikte olan bahse konu rapor dikkate alındığında; dava konusu bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan; davacı vekilince bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtildiğine göre, sonraki dönemlerde davacının yaptığı başvuru üzerine 21.01.2021 tarihi itibariyle doçentlik unvanına hak kazandığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ : Dava, davacının 2019 Mart dönemi doçentlik başvurusunun iptaline dair işlemin ve bu işleme dayanak olan Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrası ile Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının iptali ile mahrum kaldığı mali ve özlük haklarının tazmini istemiyle açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinde; "a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır. Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır: (1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora ile tıpta, diş hekimliğinde, eczacılıkta ve veteriner hekimlikte uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak. (2) Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî bir yabancı dil sınavından en az elli beş puan veya uluslararası geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir yabancı dil sınavından buna denk bir puan almış olmak; doçentlik bilim alanının belli bir yabancı dille ilgili olması halinde ise bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek. (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak. b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. (Değişik cümle:15/4/2020-7243/2 md.) Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir. ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır. e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un "Üniversitelerarası kurul" başlıklı 11/b-6 maddesinde "Doçentlik başvurularında ilgili bilim veya sanat alanında jüriler oluşturarak adayların yayın ve çalışmalarını Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esas ve usuller kapsamında değerlendirip, yeterli yayın ve çalışmaya sahip olan adaylara doçentlik unvanı vermek" Üniversitelerarası Kurulun görevleri arasında sayılmış olup; "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir: "..(4) Bu kanun kapsamındaki yükseköğretim kurumlarında doktor öğretim üyeliğine, doçentlik ve profesörlüğe yükseltilme ve atanma işlemleri" hükmü yer almıştır. Doçentlik Yönetmeliği'nin dava konusu işlem tarihine yürürlükte bulunan haliyle, "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "(1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. (2) Bu Yönetmelik, doçentlik bilim/sanat alanlarının belirlenmesi, doçentlik başvurusu yapabilme şartları, başvuru zamanı ve usulü, doçentlik değerlendirme jürilerinin oluşturulması, doçentlik sürecinin yürütülmesi, Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen intihal, diğer bilimsel araştırma ve yayın etiği ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yollarla komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.", 7.maddesinin 6. fıkrasında ise "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen aday, doçentlik değerlendirme başvurusunda başarısız sayılır. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir. Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, "Bu yönerge 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 inci ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır." kuralı, "Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiğine Aykırı Eylemler" başlıklı 4. maddesinde " (1) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemler şunlardır: ç) Tekrar yayım: Mükerrer yayınlarını akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak, d) Dilimleme: Bir araştırmanın sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırıp birden fazla sayıda yayımlayarak bu yayınları akademik atama ve yükselmelerde ayrı yayınlar olarak sunmak, (2) Diğer etik ihlal türleri şunlardır: j) Akademik atama ve yükseltmelere ilişkin başvurularda bilimsel araştırma ve yayınlara ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanda bulunmak." kuralı; "İnceleme sonucunda yapılacak işlemler" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurulabilir. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğa ilişkin hükümler saklıdır. ** (2) Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırı eylemlerde bulunduğu tespit edilen kişiler hakkında ilgili mevzuat uyarınca gerekli disiplin ve diğer idari, hukuki ve cezai işlemlerin yapılması için durum Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına bildirilir. (3) Etiğe aykırı eylemlerin gerçekleşmesi halinde bundan zarar gören veya hakları olumsuz etkilenen kişi ve kuruluşların bahsi geçen duruma rıza göstermesi, ilgililer hakkında etik yaptırım uygulanmasını ortadan kaldırmaz." kuralı düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrası yönünden; Uluslararası standartlarda yayın yapılması amacıyla getirildiği anlaşılan (dava konusu işlem tarihindeki haliyle) Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen aday, doçentlik değerlendirme başvurusunda başarısız sayılır. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır." hükmünde hukuka, hizmet gereklerine, üst hukuk normlarına aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığından davanın bu kısmı yönünden reddi gerekmektedir. Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 11. maddesinin 1. fıkrası yönünden; Davacı tarafından, Doçentlik Yönetmeliğinde süreyle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamasına rağmen Yönerge ile en erken üç dönem sonra yeniden başvuru şartı getirildiği, bu durumun sürecin uzamasına neden olduğu, normlar hiyerarşisi kuralının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. Doçentlik Yönetmeliği'nin dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, 'bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın, doçentlik değerlendirme başvurusunda başarısız sayılacağı, adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümlerin saklı olduğu' düzenlenmiştir. Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin dava konusu maddesinde ise, 'bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın doçentlik başvurusunun iptal edileceği, başvurusu iptal edilen adayın, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurulabileceği, adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğa ilişkin hükümlerin saklı olduğu" belirtilmiştir. Yönergenin dava konusu maddesi, dayanak Yönetmeliğe uygun olmakla birlikte, Yönetmeliği aşar şekilde düzenleme yapıldığı iddia edilen kısmında, başarısız bulunan doçent adaylarının, jüri tarafından eksik bulunan eser ve faaliyetleri tamamladıktan sonra en erken üçüncü dönemde yeniden başvuruda bulunabileceği öngörülmüştür. Doçentliğin haiz olduğu öneme binaen çalışmaların belirli nitelikleri ve asgari yeterlilikleri taşıması gerektiği açıktır. Nitekim, jüri tarafından bu nitelik, yeterlilik ve ilgili bilim/sanat alanına katkı yönünden değerlendirme yapılmaktadır. Bu nedenle etiğe aykırı davranış sebebiyle değerlendirmeye alınmayan çalışma sonrasında doçent adayının eksikliği mümkün olan en erken zamanda tamamlamasından ziyade, bilimsel eserin niteliğine dikkat etmesi gerekmektedir. Bununla birlikte adayların etik ihlalden kaçınmaları için disipline edilmesi açısından öngörülen sürenin makul ve yeterli olduğu sonucuna varıldığından, düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bununla birlikte, 12/06/2020 tarih ve 31153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile Doçentlik Yönetmeliği'nin 7. maddesinin 6. fıkrası, "Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası hakkında yapılacak inceleme neticesinde etik ihlalde bulunduğuna karar verilen (Değişik ibare:RG-7/9/2019-30881) adayın başvurusu iptal edilir. (Ek cümleler:RG-12/6/2020-31153) Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Yeniden doçentlik başvurusunda bulunan aday etik ihlal tespitine konu olan yayınlarını belirtmekle yükümlüdür. Aday yanlış beyan dışında etik ihlal tespitine esas olan yayınlarını beyannamede kullanamaz. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde düzenlenerek yeknesaklık sağlanmıştır. Davacının 2019 Mart dönemi doçentlik başvurusunun iptaline ilişkin işlem yönünden; Dava dosyasının incelenmesinden; Bitlis Eren Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı'nda doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, Mart 2019 döneminde 'Siyasal Hayat ve Kurumlar' temel alanından yapmış olduğu doçentlik başvurusunun eser inceleme aşamasında, bir jüri üyesi tarafından etik ihlalde bulunulduğuna ilişkin görüşü üzerine eserlerin etik inceleme komisyonuna sevk edildiği, Komisyon tarafından üç kişilik jüri oluşturulduğu ve uzman görüşü alındığı, bu rapor üzerine tesis edilen Komisyon raporunda, davacının "D1 – C1.1 kodlu yayınında dilimleme ile yanlış veya yanıltıcı beyan, D8 – C1.2 kodlu yayında dilimleme ile yanlış veya yanıltıcı beyan, D10 – C1.2 kodlu yayında dilimleme ile yanlış veya yanıltıcı beyan, B2 – D2 kodlu yayında tekrar yayım ve C2.2 – B4 kodlu yayında dilimleme ile yanlış veya yanıltıcı beyan" şeklinde etik ihlalde bulunduğu gerekçesiyle doçentlik başvurusunun iptaline ilişkin Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada; uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında teknik ve uzmanlık gerektirdiğinden Dairemizin 16/12/2020 tarihli ara kararıyla, dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyetince yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan raporda özetle, "Adayın D11 başlıklı çalışmasının daha önce yayınlanan C2.1 başlıklı çalışmasının İngilizce çevirisi olduğu, ayrı çalışmalar olarak değerlendirilmesi ve puanlanmasının etik kurallara aykırı olduğu, D1 numaralı çalışmanın doktora tez çalışmasına dayandığı ve 2014 yılında yayınlandığı, doktora tez çalışmasının ise 2016 yılında C1.1 numaralı kitap olarak yayınlandığı, D1 numaralı esere doktora tezinde veya kitaplaştırılmış hali olan C1.1 numaralı eserde atıf verilmemesinin usulen hatalı olduğu, eserin ayrı puanlamaya dahil edilmesinin etik kurallara aykırı olduğu, D13 numaralı eserin bütünüyle C1.1 numaralı eserden kopyalanarak üretildiği ve ayrı bir eser olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Adayın D8 ve D10 numaralı çalışmalarının önce ayrı makaleler olarak yayınlandığı, sonar uluslararası yayınevleri tarafından kitap kategorisinde C1.2 numarasıyla ayrı bir çalışma içerisinde yeniden yayınlandığı, C1.2 numaralı kitabın D8, D10 ve G2 numaralı makalelerin kopyalama yoluyla türetildiği ana eser niteliğinde olduğu, Adayın B4 numaralı makalesi ile C2.2 numaralı kitap bölümünün aynı çalışmalar olduğu, ayrı ayrı değerlendirilmesinin etik kurallara uymadığı, Davacının doçentlik başvurusunda beyan ettiği çalışmaların doçentlik için gerekli evsafa haiz olmadığı ve etik ihlale rastlandığı" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir. Mezkur rapor Dairemizce yeterli ve hükme esas alınabilir nitelik ve yeterlilikte görülmüştür. Bu durumda; dava dosyasında bulunan tüm bilgi ve belgelerin bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının, 2019 Mart döneminde 'Siyasal Hayat ve Kurumlar' bilim alanından yapmış olduğu doçentlik başvurusu kapsamında sunduğu eserlerinde etik ihlalde bulunduğu anlaşıldığından, doçentlik başvurusunun iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Öte yandan evrensel olarak tanınan bilim kuramları, bilim alanlarının temel bilgileri, matematik teoremleri ve ispatları gibi önermelerin çalışmalarda kullanılması, ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 5'te bu konuda bir belirleme yapıldığı bilinmekle birlikte ilgili madde metni tam olarak doğrulanamamıştır.

Sosyal ve Beşeri Bilimlerde Özgünlük

Sosyal ve beşeri bilimler alanlarında yaygın biçimde kullanılan anonimleşmiş tanımlar ve temel kavramlar araştırma etiği kapsamında intihal sayılmaz. Bu alanlarda özgünlük; konuyu ele alış biçimi, yorum farklılığı ve kavramsal katkı üzerinden değerlendirilir. Bu belirleme herhangi bir yönerge maddesi veya mahkeme kararına dayandırılmamış olmakla birlikte genel akademik uygulama eğilimini yansıtmaktadır.

Özensizlik ile İntihalin Ayrımı

Kaynakçada yer alan bir eserin bilinçli sahiplenme kastı olmaksızın eksik ya da sehven hatalı kullanımının etik ihlal boyutuna ulaşmayacağı, yargısal değerlendirmelerde ve akademik etik tartışmalarında öne çıkan bir yaklaşımdır. Yüksek yargı organlarının bazı kararlarında da adayın özensiz davrandığı kabul edilmekle birlikte bunun başkasının eserini kendi eseriymiş gibi sunmak anlamına gelmediği vurgulanmıştır; ancak bu kararların esas ve karar numaraları ile mahkeme bilgileri doğrulanabilmiş değildir. Kasıt unsuru taşımayan alıntı veya kaynak gösterme hatalarının ağır yaptırımlarla karşılanmasının etik kuralların ruhuna ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu da bu çerçevede değerlendirilmektedir.

Doçentlik Sürecinde Etik İnceleme Usulü

Doçentlik başvurusunda sunulan bilimsel eserleri inceleyen jüri üyesi, herhangi bir eserde bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık tespit ederse, bu durumu gerekçeli bir raporla Üniversitelerarası Kurula bildirir. Doçentlik Yönetmeliği m. 7/2 bu bildirimi jüri üyesinin yükümlülüğü olarak düzenlemektedir.

Üniversitelerarası Kurul, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık iddiası üzerine dosyayı belgeleriyle birlikte ilgili etik komisyonuna gönderir ve karar verilinceye kadar doçentlik başvurusuyla ilgili hiçbir işlem yapmaz. Bu yükümlülük Doçentlik Yönetmeliği m. 7/3'te açıkça düzenlenmektedir. ÜAK bünyesinde Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sağlık ve Spor Bilimleri ile Sosyal ve Beşeri Bilimler ve Güzel Sanatlar alanlarından olmak üzere üç adet Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu kurulmuştur; bu yapı Doçentlik Yönetmeliği m. 7/4 gereğidir.

Adayın başvuru süreci devam ederken şikâyet veya ihbar yoluyla etik ihlal iddiası gelmesi hâlinde Üniversitelerarası Kurul, başvuruyu değerlendirilmesi amacıyla derhal ilgili etik komisyonuna gönderir. Ön değerlendirmede iddianın incelemeye alınmasına karar verilmesi hâlinde ise Doçentlik Yönetmeliği m. 7/9 son cümlesi uyarınca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.

İnceleme sonucunda ihlal saptanmazsa doçentlik değerlendirme süreci kaldığı yerden devam eder. Bu kural Doçentlik Yönetmeliği m. 7/5'te düzenlenmiştir.

Etik İhlal Tespitinin Sonuçları

Etik ihlalde bulunduğuna karar verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Başvurusu iptal edilen aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Bu kural ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/1'de düzenlenmekte olup Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6 da 12.06.2020 tarihli değişiklikle (RG-12/6/2020-31153) aynı iptal ve üçüncü dönem kuralını benimseyerek yeknesaklık sağlamıştır. Dava konusu 2019 Mart dönemi işlemine ise bu değişiklikten önceki metin uygulanmış; söz konusu metin etik ihlal kararı verilen aday için 'başarısız sayılır' ifadesini içermekteydi. Adayın idari, cezai ve hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

Yeniden doçentlik başvurusunda bulunan aday, etik ihlal tespitine konu olan yayınlarını beyannamede belirtmekle yükümlüdür. Aday, yanlış beyan dışında etik ihlal tespitine esas olan yayınlarını beyannamede kullanamaz. Bu yükümlülük Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6'ya eklenen cümlelerle (RG-12/6/2020-31153) hüküm altına alınmıştır.

Etik ihlal tespiti üzerine durum, gerekli disiplin ve diğer idari, hukuki ve cezai işlemlerin başlatılması için YÖK Başkanlığına bildirilir. Bu bildirim yükümlülüğü ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/2'de yer almaktadır. Etik ihlale konu eylemlerden zarar gören kişi veya kuruluşların rıza göstermesi, ilgililer hakkında etik yaptırım uygulanmasını ortadan kaldırmaz; bu husus yönergenin m. 11/3'ünde açıkça belirtilmiştir. Bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılık, 2547 sayılı Kanun kapsamında disiplin cezasını da gerektirmektedir.

Danıştay Kararları Işığında Etik İhlal ve Hukuka Uygunluk Denetimi

Danıştay 8. Daire, E. 2020/3838, K. 2024/3834 sayılı kararında, doçentlik başvurusunda sunulan eserler bakımından etik ihlal tespit edilen adayın başvurusunun iptal edilmesine ilişkin idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığına oybirliğiyle hükmetmiştir. Bu davada uyuşmazlığın teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yaptırılmış; bu inceleme söz konusu dosyaya özgü bir uygulama olmuştur.

Aynı kararda, etik ihlal kararı verilen adayı en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvuruya zorlayan yönerge düzenlemesinin, adayların etik ihlalden kaçınmaları için disipline edilmesi açısından makul ve yeterli bir süre öngördüğü sonucuna varılmış; düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı da oybirliğiyle tespit edilmiştir.

Söz konusu davada bilirkişi raporu birkaç ayrı tespiti kapsamaktaydı: bir eserin önceki çalışmanın başka dile çevirisi olmasına karşın ayrı eser olarak puanlanması, doktora tezinden türetilen bir makalenin teze atıf verilmeksizin ayrı puanlamaya dâhil edilmesi, bir kitabın daha önce yayımlanmış makalelerden kopyalama yoluyla türetildiği hâlde söz konusu makalelerin ayrı eser olarak sunulması etik kurallara aykırı bulunmuştur. Bu tespitler davaya özgü olgulara dayanan bilirkişi değerlendirmeleridir.

İntihal ve Disiplin Zamanaşımı

2547 sayılı Kanun m. 53/C uyarınca, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller bakımından ise altı yıl geçmişse disiplin cezası verilememektedir. Aynı madde, bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde bu sürelerin yeniden işlemeye başlayacağını da öngörmektedir; ancak bu hüküm 6764 sayılı Kanun ile 09.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceki döneme geriye yürüyerek uygulanmaz.

Danıştay 8. Daire, E. 2021/4146, K. 2024/1372Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/4146 E.  ,  2024/1372 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/4146 Karar No : 2024/1372 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurulu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Trakya Üniversitesi Havsa Meslek Yüksekokulu Yönetim ve Organizasyon Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının başkasına ait makaleyi, Ekim 2012- Mart 2013 tarihinde, kendi adını kullanarak yayımladığının tespit edilmesi üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucu dava konusu disiplin cezası verilmiş ise de; şikayete ve disiplin işlemine konu makalenin yayımlanma tarihi olan 2012 yılında yürürlükte olan 2547 sayılı Kanun'da intihal fiilinin yer almadığı, anılan Kanun'un 53/b maddesinin verdiği yetkiyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nde bu fiilin kamu görevinden çıkarma suçunu gerektirdiği ve fiilin işlenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde ceza zaman aşımı süresinin dolacağının düzenlendiği, 2547 sayılı Kanun'da 09.12.2016 tarihinde yapılan değişiklik ile 53/C maddesinde zaman aşımı sürelerinin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma suçları için uzatıldığı ve "bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde" zaman aşımının tekrar işlemeye başlayacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin de davacının üniversitede göreve başladığı 2014 yılından sonra yapılmış olması ve fiilin işlendiği tarihte yürürlükte bulunmuyor olması nedeniyle davacı hakkında uygulanması mümkün bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Disiplin soruşturması sonucu davacının intihal fiili işlediğinin sabit olduğundan tesis edilen disiplin cezasının hukuka uygun olduğu, zaman aşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Hukuka aykırı olduğu anlaşılan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; Trakya Üniversitesi Havsa Meslek Yüksekokulu Yönetim ve Organizasyon Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 130. maddesinde; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversitelerin Devlet tarafından kanunla kurulacağı; yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılmasının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın ''Anayasa Mahkemesinin kararları'' başlığını taşıyan 153. maddesinde, ''Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.'' kuralı yer almıştır. 2547 sayılı Kanun'un, 01.03.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesinde; ''Öğretim elemanları, memur ve diğer personele uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, yönetim görevinden ayırma, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. Hangi fiillere hangi disiplin cezasının uygulanacağı, bu bentte sayılan kişilerin disiplin işlemleri ve disiplin amirlerinin yetkileri, Devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslar da göz önüne alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir." kuralı yer almıştır. Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinde; Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarının uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezaları olduğu belirtilerek, maddede disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. 21.08.1982 tarih ve 17789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/a-3 maddesinde; bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek fiili, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayacağı kurala bağlanmıştır. Ancak anılan Yönetmelik 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin Yürürlükten kaldırılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa Mahkemesinin 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları yönetici, öğretim elemanı ve memurlarının disiplin işlemleri için getirilmiş herhangi bir kanuni güvence bulunmadığı ve yasal belirlilik sağlanmadığı belirtilerek, Anayasa'nın 38., 128. ve 130. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle, 2547 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 08.01.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrası, 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 6764 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış ve maddede yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına, disiplin uygulamalarına ilişkin usul ve esaslara yer verilmiştir. Bununla birlikte; Anayasa Mahkemesi'nin 22.01.1990 tarih ve 20410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 12.12.1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında; ''Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.'' ifadelerine yer verilerek, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi açıkça ortaya konulmuştur. Olayda; davacının, intihal olduğu belirtilen makalesinin, 14.11.2014 tarihinde yapılan doçentlik başvurusunda kullanma fiilinin, Anayasa Mahkemesinin 14.1.2015 tarih ve E:2014/100, K:2015/6 sayılı kararının, 07.04.2015 tarih ve 29319 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından ve yürürlüğe girmesinden önce işlendiği anlaşılmıştır. Bu tarih itibarıyla, 2547 sayılı Kanun'un, 01.03.2014 tarih ve 6528 sayılı Kanun ile değişik 53/b maddesi ile bu Kanun'a dayanılarak ihdas edilen Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin yürürlükte bulunduğu ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi gereği, davaya konu uyuşmazlığa uygulanması gerektiği açıktır. Aksinin kabulü, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırı olacağı gibi, disiplini bozan fiillerin cezasız kalması sonucu, kamu düzeninin ihlaline yol açacağından, disiplin hukukunun kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacına aykırılık teşkil edecektir. Bu bağlamda; Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 2. fıkrası gereği disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayacağı dikkate alındığında, davacının, intihal yapıldığı belirtilen makalesinin doçentlik başvurusunda kullanıldığı 2014 yılı Kasım ayından itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemiş olması nedeniyle ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığından, dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda; sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan Bölge İdare Mahkemesi kararının aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği anlaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda aktarılan GEREKÇE ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak,13/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; Trakya Üniversitesi Havsa Meslek Yüksekokulu Yönetim ve Organizasyon Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 fıkrası uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yüseköğretim Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 2547 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlığını taşıyan 53/C maddesinde; disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemeyeceği; bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen zaman aşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağı kural bağlanmıştır. Davacının, 2014 yılı Kasım ayında doçentlik başvurusunda kullandığı makalesinde intihal yaptığının, Trakya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Komisyonu'nun 03.02.2017 tarih ve 2017/1 sayılı işlemi ile ortaya konulduğu dikkate alındığında, bu tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesi uyarınca, davacının makalesinin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde zaman aşımı sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağından, intihale konu makalenin bu bakımdan değerlendirilmesi suretiyle ceza verme zaman aşımı konusunda karar verilmesi gerektiğinden, ceza verme zaman aşımının dolduğu gerekçesiyle verilen iptal kararında hukuki isabet bulunmadığı oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Danıştay 8. Daire, E:2021/4146, K:2024/1372 sayılı ve 13.03.2024 tarihli kararında, fiil tarihinin tespitinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini esas almıştır. Bu kararda, AYM'nin 08.01.2016 tarihinde yürürlüğe giren iptal kararından önce işlenen fiiller bakımından o tarihte yürürlükte bulunan 2547 sayılı Kanun m. 53/b ile mülga Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerektiği; 6764 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenlemelerin ise bu önceki fiillere tatbik edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. 2547 sayılı Kanun m. 53/C'nin yürürlüğe girmesinden önceki fiillere zamanaşımının yeniden işlemeye başlaması kuralının uygulanıp uygulanamayacağı ise bu davada çoğunluk ile karşı oy arasında görüş ayrılığına yol açmıştır; çoğunluk söz konusu kuralı olaya uygulanabilir bulmamıştır.

Aynı kararda, intihal yapıldığı belirtilen makalenin doçentlik başvurusunda kullanıldığı 2014 yılı Kasım ayından itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği tespit edilerek ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığına ve dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığına oyçokluğuyla karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi'nin iptal kararı farklı gerekçeyle onanmıştır. Karşı oy ise 2547 sayılı Kanun m. 53/C'deki zamanaşımının yeniden başlaması kuralının uygulanıp uygulanmadığının önce değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu görüş karşı oya ait olup çoğunluk kararını yansıtmaz ve bağlayıcı değildir.

Mülga Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği m. 19/2, disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde ceza verilmemesi hâlinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağını hükme bağlamıştı. Bu Yönetmelik 20.10.2017 tarih ve 30216 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış olup anılan düzenleme yalnızca kaldırılmadan önceki dönemde uygulama alanı bulmuştur.

Mülga Yönetmeliğin yürürlükte olduğu dönemde, bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek, m. 11/a-3 uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında sayılmaktaydı.

Akademik Yaptırımlar

İntihal yaptırımları ihlalin kapsamına, tekrarına ve bulunduğu akademik aşamaya göre farklılaşmaktadır. Doçentlik başvurusunun iptali, eserlerin geri çekilmesi, proje ve fonlardan men ile üniversite öğretim mesleğinden çıkarma başlıca yaptırımlar arasında yer almaktadır. 2547 sayılı Kanun, bilimsel araştırma ve yayın etiğine aykırılığın disiplin cezasını da gerektirdiğini düzenlemektedir.

Benzerlik Oranı Eşikleri

Bağlayıcı mevzuatta kabul edilebilir intihal oranı için kesin bir eşik belirlenmemiştir. Çoğu üniversite ve derginin yüzde on beş ile yüzde yirmi beş arasındaki benzerliği kritik sınır olarak gördüğü bilinmektedir; ancak bu oran yaygın akademik uygulama eğilimini yansıtmakta olup bağlayıcı hukuki bir eşik niteliği taşımamaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Kaynağı yazıyorum ama yanlış yazmışsam intihal sayılır mı?

Kaynakçada gösterilen bir eserin bilinçli sahiplenme kastı olmaksızın eksik ya da sehven hatalı kullanımının etik ihlal boyutuna ulaşmayacağı kabul görmektedir. Bununla birlikte atıfın yanıltıcı ya da usule aykırı biçimde yapılması, araştırmacının niyetinden bağımsız olarak intihal kapsamında değerlendirilebilmektedir. İki yaklaşım arasındaki sınırı belirleyen temel etken kastın varlığı ya da yokluğudur; bu denge idare hukukunun ölçülülük ilkesiyle de desteklenmektedir.

Kendi eski makalemden alıntı yapmak intihal midir?

Araştırmacının daha önce yayımlanmış kendi çalışmasını yeni ve özgün bir üretim gibi sunması self plagiarism olarak adlandırılır ve etik ihlal kabul edilir. Ancak bu tür, diğer intihal biçimlerine kıyasla akademik çevrelerde daha tartışmalı bir konumdadır.

İntihal disiplin zamanaşımına tabi midir?

2547 sayılı Kanun m. 53/C uyarınca disiplin cezasını gerektiren fiillerde iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirenlerde ise altı yıl geçmişse disiplin cezası verilemez. Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da yeniden yayımlanması hâlinde bu sürelerin yeniden işlemeye başlayacağı da aynı maddede öngörülmüştür; ancak bu hüküm 09.12.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup önceki fiillere geriye yürütülemez. Danıştay 8. Daire, E:2021/4146, K:2024/1372 sayılı kararında, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan mülga Yönetmeliğin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu tespit ederek söz konusu disiplin cezasını hukuka aykırı bulmuştur.

ÜAK doçentlik başvurusunda etik ihlal iddiasını nasıl değerlendirir?

Jüri üyesi, incelediği eserde etik ihlal tespit ederse bunu gerekçeli raporla Üniversitelerarası Kurula bildirir. ÜAK dosyayı ilgili etik komisyonuna göndererek doçentlik işlemlerini durdurur. Komisyon incelemeyi tamamladıktan sonra ihlal saptanmazsa süreç kaldığı yerden devam eder; ihlal tespit edilirse başvuru iptal edilir. Bu usul Doçentlik Yönetmeliği m. 7/2 ila m. 7/5 hükümleriyle düzenlenmektedir.

Doçentlik başvurusu iptal edilen aday ne zaman yeniden başvurabilir?

Etik ihlal kararı verilen adayın doçentlik başvurusu iptal edilir. Aday, müracaat dönemi esas alınmak suretiyle en erken izleyen üçüncü dönemde yeniden başvurabilir. Yeniden başvuruda aday, etik ihlal tespitine konu olan yayınları beyannamede belirtmekle yükümlü olup bu yayınları yanlış beyan dışında beyannamede kullanamaz. Bu yaptırımlar ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/1 ve Doçentlik Yönetmeliği m. 7/6 ile düzenlenmiş olup üçüncü dönem ve beyan yükümlülüğü kuralları Yönetmeliğe 12.06.2020 tarihli değişiklikle eklenmiştir.

Zarar gören tarafın rızası etik yaptırımı ortadan kaldırır mı?

Hayır. Etik ihlale konu eylemlerden zarar gören kişi veya kuruluşların rıza göstermesi, ilgililer hakkında etik yaptırım uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Bu kural ÜAK Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi m. 11/3'te açıkça yer almaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu