4857 Sayılı İş Kanunu Nedir ve Neleri Düzenler?

by Avukat Erdal Ersoy
4857 Sayılı İş Kanunu Nedir ve Neleri Düzenler?

İş Kanununun Amacı ve Kapsamı

4857 sayılı İş Kanunu, 22 Mayıs 2003 tarihinde kabul edilmiş ve 10 Haziran 2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun 1. maddesi uyarınca temel amaç, işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir. Kanun; işçilerin çalışma şartlarını, işverenlerin yükümlülüklerini, iş sözleşmelerini, ücreti, çalışma sürelerini, yıllık izni ve iş sözleşmesinin sona ermesini düzenleyen temel kuralları içerir.

Kanunun 2. maddesine göre işçi, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi; işveren ise işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluştur. İşçi ile işveren arasında kurulan bağ ise iş ilişkisi olarak tanımlanır. 4857 sayılı Kanun, 4. maddede düzenlenen istisnalar dışında kalan işyerlerinde uygulanır ve kapsama giren yerlerde işverenler, işveren vekilleri ve işçiler kanun hükümlerine tabidir.

İş Kanununun Uygulanmadığı İstisnalar ve Özel Kapsamlar

4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca deniz ve hava taşıma işlerinde, 50 ve daha az işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili yapı işlerinde ve bir ailenin üyeleri ile üçüncü dereceye kadar hısımları arasında dışarıdan biri katılmaksızın evlerde yapılan el sanatları işlerinde bu Kanun uygulanmaz. Ayrıca ev hizmetlerinde çalışanlar, çıraklar, sporcular, rehabilite edilenler ve 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2. maddesindeki tarife uygun üç kişinin çalıştığı işyerleri de istisna kapsamında tutulmuştur. Bu tür çalışma ilişkileri özel düzenlemelere tabi olabilmektedir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 -Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz; a) Deniz ve hava taşıma işlerinde, b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri, d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde, e) Ev hizmetlerinde, f) (…)[4] çıraklar hakkında, g) Sporcular hakkında, h) Rehabilite edilenler hakkında, ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde. Şu kadar ki; a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri, b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler, c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler, d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri, e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri, f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler, Bu Kanun hükümlerine tabidir. Eşit davranma ilkesi

Genel istisnalara karşın Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrası gereğince bazı işler İş Kanunu hükümlerine tabi kılınmıştır. Kıyılarda, liman ve iskelelerde gemilerden karaya veya karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri, havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler, tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalardaki işler, tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri, halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi niteliğindeki park ve bahçe işleri ile Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işi sayılmayan denizlerde çalışan su ürünleri üreticilerine ilişkin işler bu kapsamdadır.

İş İlişkisinde Eşit Davranma İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı

4857 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması yasaktır. İşveren, esaslı sebepler bulunmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye ya da belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem uygulayamaz. Biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça sözleşmenin kurulmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve feshinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı ayrım yapılamaz; aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet sebebiyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması da daha düşük bir ücret belirlenmesini haklı kılmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

İş ilişkisinde veya sözleşmenin sona ermesinde eşit davranma ilkesine aykırı davranılması halinde işçi, yoksun bırakıldığı hakların yanı sıra dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat talep edebilir. İşverenin bu yükümlülüğe aykırı davrandığını ispat yükü kural olarak işçidedir; ancak işçi ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyarsa, ihlalin bulunmadığını ispat yükü işverene geçer.

İş Sözleşmesinin Tanımı, Şekli ve Bilgilendirme Yükümlülüğü

4857 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre iş sözleşmesi, bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir. Ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur ve bu belgeler damga vergisi ile her çeşit resim ve harçtan muaftır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır. Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur. Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi

Yazılı sözleşme kurulmayan durumlarda işveren, süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli sözleşmeler müstesna olmak üzere, en geç iki ay içinde temel çalışma şartlarını bildiren yazılı bir belgeyi işçiye teslim etmelidir. Bu bilgilendirmede işin niteliği, çalışma süreleri, temel ücret ile ekleri, ödeme aralıkları, belirli süreli ise sözleşme süresi ve fesih koşulları açıkça gösterilir. İş sözleşmesinin iki aylık süre bitmeden sona ermesi halinde ise bu bilgilerin en geç sona erme gününde yazılı olarak verilmesi zorunludur.

Yabancıların Çalışma İzni ve Sosyal Güvenlik Esasları

6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamındaki yabancıların Türkiye'de çalışmaya başlamadan önce kural olarak çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti almaları gerekir. Yabancının herhangi bir sebeple Türkiye'de ikamet iznine sahip bulunması tek başına çalışma hakkı sağlamaz; izin veya muafiyet gerektiren hallerde ilgili belgenin alınması zorunludur. Kanuni şartlar çerçevesinde çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti, ikamet izni yerine geçebilen bir belge niteliğindedir.

Süreli çalışma izinleri kural olarak yabancının belirli bir işverene ait işyerinde veya aynı işkolundaki işlerde çalışması amacıyla düzenlenir. Yapılan ilk başvuruda bu izin azami bir yıl süreli verilebilir; sonraki izin uzatmalarında ise kanunun aradığı şartlara göre daha uzun sürelerin tanınması mümkündür. İzin veya muafiyet sahibi yabancılar ile bu kişileri istihdam eden işverenler sosyal güvenlik yükümlülüklerini 5510 sayılı Kanun uyarınca yerine getirmekle yükümlüdür. Kendi işini kurarak bağımsız faaliyet gösterecek yabancıların şirket kuruluşunun ardından çalışma izni alması ve akabinde ilgili belediyeden işyeri açma ve çalışma ruhsatı işlemlerini tamamlaması gerekir.

Süresi bir yıl veya daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunlu mudur?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca iş sözleşmelerinde kural şekil serbestisi olmakla birlikte, süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması yasal bir zorunluluktur.

Yazılı sözleşme yapılmadığında işveren işçiye belge vermek zorunda mıdır?

Yazılı sözleşme akdedilmeyen hallerde işveren en geç iki ay içinde çalışma şartlarını ve ücret bilgilerini içeren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür; süresi bir ayı aşmayan belirli süreli işlerde bu zorunluluk bulunmadığı gibi, sözleşmenin iki aydan önce bitmesi halinde belgenin en geç fesih tarihinde verilmesi gerekir.

Eşit davranma ilkesi ihlal edildiğinde işçi ne talep edebilir?

İşverenin eşit davranma borcuna aykırı davranması halinde işçi, yoksun bırakıldığı hakların yanı sıra dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat isteyebilir.

Türkiye'de ikamet izni bulunan bir yabancı doğrudan çalışabilir mi?

İkamet iznine sahip olmak tek başına çalışma hakkı tanımaz; 6735 sayılı Kanun kapsamındaki yabancıların çalışmaya başlamadan önce kural olarak ve izin gerektiren durumlarda çalışma izni veya muafiyeti alması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu