Türk işçilerinin yurt dışındaki çalışmaları sırasında maruz kaldıkları kazaların 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında iş kazası sayılıp sayılmayacağı, çalışmanın mülkilik ilkesi istisnalarına girip girmediğine göre belirlenir. Kural olarak sigortalılar Türkiye'de yaşadıkları ve hizmet akdine göre çalıştıkları takdirde sosyal sigorta haklarından yararlanırlar. Ancak 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile 10. maddesi, bu mülkilik kuralının istisnalarını oluşturur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7189, K. 2025/13038Kaynağı aç
Sözleşmesiz Ülkelerde Çalıştırılan İşçilerin Sigortalılık Statüsü
5510 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde, Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelere çalıştırılmak amacıyla götürülen Türk işçilerinin durumu özel olarak düzenlenmiştir. Düzenleme uyarınca işverenler tarafından bu ülkelere götürülen işçiler 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı kabul edilmekte, ilgililer hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası esasları işletilmektedir. Söz konusu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olma yönündeki taleplerinde ise Türkiye'de ikamet etme şartı aranmamakta ve kendilerinden ek genel sağlık sigortası primi tahsil edilmemektedir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 5Kaynağı aç
Geçici Görevle Yurt Dışına Gönderilme ve Şartları
5510 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi çalışanlar işverenlerince geçici bir görev dolayısıyla yurt dışına yollandıklarında, bu görev sürdüğü müddetçe tarafların sosyal sigorta mevzuatından doğan hak ve borçları varlığını korur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/7189, K. 2025/13038 sayılı kararında vurgulandığı üzere, anılan hüküm uyarınca sigortalılığın tespiti için gidilen ülke ile sosyal güvenlik sözleşmesinin kurulmamış olması, işverenin idare merkezinin Türkiye'de bulunması, tescilli veya tescile uygun bir işyerinin mevcudiyeti, iş akdinin Türkiye'de akdedilmiş bulunması ve yurt dışındaki ifanın sürekli olmayıp geçici nitelikte kalması unsurları bir arada aranmaktadır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 10Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun'un 10. maddesinde geçici görev kavramı için bir süre sınırlaması öngörülmemiştir. Görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde somut olayın özelliği, hizmet akdinin yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş hayatının olağan akışı ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri birlikte dikkate alınır.
Yurt Dışında Faaliyet Gösteren İşverenler ve Kısa Vadeli Sigortalılık
Geçici olarak götürülmeyip yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulmuş ve faaliyet gösteren, Türkiye'de işyeri bulunmayan işverenler yanında doğrudan yurt dışındaki iş sebebiyle istihdam edilen Türk işçileri anılan ülke mevzuatına tabidir. Bu çalışanlar 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı kabul edilmemekte ve maruz kaldıkları kazalar 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılmamaktadır.
Bir olayın iş kazası sayılabilmesinin zorunlu unsurlarından biri, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi sigortalı olmaktır. Kısa vadeli sigorta kollarına tabi olmayan bir kimsenin maruz kaldığı olay Sosyal Güvenlik Kurumu açısından iş kazası sayılamayacağı gibi, bu olayın yalnızca işveren yönünden iş kazası olduğuna da karar verilemez. Ayrıca 506 sayılı Kanun dönemindeki topluluk sigortası uygulaması 5510 sayılı Kanun ile sona ermiş olup daha önce bu sigortaya devam edenler 5510 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi uyarınca 4/a bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır.
Yargıtay Kararında Hukuki Nitelendirme ve Görevli Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 06.10.2025 tarihli ve E. 2025/7189, K. 2025/13038 sayılı kararında; yurt dışında faaliyet gösteren yabancı bir işveren bünyesinde çalışan Türk işçisinin geçirdiği kazanın 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliğinde olmadığına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Çoğunluk görüşü; olayın 5510 veya 506 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılmadığı hallerde haksız fiil niteliği taşıdığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri çerçevesinde genel mahkemelerce çözümlenmesi gerektiğini ve iş mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi icap ettiğini belirtmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren ya da zarar verici fiili yasaklayan kural olmasa dahi ahlaka aykırı fiille başkasına kasten zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
Aynı karardaki karşı oy gerekçesinde ise işverenin organik bağ içinde olduğu yabancı şirket aracılığıyla işçiyi yurt dışına götürdüğü durumlarda, işe giriş bildirgesi verilmemiş olsa dahi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 3 ve 5510 sayılı Kanun m. 13 ile 23 hükümleri uyarınca olayın iş kazası sayılması gerektiği savunulmuştur. Karşı oy yaklaşımında, ilk derece mahkemesince iş kazası tespitine karar verilmesinin isabetli bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu yardımlarının yapılması ve bildirimde bulunmayan işverene rücu edilmesi gerektiği ileri sürülerek çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.
İş Kazasının Bildirimi ve Tespiti Davası
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının bağlanabilmesi öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumunun olayı iş kazası olarak kabul etmesine bağlıdır. Kurum tarafından iş kazası kabul edilmediği takdirde sigortalı veya hak sahipleri dava yoluyla iş kazasının tespitini isteyebilir. İşverenin bildirim yükümlülüğü bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılar yönünden kazanın işverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşmesi halinde üç iş günlük bildirim süresi kazanın işveren tarafından öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
5510 sayılı Kanun'un 23. maddesi gereğince, sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde işe giriş bildirgesiyle bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası sonucu gelir ve ödenekler Kurumca ödenir; bu masraflar ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri işverene rücu edilir. Buna karşılık anılan maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların süresinde bildirimde bulunmaması halinde bildirim yapılmayan sürede gerçekleşen iş kazası sonucu gelir ve ödenekler Kurumca ödenmez.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 23Kaynağı aç
Yurt dışında yabancı işveren yanında çalışan işçinin kazası iş kazası sayılır mı?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/7189, K. 2025/13038 sayılı çoğunluk kararına göre, yurt dışında o ülkenin mevzuatına göre kurulu olup Türkiye'de işyeri bulunmayan bir işveren yanında doğrudan yurt dışındaki iş nedeniyle istihdam edilen Türk işçisinin kazası 5510 sayılı Kanun kapsamında iş kazası sayılmaz.
Yargıtay kararına konu olayda 5510 sayılı Kanun kapsamına girmeyen kaza için görevli mahkeme neresidir?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/7189, K. 2025/13038 sayılı kararındaki çoğunluk gerekçesine göre, incelenen somut uyuşmazlıkta 5510 veya mülga 506 sayılı Kanun kapsamında iş kazası niteliği bulunmayan zararlandırıcı olay haksız fiil olarak nitelendirilmiş; davanın Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri çerçevesinde genel mahkemelerce çözümlenmesi ve iş mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşen kazada işverenin bildirim süresi ne zamandır?
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ve 5. madde kapsamındaki sigortalıları çalıştıran işverenler bakımından, kazanın işverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşmesi durumunda üç iş günlük yasal bildirim süresi olayın işverence öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

