Yabancı Ülkedeki Taşınmazlarda Haciz Yetkisi ve Uygulanacak Hukuk
Türk icra makamlarının kamu gücü kullanma yetkisi Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarıyla sınırlıdır. Bu yetki sınırı sebebiyle bir icra dairesinin yabancı bir ülkedeki tapu siciline doğrudan haciz müzekkeresi göndererek borçluya ait taşınmaz üzerine haciz işletmesi hukuken mümkün değildir. Taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ile diğer ayni haklar, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince taşınmazlar üzerindeki ayni haklara ilişkin hukuki işlemlere şekil yönünden de bu malların bulundukları ülke hukuku tatbik edilir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 21Kaynağı aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca, gayrimenkulün ayni haklarına, bu hakların devrine veya intikaline yol açabilecek uyuşmazlıklara ve zilyetlik ile alıkoyma taleplerine bakan mahkeme, taşınmazın yer aldığı yer yargı merciidir ve bu yetki kesindir. İrtifak hakkından kaynaklanan davaların da hakkın kurulduğu taşınmazın yerel mahkemesinde açılması gerekir; şayet talep birden çok taşınmazı kapsıyorsa dava bunlardan herhangi birinin bulunduğu yerde tümü için ikame edilebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Türk Mahkeme Kararlarının Tenfizi ve Takip Usulü
Türk mahkemesinden alınan bir kararın yabancı ülkedeki taşınmaz üzerinde haciz ve satış işlemlerine konu edilebilmesi için kural olarak ilgili ülkede tenfiz edilmesi zorunludur. Taşınmaz üzerine haciz konulması ve satış işlemlerine geçilmesinde çoğunlukla yalnızca tanıma kararı yeterli görülmemekte, kararın icra edilebilir hâle gelmesi yani tenfizi aranmaktadır. İlamın yabancı ülkede tenfizi ise 5718 sayılı Kanun'a değil, taşınmazın bulunduğu ülkenin milletlerarası özel hukuk mevzuatına ve taraf olunan uluslararası sözleşmelere tabi bulunmaktadır.
Alacaklının Türkiye sınırları dahilinde başlattığı ilamsız takip işlemleri yahut borçluya tebliğ ettirdiği icra ödeme emirleri, yabancı yargı düzenlerinde doğrudan ilam niteliğinde kabul görmeyebilir. Bu tür hallerde yabancı icra organları takip belgesini yeterli görmeyebileceğinden, alacağın tespiti ve tahsili amacıyla mahkemede dava açılarak ilam temin edilmesi gerekebilir.
Uluslararası istinabe yoluyla yabancı ülkeden bilgi, tapu kaydı, banka belgesi, şirket dosyası, bilirkişi incelemesi veya delil temin edilebilmektedir. Bununla birlikte istinabe kurumu kural olarak doğrudan cebrî icra ve haciz işleminin yerine geçen bir yöntem niteliğinde değildir.
Tenfiz Aşamasında Geçici Hukuki Koruma Tedbirleri
Tanıma ve tenfiz süreci sonuçlanana kadar borçlunun malvarlığını elden çıkarmasını, üçüncü kişilere devrini veya gayrimenkul üzerine rehin tesis etmesini engellemek üzere yerel mahkemeden geçici nitelikte tedbirler istenebilir. Bu kapsamda ilgili ülkenin usul hukukuna göre tasarruf yetkisini kısıtlayan dondurma kararları, geçici hacizler, sicile işlenecek ihtiyati tedbir şerhleri, devir yasakları yahut yargısal teminat ve ipotek mekanizmaları devreye sokulabilir.
Türk mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararı yabancı tapu siciline doğrudan işlenemez. Buna karşılık söz konusu karar, yabancı ülkedeki geçici koruma başvurusunda delil olarak değerlendirilebilmektedir.
Haczin Hukuki Niteliği ve Kaldırılması
Taşınmaza yabancı ülkede haciz tatbik edilmesi, mülkiyet hakkının kendiliğinden alacaklı tarafa intikal etmesi anlamına gelmez. Malikin mülkiyet sıfatı kural olarak korunurken, gayrimenkul yalnızca alacağın tahsiline yönelik cebrî icra takibatına özgülenmiş olur.
Çeşitli yabancı mevzuatlarda borçluya nakit ödeme, teminat mektubu, kefalet ya da yargı makamınca uygun bulunacak benzer bir güvence sunarak taşınmazı hacizden kurtarma imkânı sağlanmaktadır. Teminat kabul edildiğinde haciz gayrimenkul üzerinden çözülse dahi ikame edilen teminat üzerine aktarıldığından alacaklının hukuki himayesi varlığını sürdürür.
Haczin teminat karşılığında, usul eksikliği nedeniyle veya satış isteme süresinin geçirilmesi sebebiyle kaldırılması, takip konusu alacağı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Alacaklı, alacağı devam ettiği sürece yeni haciz talep edebilir, borçlunun başka malvarlığına yönelebilir, gösterilmiş bir teminat varsa bunu paraya çevirebilir yahut yeni bir icra veya dava süreci yürütebilir.
Türk icra dairesi yabancı ülkedeki tapuya doğrudan haciz koyabilir mi?
Hayır, Türk icra makamlarının kamu gücü yetkisi Türkiye sınırlarıyla sınırlı olduğundan yabancı tapu siciline doğrudan müzekkere gönderilerek haciz konulamaz.
Yabancı ülkedeki taşınmaza haciz konulması için tenfiz gerekli midir?
Evet, Türk mahkemesinden alınan kararın yabancı ülkedeki taşınmaz üzerinde cebrî icra ve satış işlemlerine konu edilebilmesi için kural olarak o ülkede tenfiz edilmesi gerekir.
Türkiye'de gönderilen ödeme emri yabancı ülkede haciz koydurmak için yeterli midir?
Türkiye'de başlatılan ilamsız icra takibi veya ödeme emri yabancı devlette mahkeme kararı sayılmayabileceğinden alacak davası açılarak mahkeme ilamı alınması aranabilir.
Yabancı taşınmaza haciz konulması mülkiyeti alacaklıya devreder mi?
Hayır, yabancı taşınmaz üzerine haciz konulması kural olarak mülkiyeti alacaklıya geçirmez; borçlu malik kalmayı sürdürür ve taşınmaz cebrî icra sürecine tahsis edilir.
Haczin usul eksikliği veya süre aşımıyla kalkması takip konusu alacağı bitirir mi?
Hayır, haczin usul eksikliği, teminat gösterilmesi veya satış isteme süresinin geçirilmesi sebebiyle kaldırılması alacağı kendiliğinden sona erdirmez; alacaklı diğer takip haklarını kullanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

