Yabancı Para Alacaklarının Türkiye’de İcra Takibi

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Para Alacaklarının Türkiye'de İcra Takibi

Konusu para olan borç, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmışsa ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade yoksa borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Bu olanak, ülke parasıyla ödemeyi zorunlu kılmaz. Borç yabancı para birimiyle belirlenmiş, sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmuyor ve borç ödeme gününde ödenmemişse alacaklı, alacağın aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir. Seçim alacaklının istemesine bağlıdır. Aynen ödeme kaydı varsa bu istem aynı fıkraya göre doğmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 99Kaynağı aç
MADDE 99- Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. II. Mahsup 1. Kısmen ödemede

Ödeme günü rayici ile temerrütteki seçim

Ülke parasıyla ödeme olanağı ile borcun ödeme gününde ödenmemesinden sonraki seçim, aynı maddenin ayrı sonuçlarıdır. İlkinde, yabancı para birimiyle ödeme kararlaştırılmış ve aynen ödeme kaydı yoksa borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. İkincisinde alacaklının aynen ödeme, vade günündeki rayiç veya fiilî ödeme günündeki rayiç arasında istemde bulunabilmesi; borcun yabancı para birimiyle belirlenmesine, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifadenin bulunmamasına ve borcun ödeme gününde ödenmemesine bağlıdır. Bu şartlardan biri yoksa üç yoldan biri kendiliğinden uygulanacak sonuç haline gelmez.

Takip talebinde tutar, kur tarihi ve faiz

Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Bu yollar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin birinci fıkrasında yer alır. Yabancı para alacağı için ayrı bir başvuru yolu öngörülmez. Talepte alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı gösterilir. Alacak faizliyse faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün de yazılır. Alacak veya teminat yabancı para ise, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi belirtilir. Hüküm belirli bir kur gününü kendisi seçmez ve tahsilin yalnız Türk parasıyla yapılacağını da düzenlemez.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – (Değişik: 18/2/1965-538/30 md.) (Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir. Takip masrafları:

Alacak bir belgeye dayanıyorsa belgenin aslı veya alacaklı ya da temsilcisi tarafından onaylanmış örneği, borçlu sayısından bir fazla olmak üzere takip talebi anında icra dairesine verilir. Yükümlülük, alacağın belgeye dayanması hâline bağlıdır. Yabancı paraya özgü ayrı bir belge şartı bu hükümde yoktur.

Bonoya dayalı kambiyo takibinde kur seçimi

Koşullar oluşursa yabancı para üzerinden düzenlenen bono, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edilebilir. İki bonoya dayanan bir kambiyo takibinde asıl alacağın ve işlemiş faizin ABD doları olarak istenmesi, ayrıca yabancı para üzerinden istenen toplam alacağın Türk lirası karşılığının gösterilmesi, fiilî ödeme günündeki kur yönündeki seçim olarak değerlendirilmiştir. Türk lirası karşılığının gösterilmesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin üçüncü fıkrasındaki emredici hükme bağlanmıştır. Değerlendirme bu takip talebine ilişkindir. Çek, poliçe veya Türk lirası karşılığı yazılan her takip aynı sonuca bağlanamaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/4180, K. 2016/21044Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2016/4180 E.  ,  2016/21044 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1) Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE; 2) Alacaklının temyiz itirazlarına gelince; İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlu diğer şikayetlerinin yanı sıra, icra müdürlüğünce 19.01.2015 tarihli dosya hesabı yapılırken yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını ve faiz hesabının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek müdürlük işlemini şikayet etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99/son maddesi gereğince; “Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. ''Buna göre; alacaklının seçimlik hakkı mevcut olup, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını istemesi halinde, takip konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden, alacaklı, bu alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir. Somut olayda, iki adet bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, alacaklının takip talebinde, asıl alacağı ve asıl alacağa işlemiş faizi yabancı para olarak (USD) istediği, İİK’nun 58/3. maddesinin emredici nitelikteki hükmü gereğince yabancı para üzerinden istenen toplam alacağın TL karşılığını gösterdiği, bu haliyle, seçimlik hakkını fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılması yönünde kullandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; alacaklı, yabancı para alacağı olan asıl alacak için 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faiz talep edebilir. O halde, mahkemece, bu ilke ve kurallar doğrultusunda dosya hesabına yönelik şikayetin sonuçlandırılması gerekirken, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Fiilî ödeme günü kuru ve faiz başlangıcı

Fiilî ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme istenmesi hâlinde takip konusu alacak, tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı sayılmıştır. Bu alacak için 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca, devlet bankalarının o para birimiyle açılmış bir yıl vadeli mevduata ödediği en yüksek orana göre faiz istenebileceği açıklanmıştır. Aynı kararda faiz, bir anlatımda vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar, diğer anlatımda yabancı para asıl alacağı için takip tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar istenebilir. İki anlatım da isteme hakkına ilişkindir; belirli bir oran veya hesap sonucu göstermez. Başlangıç günü bu nedenle yalnız vadeye ya da yalnız takip gününe bağlanamaz.

Dosya hesabına yönelik şikâyetin bu ilke ve kurallar çerçevesinde sonuçlandırılması gerekirken, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/4180, K. 2016/21044 sayılı kararında 10/10/2016 tarihinde borçlunun temyiz itirazlarını reddetmiş, alacaklının temyiz itirazlarını kabul etmiştir. Mahkeme kararı, kararın ikinci bendindeki nedenlerle oybirliğiyle bozulmuştur. İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açıktır. Ret, usul veya esas yönünden ayrıca ayrılmamıştır.

Sözleşmede kararlaştırılan kur ve kur farkı

Kanundaki seçim, aynen ödeme kaydı bulunmayan ve ödeme gününde ifa edilmeyen borçta alacaklının isteme hakkıdır. Taraflar kur gününü sözleşmede ayrıca kararlaştırmışsa o kayıt ilgili uyuşmazlıkta uygulanır. Çek günündeki Merkez Bankası döviz satış kuru ile fatura ve ödeme günlerinin kuru, kur kaydı bulunmayan bütün borçlar için ortak ve zorunlu bir hesap günü haline getirilemez.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/16115, K. 2018/1030Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2016/16115 E.  ,  2018/1030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında bir ticari ilişki bulunduğunu ve kur farkı alacağı için düzenlenen faturaların davalı tarafa noter kanalıyla bildirildiğini, ödeme yapılmayınca … 9.İcra Müdürlüğünün 2015/9685 esas sayılı dosyası ile takipte bulunduklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız olduğunu, davacının düzenlemiş olduğu kur farkı faturasına itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, davacı ile aralarında kur farkına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ödemelerin çek ile yapıldığı, çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen TL üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği, ayrıca davacının B.K.nun 83.maddesi uyarınca alacağının yabancı para üzerinden isteme hakkına sahip iken tercih hakkını TL üzerinden kullanıldığı, tahsilat yaptığında kur farkından doğan fazlaya ilişkin alacağını saklı tuttuğunu bildirmediği,uzun süreli olan ticari ilişkilerinde daha önce böyle bir talepte bulunmadığı ve bunun dürüstlük kuralına aykırı olduğu dolayısıyla davacının kur farkı alacağına ilişkin talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunda ve malın davalıya tesliminde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer yandan düzenlenen sipariş formlarında satış bedeli yabancı para cinsinden belirtilmiş olup, faturalarda da yabancı para cinsinden TL karşılığı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca sipariş formlarının 4. maddesinde "Ödeme vadeli (TL) çek ile yapılır ise çek tarihinin günündeki Merkez Bankası Döviz satış kurundan hesaplanır “ 3. maddesinde ise “Satış bedelimiz döviz (USD) cinsindendir. "düzenlemeleri mevcuttur. Bu durum karşısında TL olarak yapılan ödeme günündeki T.C.M.B. döviz satış kuru belirlenip kur farkı oluşup oluşmadığı saptanarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde taraflara iadesine, 28/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2990, K. 2022/274Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/2990 E.  ,  2022/274 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan eser sözleşmesi uyarınca tüm yükümlülüklerini yerine getiren müvekkiline sözleşme ile belirlenen 27.624,37TL kur farkı alacağı ile 4.460,40 TL şok odası malzeme bedeli faturasının ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile ve %20 oranında icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını ve davacının kur farkı talebinin haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece verilen ilk hükümde, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine dair verilen karar, 15.Hukuk Dairesinin 29.11.2016 tarih 2016/5081 Esas, 2016/4905 Karar sayılı ilamı ile “dilekçeler aşaması tamamlanmadan icra dairesinin yetkisinin incelenip usulden red kararı verilmesinin hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamından Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 13.03.2019 Tarih 2018/1227Esas, 2019/1611 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak; taraflar arasında imzalanmış sipariş onay formuna göre, iş bedelinin 8 eşit taksitte vadeli çek-lere bağlanmış olması ve ilgili çeklerin de normal sürelerinde ödenmiş olması nedeniyle bu tutar için kur farkı talebinin yersiz olduğu, vaktinde ödenmeyip vadeye bağlanmamış olan peşinata ilişkin çek bedelinden kaynaklı kur farkı tutarı 5.487,00 TL ile davalı defterlerinde kayıtlı olup ödenmemiş olan şok odası malzeme bedeline ilişkin fatura tutarı 4.460,40TL dikkate alınarak davacının takip tarihi itibariyle hesaplanan asıl alacak tutarının 9.947,40 TL olduğu, davalının icra takibinden sonra ancak davadan önce 14.08.2015 tarihinde borcuna karşılık yaptığı 4.444,86TL ödeme düşülerek, davacının 5.487,00 TL kur farkı alacağı ile 15,53 TL bakiye fatura alacağı olmak üzere 5.502,53TL alacak üzerinden takibin devamı ile bu tutarın %20'si oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz olunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Uyuşmazlık kur farkı alacağından kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 23.07.2013 tarihli "sipariş onay formu" başlıklı sözleşmenin 10. maddesinde iş bedeli 137.000€+KDV (Kur 1€=2,5292 TL) olarak düzenlenmiş olup, 12 no’lu “ödeme şekli” başlıklı maddesinde ise; 12.000€ mallar şantiyeye girdiğinde nakit, bakiye ödemesinin sipariş onay tarihinden başlayarak 8 ay vadeli 8 eşit çekle yapılacağı, ödemelerin TL olması durumunda kur riskinin müşteriye ait olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında temel ilişki yabancı para cinsinden kurulmuş olup, vadeli ödemelerin TL cinsinden yapılması halinde kur riskinin (kur farkının) müşteriye ait olduğu açıkça sözleşmede kararlaştırılmıştır. Bu durumda fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmaz. Ödeme aracı olan çekin TL olarak düzenlenmesi taraflar arasındaki mevcut sözleşme hükmünden vazgeçilmesi anlamına gelmemektedir. Bu durumda mahkemece; davacının kur farkı talebi yönünden TL cinsinden yapılan ödemeler dikkate alınarak uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, taraflar arasında bu hususta sözleşme olması nedeniyle dava konusu olayda uygulama olanağı bulunmayan 19. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 Tarih 2018-1227 Esas, 2019-1611 Karar sayılı ilamı esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 26.01.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Sipariş formlarında satış bedelinin ABD doları olduğu ve vadeli Türk lirası çekle ödemede çek tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kurunun kararlaştırıldığı saptanmıştır. Türk lirasıyla yapılan ödeme günündeki Merkez Bankası döviz satış kuru belirlenmeden ve kur farkının oluşup oluşmadığı araştırılmadan hüküm kurulması isabetsiz görülmüştür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/16115, K. 2018/1030 sayılı kararında hükmü 28/02/2018 tarihinde oybirliğiyle bozmuştur. Bozma, kur farkı alacağının bulunduğu veya belirli bir tutarda kabul edildiği anlamına gelmez.

Başka bir uyuşmazlıkta temel ilişki yabancı para üzerinden kurulmuş ve vadeli ödemelerin Türk lirasıyla yapılması hâlinde kur riskinin müşteriye ait olduğu sözleşmede açıkça kararlaştırılmıştır. Bu kayıt varken fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenmesi için uygulama veya teamül aranmaz. Ödeme aracı olan çekin Türk lirası düzenlenmesi, mevcut sözleşme hükmünden vazgeçildiği anlamına gelmez. Türk lirasıyla yapılan ödemelerin uzman bilirkişiye incelettirilmesi, denetime elverişli ayrıntıda rapor alınması ve bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasında bu konuda sözleşme bulunduğu için olaya uygulanamayacak başka bir kararın esas alınması isabetsiz görülmüştür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/2990, K. 2022/274 sayılı kararında 26.01.2022 tarihinde davalının tüm temyiz itirazları ile davacının diğer temyiz itirazlarını reddetmiş, davacının ilgili temyizini kabul ederek hükmü davacı yararına oybirliğiyle bozmuştur. Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceği belirtilmiştir. Sonuç, kur riskini müşteriye yükleyen sözleşme kaydına bağlıdır.

Yabancı mahkeme kararının tenfizi ve icrası

Türkiye'de verilen bir mahkeme kararı, Türkiye'de tanınmış veya tenfiz edilmiş bir yabancı mahkeme kararı ya da icra edilebilir nitelikteki bir hakem kararı, yabancı para alacağının ilamlı takibine imkân sağlayabilir. Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de uygulanabilmesi için önce tanıma veya tenfiz sürecinin tamamlanması gerekebilir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 57. maddesine göre tenfizine karar verilen yabancı ilamlar, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur. Hüküm, yabancı para alacağının kurunu değil, tenfizine karar verilmiş yabancı ilamın icrasını düzenler ve tenfiz şartlarını saymaz.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
MADDE 57 – (1) Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. (2) Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur. Tanıma

Tenfiz isteminin kabulü veya reddi hakkındaki kararların temyizi genel hükümlere tabidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur. Karar düzeltme yoluna başvurulması ise tenfizine karar verilen yabancı ilamın icrasını durdurmaz. Bu ayrım, temyiz sürerken icranın devam ettiği sonucu doğurmaz. Şikâyetin bu nedenle reddedilip diğer itirazların incelenmesi gerekirken kabul edilmesi isabetsiz görülmüştür. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/5316, K. 2017/6396 sayılı kararında 27.04.2017 tarihinde alacaklının temyiz itirazlarını kabul etmiş ve icra mahkemesi kararını oybirliğiyle bozmuştur. İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme istenebileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/5316, K. 2017/6396Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/5316 E.  ,  2017/6396 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Şikayet Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Borçlu vekili, icra takibine dayanak yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin ilamın kesinleşmeden ilamlı takibe konu yapılamayacağını; icra emrinde talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu belirterek takibin iptalini istemiştir. Mahkeme’ce, tenfiz kararları kesinleşmeden takibe konu yapılamayacağı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi üzerine hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun, "Yerine getirme ve temyiz yolu" başlığını taşıyan 57. maddesine göre; "Tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tâbidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur." Somut olayda; İcra takibinin dayanağı olan…. Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizine ilişkin … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.06.2013 tarih ve 2012/197 Esas, 2013/330 Karar sayılı hükmünün Yargıtay…… Hukuk Dairesinin 2013/5562 esas, 2014/4486 karar ve 26.06.2014 tarihli kararı ile onanmış olduğu; iş bu onama ilamına karşı davalı tarafça karar düzeltme yoluna gidildiği dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile taraf beyanlarından anlaşılmaktadır. Dayanak yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin ilamın temyizi yukarıda açıklanan Yasa hükmü gereğince yerine getirmeyi durdurmakta ise de; karar düzeltme yoluna başvurulması tenfizine karar verilen yabancı ilamın icrasını durdurmaz. Bu halde, Mahkeme’ce borçlu vekilinin buna ilişkin şikayetinin reddi ile sair itirazlarının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tanıma ve tenfiz uyuşmazlığında bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2023/3815, K. 2024/1640 sayılı ve 13.05.2024 tarihli kararında özellikle davanın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği, gıyabî kararın ilgili ülke kanunlarına uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı ve tanıma ile tenfizin yasal koşullarının taşındığı anlaşılmıştır. Bu tespitler o davaya ilişkindir ve tenfiz şartlarının eksiksiz listesi değildir. Onanan kararda, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde isabetsizlik görülmediği için davalının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Sonuç onamadır ve sonraki ilamlı icranın nasıl yapılacağına hükmedilmemiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3815, K. 2024/1640Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/3815 E.  ,  2024/1640 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, vekil edeninin araç alım satımındaki kusuru ve ayıbı nedeni ile davalı aleyhine yasal başvuruda bulunduğunu, Ravensburg Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.08.2001 karar 13.07.2016 kesinleşme tarihli, 4-0-92/2001 sayılı kararı ile yine 24.04.2001 karar 13.07.2016 kesinleşme tarihli ve 4-092/2001 sayılı kararı ile vekil edeninin davalıdan 34.788,08 Alman Markı yani 17.792,76 Euro alacağının bulunduğuna karar verildiğini beyan ederek kararların tenfizi ile ilgili tutarın faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığını, vekil edeni adına kayıtlı olan ve yabancı mahkeme kararına dayanak Audi A3 model aracın vekil edeni tarafından davacı tarafa 2000 yılında Almanya'da satıldığını, yabancı mahkeme kararında ilgili araç ve belgelerin iade ve devrine karşılık davacıya ödeme yapılması yönünde karar verildiğini, bu nedenle bu ödemenin yapılması için aracın davacı tarafından vekil edenine iadesinin gerektiğini fakat davacının herhangi bir devir işlemine yaklaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ve 2021/231 E., 2022/76 K. sayılı kararıyla; davacı tarafa usulüne uygun kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça sunulan tercüme evrakının yabancı mahkeme kararının 5718 sayılı Yasa'nın 50-59 maddeleri arasında düzenlenmiş olan şartlarının değerlendirilmesi bakımından yetersiz olması nedeniyle tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış "tam metninin" Türkçe tercümesini sunmak üzere usulüne uygun olarak kesin süre verildiği ancak davacı tarafça bu eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2. Davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/1064 E., 2022/1309 K. sayılı kararıyla; "…İlk Derece Mahkemesince Almanya Ravensburg Bölge Mahkemesi(4. Hukuk Dairesi)'nin 24.04.2001 gün ve 4 092/01 sayılı Asıl Kararı ile 09/08/2001 gün ve 4 0 92/2001 sayılı aynı mahkemenin 24.04.2001 tarihli Asıl Kararına istinaden davalının üzerinde bırakıldığı belirtilen davanın masraflarının karşılanması gerektiğine yönelik Masraflara İlişkin Karara ilişkin yargılama giderinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine yönelik talep ile ilgili 5718 sayılı Yasa'nın 50 ilâ 59 maddeleri arasında düzenlenmiş olan şartların yerine getirilmiş olması sebebiyle, davacının davasının kabulü ile, Almanya Ravensburg Bölge Mahkemesi(4. Hukuk Dairesi)'nin 24.04.2001 gün ve 4 092/01 sayılı Asıl Kararı ile 09.08.2001 gün ve 4 0 92/2001 sayılı aynı mahkemenin 24.04.2001 tarihli Asıl Kararına istinaden davalının üzerinde bırakıldığı belirtilen davanın masraflarının karşılanması gerektiğine yönelik masraflara ilişkin karara dair yargılama giderinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul ile hatalı değerlendirme sonucu mevcut şekilde davanın usulden reddine dair karar verilmiş olması 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesine, usul ve yasaya aykırıdır…" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça tanıma ve tenfizi talep edilen yabancı mahkemece verilen kararın kesinleştiğini açıkça gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile o yerdeki Türk Konsolosluğu veya Noter tarafından onaylanmış Türkçe tercümesinin sunulduğu, zamanaşımı süresinin dolmadığı, harç eksikliğinin bulunmadığı, tanıma ve tenfizi istenen mahkeme ilamlarının 5718 sayılı MÖHUK'un 54 ve 58 inci maddesinde aranan şartları taşıdığı ve istinaf kaldırma kararının bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Almanya Ravensburg Bölge Mahkemesi (4. Hukuk Dairesi)'nin 24.04.2001 gün ve 4 092/01 sayılı asıl kararı ile 09.08.2001 gün ve 4 0 92/2001 sayılı aynı mahkemenin 24.04.2001 tarihli asıl kararına istinaden davalının üzerinde bırakıldığı belirtilen davanın masraflarının karşılanması gerektiğine yönelik masraflara ilişkin karara dair yargılama giderinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; her ne kadar Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/1064 E., 2022/1309 K. numaralı ilamında, davacı tarafın 15.11.2021 tarihli dilekçesi ekinde evrak asıllarının sunulduğu belirtilmiş ise de ilgili dilekçede, evrak asıllarının İstanbul Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu’nun 15.11.2021 gün ve 2021/32276 Muh. sayılı gönderisi ile postaya verildiği ve dilekçe ekinde fotokopi sunulduğunun görüleceğini, İstanbul Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu’nun 15.11.2021 gün ve 2021/32276 Muh. sayılı gönderisinde ise davaya konu kararlar dışında farklı bir mahkeme kararının gönderildiğinin tespit edildiğini ve dolayısıyla davacı tarafından kesin süreye riayet edilmediğini, davanın reddedilmesi gerektiğini, yabancı mahkeme kararında dava konusu aracın geri verileceğine, bu geri verme karşılığında ise bedel ödenmesine karar verildiğini, yabancı mahkeme kararının ön şarta dayalı olduğu dolayısıyla ön şartın yerine getirilmeden işbu kararın tanıma ve tenfizinin Türk kanunları gereği mümkün olmadığını, kabul kararının bu nedenle kamu düzenine de aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki davacının vekil edenine teslim edebileceği araç mevcut olmayıp bu aracın davacı nezdinde olup olmadığının dahi tespit edilmediğini, yabancı mahkeme kararının bu yönü ile uygulanabilir olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, işbu kabul kararının kesinleştiği varsayımında, davacı tarafından ilamlı icra yolu ile takibe geçildiğinde, aracın vekil edenine iadesi ile bedelin ödenmesinin talep edilmesi gerektiğini, vekil edenine teslim edilebilecek bir araç olmaması nedeniyle ilamın uygulanamaması durumunun olduğu, sadece bedelin ödenmesi yönünde ilamlı takip yapılması halinde ise bu sefer ilamın bölünmezliği kuralı karşısında yine kararın uygulanamayacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ve tenfizine yönelik talep ile ilgili 5718 sayılı Yasa'nın 50 ilâ 59 maddeleri arasında düzenlenmiş olan şartların yerine getirilmiş olması sebebiyle, davacının davasının kabulü ile yabancı mahkeme kesinleşmiş kararlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı nedenlerle; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) Tenfiz İstemi başlıklı 52 nci maddesi. 2. 5718 sayılı Kanun'un Dilekçeye Eklenecek Belgeler başlıklı 53 üncü maddesi. 3. 5718 sayılı Kanun'un Tenfiz Şartları başlıklı 54 üncü maddesi. 3.Değerlendirme Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Türk mahkemelerinin münhasıran yetkisine giren bir dava olmadığının, gıyabi kararın ilgili ülkenin kanunlarına uygun olduğunun ve kamu düzenine de aykırılık teşkil etmediğinin, yukarıda yer alan kanun hükümleri ve içtihatlara göre tanıma ve tenfizin yasal koşullarını taşıdığının anlaşılmasına göre, davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar düzeltme süresi ilamlarda aynı değildir. Kambiyo takibine ilişkin 10/10/2016 tarihli ilam ile tenfiz şikâyetine ilişkin 27.04.2017 tarihli ilam tebliğden itibaren 10 gün, kur farkına ilişkin 26.01.2022 tarihli ilam ise tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu belirtir. Süreler ait oldukları ilamlarla sınırlıdır. Bunlardan biri, bütün icra işleri için geçerli tek süre yapılamaz.

Milletlerarası hakem kararında iptal ve icra

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15. maddesine göre hakem kararına karşı açılabilecek yol yalnızca iptal davasıdır. Dava, üçüncü maddenin gösterdiği asliye hukuk mahkemesi hangi yerdeyse, o yer bakımından yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır. Yargılama öncelikli ve ivedi görülür. Açma süresi otuz gündür. Süre, taraflara bildirimin yapıldığı günden işlemeye başlar. Bildirim hakem kararına, düzeltme kararına, yorum kararına veya tamamlama kararına ilişkin olabilir. Davanın açılması, hakem kararının icrasını ayrıca bir karar aranmaksızın durdurur. Bu durdurma, yabancı para alacağı için ayrı bir kural olarak değil, bu kapsamdaki hakem kararının icrası için öngörülmüştür.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – A) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. (Değişik ikinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası, 3 üncü madde uyarınca yetkili asliye hukuk mahkemesinin bulunduğu yer yönünden yetkili bölge adliye mahkemesinde açılır, öncelikle ve ivedilikle görülür. Hakem kararları aşağıdaki hallerde iptal edilebilir: 1. Başvuruyu yapan taraf; a) Tahkim anlaşmasının taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim anlaşmasının, tarafların anlaşmayı tâbi kıldıkları hukuka veya böyle bir hukuk seçimi yoksa Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu, b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, tarafların anlaşmasında belirlenen veya bu Kanunda öngörülen usule uyulmadığını, c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediğini, d) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiğini, e) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiğini veya istemin tamamı hakkında karar vermediğini  ya da yetkisini aştığını, f) Tahkim yargılamasının, usul açısından tarafların anlaşmalarına veya bu yönde bir anlaşma bulunmaması halinde, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmediğini ve bu durumun kararın esasına etkili olduğunu, g) Tarafların eşitliği ilkesinin gözetilmediğini, İspat ederse veya, 2. Bölge adliye mahkemesince;[1] a) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı, b) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, Tespit edilirse. Hakem veya hakem kurulunun, tahkim anlaşması dışında kalan bir konuda karar verdiği iddiasıyla açılan iptal davasında, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların, tahkim anlaşması kapsamında olmayan konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim anlaşması kapsamında olmayan konuları içeren bölümü iptal edilebilir. İptal davası, otuz gün içinde açılabilir. Bu süre, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İptal davasının açılması, kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur. Taraflar, iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilirler. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık bir beyanla veya sonradan yazılı şekilde anlaşmak suretiyle iptal davası açma hakkından tamamen feragat edebilecekleri gibi; yukarıda sayılan bir veya bir kaç sebepten dolayı iptal davası açmak hakkından da feragat edebilirler. İptal istemi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe, dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır.[2] (Değişik birinci cümle: 28/2/2018-7101/53 md.) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. İptal davasının kabulü halinde, kabul kararı temyiz edilmezse veya 1 inci bendin (b), (d), (e), (f), (g) alt bentleri ile 2 nci bendinin (b) alt bendindeki hallerin varlığı sebebiyle kabulü halinde taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa hakemleri ve tahkim süresini yeniden belirleyebilirler. Taraflar isterlerse eski hakemleri tayin edebilirler. B) İptal davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra asliye hukuk mahkemesi, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin bir belgeyi istemde bulunan tarafa verir. Bu belgenin verilmesi harca tâbi değildir. Hakem kararının icraya konulması hâlinde Harçlar Kanunu hükümleri uygulanır. İptal davası için öngörülen sürenin geçtiği veya tarafların iptal davası açmaktan feragat ettiği hâllerde, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verilmesi sırasında (A) fıkrasının 2 nci bendinin (a) ve (b) alt bent hükümleri mahkemece re’sen dikkate alınır. Bu hâlde mahkemece aksine karar verilmedikçe, inceleme dosya üzerinden yapılır. ALTINCI BÖLÜM Tahkim Giderleri Hakem ücreti, yargılama giderleri, avans yatırılması ve giderlerin ödenmesi

Taraflar iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat edebilir. Yerleşim yerleri veya olağan oturma yerleri Türkiye dışında bulunan taraflar, tahkim anlaşmasına koyacakları açık beyanla veya sonradan yazılı anlaşmayla bu haktan tamamen feragat edebilecekleri gibi, aynı maddede sayılan bir veya birkaç sebepten dolayı da feragat edebilir. İptal istemi, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. İptal davası hakkında verilen kararlara karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddedeki iptal sebepleriyle sınırlı olarak öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır.

İptal davasının reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra asliye hukuk mahkemesi, isteyen tarafa hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belge verir. İptal davası için öngörülen süre geçmişse veya taraflar iptal davası açmaktan feragat etmişse, belge verilirken mahkeme (A) fıkrasının ikinci bendinin (a) ve (b) alt bentlerini re'sen dikkate alır. Mahkeme aksine karar vermedikçe inceleme dosya üzerinden yapılır. Belgenin verilmesi, iptal davasının reddinin kesinleşmesine, sürenin geçmesine veya feragate bağlanmıştır.

Somut olayda tenfiz kararı 29.12.2006 tarihinde verilmiş, 07.06.2007 tarihinde kesinleşmiştir. İcra emri 11.03.2007 tarihlidir ve tenfiz kesinleşmeden gönderilmiştir. Bu tarihler o dosyaya aittir. Tenfiz kararı kesinleşmeden icra emri gönderilmesi milletlerarası tahkim hükümlerine aykırı görülmüş ve davanın bu gerekçeyle reddi gerekmiştir. Bozmaya uyulduktan sonra asıl dava, milletlerarası hakem kararının kesinleşmeden ilamlı icraya konu olamayacağı ve tenfiz kararı kesinleşmeden icraya konulduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4156, K. 2023/246 sayılı kararında ilk derece kararını bozmaya uygun bulmuş, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında isabetsizlik görmemiş ve usul ile yasaya uygun hükmü onamıştır. Ret, usul veya esas olarak ayrıca nitelenmemiştir. Sonuç, milletlerarası hakem kararının tenfizine ilişkindir; yabancı mahkeme ilamının icra rejimine veya bütün yabancı para alacaklarına genellenemez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4156, K. 2023/246Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2022/4156 E.  ,  2023/246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iflas davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen dava bakımından bozma olmadığından bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı Ukrayna Savunma Bakanlığı Girişimi Ukrayna Kargo Hava Yolları Şirketi ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle işbu yabancı şirkete 352.043,56 USD borçlu olduğunu, buna ilişkin Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Arbitraj Mahkemesinin Hakem Kararının Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesince tenfizine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu karar üzerine borçlu-davalı şirket aleyhine ilamlı icra takibine geçildiğini, kesinleşen takibe rağmen borcun ödenmediğini, müvekkilinin gerek Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasındaki gerekse Adana 3. İcra Müdürlüğünün takip dosyasındaki tüm alacakları takip ve dava hakları ile gayri kabili rücu olmak üzere noter huzurunda temlik aldığını, temlik sözleşmesinin icra dosyasına bildirilip, davalı borçluya da tebliğ edildiğini, davalının herhangi bir itirazın söz konusu olmadığını, temlik alacağının yaklaşık 13 yıldan beri ödenmediğini, ileri sürerek, davalı … Tic. Ltd. Şti. İİK'nın 177. maddesi gereğince iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; Isparta 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/524 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararlarının davalı bankaların görevlileri tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek, davalı bankaların görevlilerine HMK'nın 398. maddesi uyarınca 6 aya kadar disiplin hapis cezası verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Asıl davada davalı … … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, davaya konu alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının iflas talep etme yetkisi olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davacının temlik ilişkisini ispat edemediğini, takibin baştan beri yetkisiz vekil tarafından başlatıldığını, bu nedenle takibin yok hükmünde olduğunu, İİK 177/1 maddesinde aranan iflas şartlarının da bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2019 tarih ve 2018/524E., 2019/116 K sayılı kararı ile ilamlı icra emrinin borçluya tebliğ edildiği ve takibin kesinleştiği, kesinleşen takibe rağmen borçlu tarafça ilama konu borcun ödenmediği, daha sonra bu icra dosyasına konu alacağın davacıya temlik edildiği, her ne kadar temlikin sıhhatli olmadığına dair savunmalarda bulunulmuş ise de; dosya kapsamında temlik eden şirket yönüyle temlikin sahteliğine ilişkin herhangi bir iddia ve talep bulunulmadığı, somut davada İİK'nın 177/4 maddesinde düzenlenen iflas nedeninin gerçekleştiği gerekçeleriyle, asıl davada davalının iflasına; birleşen dosya davalılarının infazının ne şekilde olacağı belli olmayan, soyut bir müzekkere doğrultusunda ihtiyati tedbire muhalefet ettiklerinin söylenemeyeceği gerekçeleriyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF A.İstinaf Yoluna başvuranlar : İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı asıl davada davalı şirket vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. C.Gerekçe ve Sonuç Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10.07.2020 tarih ve 2019/1720 Esas 2020/821Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunda bulunan davalı borçlunun icra emri tebliğine rağmen takip tarihinden temlik tarihine kadar ve temlik tarihinden sonra da ilama bağlı alacağı ödemediği, İİK'nın 177/4. maddesinde düzenlenen iflas nedeninin gerçekleştiği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1-Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10/07/2020 tarih ve 2019/1720 Esas 2020/821Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2-Milletlerarası hakem kararlarının icra edilebilmesi için, hakem kararının kesinleşmesinden sonra, mahkemeden icra edilebilirlik belgesinin alınması gerektiği, (MTK m.15/B) MTK m. 15/A’da ise, “iptal davasının açılması kendiliğinden hakem kararının icrasını durdurur” hükmünün öngörüldüğü Bu madde uyarınca, milletlerarası hakem kararları, kesinleşmeden ilâmlı icraya konu olamayacağından tenfiz kararı kesinleşmeden Türkiye'de infazı kabil olmadığı, Somut olayda, hakem kararının tenfizine ilişkin Isparta 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/566 E., 2006/301 K. Sayılı kararı, 29.12.2006 tarihinde verilmiş olup, karar 07.06.2007 tarihinde kesinleştiği, alacaklı tarafından gönderilen icra emrinin ise 11.03.2007 tarihli olduğu ve henüz tenfiz kararı kesinleşmeden ilamın icraya konulduğu dosya kapsamından anlaşıldığından tenfiz kararı kesinleşmeden icra emri gönderilmesi M.T.K. hükümlerine aykırı olup, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi ve karara karşı istinaf isteminin esastan reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu milletlerarası hakem kararlarının, kesinleşmeden ilâmlı icraya konu olamayacağı, dava konusu tenfiz kararı kesinleşmeden ilamın icraya konulduğu anlaşıldığından asıl davanın reddine, birleşen dava bakımından bozma olmadığından bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B.Temyiz Sebepleri A-Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;davalı müflis şirket yetkilileri ve vekili haklarında Fetö/PDY terör örgütü ile iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde devam eden soruşturma dosyaları bulunduğu, dosyaya sunulan vekaletnameler ve dayanak belgelerin dosyanın içerisinden çalındığı, bu hususta suç duyurusunda bulunulmuş ve soruşturma yürütülmeye başlandığı, Ukrayna Savunma Bakanlığı Ukrayna Kargo Hava Yolları Şirketi vekili olan dava dışı Abbas Soner Soyyiğitin vekaletnamesinin sahte olduğu, anılan sahte vekaletnamenin de yine davalı müflis şirket yetkilileri ve vekilinin iştiraki ile düzenlendiği, davalı şirket vekili yapılan takibe ilişkin ödeme emrini aldıktan sonra borcu kabul ettiğini beyan ettiği, Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesinin takibin iptaline ilişkin kararı ile aynı mahkemenin şikayetin kabulüne ilişkin karaı ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra sunulmuş olup iddia veya savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olduğunu, davalı şirket vekili tarafından, ilk iflas davasının açıldığı tarihten karar tarihine kadar iflasa konu icra dosyasının dayanağı olan tenfiz kararının kesinleşmediği hususunda herhangi bir itiraz yahut gerekçe öne sürülmediği, asıl davada reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, bu reddi hakim talebiyle ilgili istinaf yargılaması devam ettiğini ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. B-Asıl Davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece iflas davasının Yargıtay bozma ilamına uyulduktan sonra reddedildiği, kararda daha önce verilen tedbirlerin durumu ve iflas idaresinin görevi ile ilgili bir açıklamaya yer verilmediği, İflas kararının bozulmasına ilişkin karara uyulması halinde bozma kararı kesinleşmiş olacağından, hükmün 6100 sayılı HMK’nın 305/A maddesi uyarınca tamamlanarak iflas idaresinin görevinin sona erdiğine, dava sırasında konulan tedbirlerin sona erdiğine, iflasın açıldığının bildirildiği yerlere iflasın sonuçlarının kalktığının bildirilmesine yönelik müspet veya menfi bir karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. C. GEREKÇE 1.Uyuşmazlık ve Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 177. maddesi uyarınca kesinleşen iflas takibinde borçlunun iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK 177. ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplere; Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İtiraz, takibin etki alanı ve zamanaşımı

İlamsız takipte borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederse takip durur. Alacaklının tahsile devam edebilmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekebilir. İtirazın hangi gün içinde yapılacağı ve hangi belgede hangi yolun kullanılacağı, belirli bir süreye veya belge türüne bağlanmaz.

Türkiye'de başlatılan bir icra takibi yalnızca Türkiye sınırları içindeki malvarlığı üzerinde etkili olabilir. Borçlunun Türkiye'de yerleşim yerinin, şubesinin, ticari faaliyetinin veya haczedilebilir malvarlığının bulunması, Türkiye'de icra takibini gündeme getirebilir.

Zamanaşımı süresinin geçmesi alacak hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Borçlu zamanaşımını ileri sürerse alacağın tahsili zorlaşabilir. Bu açıklama belirli bir alacak türü için gün sayısı vermez ve her yabancı para alacağına ortak bir zamanaşımı süresi kurmaz.

Sık sorulan sorular

Yabancı para borcu Türk lirasıyla ödenebilir mi?

Aynen ödeme veya bu anlama gelen bir kayıt yoksa borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Borç ödeme gününde ödenmezse alacaklı, alacağın aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir. Bu imkân zorunlu bir ödeme yolu değildir. Aynen ödeme kaydı bulunan borçta aynı fıkraya göre doğmaz.

Takip talebinde kur tarihi yazılmalı mı?

Alacak veya teminat yabancı para ise, hangi tarihteki kurun esas alındığı ve faiz takip talebinde gösterilir. Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı da yazılır. Faizli alacakta faizin miktarı ve işlemeye başladığı gün belirtilir. Kanun belirli bir kur gününü kendisi seçmez.

Yabancı mahkeme kararı Türkiye'de doğrudan icra edilir mi?

Tenfizine karar verilen yabancı ilam, Türk mahkemesinden verilmiş ilam gibi icra olunur. Kararın Türkiye'de uygulanabilmesi için önce tanıma veya tenfiz sürecinin tamamlanması gerekebilir. Tenfiz isteminin kabulüne veya reddine ilişkin kararın temyizi, yerine getirmeyi durdurur.

Karar düzeltme tenfizin icrasını durdurur mu?

Karar düzeltme yoluna başvurmak, tenfizine karar verilen yabancı ilamın icrasını durdurmaz. Temyiz ise tenfiz istemi hakkındaki kararın yerine getirilmesini durdurur. Temyiz sürerken icranın devam ettiği sonucu bu ayrımdan çıkmaz.

İptal davası hakem kararının icrasını durdurur mu?

Durdurur. İptal davasının açılması, hakem kararının icrasını kendiliğinden durdurur. Dava, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının bildirildiği tarihten itibaren otuz gün içinde açılabilir.

İcra edilebilirlik belgesi ne zaman verilir?

İptal davasının reddi kararı kesinleştikten sonra asliye hukuk mahkemesi, isteyen tarafa hakem kararının icra edilebilirliğine ilişkin belge verir. Öngörülen süre geçmişse veya taraflar iptal davasından feragat etmişse de belge verilir; mahkeme bu sırada (A) fıkrasının ikinci bendinin (a) ve (b) alt bentlerini re'sen dikkate alır.

Türk lirası çek kur farkı istemini düşürür mü?

Kur riskinin vadeli Türk lirası ödemelerde müşteriye ait olduğu sözleşmede, çekin Türk lirası düzenlenmesi bu kayıttan vazgeçildiği anlamına gelmez. Fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki fark için uygulama veya teamül aranmaz. Çek tarihindeki Merkez Bankası döviz satış kurunu kararlaştıran başka bir sözleşme aynı ölçüye bağlanamaz.

Yabancı para alacağında faiz hangi günden işler?

Faiz başlangıcı tek bir güne bağlanamaz. Fiilî ödeme günündeki kurun seçildiği ilamda faiz, bir anlatımda vade tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar, diğer anlatımda takip tarihinden fiilî ödeme tarihine kadar ifade edilmiştir. Bu iki anlatım giderilmemiş olup bunlardan biri tek başlangıç kuralı yapılamaz. Ölçü, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi çerçevesinde devlet bankalarının o para birimiyle açılmış bir yıl vadeli mevduata ödediği en yüksek orandır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu