Uyuşturucuyla Araba Kullanma Cezası ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Uyuşturucuyla Araba Kullanma Cezası ve Hukuki Sonuçları

Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanmanın Trafik Mevzuatındaki Yeri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48/1 gereğince uyuşturucu veya uyarıcı madde almış olan sürücülerin karayolunda taşıt kullanmaları açık bir biçimde yasaklanmıştır. Kolluk birimleri bu maddelerin kullanımını belirlemek üzere teknik cihazlar ve test kitleri vasıtasıyla denetim gerçekleştirir. Yapılan denetim neticesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı belirlenen kişilere Karayolları Trafik Kanunu m. 48/8 uyarınca idari para cezası uygulanır, sürücü belgeleri iptal edilir ve bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri işletilir. Sürücü belgelerine ilişkin geçici geri alma ve iptal işlemleri Karayolları Trafik Kanunu m. 48/12 gereğince kanunda belirtilen yetkili görevliler tarafından yerine getirilir. Fiil sebebiyle ayrıca sürücü siciline yirmi ceza puanı kaydedilmektedir. Tebliğ edilen idari para cezasının on beş gün içinde ödenmesi durumunda yüzde yirmi beş oranında kanuni indirim tatbik edilir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 48Kaynağı aç
Madde
48 – (Değişik: 24/5/2013 – 6487/19 md.)
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış
olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp
kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar/test
kitleri kullanılır.[42]
Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da
kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci
fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan
ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler,
en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık
kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak
üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri,
beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi
veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine
göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin
üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili
bir suç oluştursa bile, 25.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi
otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil
alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü
belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru
beş yıl içinde; ikinci defasında 50.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten
fazlasında ise, 150.000 Türk lirası idari
para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır.
Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde
belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.[43]
Yapılan tespit sonucunda,
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk
Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri
bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde
alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk
Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
(Değişik sekizinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu veya uyarıcı
madde aldığı tespit edilen sürücülere 150.000 Türk lirası idari para cezası
uygulanır ve sürücü belgesi iptal edilir. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza
Kanunu hükümleri uygulanır. Bu fıkra kapsamında sürücü belgesi iptal
edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü kurslarına devam
etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt sürücüsü
sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren en az beş yıl
geçmiş olması, bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının
tahsil edilmiş olması, sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî
sağlık kurumlarından sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu
raporunun sürücü kursuna ibrazı zorunludur.
(Değişik dokuzuncu fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Uyuşturucu
veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığının ya da alkolün kandaki
miktarının kolluk tarafından tespit edilmesi için ölçüm yaptırmayan sürücülere
150.000 Türk lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle
geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri
uygulanır.
Alkollü olarak araç
kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş
yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca,
usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte
gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri
alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine
tabi tutulurlar.
(Değişik onikinci fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Sürücü belgelerinin geçici
geri alma ve iptal işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler
tarafından yapılır.
(Değişik onüçüncü fıkra:12/2/2026-7574/12
md.) Bu
madde hükümlerine göre geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade
edilebilmesi için ilgili kişi hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para
cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şarttır.
(Ek fıkra:12/2/2026-7574/12 md.) Beşinci veya dokuzuncu fıkraların
sürücülerce; 4925 sayılı Kanun, 5216 sayılı Kanun ve 5393 sayılı Kanun
kapsamında yük ve yolcu taşımacılığı yapılan araçları kullanırken son ihlalin
gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde toplamda üç defa
ihlal edilmesi halinde sürücünün sürücü belgesi iptal edilir. Bu fıkra kapsamında
sürücü belgesi iptal edilenlerin tekrar sürücü belgesi alabilmeleri için sürücü
kurslarına devam etmeleri ve yapılan sınavlarda başarılı olarak motorlu taşıt
sürücüsü sertifikası almaları gerekir. Bu kişilerin sürücü kurslarında eğitime
başlayabilmeleri için; belgenin iptal edildiği tarihten itibaren iptal
nedenlerinde yer alan geri alma süreleri kadar zamanın geçmiş olması, bu Kanun
kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması,
sürücülerin psiko-teknik değerlendirmeden geçmesi ve resmî sağlık kurumlarından
sürücülüğe engel hâli bulunmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sürücü
kursuna ibrazı zorunludur.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin
tespiti için kullanılacak teknik cihazların/test kitlerinin sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte
gösterilir.[44]
Taşıt
kullanma sürelerine uyma zorunluluğu:

Geriye doğru bir yıllık süre zarfında ceza puanı toplamının yüz puana ulaşması halinde ilk ihlalde sürücü belgesine iki ay süreyle el konulur ve ilgili kişi zorunlu trafik eğitimine tabi tutulur. Aynı bir yıllık zaman diliminde ceza puanının ikinci defa yüze ulaşması durumunda geri alma süresi dört aya çıkarılır ve sürücünün psikoteknik değerlendirmeden geçmesi şart koşulur. Aynı süre içinde ceza puanının üçüncü kez yüz sınırını aşması ise sürücü belgesinin süresiz olarak geri alınması sonucunu doğurur. Tahakkuk eden idari para cezaları ödenmediği takdirde Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kurallarına göre cebri icra yoluyla tahsil edilebilir.

Teknik Cihazla Ölçüm, Sağlık İncelemesi ve İtiraz Yolu

Trafik denetimleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespitine yönelik teknik cihazla ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen sürücülere Karayolları Trafik Kanunu m. 48/9 uyarınca idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır. Sürücünün denetimde kullanılan teknik cihazın kalibre edilmesini isteme hakkı bulunmakla birlikte genel kural olarak ölçüme rıza gösterilmesi aranır. Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilmesi halinde Karayolları Trafik Kanunu m. 48/10 uyarınca Ceza Muhakemesi Kanununun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.

Karayolları Trafik Kanunu m. 48/3 uyarınca yaralanmalı, ölümlü ya da kollukça müdahale edilen maddi hasarlı trafik kazalarında uyuşturucu ve alkol muayenesinin yapılması mecburidir. Belirtilen kazalarda teknik cihazla yapılan ölçüme itiraz eden veya ölçüm yapılmasına izin vermeyen sürücüler en yakın adli tıp kurumuna, adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Yapılan teknik ölçümün gerçeği yansıtmadığını savunan sürücünün vücudundaki madde varlığını gecikmeksizin yetkili sağlık kuruluşunda tahlil ettirmesi ispat bakımından önemlidir.

Trafik idari yaptırım kararlarına karşı yapılacak itirazlar 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27/1 ile düzenlenmiştir. Buna göre idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin yaptırımlara karşı kararın tebliği veya tefhiminden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hakimliğine başvurulması gerekir. Bu süre içerisinde başvurulmaması durumunda idari yaptırım kararı kesinleşir.

5326 sayılı KABAHATLER KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- (1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya
geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi
tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.
Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî yaptırım kararı kesinleşir.
(2)
Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu
sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı
başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak,
mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.
(3) Başvuru, bizzat kanunî
temsilci veya avukat tarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile
yapılır. Başvuru dilekçesi, iki nüsha olarak verilir.
(4) Başvuru dilekçesinde,
idarî yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller
açık bir şekilde gösterilir. Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını
engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterilir.
(5) (Değişik: 6/12/2006-5560/34
md.) İdarî yaptırım kararının mahkeme tarafından verilmesi halinde, bu karara
karşı ancak itiraz yoluna gidilebilir.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) Soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle
idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz
edildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde
incelenir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) Kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle
idarî yaptırım kararı verilmesi halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen
beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı
itiraz da bu kanun yolu merciinde incelenir.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/34
md.) İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili
olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde;
idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle
birlikte idarî yargı merciinde görülür.
Başvurunun incelenmesi

Sürücü Belgesinin Tekrar Alınması ve Adli Sicil Durumu

Uyuşturucu kullanımı sebebiyle sürücü belgesi iptal edilen kişilerin yeniden belge alabilmeleri Karayolları Trafik Kanunu m. 48/8 ile sıkı koşullara bağlanmıştır. Bu kişilerin motorlu taşıt sürücüsü kursunda eğitime başlayabilmeleri için iptal tarihinden itibaren en az beş yıl geçmiş olması, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş bulunması, sürücülerin psikoteknik değerlendirmeden geçmesi ve resmi sağlık kurumlarından araç kullanmaya engel bir halin olmadığını gösteren sağlık kurulu raporunun sunulması şarttır. Bu aşamaların ardından sürücü kursuna devam edilerek yapılan sınavlarda başarı sağlanması gerekir.

Trafik idari yaptırımları kabahat niteliğinde kabul edildiğinden verilen idari para cezaları adli sicil kaydına işlenmez. Buna karşılık Türk Ceza Kanunu kapsamında mahkemelerce mahkûmiyet kararına bağlanan suçlara ilişkin cezalar adli sicil kaydında yer alır.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Kapsamındaki İnceleme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 179/3 çerçevesinde uyuşturucu madde ya da alkol tesiriyle yahut farklı bir sebeple taşıtı güvenli biçimde idare edemeyecek durumda bulunmasına karşın araç sevk eden sürücülere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülür. Aynı maddenin ikinci fıkrasında kara, deniz, hava veya demiryolu araçlarını insanların canı, sağlığı veya malvarlığı yönünden tehlike yaratacak biçimde sevk ve idare eden kişilere ceza tayin edilmiş; birinci fıkrasında ise ulaşım güvenliğini tehlikeye sokacak biçimde işaret ve sistemlere müdahale edenler bakımından bir yıldan altı yıla kadar hapis yaptırımı hükme bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının
güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek,
kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler
vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da
teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya
malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,
sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare
eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle
emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç
kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/971, K. 2019/653Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2017/971 E.  ,  2019/653 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 31-105
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık …'nın TCK'nın 179/2-3, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.01.2015 tarihli ve 965-11 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 02.12.2015 tarih ve 5167-18798 sayı ile;
"1- Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması hâlinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, sanığın idaresindeki araçla olaydan yaklaşık 4 saat sonraki ölçüme göre 0,09 promil alkollü hâlde seyir hâlinde iken olaya konu kavşak mahallinden geçtiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yol bölümüne geçerek, yavaşlamakta olan araçlara çarpması şeklinde meydana gelen olayda, Adli Tıp Kurumu uygulamalarında kan alkol düzeyinin 1 saatte % 15 mg azaldığı kabul edildiğinde, olay anında yaklaşık 0,69 promil alkollü olduğu dikkate alınarak, olayın tek başına alkolden kaynaklandığına ve sanığın güvenli araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması karşısında, sadece alkol kullanılmış olmasının trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet için yeterli olmadığı ve sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2- Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesi ise 18.02.2016 tarih ve 31-105 sayı ile;
"…Sanığın 0.50 promil ile 100 promil oranında alkollü iken maddi hasarlı veya bunu aşan kaza yapması hâli, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği hususunda somut bir tespitin yapılmasının zorunlu olduğu düşüncesinin, suç tarihi ve karar tarihi itibariyle yerinde olmadığı; zira, kanun koyucunun suç koyan, düzenleyen mevzuat hükümlerinin, lafzi yorumu aşan, çelişen yorumla, suç olmaktan çıkarılmasının, kanun koyucunun yasal düzenleme ile koyduğu amaçla çelişmektedir. 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu'nun 24.05.2013-6487 S.K./19. maddesi ile değişik 48. maddesinin 6 ve 7. fıkralarında:
'Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır.
Yapılan tespit sonucunda 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.'
Şeklindeki düzenleme, alkollü araç kullanma ile ilgili TCK'nın 179/3. maddesi nazara alındığında, sanık sürücünün 100 promilin üzerinde araç kullandığının anlaşılması ve durumun kollukça tespiti hâlinde, ortada soyut tehlike suçu bulunduğunda, suçun oluştuğunun kabulünün zorunlu olduğu; sanık sürücünün 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapmadan yakalanması hâlinde, eylem suç teşkil etmeyecek ancak idari yaptırım verilecektir. Sanık sürücü, 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlinde, dış alemde, maddi hasarlı ve/veya yaralamalı kaza meydana gelmiş ise sanık sürücünün alkolün etkisiyle kaza yaptığının kabulünün gerektiği; sanık sürücünün kazanın alkolün etkisiyle olmadığını, kendisinin dışında yolun özellikleri veya araçta meydana gelen bozukluklar sebebiyle kazanın meydana geldiğini ispat dışında suçtan kurtulması mümkün olmadığı; kanun koyucunun 2918 SK.m. 48/6. fıkradaki düzenlemesinin, sanığın 50 ile 100 promil alkollü iken kaza yaparak en az maddi hasarlı kazaya sebep olmuş ise, kazanın alkolün etkisiyle geldiğini karine olarak kabul ettiği; aksi düşüncenin kabulü hâlinde kanun koyucunun 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK.m. 48. maddesinde yaptığı değişikliğin bir anlamı kalmayacağı zira bu maddede yapılan değişiklikten önce Yargıtay Özel Ceza Dairelerince TCK'nın 179/2-3. fıkralarındaki suçun oluşması için somut bir tehlikenin meydana gelerek, bu durumun tespiti ile ispat edilerek sübut bulması arandığından, bu maddedeki suçun soyut tehlike suçu olmadığı somut tehlike suçu olduğu belirtilerek uygulanmıştır. Bu çerçevede, sanığın sadece alkollü iken araç kullanırken yakalanması hâlinde veya aşırı hızla gitmesi, trafikte makas atarak, hatalı sollama yaparak gitmesi hâlinin bu maddedeki suçu oluşturmayacağı kabul edilmekte idi, mutlaka alkollü araç kullanmak suçunun oluşması için sanığın hem alkollü olması, hem de alkolün etkisinde iken alkol sebebiyle, kaza yapması, kazanın da alkol sebebiyle meydana geldiğinin tespiti ile ispatı aranmakta idi; kanun koyucu 24.05.2013-6487 S.K./19. madde ile değişik 2918 SK'nın 48. maddesinde yaptığı değişiklik sonrası, TCK'nın 179/3. maddesinin uygulamasını da değiştirerek, alkollü araç kullanmada, sanığın 50 ile 100 promil oranında alkollü iken kaza yapması hâlini, alkollü olarak kaza yapmasının karinesi, diğer bir ifade ile kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin ispatı olarak kabul ettiği düşünüldüğünden, Yargıtay 12. CD.'sinin, bozma kararının yerinde olmadığı," şeklindeki gerekçeyle önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.
Direnme kararına konu olan bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2016 tarihli ve 136597 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 604-925 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.05.2017 tarih ve 136-4101 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
26.09.2014 tarihli trafik tespit tutanağına göre; sanık …’nın 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı aracın sol arka yan kısmına çarptığı, ardından sağa doğru savrularak kavşağa doğru yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarptığı, sanığın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 94/A-k maddesinde yer alan “Sürücülerin bölünmüş yollarda karşı yöndeki trafik için ayrılan yol bölümüne girmeleri yasaktır.” kuralını ihlal ettiği, olay nedeni ile sanığın aracında bulunan mağdurlar … ve …’in yaralandığı,
Kaza anından dört saat sonra düzenlenen alkolmetre ölçüm sonucuna göre, sanığın 0,09 promil alkollü olduğunun tespit edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yanması nedeniyle durduğunu, yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek aracının sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle aynı aracın kendi bulunduğu şeritte arkasından gelen başka bir aracın da ön tamponuna çarparak durduğunu,
Mağdur …; olay tarihinde saat 21.30 sıralarında sevk ve idaresindeki araçla Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, Hacı Nazım Turgut İlkokulu önünde kırmızı ışık yandığı için yavaşladığı sırada yolun karşı şeridinden ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki aracın hızla kayarak orta refüje çıktığını ve orta refüjden bulunduğu şeride geçerek önündeki aracın sol arka tekerine sağ ön tamponuyla çarptığını, çarpmanın etkisiyle savrulan aracın kendi aracının ön tamponuna çarptığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanık ile evinde alkol aldıklarını, daha sonra sanığın kullandığı araçla dışarı çıktıklarını, arkadaşı mağdur …’i de aldıktan sonra seyir hâlindeyken Kenan Evren Bulvarından…Bulvarına girdiklerini, kendisinin sağ ön koltukta, mağdur …’in ise sağ arka koltukta oturduğunu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sağ taraftan bir araç geldiğini, sanığın hemen frene bastığını ancak direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, daha sonra da diğer şeritte bulunan araçla kafa kafaya çarpıştıklarını, kendisinin ve arkadaşı mağdur …’in yaralandığını,
Mağdur …; olay günü arkadaşı olan sanığın sevk ve idaresindeki araçta mağdur Armağan ile birlikte bulunduklarını, kendisinin sol arka koltukta mağdur Armağan’ın ise sağ ön koltukta oturduğu, Damar Arıkoğlu Bulvarına girdikten sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına gitmek için dönüş yaptıkları sırada sanığın direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüje çıktığını, kafasını çarptığı için sonra ne olduğunu hatırlamadığını, kaza nedeniyle kendisinin ve arkadaşı mağdur Armağan'ın yaralandığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık …; olay günü arkadaşları olan mağdurlar … ve Armağan ile birlikte bir miktar alkol aldığını, daha sonra birlikte kendisinin sevk ve idaresindeki araçla dışarı çıktıklarını, Kenan Evren Bulvarından Turgut Özal Bulvarına gitmek için…Bulvarına girdiğini, daha sonra ilk ışıklardan tekrar Kenan Evren Bulvarına dönüş yaptığı sırada sağ tarafından bir araç geldiğini gördüğünü, bu aracın kendi aracına çarpmaması için hızlanarak direksiyonu kırdığını ancak sonrasında direksiyon hâkimiyetini kaybederek refüje çıktığını, refüjden de diğer şeride geçip hareket hâlinde bulunan bir araca çarptığını, ardından bu aracın arkasından gelen araçla kafa kafaya çarpıştıklarını savunmuştur.
TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin suç tarihi (26.09.2014) itibarıyla yürürlükte bulunan ikinci ve üçüncü fıkraları;
“…
Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş olup 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle TCK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrasına “idare eden kişi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “üç aydan” ibaresi eklenerek madde son hâlini almıştır.
TCK’nın 179. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanma şartları ise madde gerekçesinde,; "Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının, kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Aracın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.
Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir." şeklinde açıklanmıştır.
TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun faili, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişidir. Suçun oluşması için tek başına alkol veya uyuşturucu madde etkisinde araç kullanmak yeterli olmayıp ayrıca kişinin alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyeceğinin, diğer bir deyişle güvenli araç kullanıp kullanamayacağının tespit edilmesi gerekmektedir (Ömer Metehan Aynural, Soyut Tehlike Bağlamında Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu (TCK 179/3), On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2018, s. 42-45).
TCK'nın 179 maddesinin üçüncü fıkrasında sözü edilen alkol, alkollü içki yapımında kullanılan alkol türü olan etanoldür (etil alkol). Promil ise, alınan alkolün 100 mililitre kandaki oranını miligram cinsinden gösteren ölçü birimidir. Alkolün ağırlığı, kanın ise hacmi dikkate alınarak kurulan orantı üzerinden kandaki alkolün promil cinsinden seviyesi belirlenir. Örneğin 0,40 promil, 100 mililitre kanda 40 miligram alkol bulunduğunu gösterir. Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca vücuda alınan etil alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığının tıbben bilindiği belirtilmektedir.
Bu aşamada 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin suç tarihinden önce yürürlükte bulunan hâli ile suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümlerinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
2918 sayılı Kanun'un suç tarihinden önce yürürlükte bulunan "Alkollü içki, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesi;
"Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin kara yolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılır. Tespit usulleri ve muayene şartları, Sağlık Bakanlığının görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir.
Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur.
Toplu taşım araçlarında sigara içilemez. Sigara içenler hakkında 4207 sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında 265 300 000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında 332 600 000 lira para cezası uygulanır ve bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygun görülenlere, geri alma süresi sonunda sürücü belgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usuller yönetmelikte gösterilir.
Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri alarak araç kullananlara, eylemi başka bir suç oluştursa bile ayrıca, altı ay hafif hapis cezası ile birlikte 532 600 000 lira hafif para cezası uygulanır ve sürücü belgeleri süresiz olarak geri alınır," şeklinde iken 11.06.2013 tarihli ve 28674 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un 48. maddesinin başlığı “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" olarak, metni de;
"Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır.
Kişinin yaralanmak veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.
Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.
Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında 877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle, üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.
Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarım tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.
Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.
Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.
Sürücü belgelerinin geçici geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.
Bu madde hükümlerine göre geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde alması nedeniyle sürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında sakınca bulunmadığına dair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu raporunun ibraz edilmesi şarttır.
Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.” şeklinde değiştirilmiş olup, maddenin altıncı fıkrasında, yapılan tespit sonucunda kandaki alkol miktarı 1,00 promilin üzerinde çıkan sürücüler hakkında TCK'nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanacağı, yedinci fıkrasında ise hususi otomobil sürücüleri bakımından 0,50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0,20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde, ayrıca TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2018 tarihli ve 708-608 sayılı kararında da açıklandığı üzere 11.06.2013 tarihinde ve sonrasındaki dönemde gerçekleşen eylemler yönünden maddenin altıncı fıkrası uyarınca 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında her hâlükârda, yedinci fıkrası uyarınca da 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücüleri ile 0,20 promilin üzerinde alkollü olan diğer araç sürücülerinin ise trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK’nın 179. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu oluşacaktır. 11.06.2013 tarihinden önceki dönemde gerçekleşen eylemlerde ise 0,30 promil ve altında alkollü olduğu tespit edilen sürücüler açısından aksi ispatlanmadığı sürece emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edecek durumda olduklarından suç oluşmayacak, 0,31-1,00 promil alkol tespit edilen kişilerin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyecek hâlde olup olmadıkları hususunun olaydan sonra en kısa sürede yapılacak ayrıntılı bir doktor muayenesiyle belirlenmesi gerekecek, bunun mümkün olmadığı hâllerde bu husus failin olay sırasındaki davranışları değerlendirilmek suretiyle belirlenebilecek, 1,01 promil ve üzerinde alkol tespit edilen kişilerin ise her koşulda emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde oldukları kabul edilecek ve bu kişiler açısından TCK’nın 179. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki suç oluşacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 26.09.2014 tarihinde saat 21.20 sıralarında sevk ve idaresindeki 01 … 05 plaka sayılı aracıyla Mahfesığmaz Mahallesinde bulunan…Bulvarından Kenan Evren Bulvarı yönüne doğru dönüş yaptığı sırada direksiyon hâkimiyetini kaybederek orta refüj üzerinden karşı yola geçip aracının sol ön kısmıyla karşı yolda kırmızı ışıkta duran mağdur …’ın sevk ve idaresindeki 01 … 74 plaka sayılı araca çarptığı, ardından sağa doğru savrulup kavşağa yaklaşan ve durmak üzere olan mağdur …’nin sevk ve idaresindeki 01 .. 171 plaka sayılı aracın ön sağ kısmına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olduğu anlaşılan olayda;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 0,50 promilin üzerinde alkollü olan otomobil sürücülerinin trafik kazasına sebebiyet vermeleri hâlinde TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alınması, kazadan dört saat sonra yapılan ölçüme göre 0,09 promil alkollü olan, ancak adli tıp uygulamalarına göre alkolün kandaki seviyesinin ortalama olarak saatte 0,15 promil azaldığı gözetildiğinde sanığın kaza anında 0,69 promil alkollü olduğu sonucuna ulaşılması ve güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş olduğunu gösterir şekilde mağdurlar… ve…’ın araçlarına çarpmak suretiyle maddi hasarlı trafik kazasına neden olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığa isnat edilen, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesi isabetli olduğundan uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçununun yasal unsurlarının oluşmadığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 31-105 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE,
12.11.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/971 Esas ve 2019/653 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, TCK m. 179/3 kapsamındaki suçun meydana gelebilmesi için yalnızca uyuşturucu madde kullanılmış olması yeterli görülmemekte; failin bu maddenin etkisiyle aracı emniyetli biçimde sevk ve idare edip edemeyeceğinin somut fiili ve tıbbi verilerle tespit edilmesi aranmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/5714 Esas ve 2016/12490 Karar sayılı ilamı da söz konusu suçun ancak kasıtla işlenebileceğini, salt madde kullanımının mahkûmiyete yetmeyeceğini, failin dikkat, algı, denge ve refleks gibi sürüş yeteneğini etkileyen parametrelerinin hekim muayenesiyle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/5714, K. 2016/12490Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2016/5714 E.  ,  2016/12490 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Uygulama : Beraat
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 1.00 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 1.00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; sanığın sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde bulunduğu sırada katılanın kullandığı araca çarparak araçta maddi hasar oluşumuna sebep verdiği, olay yerine gelen trafik ekiplerince ve 16/06/2013 tarihli doktor raporu ile de 1.30 promil alkollü olarak araç kullandığının tespit edildiği, alkollü olduğunu kabul eden sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

TCK m. 179/3 bünyesinde düzenlenen fiil bir somut tehlike suçu niteliği taşır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/7863 Esas ve 2016/13501 Karar sayılı ilamı uyarınca, uyuşturucu madde etkisiyle emniyetsiz araç kullanılması sırasında bir trafik kazası gerçekleşip bir kimse yaralandığında tehlike suçu zarar suçuna dönüşür; bu durumda fail hakkında ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmayıp yalnızca taksirle yaralama suçundan ceza verilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/7863, K. 2016/13501Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2016/7863 E.  ,  2016/13501 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 1-Taksirle yaralama suçu yönünden; TCK'nın 89/1, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden; TCK'nın 179/3-2, 62, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
133 promil alkollü vaziyette kaza yapan sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanmaması, temyiz edenin sıfatına göre bozma sebebi yapılmamıştır.
03.12.2013 günü saat 20.45 sıralarında katılan …'ın park halindeki aracı ile birden hareket ederek sola manevra ile U dönüşü yaptığı sırada, arkasından gelen ve direkt seyir halinde olan, aynı zamanda 133 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık sürücü … yönetimindeki aracın 20.8 metre fren tedbiri ve sola direksiyon tedbiri almasına rağmen aracı ile katılana ait aracın sol arka kapı tarafından çarpması sonucu katılan sürücü …'ın basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı kazada, kusur tespitinin mahkemenin yetkisi kapsamında olduğu, sanık …'in 133 promil alkollü vaziyette kazanın meydana geldiği kavşağa yaklaştığı sırada hızını azaltmayarak kazaya tali kusuru ile sebebiyet verdiği şeklindeki mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı dikkate alınarak, ek tebliğnamede 1 numaralı bozma öneren görüş ile sanığın sabıka kaydında aynı suçtan verilen ve 31.01.2013 tarihinde kesinleşen mahkumiyet kaydının bulunması sebebiyle 2 ve 3 numaralı bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden (2) olarak numaralandırılan hüküm fıkrasının hak yoksunluğuna ilişkin 3. bendinin hükümden çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
TCK'nın “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, ancak somut olayda bir kişinin yaralanması sebebiyle suçun zarar suçuna dönüştüğü, bu nedenle de sanığın sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
5237 sayılı TCK'nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet, vesayet ve kayyımlığa ait hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca sadece kendi alt soyu açısından koşullu salıverme süresine kadar uygulanabileceği, alt soy haricindeki kişiler yönünden ise, yoksunluğun, hapis cezasının infazına kadar devam edeceğinin gözetilmemesi ve sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, 20/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uyuşturucu Madde Suçları Yönünden Cezai Sorumluluk

Araç sevk eden kişinin üzerinde veya araçta uyuşturucu bulunması durumunda Türk Ceza Kanunu m. 191/1 çerçevesinde cezai sorumluluk gündeme gelir. Kişisel kullanım maksadıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde temin eden, kabul eden, bulunduran yahut doğrudan kullanan failler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Bu suç dolayısıyla başlatılan soruşturmalarda TCK m. 191/2 uyarınca Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki koşullar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir ve bu süreçte asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Şüpheli beş yıllık erteleme süresi boyunca yükümlülüklere uygun hareket eder ve yasakları ihlal etmezse TCK m. 191/7 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Erteleme süresi içinde yükümlülüklere uyulmaması veya yeniden madde kullanılması, satın alınması ya da bulundurulması durumunda ise TCK m. 191/4 uyarınca kamu davası açılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden
veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar
aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar
verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında
kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal
ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.
(Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de
bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında
şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet
savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha
uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi
hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.
Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp
kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma
sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine
uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul
etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya
uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu
veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve
ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci
fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci
fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen
yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,
hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve
ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanılmasını kolaylaştırma,
suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde
kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri
çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi
Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi
veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi
hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin;
okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve
sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı,
tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz
metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde
verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Etkin pişmanlık

Fiilin kişisel kullanım kapsamını aşarak ticari nitelik kazanması halinde yaptırımlar ağırlaşır. Ruhsatsız imal, ithal veya ihraç eylemleri TCK m. 188/1 gereğince yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ülke içinde satışı, satışa arzı, devri, nakli, sevki, depolanması veya ticari amaçla bulundurulması TCK m. 188/3 uyarınca on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak maksadıyla özel yer, donanım veya malzeme sağlanması ya da yakalanmanın zorlaştırılması ise TCK m. 190/1 kapsamında beş yıldan on yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 188Kaynağı aç
Madde 188- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya
ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla
kadar hapis ve ikibin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından
ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda
hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde
ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri
ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,
başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,
bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne
kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66
md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin
çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş
yıldan az olamaz.[79]
(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11
md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin
eroin, kokain, morfin, bazmorfin, sentetik kannabinoid ve
türevleri, sentetik katinon ve türevleri,
sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin
ve türevleri olması,[80]
b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane
gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler
ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle
belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma
açık yerlerde işlenmesi,
hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) (Değişik: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda
gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi
hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen
reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü
madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 29/6/2005
– 5377/22 md.) Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki
doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve
ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden,
imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden
kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.[81][82]
(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner,
sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık
hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından
işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 190Kaynağı aç
Madde 190- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını
kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlayan,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler alan,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi veren,
Kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.[84]
(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendiren veya bu
nitelikte yayın yapan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve bin günden
onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.84 [85]
(3) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager,
veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı,
sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi
tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.85
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek
veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak[86]
Uyuşturucu alarak araç sürmek hapis cezası doğurur mu?

Uyuşturucu madde almış olmak idari yaptırımları gerektirmekle birlikte, Türk Ceza Kanunu m. 179/3 kapsamında hapis cezası verilebilmesi için kişinin bu etkinin altında aracı emniyetli şekilde sevk ve idare edemeyecek durumda olduğunun tıbbi ve fiili verilerle kanıtlanması gerekir.

Uyuşturucu tespit cihazına izin verilmezse ne olur?

Karayolları Trafik Kanunu m. 48/9 uyarınca kolluk görevlilerince yapılacak teknik ölçüme izin vermeyen sürücülere idari para cezası tatbik edilir ve sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır; kazaya karışılması halinde ise sağlık kuruluşunda zorunlu tahlil yapılır.

Uyuşturucuyla araç kullanma cezasına ne kadar sürede itiraz edilir?

5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 27/1 uyarınca trafik idari yaptırım kararına karşı tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren on beş gün içinde yetkili sulh ceza hakimliğine itiraz başvurusunda bulunulması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu