Toplu Soruşturmalarda Delillerin İncelenmesi ve Vasıflandırma
Birden fazla kişinin dahil olduğu toplu soruşturmalarda telefon kayıtları, ele geçirilen madde miktarı ve olaya özgü somut olgular ayrıştırılmadığı takdirde, yalnızca madde kullanıcısı olan şüpheliler uyuşturucu ticareti veya satıcılık şüphesiyle karşılaşabilir. Müdafi; telefon kayıtlarını, ifadeleri, ele geçen miktarı ve diğer somut delilleri inceleyerek delillerin ayrıştırılmasına ve kişinin yanlış bir kategoriye sokulmasının engellenmesine yönelik savunma sunar.
Adli Arama İşlemleri ve Kanuna Aykırı Deliller
Savcı veya hâkim kararı olmaksızın gecikmesinde sakınca bulunan hâl iddiasıyla gerçekleştirilen adli aramalarda kollukça somut gerekçe gösterilmesi zorunludur; soyut şüphe beyanları hukuka uygun kabul edilmez.
Ceza muhakemesinde arama kural olarak hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle gerçekleştirilir; savcının telefonla ilettiği sözlü talimat yazılı emir niteliğinde kabul edilmez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2024/6219 Esas ve 2025/3732 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119 kapsamında hâkim kararı ya da yazılı arama emri bulunmaksızın araç ve konutta yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu ve usulsüz arama sonucu ele geçen materyallerin yasak delil niteliği taşıması sebebiyle mahkûmiyete esas alınamayacağı ifade edilmiştir.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/6219, K. 2025/3732Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/1089 E., 2024/2074 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2016/621 Esas, 2024/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 24.08.2016 suç tarihli eylemi nedeniyle, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 3/5, 3/23. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 50.000,00 TL adlî para cezası ile mahkûmiyetine, kaçak eşyanın müsaderesine, adlî emanette bulunan 5900 USD'nin iadesine, suçta kullanılan …ve…plakalı araçların iadesine
karar verilmiştir.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 07.06.2024 tarihli ve 2024/1089 Esas, 2024/2074 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmasız olarak yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e bendi gereğince sanığın beraatine, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Temyiz İstemi
Olayda suçüstü halinin bulunması nedeniyle arama işleminin hukuka uygun olduğuna, suçta kullanılan nakil araçlarının ve suçtan elde edilen 5900 USD'nin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesi kararında suçta kullanılan nakil araçları ile adlî emanette bulunan para ile ilgili hüküm bulunmadığından katılan vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır.
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, olay günü yapılan bir ihbarla …Sokak No: 2 sayılı adreste bulunan …otoparkına kaçak sigara sevkiyatı yapılacağı, bu sevkiyatı yapan kişinin işlerini ikamet ettiği …Mahallesi …Bulvarı No: 16412 sayılı adresten yürüttüğünün bildirilmesi üzerine, kolluk güçlerince söz konusu otoparkta beklenmeye başlandığı, bir süre sonra…plakalı aracın otoparka giriş yaparak otoparkta beklemekte olan …plakalı aracın yanına geldikten sonra,…plakalı araçtan kolilerin indirilerek… plakalı diğer araca yüklediğinin görülmesi üzerine kolluk görevlilerince olaya müdahale edilerek sanığa kolilerin içerisinde ne olduğunun sorulduğu, sanığın koliler içerisinde telefon ve elektronik sigara olduğunu beyan etmesi üzerine sanığın rızasıyla açılan kolilerde suça konu kaçak eşyaların ele geçirildiği, kolilerde bulunan eşyalar görülüp kontrol edildikten sonra kolluk güçlerince Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği, her ne kadar Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında arama kararı alınarak sanığın ikâmetinde ve araçlarda arama yapıldığı belirtilmiş ise de, dosyada Cumhuriyet savcısından alınan yazılı bir arama izninin bulunmadığı, Cumhuriyet savcısı tarafından telefonla verilen sözlü arama emrinin de Kanun'da öngörülen yazılı arama emri niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, suçta kullanılan araçlarda ve sanığın ikâmetinde, 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesi gereğince alınmış hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan durum nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş yazılı arama emri olmaksızın yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38/2. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a bendi ve 217/2. fıkrası, 230/1. fıkrası gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet
hükmü kurulamayacağı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206/2-a uyarınca, kanuna aykırı olarak elde edilmiş olan bir delilin duruşmada ortaya konulması istemi mahkemece reddolunur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 206Kaynağı aç
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi
Etkin Pişmanlık ve Tedavi İstemi Hükümleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192/2 gereğince; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden ya da bulunduran fail, resmi makamlarca durum haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine bildirerek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 192Kaynağı aç
suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan
önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı
veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç
ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele
geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı
madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından
haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini
merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı
maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana
çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım
eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden
yarısına kadarı indirilir.
(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için
uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan
dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına
başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle:
24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu
görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler
uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.[87]
Zehirli madde imal ve ticareti
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2023/22156 Esas ve 2025/5769 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, başka bir suç soruşturması sırasında resmi makamlar tarafından henüz haber alınmadan önce kendi ikrarıyla uyuşturucu madde kullandığını belirten ve bu beyanı tahlille doğrulanan sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 192 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezaya hükmolunamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/22156, K. 2025/5769Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/212 E., 2021/1514 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İslahiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 26.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/13100 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115424 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115424 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ile,
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme ile,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan "…kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; … kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar karşısında;
Sanık hakkında evvelce 12/06/2018 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan açılan davada, Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/04/2019 tarihli ve 2018/498 esas, 2019/178 sayılı karar ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğundan bahisle mahkûmiyetine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddeleri gereğince zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı Kanun'un 231/8. maddesi gereğince 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına karar verildiği, söz konusu kararın itiraz edilmeden 13/04/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; incelemeye konu işbu dosyadaki aynı nitelikteki suçun ise, sanık hakkında zorunlu olarak verilen 05/04/2019 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde 07/07/2020 tarihinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle, açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 07.07.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2021 tarihli ve 2021/409 Soruşturma, 2021/180 Esas, 2021/150 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
B. İslahiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.12.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/1514 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, hırsızlık soruşturması kapsamında alınan savunmasında uyuşturucu madde kullandığını beyan etmesi üzerine sanıktan alınan örneklere ilişkin tahlil sonucunda sanığın idrarında uyuşturucu madde bulunduğu anlaşılan somut olayda, başka suç soruşturması sırasında resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce uyuşturucu madde kullandığını belirterek ikrarı ile kendi suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 192/2. maddesi hükmü uyarınca cezaya hükmolunamayacağının gözetilmemesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İslahiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2021 tarihli ve 2021/212 Esas, 2021/1514 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "Sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 192/2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 223/4. fıkrasının (a) bendi uyarınca etkin pişmanlık nedeniyle CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2025 tarihinde karar verildi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192/3 uyarınca; uyuşturucu suçunun yetkili mercilerce öğrenilmesinin ardından, kişinin kendi rızasıyla olayın aydınlatılmasına ve faillerin veya diğer iştirakçilerin yakalanmasına katkı sağlaması durumunda ceza indirimi gündeme gelir. Kanun, cezada dörtte birden yarıya kadar indirim yapılabilmesi için her iki yardım koşulunun birlikte gerçekleşmesini şart koşmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192/4 hükmüne göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için satın alma, kabul etme veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu düzenleme, 192/2. fıkrada aranan bildirim ve kolaylaştırma şartlarından ayrı bir hukuki hâldir.
Soruşturma Evresinde Dosyanın İncelenmesi ve Mesleki Destek
Soruşturma evresinde müdafiin dosyadaki delilleri görme ve inceleme hakkı bulunmaktadır. Müdafi bu hakkı kullanamadığında müvekkilini etkin şekilde savunamaz; delillerin incelemeye kapatılması savunmanın eksik ve hazırlıksız kalmasına yol açar.
Ceza soruşturmalarında ve kolluk işlemlerinde avukatların karşılaşabileceği mesleki engellemelere ve hak ihlallerine karşı Çanakkale Barosu Avukat Hakları Merkezi 7 gün 24 saat esasıyla müdahale desteği sağlamaktadır.
Savcının sözlü talimatıyla arama yapılabilir mi?
Cumhuriyet savcısının telefonla verdiği sözlü talimat kanunda öngörülen yazılı arama emri yerine geçmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119 uyarınca hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emri bulunmaksızın gerçekleştirilen aramalarda ele geçen bulguların yasak delil niteliğinde olduğu ve mahkûmiyete esas alınamayacağı kabul edilmektedir.
Uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümleri nasıl uygulanır?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 192/2 kapsamında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden ya da bulunduran fail, resmi makamlarca durum haber alınmadan önce temin yerini, zamanını ve şahsı bildirip yakalanmalarını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz. Suç resmi makamlarca haber alındıktan sonra ise failin suçun ortaya çıkmasına ve ortakların yakalanmasına gönüllü olarak birlikte yardım etmesi durumunda TCK m. 192/3 uyarınca cezada indirim uygulanır.
Soruşturma açılmadan önce tedavi olmak isteyen kullanıcı ceza alır mı?
Kullanmak için uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurma isnadıyla hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara ya da sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi ettirilmesini isteyen kişi hakkında TCK m. 192/4 uyarınca cezaya hükmolunmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

