Usta Öğreticilerin Tazminat Hakları ve Alacak Davaları

by Avukat Erdal Ersoy
Usta Öğreticilerin Tazminat Hakları ve Alacak Davaları

Ek ders veya ders saati ücreti karşılığında çalışan usta öğreticilerin kıdem tazminatı, hafta tatili, genel tatil ve ilave tediye gibi işçilik alacakları, çalışma düzenlerinin değişken ücret esasına dayanması sebebiyle özel hesaplama yöntemlerine tabidir. Aylık maktu bir ücret yerine fiilen girilen ders saatine göre gelir elde eden usta öğreticilerin feshe ve çalışmaya bağlı alacaklarının tespitinde, çalışma karşılığı ödenen ücret unsurları ile görevlendirme biçimleri belirleyici olmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/6483, K. 2021/6676Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2020/6483 E.  ,  2021/6676 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : … 7. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : … 40. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23/03/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 01.10.2009-10.07.2015 tarihleri arası … Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kadın ve Aile Şube Müdürlüğü bünyesinde Kültürel ve Sosyal faaliyetlere yönelik açılan kurslarda rehber ve usta öğretici olarak istihdam edilmek üzere her yılın 01 Kasım tarihinden, izleyen yılın Ekim ayının son gününde sona eren “taahhütname” başlıklı evraklara imzası alınarak bir ders saatine bağlı olmadan … Parkı içindeki Kent orkestrasında tam zamanlı … Orkestrası bünyesinde Klarnet Sanatçısı olarak çalıştırıldığını, çalışmasının haftanın 6 günü 09.30-16.00 saatleri arasında olduğunu, işverenin eşit değerdeki işlerde çalışanlar arasında yapılan iş, uzmanlık, öğrenim, kıdem gibi objektif nedenler ve çalışkanlık, yetenek, performans, tecrübe gibi farklı koşular uygulanmasını gerektiren durumlar dışında tamamen keyfi ya da kötü niyetli biçimde yönetim hakkının kullanılması suretiyle ayrımcılık yaptığını beyanla kıdem tazminatı, ayrımcılık tazminatı, eksik ödenen ücret, ilave tediye ile yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, mahkemenin görevli olmadığını ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının Belediye bünyesinde usta öğretici olarak çalıştırıldığını, usta öğreticilerin ücretlerin 657 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesine göre hesaplanarak ödendiğini, usta öğretici olarak çalışanların sosyal haklarının 4857 sayılı Kanun’a göre ödeneceği hususunda herhangi bir düzenleme yapılmadığını, davacının işten ayrılırken herhangi bir ihbarda bulunmadığını, eşit davranma yükümlülüğüne aykırı bir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355’inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esas yönünden reddine karar verilmiştir Temyiz: Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ücret miktarı ve buna bağlı olarak yapılan hesaplamalar noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacının aylık maktu ücretle değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 176’ncı maddesine göre, ders saati ücreti ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Dairemizce, usta öğreticiler bakımından uygulanan kriterlere göre; öncelikle davacının bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ayda fiilen çalıştığı toplam gün sayısına bölünerek, günlük ortalama çalışma saat süresi bulunmalıdır. Bulunan günlük ortalama çalışma saat süresinin, ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde ulaşılan miktar nazara alınarak, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri hesaplanmalıdır. Bu hesaplama, her ay için ayrı ayrı yapılmalıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan bir usta öğreticinin, o ay için aylık fiilen çalıştığı gün sayısının yirmi gün olduğu ve ders saati ücretinin ise 10,00 TL olduğu kabul edilirse; bu ayda çalışılan toplam ders saatinin (140 saat), fiilen çalıştığı toplam gün sayısına (20 gün) bölünmesi neticesinde, günlük ortalama çalışma saat süresinin yedi saat olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Söz konusu günlük ortalama çalışma saat süresinin (7 saat), ders saati ücreti (10,00 TL) ile çarpımı neticesinde ulaşılan, 70,00 TL miktarı, çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatili ücretidir. Taraflar arasında, akti tatile ilişkin bir anlaşma olmadığından, usta öğretici olan davacının, 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre, çalışma karşılığı olmadan ücreti ödenmesi gerekli hafta tatili gününün, haftada sadece bir gün olduğu kabul edilmelidir. Aylık ücret miktarının belirlenmesine gelince; usta öğreticiye ilgili ay için, o ayda fiilen çalıştığı ders saati ile ders saat ücretinin çarpımı neticesinde bulunacak tutara, o ayda çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarı eklenmeli ve ulaşılan sonuç aylık ücret miktarı olarak esas alınmalıdır. Örneğin, ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan ve ders saati ücreti 10,00 TL olan bir usta öğreticinin, fiili çalışması karşılığı hak kazandığı tutar, 140 X 10,00 TL =1.400,00 TL'dir. Yukarıdaki paragraftaki hesaplamaya göre, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili gününün ücretinin 70,00 TL olduğu ve ilgili ay için çalışma karşılığı olmadan toplam dört günlük hafta tatili ücretinin bulunduğu kabul edilirse, bu ay için ödenmesi gerekecek toplam çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günü ücreti 70,00 TL X 4 = 280,00 TL olacaktır. 1.400,00 TL ile 280,00 TL'nin toplamı neticesinde ulaşılan 1.680,00 TL miktarı, aylık ücret miktarı olarak tespit edilmelidir. Diğer taraftan, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı hakların son ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kuraldır. Ancak, eldeki uyuşmazlıkta, davacının aylık maktu ücretle değil, ders saati ücreti ile çalıştığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla, yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine göre davacının aylık ücretinin aydan aya değişebilmesi durumu söz konusudur. Bu halde, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı haklarda, son bir yıllık aylık ücret ortalamasının esas alınması gereklidir. Ayrıca, ilave tediye alacağının hesaplanmasında, yukarıda açıklanan çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günü için belirlenen günlük ücret hesap yöntemi esas alınarak, Bakanlar Kurulunca tespit edilen ilave tediye ödeme tarihindeki işçinin bir günlük ücreti dikkate alınmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda günlük ücret ile aylık ücrete dair kabuller ve dolayısıyla alacaklara yönelik hesaplamalar yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara uygun değildir. Anılan sebeple, yapılacak hesaplamalarda ilke kararında açıklanan esaslar doğrultusunda ücretin belirlenmesi ile dava konusu tüm alacakların yeniden değerlendirilmesi gereklidir. 3-Taraflar arasındaki çözümlenmesi gereken bir diğer uyuşmazlık davacının yıllık ücretli izin hakkının belirlenmesi noktasındadır. Mahkemece davacının davalı işyerinde 5 yıl 9 ay süre ile çalıştığı 170 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı ve 150 gün yıllık ücretli izin kullandığı, kalan 20 gün izninin kullandırıldığı ya da fesihten sonra ücretinin ödendiği davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesi ile yıllık ücretli izin alacağına hükmedilmiş ise de davacının çalışma süresi ve kullandığı yıllık ücretli izinler gözetilmeksizin yıllık izin süresinin ne şekilde hesaplandığı belli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2733, K. 2022/3383Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2022/2733 E.  ,  2022/3383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : AKÇAABAT 1. ASLİYE (İŞ) HUKUK MAH. 2021/46 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi asıl ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili asıl davada, davacının davalı Bakanlık bünyesindeki Akçaabat Halk Eğitim Merkezinde 1988-2011 yılları arasında mevsimlik işçi statüsünde usta öğretici olarak çalıştığını, tatil dönemlerinde sigorta ödemesi yapılmadığından davacının dışarıdan da sigorta primi ödeyerek emekli olduğunu, davalı tarafça fiilen çalışılan günler için kıdem tazminatının ödenmediğini, ileri sürerek kıdem tazminatının tahsilini istemiştir. 26/01/2021 tarihli birleşen davada ise asıl davadaki talep tekrarlanmıştır. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili yargılama sırasındaki beyanlarında, davacının ek ders ücreti karşılığında görevlendirilen usta öğretici olarak görev yaptığını, davalı Bakanlık ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını bu nedenle Mahkemenin görevsiz olup idari yargının görevli olduğunu, davacının kıdem tazminatı hakkı da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, birleşen davaya karşı zamanaşımı def’ini de öne sürmüştür. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve davalı temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 2017/29512 esas, 2020/6592 karar ve 11/06/2020 tarihli ilamı ile karar düzeltilerek (vekalet ücretine ilişkin düzeltme yapılarak) onanmıştır. Öte yandan davacı tarafın Trabzon İdare Mahkemesinde aynı istemle açtığı davada ise İdare Mahkemesince, taraflar arasında iş ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 2016/282-316 E. K. 09.06.2016 tarihli ilamı ile davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla)’nin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı üzerine yargılamaya devam edilmiş ve toplanan deliller ile bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı işçisi olarak 10.10.1988-31.10.2010 tarihleri arasında usta öğretici olarak aralıklı şekilde çalıştığı, sözleşmenin davalı tarafça kurs süresi bitimi sonlandırıldığı, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise, davacının asıl davada kabul edilen miktar dışında kıdem tazminatı bulunmadığı gibi zamanaşımı def’i nedeniyle de davanın reddi gerektiği, gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında kıdem tazminatı hesabında esas alınacak ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosya içinde ücretlere yönelik belge sunulmadığı gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarındaki son ücret miktarı dikkate alınmıştır. Dosyadaki bilgi belgeler ile özellikle Akçaabat Kaymakamlığı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce gönderilen 09.11.2015 tarihli yazı cevabından davacının, aylık maktu ücretle değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesine istinaden görevlendirildiği kurs görevleri için ek ders ücreti karşılığı çalıştığı ve aylık ücretin değişken olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, kıdem tazminatı hesabına esas ücret belirlenirken dosyada mevcut Akçaabat Kaymakamlığı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce gönderilen 09.11.2015 tarihli yazı cevabında gösterilen ödemeler dikkate alınarak son bir yıllık aylık ücret ortalaması tespit edilerek sonuca gidilmelidir. Kabule göre ise, hüküm altına alınn 6.563,84 TL kıdem tazminatı miktarı brüt tutar olmasına rağmen Mahkemece kararın hüküm kısmında “net” olduğunun belirtilmesi hatalıdır. Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, 14/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargı Yolu ve Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

Halk Eğitim Merkezlerinde ek ders ücreti karşılığı çalışan usta öğreticilerin kıdem tazminatı ve diğer işçilik haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargı kolundaki iş mahkemeleri görev yapmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesinin ilk fıkrasına göre dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde veya işin ya da işlemin icra edildiği yerdeki iş mahkemesinde açılabilir. Davalı sayısının birden çok olması durumunda aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalılardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi de davaya bakmaya yetkilidir. 7036 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrası gereğince bu kanuni yetki esaslarını bertaraf eden yetki sözleşmeleri hukuken geçersizdir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. (2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. Yargılama usulü ve kanun yolları

Kıdem Tazminatına Esas Ücretin Tespiti

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 89. maddesi kapsamında açılan kurs görevlerinde ek ders ücreti karşılığı çalışan ve aylık geliri aydan aya değişkenlik gösteren usta öğreticilerin kıdem tazminatına esas ücreti, sabit bir maktu ücret veya son prim kaydı üzerinden belirlenemez. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/2733 Esas ve 2022/3383 Karar sayılı ilamına göre, bu nitelikteki uyuşmazlıklarda kuruma ait fiili ödeme kayıtları dikkate alınarak usta öğreticinin son bir yıllık aylık ücret ortalaması tespit edilmelidir.

Kıdem tazminatına ilişkin alacak hükmü kurulurken tazminat miktarı brüt tutar üzerinden değerlendirilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/2733 Esas ve 2022/3383 Karar sayılı kararında, brüt olarak hesaplanmış bulunan kıdem tazminatı tutarının yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasında net olarak nitelendirilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Hafta Tatili ile Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücretleri

Ders saati ücreti ile çalışan usta öğreticilerin çalışma karşılığı olmayan tatil günleri ücretlerinin tespiti özel bir hesaba dayanır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2016/8194 Esas ve 2019/8782 Karar sayılı ilamı uyarınca; usta öğreticinin bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ay fiilen çalışılan gün sayısına bölünerek günlük ortalama çalışma saat süresi bulunur. Elde edilen bu günlük ortalama sürenin ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri belirlenir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/8194, K. 2019/8782Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/8194 E.  ,  2019/8782 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmesi ve davalı vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat …geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin eksik ödenen ücret ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının aylık maktu ücretle değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 176. maddesi ve dosya içeriğinde yer alan taahhütnamelere göre, ders saati ücreti ile çalıştığı anlaşılmaktadır.Dairemizce, usta öğreticiler bakımından uygulanan kriterlere göre; öncelikle davacının bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ayda fiilen çalıştığı toplam gün sayısına bölünerek, günlük ortalama çalışma saat süresi bulunmalıdır. Bulunan günlük ortalama çalışma saat süresinin, ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde ulaşılan miktar nazara alınarak, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri hesaplanmalıdır. Bu hesaplama, her ay için ayrı ayrı yapılmalıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan bir usta öğreticinin, o ay için aylık fiilen çalıştığı gün sayısının yirmi gün olduğu ve ders saati ücretinin ise 10,00 TL olduğu kabul edilirse; bu ayda çalışılan toplam ders saatinin (140 saat), fiilen çalıştığı toplam gün sayısına (20 gün) bölünmesi neticesinde, günlük ortalama çalışma saat süresinin yedi saat olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Söz konusu günlük ortalama çalışma saat süresinin (7 saat), ders saati ücreti (10,00 TL) ile çarpımı neticesinde ulaşılan, 70,00 TL miktarı, çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatili ücretidir. Taraflar arasında, akti tatile ilişkin bir anlaşma olmadığından, usta öğretici olan işçinin, 4857 sayılı Kanun hükümlerine göre, çalışma karşılığı olmadan ücreti ödenmesi gerekli hafta tatili gününün, haftada sadece bir gün olduğu kabul edilmelidir.Aylık ücret miktarının belirlenmesine gelince; usta öğreticiye ilgili ay için, o ayda fiilen çalıştığı ders saati ile ders saat ücretinin çarpımı neticesinde bulunacak tutara, o ayda çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarı eklenmeli ve ulaşılan sonuç aylık ücret miktarı olarak esas alınmalıdır. Örneğin, ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan ve ders saati ücreti 10,00 TL olan bir usta öğreticinin, fiili çalışması karşılığı hak kazandığı tutar, 140 X 10,00 TL =1.400,00 TL'dir. Yukarıdaki paragraftaki hesaplamaya göre, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili gününün ücretinin 70,00 TL olduğu ve ilgili ay için çalışma karşılığı olmadan toplam dört günlük hafta tatili ücretinin bulunduğu kabul edilirse, bu ay için ödenmesi gerekecek toplam çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günü ücreti 70,00 TL X 4 = 280,00 TL olacaktır. 1.400,00 TL ile 280,00 TL'nin toplamı neticesinde ulaşılan 1.680,00 TL miktarı, aylık ücret miktarı olarak tespit edilmelidir.Ayrıca, ilave tediye alacağının hesaplanmasında, yukarıda açıklanan çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günü için belirlenen günlük ücret hesap yöntemi esas alınarak, Bakanlar Kurulunca tespit edilen ilave tediye ödeme tarihindeki işçinin bir günlük ücreti dikkate alınmalıdır.Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda hesaplamalarda esas alınan ücret miktarı, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara uygun değildir. Anılan sebeple, ilke kararında açıklanan esaslar doğrultusunda ücretin belirlenmesi ile dava konusu tüm alacakların yeniden değerlendirilmesi gereklidir. 3-Davalı vekili, 24/12/2015 havale tarihli dilekçesinin son sayfasında, ıslaha karşı zamanaşımı savunmasını ileri sürmüştür. Mahkemece, süresinde ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesi hatalıdır. 4-Mahkemece, hüküm sonucunda temerrüt tarihinin 28/02/2015 olduğu esas alınmıştır. Ne var ki, davacı vekili 15/12/2015 havale tarihli dilekçesinde, temerrüt tarihini 02/03/2015 göstererek talepte bulunmuştur. Bu halde, temerrüt tarihinin belirlenmesinde talebin aşılması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine aykırıdır. Diğer taraftan, temerrüt ihtarnamesinde açık miktar belirtilmesine göre, temerrüt, ihtarnamede yazılı miktar ile sınırlı gerçekleşmiş olup, ilave tediye alacağı bakımından temerrüde düşürülen miktarın belirlenmesinde bu yöne dikkat edilmemesi hatalıdır. Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taraflar arasında akti tatile ilişkin bağlayıcı bir anlaşma bulunmadığı takdirde, 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca usta öğreticinin çalışma karşılığı olmadan ücreti ödenmesi gereken hafta tatili haftada bir gün olarak kabul edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/6483 Esas ve 2021/6676 Karar sayılı kararına göre usta öğreticinin aylık ücreti; ilgili ayda fiilen çalışılan ders saati karşılığı ücrete, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarının eklenmesiyle teşekkül eder. Belediyeler bünyesinde ders saati ücretiyle yürütülen çalışmalarda ise ders saati ücretinin 657 sayılı Kanun'un 176. maddesi uyarınca belirlendiği haller de bulunmaktadır.

Yıllık İzin Hakkı ve Hesaplama İlkeleri

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/29776 Esas ve 2020/14627 Karar sayılı ilamına göre, usta öğreticilerin eğitim ve öğretim dönemine bağlı çalışmaları mevsimlik iş niteliğinde olmayıp aralıklı çalışma olarak değerlendirilir ve çalışılan süreler toplanarak yıllık izin hakkı belirlenir. 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde aralıklı çalışan ve aylık ücreti aydan aya değişkenlik gösteren usta öğreticilerde, feshe bağlı alacaklardan olan yıllık izin ücreti hesabında da son bir yıllık aylık ücret ortalaması esas alınır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/29776, K. 2020/14627Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/29776 E.  ,  2020/14627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının asıl işveren olan davalı …’na bağlı Komek'e ait iş yerinde 26.02.2008 tarihinde usta öğretici bilgisayar öğretmeni olarak işe başladığını, aynı iş yerinde çalışmasına rağmen ihale alan şirketlerin değiştiğini, mecburi askerlik hizmeti yapmak için 15.02.2011 tarihinde işten ayrıldığını, Temmuz ve Ağustos aylarında eğitime ara verilmesi nedeniyle iki ay işe gelmeyin denildiğini, iki ay ücretsiz izin kullandırılarak bu ayların ücretlerinin ödenmediğini ve sigorta primlerinin yatırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının 2008 yılında yüklenici şirkette çalışmaya başladığını, davacının 15.02.2011 tarihinde istifa ettiğini, sözleşmenin en fazla 11 ay üzerinden yapıldığını, Belediyenin ihale makamı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, davacının askere gideceği için iş akdini feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, her yıl eğitim ve öğretim yılının başladığı Eylül ayı ile en geç Temmuz ayı arasında çalışma yapıp bir sonraki Eylül ayında yeniden çalışmaya başladığı ve okulların kapandığı Şubat tatillerinde de davacının çalıştığı kurslarda eğitime ara verildiği, bu durumda davacının yıl içerisindeki çalışma süreleri dikkate alındığında ve Yargıtay içtihatları da göz önünde bulundurulduğunda (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Başkanlığının 13/04/2015 günlü 2014/15897 esas 2015/6846 karar sayılı ilamı) davacının yıllık izin ücret alacağına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Gerekçe: Davalı temyizi yönünden: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre ve gerekçeli temyiz dilekçesinin süresinde verilmediği dikkate alınarak, gerekçesiz temyiz dilekçesi çerçevesinde kanunun açık hükmüne ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususları ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin REDDİNE, Davacı temyizi yönünden: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekili, davacının 27.12.2008-15.02.2011 tarihleri arasında davalı …’ye ait işyerinde yüklenici şirketler nezdinde usta öğretici olarak çalıştığını, Temmuz ve Ağustos aylarında Milli Eğitime paralel olarak eğitime ara verildiğini, iki ay ücretsiz izin verilerek bu aylara ilişkin ücretlerinin ödenmediğini ve sigorta primlerinin yatırılmadığı ileri sürerek, yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının her yıl eğitim ve öğretim yılının başladığı Eylül ayı ile en geç Temmuz ayı arasında çalıştığı, bir sonraki Eylül ayında yeniden çalışmaya başladığı ve okulların kapandığı Şubat tatillerinde de kurslarda eğitime ara verildiği, bu durumda davacının yıl içerisindeki çalışma süreleri dikkate alındığında ve Yargıtay içtihatları da göz önünde bulundurulduğunda (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Başkanlığının 13/04/2015 günlü 2014/15897 esas 2015/6846 karar sayılı ilamı) davacının yıllık izin ücret alacağına hak kazanmadığına karar verilmiştir. Dosyadaki delil durumuna göre, davacının çalışması mevsimlik değil aralıklı çalışmadır. Mahmemenin davacının Eylül ayından Temmuz ayına kadar çalıştığı, Temmuz ve Ağustos aylarında çalışmadığı, Şubat tatillerinde kurslarda eğitime ara verildiği, ücretsiz izinli olduğu dönemin yıllık ücretli izni olarak kullandığı gerekçesi yerinde değildir. Çalışma süreleri toplanıp hak ettiği yıllık izin süresi belirlenerek talebin kabulü gerekir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 04.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/18252, K. 2023/1695Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2022/18252 E.  ,  2023/1695 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :… Mahkemesi SAYISI : 2021/746 E., 2022/549 K. DAVA TARİHİ : 02.10.2014 KARAR : Davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri Taraflar arasında görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin … sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, ilave tediye ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait işyerinde usta öğretici olarak çalışmış olan davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin … sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, davacının ücretlerinin eksiksiz ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08…..2016 tarihli ve 2016/411 Esas, 2016/201 Karar sayılı kararı ile davacının davalıya ait işyerinde usta öğretici sıfatı ile kesintili olarak toplam 15 yıl çalıştığı, Belediye bünyesinde çalıştığından ilave tediye alacağına hak kazandığı, dosya kapsamına göre aylık maktu ücretle değil de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 176. maddesi ve dosya kapsamındaki taahhütlere göre ders saati ücreti ile görev yaptığı, hafta tatilleri ile … bayram ve genel tatil günlerinde davacıya ücret ödemesu yapılmadığı, aralıklı çalışmalarda fiilen çalışılan süreler toplanarak hak edilen yıllık izin alacağının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2016/30187 Esas, 2020/3658 Karar sayılı ilâmı ile özetle davacının çalışma süresi de göz önüne alındığında 223 güne tekabül eden izin hakkının bu süre boyunca kullanılmamış olması hayatın olağan akışına uygun bulunmadığından hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asılın çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık izin kullandığı konusunda beyanının alınması gerektiği, bundan sonra oluşacak sonuca ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 15…..2021 tarihli ve 2020/243 Esas, 2021/363 Karar sayılı kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda davacı asılın beyanı alındıktan sonra yılda iki ay izin kullandığına yönelik beyanına göre izin ücreti alacağı bulunmadığı sonucuna varılarak yıllık izin ücreti alacağı talebinin reddine, diğer alacaklar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 tarihli ve 2021/9460 Esas, 2021/13454 Karar sayılı ilâmı ile; davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacının bozma sonrasında alınan beyanında; yazın kursun kapandığını, temmuz ve ağustos aylarında tatil olduğunu, eylül ayında tekrar başladıklarını, yaz dönemi haricinde yıllık izin kullanmadıklarını, öyle bir hakları olmadığını ifade ettiği gerekçesiyle yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verildiği ancak davacının davalı tarafından düzenlenen kursta usta öğretici olarak çalıştığı, yapılan işin niteliği ve tatil dönemlerinde ücret ödemesi yapılmadığına dair davacı savunması dikkate alındığında anılan dönemlerde ücretin ödenip ödenmediği araştırılmaksızın talebin reddinin hatalı olduğu, tatil dönemlerinde ücretin ödenmediğinin anlaşılması hâlinde izinli olunan sürenin yıllık izinden sayılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sırasında davacının çalışmadığı yaz dönemlerinde ücret ödenip ödenmediği araştırılarak hak kazandığı 260 gün izin hakkından kullanılan 37 günün mahsubu ile bakiye 223 gün için işveren tarafından yıllık ücretli izinlerin kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; kıdem tazminatına esas son ücretin hatalı belirlendiğini, ilave tediye alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını belirterek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; kıdem tazminatının hatalı hesaplandığını, yıllık izin ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, ilave tediye alacağı talebinin yerinde olmadığını, ücret alacağının hatalı hesaplandığını belirterek Mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; yıllık izin ücreti alacağının hesaplanmasına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4857 sayılı … Kanunu’nun 53 ve 59 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yıllık ücretli izin alacağına hükmedilirken çalışanın fiili hizmet süresi ile fiilen kullandığı izinler titizlikle incelenmelidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/6483 Esas ve 2021/6676 Karar sayılı kararı doğrultusunda, çalışma süresi ve kullanılan izinler gözetilmeksizin denetime elverişli olmayan hesaplamalara dayanılarak karar verilmesi hukuka aykırıdır.

İlave Tediye Alacağı ve Şirket İstisnası

İlave tediye hakkından yararlanan usta öğreticilerde alacak miktarı belirlenirken, tatil günleri için uygulanan günlük ücret tespit yöntemi çerçevesinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen ilave tediye ödeme tarihindeki bir günlük ücret dikkate alınır.

Devlet tarafından kanunla ya da kanunun verdiği yetkiyle idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ile ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişileri bünyesinde çalışmayıp özel hukuk hükümlerine tabi şirket bünyesinde istihdam edilen işçiler ilave tediye alacağından yararlanamaz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2016/32387 Esas ve 2020/2162 Karar sayılı ilamına göre, bu nitelikteki işçilerin ilave tediye talepleri reddedilmeli ve kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücrete ilave tediye dahil edilmemelidir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/32387, K. 2020/2162Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/32387 E.  ,  2020/2162 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11/02/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat … ile karşı taraf adına vekili Avukat… geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sermayesinin yarısından fazlası …'na ait davalı şirkete bağlı olarak 05/09/2008 ilâ 02/02/2015 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, iş akdinin emeklilik nedeniyle feshedildiğini, hak kazandığı kıdem tazminatının ödenmediğini, davalı şirketin sermayesinin yarısından fazlasının …'na ait olması nedeni ile 6772 sayılı Kanun gereğince müvekkilinin ilave tediye ödemelerinden yararlanması gerekirken bu ödemelerin yapılmadığını ileri sürerek ilave tediye alacağı ile kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması hakkındaki kanun ile düzenlenmiştir. Kanun 1. maddesinde devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir. Buna göre; A. İşveren kapsamı yönünden devlete ve ona bağlı olmak üzere, Genel, Katma ve Özel bütçeli daireler, Sermayesi değişen kurumlar, Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar, Belediyeler ve Belediyelere bağlı kuruluşlar, 3460 ve 3659 sayılı kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi devlet kuruluşları, Yukarda belirtilenlerden olmayan diğer kurum, banka ve ortaklıklar olarak yasada açıkça belirtilmiştir. 3460 sayılı yasa bugün itibari ile yürürlükte olan bir yasa değildir. 3659 sayılı yasa ise, banka ve devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu yasanın 1. maddesinde, kapsama giren kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır. Bu kapsamda yukarda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de kanun kapsamına alınmıştır. Keza 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu cetvellerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar ve Sosyal Güvenlik Kurumlarında çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekir. Sonuç itibari ile kapsam bakımından, devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir. B. İşçi yönünden kapsama gelince: İş Kanunu kapsamına girsin girmesin, yukarda belirtilen devlet ve ona bağlı kurumlarda İş Kanunu’nun 1. maddesindeki tanıma göre işçi sayılan herkes bu alacaktan yararlanacaktır. Kanun, 4857 ve mülga 1475 sayılı İş Kanunu’ndan önceki İş Kanunu’na atıfta bulunmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu işçi tanımına 2. madde de yer vermiştir. Buna göre “bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi” denir. O halde bir iş sözleşmesine dayanarak, yukarda belirtilen kurumlarda çalışan her işçiye ilave tediye ödemesinin yapılması gerekir. Somut olayda, davacının, yukarıda belirtilen Devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruluşlardan olmayan, özel hukuk hükümlerine tabi şirket işçisi olduğu gözetildiğinde ilave tediye alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. 3-Somut uyuşmazlıkta, davacının ilave tediye alacağından yararlanamayacağı gözetildiğinde, kıdem tazminatı hesabına esas giydirilmiş ücret belirlenirken ilave tediye alacağının dikkate alınması da doğru değildir. Anılan hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sözleşme Niteliği, Fazla Çalışma ve Usul Kuralları

Usta öğreticilerin sözleşmelerinin belirli süreli iş sözleşmesi niteliğinde sayılması sebebiyle ihbar tazminatının uygulanamayacağı ileri sürülebilmektedir. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 9. maddesinde belirtilen sözleşmeler belirli süreli kabul edilmekle birlikte; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/5456 Esas ve 2022/6137 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, yılın belirli aylarında zincirleme akitlerle istihdam edilen usta öğreticilerin iş ilişkisinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü ve feshin tazminatı gerektirmeyecek haklı bir nedene dayandığı kanıtlanamadığında kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılacağı kabul edilmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/5456, K. 2022/6137Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2022/5456 E.  ,  2022/6137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2004 tarihinden 16.09.2014 tarihine kadar davalı işyerinde usta öğretici olarak çalıştırıldığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, davacının haftanın 5 günü 09.00-17.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta sonu Belediye tarafından düzenlenen tüm etkinliklere katıldığını, ancak ücretlerinin fiilen katıldığı dersler haricinde ödenmediğini, iş sözleşmesinde saat ücretinin ek ders ücreti olarak ödeneceğinin belirtildiğini ancak ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin ödenmediğini ve kullandırılmadığını, hafta tatili günleri ile ulusal bayram ve genel tatil günleri için ödeme yapılmadığını, ilave tediye alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ilave tediye ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargı yolu itirazında bulunarak davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 89 uncu maddesine göre ders saati ücretiyle çalıştığını, 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) tabi olmadığından ilave tediye alacağı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin yerinde olmadığını, davacının yapmış olduğu işin mevsimlik iş olması nedeniyle yıllık izin talebinin yerinde olmadığını, ihbar ve kıdem tazminatına da hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarihli ve 2016/1040 Esas, 2016/674 Karar sayılı kararıyla; "… Davacının … Büyükşehir Belediyesi Eğitim Kültür Daire Başkanlığına ait işyerinde 15.10.2004-22.07.2017 tarihleri arasında usta öğretici olarak saat ücreti ile çalıştığı, bu süre zarfında çalışmalarının yıl içerisinde aralıklı olarak yapıldığı ve bu aralıklarla yapılan çalışmalarının toplam 6 yıl 8 ay 10 gün olduğu anlaşılmaktadır. Usta öğretici namıyla, saat ücreti ile istihdam edilen öğretmenlerin, 1475-4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olduğu, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, Yılın belli aylarında istihdam edilen bu kişilerin akitlerinin zincirleme akit niteliğinde olduğu, bu nedenle 2004 yılından bu yana devam edip gelen iş ilişkisinin belirsiz süreli iş akdine dönüştüğü, Usta öğretici adıyla çalıştırılan personelin 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde işçi olarak çalışması nedeniyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı,yıllık izin hakkının olduğu, haftanın bir günü için hafta tatili ücreti ve UBGT günleri için ücrete hak kazandığı ve kamu tüzel kişiliğinde işçi statüsünde çalıştığı ve 6772 sayılı Yasa uyarınca ilave tediye ye de hak kazandığı anlaşılmıştır. İş aktinin tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfeti kural olarak davalı işverene aittir. Davalı iş akdinin, usta öğreticilikle bağdaşmayan davranışlarda bulunduğu, görevini tam ve layıkıyla yapmadığı, resim bilgi ve eğitimi vermediği, öğrenciler arasında ayrımcılık yaptığı, sınıfta kendi özel işleri ile uğraştığı gibi kursiyerler tarafından verilen şikayet dilekçeleri üzerine haklı nedenle feshedildiğini savunmuş ise de; ilgili şilkayet dilekçelerinin içeriğinin doğru olduğu hususunun ispatı konusunda tanık dinletmemiş, bu dilekçelerle ilgili davacının savunmasının dahi alınmaksızın iş akdinin sonlandırılmış olması nedeniyle feshin tazminatı gerektirmeyecek şekilde sonlandırıldığı ispatlanamamış olup davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Davacının çalışma süresine göre 90 gün yıllık izne hak kazandığı bu izninin kullandırıldığı yada ücretinin ödendiği davalı tarafça ispat edilemediğinden bu alacağının da bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının çalışma sistemine göre o ay içerisinde fiilen çalışma günlerine ilaveten haftalık dinlenme karşılığı olan ücreti ve varsa UBGT günleri karşılığı olan ücret toplamları aylık ücretini oluşturmakta olup davacının ücretinin sadece fiilen çalıştığı saat başına ödenmiş olması karşısında ücretinin eksik ödendiği dolayısıyla ödenmesi gereken ücret alacaklarının bulunduğu, yine ilave tediye alacağına da hak kazandığı anlaşılmakla bilirkişice davacının ücretinin belirlenmesi ve buna göre kıdem tazminatı ve ücret farkları alacağı ile ilave tediye alacaklarının dosya kapsamına ve Yargıtay uygulamalarına uygun olarak hesap edildiği anlaşılan ve mahkememizce kabul edilen mikatarlar üzerinden, ihbar tazminatı da mahkememizce resen hesap edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, ücret alacağında fazlaya ilişkin istemleri reddedilerek … " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yargı yolu ve görev itirazlarını tekrar ederek davada idari yargının görevli olduğunu, 4857 sayılı Kanun'un uygulanamayacağını, 657 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre statü ve 176 ncı maddesine göre ücretin belirlendiğini, işçi sayılamayacaklarını, ilave tediye alamayacağını, işin mevsimlik iş olup yıllık izne hak kazanmadığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 176 ncı maddeye göre hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatilde ücret ödemesinin söz konusu olmayacağını, fiilen çalışılan ders saati karşılığı hafta içi 140, hafta sonu ve saat 18.00'den sonraki çalışmalar için 150 ek gösterge rakamının çarpılarak aylık ücretin 30 gün prim gününe bölünerek sigorta primine esas kazancın belirlendiğini, husumetli tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, alacağın dava ve ıslah zamanaşımına uğradığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 2017/1184 Esas, 2017/1220 Karar sayılı kararıyla; "… davacının 15/10/2004-22/07/2014 tarihleri arasında aralıklarla 6 yıl 8 ay 10 gün davalı belediyede usta öğretici olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı işverence ispat edilemediği, delil durumuna göre kıdem ve ihbar tazminatına hizmet süresine göre davacının hak kazandığı 90 gün yıllık iznin kullandırıldığının işverence ispat edilemediği, davalının 6772 sayılı Kanun kapsamında kaldığından davacının ilave tediye almaya hak kazandığı, davacının çalıştığı dönemde çalışmadan alması gereken hafta tatili ile genel tatil alacakları ödenmediğinden ücret alacağı bulunduğu, davaya karşı yapılan zamanaşımı savunmasının dikkate alındığı, davalı tarafça ıslaha karşı zamanaşımı savunmasında bulunulmuş ise de kıdem, ihbar ve izin alacakları fesihle muaccel hale geldiğinden bu alacaklar bakımından zamanaşımının söz konusu olmadığı, ilave tediye ve ücret alacağı bakımından ise dava dilekçesinde talep edilen miktarları aşan bir kısım bulunmadığından davalının ıslaha karşı yapmış olduğu zamanaşımı savunması nedeniyle zamanaşımına uğrayan bir alacak bulunmadığı anlaşılmış, …" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 09.07.2020 tarihli ve 2017/38710 Esas, 2020/9361 Karar sayılı ilâmıyla davacının çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günü ücretinin ve aylık ücret miktarının ne şekilde hesaplanacağı ayrıntılı olarak açıklandıktan sonra; "… davacının ücreti belirlenirken yukarıda belirtilen hesaplama usulünün izlenilmeyerek, farklı bir yöntem uygulanması ve alacakların bu doğrultuda hesaplanması hatalıdır. Anılan sebeple, yukarıda açıklanan bozma sebebinde gösterilen usul dahilinde aylık ücret miktarı belirlenmeli ve davalı lehine oluşacak usulü kazanılmış haklar gözetilerek alacaklar hüküm altına alınmalıdır. Bu noktada, şu husus da gözden kaçırılmamalıdır ki; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı haklarda son ücretin dikkate alınması gerektiği kuraldır. Ancak, eldeki uyuşmazlıkta, davacı aylık maktu ücretle değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 176. maddesi ve dosya içeriğinde yer alan taahhütnamelere göre, ders saati ücreti ile çalışmıştır. Dolayısıyla, bozma ilamında belirtilen hesaplama yöntemine göre davacının aylık ücretinin aydan aya değişebilmesi durumu söz konusudur. Bu halde, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi feshe bağlı haklarda, son bir yıllık aylık ücret ortalamasının tespit edilerek sonuca gidilmesi gereklidir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı doğrultusunda alınan 24.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda bozma ilâmına uygun olarak hesaplamalar yapıldığı belirtilerek rapor hükme esas alınmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; yargı yolu itirazlarıyla birlikte davacının ilave tediye alamayacağını, usta öğreticiler için hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günleri için çalışma olmadığından ücret ödenmediğini, 657 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesine göre aylık ücret hesaplamasının ders saati esas alınarak yapıldığını, davacının mevsimlik çalışması sebebiyle yıllık izin hak etmeyeceğini, ayrıca kullandığı izinlerin mevcut olduğunu ve çıplak ücretten hesaplama yapılması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının ücreti eksik belirlediğinden tüm alacakların eksik hesaplandığını, davacının ücretinin aylık katsayısı x 140 göstergesi = ders ücreti x 7, 5 = günlük ücret olarak hesaplanması gerektiğini, bu hesaplamaya göre çıkan sonucun davacının hesaplamaya esas alınması gereken günlük ücreti olacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aksi yönde belirleme yapıldığını, ilave tediye alacağının da eksik belirlendiğini, doğrusunun ödeme tarihindeki ek ders saat ücretinin 4857 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi üçüncü fıkrasındaki "Saat ücreti ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat ücretinin yedibuçuk katıdır." düzenleyici hükmü gereğince belirlenen günlük çalışma süresi olan 7,5 saat ile çarpılması sonucu bulunan günlük ücret esas alınarak hesaplanması gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ders saati ücretiyle çalışan ve her ay çalıştığı ders sayısı farklı olan davacının ücretinin hesap yöntemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 657 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi 3. Değerlendirme Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin bozma ilâmında davacının ders saat ücreti esasıyla çalıştığı ve ücretin nasıl hesaplanması gerektiği örnekleme yoluyla açıkça belirtilmiş olup bilirkişi raporunda bozma ilâmında belirtilen hususlar dikkate alınarak ve katsayılar gözetilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilâmı gerekleri yerine getirilerek verilen kararın isabetli ve dosya kapsamına uygundur. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. F.K.

Usta öğreticilik faaliyetinde haftalık çalışma süresinin 40 saat, günlük çalışma süresinin ise en fazla 8 saat olarak sınırlandırıldığı durumlarda fazla çalışma alacağı talep edilebilmesi için fiilen bu sınırların üzerinde çalışıldığının somut verilerle ispatı gerekir. Fazla mesai iddiası; ders programları, kurs çizelgeleri, imza föyleri, resmi kurum yazışmaları ve tanık beyanları gibi delillerle ispatlanabilir.

İşçilik alacakları davasında faiz başlangıcına esas temerrüt tarihinin belirlenmesinde talep sonucunun aşılması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırıdır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2016/8194 Esas ve 2019/8782 Karar sayılı ilamına göre, ihtarnamede açık miktar belirtilmişse temerrüt bu miktar ile sınırlı olarak gerçekleşir. Ayrıca aynı kararda belirtildiği üzere, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı süresi içerisinde ileri sürülen zamanaşımı savunmasının mahkemece değerlendirilmemesi bozma nedenidir.

Usta öğreticilerin kıdem tazminatı hesabı hangi ücrete göre yapılır?

657 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca ek ders ücreti karşılığı çalışan usta öğreticilerde kıdem tazminatına esas ücret, maktu ücret yerine fiili ödeme belgeleri üzerinden hesaplanan son bir yıllık aylık ücret ortalamasıdır.

Usta öğreticilerin açacağı işçilik alacağı davalarında yetkili mahkeme neresidir?

7036 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesidir; davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir.

Usta öğreticilerin hafta tatili ücreti nasıl belirlenir?

Aydaki toplam ders saati fiilen çalışılan gün sayısına bölünerek günlük ortalama çalışma süresi bulunur; bu sürenin ders saati ücretiyle çarpılması sonucu tatil ücreti tespit edilir.

Şirket bünyesinde çalışan usta öğreticiler ilave tediye alabilir mi?

6772 sayılı Kanun uyarınca ilave tediye, kamu tüzel kişilikleri ile sermayesinin yarısından fazlası devlete ait kuruluşlarda çalışan işçilere tanınmıştır; bu kapsamda yer almayan özel hukuk şirketlerinde çalışan personelin ilave tediye hakkı bulunmamaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu