Uluslararası Koruma Başvurusunun Reddi Kararının İptali

by Avukat Erdal Ersoy
Uluslararası Koruma Başvurusunun Reddi Kararının İptali

Ret kararında itiraz ve mahkemeye başvuru

Uluslararası koruma başvurusunun reddedilmesi hâlinde bu ret kararının iptali istenebilir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 80. maddesinde başvuru yolu ve süre, kararın hangi hüküm çerçevesinde alındığına göre ayrılır. 68, 72 ve 79. maddelere göre verilen kararlara karşı yalnızca yargı yoluna başvurulabilir. Bu üç madde dışındaki kararlarda ilgili kişi, yasal temsilcisi veya avukatı, tebliğden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edebilir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 80Kaynağı aç
MADDE 80 – (1) Bu Kısımda yazılı hükümler uyarınca alınan kararlara karşı idari itiraz ve yargı yoluna başvurulduğunda aşağıdaki hükümler uygulanır: a) İlgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak 68 inci, 72 nci ve 79 uncu maddelere göre verilen kararlara karşı sadece yargı yoluna başvurulabilir. b) İdari itiraz sonucu alınan karar, ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Kararın olumsuz olması hâlinde, ilgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir. c) Bakanlık, verilen kararlara karşı yapılan idari itiraz usullerini düzenleyebilir. ç) 68 inci maddede düzenlenen yargı yolu hariç olmak üzere, 72 nci ve 79 uncu maddeler çerçevesinde alınan kararlara karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün, alınan diğer idari karar ve işlemlere karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, ilgili kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. d) 72 nci ve 79 uncu maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. e) İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir. Avukatlık hizmetleri ve danışmanlık

Mahkemeye başvuruda 68. maddede düzenlenen yargı yolu ayrı tutulur. Bu ayrım saklı kalmak üzere, 72 ve 79. maddeler çerçevesinde alınan kararlara karşı tebliğden itibaren on beş gün, diğer idari karar ve işlemlere karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. Başvuruyu ilgili kişi, yasal temsilcisi ya da avukatı yapar. Uluslararası koruma başvurusunun reddi, 72 veya 79. madde çerçevesinde alınan bir karar değilse ve 68. maddedeki yargı yoluna da girmiyorsa, diğer idari karar ve işlemler için öngörülen otuz günlük süre uygulanır.

72 ve 79. maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu başvurular hakkında verdiği karar kesindir. On beş günlük sonuçlandırma ve kesinlik, yalnızca anılan iki madde çerçevesindeki başvurulara ilişkindir.

İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir.

Başvurunun sonuçlandırılması ve olumsuz kararın tebliği

Uluslararası koruma başvuruları, kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır. Karar bu süre içinde verilemezse başvuru sahibi bilgilendirilir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 78Kaynağı aç
MADDE 78 – (1) (Değişik:6/12/2019-7196/84 md.) Uluslararası koruma başvuruları, kayıt tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır. Kararın bu süre içerisinde verilememesi hâlinde başvuru sahibi bilgilendirilir. Genel Müdürlük bu yetkilerini valiliklere devredebilir. (2) Kararlar bireysel olarak verilir. 64 üncü maddenin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla, aile adına yapılan başvuru bütün olarak değerlendirilir ve verilen karar tüm aile üyelerini kapsar. (3) Başvuru hakkında karar verilirken menşe veya önceki ikamet ülkesinin mevcut genel şartları ve başvuru sahibinin kişisel şartları göz önünde bulundurulur. (4) Başvuru sahibine, zulüm veya ciddi zarar görme tehdidine karşı vatandaşı olduğu ülke veya önceki ikamet ülkesinin belirli bir bölgesinde koruma sağlanabiliyorsa ve başvuru sahibi, ülkenin o bölgesine güvenli bir şekilde seyahat edebilecek ve yerleşebilecek durumdaysa, başvuru sahibinin uluslararası korumaya muhtaç olmadığına karar verilebilir. (5) Dördüncü fıkradaki durumların ortaya çıkması, başvurunun tam bir incelemeye tabi tutulmasını engellemez. (6) Karar, ilgiliye veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Olumsuz kararın tebliğinde, kararın maddi gerekçeleri ve hukuki dayanakları da belirtilir. İlgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir. Hızlandırılmış değerlendirme

Genel Müdürlük, uluslararası koruma başvurularını sonuçlandırma yetkilerini valiliklere devredebilir.

Kararlar bireysel olarak verilir. 6458 sayılı Kanun'un 64. maddesinin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla, aile adına yapılan başvuru bütün olarak değerlendirilir ve karar tüm aile üyelerini kapsar. Değerlendirmede menşe veya önceki ikamet ülkesinin mevcut genel şartları ile başvuru sahibinin kişisel şartları birlikte göz önünde bulundurulur.

Karar ilgiliye, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Olumsuz karar tebliğ edilirken maddi gerekçeler ve hukuki dayanaklar da gösterilir. İlgili kişi avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir.

Ülkenin bir bölgesinde korunma imkânı

Zulüm veya ciddi zarar görme tehdidine karşı, başvuru sahibinin vatandaşı olduğu ülkede ya da önceki ikamet ülkesinin belirli bir bölgesinde koruma sağlanabiliyorsa ve başvuru sahibi o bölgeye güvenli şekilde seyahat edip oraya yerleşebilecek durumdaysa, uluslararası korumaya muhtaç olmadığına karar verilebilir. Her iki şart birlikte aranır. Bu değerlendirme, başvurunun tam olarak incelenmesine engel olmaz.

İkincil koruma statüsünün şartları

6458 sayılı Kanun'un 63. maddesi, mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen kişilere ilişkindir. Yabancı ya da vatansız kişiye ikincil koruma statüsü, statü belirleme işlemlerinden sonra verilir. Kişinin menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderilmesi hâlinde ölüm cezasına mahkûm olacak ya da ölüm cezası infaz edilecek olması, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak olması veya uluslararası ya da ülke genelindeki silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak olması gerekir. Ayrıca bu nedenle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamaması ya da söz konusu tehdit nedeniyle bu korumadan yararlanmak istememesi aranır.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 63Kaynağı aç
MADDE 63 – (1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir. Uluslararası korumanın haricinde tutulma

Uluslararası korumadan hariçte tutma

Başvuru sahibi üç hâlden birinde uluslararası korumadan hariçte tutulur. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dışında başka bir Birleşmiş Milletler organı veya örgütünden hâlen koruma veya yardım görüyorsa hariçte tutma nedeni doğar. İkamet ettiği ülkenin yetkili makamlarınca, o ülke vatandaşlarının hak ve yükümlülüklerine sahip olarak tanınması da aynı sonucu doğurur. Sözleşmenin 1 inci maddesinin (F) fıkrasında belirtilen fiillerden suçlu olduğuna dair ciddi kanaat bulunması da uluslararası korumadan hariçte tutmayı gerektirir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 64Kaynağı aç
MADDE 64 – (1) Başvuru sahibi; a) Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dışında, diğer bir Birleşmiş Milletler organı veya örgütünden hâlen koruma veya yardım görüyorsa, b) İkamet ettiği ülke yetkili makamlarınca, o ülke vatandaşlarının sahip bulundukları hak ve yükümlülüklere sahip olarak tanınıyorsa, c) Sözleşmenin 1 inci maddesinin (F) fıkrasında belirtilen fiillerden suçlu olduğuna dair ciddi kanaat varsa, uluslararası korumadan hariçte tutulur. (2) Birinci fıkranın (a) bendine giren bir kişi hakkındaki koruma veya yardım herhangi bir nedenle sona erdiği zaman, bu kişilerin konumları Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan kararlara istinaden kesin bir çözüme kavuşturulmadığı takdirde, bu kişiler bu Kanunun sağladığı korumadan yararlanabilir. (3) Başvuru sahibinin, uluslararası koruma başvurusu yapmadan önce, Türkiye dışında hangi saikle olursa olsun zalimce eylemler yaptığını düşündürecek nedenler varsa birinci fıkranın (c) bendi kapsamında değerlendirme yapılır. (4) Birinci fıkranın (c) bendi ile üçüncü fıkrada belirtilen suç ya da fiillerin işlenmesine iştirak eden veya bu fiillerin işlenmesini tahrik eden kişi uluslararası korumadan hariçte tutulur. (5) Birinci fıkranın (c) bendi ile üçüncü ve dördüncü fıkralardaki durumlara ek olarak; kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehlike oluşturduğuna dair ciddi emareler bulunan yabancı veya vatansız kişi ile birinci fıkranın (c) bendi kapsamında olmayan, fakat Türkiye’de işlenmesi hâlinde hapis cezası verilmesini gerektiren suç veya suçları daha önce işleyen ve sadece bu suçun cezasını çekmemek için menşe veya ikamet ülkesini terk eden yabancı veya vatansız kişi, ikincil korumadan hariçte tutulur. (6) Başvuru sahibinin uluslararası korumadan hariçte tutulması, hariçte tutma nedenlerinden herhangi birinin diğer aile üyeleri için oluşmaması şartıyla, başvuru sahibinin aile üyelerinin de hariçte tutulmasını gerektirmez. İKİNCİ BÖLÜM Genel Usuller Başvuru

Birinci fıkranın (a) bendindeki koruma veya yardım herhangi bir nedenle sona ererse ve kişinin konumu Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan kararlara göre kesin bir çözüme kavuşturulmamışsa, bu kişi Kanunun sağladığı korumadan yararlanabilir.

Başvuru sahibinin uluslararası koruma başvurusundan önce Türkiye dışında, saiki ne olursa olsun, zalimce eylemler yaptığını düşündürecek nedenler varsa değerlendirme birinci fıkranın (c) bendi kapsamında yapılır.

Birinci fıkranın (c) bendinde ve üçüncü fıkrada belirtilen suç ya da fiillerin işlenmesine iştirak eden veya bu fiillerin işlenmesini tahrik eden kişi de uluslararası korumadan hariçte tutulur. İştirak ve tahrik bakımından aranan bağ, bu hükümde anılan suç veya fiillerdir.

Yalnızca ikincil korumadan hariçte tutma

64. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi ile üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki hâllere ek olarak, ikincil korumaya ilişkin başka bir hariçte tutma vardır. Yabancı veya vatansız kişi, kamu düzeni ya da kamu güvenliği için tehlike oluşturduğuna dair ciddi emareler bulunuyorsa ikincil korumadan hariçte tutulur. (c) bendine girmese bile, Türkiye'de işlenmesi hâlinde hapis cezasını gerektiren suç veya suçları önceden işlemiş ve menşe ya da ikamet ülkesini yalnız bu cezayı çekmemek için terk etmiş yabancı veya vatansız kişi hakkında da ikincil korumadan hariçte tutma uygulanır.

Başvuru sahibinin uluslararası korumadan hariçte tutulması, hariçte tutma nedenlerinden herhangi biri diğer aile üyeleri için oluşmamışsa, aile üyelerinin de hariçte tutulmasını gerektirmez.

Antlaşma hükümleri ve geri göndermeme

1982 Anayasası'nın 90. maddesine göre usulüne uygun yürürlüğe konulan milletlerarası sözleşmeler kanun hükmündedir. Bu sözleşmeler hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin böyle bir antlaşma ile kanunun aynı konuda farklı hükümler içermesi yüzünden uyuşmazlık çıkarsa milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.

1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Sözleşme'nin 33. maddesi geri gönderilmeme ilkesini düzenler. İlke, uluslararası korumanın temel taşını oluşturur.

Sözleşme'nin 33. maddesindeki geri göndermeme hükmünden iki hâlde mülteci yararlanmayı talep edemez. İlki, bulunduğu ülkenin güvenliği bakımından tehlikeli sayılmasına yol açan ciddi sebeplerin bulunmasıdır. İkincisi, özellikle ciddi bir adi suçtan kesinleşmiş mahkûmiyetin, kişinin o ülkenin halkı için tehlike oluşturmayı sürdürmesidir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/1998, K. 2022/676Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1998 E.  ,  2022/676 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/1998 Karar No : 2022/676 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İran vatandaşı olan davacı tarafından, uluslararası koruma talebinin reddine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün …tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; Davacının din değiştirerek Hristiyan olduğu, davacının iddialarına yönelik olarak 6458 sayılı Kanun'un 93. maddesi uyarınca yapılması gereken bilgi toplama görevi yerine getirilmeyerek tesis edildiği anlaşılan uluslararası koruma talebinin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinler yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 08/11/2017 tarih ve E:2015/5388, K:2017/4648 sayılı kararıyla; Somut olayda; geçmişteki hangi fiili veya durumları nedeniyle ülkesine iadesi halinde zulme maruz kalacağı konusunu maddi gerekçelere dayandıramayan davacının, geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına ilişkin somut bilgi ve belge de bulunmadığından, kötü muameleye maruz kalma konusunda “gerçek bir risk” ile karşı karşıya olmadığı sonucuna varıldığı, Bu durumda, uluslararası korumanın amacının başvuru sahibi kişilerin ülkede ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen sebepler dışında kalmalarına izin verilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği ve anılan statünün amacının zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve gerçekten bu riski taşıyan şahısların ülkede belirlenen statü içerisinde kalmalarına izin vermek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda; davacının uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından davalı idare tarafından davacı hakkında, talebinin bireysel olarak değerlendirilerek uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye'nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalara uygun olarak verilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırı bir husus saptanamadığı gerekçesiyle …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının ileri sürdüğü hususların soyut nitelikte olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği, ülkemize girişinden bir yıldan fazla süre geçtikten sonra yapılan uluslararası koruma başvurusunun inandırıcı olmadığı, menşe ülke araştırmasına göre, İran'da din değiştirenlerin misyonerlik yapmadığı sürece zulüm görmediği, Devlet tarafından çok onaylanan bir durum olmamasına rağmen ceza kanunlarında din değiştirmeye açıkça ceza öngören madde bulunmadığı, davacının ülkesinde idam edileceğine yönelik iddialarının dayanaksız olduğu, davacının 6458 sayılı Kanun'un 62. maddesinde düzenlenen (şartlı) mülteci ve 63. maddesinde düzenlenen ikincil koruma kapsamında belirlenen şartları taşımaması nedeniyle hakkında tesis edilen uluslararası koruma talebinin reddine dair dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davacının asıl amacının uluslararası koruma prosedürünü kullanarak Türkiye'de kalış süresini uzatmaya çalışmak olduğu, eşinin çalışma izni ile İstanbul'da yaşadığı, hazırlık aşamasındaki kanaatlerin bağlayıcılığının bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, yüz yüze, bire bir mülakat yapan yetkilinin tespitlerinin uluslararası koruma başvurusunun haklılığını ortaya koyduğu, Hristiyanlık dinine mensup olmasından dolayı menşe ülkesi İran'da karşı karşıya kalacağı riskin gerçek bir risk olduğu, mahkemenin kararının hukuka uygun olduğu, davalı idarenin temyiz gerekçelerinin yerinde olmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Ankara 1. İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İran uyruklu davacı, yasa dışı yollardan 11/08/2013 tarihinde Türkiye'ye gelmiş ve 29/08/2014 tarihinde uluslararası koruma talebinde bulunmuştur. Davacı, 11/11/2014 tarihli Mülakat Formunda; İran'da arkadaşlarının kendisine Hristiyanlık dini hakkında bilgi verdiğini ve Tahran'da bulunan ve kaçak olarak faaliyet gösteren kilise evine gitmeye başladığını ve orada dinini değiştirdiğini, sonrasında kilise evine polis tarafından baskın yapıldığını ve bazı arkadaşlarının tutuklandığını, tutuklanan arkadaşlarının istihbarat görevlilerine ismini verdiklerini öğrenince ülkesini terk etmek zorunda kaldığını, ülkesinde din değiştirenlerin gerektiğinde mahkeme sonucunda idam edildiğini, ülkesinde can güvenliğinin olmadığını, din değiştirenlerin çok ağır cezalara çarptırıldığını, ayrıca eşi ve kızının İstanbul İli'nde ikamet ettiğini, herhangi bir siyasi, dini veya sosyal gruba mensubiyetinin bulunmadığını, hayatı boyunca herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadığını, aile üyelerinden herhangi birinin yetkililerle sorun yaşamadığını beyan etmiştir. Aynı tarihli Mülakat Raporunda; davacının din değiştirerek Hristiyan olduğu, ülkesinde din değiştiren kişilerin ağır cezalara çarptırıldığı, gerektiğinde idam edildiği, kendisinin de can güvenliğinin bulunmadığına yönelik iddialarının bulunduğu, yapılan inandırıcılık değerlendirmesinde; davacının anlatımlarının inandırıcı bulunduğu, korku değerlendirmesinde; ülkesinde din değiştirenler ağır cezalara çarptırıldığından nesnel ve öznel korkular yaşadığı, risk değerlendirmesinde; ülkesinde polis veya istihbarat görevlilerince şahıs biliniyorsa risk değerlendirmesinin mevcut olduğu, davacının uluslararası koruma başvurusunun 1951 tarihli Sözleşme'de yer alan (ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba veya siyasi düşünceleri) sebeplerden birini içerdiği kanaatine varıldığı belirtilmiş, akabinde uluslararası koruma başvurusunun reddedilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 3. maddesinde; "(1) Bu Kanunun uygulanmasında;… d) Başvuru sahibi: Uluslararası koruma talebinde bulunan ve henüz başvurusu hakkında son karar verilmemiş olan kişiyi,…. r) Uluslararası koruma: Mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsünü,…ifade eder." hükmü, 62. maddesinde; "(1) Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de kalmasına izin verilir." hükmü, 63. maddesinde; "(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen; ancak, menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde; a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak, c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak, olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri sonrasında ikincil koruma statüsü verilir." hükmü, 75. maddesinde; "(1) Etkin ve adil karar verebilmek amacıyla, başvuru sahibiyle kayıt tarihinden itibaren otuz gün içinde bireysel mülakat yapılır. Mülakatın mahremiyeti dikkate alınarak, kişiye kendisini en iyi şekilde ifade etme imkânı tanınır. Ancak, aile üyelerinin de bulunmasının gerekli görüldüğü durumlarda, kişinin muvafakati alınarak mülakat aile üyeleriyle birlikte yapılabilir. Başvuru sahibinin talebi üzerine, avukatı gözlemci olarak mülakata katılabilir. (2) Başvuru sahibi, yetkililerle iş birliği yapmak ve uluslararası koruma başvurusunu destekleyecek tüm bilgi ve belgeleri sunmakla yükümlüdür. (3) Özel ihtiyaç sahipleriyle yapılacak mülakatlarda, bu kişilerin özel durumları göz önünde bulundurulur. Çocuğun mülakatında psikolog, çocuk gelişimci veya sosyal çalışmacı ya da ebeveyni veya yasal temsilcisi hazır bulunabilir. (4) Mülakatın gerçekleştirilememesi hâlinde, yeni mülakat tarihi belirlenir ve ilgili kişiye tebliğ edilir. Mülakat tarihleri arasında en az on gün bulunur. (5) Gerekli görüldüğünde başvuru sahibiyle ek mülakatlar yapılabilir. (6) Mülakatlar sesli veya görsel olarak kayıt altına alınabilir. Bu durumda mülakat yapılan kişi bilgilendirilir. Her mülakatın sonunda tutanak düzenlenir, bir örneği mülakat yapılan kişiye verilir." hükmü yer almaktadır. 29/08/1961 tarih ve 359 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokolün 1. maddesi uyarınca bu Sözleşmenin; ırkı, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu ülke dışında bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin himayesinden istifade edemeyen veya korkudan dolayı istifade etmek istemeyen ya da uyruğu yoksa ve önceden ikamet ettiği ülke dışında bulunuyorsa oraya dönmeyen veya korkusundan dolayı dönmek istemeyen her şahsa uygulanacağı kuralı öngörülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sözleşmenin 1. maddesine çekince koyarak, yalnızca Avrupa'dan gelenlere mülteci statüsü tanımakta olup, Avrupa dışından gelenlere ise sığınmacı statüsü tanımaktadır. Anılan Sözleşmenin 33. maddesinde de, "1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir. 2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez." hükmünü içermektedir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu, 3. maddesinde de, hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamayacağı düzenleme altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uluslararası koruma, uluslararası ve ulusal mevzuatta belirtildiği şekilde; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesinden dolayı haklı sebeplere bağlı olarak zulme uğrama korkusu içinde bulunan ve vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da haklı sebeplere bağlı olarak yararlanmak istemeyen ya da önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan ve oraya dönemeyen veya dönmek istemeyen yabancılar ile bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesi dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korkusu nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişilere sağlanan statüdür. Bu statüden yararlanabilmenin ilk koşulu ise meydana gelen olaylar nedeniyle ve söz konusu olaylar sonucunda haklı nedenlere dayanan zulüm korkusudur. Zulüm korkusunun ilgilinin ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerine dayanması gerekmektedir. Zulüm kavramı ise ilgilinin yaşamı, özgürlüğü, ayrımcılığa maruz kalmaması vb. gibi kişinin hayatını çekilmez duruma sokan nesnel durumları da olabileceği gibi, kişi yönünden öznel olarak değerlendirilebilecek durumları kapsar. Uluslararası koruma başvurusu halinde ortada haklı sebeplere dayanan zulüm korkusunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme başvuranın nesnel ve öznel durumları göz önüne alınarak yapılmalıdır. Nesnel unsurlar başvurucunun menşe ülkesindeki koşulların somut olarak ele alınmasını gerektirmekte ve bu unsurlar sonuçta başvurucunun öznel unsurlardaki korkusunun saptanmasında önem arz arzetmektedir. Bu nedenle yapılacak mülakatlarda ilgililerin söz konusu zulüm korkusunu makul bir düzeyde ortaya koyabilmeleri gerekir. Yapılan mülakat sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinin yapılması ve kişinin içinde bulunduğu veya yaşadığı korkunun, makul olup olmadığının ve buna bağlı bir risk değerlendirmesinin yapılması gereklidir. Davacının menşe ülkesi Avrupa ülkeleri arasında yer almadığından, mülteci sıfatını kazanması mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan, şartlı mülteci statüsünün kazanılması için ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korkma durumunun söz konusu olması, ikincil koruma statüsü elde edebilmek için ise menşe ülkesine gönderilmesi halinde, ölüm cezasına mahkûm olacağı veya ölüm cezasının infaz edileceği, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı, uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacağı durumunun söz konusu olması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının, Türkiye'ye giriş tarihi olan 11/08/2013'ten sonra makul olarak kabul edilemeyecek bir süre sonrasında 29/08/2014 tarihinde uluslararası koruma başvurusunda bulunması ve herhangi bir siyasi, dini veya sosyal gruba mensubiyetinin bulunmadığı, hayatı boyunca herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadığı, aile üyelerinden herhangi birinin yetkililerle sorun yaşamadığına yönelik beyanları birlikte göz önünde bulundurulduğunda; ülkesine geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına ilişkin somut ve inandırıcı bilgi ve belgelerin bulunmadığı görülmektedir. Davacının uluslararası koruma başvurusunun kabulüne olanak sağlayacak şartların mevcut olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından davalı idare tarafından davacı hakkında, talebinin bireysel olarak değerlendirilerek uluslararası koruma için gereken kriterleri taşımadığı gerekçesiyle ulusal mevzuata ve Türkiye'nin taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalara uygun olarak verilen uluslararası koruma başvurusunun reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin …İdare Mahkemesinin temyize konu …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/02/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; …İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme'nin 3. maddesi, kişinin iade edileceği ülkede işkence ve kötü muameleye uğrama riski varsa taraf devlete bu iadeyi yasaklar.

Zulüm korkusunun olay bazında ele alınması

Uluslararası koruma başvurusunda, haklı sebeplere dayanan bir zulüm korkusunun bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Değerlendirme başvuranın nesnel ve öznel durumları birlikte göz önüne alınarak yapılır. Nesnel yön, menşe ülkesindeki koşulların somut olarak ele alınmasını gerektirir. Bu veriler, başvurucunun öznel korkusunun saptanmasında önem taşır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulunun E. 2021/1998, K. 2022/676 sayılı kararında davacının 11/08/2013 tarihinde Türkiye'ye girmesinden sonra 29/08/2014 tarihinde başvuru yapması, makul olarak kabul edilemeyecek bir süre sonraki başvuru şeklinde ele alınmıştır. Herhangi bir siyasi, dini veya sosyal gruba mensup olmadığı, hayatı boyunca herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadığı ve aile üyelerinden herhangi birinin yetkililerle sorun yaşamadığı yönündeki beyanlar da aynı değerlendirmede tutulmuştur. Ülkesine geri gönderilmesi durumunda zulme uğrayacağına ilişkin somut ve inandırıcı bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüş, bu somut olayda ret işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Kurul, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28/02/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar vermiştir. Karşı oy, ilk derece mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği yönündedir.

İdari gözetim yolunun ret kararından ayrılması

Başvuru sahibinin idari gözetim süresi otuz günü geçemez. Gözetim altındaki kişilerin işlemleri en kısa sürede tamamlanır. İdari gözetim, şartları ortadan kalktığında derhâl sonlandırılır. Otuz günlük süre 6458 sayılı Kanun'un 68. maddesindeki idari gözetime ilişkindir; ret kararının iptali için öngörülen başvuru süresi olarak düzenlenmemiştir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 68Kaynağı aç
MADDE 68 – (1) Başvuru sahipleri, sadece uluslararası koruma başvurusunda bulunmalarından dolayı idari gözetim altına alınamaz. (2) Başvuru sahiplerinin idari gözetim altına alınması istisnai bir işlemdir. Başvuru sahibi sadece aşağıdaki hâllerde idari gözetim altına alınabilir: a) Kimlik veya vatandaşlık bilgilerinin doğruluğuyla ilgili ciddi şüphe varsa, bu bilgilerinin tespiti amacıyla b) Sınır kapılarında usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonulması amacıyla c) İdari gözetim altına alınmaması durumunda başvurusuna temel oluşturan unsurların belirlenemeyecek olması hâlinde ç) Kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehlike oluşturması hâlinde (3) İdari gözetimin gerekip gerekmediği bireysel olarak değerlendirilir. İkinci fıkrada belirtilen hâllerde; idari gözetim altına alınmadan önce, 71 inci maddede belirtilen ikamet zorunluluğu ve bildirim yükümlülüğünün yeterli olup olmayacağı öncelikle değerlendirilir. Valilik, idari gözetim yerine başka usuller belirleyebilir. Bu tedbirler yeterli olmadığı takdirde, idari gözetim uygulanır. (4) İdari gözetim kararı, idari gözetim altına alınma gerekçelerini ve gözetimin süresini içerecek şekilde idari gözetim altına alınan kişiye veya yasal temsilcisine ya da avukatına yazılı olarak tebliğ edilir. İdari gözetim altına alınan kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kararın sonucu ve itiraz usulleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi bilgilendirilir. (5) Başvuru sahibinin idari gözetim süresi otuz günü geçemez. İdari gözetim altına alınan kişilerin işlemleri en kısa sürede tamamlanır. İdari gözetim, şartları ortadan kalktığı takdirde derhâl sonlandırılır. (6) İdari gözetimin her aşamasında, kararı alan makam tarafından, idari gözetim sonlandırılarak, 71 inci maddede belirtilen yükümlülüklerin veya başka tedbirlerin yerine getirilmesi istenebilir. (7) İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetime karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir. (8) İkinci fıkra uyarınca idari gözetim altına alınan kişi, usul ve esasları yönetmelikle belirlenmek üzere ziyaretçi kabul edebilir. İdari gözetim altına alınan kişiye yasal temsilcisi, avukat, noter ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği görevlileriyle görüşme imkânı sağlanır. Kayıt ve kontrol

İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi veya avukatı gözetime karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçe idareye verilirse yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve kararı kesindir. Gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği ileri sürülerek yeniden başvurulabilir. Bu başvuru, ret kararının iptali için yetkili idare mahkemesine yapılan başvurudan ayrıdır.

Ret kararına karşı mahkemeye hangi sürede başvurulur?

68. maddedeki yargı yolu hariç, 72 ve 79. maddeler çerçevesindeki kararlarda tebliğden itibaren on beş gün, diğer idari karar ve işlemlerde otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. Başvuruyu ilgili kişi, yasal temsilcisi ya da avukatı yapar.

Ret kararına Komisyona itiraz edilebilir mi?

68, 72 ve 79. maddelere göre verilen kararlar dışında, tebliğden itibaren on gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Bu üç maddeye göre verilen kararlarda yalnızca yargı yolu vardır.

İtiraz veya yargılama sürerken ülkede kalınabilir mi?

İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir.

Olumsuz kararda gerekçe belirtilir mi?

Olumsuz kararın tebliğinde maddi gerekçeler ve hukuki dayanaklar belirtilir. Avukatı olmayan ilgiliye veya yasal temsilcisine kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri bildirilir.

İkincil koruma statüsü hangi şartlarla verilir?

Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen yabancı ya da vatansız kişiye ikincil koruma statüsü, statü belirleme işlemlerinden sonra verilir. Bunun için kişinin menşe veya ikamet ülkesine geri gönderildiğinde ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek olması, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak olması ya da uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışmada ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşacak olması ve bu nedenle o ülkenin korumasından yararlanamaması veya söz konusu tehdit nedeniyle yararlanmak istememesi aranır.

Bir aile üyesinin hariçte tutulması diğerlerini kapsar mı?

Başvuru sahibinin uluslararası korumadan hariçte tutulması, aile üyelerinin de hariçte tutulması sonucunu doğurmaz. Bu, hariçte tutma nedenlerinden herhangi birinin diğer aile üyeleri bakımından oluşmamış olması şartına bağlıdır. Aile başvurusunun bütün değerlendirilmesi, 64. maddenin altıncı fıkrası saklı kalmak kaydıyla yapılır.

İdari gözetim en fazla ne kadar sürer?

Başvuru sahibinin idari gözetimi otuz günü geçemez ve şartlar kalkınca derhâl sona erer. Gözetime karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir; bu başvuru gözetimi durdurmaz ve hâkim incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu