TCK Madde 5 ve Özel Kanunlarla Genel Hüküm İlişkisi

by Avukat Erdal Ersoy
TCK Madde 5 ve Özel Kanunlarla Genel Hüküm İlişkisi

Türk Ceza Kanunu Genel Hükümlerinin Uygulanma Alanı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesi gereğince, bu Kanun'un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinde ise diğer kanunların, Türk Ceza Kanunu'nun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Bu çerçevede anılan tarihten itibaren özel kanunların genel hükümlere aykırı düzenlemeleri uygulama alanı bulamamaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve
ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Tanımlar
5252 sayılı TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN m. geçici 1Kaynağı aç
Geçici
Madde 1 – (Ek: 11/5/2005 – 5349/6 md.)
(1) Diğer
kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili
kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine
kadar uygulanır.[11]
Yürürlük

Bu yasal tercihin gerekçesinde, hukuk uygulamasında birliğin temini ve hukuk güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Kanun koyucu, diğer kanunlarda yalnızca özel suç tanımlarına ve bunlara özgü ceza miktarlarına yer verilmesi, suç ve yaptırımlara ilişkin temel ilkelerin ise Türk Ceza Kanunu üzerinden bütün ceza normlarına teşmil edilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen kanunilik ilkesine göre, bir fiilin yaptırıma bağlanabilmesi kanunda açıkça suç olarak gösterilmesine bağlıdır. Failler hakkında yalnızca kanunda yer alan ceza ve güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir; idari makamların düzenleyici işlemleriyle suç veya ceza ihdas edilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2- (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve
güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş
yorumlanamaz.
Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi

Kanunilik ilkesi ve genel hükümlerin bağlayıcılığı karşısında, 5252 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ile Türk Ceza Kanunu'nun 2. ve 5. maddeleri birlikte gözetildiğinde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan suç tanımlayıcı hükümlerin 01.01.2009 tarihi itibarıyla zımnen ilga edildiği değerlendirilmiştir.

Kısa Süreli Hapis Cezaları ve Güvenlik Tedbirleri

Özel kanunlarda yer alan suçlar bakımından yaptırım tayin edilirken de Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümleri dikkate alınır. Bu çerçevede, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş sanıklar hakkında hükmedilen otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları ile suç tarihinde on sekiz yaşını bitirmemiş veya altmış beş yaşını doldurmuş kişilere verilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları, Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin 3. fıkrasındaki yasal koşullar oluştuğunda seçenek yaptırımlara çevrilir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/13421, K. 2017/6536Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2016/13421 E.  ,  2017/6536 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1163 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Anayasanın 141, CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiillerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıf yapılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
1- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile TCK'nın 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun'un Ek 2/2. maddesinde öngörülen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2-1163 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinde yer alan "Bu madde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezalar paraya tahvil edilemez" hükmünün 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı ve 5237 sayılı TCK'nın 5. maddesinde yer alan "Bu Kanun'un genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." düzenlemesi uyarınca 01.01.2009 tarihinden itibaren özel kanunların TCK’nın genel hükümlerine aykırı hükümlerinin uygulanamayacağı cihetle, daha önce hapis cezasına mahkum edilmeyen sanık hakkında hükmolunan 25 gün hapis cezasının TCK'nın 50/3. maddesinde düzenlenen “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum olduğu bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca TCK'nın 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak sair yönleri incelenmeyen HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Güvenlik tedbirleri ile belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma konularında da genel hükümler esas alınır. Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, maddede belirtilen hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlenen fiiller nedeniyle hapis cezası verildiğinde, infazın tamamlanmasından itibaren geçerli olmak üzere tayin edilen cezanın yarısı ile bir katı arasındaki bir süreyle anılan hakların kullanımının yasaklanmasına karar verilmektedir. 5252 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 5. ile 53. maddeleri çerçevesinde, somut yargılamalarda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 119. maddesindeki tedbirin uygulanma imkânının kalmadığı kabul edilmiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/1787, K. 2017/3802Kaynağı aç
20. Ceza Dairesi         2015/1787 E.  ,  2017/3802 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : 10. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanık … müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin talebinin hükmedilen cezanın süresi dikkate alınarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. ve CMK'nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükmolunan adli para cezalarının ve yargılama giderlerinin 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-5237 sayılı TCK’nın 5 ve 53. maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1. maddesi hükmü gereğince, sanıklar …, …, …. ve …. hakkında 2918 sayılı Kanunun 119. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması,
Kanuna aykırı, sanık … ile sanıkla…. …, …, …., …, …., … ve …. müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve eksikliğin giderilmesi mümkün bulunduğundan;
1-Sanıklar hakkında YTL olarak hükmolunan adli para cezalarının ve yargılama giderinin (TL)'ye dönüştürülmesi,
2-2918 sayılı Kanun'un 119. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması,
Suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
13/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Özel Kanunlardaki Suç Tipleri ve Görevi Kötüye Kullanma

Genel hükümlerin yürürlüğe girmesiyle birlikte özel yasalardaki kimi ceza normlarının niteliği tartışılmıştır. Bu kapsamda, Avukatlık Kanunu'nun 62. maddesindeki sınırlayıcı hükmün özel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçları yönünden zımnen ilga edildiği; avukatın müvekkili namına tahsil ettiği parayı uhdesinde tutması eyleminin ise Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesindeki zimmet suçu kapsamında değerlendirilebileceği, zimmete konu malın kamuya ya da özel şahıslara ait olmasının suçun oluşumunu engellemeyeceği kabule göre gerekçesiyle ifade edilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/1090, K. 2016/3718Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2014/1090 E.  ,  2016/3718 K.GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİMASUMİYET KARİNESİ1982 ANAYASASI (2709) Madde 38AVUKATLIK KANUNU (1136) Madde 35AVUKATLIK KANUNU (1136) Madde 35/AAVUKATLIK KANUNU (1136) Madde 62TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 5TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 247TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 53
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü.
… Barosuna kayıtlı avukat olan sanıkların, görevi kötüye kullanma ve güveni kötüye kullanma suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2) ancak sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları ve katılanın vekili olmamalarına, müvekkilleri olan tanık …'nın katılanın yaşlı olması ve mahkeme işleriyle uğraşamaması sebebiyle yardımcı olmasını yengesinin istediğine, tanık …'un katılanın …'yı kendisinin bulduğuna ve sanıkların senedi ciro etmesi hususunda yönlendirmediklerine ilişkin beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların atılı suçları işlediklerine dair kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı, savunmalarının aksine iddianın şüpheli kaldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince de beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
1136 sayılı Kanunun 35/1 ve 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler ile uzlaştırma işlemi ve Barolar ile Türkiye Barolar Birliğinin organlarında ifa ettikleri görevleri yönünden avukatların kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 5. maddesinin 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle anılan Kanunun genel hükümlerine aykırı olan sınırlayıcı nitelikteki Avukatlık Yasasının 62. maddesinin özel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçları açısından zımnen ilga edilmiş sayılmasının gerektiği ve TCK'nın 247. maddesine göre zimmete geçirilen malın devlete veya özel kişilere ait olmasının suçun oluşması bakımından öneminin bulunmadığı da nazara alınarak, sanık avukatların 06/04/2009 tarihinde tahsil ettikleri 4.500 TL'yi müvekkiline vermemesi şeklindeki eylemlerinin zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Görevi kötüye kullanma suçunu 5237 sayılı Yasanın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında 53/5. maddesi uyarınca "cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan adli para cezasının gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına" karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafii ile O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek güveni kötüye kullanma suçu bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Önödeme Kurumunun Özel Kanun Suçlarına Tatbiki

Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, özel kanunlardaki düzenlemeler gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal ettiği durumlarda, hâkim tarafından yapılacak bildirim doğrultusunda saptanan meblağın yargılama giderleriyle birlikte ödenmesi halinde kamu davası düşmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere,
yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis
cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;[24]
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının
karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,[25]
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis
cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının
aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak
tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. (Ek
cümleler:17/10/2019-7188/16 md.) Failin on gün içinde talep etmesi
koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine
Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi
hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/12
md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya
yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren
beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif
edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi
halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra
hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte
ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme
işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi
suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra
uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis
cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde
ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak
belirlenir.[26]
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması,
kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin
hükümleri etkilemez.
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde
hükümleri;
a) Bu Kanunda yer alan;[27]
1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası),
2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.)
Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
3. Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
(madde 171),
4. Çevrenin taksirle kirletilmesi (182 nci
maddenin birinci fıkrası),
5. Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz
kullanma (264 üncü maddenin birinci fıkrası),
6. Suçu bildirmeme (278 inci maddenin birinci
ve ikinci fıkraları),
suçları,
b) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman
Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç,
c) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan suç,
d) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 4/11/2004
tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinde yer alan suç,
bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki
suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı
önödeme hükümleri uygulanmaz.
(7) (Ek:
24/11/2016-6763/12 md.) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
İKİNCİ
KİTAP
Özel
Hükümler
BİRİNCİ
KISIM
Uluslararası
Suçlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Soykırım
ve İnsanlığa Karşı Suçlar
Soykırım

Önödeme kurumu, kanunda açıkça gösterilen özel kanun suçlarında da uygulama alanı bulur. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 108. maddesinin birinci fıkrasında, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 74. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan fiiller önödeme kapsamındadır. Ancak bu suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi durumunda, fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanamaz.

Özel ceza kanunlarındaki suçlarda TCK genel hükümleri geçerli midir?

Evet, Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca genel hükümler özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır; genel hükümlere aykırı özel düzenlemeler uygulanamaz.

Özel kanun suçlarında kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilir mi?

Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş kişilerin otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları ile yaş küçüklüğü veya yaşlılık şartını taşıyanların bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilir.

Özel kanunlarda yer alan suçlarda önödeme nasıl uygulanır?

Özel kanun hükümleri uyarınca dava doğrudan mahkemeye intikal ettiğinde, hâkimin belirlediği meblağ ve yargılama gideri ödendiğinde kamu davası düşer. Ayrıca Orman, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ile Dernekler kanunlarında sayılan belirli suçlarda da önödeme uygulanabilir; ancak bu özel kanun suçlarının beş yıl içinde yeniden işlenmesi durumunda fail hakkında aynı fiilden ötürü önödemeden yararlanılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu