TCK Madde 292: Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması Suçu

by Avukat Erdal Ersoy
TCK Madde 292: Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması Suçu

Suçun Hukuki Çerçevesi ve Koruduğu Değer

Türk Ceza Kanunu'nun 292. maddesi, tutukevi veya ceza infaz kurumundan ya da gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu ya da hükümlüyü cezai yaptırıma bağlamaktadır. Bu düzenlemenin temel amacı, devletin adli yargı işlevlerini yerine getirebilmesini ve ceza infaz sisteminin etkin biçimde işlemesini güvence altına almaktır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 292Kaynağı aç
Madde 292- (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi
altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı
aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir
yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü
tarafından birlikte işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
bir katına kadar artırılır.
(4) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi
sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da
eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya
hükmolunur.
(5) Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler
ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır.
(6) (Mülga: 29/6/2005 – 5377/33 md.)
Etkin pişmanlık

Suçun faili yalnızca tutuklu veya hükümlü statüsündeki kişi olabilir. Hakkında tutuklama ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan birinin gözaltından kaçması bu suçu oluşturmaz; zira TCK m. 292'nin birinci fıkrasında aranan fail niteliği bu kişilerde gerçekleşmemektedir.

Temel Suç ve Ceza Miktarı

TCK m. 292/1 uyarınca tutukevi, ceza infaz kurumu veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu ya da hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun hareket unsurunu oluşturan kaçma; kişinin bulunduğu kurumun sınırlarını terk etmesi ya da gözetimindeki görevlinin fiili egemenlik alanından kurtulmasıyla gerçekleşir. Bu durum görevlilerce tutulan tutanaklar ve resmi kurum yazıları aracılığıyla ortaya konulabilmektedir.

Nitelikli Haller ve Ceza Artırımı

TCK m. 292/2 uyarınca kaçma suçunun cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. TCK m. 292/3 gereğince suçun silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde birinci veya ikinci fıkraya göre belirlenecek ceza bir katına kadar artırılabilir. Yargıtay içtihadında, temel ceza tayininde gerekçe gösterilerek alt hadden gidildiği hâlde aynı maddenin üçüncü fıkrası uygulanırken gerekçesiz olarak üst hadden artırım yapılması bozma nedeni olarak değerlendirilmiştir; bu sonuç anılan karara özgüdür ve genel bir uygulama kuralı olarak sunulmamaktadır.

TCK m. 292/4 uyarınca kaçma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri, kasten öldürme ya da eşyaya zarar verilmesi gerçekleşirse bu suçlara ilişkin hükümlere göre ayrıca ceza verilir.

Suçun Kapsamının Sınırları: Hangi Kaçmalar Bu Suçu Oluşturmaz

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/2710, K. 2016/5518 sayılı kararında hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü nedeniyle yakalama kararı bulunan sanığın evine gelen kolluk görevlilerine yakalanmadan kaçması eyleminin TCK m. 292 kapsamındaki suçu oluşturmadığını hükme bağlamıştır. Bu karara göre suçun oluşabilmesi için sanığın tutuklu veya hükümlü statüsünde bulunması ve tutukevinden, ceza infaz kurumundan ya da gözetimi altında olduğu görevlilerin elinden kaçması gerekmektedir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/2710, K. 2016/5518Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2016/2710 E.  ,  2016/5518 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Hükümlü veya tutuklunun kaçması
Hüküm : TCK'nın 292/1, 35, 62, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TCK'nın 292. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için sanığın, tutuklu veya hükümlü statüsünde olması, tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçmasının gerektiği, somut olayda; hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü nedeniyle yakalama kararı bulunan sanığın, evine gelen kolluk görevlilerine yakalanmadan kaçması şeklinde gerçekleşen olayda yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 03.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/4356, K. 2018/6455 sayılı kararında gözaltına alma kararı üzerine nezarethaneye götürülürken kaçan sanığın eyleminin TCK m. 292/1'deki suçu değil, TCK m. 265/1'de düzenlenen kamu görevlisine görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğunu belirlemiştir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/4356, K. 2018/6455Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2018/4356 E.  ,  2018/6455 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun oluşabilmesi için, hakkında tutuklama veya kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan kişinin, tutukevinden ceza infaz kurumundan ya da gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması gerektiği; somut olayda, sanık … hakkında, gözaltına alma kararı üzerine nezarethaneye götürülürken kaçması şeklinde gerçekleşen eylemi nedeni ile TCK.nun 292/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmayıp sanığın TCK.nun 265/1. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi ve 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakların saklı tutularak BOZULMASINA, 05.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Özel infaz rejimine tabi olup hafta sonlarında ceza infaz kurumuna gitmeyen hükümlünün durumu da bu suç kapsamında değerlendirilmemektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (CGTİHK) 110. maddesinde bu hale özgü bir suç tanımı bulunmamakta; aynı maddenin beşinci fıkrasına göre özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmamasının yaptırımı cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesi şeklinde belirlenmiştir.

İzinli Hükümlünün Kuruma Dönmemesi

Cezaevinden izinli olarak ayrılan hükümlü bakımından kaçma suçunun oluşabilmesi için failin izinden hiç dönmemesi ya da dönmesi gereken tarihten itibaren iki günden fazla süre geçtikten sonra dönmesi gerekir. Bu değerlendirme CGTİHK m. 97 ile ilgili tüzük düzenlemesinin TCK m. 292 ile birlikte yorumlanmasına dayanmaktadır. İzin süresini iki gün veya daha az aşan hükümlüler hakkında firar suçu değil disiplin işlemi uygulanır; izinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/1172, K. 2015/3731Kaynağı aç
16. Ceza Dairesi         2015/1172 E.  ,  2015/3731 K.
"İçtihat Metni"
Firar suçundan sanık …'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292/1, 293 ve 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2012 tarihli ve 2011/928 esas, 2012/134 sayılı kararıyla ilgili olarak;
… Açık Cezaevinde hükümlü olan sanığın özel izinle 03.05.2011 tarihinde 4 gün izne ayrılıp 07.05.2011 tarihinde … Açık Cezaevine dönmeyerek 1 gün sonra 08.05.2011 tarihinde … Kapalı İnfaz Kurumuna kendiliğinden gelerek teslim olduğu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri hakkında Kanunun 97. maddesi dikkate alındığında firar suçunun oluşması için 2 günden fazla bir sürenin geçmesinin gerektiği ancak sanığın 1 günlük süreyle geciktiği tespit edilmesine rağmen unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, Yüksek Adalet Bakanlığının 08.05.2014 tarih ve 2014/9318/31703 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2014 tarih ve 2014/195206 sayılı tebliğnamesiyle bozma talep edilmiş olmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I) Olay:
Dosya kapsamında bir örneği bulunan hükümlü izin belgesine göre, … Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan …'in 03.05.2011 tarihinde 4 günlük özel izin alarak kurumdan ayrıldığı, 07.05.2011 tarihinde dönmesi gerektiği,
… Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görev yapan Jandarma görevlileri tarafından tutulan 08.05.2011 tarihli yakalama tutanağına göre, 08.05.2011 günü saat 19:00 sıralarında hükümlü …'in ceza infaz kurumunun nizamiye kapısına gelerek '… Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olduğunu, izne ayrıldığını, izin süresinin dolduğunu, teslim olmak için geldiğini''
beyan etmesi üzerine … Açık Ceza İnfaz Kurumu ile yapılan görüşmede süresinde teslim olmadığından firarının verildiğinin bildirildiği, durumu bildirdikleri nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alındığı,
… İlçe Jandarma Komutanlığınca düzenlenen fezleke ile 10.05.2011 tarihinde hükümlü …'in mevcutlu olarak … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
… Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 09.05.2011 tarih ve 2011/242 sayılı …'in firarını … Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği evrakta firar tarihinin 07.05.2011 olarak gösterildiği,
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2011/19559 numaralı dosya kapsamında yapılan soruşturmada, …'in … Açık Cezaevinde hükümlü olarak kalmaktayken, 03.05.2011 tarihinde izne ayrıldığı, 07.05.2011 tarihinde izinden dönmesi gerekirken dönmediği ve firar ettiğinden bahisle 07.06.2011 tarihli 2011/11857 sayılı iddianame ile hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan dava açıldığı,
… Sulh Ceza Mahkemesi ''…cezasının infazına … Açık Ceza İnfaz Kurumunda devam edildiği, bu kurumca sanığa 03.05.2011 tarihinde izin verildiği, sanığın izin bitimi olan 07.05.2011 tarihinde tekrar cezaevine gelerek teslim olması gerekirken teslim olmadığı, 08.05.2011 tarihinde kendiliğinden … Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim olduğu, bu suretle sanık üzerine atılı firar suçunun yasal unsurları itibariyle oluştuğu…'' gerekçesi, 02.02.2012 tarih 2011/928 esas ve 2012/134 sayılı kararla, hükümlü …'in, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan TCK'nın 292/1, 293 ve 62. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının TCK'nın 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verdiği, süresinde temyiz edilmediğinden hükmün 21.03.2012 tarihinde kesinleştiği,
Hükümlü …'in, 24.12.2013 tarihli dilekçesinde, 08.05.2011 tarihinde … Kapalı Cezaevi Jandarma Komutanlığına kendiliğinden teslim olduğunu, Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iki gün gözaltında tutulduktan sonra 10.05.2011 tarihinde … E Tipi Cezaevine teslim edildiğini söylediği tespit edilmiştir.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
… Açık Ceza İnfaz Kurumuna izinden süresinde dönmeyen hükümlü …'in, bir gün gecikmeyle … Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda görevli Jandarma görevlilerine teslim olması üzerine firar ettiği gerekçesiyle gözaltına alınması, hükümlünün zorunlu olarak dönüşünün imkansız hale getirip getirmediğine ilişkindir.
III) Hukuksal Değerlendirme:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun ''izinden dönmeme, geç dönme'' başlıklı 97. maddesinde; ''(1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292 nci ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.
(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.'' şeklinde,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 292. maddesinin 1. fıkrasında; ''Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.'' şeklinde,
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğünün 142. maddesinde; ''(1) İzinden dönmeyen veya iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında 5237 sayılı Kanunun 292 nci ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.
(2) İzin süresini iki gün veya daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. İzinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez.
(3) Hastalık veya zorunlu bir nedenle dönüşün imkânsız hâle gelmesi durumunda, hükümlü izin belgesiyle bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur. Bu hâlde, hükümlü o yer kurumuna alınır ve durum, en seri haberleşme araçlarıyla izne ayrıldığı kuruma bildirilir.
(4) Hastalığın tedavisinin tamamlanması veya zorunlu nedenin ortadan kalkması hâlinde, hükümlü dış güvenlik görevlisi nezaretinde izne ayrılmış ise, yine dış güvenlik görevlisi nezaretinde, aksi takdirde serbest olarak izne ayrıldığı kuruma gönderilir.
(5) İzne gidiş veya dönüş sırasında yolda herhangi bir zorunlu nedenin doğması hâlinde, hükümlü en yakın kuruma alınır, bu durum izne ayrıldığı kuruma derhâl bildirilir.
(6) İzin dönüşlerinde, yolda geçecek yeterli süreyi dikkate almayan hükümlülerin, ikinci fıkrada belirtilen süreler içerisinde gecikmeleri durumunda, mazeretlerine bakılmaksızın haklarında disiplin işlemi yapılır.'' şeklinde düzenlemelere yer verilmektedir.
TCK'nın 292. ve CGTİHK'nın 97. maddesi ile Tüzüğün 142. maddesindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, cezaevinden izinli olarak ayrılan hükümlüler bakımından hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun oluşabilmesi için failin izinden dönmemesi veya izinden dönmesi gereken tarih üzerinden iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönmesi gerektiği, somut olayda, hükümlünün izinden dönmesi gereken tarihten bir gün sonra 08.05.2011 tarihinde Reyhanlı'da teslim olduğu, bu hususun … Açık Ceza İnfaz Kurumuna bildirildiğinde hükümlünün firar ettiği öğrenildiği, bu sebeple gözaltına alındığı, bu hususun hükümlünün dönüşünü imkansız hale getirdiğinin anlaşılması karşısında, hükümlü … 'e atılı suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden yazılı biçimde mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
IV) Sonuç ve karar:
1- Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, … . Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2012 tarih 2011/928 esas ve 2012/134 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK'nın 309/4-d maddesine göre yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığından CMK'nın 223/1-c maddesi gereğince BERAATİNE,
Dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hastalık veya zorunlu bir nedenle kuruma dönüşün imkânsız hale gelmesi durumunda hükümlünün izin belgesiyle bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması ve o yer kurumuna alınması mümkündür; bu usul ilgili tüzük hükmünde düzenlenmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2015/1172, K. 2015/3731 sayılı kararında bu durumun somut olayda hükümlünün dönüşünü imkânsız kıldığının anlaşılması gerekçesiyle kaçma suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir; bu sonuç ilgili olayın koşullarına özgüdür.

Denetimli Serbestlik Kapsamında Kaçma

CGTİHK m. 105/A-8 uyarınca iki ayrı eylem TCK m. 292 ve 293 kapsamında değerlendirilmektedir: denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat edilmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmesine karşın müracaat edilmemesi ve ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olunmaması. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/2995, K. 2022/6195 sayılı kararında bu iki eylemden birinin gerçekleşmesiyle suçun oluşacağı ve ardından gelen eylemin ayrı bir suç sayılmayacağı benimsenmiştir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 105/AKaynağı aç
Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.)
(1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.)
Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını
sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz
kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl
veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının
koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan
değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan
Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar
verilebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/13 md.) Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi
için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz
kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda
geçirmiş olması gerekir.
(2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna
ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza
infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri
gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci
fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.
(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;[45]
a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki
yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,
b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık,
engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve
koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,
diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık,
engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet
Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca
düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.
(4) (Değişik: 18/6/2014-6545/80 md.) Adli para cezasının
ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki
infaz usulünden yararlanamazlar.
(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına
karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;
a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,
b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,
c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,
d) Belirlenen programlara katılması,
yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli
serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate
alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak
için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya
da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca
tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur.
(6) Hükümlünün;[46]
a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği
denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi,
b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün
hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin
bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına
uymamakta ısrar etmesi,
c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,
hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu
salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna
gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi
tarafından karar verilir.
(7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46
md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan
sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla
hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması
hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi
tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar
verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı,
davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının
infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi
tarafından karar verilir.
(8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin
bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…)[47]
ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın
Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk
Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.
(9) Yükümlülüklerin gereklerine ve
denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında
denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci
ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.
(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin
esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.
Adlî para cezasının infazı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/2995, K. 2022/6195Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2021/2995 E.  ,  2022/6195 K.
"İçtihat Metni"
İhbarname No : KYB – 2021/1042
Hükümlü … tutuklunun kaçması suçundan sanık …'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 292/1 ve 293. maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2015 tarihli ve 2014/720 Esas, 2015/818 sayılı Kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Kocaeli Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlünün, Kocaeli İnfaz Hakimliğinin 31/10/2013 tarihli ve 2013/4032 Esas, 2013/3989 sayılı Kararıyla hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilip tahliye edilmesini müteakip, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılarak adı geçen Mahkemenin 15/09/2015 tarihli ve 2014/56 Esas, 2015/489 sayılı Kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, yine hükümlünün bahse konu denetimli serbestlik tedbiri kararının kaldırılarak kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Gebze İnfaz Hakimliğinin 15/11/2013 tarihli ve 2013/225 Esas, 2013/226 sayılı Kararının tebliğine rağmen 2 gün içerisinde teslim olmaması nedeni ile aynı suçtan Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılarak anılan Mahkemenin 19/06/2015 tarihli ve 2014/720 Esas, 2015/818 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21/11/2018 tarihli ve 2018/7328 Esas, 2018/13100 Karar sayılı ilamında, "…5275 sayılı Kanunun 105/A-8 maddesinde; "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292. ve 293. maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." hükmü düzenlenmektedir. Anılan düzenlemede "denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" ve "kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmama" iki seçimlik hareket olarak belirtilmiştir. Somut olayda; sanığın, hakkında uygulanmasına karar verilen denetimli serbestlik tedbiri nedeniyle Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne kimliği olmadan süresinde başvurduğu, kimliği olmadığı için ek süre verilmesine rağmen bu sürenin sonunda da müdürlüğe usulüne uygun geçerli bir başvuruda bulunmadığı anlaşılmaktadır. "Denetimli serbestlik
./..
S/2
müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminin, anılan hükmün kapsamında kaldığı, bu aşamaya kadarki hali itibariyle mezkur suçu oluşturduğu, sanık hakkında İnfaz Hakimliği'nden kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı aldırılmasının suçun oluşumuna etki sağlamayacağı…." şeklinde belirtildiği üzere, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A-8 maddesinde yer alan "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." şeklindeki düzenleme gereğince "denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" ile "kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmama" eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde firar suçunun oluşacağı ve sonraki eylemin ayrı bir firar suçunu oluşturmayacağı, bu halde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 26/05/2014 tarihli iddianamesi ile hakkında kamu davası açılan sanığın, denetimli serbestlik tedbiri kararının kaldırılarak kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Gebze İnfaz Hakimliğinin 15/11/2013 tarihli kararının tebliğine rağmen 2 gün içerisinde teslim olmaması şeklindeki sonraki eyleminin firar suçunu oluşturmayacağı ve adı geçen suçtan ayrıca cezalandırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.11.2020 gün ve 2020-17040 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2021 gün ve KYB – 2021/1042 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kocaeli Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlünün, Kocaeli İnfaz Hakimliğinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/4032 Esas, 2013/3989 sayılı Kararıyla hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilip tahliye edilmesini müteakip, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması için denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Gebze 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılarak adı geçen Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2014/56 Esas, 2015/489 sayılı Kararı ile
./..
S/3
mahkumiyetine karar verildiği, kararın 13.10.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, yine hükümlünün bahse konu denetimli serbestlik tedbiri kararının kaldırılarak kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Gebze İnfaz Hakimliğinin 15/11/2013 tarihli ve 2013/225 esas, 2013/226 sayılı kararının tebliğine rağmen 2 gün içerisinde teslim olmaması nedeni ile aynı suçtan Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2015 tarihli ve 2014/720 esas, 2015/818 karar sayılı ilamı ile mahkumiyetine karar verildiğinin ve kararın 04.09.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiğinin anlaşılması karşısında,
5271 sayılı CMK.nın 223/7. maddesinde "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hükmü veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir." hükmünün yer aldığı, Ceza Genel Kurulu'nun 13.04.2010 tarih 2010/1-9 Esas, 2010/83 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; konusu ve tarafları aynı olan suçun iki ayrı davaya konu edilmesi halinde, daha sonradan düzenlenen iddianame ile açılan ikinci kamu davasının, aynı eylem nedeniyle açılan mükerrer dava niteliğinde olup açılan bu ikinci kamu davasının CMK.nın 223/7.maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği,
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A-8 maddesinde yer alan "Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292'nci ve 293'üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." şeklindeki düzenleme gereğince "denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeme" ile "kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmama" eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesi halinde tutuklu hükümlünün kaçması suçunun oluşacağı ve sonraki eylemin ayrı bir tutuklu hükümlünün kaçması suçunu oluşturmayacağı, bu halde denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına rağmen müracaat etmemesi nedeni ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 08.11.2013 tarihli iddianamesi ile hakkında kamu davası açılan hükümlünün, denetimli serbestlik tedbiri kararının kaldırılarak kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Gebze İnfaz Hakimliğinin 15.11.2013 tarihli, 2013/225 Esas, 2013/226 Karar sayılı kararının tebliğine rağmen 2 gün içerisinde teslim olmaması şeklindeki sonraki eyleminden dolayı 26.05.2014 tarihli iddianame ile açılan davanın 5271 sayılı CMK.nın 223/7. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden, Gebze 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.06.2015 gün ve 2014/720 Esas,
./..
S/4
2015/818 sayılı Kararının CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, yürütülen mükerrer davanın 5271 sayılı CMK.nın 223/7. maddesi uyarınca REDDİNE, mahkemece hükmedilen cezanın kaldırılmasına ve infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,19.04.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda, suçun konusu ve tarafları aynı olan eylem nedeniyle ikinci bir kamu davası açılmış olması hâlinde bu davanın CMK m. 223/7 uyarınca reddedilmesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Maddenin Uygulama Alanı: Kimler Fail Olabilir

TCK m. 292/5, madde hükümlerinin ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adli para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanacağını düzenlemektedir.

TCK m. 292/6, 29 Haziran 2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun ile mülga edilmiştir.

Tutuklamaya İlişkin Genel Usul Kuralları

TCK m. 292 kapsamında yürütülen soruşturmalarda şüpheli hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için CMK m. 100/1 gereği kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması zorunludur; tutuklama işin önemi ile beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçüsüz olmamalıdır. Kaçma, saklanma veya kaçacağına dair somut olgular CMK m. 100/2-a uyarınca tutuklama nedeni sayılabilir; bu değerlendirmenin soyut bir ihtimale değil somut verilere dayanması gerekmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

Soruşturma evresinde tutuklama kararı CMK m. 101/1 uyarınca Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise savcı istemi üzerine veya mahkemece re'sen verilebilir. Tutuklama istemlerinde mutlaka gerekçe gösterilmeli ve adli kontrolün yetersiz kalacağına ilişkin hukuki ile fiili nedenlere yer verilmelidir. Tutuklama istendiğinde şüpheli veya sanık, seçeceği ya da baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır; CMK m. 100 ve 101 uyarınca verilen kararlara itiraz yolu açıktır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
Tutuklulukta geçecek süre

CMK m. 102/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde azami tutukluluk süresi bir yıl olup zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından dörtte üç oranında uygulanır. TCK m. 292 suçunun bu sınıflandırma içindeki konumu ceza miktarından hareketle değerlendirilmekte olup yetkili mahkeme konusunda ayrıca doğrulama yapılması gerekir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi

Sık Sorulan Sorular

Gözaltındaki kişinin kaçması TCK m. 292 kapsamında mı değerlendirilir?

Hayır. TCK m. 292 yalnızca tutuklu veya hükümlü statüsündeki kişilerin kaçmasını kapsamaktadır. Hakkında tutuklama ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan, salt gözaltında tutulan kişinin gözaltından kaçması bu suçu oluşturmaz. Gözaltına alınırken görevliye direnme niteliğindeki eylemler TCK'nın farklı hükümleri çerçevesinde değerlendirilebilir.

Kaçma eyleminin nasıl ispat edildiği önemli midir?

Evet. Suçun hareket unsurunu oluşturan kaçma, kişinin kurumun sınırlarını terk etmesi ya da gözetimindeki görevlinin fiili egemenlik alanından kurtulmasıyla gerçekleşir. Bu durum görevlilerce tutulan tutanaklar ve resmi kurum yazıları aracılığıyla ortaya konulabilmektedir.

İzin süresi biten hükümlü kuruma geç dönerse ne olur?

İzin süresini iki gün veya daha az aşan hükümlüler hakkında firar suçu değil disiplin işlemi uygulanır; ayrıca izinli iken firar eden hükümlüye bir daha izin verilmez. İki günden fazla gecikme veya hiç dönmeme halinde kaçma suçu gündeme gelebilir. Hastalık ya da zorunlu bir nedenle dönüş imkânsız hale gelirse hükümlünün bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması ve o yer kurumuna alınması mümkündür; bu durumun dönüşü imkânsız kıldığının somut olayda anlaşılması, kaçma suçunun unsurlarının oluşmadığı yönünde değerlendirmeye yol açabilir.

Denetimli serbestlik kapsamındaki müdürlüğe gitmeyen hükümlü suç işlemiş sayılır mı?

CGTİHK m. 105/A-8'e göre denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat edilmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmesine rağmen müracaat edilmemesi ya da ceza infaz kurumuna iade kararına karşın iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olunmaması TCK m. 292 ve 293 kapsamında değerlendirilmektedir. Bu iki eylemden birinin gerçekleşmesiyle suçun oluşacağı ve ardından gelen eylemin ayrı bir suç sayılmayacağı ise yargısal içtihat düzeyinde benimsenen bir yaklaşımdır.

Kaçma sırasında birine zarar verilirse ayrıca ceza verilir mi?

Evet. TCK m. 292/4 açıkça bu durumu düzenlemiştir. Kaçma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri, kasten öldürme ya da eşyaya zarar verme gerçekleşirse bu suçlara ilişkin hükümlere göre ayrıca ceza verilir.

Adli para cezasından çevrilen hapis cezasını çeken kişi kaçarsa TCK m. 292 uygulanır mı?

Evet. TCK m. 292/5 hükmü, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adli para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da maddenin uygulanacağını açıkça belirtmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu