Hakaret Suçunda Mağdurun Belirlenmesi ve Yasal Karine
Hakaret suçunun oluşabilmesi için muhatabın belirli veya belirlenebilir olması zorunludur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 126. maddesi, failin mağdurun ismini açıkça belirtmediği durumlarda hangi koşullarda ismin anılmış ve hakaretin açıklanmış sayılacağına dair usul hukuku bakımından ispata yönelik karine benzeri bir yasal ölçüt getirmektedir. Düzenleme uyarınca, hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş hem de hakaret açıklanmış kabul edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 126Kaynağı aç
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/437, K. 2024/88Kaynağı aç
Korunan Hukuki Değer ve Hakaret Suçunun Maddi Unsurları
Hakaret düzenlemesiyle güvenceye bağlanan hukuki değer kişilerin onur, şeref ve saygınlığıdır. Suçun tamamlanabilmesi için gerçekleştirilen eylemin kişiyi küçük düşürmeye matuf olması gerekir. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle saldıran fail hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Suçun mağdurun gıyabında işlenmesi durumunda cezalandırma yapılabilmesi fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek icra edilmesine bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
Duraksamaya Yer Vermeyecek Durum Ölçütü ve İspat Unsurları
Hakaret içeren ifadelerde mağdurun isminin açıkça zikredilmediği hallerde, sarf edilen sözlerin muhatabın şahsına yönelik olduğunun tanık anlatımları ve çevredekilerin bilgisiyle tereddütsüz anlaşılması durumunda Türk Ceza Kanunu'nun 126. maddesindeki ölçüt karşılanmış olur. İsim açıkça anılmamış bulunsa dahi isnadın tereddütsüz biçimde muhataba yöneldiği belirlendiğinde hakaret açıklanmış sayılır.
Sosyal medya ortamında gerçekleştirilen paylaşımlara yapılan yorumlarda, failin sözleri kime yönelik yazdığı konusundaki çelişkili ifadeleri ile dosyadaki veriler birlikte değerlendirildiğinde sözlerin mağdurun şahsına yöneldiği anlaşılıyorsa, mağdurun isminin açıkça yazılmamış olması beraat gerekçesi yapılamaz ve mahkûmiyet hükmü kurulması gerekir.
Tüzel Kişiler ve Aidiyet İlişkisi
5237 sayılı Kanun'un 125. maddesi kapsamında şeref ve saygınlığı rencide edebilecek sözlerin gerçek kişilere yöneltilmesi şarttır. Herhangi bir gerçek kişiyle aidiyet ilişkisi kurulmaksızın yalnızca tüzel kişiye yönelik sarf edilen ifadeler hakaret suçunu oluşturmaz.
Genel İfadeler ve Muhatabı Belirli Olmayan Sözler
Sözlerin belirli kişileri muhatap almayarak genel bir uygulamaya ilişkin bulunması ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde şahıslara yöneltildiğinin tespit edilememesi halinde hakaret suçunun unsurları tamamlanmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/437 Esas ve 2024/88 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, belirli kamu görevlileri muhatap alınmaksızın genel bir uygulamadan söz edilmesi ve ifadelerin duraksamaya yer vermeyecek şekilde ilgililerin şahsına yöneltildiğinin belirlenememesi durumunda kamu görevlisine hakaret suçu oluşmaz.
Toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında sarf edilen sözlerin kimseyi hedef almadan söylendiğine ilişkin savunmalar ve olaya dair tespit tutanakları karşısında, söz konusu ifadelerin duraksamaya mahal vermeyecek açıklıkta muhataba yöneltildiğine dair delil bulunmaması beraati gerektirir. Aynı şekilde bir mektupta yer alan hakaret niteliğindeki sözlerin mağdurlar tarafından kendilerine yönelik söylenmediğinin beyan edilmesi halinde, sözlerin muhatabının bu kişiler olduğu kabul edilerek ceza verilemez.
Hakarette mağdurun adı söylenmezse suç oluşur mu?
Mağdurun adı açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, niteliğinde ve şahsına yönelik olduğunda duraksamaya yer vermeyecek bir durum varsa TCK m. 126 uyarınca isim belirtilmiş ve hakaret açıklanmış sayılır.
Sözlerin mağdura yöneldiği nasıl tespit edilir?
İsim belirtilmemiş olsa bile tanık beyanları, çevredekilerin algısı, failin çelişkili anlatımları ve olayın özellikleri sözlerin duraksamaya yer bırakmayacak biçimde şahsa yönelik olduğunu gösteriyorsa suçun muhatabı belirlenmiş sayılır.
Tüzel kişilere yönelik sözler hakaret suçunu oluşturur mu?
Hakaret suçunda sözlerin gerçek kişilere yönelmesi gerektiğinden, herhangi bir gerçek kişiyle aidiyet ilişkisi kurulmadan yalnızca tüzel kişiye sarf edilen sözler bu suçu oluşturmaz.
Genel bir uygulamaya yönelik sözler hakaret sayılır mı?
Belirli bir kişi muhatap alınmadan genel bir uygulamaya yönelik sarf edilen ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde şahsın hedef alındığı belirlenemeyen sözler hakaret suçunu oluşturmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

