Sağır ve Dilsizlik Hali ve Ceza Sorumluluğu (TCK 33)

by Avukat Erdal Ersoy
Sağır ve Dilsizlik Hali ve Ceza Sorumluluğu (TCK 33)

7593 sayılı Kanunun 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren TCK m.31 değişikliği sonrasındaki genel ceza sınırları esas alınmıştır. Ağırlaşan maddi ceza hükümleri önceki fiillere otomatik uygulanamaz; suç tarihine göre TCK m.7 uyarınca eski ve yeni kanun somut olayda karşılaştırılarak lehe olan uygulanır. TCK m.31/4’teki indirim istisnası yalnızca m.81 ve 82 kapsamındaki kasten öldürme ile m.87/2 ve 87/4 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama için, maddede sayılan ölçütlerle ve gerekçeyle değerlendirilebilir.

7593 sayılı Kanun, Madde 2Kaynağı aç
ÇOCUK KORUMA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7593 Kabul Tarihi: 8/8/2026
MADDE 1- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
MADDE 2- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Somut olayda; a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı, b) Güdülen amaç ve saik, c) Suçun işleniş şekli, d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma, hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”
MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”
MADDE 4- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. “e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”
MADDE 5- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “suç türleri,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 6- 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.” “(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir: a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. (5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden; a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar, idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler. (6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”
MADDE 7- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
MADDE 8- 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Amaç dışı bıçak taşıma MADDE 43/C- (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin; a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi, b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması, yasaktır. (2) Birinci fıkrada sayılan yasaklara uymayan kişiye beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. (3) Birinci fıkrada sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. (4) Birinci fıkrada sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir. (5) Birinci fıkradaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur. (6) Bu madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır. (7) Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”
MADDE 9- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Yönlendirme tedbirleri MADDE 5/A- (1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır. (2) Yönlendirme tedbirleri olarak; a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına, b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine, c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya, d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya, e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya, hükmedilir. (3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 10- 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman hekim tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur. (5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir. (6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”
MADDE 11- 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”
MADDE 12- 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir. (3) Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”
MADDE 13- 5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”
MADDE 14- 5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir.” “(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takibi vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir. (5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”
MADDE 15- (1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun; a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”, şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 16- Bu Kanunun; a) 8 inci maddesi ile 5326 sayılı Kanuna eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
MADDE 17- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Resmî kaynak

Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesi gereğince sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu, yaş gruplarına göre üçer yıllık bir kaydırma yapılarak değerlendirilir. Kanun koyucu, algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğindeki olası gelişimsel durumları gözeterek sağır ve dilsiz bireyler bakımından yaş küçüklüğüne ilişkin koruyucu ceza sorumluluğu rejimini esas almıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33- (1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını
doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmamış olan
sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz
yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş yaşını doldurmuş
olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, onsekiz yaşını
doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında
da uygulanır.
Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma

Yaş Kademelerine Göre Ceza Sorumluluğu ve İndirim Oranları

Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun on iki yaşını doldurmamış çocuklara ilişkin hükümleri uygulanır. Bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu bulunmamaktadır; bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamaz ve yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan
çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması
yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki
yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin
hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak
bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği
fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında
suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan
onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu
hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş
yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan
yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş
yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu
hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.
Akıl hastalığı

Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında TCK m.33/2 gereği 12–15 yaş grubuna ilişkin m.31/2 kuralları uygulanır. Algılama ve yönlendirme yeteneği varsa ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 13–18 yıl, müebbet karşılığı 10–12 yıl hapistir; diğer cezaların yarısı indirilir ve her fiil için üst sınır 9 yıldır. Suç tarihi ve lehe kanun ayrıca gözetilir.

Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmuş olup yirmi bir yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında TCK m.33/3 gereği 15–18 yaş grubuna ilişkin m.31/3 kuralları uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet karşılığı 19–27 yıl, müebbet karşılığı 15–18 yıl hapistir; diğer cezaların üçte biri indirilir ve her fiil için üst sınır 15 yıldır. Suç tarihi ve lehe kanun ayrıca gözetilir.

Algılama Yeteneğinin Tespiti ve Sosyal İnceleme Raporu

Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri bakımından Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliği'nin 20. maddesinin ikinci fıkrası gereğince sosyal inceleme yaptırılması zorunludur.

Çocuk Koruma Kanunu Yönetmeliği'nin 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığını takdir yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, bireyin içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim ile fiziksel ve ruhsal gelişimi hakkında bir rapor düzenler ve mahkeme bu raporla birlikte uzman görüşünü değerlendirir.

Sağır ve Dilsizlik Durumunun Raporlanması

Sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesi delaletiyle 31. maddesi hükümlerinin uygulanabilmesi bakımından, kişinin suç tarihi itibarıyla bu kapsamda sağır ve dilsiz olup olmadığının uzman doktor raporu ile belgelenmesi gerekmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/1643 Esas ve 2015/4685 Karar sayılı ilamında, sanığın suç tarihi itibarıyla sağır ve dilsiz olup olmadığının uzman hekim raporuyla belgelenmesi gerektiği gözetilmemiş olsa da aleyhe temyiz bulunmadığı için bu durumun bozma nedeni yapılmadığı belirtilerek değerlendirmenin rapor sonrasında yapılması lüzumuna işaret edilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2015/1643, K. 2015/4685Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2015/1643 E.  ,  2015/4685 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 1 – 2014/106646
MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO : 14/02/2014, 2013/279 (E) ve 2014/39 (K)
SUÇ : Yakın akrabayı öldürme
1-) Sanığın suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK.nun 33. maddesi kapsamında sağır ve dilsiz olup olmadığının uzman doktor raporu ile belgelenmesinden sonra hakkında TCK.nun 33. maddesi delaletiyle 31. maddesi hükümlerinin uygulanabileceği hususunun gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..'ın kardeşi maktül ..'ı nitelikli öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun niteliği tayin, kusurluluğu etkileyen nedenlerden sağır dilsizlik ile takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre eleştiri nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafıinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (ONANMASINA), 06/10/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Hak Yoksunlukları, Tekerrür ve Müsadere Kuralları

Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu niteliğindeki belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirleri uygulanmaz. Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesindeki yaş kuralı uyarınca, fiili işlediği sırada yirmi bir yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında da belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerine hükmedilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi

Ceza sorumluluğunda uygulanan koruyucu rejimin bir diğer sonucu suçta tekerrür bakımından geçerlidir. Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz. Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesindeki düzenleme gereğince bu kural fiil tarihinde yirmi bir yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında da geçerlilik taşır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 58Kaynağı aç
Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri
uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik
olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma,
dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya
kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke
mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza,
mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında
cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz
rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı
belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik
tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya
örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı edilme

Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya müsadere edilir. Failin sağır ve dilsiz olması sebebiyle ceza sorumluluğunun bulunmadığı hallerde dahi suçta kullanılan ve belirtilen niteliği taşıyan eşya hakkında müsadere kararı verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla,
kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen
ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel
ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde
iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren
eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece
suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi

Akıl Hastalığı Hükümleri ile İlişkisi

Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, akıl hastalığı yüzünden gerçekleştirdiği eylemin hukuki anlamını kavrayamayan ya da eyleme ilişkin iradesini yönlendirme kabiliyeti mühim ölçüde kısıtlanmış şahsa ceza tayin edilmeyip hakkında güvenlik tedbiri uygulanır. İrade yeteneği bu boyutta olmamakla beraber zayıflamış bulunan faillere ise anılan maddenin ikinci fıkrası gereğince ceza indirimi uygulanmakta ve ayrıca akıl hastalarına mahsus güvenlik tedbirine hükmolunmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki
anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak,
bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille
ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası
yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda
birden fazla olmamak üzere indirilebilir. (Değişik cümle:24/12/2025-7571/14
md.) Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik
tedbirine hükmolunur.
Sağır ve dilsizlik

Ceza Yargılamasında Müdafi, Vekil ve Tercüman Görevlendirilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirilir. Aynı koruma mağdur yönünden de geçerlidir; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 239. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mağdur veya suçtan zarar görenin sağır ve dilsiz olması halinde avukat görevlendirilmesi istem şartına bağlı değildir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 239Kaynağı aç
Madde 239 – (1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur
veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel
istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama,
işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını
gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini
isteyebilir.[82]
(2) Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya
kendisini savunamayacak derecede akıl
hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
Katılmanın davaya etkisi

Sağır ve dilsiz sanığa müdafi atanmadan beraat kararı verilmiş olması halinde sanığın yararına olan kurala aykırılık Cumhuriyet savcısına aleyhe temyiz hakkı tanımaz. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 290. maddesi uyarınca, sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine hükmün bozulması istenemez.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 202. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca engelli olan sanığa veya mağdura duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar anlayabilecekleri biçimde anlatılır. Bu kural aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da tatbik edilir ve soruşturma aşamasında tercüman hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır. Ayrıca meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeme hali de tercüman vasıtasıyla iddia ve savunmanın tercüme edilmesini gerektirir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde
Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki
iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.
(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya
ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen
şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim
veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.[71]
(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık;
a) İddianamenin anlatılması,[72]
b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,
üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan
ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra
uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine
getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân,
yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye
kullanılamaz.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî yargı adalet
komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından
seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından
oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de
tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar
yönetmelikle belirlenir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Duruşmanın
Düzen ve Disiplini
Hâkim veya başkanın yetkisi
15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlere ceza verilebilir mi?

Hayır, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin Türk Ceza Kanunu'nun 33/1 ve 31/1 maddeleri uyarınca ceza sorumluluğu bulunmamaktadır; haklarında ceza kovuşturması yapılamaz ve yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

Sağır ve dilsiz şüpheliye müdafi atanması talebe bağlı mıdır?

Hayır, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin ikinci fıkrası gereğince müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirilir.

Sağır ve dilsiz mağdur için barodan avukat talep edilmesi gerekir mi?

Hayır, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 239. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mağdur veya suçtan zarar görenin sağır ve dilsiz olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem şartı aranmaz.

21 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında hak yoksunluğu uygulanır mı?

Hayır, Türk Ceza Kanunu'nun 33. maddesi delaletiyle 53. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, fiili işlediği sırada yirmi bir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirleri uygulanmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu