Staj ve Çıraklık Sigortası Emeklilik Başlangıcı Sayılır Mı?

by Avukat Erdal Ersoy
Staj ve Çıraklık Sigortası Emeklilik Başlangıcı Sayılır Mı?

Staj ve Çıraklık Sigortasının Emekliliğe Etkisi ve Yasal Çerçeve

Meslek lisesi, çıraklık eğitimi, işletmelerde mesleki eğitim veya okul stajı süreçlerinde kişilere sigorta sicil numarası verilmektedir. Ancak bu süreçte yatırılan primler yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık hallerini kapsayan kısa vadeli sigorta kollarına ilişkindir. Emeklilik için gerekli olan uzun vadeli sigorta kollarına yönelik malullük, yaşlılık ve ölüm primleri ödenmediğinden ilk işe giriş tarihi ileriye kaymakta, staj ve çıraklık başlangıç tarihleri emeklilik hesaplamasında ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmemektedir.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 25 inci maddesi uyarınca çıraklık, aday çıraklık veya mesleki eğitim kapsamındaki öğrencilerin sigorta prim ödemeleri asgari ücretin yarısı esas alınarak ilgili Bakanlık ya da üniversite bütçesinden tahsis edilen ödenekle karşılanmaktadır. Belirtilen eğitim ve staj süreçlerinde bulunanlar yönünden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 23, 24, 35 ve 42 nci maddelerindeki düzenlemeler geçerlilik taşımaz. Bununla birlikte, işletme temin edilemediğinden ötürü eğitimini okul bünyesinde sürdüren ortaöğretim öğrencileri ile yükseköğretim birimlerinde staj faaliyeti yürütenlerin stajları, kanunun ilgili fıkrasındaki ücret düzenlemesinin kapsamı dışında bırakılmıştır.

3308 sayılı MESLEKİ EĞİTİM KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – (Değişik: 2/12/2016-6764/45 md.) Aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilere işletmeler tarafından ödenecek ücret ve bu ücretlerdeki artışlar, düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. Ancak, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında staj veya tamamlayıcı eğitim gören öğrencilere asgari ücretin net tutarının; yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işyerlerinde yüzde otuzundan, yirmiden az personel çalıştıran işyerlerinde yüzde onbeşinden, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde otuzundan, kalfalık yeterliğini kazanan mesleki eğitim merkezi 12’nci sınıf öğrencilerine asgari ücretin yüzde ellisinden aşağı ücret ödenemez. Bu amaçla kamu kurum ve kuruluşları gerekli tedbirleri alır. Staj yapacak işletme bulunamaması nedeniyle stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri ile yükseköğretim kurumları ve birimlerinde yapan yükseköğretim öğrencilerinin yaptıkları stajlar bu fıkra hükmü kapsamı dışındadır.[13][14] Aday çırak, çırak ve öğrencinin eğitimi sırasında işyerinin kusuru halinde meydana gelecek iş kazaları ve meslek hastalıklarından işveren sorumludur. Aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler her türlü vergiden müstesnadır. (Değişik: 2/12/2016-6764/45 md.) Aday çırak, çıraklar, işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler ile mesleki ve teknik ortaöğretim okul ve kurumlarında okumakta iken staja, tamamlayıcı eğitime veya alan eğitimine tabi tutulan öğrencilerin sigorta primleri asgari ücretin yüzde ellisi üzerinden, Bakanlık ile mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu üniversitelerin bütçesine konulan ödenekten karşılanır. Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrenciler ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında alan eğitimine başlayan öğrenciler hakkında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 23, 24, 35 ve 42 nci maddeleri hükümleri uygulanmaz. Ayrıca bunlara aynı Kanuna göre işgöremezlik ödenekleri bağlanacak sürekli işgöremezlik gelirine esas olacak günlük kazançların tespitinde sigorta primine esas tutulan ücret dikkate alınır.[15] İzin

506 sayılı Kanun'un 3/II-B maddesi, kanuni nitelikleri taşıyan çırakların bu dönemdeki çalışmaları süresince analık ile birlikte malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarından ve Kanun'un 35 inci maddesinden yararlanamayacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2023/13057, K. 2023/13160 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, çıraklık evresinde uzun vadeli sigorta kollarının işletilmemesi ve yalnızca kısa vadeli primlerin ödenmesi sebebiyle bu süreler prensip olarak emekliliğe esas sigorta başlangıcı teşkil etmez.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/13057, K. 2023/13160Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2023/13057 E.  ,  2023/13160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/514 E., 2023/493 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/278 E., 2021/487 K. Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, SGK başkanlığının 10.12.2019 tarihli kararında 13.09.1993 tarihinde alınan sigorta sicil numarasının çıraklı ve staj primleri kısa vadeli sigorta pirimi olduğundan emeklilik hesabında dikkate alınmadığın bildirildiğini, müvekkilin 13.09.1993 tarihide … sigorta sicil no ile samsun çıraklı eğitimi merkezi nezdinde çıraklı olarak çalışmaya başladığını. 1996 yılına kadar devam ettiğinin çocuk genç ya da normal işçilerinin bir günlüğüne dahi olsa herhangi bir iş yerinde çalışmaya başlaması halinde SGK kapsamında alınması mecburi olduğunu, 16 yaşlara erişmiş mesleki eğitim ve öğretiminde haftanın ortalama üç gününü iş yerinde çalışarak geçiren çırak ya da stajyerin çalışmasının sadece iş kazası meslek hastalığı açısından kabul edilmesi emeklilik açısından kabul edilmemesi hukuksal olarak hak kayıplarına yol açtığını belirterek davalı kurumun 10.12.2019 tarihli kararının iptali ile davacının emekliliğe esas ilk tescil tarihinin çıraklık kaydının bulunduğu 13.09.1993 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 3/II(B) bendine göre özel kanunda nitelikleri belirtilen çırakların çıraklık devresi sayılan süre içerisinde malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları hükümlerine tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu belirtilen sürelerin sözü edilen Kanun'un 108 inci maddesinde de gösterilen sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini hükme bağlandığını. dava konusu olayda, davacının sözü edilen tarihte çırak olarak çalıştığı ve mesleki bilgi ve görgüsünü artırmak için davalı kuruluşta eğitime tabi tutulduğu açıkça belli olduğunu, mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğunu, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "…Somut vakada çıraklık sözleşmesinin var olup olmadığı hususunda sadece işe giriş bildirgesinde davacının çırak olduğunu belirten kurumdan gelen kaydın bulunduğu fakat gelen belgeler ve dinlenen bordro tanıkları beyanları kapsamında ilgili istinaf ilamının bizden istediği araştırma yapıldığında davacı ve işyeri arasında çıraklık ilişkisinin bulunmadığı, davacının çalışmalara eylemli olarak katıldığı emeğiyle işyerine katkıda bulunduğu ve iş bu emeğine karşılık ücret aldığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak ilgili İstinaf ilamı gereği yerine getirilerek Davacının 13.09.1993'de ki çalışmasının çıraklıktan kapsamında değil, 6098 sayılı Borçlar Kanun'ununda belirtilen hizmet akdinin varlığını gösteren unsurları taşıdığı anlaşılmak ile …" gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 13.09.1993 tarihindeki 54361 iş yeri sicil numaralı iş yerindeki çalışmasının emekliliğe esas ilk tescil tarihi olarak kurumca sigortalı olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine ,şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, dava konusu olayda, davacının sözü edilen tarihte çırak olarak çalıştığı ve mesleki bilgi ve görgüsünü artırmak için davalı kuruluşta eğitime tabi tutulduğu açıkça belli olduğu, mahkemenin belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate almamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "… 01.09.1979 doğumlu olan davacı yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurulduğu 01.09.1997 olarak kabulü, bu tarihten önceki hizmet sürelerinin ise yalnızca prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu yönden davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise yukarıda belirtilen husus dışında ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Dairemizce de bu karar ve gerekçeye itibar edildiği, özellikle de davacının ilk işe giriş bildirgesi Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından verilmiş ise de dosya kapsamında dinlenen ve dosya arasına alınan hizmet döküm cetvellerine göre 54361 iş yeri sicil numaralı işverenin tespiti talep edilen tarihte bordo tanıkları oldukları anlaşılan tanıkların beyanlarına göre de, davacı ile işveren arasındaki ilişki belirlenirken davacının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katıldığı, bir başka anlatımla davacının emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunduğu da anlaşılığından çırak olarak kabul edilemeyeceği ,bu nedenle davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır…" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davacının 54361 iş yeri sicil numaralı iş yerinde 13.09.1993 tarihinde hizmet akdi ile çalıştığının tespiti ile bu 1 günlük sürenin davacının prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edilmesine, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.09.1997 olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 13.09.1993 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2 nci, 3/II-B, 6'ncı, 108 inci, 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4 üncü, 5 inci,16 ıncı maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesi, 14 üncü maddesi, Geçici 4 üncü maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanunun 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanunun 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4’üncü maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse…” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5 inci maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4 üncü maddesinde ise Kanunun 25 inci maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; …, 1977 Baskı, s;130). 3. Değerlendirme 3.1.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde,davacı adına 13.09.1993 tarihinde dava dışı Samsun Çıraklık Eğitim Merkezinin 336 sicil no.lu iş yerinden işe giriş bildirgesinin verildiği, 336 sicil no.lu işyerinin 01.01.1987-25.05.2010 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Kurum tarafından anılan işyerinin 13.09.1993-1996 arasında uzun vadeli sigorta kolları kapsamında çalışanı olmadığından dönem bordrosu düzenlenmediğinin de Kurum tarafından bildirildiği, 01.09.1979 doğumlu davacının dava konusu dönemde 14 yaşında olduğu ve anılan Eğitim Merkezinin mahkemeye verdiği müzekkere cevabına göre davacının 13.09.1993 tarihinde tornacılık dalında giriş kaydının bulunduğu,01.06.1997 tarihinde mezun olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. 3.2.Yukarıdaki bilgiler ışığı altında 01.09.1979 doğumlu olan ve dava konusu dönemin başında 14 yaşında olan davacının, Samsun Mesleki Eğitim Merkezi Müdürlüğünden işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, 13.09.1993-01.06.1997 arası tornacılık alanında eğitim görmesi, sigorta başlangıcı olarak talepte bulunduğu 13.09.1993 tarihinde çırak olduğu belirgin bulunduğundan tüm sigorta kollarına tabi bir çalışmanın varlığının kabulü mümkün değilken davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 3.3 O halde, temyiz eden davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeple 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Fiili Çalışma İddiası ve Hizmet Tespiti Davalarının Esasları

Çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Öğrencilerin tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri gördükleri öğrenimin doğal bir gereği sayıldığından ve sigortalı işçilerin gördüğü işler görünümünde olsa dahi esasen hizmet akdi niteliği taşımadığından sigortalılık niteliği kazandırmaz. Buna karşın, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2023/13057, K. 2023/13160 sayılı ilamında açıklandığı üzere, çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor ve meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa çıraklık ilişkisinden söz edilemez ve fiili hizmet akdi esas alınır.

Sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi istemiyle 506 sayılı Kanun'un 108 inci maddesi uyarınca açılan davalar, Kanun'un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davası niteliğinde olduğundan hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri uygulanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2025/5638, K. 2025/9120 sayılı ilamı doğrultusunda çıraklık veya staj döneminde fiilen hizmet akdiyle üretimde çalışıldığının tespiti için çıraklık sözleşmesinin bulunup bulunmadığı araştırılır, tüm sigorta kollarına tabi dönem bordroları celbedilir, bordrolu ve komşu işyeri tanıklarının beyanlarına başvurulur; yapılan işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine mi yönelik olduğu ve ilgilinin o yaştaki fiziksel ve psikolojik yetkinliği ayrıntılı şekilde incelenir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5638, K. 2025/9120Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2025/5638 E.  ,  2025/9120 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2292 E., 2024/3056 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/14 E., 2023/196 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.01.1981 tarihinde dava dışı … … … Sanayi unvanlı işyerinde çalışmaya başladığını ve davalı Kuruma işe giriş bildirgesinin verildiğini, işe giriş tarihinin 01.01.1981 tarihi olmasına rağmen işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarında 29.01.1981 tarih ve 19141 sayı ile kaydedildiğini, müvekkili tarafından Kuruma emeklilik işlemleri için yapılan başvuruya Kurumca işe girişinin çırak giriş olduğunu, uzun vade prim yatırılmadığı gerekçesi ile talebinin reddedildiğini belirterek 19.12.2018 tarih, …-ŞK sayılı Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin 1 günlük çalışmasının, sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1981 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin usul ve kanuna uygun olduğunu, davacının davasını yasal süre içerisinde açmadığını, Mahkemenin bu hususu dikkate alması gerektiğini, davacının 4 aylık bordro kayıtlarındaki çalışmalarında çırak olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "… yargılama devam ederken dinlenen bordro tanıkları …, …, … … genel olarak ifadelerinde davacının, dava dışı işyerinde belirtilen tarihde " normal işçiler gibi" çalışmasının olduğu hususunda net bir bilgilerinin bulunmadığı, davacının, Kurum ve kuruluşlarda bulunan imza asıllarının bulunduğu bilgi ve belgeler celpedilerek 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Grafoloji Dairesi Başkanlığından alınan 22.02.2021 tarihli raporda, "….inceleme konusu belgede, …'a atfen atılı imza ile …'ın mevcut imzaları arasında ilgi ve irtibat bulunmadığı…" yönünde rapor sunulduğu, Mahkememizce alınan Adli Tıp Kurumu raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olarak kabul edildiği…" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davacıya ait 28.01.1981 tarihinde 01.01.1981 tarihli düzenlenen işe giriş bildirgesinde …'ın çırak olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, davacının o dönem çırak olsa bile 19.06.1986'da uygulamaya başlayan ‘3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’ gereği bu tarihten itibaren meslek lisesi öğrencilerinin sigortasının öğrenim gördükleri okul tarafından yapılmaya başlandığı, bu tarihten önce davacının işe girişinin yapıldığı 01.01.1981 tarihinde stajyer ve çırakların sigortasını işyerlerinin ödediği, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından … isimli başka birinin olup olmadığının araştırılmadığı, 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin davacı … Yılmaz'a ait olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,(1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel Kanun'da tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının işyerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse…” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanun'u Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının … doğumlu olduğu, dava dışı … … … Amb. Mak. San. A.Ş. ünvanlı işverenin … sicil numaralı işyerinden 01.01.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, davacının işe giriş bildirge tarihinde 13 yaşında olduğu, işyerinin teneke imalatı mahiyetinde olup 01.05.1980- şeklinde Kanun kapsamında olduğunun bildirildiği, işyerinin uzun vadeli sigorta kollarına tabi dönem bordroları yerine hatalı bir şekilde ..'da inşaat mahiyetinde faaliyet gösteren bir işyeri olan .. .. .. ünvanlı işyerinin 1981/1-4 arası dönem bordrolarının gönderildiği, bunun haricinde davacının da adının olduğu çıraklar başlıklı tüm sigorta kollarına tabi olmayanlar için verilen 1981/1-3 arası dönem bordrolarının geldiği, davacının 01.01.1981-31.07.1981 arasında çalışmalarının bu şekilde bildirildiği, davacı adına çıraklık kaydı olmadığının ilgili meslek eğitim merkezince bildirildiği,davacı tanıkları olarak davacı ile aynı bordrolarda bildirimi yapılanların dinlendiği, ancak tüm sigorta kollarına tabi bordrolu çalışanların tespit edilip dinlenmediği, komşu işyeri araştırması yapılmadığı davacının çıraklık sözleşmesi olup olmadığının Kurumdan araştırılmadığı ve davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 3.Buna göre, Mahkemece, davacının bir çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı Kurumdan da sorulmak suretiyle araştırılmalı, varsa çıraklık sözleşmesi celbedilmeli, işyerinin öncelikle dava konusu 1981/1. dönem bordrosu olmak üzere 1981 yılı tüm sigorta kollarına tabi önem bordroları celbedilerek bildirilen tüm bordrolu çalışanların beyanlarına başvurularak işyerinde hangi işlerin yapıldığı, davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, dava konusu dönemde 13 yaşında olan davacının işyerindeki işleri yapabilecek fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bordro tanıklarına ulaşılamaması yada beyanlarının yetersiz kalması durumunda, işyerine dava konusu dönemde komşu işyerleri ve kayıtlı çalışanları emniyet, SGK, vergi ve belediye marifetiyle araştırılmak suretiyle tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa işyerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bu şekilde komşu işyeri tanığının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle, yukarıda belirtilen hususlarda beyanlarına başvurulmalı,tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Borçlanma İmkânı ve Düzenleme Arayışları

Yasal çerçevede çıraklık ve genel staj süreleri yönünden borçlanma imkânı yer almamakta, avukatlık stajı gibi belirli meslek alanları için borçlanma hakkı bulunmaktadır. Staj ve çıraklık başlangıcını genel nitelikte emeklilik başlangıcı kabul eden yürürlüğe girmiş bir kanun veya Resmî Gazete'de yayımlanmış genel düzenleme mevcut değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeler, soru önergeleri ya da kanun teklifleri bulunsa da hukuki sonuç kabul edilen düzenlemenin Resmî Gazete'de yayımlanması şartına bağlıdır.

Çıraklık ve staj evreleri emeklilik başlangıcı sayılmadığından bu süreler için zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Söz konusu dönemlerdeki sigorta bildirimleri uzun vadeli prim ödemesi içermediği ve emeklilik hesabına katılmadığı için bu sürelere yönelik bir ceza uygulaması da yer almamaktadır.

Staj ve çıraklık sigortası neden emeklilik başlangıcı sayılmaz?

Staj ve çıraklık döneminde 3308 sayılı Kanun kapsamında yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortasını kapsayan kısa vadeli primler ödendiğinden, uzun vadeli sigorta kollarına prim yatırılmadığı için bu süreler emeklilik başlangıcı sayılmaz.

Staj döneminde fiilen üretimde çalışanlar için hizmet tespiti davası açılabilir mi?

İşyerinde meslek eğitimi arka planda tutularak üretim faaliyetlerine bilfiil katılınmışsa, 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çıraklık sözleşmesi, bordrolar ve tanık beyanlarıyla fiili hizmet akdinin varlığı kanıtlanarak hizmet tespiti davası yürütülebilir.

Genel staj süreleri geriye dönük borçlanılabilir mi?

Genel staj ve çıraklık dönemleri için borçlanma imkânı bulunmamakta; borçlanma hakkı yalnızca avukatlık stajı örneğinde olduğu gibi kanunen tanımlanan belirli meslek grupları için geçerlilik taşımaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu