Sosyal Medya Hakaret Suçunun Tanımı ve Cezası
Sosyal medya hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi yahut sövmek suretiyle işlenir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu eylemi gerçekleştiren kişi hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Fiilin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde de aynı temel ceza hükümleri uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 125Kaynağı aç
edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (…)[56]
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir
iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini
açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin
emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi
halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu
görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan
üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde
hükümleri uygulanır.
Mağdurun belirlenmesi
Gıyapta Hakaret Şartı ve Aleniyet Unsuru
Hakaret fiili mağdurun huzurunda işlenebileceği gibi mağdurun bulunmadığı ortamlarda da gerçekleştirilebilir. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi kanuni şarttır. Sosyal ağlarda kamuya açık paylaşımlar ve yorumlar bakımından ise aleniyet durumu incelenir. Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, hakaretin alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır.
Kamu Görevlilerine Karşı Hakaret ve Nitelikli Haller
Hakaret suçunun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal veya felsefi inanç ve düşüncelerin açıklanmasından, yayılmasından yahut mensup olunan dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi halinde fiil kurulu oluşturan tüm üyelere karşı işlenmiş sayılır ve fail hakkında zincirleme suç hükümleri tatbik edilir.
Örneğin, bir belediye başkanının kamusal yatırımlara ilişkin inceleme ve açıklamaları nedeniyle sosyal medya gönderisinin altına hakaret içerikli yorum yapılması, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle hakaret suçunu oluşturur.
Ağır Eleştiri, Kaba Söz ve Hakaret Ayrımı
Kişilere yöneltilen her türlü ağır eleştiri, rahatsız edici hitap veya nezaket dışı kaba sözler hakaret suçunu oluşturmaz. Hakaret suçunun vücut bulması için sarf edilen sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı barındırması ya da sövme niteliğinde olması zorunludur. Mesleki icraya veya sunulan hizmete yönelik sert eleştiriler muhatabı rahatsız etse dahi bu kapsamda değerlendirilemez. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/40226 Esas ve 2017/8977 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, onur ve saygınlığı rencide edici boyuta ulaşmayan kaba ve nezaket dışı ağır eleştiriler suçun unsurlarını oluşturmaz.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/40226, K. 2017/8977Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-) Mağdur vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
04.12.2013 tarihli oturumda sanıktan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan eden mağdur …'ın, katılan sıfatını kazanmadığı ve bu nedenle hükmü temyiz hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, mağdur … vekilinin, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2-) O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde ise,
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre, hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın mağdura “kalsın muayene olmuyorum, bu ne biçim doktor, bunu kim koymuş buraya, bunda doktor kılığı yok” şeklindeki ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın mağdura yönelttiği sözlerin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış – ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye katılınmayarak yapılan incelemede;
Eyleme ve yükletilen suça yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 14 /09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İnternet ortamında paylaşılan haberlerin ve yazıların altına yapılan yorumlar da aynı ilkelere tabidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/22919 Esas ve 2021/20459 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelik taşımayan, yalnızca rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı mahiyetindeki ifadeler hakaret suçunu meydana getirmez ve bu tür eylemler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hukuka uygundur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/22919, K. 2021/20459Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Hakaret suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/06/2020 tarihli ve 2020/187 soruşturma, 2020/5117 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Uşak 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22/09/2020 tarihli ve 2020/2926 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekinin oğlunun müdafiiliğini üstlenmesi hakkında ekşi sözlük isimli internet sitesinde paylaşılan haberin altına meçhul şüphelinin, alexispark kullanıcı adıyla adı geçen site üzerinden ''insan olmadan anne olmanın sonucu" şeklinde yorum yaparak müştekiye karşı hakaret suçunu işlediği iddialarına ilişkin yapılan şikâyet üzerine, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca facebook, twitter, youtube isimli sosyal paylaşım siteleri ile ilgili olarak yapılan hafif suçlara ilişkin istinabe taleplerinin ABD adIî makamlarınca cevaplanmadığı bu nedenle hiç bir şekilde şüphelinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, dosyada mevcut Uşak Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 03/02/2020 tarihli yazısına cevaben Ekşi Teknoloji ve Bilişim A.Ş.'nin 17/02/2020 tarihli yazısında alexispark adlı kullanıcıya ait elektronik posta adresi ile IP adres bilgilerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmakla, söz konusu elektronik posta ve IP adres bilgilerine yönelik herhangi bir araştırma yapılmaksızın, eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
I-Hukuksal Değerlendirme;
CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmü yer almaktadır.
Ceza Genel Kurulu’nun 14/10/2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; açık kimliği tespit edilemeyen şüpheli tarafından müştekiye hitaben ekşi sözlük isimli internet sitesinde paylaşılan haberin altına yazdığı sözlerin, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sonucu itibariyle yerinde olup, mercii tarafından verilen itirazın reddi kararı hukuka uygun bulunmuştur
II- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 23/06/2021 tarihinde oy birliğiyle
Soruşturma Evresi, Delil Toplama ve Failin Tespiti
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren hali öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığını belirlemek üzere derhal işin gerçeğini araştırmaya başlar. Savcılık, adli kolluk marifetiyle şüphelinin hem lehine hem aleyhine delilleri toplayıp muhafaza altına almak ve haklarını korumakla yükümlüdür. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir; yeterli delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması halinde ise kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/30150, K. 2021/26115Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Sesli yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04/06/2020 tarihli ve 2020/73530 soruşturma, 2020/38137 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/11/2020 tarihli ve 2020/3786 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda müştekinin, www.facebook.com/profile.php?id=100044678312435 facebook hesabı kullanıcısının … olduğunu tespit ettiği ve bu şahsın bu hesaptan hakaret içerikli mesajlar gönderdiğinden bahisle kendisine karşı hakaret suçunun işlendiği iddiası ile yaptığı şikâyet üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda konuyla alakalı hesabın bağlı olduğu şirketler ile yapılan yazışmalarda hesap sahiplerine ilişkin olarak kayıt sırasında kendilerinin vermiş oldukları ve hiçbir şekilde teyit edilmeyen bilgiler dışında gerçek kimliklerinin tespitini sağlayacak bir kayıt tutmadıkları ve adli yardım talebinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yetkili makamlarınca yerine getirilmesi söz konusu olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikayet konusu fiil hakkında hiç bir tahkikat işlemi yapılmamış olması karşısında, şüphelinin facebook sosyal paylaşım sitesindeki profil bilgilerinin ve diğer hususların araştırılarak şüpheli veya şüphelilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmeye çalışılması, şüphelilerin tespit edilmesi için gereken araştırmanın yapılması gerektiği nazara alınmadan, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK'nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.", 160/2. maddesinde "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK'nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK'nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Her ne kadar ABD'nin hakaret suçlarına ilişkin istinabe taleplerine yanıt vermediğinden IP adresinin ve şüphelinin tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, soruşturma dosyası kapsamında hiç bir soruşturma işlemi yapılmadan bu karar verilmiştir. CMK'nın 172/1. maddesindeki, kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinin somut olayda mevcut olmadığı, dolayısıyla şüphelinin tespitine yönelik olarak gerekli tüm soruşturma işlemleri yapıldıktan sonra, şüphelinin tespiti halinde iddianame düzenlenmesi, tespit edilemediği takdirde ise daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince soruşturmaya devam edilmesi gerektiği anlaşılmakla, merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddedilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/11/2020 tarihli ve 2020/3786 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 03/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/30150 Esas ve 2021/26115 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, yabancı devlet makamlarının adli yardımlaşma taleplerine yanıt vermemesi gerekçe gösterilerek tahkikat yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilemez. Şüphelinin profil bilgilerinin ve kimliğinin tespiti için gerekli araştırmalar yapılmalıdır. Tüm soruşturma işlemlerine rağmen şüpheli belirlenemezse dosya hakkında takipsizlik kararı verilemez; daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı süresince failin tespitine yönelik soruşturmaya devam edilir.
Takipsizlik Kararına İtiraz Merciinin Yetkisi ve İspat Ölçütü
Cumhuriyet savcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilmesi halinde merci, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığında itirazın reddine, yeterli delil varsa itirazın kabulüne, eksik soruşturma halinde ise soruşturmanın genişletilmesine karar verir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinin ikinci fıkrası gereğince soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadığına göre değerlendirilirken, kovuşturma aşamasında delillerin mahkumiyete yeterli olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat sağlayıp sağlamadığı esas alınır.
Görevli ve Yetkili Mahkemeler
Hakaret eylemine ilişkin ceza davası Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına girer. Eylem neticesinde kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri süren mağdurun açacağı manevi tazminat davasında görevli mahkeme ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, genel yetkili mahkemelerin yanı sıra mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. İleti yoluyla gerçekleştirilen eylemlerde suçun haberdar olunan yer mahkemesinde işlenmiş sayılacağı yönündeki yerleşik yargı kararları da yetki tayininde gözetilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
Özel yetki
Şikâyet Şartı ve Uzlaştırma Yasağı
Sosyal medyada işlenen hakaret suçu kural olarak şikâyete bağlıdır. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hali hariç olmak üzere, yetkili makamlara yapılmış geçerli bir şikâyet bulunmadığı takdirde re'sen soruşturma yürütülemez. Şikâyet şartının gerçekleşmediği soruşturmalarda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar; dava açılmışsa mahkemece düşme kararı verilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa dahi Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun bu kapsama girmeyen bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi halinde de uzlaşma hükümleri tatbik edilmez; ancak önödeme kapsamındaki bir suç ile uzlaştırma kapsamındaki bir suç birlikte işlendiğinde uzlaştırma kapsamındaki fiil yönünden uzlaşma kuralları uygulanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Sosyal medyadaki her kaba söz hakaret suçunu oluşturur mu?
Hayır, her kaba hitap veya sert eleştiri hakaret sayılmaz; ifadenin suç teşkil etmesi için somut bir olgu isnat etmesi veya sövme yoluyla şeref ve saygınlığı rencide edici boyuta ulaşması gerekir.
Sosyal medya hakaretinde fail tespit edilemezse soruşturma biter mi?
Hayır, gerekli tüm araştırmalar yapılmasına rağmen fail tespit edilemezse dosya kapatılamaz; daimi arama kararı alınarak dava zamanaşımı boyunca soruşturmaya devam edilir.
Sosyal medya hakaret suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?
Hayır, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hakaret suçunda soruşturma ve kovuşturma şikâyete tabi olsa dahi uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.
Sosyal medya hakaret davalarında yetkili mahkeme neresidir?
Genel yetkili mahkemelerin yanında bilişim sistemleriyle işlenen suçlarda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mağdurun yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

