Sınır Dışı ve İadede İşkence Riski ile Hukuki Boyut

by Avukat Erdal Ersoy
Sınır Dışı ve İadede İşkence Riski ile Hukuki Boyut

Sınır dışı edilmek istenen bir yabancının gönderileceği ülkede kötü muameleye uğrama tehlikesinin varlığı, uluslararası koruma ilkeleri ve ulusal mevzuat uyarınca geri gönderme yasağını harekete geçirir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, kanun kapsamındaki kişiler işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı muamele ve cezaya maruz kalabilecekleri veya ırk, din, tabiiyet, toplumsal grup mensubiyeti yahut siyasi düşünceleri sebebiyle yaşamları veya özgürlükleri tehlikeye girebilecek yerlere gönderilemez.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamındaki hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez. İKİNCİ KISIM Yabancılar BİRİNCİ BÖLÜM Türkiye’ye Giriş ve Vize Türkiye’ye giriş ve Türkiye’den çıkış

Sınır Dışı Etme Kararı Alınamayacak Haller

Yabancı hakkında sınır dışı etme şartları oluşsa bile, 6458 sayılı Kanun'un 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi doğrultusunda, gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence veya insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza yahut muameleye uğrayacağına dair ciddi emarelerin bulunması durumunda sınır dışı etme işlemi tesis edilemez.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55 – (1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz: a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar, psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları (2) Birinci fıkra kapsamındaki değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir. Türkiye’yi terke davet

Aynı düzenleme uyarınca; ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler ile hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkanı bulunmayan yabancılar hakkında sınır dışı etme işlemi tesis edilemez. Bununla birlikte, mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları ve tedavileri tamamlanıncaya kadar psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları da bu koruma kapsamındadır.

6458 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca sınır dışı etme kararı alınamayacak kişilere yönelik değerlendirmeler her yabancı için ayrı yapılır. Bu kapsamda korunan kişilerden, belirlenen bir adreste ikamet etmeleri ile istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları istenebilir.

Sınır Dışı Etme Kararı ve Yargı Yolu

Sınır dışı etme kararı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır. Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında karar alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir; avukatı bulunmayan yabancı ya da yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53 – (1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır. (2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir. (3) (Değişik:21/11/2024-7533/36 md.) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, 2577 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre iki ay olarak uygulanır. Duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Başvurular dosyanın tekemmülünden veya ara karar ya da duruşma yapılması gereken hâllerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Sınır dışı etme kararı alınacaklar

Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir ve başvuru kararı veren makama da bildirilir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya mahkemeye başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilemez. Başvurularda savunmanın verilmesi veya süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır ve başvurular tekemmülden veya ara karar yahut duruşmanın tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde kesin olarak sonuçlandırılır.

Kanunda sayılan kamu düzeni, kamu güvenliği veya terör örgütü ilişkisi gibi nedenlerle yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınabilmekte ve bu bentler kapsamındaki uluslararası koruma başvuru veya statü sahipleri hakkında işlemlerin her aşamasında karar tesis edilebilmektedir.

6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54 – (1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır: a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler f) İkamet izinleri iptal edilenler g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal edenler ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler ya da bu hükümleri ihlale teşebbüs edenler[20] ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar k) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/31 md.) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler. (2) (Değişik: 3/10/2016-KHK-676/36 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/31 md.) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar

İşkence Riskinin Değerlendirilmesi ve Gerçek Risk Ölçütü

Geri gönderilecek ülkede işkence ve kötü muamele riskinin varlığına dair haklı gerekçeler mevcut olduğunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı uyarınca bu iddiaların kapsamlı ve titiz şekilde etkili incelemeye tabi tutulması şarttır.

Etkili inceleme yükümlülüğü, iddia sahibinin beyanları ile sunduğu delillerin yetkili mercilerce dikkate alınmasını ve değerlendirilmesini kapsar.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için ileri sürülen işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk düzeyine ulaşması aranır.

İşkence ve kötü muamele riskinin ciddiyeti incelenirken, geri gönderilecek ülkeyle ilgili genel koşullar ile başvurucunun kişisel durumu birlikte ele alınır. Riskin gerçek ve ciddi bir boyuta ulaştığı tespit edilmedikçe Sözleşmenin 3. maddesinin ihlaline hükmedilmez.

İspat Külfeti ve Resen Araştırma Yükümlülüğü

Taraf devlet, geri gönderilecek ülkeyle ilgili koşulların değerlendirilmesinde resen araştırma yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük, devletin yalnızca başvurucunun iddiaları ve sunduğu delillerle yetinmeyip geri gönderilecek ülkedeki nesnel koşulları ve olası riskleri kendiliğinden de incelemesini gerektirir.

Buna karşılık, başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin ispat külfeti kendilerine aittir. Yabancının iddia ve delillerini sunarak geri gönderileceği ülkede karşılaşacağı işkence ve kötü muamele riskinin gerçek ve ciddi bir düzeyde olduğunu ortaya koyması gerekir.

Kişinin akrabalarıyla kavgalı olması ya da husumetli düşmanlarının bulunması şeklindeki durumlar kişisel güvenlik risklerine işaret edebilmekle birlikte, bu tür iddiaların uluslararası koruma kapsamına dahil edilebilmesi için ciddi ve gerçek bir risk düzeyine ulaştığının ortaya konulması gerekir.

Adli İade Yargılamasında Kötü Muamele Yasağı

Yabancı devletlerce talep edilen adli iade süreçlerinde de benzer güvenceler geçerlidir. Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 18. maddesi 6706 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup cezai konularda uluslararası adli iş birliği kuralları özel kanununda düzenlenmiştir. 6706 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca, iadesi istenen kişinin talep eden devlete gönderilmesi durumunda ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi görüşleri nedeniyle soruşturmaya, kovuşturmaya maruz kalacağına, cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye uğrayacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmaması ve talebe konu suçun ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan ceza gerektirmemesi aranır. Ölüm cezası veya insan onuruyla bağdaşmayan ceza sebebiyle ret durumunda, talep eden devlet cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat verirse iade talebi kabul edilebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/15061, K. 2023/10878Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2023/15061 E.  ,  2023/10878 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TALEP EDEN DEVLET : İsveç DAVA : İade talebi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Sanık hakkındaki iade talebinin kabul edilebilir olduğu, Sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine ilişkin 05.07.2023 tarihli ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi İadesi talep edilen … ve müdafilerinin yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin yüze karşı açıklanmasından itibaren başlayacağı bildirilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 263 üncü maddesi uyarınca iadesi talep edilenin bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin bildirimde bulunulmaması nedeniyle yasa yoluyla ilgili bildirimin eksik olduğu ve iadesi talep edilenin yanıltıldığı anlaşıldığından, Tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmemiş olup, iadesi talep edilen müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; İadesi talep edilen … hakkında kurulan hükmün, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş birliği Kanunu'nun (6706 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 13.06.2022 tarihli 2022/3117 B.M. sayılı yazısı ve ekli Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosu'nun 08/06/2022 tarihli ve E.81016607-4-1-YU-511-2021-6954/73773 sayılı yazısında "Narkotik Madde Ticareti Yapmak suçundan İsveç adlî makamlarınca anılan ülkeye iadesi amacıyla A-4624/5-2021 kontrol numaralı kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan, İsveç uyruklu, 11.11.1987 doğumlu Said OMAR isimli şahıs hakkında, İsveç makamlarınca Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi uyarınca düzenlenen iade evrakı diplomatik kanaldan Bakanlığımıza iletilmiştir.Konuyla ilgili olarak Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 08.12.2021 tarihli yazısıyla; GöçNet veri tabanı üzerinde 07.12.2021 tarihinde yapılan tetkiklerde, adı geçene 99252450602 yabancı kimlik numarasıyla Muğla Valiliğince 16.01.2021-16.01.2022 tarihleri arasında geçerli kısa dönem ikamet izni (turizm amaçlı kalacaklar) verildiği ve ikamet izni işlemlerinde "Ölüdeniz Mah. 164 (Old) Sk. H Blok No:13h Fethiye/Muğla" adresini beyan ettiğinin tespit edildiği bildirilmiştir. Söz konusu iade talebine istinaden, 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu'nun 16. maddesi delaletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca adı geçenin tutuklanabileceği veya aynı Kanunun 109 ve devamı maddeleri uyarınca adlî kontrol altına alınabileceği, bilahare evrakın mahkemece incelenmesinden sonra 'iade talebinin kabul edilebilir olduğuna' veya 'reddine' karar verilebileceği değerlendirilmektedir. 6706 sayılı Kanun'un 'Rızaya dayalı iade usulü' başlıklı 17. maddesi hükümleri göz önünde tutularak, iadesi talep edilen kişiye öncelikle, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda belirtilen haklarıyla birlikte rızaya dayalı iadenin mahiyeti ve hukukî sonuçları anlatılarak, rızaya dayalı iade usulünü kabul etmesi halinde işbu maddenin 3. fıkrası uyarınca karar verilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunu'nun 'İade Yargılaması' başlıklı 18. Maddesi gereği, ekteki iade evrakının yetkili Ağır Ceza Mahkemesine iletilerek; İadesi talep olunan Said OMAR'ın yakalanması, akabinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca iadesi amacıyla tutuklanması veya aynı Kanun'un 109 ve devamı maddeleri uyarınca adlî kontrol altına alınması ile İsveç'e iadesi konusunda gereğinin takdir ve ifasının istenilmesini, 5271 sayılı Kanun’un 202. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi hükmü dikkate alınmak suretiyle, 6706 sayılı Kanunu ile Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi hükümleri uyarınca Ağır Ceza Mahkemesince verilecek ve temyiz edilmeksizin kesinleşmiş iade konusundaki kararın iade evrakıyla birlikte Bakanlığımıza ivedi gönderilmesinin talep edildiği" belirtilmiştir. B. Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/494 Esas, 2022/475 Karar sayılı kararı ile " İadesi talep edilen hakkında üzerine atılı uyuşturucu ticareti suçundan Solna İlk Derece Mahkemesinin 19.05.2021 tarihli B 3845-21 Esas nolu kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, İsveç Ülkesi dışında olması nedeniyle Uluslararası alanda arama kararı çıkartıldığı, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosunun yazıları ve eklerinden anlaşılmakla tercüme evrakları incelendiğinde, uyuşturucu suçundan hakkında tutuklama kararı verilen sanığın Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmayıp İsveç Devleti Vatandaşı olduğu, üzerine atılı uyuşturucu ticareti yapma suçunun Türk Ceza Kanun'una göre de açıkça suç teşkil ettiği ve düşünce suçu yada siyasi veya askeri suçlardan olmadığı, bu suçun Türkiye Devletinin güvenliğine karşı Türk Devleti veya Türk Vatandaşı yada Türk Kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişi zararına karşı işlenmiş suçlardan olmadığı, suçun Türk vatandaşı olmayan bir kişi tarafından İsveç'de işlenmiş olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyetinin yargı yetkisine giren bir suç olmadığı, yine suç tarihi ve İsveç Narkotik Madde Ceza Kanunu (1968:64) 1. ve 3. Maddelerine uyan, birinci dereceden nitelikli narkotik madde suçu olduğu dikkate alındığında davanın zaman aşımına veya affa uğramadığı, yine sanığın İsveç ülkesine geri verilmesi halinde ırkı, dini, vatandaşlığı, sosyal bir gruba aidiyeti yada siyasi görüşü nedeniyle farklı bir kovuşturma yada soruşturma göreceğine dair şüphe ya da delil olmadığı gibi, işkence yada kötü muameleye maruz kalacağına dair herhangi bir şüphe sebebi söz konusu olmadığı anlaşılmakla Türkiye'nin taraf olduğu SİDAS 164 maddesi gereğince İsveç ülkesi Solna İlk Derece Mahkemesi kararı uyarınca İsveç Savcılık Dairesinin şüphelinin İsveç'e iadesine dair Türkiyeye Yapılan Başvuru ve ekindeki 19.05.2021 tarihli tutuklama duruşması tutanağı gereği 6706 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca sanık hakkındaki geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna, kararın Yargıtay temyiz yolu açık kararlardan olması nedeniyle yargı yolu tükenip kesinleştiğinde; 6706 sayılı Kanun'un 18/1 ve 19/1 maddesi uyarınca kararın yerine getirilmesinin Dış İşleri ve İç İşleri Bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanlığının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlı olmak kaydıyla Adalet Bakanlığınca infazı için C.Başsavcılığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderilmesine" karar verilmiştir. C. Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2023 tarihli ve 2022/494 Esas, 2022/475 Karar sayılı ek kararıyla, iade talebinin kabul edilebilir olduğuna ilişkin kararın, iadesi talep edilen ve özel yetkili müdafileri ile tercüman huzurunda verilerek tefhim edildiği ve yasal süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığından 17.11.2022 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanun'da gerekçeli mahkeme kararının tercüme ettirilerek tebliğ edilmesine ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle iadesi talep edilen müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; usulüne uygun olarak yüze karşı verilen hükmü, 5271 sayılı Kanun'un 291 nci maddesinde belirlenen on beş günlük süre geçtikten sonra temyiz eden iadesi talep edilen müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine ilişkin ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince reddi ile ek kararın onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ İadesi Talep Edilen müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Tercüman vasıtasıyla iadesi talep edilene açıklanmayan kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Tutuklama kararının ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna, 6706 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca adli kontrol hükümlerinin uygulanması ile tutuklama ve iade kararının hukuka aykırı olduğuna, 3. 6706 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca iade talebinin kabul edilmemesi gerektiğine, 4. İadesi talep edilenin Türkiye'ye gelmeden önce İsveç'te ikamet ettiği, İsveç'te Müslümanlara karşı olan tutumlar nedeniyle, iade kararının yaşam hakkını ihlal edeceğinin göz ardı edildiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tüm dosya kapsamı ve Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü müzekkeresi ekinde gönderilen bilgi ve belgelere göre iadesi talep edilen hakkında yürütülen kovuşturma dosyasında kuvvetli suç şüphesi varlığının bulunduğu, iadesi talep edilenin cezai kovuşturmadan kaçtığı, hakkında kırmızı bültenle uluslararası seviyede arandığı, adli yardımlaşma anlaşmasına dayanılarak iadesi talep edilenin gözaltına alınma ve İsveç ülkesine iade talebinde bulunulduğu, iadesi talep edilenin üzerine atılı suçun uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu, söz konusu suçun ağır bir suç olduğu, iadesi talep edilenin mahkeme öncesi adli makamlardan kaçmış olması, iadesi talep edilenin uluslararası arananlar listesine alındığı ve kırmızı bültenle arandığı, iade yargılamasına konu suçun yabancı ülkede ve yabancı tarafından işlenen suç olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devletine ya da vatandaşına karşı işlenmiş bir suç olmadığı, ayrıca isnat edilen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesine göre de uyuşturucu madde ticareti yapma suçu niteliğinde olduğu, Türk kanunlarına göre de henüz ceza zamanaşımının dolmadığı ve suçun affa uğramadığı, 5237 sayılı Kanun'un "Geri Verme" başlığında düzenlenen 18 inci maddesi hükümlerine göre, istenen suçun Türk kanunlarına göre suç olduğu, düşünce, askeri ve siyasi suç niteliğinde olmadığı, yine sanığın İsveç ülkesine geri verilmesi halinde ırkı, dini, vatandaşlığı, sosyal bir gruba aidiyeti ya da siyasi görüşü nedeniyle farklı bir kovuşturma ya da soruşturma göreceğine dair şüphe yada delil olmadığı gibi, işkence ya da kötü muameleye maruz kalacağına dair herhangi bir şüphe sebebinin söz konusu olmadığı, Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmediği, 5271 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesi hükümleri birlikte değerlendirilerek, Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi (SİDAS) hükümleri uyarınca yargılama işlemlerinin yapılması amacıyla 6706 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca İsveç Devleti adli makamlarının Said Omar hakkında yaptığı iade talebinin kabul edilebilir olduğuna ve iadesi talep edilenin tutuklanmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Solna İlk Derece Mahkemesinin 19.05.2021 tarihli B 3845-21 Esas nolu tutuklama duruşmasında iadesi talep edilen müdafiinin hazır olduğu, savunma hakkının ihlal edilmemesi amacıyla detaylı değerlendirmelere yer verilerek iadesi talep edilen Said Omar'ın yokluğunda İsveç Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 5 inci fasıl birinci maddesi, 18 inci fasıl birinci maddesi ve 35 inci fasıl birinci maddesi uyarınca duruşmanın kapalı oturumda yapılarak tutanağın ikinci sayfasında tanımlanan şekliyle 2020 bahar aylarında 02.05.2020 tarihi arasındaki dönemde Stocholm Büyükşehir bölgesinin Solletuna belediye mevkii Sofielundsvâgen 5 adresinde işlenmiş olan İsveç Narkotik Madde Ceza Kanunu (1968:64) 1 inci ve 3 üncü maddeleri uyarınca ağır dereceden nitelikli narkotik madde suçundan kuvvetli derecede şüpheli olan iadesi talep edilen …'ın gizlenmesi ya da yargılama veya müeyyideden herhangi başka bir surette firar etmesi yönünde risk bulunması, delilleri gizlemesi ya da başka surette soruşturmayı güçleştirmesi, suç faaliyetine devam edeceği ve suçun cezası olarak en az 2 yıl hapis cezası öngörüldüğü, İsveç Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 24 üncü fasıl ikinci maddesi birinci fıkrası gereğince şüpheli ya da başka karşı taraf yönünden oluşacak müdahale ve öteki sıkıntılarla karşılaştırıldığında tutuklama tedbirinin gerekçesi daha ağır olduğundan iadesi talep edilen …'ın tutuklanmasına karar verildiği anlaşılmakla yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesi tarafından iadesi talep edilen …'a 5271 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesi uyarınca Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 13.06.2022 tarih 2022/3117 B.M. sayılı yazısı ve ekli Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 08.06.2022 tarihli ve E.81016607-4-1-YU-511-2021-6954/73773 sayılı yazısı ile Solna İlk Derece Mahkemesinin iade talepnamelerinin duruşma gün ve saati tayin edilerek tebliğ edilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı, iade talep edilen …'ın Göç İdaresine bildirdiği adreste bir yıldan uzun bir süredir bulunmadığı anlaşılmakla 19.07.2022 tarihli celsede hakkında yakalama kararı verildiği, iadesi talep edilen …'ın 02.11.2022 tarihinde İstanbul Havalimanında yakalanarak, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı Yakalama Bürosu İstanbul Havalimanı Ek Hizmet Biriminde SEGBİS ortamında hazır edilmekle tercüman ve özel yetkili müdafileri huzurunda 5271 sayılı Kanun'un 147 nci ve 191 inci maddeleri kapsamında kimlik tespiti, kişisel ve ekonomik bilgileri saptanarak, iade talebine ilişkin tüm evrak okunup, yüklenen suç ve 6706 sayılı Kanun'un 17 nci ve 18 inci maddelerinin olası sonuçları anlatılmak suretiyle savunması tercüman vasıtasıyla alınmakla iade talebinin kabul edilebilir olduğuna ve iade talep edilen …'ın tutuklanmasına karar verilmiştir. Ceza kurallarının yer bakımından uygulanması açısından bazı suçların yargılanmasında evrensellik ilkesi kabul edilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Diğer suçlar" başlıklı 13 üncü maddesinde, yabancı ülkede işlenen belli suçların failine veya mağduruna bakılmaksızın Türkiye’de yargılanacağı düzenlenmek, ikinci fıkrasında 5237 sayılı Kanun'un İkinci kitap, dördüncü kısım altındaki üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanının talebinin bulunması şartına bağlanmıştır. İade talebine konu uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun 5327 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlendiği ve Türkiye'nin yargı yetkisi kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. 6706 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının c-4 bendinde iade talebine esas teşkil eden fiilin Türkiye'nin yargı yetkisine giren bir suç olması halinde iade talebinin kabul edilmeyeceği düzenlenmektedir. Ceza kurallarının yer bakımından uygulanmasında esas alınan ilkelerden biri olan mülkilik ilkesi, devletlerin egemenlik haklarını kullanmalarının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Kural olan daima devletlerin kendi sınırları içerisinde gerçekleşen fiillere karşı kendi iç hukuk mekanizmasını uygulamayı arzulamalarıdır. Bu nedenle ceza kurallarının yer bakımından uygulanmasında asıl ve en geniş kapsamlı olan ilke mülkilik ilkesidir. Evrensellik ilkesi ise, "ortak kültür değerlerine yönelik olarak" işlenen bir suçun insanlık yararına cezasız kalmaması için, mülkilik ilkesine göre yetkili sayılmayan bir devletin, salt adaleti sağlamak amacıyla suç dünyanın neresinde, kim tarafından kime karşı işlenmiş olursa olsun, bu suçu yargılama konusunda kendi kendisini yetkili kılmasını ifade eder. Bu ilkenin bir yansıması olarak her devlet ülkesinde bulunan, her ülkede suç sayılan fiiller bakımından suç sanığını ya suçun işlendiği devlete iade etmeli veya yargılayıp cezalandırmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, somut olayda uyuşturucu madde ticareti yapma suçu açısından, 5327 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre Türkiye'nin yargılama yetkisi bulunmakla birlikte, mülkilik ilkesi uyarınca asli yargı yetkisinin suçun işlendiği yer devletinde bulunduğu, Türkiye'nin yargı yetkisinin ise tali ve tamamlayıcı nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun 5327 sayılı Kanun'un 188 inci maddesi kapsamında düzenlenmiş olması, kişinin mülkilik ilkesi uyarınca, yargı yetkisini haiz olan bir devlete iadesine engel teşkil etmeyecektir. Bu itibarla; A. Türkiye'nin taraf olduğu SİDAS'a İsveç devletinin de taraf olduğu, iade talebi içeriği ve eklerinin anılan Sözleşmede öngörülen şeklî şartlara ve esaslara uygun olduğu, talep eden devlet hukuku ve Türk hukukuna göre iadesi talep edilen …'ın iadesine konu suçun cezasının üst sınırının bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza olarak belirlendiği, iadesi talep edilen …'ın Türk vatandaşı olmadığı ve ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunmadığı, iade talebine esas teşkil eden fiilin askeri suç, düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç niteliğinde olmadığı, Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmediği, zamanaşımı veya affa uğramadığı, talebe konu fiil nedeniyle daha önce Türkiye’de beraat veya mahkûmiyet kararı verilmediği, iade talebine konu suçun ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olmadığı, iadesi talep edilenin talep tarihinde on sekiz yaşından büyük ve bekar olduğu, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunmadığı, iadesi halinde fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur olmayacağı, İlk Derece Mahkemesinin iadesi talep edilen …'ın iadesinin kabul edilebilir olduğuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla iadesi talep edilen müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükümde, iade talebine konu suçun, 5327 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 13 üncü maddesi gereğince Türkiye'nin yargı yetkisine giren bir suç olmasına rağmen kararda Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı yetkisine giren bir suç olmadığının belirtilmesinin, C. 6706 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile 5237 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi yürürlükte kaldırıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının "Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe" kısmında, 5237 sayılı Kanun'un 18 inci maddesine atıf yapılmasının, Hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünün (B) ve (C) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle iadesi talep edilen müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/494 Esas, 2022/475 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmündeki, A."…nedeniyle Türkiye Cumhuriyetinin yargı yetkisine giren bir suç olmadığı" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması, B. "Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe" kısmında yer alan "5237 sayılı TCK'nın 'Geri Verme' başlığında düzenlenen 18 inci" ibaresinin çıkarılarak yerine "6706 sayılı Kanun'un 11 inci" ibaresinin eklenmesi, Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, İade talebine konu suçun cezası ve tutuklu kalınan süre dikkate alınarak iadesi talep edilen hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Fethiye 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.
6706 sayılı CEZAÎ KONULARDA ULUSLARARASI ADLÎ İŞ BİRLİĞİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Aşağıda sayılan hâllerde iade talebi kabul edilmez: a) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olması. b) İadesi talep edilen kişinin ırkı, etnik kökeni, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle bir soruşturma veya kovuşturmaya maruz bırakılacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence veya kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması. c) İade talebine esas teşkil eden fiilin; 1) Düşünce suçu, siyasî suç veya siyasî suçla bağlantılı bir suç niteliğinde olması, 2) Sırf askerî suç niteliğinde olması, 3) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmesi, 4) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç olması, 5) Zamanaşımı veya affa uğramış olması. ç) İadesi talep edilen kişi hakkında, talebe konu fiil nedeniyle daha önce Türkiye’de beraat veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması. d) İade talebinin, ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan bir ceza gerektiren suçlara ilişkin olması. (2) Birinci fıkranın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamındaki iade talebinin dayanağını teşkil eden fiilin bütün unsurları, özellikle işleniş şekli, suçun işlenişinde kullanılan araçların veya ortaya çıkan sonuçların ağırlığı dikkate alınarak fiil siyasî suç olarak kabul edilmeyebilir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar, siyasî suç olarak kabul edilmez. (3) Birinci fıkranın (d) bendinde, cezanın niteliğine ilişkin bir ret sebebinin varlığı hâlinde, talep eden devlet tarafından, öngörülen cezanın infaz edilmeyeceğine dair yeterli teminat verilmesi hâlinde, iade talebi kabul edilebilir. (4) İadesi talep edilen kişinin, talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması, uzun zamandan beri Türkiye’de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel hâlleri nedeniyle, iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması durumunda iade talebi kabul edilmeyebilir. İade ve sınır dışı ilişkisi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2024/6055 Esas ve 2024/6393 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, teslimi talep edilen kişinin yabancı devlete geri verilmesi halinde ırkı, dini, vatandaşlığı, sosyal grup aidiyeti ya da siyasi görüşü nedeniyle ayrımcı bir kovuşturmaya maruz kalacağına veya işkence yahut kötü muamele göreceğine dair şüphe bulunup bulunmadığı adli mercilerce incelenir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/6055, K. 2024/6393Kaynağı aç
1. Ceza Dairesi         2024/6055 E.  ,  2024/6393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/78 E., 2024/333 K. SUÇLAR : Suç örgütü kurma, yönetme, suç örgütü kapsamında silahla kasten yaralama, suç örgütü kapsamında kasten öldürme, silahla tehdit, uyuşturucu ticareti KARAR : Sanık …'un iade edilme talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla Almanya Devleti'ne iade edilme talebinin kabul edilebilir olduğuna TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İadesi talep edilen hakkında verilen geri verilme talebinin kabul edilebilir olduğuna dair kararın 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslarası Adli İşbirliği Kanunu'nun18/4. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 285. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.03.2021 tarihli BM2021/1588 sayılı yazısı ile; Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakli Bürosunun E.81016607-4-1-YU-0189-2016-2829/21153 sayılı, 24.02.2021 tarihli, … konulu yazısıyla; Almanya uyruklu, 17.11.1986 Köln doğumlu, Günay ve Muradiye oğlu, Erkan Akyol hakkında "Suç Örgütü Kurma, Yönetme, Suç Örgütü Kapsamında Kasten Öldürme, Kasten Silahla Yaralama, Silahla Tehdit, Uyuşturucu Ticareti" suçlarını işleidği iddiası kapsamında Almanya Adli Makamlarınca düzenlenen yakalama müzekkeresine istinaden anılan ülkeye iadesi talep olunmuştur. 2. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2024 tarihli ve 2021/78 Esas, 2024/333 Karar sayılı kararı ile sanığın birden fazla kişi ile birlikte silahla yağma ve bir suçu gizlemek amacı ile kasten öldürme suçlarından suçlarından Almanya Devleti tarafından ülkeye iadesi amacıyla uluslararası seviyede aranan Almanya uyruklu 17.11.1986 doğumlu Günay ve Muradiye oğlu …'un talepnamede belirtilen suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmanın sonuçlandırılabilmesi amacıyla 6706 sayılı Kanunun 18. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Devleti Arasında Cezai Konularda Karşılıklı Adli Yardımlaşma ve Suçluların İadesi Anlaşması hükümlerine göre Almanya Devleti'ne iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ İadesi talep edilen müdafiinin temyiz istemi özetle; işlendiği iddia edilen suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturmasının bulunmadığına, suçluların iadesi şartlarının oluşmadığına, eksik inceleme yapıldığına, sanığın işlediği iddia edilen fiillerin ne olduğunun, bu fiillerin şahıs tarafından işlendiğine hangi somut verilerden yola çıkılarak karar verildiğinin belli olmadığına, sanığın Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen ana babaya bağlı olarak Bakanlar Kurulu'nun 29.08.2002 tarihli ve 2002/4733 sayılı kararı ile Türk Vatandaşlığını kaybettiği, sanığın Türk Vatandaşlığını kaybettiği 29.08.2002 tarihinde henüz 16 yaşında olduğu bu konudaki tasarrufun kendi iradesinin sonucu olmadığı, sanığın Türk asıllı, Türkiye'de yaşamakta olduğu ve ana dilinin Türkçe olduğuna, Türk Mahkemeleri için adil yargılama olmadığını söyleyen Alman hükümetinin esasen kendi yargı sistemlerinde adil yargılama yapılmadığı, insanlık dışı kötü muamelede bulunulduğu, tarafsız yargı sistemlerinin olmadığı, Alman hükümetinin müslümanları ve müslüman olarak algılanan insanları ırkçılıktan koruma konusunda yetersiz kaldığını kanıtlar birçok AIHM kararı ile uluslararası insan hakları kuruluşlarının olumsuz raporları nazara alındığında; sanık …'ın ırkı, dini, siyasi görüşü sebebiyle riskli grupta yer aldığına, sanığın iade edilmesi durumunda insanlık dışı muameleyle karşı karşıya kalabileceğine, sanık …'un 2024 yılı itibariyle yeni bir vatandaşlık başvurusu yaptığına ve başvurusunun değerlendirmede olduğu nazara alınarak bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna Almanya'nın iade taleplerimizi reddettiği haller dikkate alınarak, iade talep eden ülkenin iade talebinin kabul edilebilir olduğuna dair kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE İadesi talep edilen ile iadesi karar verilenin aynı kişi olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, birden fazla kişi ile birlikte silahla yağma ve bir suçu gizlemek amacı ile kasten öldürme suçlarından yargılanan sanığın Bakanlar Kurulu'nun 29.08.2002 tarihli ve 2002/4733 sayılı kararı ile Türk Vatandaşlığını kaybettiği dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığı, atılı suçların Türk Ceza Kanunu'na göre de suç teşkil ettiği ancak bu suçların düşünce suçu ya da siyasi veya askeri suçlardan olmadığı, yine işlenen suçların Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğine, Türk Devleti veya Türk vatandaşına ya da Türk Kanununa göre kurulmuş tüzel kişi zararına işlenmiş suçlardan olmadığı aksine Türk vatandaşı olmayan sanık tarafından işlendiği iddia edilen suçların Almanya'da işlenmiş olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti'nin yargı yetkisine giren suçlar olmadığı; suç tarihi ve Alman Ceza Yasası'na göre davanın zamanaşımına uğramadığı; sanığın, Alman Ülkesine geri verilmesi halinde ırkı, dini, vatandaşlığı, sosyal bir gruba aidiyeti ya da siyasi görüşü nedeniyle farklı bir kovuşturma ya da soruşturma göreceğine dair şüphe ya da delil bulunmadığı gibi sanığın işkence ya da kötü muameleye maruz kalacağına dair herhangi bir şüphe sebebinin de bulunmadığı, Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 30.04.2021 tarihli yazı cevabı eklerinden de anlaşılacağı üzere Almanya adli makamlarınca; … isimli şahsın Almanya'ya iade edilmesi halinde, "Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesine Ek 2. Protokol'ün 3. maddesine uygun bir ceza infaz kurumuna yerleştirileceği, her hangi bir işkence ya da gayrı insani ve küçültücü muameleye maruz kalmayacağı, Türkiye'nin bölgeden sorumlu yetkili dış temsilciliği görevlileri vasıtasıyla ziyaret saatleri dahilinde adı geçeni ziyaret etme ile ortam ve koşullar hakkında bilgi edinme imkanı tanınacağına dair teminat verildiği anlaşıldığından Alman uyruklu 17.11.1986 doğumlu Günay ve Muradiye oğlu …'un Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleri gereğince iadesini talep eden Almanya Ülkesine iadesi talebinin kabul edilebilir olduğu anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2024 tarihli ve 2021/78 Esas, 2024/333 Karar sayılı kararında iadesi talep edilen müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2024 tarihinde karar verildi.

Aynı kararda, iade talebinde bulunan devlet yetkililerince kişinin infaz kurumuna yerleştirileceği, işkenceye veya küçük düşürücü muameleye maruz kalmayacağı ve yetkili dış temsilcilik görevlilerince ziyaret edilerek koşullarının incelenebileceğine ilişkin diplomatik teminat verilmesi iade edilebilirliğin kabulünde gözetilmektedir.

Mahkemece verilen iade talebinin kabul edilebilirliğine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra fiilen yerine getirilmesi; 6706 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanlığının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına tabidir.

Sınır dışı edileceği ülkede işkence riski bulunan yabancı gönderilebilir mi?

Hayır, 6458 sayılı Kanun'un 4. ve 55. maddeleri uyarınca sınır dışı edileceği ülkede işkenceye, ölüm cezasına ya da insanlık dışı muameleye maruz kalacağı yönünde ciddi emare bulunan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınamaz.

Sınır dışı etme kararına karşı hangi sürede dava açılabilir?

Sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir; dava açma süresi içinde veya yargılama sürerken rıza saklı kalmak üzere yabancı sınır dışı edilemez.

İşkence riski iddiasında ispat yükü kime aittir?

Kişisel duruma ilişkin iddiaları delillendirme külfeti başvurucudadır; ancak taraf devlet de hedef ülkedeki genel koşulları ve riskleri resen araştırmakla yükümlüdür.

Kişisel husumet veya akraba anlaşmazlıkları koruma sağlar mı?

Bireysel güvenlik risklerinin koruma sağlayabilmesi için iddiaların ciddi ve gerçek bir risk düzeyine ulaştığının delillerle ispatlanması gerekir.

Adli iade taleplerinde işkence görmeme güvencesi nasıl sağlanır?

Talep eden devlet makamlarının işkence veya kötü muamele uygulanmayacağına ve temsilciliklerce ziyaret imkanı tanınacağına ilişkin diplomatik teminat vermesi mahkemelerce değerlendirilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu