Sınai Mülkiyet ve Haksız Rekabet Davalarında Bilirkişilik

by Avukat Erdal Ersoy
Sınai Mülkiyet ve Haksız Rekabet Davalarında Bilirkişilik

Bilirkişilik Kurumu ve Bilirkişiye Başvurma Koşulları

Bilirkişi, çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde mahkemece atanan veya tarafların başvurusuyla görüş bildiren, alanında uzmanlaşmış gerçek veya tüzel kişidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesi ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu çerçevesinde mahkeme, uyuşmazlığın aydınlatılması için taraflardan birinin talebi üzerine veya kendiliğinden bilirkişi incelemesine başvurulmasına karar verebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 266Kaynağı aç
MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Bilirkişi sayısının belirlenmesi

Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan hususlarda bilirkişiye başvurulması kanunen yasaktır. Hâkim, hukuki kuralları re'sen bilmek ve uygulamak zorunda olduğundan; sözleşme maddelerinin yorumu veya Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinin anlamı gibi konularda bilirkişiden mütalaa alınamaz. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, hukuk öğrenimi görmüş kişiler hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelendirmedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez; bilirkişi incelemesi fenni, teknik ve mali uzmanlık gerektiren somut vakıalarla sınırlıdır.

İhtisas Mahkemeleri ve Bilirkişi Heyetlerinin Yapısı

Fikrî ve sınai mülkiyet uyuşmazlıkları ile haksız rekabet davaları, genellikle Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde kurulu bulunan Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk ile Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemelerinde görülür. Bu davaların teknik niteliği gereği uyuşmazlıklar, konunun gerektirdiği farklı uzmanlık alanlarını bir araya getiren bilirkişi heyetleri aracılığıyla yürütülür.

Patent ve faydalı model davalarında teşekkül ettirilen heyetler, çoğunlukla makine, kimya veya elektrik-elektronik gibi uyuşmazlık konusu mühendislik dalından bir akademisyen ile patent mevzuatına ve tarifname diline hâkim bir patent vekilinden oluşturulur.

Patent ve Faydalı Model İncelemesinde Temel Yöntemler

Patent ve faydalı model davalarında istemler kapsamının ihlal edilip edilmediği denetlenirken bilirkişiler iki temel inceleme metodunu tatbik eder. Birebir ihlal analizinde, davalıya ait ürün veya yöntemin, davacının tescilli patent istemlerindeki teknik unsurların tamamını aynen taşıyıp taşımadığı kontrol edilir. Eşdeğerler doktrininde ise davalının patentli buluşun bir unsurunu değiştirmesine karşın, bu unsurla tamamen aynı işlevi aynı biçimde görerek aynı teknik sonucu elde edip etmediği değerlendirilir ve koşullar gerçekleşmişse teknik eşdeğerlik yoluyla ihlalin bulunduğu raporlanır.

Endüstriyel Tasarım Davalarında Bilgili Kullanıcı Kriteri

Endüstriyel tasarım davalarında tasarımların karşılaştırılması bilgili kullanıcı ölçütü esas alınarak yürütülür. Bilirkişi, ürünü tanıyan ve tasarım alanından haberdar olan bilgili kullanıcının algısını esas alarak iki ürünün meydana getirdiği genel izlenimi inceler. Uyuşmazlığa konu tasarımlar arasındaki küçük ayrıntı farklılıkları bilgili kullanıcı nezdindeki genel izlenimi değiştirmeye yetmiyorsa, teknik incelemede tasarım ihlalinin gerçekleştiği tespiti yapılır.

Marka Davalarında Karıştırılma İhtimalinin İncelenmesi

Marka uyuşmazlıklarında bilirkişi heyeti, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığını görsel, işitsel yani fonetik ve kavramsal açılardan karşılaştırır. Bu değerlendirmede markaların ayırt edici gücünün seviyesi, tescilli mal ve hizmet sınıflarının benzerliği ve ortalama tüketici profilinin ürünü satın alırken sergilediği dikkat düzeyi esas alınarak inceleme neticelendirilir.

Haksız Rekabet Davalarında İki Aşamalı İnceleme

Haksız rekabet uyuşmazlıklarında bilirkişilik süreci teknik inceleme ve mali zarar tespiti olmak üzere iki kademeli biçimde yürütülür. İlk aşamada, bilişim veya sektörel uzmanlar aracılığıyla davalının eyleminin ticari dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturup oluşturmadığı ve teknik ihlalin mevcudiyeti belirlenir. İkinci aşamada ise serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir hesap uzmanları tarafından tarafların ticari defterleri, bilançoları ve pazar verileri denetlenerek yoksun kalınan kazanç, ciro kaybı ya da elde edilen haksız menfaatin mali tutarı hesaplanır.

Bilirkişi Raporunun Sınırları ve Hâkimin Takdir Yetkisi

Bilirkişilerin hazırladıkları raporlarda hâkimin münhasır yargı yetkisinde bulunan davanın kabulü veya reddi, suçluluğun sübut bulması ya da telif ihlalinin hukuken varlığı gibi nihai hukuki nitelendirmelere yer vermesi yasaktır. Bilirkişi yalnızca teknik, fenni ve somut durum tespitlerini sunmakla yetinmelidir.

Hâkim bilirkişinin sunduğu raporla bağlı değildir ve delilleri serbestçe değerlendirir. Mahkeme, raporu yetersiz veya çelişkili bulması durumunda ek rapor talebinde bulunabileceği gibi yeni bir bilirkişi heyeti de tayin edebilir. Hâkim teknik raporda ulaşılan tespitten farklı bir sonuca kanaat getirdiğinde veya rapordan ayrıldığında, bu tercihin gerekçesini kararında bilimsel verilere dayanarak açıklamakla yükümlüdür.

Bilirkişinin Hukuki Tazminat Sorumluluğu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 285. maddesi gereğince, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle gerçeğe aykırı rapor tanzim etmesi ve bu raporun mahkemece hükme dayanak yapılması sonucunda zarar gören kişiler doğrudan bilirkişiye karşı tazminat davası açamaz. Zararın karşılanması amacıyla dava doğrudan Devlete karşı yöneltilir; Devlet ise tazmin ettiği tutar için gerçeğe aykırı rapor düzenleyen sorumlu bilirkişiye rücu eder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 285Kaynağı aç
MADDE 285- (1) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler. (2) Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder. Davaların açılacağı mahkeme

Bilirkişinin Cezai Sorumluluğu

Adli makamlar veya soruşturma yapmaya yahut yemin altında tanık dinlemeye kanunen yetkili kılınmış kişi ve kurullar tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 276. maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası yaptırımına bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 276Kaynağı aç
Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[106] (2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır. Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs[107]

Bununla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin yedinci fıkrası doğrultusunda; rüşvet alan, rüşvet talebinde bulunan veya bu doğrultuda anlaşma sağlayan kişinin bilirkişi sıfatını haiz olması durumunda verilecek ceza üçte birden yarı oranına kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 252Kaynağı aç
Madde 252- (Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.) (1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır. (3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. (4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir. (5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır. (6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak cezalandırılır. (7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (8) Bu madde hükümleri; a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar, d) Kamu yararına çalışan dernekler, e) Kooperatifler, f) Halka açık anonim şirketler, adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi halinde de uygulanır. (9) Bu madde hükümleri; a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine, b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere, c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine, d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere, e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere, f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya temsilcilerine, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul edilmesi halinde de uygulanır. (10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı tarafından işlenmekle birlikte; a) Türkiye’nin, b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun, c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin, d) Türk vatandaşının, tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden; bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve kovuşturma yapılır. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Hâkim bilirkişi raporundaki tespitlerle bağlı mıdır?

Hâkim bilirkişi raporuyla bağlı değildir ve delilleri serbestçe takdir eder. Raporu yetersiz gördüğünde ek rapor alabileceği gibi yeni bir heyet atayabilir; teknik rapordan ayrılması halinde ise bunun gerekçesini kararında bilimsel olarak izah etmek zorundadır.

Hukuki yorum gerektiren konularda bilirkişi görevlendirilebilir mi?

Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve genel bilgiyle çözümlenebilecek meselelerde bilirkişiye başvurulamaz; bilirkişi incelemesi fenni, teknik ve mali uzmanlık gerektiren durumlarla sınırlıdır.

Bilirkişinin hatalı raporu nedeniyle zarara uğrayan taraf kime dava açar?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 285. maddesi uyarınca tazminat davası doğrudan bilirkişiye değil Devlete karşı açılır; Devlet ödediği tazminatı kusurlu bilirkişiye rücu eder.

Gerçeğe aykırı rapor düzenleyen bilirkişiye hangi ceza verilir?

Yetkili yargı mercileri tarafından atanan bilirkişinin gerçeğe aykırı görüş bildirmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun 276. maddesi gereğince üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Marka uyuşmazlıklarında karıştırılma ihtimali nasıl denetlenir?

Markalar görsel, işitsel ve kavramsal açıdan kıyaslanır; markaların ayırt edicilik gücü, mal ve hizmet sınıflarının benzerliği ile ortalama tüketicinin dikkat seviyesi dikkate alınarak karıştırılma ihtimali teknik olarak değerlendirilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu