Sigortasız Çalıştırılma, Şikâyet ve Hizmet Tespiti

by Avukat Erdal Ersoy
Sigortasız Çalıştırılma, Şikâyet ve Hizmet Tespiti

Sigortasız çalışma veya eksik bildirimde iki ayrı yol vardır. İdari yolda şikâyet veya ihbar üzerine denetim, tespit, prim tahakkuku ve idari yaptırımlar gündeme gelir. Yargısal yolda ise hizmet tespiti davası açılır; kesinleşen mahkeme kararıyla hizmetlerin geriye dönük işlenmesi amaçlanır. Bu iki yol aynı olayı farklı sonuçlara bağlar: biri kurum işlemini, diğeri mahkeme ilamıyla kaydın düzeltilmesini hedefler.

Kayıt dışılığın yol açtığı hak kayıpları

Kısa vadede en görünür sonuç, sağlık hizmetlerinden yararlanmanın prim şartlarına göre kontrol edilmesi nedeniyle ortaya çıkan provizyon sorunudur. Prim gününün eksilmesi emekliliği geciktirebilir veya bazı koşullarda daha düşük aylık hesabını gündeme getirir. Eksik kazanç bildirimi de ileride aylık bağlama oranı ve ortalama kazanç hesaplarını etkiler. İşsizlik ödeneğinde son dönem prim günleri ile işten ayrılış nedeni belirleyici olduğundan, kayıtsızlık bu haktan yararlanmayı da kaybettirebilir.

Denetimde neler incelenir

Denetimde işyerinde fiilen kimlerin çalıştığı, ücret ödemeleri, bordrolar ve diğer kayıtlar, varsa giriş-çıkış düzeni ile vardiya listeleri, işin organizasyonu, çalışanların beyanları ve işyerinin geçmiş bildirimi incelenir. İşçi hâlen çalışıyorsa fiilî çalışma yerinde görülebilir. İşten ayrılma veya işyerinin kapanması hâlinde ise yerinde tespit güçleşir.

Evden veya uzaktan çalışmada da yerinde tespit güçleşir. Bu düzende çalışma daha çok sistem giriş kayıtları, görev kayıtları, müşteri ilişkileri kayıtları, e-posta ve raporlama trafiği ile çevrim içi toplantı kayıtları üzerinden ortaya konulur.

Mahkeme yoluyla ispat ve beş yıllık süre

5510 sayılı Kanun'un 86. maddesine göre aylık prim ve hizmet belgesi ya da muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işverence verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurabilir. Alacakları ilamla çalışmaları ispatlanırsa, kararda belirtilen aylık kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. Hüküm ispat imkânı tanır; her başvurunun kabul edileceği anlamına gelmez.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 86Kaynağı aç
MADDE 86- (Değişik birinci fıkra: 15/7/2016-6728/48 md.) Bu Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddesine tabi sigortalılar ile sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar için işverenlerce Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. İşveren, işyeri sahipleri; işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili olduğu yılı takip eden yıl başından başlamak üzere on yıl süreyle, kamu idareleri otuz yıl süreyle, tasfiye ve iflâs idaresi memurları ise görevleri süresince, saklamak ve Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurlarınca istenilmesi halinde onbeş gün içinde ibraz etmek zorundadır. İşverenin, sigortalıyı, 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesine göre başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi halinde, sigortalıyı devir alan, geçici iş ilişkisi süresine ilişkin birinci fıkrada belirtilen belgelerin aynı süre içinde işverene ait işyerinden Kuruma verilmesinden, işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. (Değişik dördüncü fıkra: 21/3/2018-7103/67 md.) Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen sigortalıların eksik gün nedeni ve eksik gün sayısı, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle beyan edilir. Sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını gösteren eksik gün nedenleri ile bu nedenleri ispatlayan belgelerin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, saklanması ve diğer hususlar Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (Değişik beşinci fıkra: 21/3/2018-7103/67 md.) Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kurumca istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi veya ibraz edilen bilgi ve belgelerin geçerli sayılmaması halinde otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. (Mülga altıncı fıkra: 13/2/2011-6111/40 md.) (Değişik yedinci fıkra: 17/4/2008-5754/50 md.) Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/50 md.) Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır. Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.[154] Sigortalının çalıştığı bir veya birden fazla işte, bu Kanunda yazılı şartları yerine getirmiş olmasına rağmen, kendisi için verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin işveren tarafından verilmediği veya verilen aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde kazançların veya prim ödeme gün sayılarının eksik gösterildiği Kurumca tespit edilirse, hastalık ve analık sigortalarından gerekli ödemeler yapılır.[155] Bu maddede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, 102 nci maddeye göre işlem yapılır. Kamu idarelerinde işyerinin özelliği nedeniyle prim belgelerinin farklı sürelerde verilme zamanını belirlemeye, Kurum yetkilidir. (Mülga ikinci cümle: 15/7/2016-6728/48 md.) (Ek fıkra: 15/7/2016-6728/48 md.) Muhtasar beyanname ile bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesinin birleştirilerek verilmesi durumunda beyannamenin; şekil, içerik, ekleri, ilgili olduğu dönem, verilme süresi ve diğer hususlar Bakanlık ile Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan müşterek tebliğ ile belirlenir. İşveren sigortalı çalıştırmadığı takdirde, bu hususu sigortalı çalıştırmaya son verdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Prim ödeme yükümlüsü

Süre, çalışmanın geçtiği yılın sonundan işlemeye başlar ve uygulamada hak düşürücü nitelikte tartışılır. Sürenin geçmesi, mahkemenin esas incelemeye girmeden davayı reddetme riskine yaklaşır. Ara kesintiler varsa hesap her yıl için ayrı yapılır; kesintisiz görünen bir süreç tek dönem gibi ele alınmayabilir.

Kısmi bildirim, işe giriş bildirimi, Kurumun daha önceki tespiti, çakışan kayıtlar veya mevsimlik çalışma gibi bazı hâllerde süre tartışması farklılaşabilir. Bu nedenle değerlendirmenin dosyanın kendi dönemine göre yapılması gerekir.

Belgeye dayanmayan tespitte bir yıllık sınır

Aynı maddede ayrı bir sınır daha vardır. Kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği hâlde hizmeti veya prime esas kazancı Kuruma hiç bildirilmeyen ya da eksik bildirilen sigortalıda, geriye yönelik olarak dikkate alınacak kısım en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye doğru bir yıldır. Bu sınır, kayıt ve belgeye dayanmadan yapılan tespite ilişkindir ve beş yıllık mahkeme yolu hükmüyle aynı kapsamda değildir.

Belgenin verilmemesi, re'sen işlem ve itiraz

Fiilî denetim, işyeri kayıtları, kamu idaresi incelemesi ya da kamu kurumları ve bankalardan alınan bilgi ve belgelerle çalışma anlaşılmasına rağmen verilmesi gereken belgeler tebligata rağmen bir ay içinde verilmez veya noksan verilirse Kurum belgeleri re'sen düzenler, sigorta primlerini tespit eder ve işverene tebliğ eder. Bu işlem, fıkrada sayılan tespit kaynaklarıyla sınırlıdır.

İşveren, tebliğ edilen prim borcuna tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. Bu itiraz takibi durdurur. İtiraz reddedilirse işveren, ret kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.

Otuz günden az çalışıldığını gösteren bilgi ve belgeler istenmesine rağmen ibraz edilmez ya da geçerli sayılmazsa, otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi için de aynı bir aylık tebligat süresi işletilir. Belge verilmez veya noksan verilirse Kurum bunu re'sen düzenler ve içindeki primleri kanundaki hükümlere göre tahsil eder. Eksik gün belgelerinin ayrıntısı yönetmeliğe bırakılmıştır.

Hastalık ve analık ödemeleri ile saklama yükümlülüğü

Kanundaki şartlar gerçekleşmesine rağmen işveren belgeyi vermez ya da kazanç veya prim ödeme gün sayısını eksik gösterir ve bu durum Kurumca tespit edilirse, hastalık ve analık sigortalarından gerekli ödemeler yapılır. Hüküm bu iki sigorta kolundaki ödemelerle sınırlıdır.

İşverenler ve işyeri sahipleri, işyeri defter, kayıt ve belgelerini ilgili yılı izleyen yılbaşından başlayarak on yıl saklar. Kamu idareleri için bu süre otuz yıl, tasfiye ve iflas idaresi memurları için ise görev süresidir. Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurların istemesi hâlinde belgeler on beş gün içinde ibraz edilir.

Hizmet tespiti kararının sonucu

Hizmet tespiti davası, tespit edilen dönemlerin sosyal güvenlik kayıtlarına işlenmesini sağlayan yargısal yoldur. Mahkeme kararının kesinleşmesiyle hizmet günleri ve ilgili kayıtlar geriye dönük olarak sisteme işlenir. Bu sonuç özellikle geçmiş yıllar bakımından önem taşır; kesinleşmemiş bir talebin kendiliğinden kayda geçeceği anlamına gelmez.

Alacak davası, arabuluculuk ve davanın tarafları

Hizmet tespiti, sosyal güvenlik kaydının düzeltilmesine odaklanır. İşçilik alacakları ise para alacağı ve tazminata odaklanır. Aynı çalışma ilişkisi için hizmet tespiti stratejisi ile arabuluculuk ve alacak davası stratejisi eş zamanlı planlanabilir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi, kanundan ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesinden doğan işçi ve işveren alacakları ile tazminat davalarında ve işe iade isteminde arabulucuya başvurulmasını dava şartı kabul eder. Şartın arandığı davada son tutanak sunulmazsa mahkeme bir haftalık kesin süre tanır. Bu süreye uyulmaması ya da arabulucuya gidilmeden dava açılması, davanın usulden reddine yol açar. Büroya başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasında geçen dönemde zamanaşımı işlemez; hak düşürücü süre de ilerlemez. Hizmet tespiti davası bu fıkrada ayrıca sayılmamıştır.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddî ve manevî tazminat ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davalarına birinci fıkradaki arabuluculuk şartı uygulanmaz. Bu istisna yalnız anılan davalar içindir.

Hizmet tespiti davasında işverenlerin yanında Sosyal Güvenlik Kurumunun da davada yer alması söz konusu olabilir. Dönem dönem farklı işverenlerin bulunması veya alt işveren ile asıl işveren ilişkisinin olması hâlinde taraf teşkili ayrıca önem taşır.

Sigortasız çalışma için hangi yollar vardır?

Şikâyet veya ihbar üzerine denetim, tespit, prim tahakkuku ve idari yaptırımların izlenebildiği idari yol ile hizmet tespiti davasının açıldığı yargısal yol vardır.

Hizmetin geçtiği yıl için mahkemeye başvuru süresi ne kadardır?

Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmeyen ya da çalışması Kurumca tespit edilemeyen sigortalı, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurabilir.

Bir yıllık geriye dönük sınır mahkeme yolunu da kapsar mı?

Hayır. En fazla bir yıllık kısım, kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalışmanın belirlendiği hâlde hizmetin veya prime esas kazancın hiç ya da eksik bildirildiği tespite ilişkindir; beş yıllık mahkeme hükmüyle aynı kapsamda değildir.

Prim borcuna itiraz tahsilatı durdurur mu?

Tebliğden itibaren bir ay içinde Kurum ünitesine yapılan itiraz takibi durdurur. İtirazın reddi üzerine bir ay içinde iş mahkemesine başvurulması ise prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz.

Kesinleşen tespit kararı kayda nasıl geçer?

Karar kesinleşince tespit edilen hizmet günleri ve ilgili kayıtlar geriye dönük olarak sosyal güvenlik sistemine işlenir.

İşçilik alacağı için arabuluculuk gerekir mi?

Kanuna veya iş sözleşmesine dayanan alacak ve tazminat ile işe iade davalarında arabulucuya başvuru dava şartıdır. Hizmet tespiti davası bu hükümde ayrıca sayılmaz; iş kazası ve meslek hastalığı tazminatı ile bağlı davalar ise istisna kapsamındadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu