Harcırahın sigorta primine esas kazanca etkisi

by Avukat Erdal Ersoy
Harcırahın sigorta primine esas kazanca etkisi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E. 2015/3348, K. 2015/6346 sayılı kararında, incelenen işyerinde sefer başına yapılan ödemeler 506 sayılı Kanun'un 77. maddesinin ikinci fıkrası anlamında yolluk kapsamında görülmüştür. Bu nitelik nedeniyle ödemeler prime esas kazanca katılamaz; davanın reddi gerekirken kabul hükmü kurulması bozmayı gerektirir. Sonuç, davalı işyerinin her sefer için yaptığı ödemelerin, geçici görev sırasında doğacak ek masrafa karşılık gelmesine bağlıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/3348, K. 2015/6346Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2015/3348 E.  ,  2015/6346 K.HARCIRAHYOLLUKPRİME ESAS ÜCRETİN TESPİTİ SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 77SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) (506) Madde 78HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 200HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Geçici Madde 1HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) (1086) Madde 288 "İçtihat Metni" Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının asgari ücret üzerinden yatırılan sigorta primlerinin 6,54 katı olduğunun tespitiyle eksik primlerinin tamamlatılmasına, emeklilik tarihinden itibaren hesaplanacak yaşlılık aylığı farkının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi, davalı M..Lojistik Uls. Taş. Depolama Dağıtım ve Tic. A.Ş. tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, 21.2.1995 ile 13.9.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde tır şoförü olarak çalışan davacının asgari ücret ve sefer primi usulü çalışmasından dolayı esas kazancının tespiti ve bu durumda eksik hesaplanan yaşlılık aylığı farkının davalı Kurum'dan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık davacının tır şoförü olarak çalıştığı dönemde asgari ücretin haricinde sefer başına aldığı harcırah (yolluk, sefer parası…vs.) miktarının prime esas kazançlar arasında sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinin uluslararası taşımacılık mahiyetinde 648083 ile 11049523 s. s. numarası ile Kanun kapsamında olduğu, davacı adına 21.2.1995-13.9.2004 tarihleri arasında asgari ücrete yakın prim üzerinden hizmet bildiriminde bulunulduğu ve davacı tarafından davalı aleyhine açılan işçi alacağı dosyasında tır şoförünün asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, her yurtdışı sefer için davacıya verilen harcırah miktarıda ücrete esas alınarak tazminata hükmedildiği ve 2003-2004 yılları arasında asgari ücret üzerinden ödeme yapılan ücret bordrolarında davacının imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının tır şöforu olarak asgari ücretten çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, taraflar arasında görülen alacak ve bilirkişi raporu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı işyerinde geçen çalışma döneminde prime esas kazancının asgari ücretin 5.52 katı olduğunun tespitine hükmedilmiştir. Uyuşmazlık konusu husus, davacının çalıştığı dönemde prime esas kazancına davalı işyerinden harcırah(yolluk veya sefer primi) adı altında yapılan ödemelerin eklenip eklenmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Hizmet veya ücret tespitine yönelik davalarda, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına, davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. HMK 200. maddesi, Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar ve değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz, demekle, Kanunda ispat sınırı olarak gösterilen belli tutarı aşan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senetle ispat edilebilir. Bu kaidenin istisnaları bulunmakta olup somut olayda ise bir istisna bulunmamakla birlikte senetle ispat şartı geçerlidir. Bir hukuki işlemin senetle ispatının gerekip gerekmediği o hukuki işlemin tümünün değerine göre belirlenir. Buna göre de, Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200.maddesi) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtlar, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar içinse tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa da tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanun’un 78.maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. (HMK m. 200) maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa, ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun’un 78.maddesine göre, “….günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır” ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise, günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 29/07/2003 tarih ve 4958 sayılı Yasanın 36. maddesi ile değişik 77/2. maddesinde “Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur.” hükmü yer almaktadır. 506 sayılı Yasa’nın 77. madde 1. fıkrasında prim hesabında göz önünde tutulacak kazançlar belirtilmiş, 2. fıkrasında ise bunun istisnaları gösterilmiştir. Fıkrada ifade edildiği biçimde yolluklar prim hesabında nazara alınmazlar ve prime tabi tutulmazlar. Bu ödeme ücret ve benzeri ödemelerden tamamen farklı nedenlere dayanır. İşin karşılığı olmaktan ziyade işçinin görevi sırasında ihtiyaçlarını (otel, yemek vs. ihtiyaçları) karşılama amacına dayalıdır. Harcırah (yolluk) işçinin görevli bulunduğu yerden başka yerlere geçici görevle gönderilirken yapacağı ek masrafa karşılık yapılan ödemeler olup, davalı işyeri tarafından her sefer için yapılan ödemelerin bu mahiyette kaldığı şüphesizdir. Çünkü davalı işyeri davacıya ücreti dışında sefer başına ödeme yaparken asıl amacı davacının yapacağı ek masrafları karşılamak olup, onun ücretini artırmak gibi bir amaç içinde değildir. Mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda davacıya yapılan ödemelerin 506 sayılı yasanın 77. maddesinin 2. fıkrasında belirttiği şekilde yolluklar kapsamında kalması nedeniyle prime esas kazançlar arasında sayılamayacağı göz önünde bulundurularak davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin ve davalı işverinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan M.. A..'ne iadesine, 26/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Prime esas kazanca katılmayan ödemeler

506 sayılı Kanun'un 77. maddesinin ikinci fıkrası, prime esas aylık kazanç hesaplanırken bazı ödemelerin dikkate alınmayacağını düzenler. Bu ödemeler arasında ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları ile ayni yardımlar bulunur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları da aynı hesap dışında bırakılmıştır. Bu sayılanlar dışında kalan ödemeler ise hangi ad altında yapılırsa yapılsın prime tabidir.

Yargıtay, fıkradaki düzenleme uyarınca yollukların prim hesabına alınmadığını ve prime tabi tutulmadığını kabul etmiştir. Yolluk, ücret ve ücrete benzeyen ödemelerden başka bir sebebe dayanır. Burada amaç görülen işin bedelini ödemek değil, işçinin görev sırasında otel ve yemek gibi ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Geçici görevdeki ek masraf karşılığı

Kararda harcırah, yollukla aynı anlamda kullanılmıştır. Harcırah, işçinin görevli olduğu yerden başka bir yere geçici görevle gönderilmesi sırasında yapacağı ek masraf için ödenen tutardır. Davalı işyerinin her sefer karşılığında yaptığı ödemelerin bu nitelikte kaldığı kabul edilmiştir.

Kabul hükmünün bozulması

Kurum vekili ile işverenin bu konuya yönelik temyiz itirazları kabul edilmiş ve hüküm bozulmuştur. İlk derece mahkemesi, çalışma dönemindeki prime esas kazancın tespitine yönelik davayı kabul etmişti. Yargıtay bu sonucu benimsememiş; bozmayı, red kararı verilmesi gerekirken kabul hükmü kurulmasına dayandırmıştır.

Çalışma olgusu ile ücret iddiasının ispatı

Karar, çalışmanın varlığının her türlü delille kanıtlanabileceğini belirtir. Buna karşılık ücret alındığı iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.

Yazılı ispat sınırının altında kalan ücret miktarı için tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar bu sınırı aşıyorsa da, iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait belgeler yazılı delil başlangıcı oluşturuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.

Senetle ispat ve muvafakat

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesi, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemleri kapsar. İşlemin yapıldığı zamanki miktar veya değer iki bin beş yüz Türk Lirasını geçiyorsa bu işlemler senetle ispat edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Senede karşı tanıkla ispat yasağı

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, senetle ispatı gereken bir konuda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılır. Karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir.

Duruşmalı temyiz istemi

Yargıtay, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemini reddetmiştir. Gerekçe, temyize konu davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinde sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine girmemesidir.

Yolluk prime esas kazanca dahil edilir mi?

Hayır. Karar başlığında mülga gösterilen 506 sayılı Kanun'un 77. maddesinin ikinci fıkrasına göre yolluklar, prime esas aylık kazanç hesabında dikkate alınmaz ve prime tabi tutulmaz. Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, ayni yardımlar ile miktarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları da bu hesap dışında bırakılmıştır. Bunların dışında her ne ad altında yapılırsa yapılsın ödemeler prime tabidir. Bu sonuç, anılan mülga hükmün kararda uygulandığı kapsamla sınırlıdır.

Sefer başı ödeme her durumda harcırah sayılır mı?

Hayır. Yargıtay, davalı işyerinin her sefer için yaptığı ödemelerin, işçinin başka yere geçici görevle gönderilmesi sırasında doğacak ek masrafa karşılık geldiğini kabul etmiştir. Karar, bu kabulü o ödemelerin mahiyetine dayandırmıştır.

Ücret iddiası tanıkla ispat edilebilir mi?

Ücret alma iddiası yazılı delille kanıtlanır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile, varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinin ikinci fıkrasına göre, birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu