Şantaj Suçunun Kanuni Tanımı ve Cezası
Şantaj suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesinde iki ayrı fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkraya göre; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya, yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. İkinci fıkraya göre ise kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidinde bulunulması hâlinde de birinci fıkradaki cezaya hükmolunur. Kanun, hapis cezasının yanı sıra adli para cezasının da birlikte uygulanmasını zorunlu kılmaktadır; dolayısıyla mahkeme yalnızca birine hükmedememektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı
veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar
sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14
md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref
veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat
edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya
hükmolunur.
Cebir
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/1811, K. 2025/5333Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
KANUN YARARINA BOZMA
Şantaj suçundan sanık …'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)107/2. maddesi delaletiyle 107/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hükmedilen hapis cezasının anılan Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/427 Esas, 2019/979 sayılı Kararına karşı, Adalet Bakanlığının 13.03.2025 gün ve 94660652-105-52- 38275- 2024-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2025 gün ve 2023/37277 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Benzer bir olay sebebi ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22/05/2024 tarihli ve 2023/8132 Esas, 2024/6521 Karar sayılı ilamında yer alan "… telefon inceleme tutanağında dökümü yapıldığı üzere 'Ben görevimi yaparım, inanıp inanmamak ona kalmış bir durum. Bu mesajlar …'a ve ailesine gidecek. Yanımda iki defa soyundun…' şeklinde mesaj gönderdiği, katılanın da sanığa sinkaflı sözlerle küfür ettiği… şantaj suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır….Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; katılan ile bir süre arkadaşlık yapan sanığın, katılan ile arasındaki mesajları, katılanın erkek arkadaşına ve ailesine göndereceği hususunda çektiği mesajlarda şantaj suçunun unsurlarının bulunmadığı, sanığın eyleminin sair tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,…" şeklindeki açıklamalarla,
5237 sayılı Kanun'un 107. maddesinde yer alan "(1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur." şeklindeki kanuni düzenleme birlikte değerlendirildiğinde;
Şantaj suçunun, 5237 sayılı Kanun'un 107/2. maddesinde, failin kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasının şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması durumunun düzenlendiği, failin herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunması durumunda eylemin şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacağı,
Somut olayda, Mahkemesince sanığın, mağdura "sen arama beni yarın Show haberde bütün kanallarda resimlerimizi boy boy göreceksin, niye açmıyorsun, yarın basında resimleri görürsün, yarın show habere çıkıyorum senin her şeyini seviyorum." şeklinde mesajlar attığından bahisle şantaj suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, bahse konu mesaj içeriklerinden sanığın, mağduru şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki fotoğrafları televizyonda yayımlatacağından bahisle tehdit ettiği anlaşılmakla birlikte, bu yolla herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığı cihetle, sanığın uzlaştırma ve basit yargılama usulü kapsamında yer alan sair tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/427 Esas, 2019/979 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/43095, K. 2022/7124Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
KARAR
Şantaj suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 03/07/2015 gün ve 2015/412 esas, 2015/596 karar sayılı hükmün sanık müdafisi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 21/10/2021 gün ve 2019/4728 esas, 2021/25166 sayılı kararıyla;
''Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile gerekçe içeriğine göre, mahkemenin delilleri takdiri, suç vasfının tayini ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen şantaj eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık … müdafisinin ve katılan … vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA'' şeklinde karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04/12/2021 gün ve 2015/368441 sayılı yazısında özetle;
Maddi olayda, sanık …'ün katılan … ile olan ilişkisini sürdürmek biçiminde bir yarar elde etmek amacıyla 06/04/2015 günü katılanın ikametinin giriş kapısının önüne "ne istiyorsun benden seni ne kadar çok sevip sensiz nefes alamadığımı haykırmamımı peki bu sesi ananda duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon emrin olur be sevdam bişeyi çok merak ediyom seni bu kadar çok koruyom bunu çok merak ediyom bu gece kapıyı kırmıyorsam bir sebebi var sütlaç yapıp evine almam var kek yapıp çağırmam var bensiz hayat sana zindan demen var ama insanız sonuçta," biçiminde sözler içeren not bırakmak şeklindeki eyleminde,
Sanığın, katılan ile aralarındaki durumu katılanın annesine bildirme tehdidinde bulunduğu ancak, şantaj suçun oluşumu için şeref veya saygınlığa zarar verebilecek bir hususun açıklanacağı yönündeki herhangi bir tehdidin varlığı yeterli olmayıp, bu tehdidin belli bir boyuta ulaşarak, objektif olarak mağdurun iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişli olması da gerekmektedir. Sanığın şantaj kabul edilen eylemi, katılanın evinin önüne bıraktığı notun bir bölümünde "bu sesi anan da duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon" şeklinde bir ifadeye yer vermekten ibarettir. Notta yer alan açıklamaya göre sanığın tehdit sayılabilecek tek eylemi, onu sevdiğini katılananın annesine bildireceğini belirtmesidir. Katılanın annesi dışındaki kişilere duyuracağına ilişkin herhangi bir tehditte bulunmadığı dosya kapsamından anlaşıldığı,
Dosyadaki bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere katılan 33 yaşında bir kadındır ve aşamalardaki beyanlarında sanığın anılan sözlerini tehdit olarak algıladığı veya üzerinde zorlayıcı etki yarattığına ilişkin hiçbir anlatımı bulunmamaktadır. Sanığın yetişkin bir kadın olan katılanı sevdiğini annesine bildireceğini söylemekten ibaret eylemi rahatsız edici bir davranış olarak kabul edilebilir ise de, katılanın şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikte veya iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişle boyuta ulaşmış bir tehdit olmadığı, TCK'nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturmadığı ve atılı suçun yasal öğelerinin oluşmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, sanığın katılanın evinin önüne bıraktığı notta yazılan sözlerin bütün halinde cinsel taciz suçunu oluşturabileceği, gözönüne alındığında sanık hakkında TCK 107/2 maddesinde yazılı suçun unsurları oluşmadığından ayrıca şantaj suçundan verilen mahkumiyet kararının Özel Dairece onanması hukuka aykırı nitelikte olduğu anlaşılmakla,
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 21/10/2021 gün ve 2019/4728 esas, 2021/25166 sayılı onama kararının itirazen kaldırılarak sanık hakkında atılı suçun yasal öğelerinin oluşmadığı nedenle, mahkumiyet kararının bozulmasına karar verilmesi istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/10/2021 gün ve 2019/4728 esas, 2021/25166 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Sanık hakkında … Asliye Ceza Mahkemesinin 03/07/2015 tarih ve 2015/412 esas ve 2015/596 sayılı ilamıyla şantaj suçundan verilen hükümlülük kararının suçun yasal öğelerinin oluşmadığı nedenle, anılan kararın BOZULMASINA,
4- İtirazımız kabul edilmediği takdirde dosyanın incelenmek üzere Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur." şeklinde istemde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, … Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/07/2015 tarih ve 2015/412 esas, 2015/596 karar sayılı ilamı ile şantaj suçundan sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 21/10/2021 gün ve 2019/4728 esas, 2021/25166 karar sayılı kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir.
III- DEĞERLENDİRME
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın söz konusu itirazı üzerine yapılan incelemede,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/4-291 esas, 2017/558 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Şantaj suçu, 5237 sayılı TCK'nun 107. maddesinde “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş iken, anılan hükmün yeterli olmadığı ve eksik yönlerinin bulunduğu, bunun sonucu olarak da şantaj oluşturabilecek bazı eylemlerin bu madde kapsamında kalmayacağı eleştirileri üzerine, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile maddeye; “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur” biçiminde ikinci fıkra eklenmiştir.
Nitekim, değişikliğe ilişkin gerekçede de; “Kişinin yarar sağlamak maksadıyla bir başkasının şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunması halinin tehdit suçuna ilişkin ‘sair kötülük’ kapsamında değerlendirilmesinin daha az cezayı gerektireceği eleştirisi karşısında, madde metnine söz konusu fıkra eklenmiştir” denilmektedir.
Maddenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren ve birinci fıkrasından farklı unsurlar içeren ikinci fıkrasına göre, kendisine ya da başkasına yarar sağlamak için kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunan fail, maddenin birinci fıkrasında öngörülen hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olan bu suçtaki seçimlik hareketler, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulmasıdır.
Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünde; "başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer" olarak tanımlanan ve "kişilik değeri” olarak da isimlendirilebilecek olan şeref, insanın sosyal ve ahlaki değerlerinin bütününden oluşmakta ve insanın kendisine karşı hissettiği iç değer ile başkalarının gözündeki saygınlığını da kapsamaktadır. Saygınlık ise, "saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij" anlamlarına gelmektedir. Söz konusu suçta açıklanacağı veya isnat edileceği ifade edilen hususların, kişinin şeref ve saygınlık değerlerine zarar verecek nitelikte olması gerekmektedir.
Açıklanacağı tehdidinde bulunulan hususun suçtan önce gerçekleşmiş, diğer bir deyişle geçmişte kalmış olması fiilen zorunlu olmakla birlikte, mağdurun bu duruma düşmesinde failin etkisinin olup olmamasının veya açıklanacağı tehdidinde bulunulan durum itibarıyla mağdurun meşru zeminde olup olmamasının suçun oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Açıklanacağı bildirilen hususların herkes tarafından bilinmeyen olgular olması da zorunludur, zira herkesin bildiği bir durum yeteri kadar korkutuculuk sağlamayacağından, suçu oluşturmaya elverişli olmayacaktır.
Suç ile elde edilmek istenilen yarar üzerinde de kısaca durmakta fayda bulunmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, tehdit edilen mağdurdan sanığa veya başkasına bir yarar sağlamasının istenilmesi bu suçun oluşumu için şarttır. TCK'nun 107. maddesinin birinci fıkrasında 'haksız bir çıkar' denilmesine karşın uyuşmazlık konusuyla ilgili ikinci fıkrasında sadece 'yarar' ifadesine yer verilmiş olması, bu iki kavramın birbirinden farklı olduğu anlamına gelmemektedir. İkinci fıkrada belirtilen yararın da haksız bir yarar olması suçun oluşması bakımından gereklidir. Talep edilen yararın failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkin olması durumunda şantaj suçu oluşmayacaktır. Elde edilmek istenilen yarar; para, mal veya bir hizmet sağlanması gibi maddi bir değer olabileceği gibi örneğin cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında başka bir fayda da olabilir. Ayrıca yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli olmayıp yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnad edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması suçun tamamlanması açısından yeterlidir.
Şantaj, yarar sağlamak maksadıyla kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki bir hususun açıklanacağı veya isnat edileceği beyanında bulunmakla tamamlanan bir suçtur. Kısacası zorlama teşkil eden hareketlerin gerçekleştirilmesiyle şantaj tamamlanır, ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi gerekli değildir. Suçun tamamlanabilmesi için failin amacına ulaşmış olması şart değildir. Mağdurun iradesinin gerçekten etkilenip etkilenmediği araştırılmaksızın zorlamaya elverişli hareketlerin gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay bakımından yapılan değerlendirmede, sanık …'ün katılan … ile olan ilişkisini sürdürmek biçiminde bir yarar elde etmek amacıyla 06/04/2015 günü katılanın ikametinin giriş kapısının önüne "ne istiyorsun benden seni ne kadar çok sevip sensiz nefes alamadığımı haykırmamımı peki bu sesi ananda duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon emrin olur be sevdam bişeyi çok merak ediyom seni bu kadar çok koruyom bunu çok merak ediyom bu gece kapıyı kırmıyorsam bir sebebi var sütlaç yapıp evine almam var kek yapıp çağırmam var bensiz hayat sana zindan demen var ama insanız sonuçta," biçiminde sözler içeren not bırakmak şeklindeki eyleminde, sanığın katılanı ilişiyi devam ettirmek konusunda zorladığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak bu zorlamanın yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere suçun oluşumu için şeref veya saygınlığa zarar verebilecek bir hususun açıklanacağı yönündeki herhangi bir tehdidin varlığı yeterli olmayıp, bu tehdidin belli bir boyuta ulaşarak, objektif olarak mağdurun iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişli olması da gerekmektedir.
Her ne kadar itiraz gerekçesinde, sanığın yetişkin bir kadın olan katılanı sevdiğini annesine bildireceğini söylemekten ibaret eylemi rahatsız edici bir davranış olarak kabul edilebilir ise de, katılanın şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikte veya iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişli boyuta ulaşmış bir tehdit olmadığı, TCK'nın 107/2. maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturmadığı ve atılı suçun yasal öğelerinin oluşmadığının kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, tüm dosya kapsamı itibariyle şantaj suçunun unsurlarından olan yarar elde etme amacı yanında, şeref veya saygınlığa zarar verebilecek bir hususun açıklanacağı yönünde objektif olarak mağdurun iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişli bir tehditin varlığı unsurunun da somut olayda var olduğu, sanığın iddianameye konu not kağıdını katılanın evinin önüne bırakması eyleminin sadece rahatsız edici bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmış ve sonuç olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
IV- KARAR
Dairemizin 21/10/2021 gün ve 2019/4728 esas, 2021/25166 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 10/03/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif Üye)
KARŞI OY
Dairemizin 21/10/2021 tarih, 2019/4728 esas ve 2021/25166 karar sayılı ilamında yer alan muhalefet şerhinde belirttiğimiz hukuksal nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde olduğu ve kabul edilerek Yerel Mahkeme hükmünün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun itirazın reddi yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.
TCK m. 107/1: Yasal Hakkı Baskı Aracına Dönüştürme
Birinci fıkradaki suçun özü, failin bizzat yapmaya hakkı olan ya da yükümlü olduğu bir eylemi mağdur aleyhine baskı aracı olarak kullanmasıdır. Buradaki kilit ayrım, failin bildirdiği eylemin kendi yetki ve hak alanında bulunup bulunmadığıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/34789, K. 2014/3755 sayılı kararında; evin satılmasını isteyen ve bunu gerçekleştirmek için ölümle tehdit eden sanığın eyleminin bu fıkradaki şantajı değil TCK m. 106/1 kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir, zira ölüm tehdidi failin yapmaya hakkı olan bir eylem niteliği taşımamaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2012/34789, K. 2014/3755Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 4 – 2010/220349
MAHKEMESİ : İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/02/2010
NUMARASI : 2009/1320 (E) ve 2010/166 (K)
SUÇ : Şantaj
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan şeyi yapacağından veya yapmaya yükümlü olduğu bir şeyi yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp haksız bir çıkar elde edilmesidir.
Somut olayda, sanığın gayrıresmi eşi olan ve aralarında uyuşmazlık bulunan şikayetçiye “Evi satmazsan seni bıçakla öldürürüm, evin önüne sererim” biçiminde sözler söylediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın, katılan adına tapu kaydı bulunan ve kendisinin aldığını iddia ettiği evin satılmasını istemesi, haksız bir çıkar sağlama amacına yönelik olmadığı gibi, bunu gerçekleştirmeye yönelik ölümle tehdidinin de “yapmaya hakkı olduğu bir eylem” niteliğinde bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin TCK’nın 106/1-ilk maddesine uyan tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kanuni olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık K.. K.. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Benzer biçimde, failin yetkisi dışında kalan bir söz ile yasal hakkın kullanımı niteliğindeki bir sözün birlikte ileri sürüldüğü durumlarda bu fıkradaki şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmayabileceği Yargıtay 4. Ceza Dairesi içtihadında kabul görmektedir. Failin haklı bir alacağını tahsil etmek amacıyla hakkını veya yükümlülüğünü kullanacağını bildirmesi de şantaj suçunu oluşturmaz; ancak bildirimin biçimi ve içeriğine göre koşulları varsa tehdit suçu gündeme gelebilir. Öte yandan fail, yasal hakkı olan bir şeyi mağdurdan isteyip karşılığında yasal yollara başvurmayacağını ya da şikayetten vazgeçeceğini bildirirse de şantaj suçu oluşmaz.
TCK m. 107/2: Şeref ve Saygınlığa Zarar Verme Tehdidiyle Yarar Sağlama
İkinci fıkradaki suçun seçimlik hareketleri, mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı ya da isnat edileceği tehdidinde bulunulmasıdır. Bu fıkra kapsamında suçun tamamlanması için haksız yararın fiilen elde edilmiş olması gerekmez; tehdidin mağdura ulaşması ve eylemin nesnel olarak mağdurun iradesini zorlamaya elverişli bulunması yeterlidir. Dolayısıyla tehdit mağdura ulaştıktan sonra yarar elde edilmese bile suç tamamlanmış sayılır. Mağdurun iradesinin gerçekten etkilenip etkilenmediği araştırılmaksızın zorlamaya elverişli hareketlerin gerçekleştirilmesiyle suç oluşur.
Bu fıkradaki 'yarar' kavramı salt maddi menfaatlerle sınırlı değildir; failin veya üçüncü kişinin lehine olan her türlü durum bu kapsama girer. Para, mal ya da hizmet gibi maddi değerlerin yanı sıra cinsel ilişkiye girmeyi sağlamak gibi maddi olmayan faydalar da yarar sayılır. Öte yandan yararın haksız nitelik taşıması zorunludur; talep edilen yarar failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkinse şantaj suçu oluşmaz. Failin, hakkında yapılacak adli şikayeti engellemek amacıyla elindeki görüntüleri ilgili yerlere vereceğini bildirmesi ise bu fıkradaki şantaj unsurlarını oluşturur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2016/9718, K. 2020/7000Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, şantaj
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1)Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde,
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık … müdafiinin vekalet ücretine, katılan …'ın ise ceza miktarına yönelik ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2)Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan beraat hükmünün temyizine gelince,
Şantaj TCK'nın 107.maddesinde; "(1) "Hakkı olan ya da yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."
(2)Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.
Şantajın, ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, fail kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmaktadır. Eğer fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj deil, sair tehdit suçunu oluştururacaktır.
İkinci fıkrada yer alan suçun öğelerinden olan "yarar" kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya 3. kişinin yararına olan her durumu kapsamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; sanığın katılana isnat ettiği fiil nedeniyle şikayet edileceği kendisine söylendiğinde, hakkında yapılacak şikayeti engellemek amacıyla elinde bulundurduğu görüntüleri ilgili yerlere vereceğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, şantaj suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan …'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Açıklanacağı bildirilen hususun herkes tarafından bilinmemesi de suçun oluşumu için zorunludur; zira herkesçe bilinen ya da aleni biçimde gerçekleşen bir olayın açıklanacağının söylenmesi yeterince korkutucu olmadığından suçu oluşturmaya elverişli kabul edilmez. Bunun yanı sıra, tehdit konusu hususun suçtan önce gerçekleşmiş ve geçmişte kalmış olması fiilen zorunludur; ancak mağdurun bu duruma düşmesinde failin etkisinin bulunup bulunmamasının ya da söz konusu durum itibarıyla mağdurun meşru zeminde olup olmamasının suçun oluşumu bakımından bir önemi yoktur.
Şantaj ile Tehdit Suçu Arasındaki Sınır
Bir eylemin şantaj mı yoksa tehdit mi oluşturduğunu belirleyen başlıca ölçüt, failin bir yarar elde etmeye çalışıp çalışmadığıdır. Fail herhangi bir menfaat amacı gütmeksizin yalnızca mağdurun şeref veya saygınlığına zarar verecek hususları açıklayacağını beyan ederse eylem şantajı değil tehdit suçunu oluşturur. Nitekim Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/1811, K. 2025/5333 sayılı kararında, mağdura ait fotoğrafları televizyonda yayımlatacağını söyleyen sanığın bu yolla herhangi bir yarar elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmaması nedeniyle tehdit suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Buna karşılık, tehdit içerikli mesajların aynı zamanda failin kendine yarar sağlamak maksadıyla şeref veya saygınlığa zarar verecek hususları açıklayacağı niteliği taşıması hâlinde yalnızca tehditten hüküm kurulması hukuka aykırı olabilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/1808, K. 2023/10383 sayılı kararında bu gerekçeyle yerel mahkeme hükmü bozulmuş; eylemin hem tehdit ötesi hem de şantaj niteliği taşıdığı saptanmıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/1808, K. 2023/10383Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2019 tarihli ve 2018/309 Esas, 2019/269 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, 43, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2019 tarihli ve 2018/309 Esas, 2019/269 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.01.2022 tarihli ve 2020/33257 Esas, 2022/209 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
C. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/581 Esas, 2022/881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, 43, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2023 tarihli ve 2023/10992 sayılı onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
A. Kavgada söylenen sözlerin tehdit oluşturmayacağına,
B. Sanığın suç işleme kastının olmadığına,
C. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, aralarında gönül ilişkisi olan ancak kendisinden ayrılmak isteyen katılana daha önceden kayda aldığı cinsel içerikli görüntüleri kast ederek "Bakalım ailen olanları ve videoları izleyince ne yapacak, seni bi elime geçirirsem sinkaf ederken öldüreceğim" ve "Demek ki sen üzülmeden bu işin başka yolu yok, ama şunu bilmeni isterim asla ve asla yanlış yapma, kendime de sana da asla acımam" şeklindeki mesajları göndermek suretiyle tehdit suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın ikrarı, katılan beyanı, 07.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği kapsamından, sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İddianamede yazılı olan mesajlar ile dosya içerisinde bulunan 07.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda yer alan diğer mesaj içerikleri ve sanığın kastı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin tehdit dışında "kendisine yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı niteliğinde" olması ve bu haliyle şantaj suçunu da oluşturmasına karşın, yalnızca tehdit suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2022/581 Esas, 2022/881 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası aracılığı ile 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.
Mağdurun kendisinden ayrılmaması ya da ilişkinin sürdürülmesi amacıyla görüntülerin aileye gönderileceğinin, eşine her şeyin anlatılacağının ve internette yayınlatılacağının söylenmesiyle birlikte ölüm tehdidinde bulunulması, kül hâlinde zincirleme biçimde şantaj suçunu oluşturmaktadır. Bu eylemlerin hem tehdit hem de şantaj olarak ayrı ayrı mahkûmiyete konu edilmesi Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/1548, K. 2021/23662 sayılı kararında bozma nedeni sayılmıştır. Aynı ilke doğrultusunda, ilişkiyi sürdürme amacıyla gerçekleştirilen eylemlerin bütün olarak sadece TCK m. 107/2 kapsamındaki şantaj suçunu oluşturduğu; ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyet verilmesinin hukuka aykırı olduğu Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/4064, K. 2022/4121 sayılı kararında da benimsenmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2019/1548, K. 2021/23662Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Şantaj, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, TCK’nın 58. maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılarak yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, mağdurun kendisinden ayrılmaması amacıyla kendisinde olan görüntüleri mağdurun anne ve babasına göndereceği, eşini arayıp her şeyi anlatacağı, internette yayınlatacağı şeklinde sözlerle şantajda bulunduğu ve ayrıca seni öldürürüm diyerek tehdit ettiği şeklinde kabul edilen eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden tehdit ve şantaj suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağı ilkesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Şantaj, Yağma ve Cinsel Suçlarla İçtima
Cinsel içerikli görüntüleri ifşa etmekle tehdit ederek para talep edilmesi her zaman aynı suç tipini oluşturmaz; olayın bütünü incelenerek nitelendirme yapılır. Mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı ya da malvarlığına büyük zarar tehdidi söz konusu olmaksızın cinsel mahremiyete ilişkin görüntülerin ifşa edileceği tehdidiyle para talep edilmesi yağma suçunu değil TCK m. 107/2 kapsamında şantaj suçunu oluşturabileceği Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2364, K. 2021/6593 sayılı kararında kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/7110, K. 2014/23599Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : Şantaj suçundan; TCK'nın 107/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 107/1, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: TCK'nın 134/2, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve kabule göre, sanık …'in, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdirmek isteyen mağdur …'ten ayrılmak istemeyip, mağdura, talep ettiği miktardaki parayı göndermediği takdirde çıplak resimlerini ifşa edeceği tehdidiyle şantajda bulunduğu ve arkadaşlık ilişkilerinin devam ettiği dönemde mağdur tarafından kendisine gönderilen mağdurun çıplak resimlerini, mağdurun kardeşi olan tanık …'ın cep telefonuna gönderdiği olayda,
Sanığın, mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle mağduru tehdit ederek veya ona cebir kullanarak mağdurdan para alması söz konusu olmadığından, sanığa isnat edilen şantaj eyleminin TCK'nın 148. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturmayacağının anlaşılması ve mağdurun fiziksel mahremiyetine ilişkin görüntülerinin ifşa edilmesi karşısında, yerel mahkemece, sanığın üzerine atılı şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; ancak, TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun'un 3/1. maddesi gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi; ayrıca, sanığın mağdura yönelik şantaj eylemleri sonucunda, mağdurun, 27.07.2012 tarihinde 200 TL ve 14.11.2012 tarihinde 250 TL olmak üzere toplam 450 TL tutarındaki parayı sanığa gönderdiğinin kabul edilmesi karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, birbirine yakın zaman dilimi içerisindeki birden fazla eylemiyle mağdura şantajda bulunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, şantaj suçundan yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştirilen hususlar dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 24.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2364, K. 2021/6593Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan TCK’nın 107/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 107/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini suçundan TCK’nın 134/2-1, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ın, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdirmek isteyen mağdur …’e, talep ettiği miktardaki parayı ve altını göndermediği takdirde, birlikte oldukları dönemde çekilmiş çıplak fotoğraflarını ifşa edeceği tehdidiyle şantajda bulunduğu ve istediği maddi menfaati temin edemeyip, mağdurla tekrar iletişim kurma çabalarına olumlu yanıt alamayınca, mağdurun müstehcen fotoğraflarını ağabeyi ve akrabaları olan tanıkların cep telefonlarına gönderdiği iddialarına konu olayda;
Sanığın, mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle mağduru tehdit ederek veya ona cebir kullanarak mağdurdan para talebinde bulunması söz konusu olmadığından, sanığa isnat edilen şantaj eyleminin TCK'nın 148. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturmayacağının anlaşılması ve mağdurun cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerinin rızası olmaksızın yakınlarına ifşa edilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı TCK’nın 107/2. madde ve fıkrasındaki şantaj ile aynı Kanunun 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta, katılan vekilinin temel cezaların üst hadden belirlenmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Tefhim olunan ve hükümlerin esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında hükmedilen hapis cezalarının asgari hadden tayin edildiği açıklanmasına rağmen hükümlerin gerekçesinde; “…sanığın katılanın eski sevgilisi olması, duygusal ilişki gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanması ve katılanı ailesine ve çevresine karşı mahcup edecek hale getirmesi nedeniyle suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, olayın önemi dikkate alınarak ceza teşdiden verilerek alt sınırdan uzaklaşılmış…” ibarelerine yer vermek suretiyle gerekçeyle hükümler arasında çelişkiye neden olunması,
2- TCK’nın 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesinde yalnızca hapis cezası öngörülmesine ve sanığa 1 yıl hapis cezası hükmedilmesine rağmen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan temel ceza tayin edildiği esnada; “suçun işleniş biçimi, zamanı, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak takdiren hapis cezası yönünden alt sınırdan adli para cezası yönünden cezanın etkinliği ve ıslah edici gayesi dikkate alınarak teşdiden olmak üzere…” ibarelerine yer vermek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Dosyada mevcut adli sicil kaydının incelenmesinde; sanığın, 01.02.2005 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı 765 sayılı TCK’nın 492/2, 522, 523, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri gereğince 960 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2007 tarihli, 2006/542 esas, 2007/168 sayılı ve 28.05.2007 tarihinde kesinleşen hükümlülüğünün bulunduğu anlaşıldığından, anılan erteli ilamın aynen infazına karar verilip verilmediği hususu mahkemesinden sorularak, 765 sayılı TCK’nın 95/2. maddesi uyarınca hüküm tarihinden itibaren 5 yıllık deneme süresinin dolması nedeniyle esasen vaki olmamış sayılıp sayılmadığı ve bu nedenle tekerrüre esas olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında şantaj suçundan hükmedilen 60 gün adli para cezasının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarının belirlenmesi esnasında, TCK’nın 52/2. madde ve fıkrasının uygulama maddesi olarak yazılmaması suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Buna karşılık, amacı başından beri yağma olan bir eylemde mağdurun görüntü ve fotoğraflarının ele geçirilip sonradan ifşa tehdidinde bulunulması ayrı bir şantaj suçu oluşturmaz; şantaj içerikli sözler yağma suçunun tehdit unsuru içinde kalır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/10156, K. 2012/22948 sayılı kararında sanıkların başından beri yağma amacı taşıdığı tespit edilerek bu ilke benimsenmiştir. Benzer biçimde, senet yağması esnasında çekilen fotoğrafların ifşa edileceğine dair tehdidin cebir ve ölüm tehdidiyle birlikte ileri sürüldüğü olayda da şantaj içerikli sözlerin yağma suçunun tehdit unsuru kapsamında kaldığı Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/15377, K. 2023/8488 sayılı kararında tespit edilmiştir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2012/10156, K. 2012/22948Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar … ve … savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından hükmolunan cezaların süresine göre savunmanlarının duruşmalı inceleme istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince REDDİNE,
I-) Sanıklar hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanıklar … ve … hakkında yağma suçu bakımından duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede;
Eylemin, silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, konutta ve geceleyin işlendiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 149/1. maddesinin (a), (c) ve (h) bentleri ile birlikte (d) bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklara yükletilen dava konusu eylemlerin yasada öngörülen suç tiplerine uygun olarak nitelendirildiği,
İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği,
Kovuşturma aşamasında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği,
Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca cezaların eleştiri dışında doğru olarak belirlendiği,
Anlaşıldığından, sanıklar …, …, …, … savunmanları ile sanık …’in temyiz dilekçelerinde ve sanıklar … ve … savunmanlarının duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaların reddiyle, sanıklar … ve … hakkında yağma suçu bakımından duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükümlerin tebliğnamaye uygun olarak ONANMASINA,
II- Şantaj suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Sanıkların yağma suçunu işlemek için bir plan dahilinde, davet ettikleri bodrum katındaki bir eve 05.10.2210 tarihinde gece saat 23.30 sıralarında gelen yakınanın çıplak görüntü ve fotoğraflarını cep telefonuna kaydettikleri, cebir ve tehdit kullanarak hürriyetinden yoksun bırakıp, hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladıkları, katılanın üzerinde bulunan 3500 TL parası ile saatini aldıkları, 50.000 TL parayı getirmemesi durumunda görüntüleri ailesine gönderecekleri ve internete vereceklerini söyledikleri, yakınanın kabul etmesi üzerine gönderdiklerinin anlaşılması karşısında; Ceza Genel Kurulu'nun 18.10.2011 tarih 2011/6-166 Esas ve 2011/213 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, yukarıda anlatılan biçimde gerçekleşen olayda, sanıkların amaçlarının baştan beri yağma suçunu işlemek olduğu, yakınanın görüntü ve fotoğraflarını kaydetmelerinin yağma suçunun devamı şeklinde olup, olayda tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olan şantaj suçunun ayrıca oluşmadığı, şantaj içerikli ifadelerin yağma suçunun tehdit unsuru içinde kaldığı ve sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde yağma suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, beraatleri yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile hükümlülüklerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, … savunmanları ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 05.12.2012 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Oya Örsdemir'in katıldığı oturumda, sanıklar savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2022/15377, K. 2023/8488Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2022 tarihli, 2021/5601 Soruşturma No.lu iddianamesiyle sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının, (c) ve (d) bendi ve 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmıştır.
2. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.09.2022 tarihli ve 2022/144 Esas, 2022/454 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrası, (c) ve (d) bendi, 53, 58 ve 63 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve sanık …'nın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve2022/2896 Esas, 2022/2810 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …'nın temyiz sebebi, özetle katılana yönelik yağma suçunu işlemediğine,
B. Sanık …'in temyiz sebebi, katılanın beyanları dışında somut delil bulunmadığına,
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebebi, suçun katılanın soyut iddiasına dayandığına, ortada geçerli bir senet bulunmadığına, telefon görüşmelerinin olayla bağlantısı olmadığına, tutukluluğa,
D. Sanık … müdafiinin temyiz sebebi suçun katılanın soyut iddiasına dayandığına, ortada geçerli bir senet bulunmadığına, sanığın olayla bir ilgisi olmadığına, tutukluluğa,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk derece Mahkemesince, sanık savunmaları, katılan ifadesi, telefon görüşmelerine ilişkin ses kaydı çözümleme tutanağı, senet ile katılana ait fotoğraflar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar …, … ve dava dışı sanık …'ın olayın başından itibaren iştirak iradesi içerisinde ve bir plan dahilinde, katılanın, … Spa isimli iş yerinin lojmanı olarak adlandırılan yere gelmesini sağlayarak, katılanın uygunsuz vaziyette olduğu esnada fotoğrafını çektikleri, katılanı ölümle tehdit ederek 2.000,00 TL ve 500.000,00 TL bedelli iki adet senedi rızası hilafına imzalattırdıkları, akabinde sanık …'in "Senin yatakta çıplak halde resimlerini çektik, elimde resmin var" diyerek katılanı tehdit ettiği, yine 21.10.2021 tarihinde, sanık …'in katılanın iş yerine giderek "Sen benimle dalga mı geçiyorsun saat 16.00'ya kadar sana müddet 5.000,00 TL'ye karşı sen bana 100.000,00 TL ver ben de senin senedini vereyim, senin çocuklarını öğrendim senden çıkartmazsam bile onlardan çıkartırım zaten elimde fotoğrafın var bunu da baskıladım", "100.000,00 TL vermezsen çoluğunu çocuğunu temizlerim" demek suretiyle kendisine ve diğer sanıklara maddi menfaat sağlama amacına yönelik olarak katılanı tehdit ettiği, yine olay esnasında katılana karşı kullanılan cebrin ve tehdit içerikli sözlerin yağma suçunun unsuru olduğu, yine senedin yağması suçunun işlendiği esnada katılanın fotoğraflarının çekilerek buna ilişkin talep ettikleri miktarın ödenmemesi halinde çektikleri fotoğrafları yayacaklarını belirttikleri şantaj içerikli sözlerin bir bütün halinde yağma suçunun tehdit unsuru içerisinde kaldığı kabul edilerek sanıkların nitelikli yağma suçundan cezalandırılmalarına karar verilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
2. Katılan, olayın Mahkeme kabulünde anlatıldığı şekilde gerçekleştiğine dair aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanlarda bulunmuştur.
3. Katılanın cep telefonunun incelenmesinde beyanını destekler nitelikte sanık … tarafından arandığına ve mesaj çekildiğine ilişkin tutanak dosyada mevcuttur.
4. Sanık …'in cep telefonununda katılana ait olduğu değerlendirilen görüntü ve 2 adet senet fotoğrafı ele geçirilmiştir.
5. Dava dışı sanık …'ın cep telefonunun imaj incelemesinde olaya ilişkin olduğu değerlendirilen sanık … ve dava dışı F.B. ile yapılan görüşme kayıtları mevcuttur.
6. Dava dışı sanık … ve sanık …'nın kolluk aşamasındaki beyanlarına göre suçun gece vakti işlendiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Olay ve Olgular bölümünün (6) numaralı bendinde açıklandığı üzere sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
A. Katılanın Soyut Beyanları Dışında Delil Olmadığına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Tarafların aralarında herhangi bir husumet bulunmadığı, katılan beyanının, Olay ve Olgular bölümünün (2), (3) ve (4) No.lu paragraflarındaki delillerle uyumlu olduğu anlaşıldığından sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Ortada Geçerli Bir Senet Olmadığına Yönelik Temyiz Sebebi Yönünden
Katılanın aşamalarda değişmeyen kendisine iki adet senet imzalatıldığına ilişkin beyanının sanık …'e Olay ve Olgular bölümünün (4) numaralı paragrafında anlatılan delille desteklendiğinin anlaşılması karşısında hükümde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamamıştır.
C. Sanık …'nın Olayla Bir İlgisi Olmadığına Ve Yağma Suçunu İşlemediğine İlişkin
Her ne kadar sanık … olay yerinde bulunduğunu ancak suçu işlemediğine ilişkin beyanda bulunmuşsa da; sanığın savunmasının suçtan kaçmaya yönelik olduğu, katılanın çıplak fotoğrafının çekilmesi ve senet imzalatılması eylemine iştirak ettiği sabit olduğundan hükümde bu yönüyle de bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Telefon Görüşmelerinin Olayla Bağlantısı Olmadığına İlişkin
Olay ve Olgular bölümünün (5) numaralı paragrafında bahsedildiği üzere ele geçen görüşmelerin sanık …'nin kovuşturma aşamasında ifade ettiği sanık …'in kendisine "Dedeyi gidip rezil edeceğim, onun sayesinde zengin olacağız, onun parasını alacağım, onu rezil edeceğim" şeklinde mesajlar gönderdiği beyanıyla teyit edildiğinden hükümde bu yönüyle de bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Tutukluluğa İlişkin
Sanıklar hakkında verilen sonuç ceza göz önüne alındığında yargılamanın tutuklu yapılmasında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2022/2896 Esas, 2022/2810 Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden CMK'nın 288 ve 289. maddeleri kapsamında eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.
Cinsel istismar suçuyla içtima bakımından değerlendirme farklı biçimde yapılmaktadır. Görüntüleri yayacağı tehdidiyle mağdureyle cinsel ilişkiye giren sanık hakkında söz konusu tehdit, cinsel istismar suçunun zor unsurunu oluşturduğundan ayrıca şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2015/486, K. 2015/5437 sayılı kararında belirlenmiştir. Aynı kararda, aynı tehdidin sürdürülerek mağdurenin yeniden cinsel ilişkiye zorlanması durumunun ayrıca şantaj suçunu oluşturabileceği de belirtilmiştir. Çocuğun cinsel istismarına ilişkin Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/5700, K. 2021/867 sayılı kararında da aynı ilke uygulanmış; şantaj iddiasına konu sözlerin cinsel istismar suçunun tehdit unsurunu oluşturduğu gerekçesiyle şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2015/486, K. 2015/5437Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, şantaj
HÜKÜM : Sanık Murat'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun suçlarından mahkûmiyetine, şantaj suçundan beraatine, sanık …'ın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine, şantaj ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraatine, sanık …'in beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek bu suç ile şantaj suçundan mahkûmiyetine ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat, sanık Murat hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet, sanık … hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki ve şantaj suçlarından kurulan mahkûmiyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş beraati ve sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafileri, katılan mağdure vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat, sanık Murat hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet, sanık … hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki, şantaj suçlarından kurulan mahkûmiyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükümlerinin ONANMASINA,
Sanık Murat hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet ve şantaj suçundan verilen beraat hükümleri ile … hakkında şantaj suçundan verilen beraat hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre; sanık …'ın, cinsel ilişki görüntülerini yayacağını söylemek suretiyle mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği olayda, görüntülerin yayılacağı yönündeki eyleminin cinsel istismar suçunun zor unsurunu oluşturduğu ve sanık hakkında ayrıca şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanık hakkında beraat kararı verilmesi,
Sanık Murat hakkında yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın, mağdure ile anal yoldan cinsel ilişkiye girme eylemlerinin peşpeşe ve araya herhangi bir kesinti girmeden gerçekleşmesi nedeniyle tek suç olarak kabulü gerektiği gözetilmeden, cezasında TCK.nın 43. maddesi ile artırım yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Sanık Murat'ın, mağdure ile cinsel ilişki görüntülerini yayacağı tehditiyle cinsel ilişkiye girdikten sonra aynı tehditi sürdürerek mağdureyi yeniden cinsel ilişkiye girmeye zorlama eyleminin ayrıca şantaj suçunu oluşturacağı gözetilmeden, atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi
Kanuna aykırı, sanıklar … ve Murat müdafileri, katılan mağdure vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2016/5700, K. 2021/867Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, şantaj
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz talebinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında şantaj suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanığın olay tarihinden önce mağdureye yönelik elindeki çıplak resim ile videolarını ailesine göstereceğini beyanla gerçekleştirdiği çocuğun cinsel istismarı eyleminde, şantaj suçundan açılan kamu davasına esas teşkil eden sözlerin çocuğun cinsel istismarı suçunun tehdit unsurunu oluşturduğu gözetilerek şantaj suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu suçtan da mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Mağdurun rızası hilafına cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerin üçüncü kişilere ya da yakınlarına gönderilerek ifşa edildiği somut bir olayda hem TCK m. 107/2 kapsamında şantaj hem de TCK m. 134/2 kapsamında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulabileceği Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2364, K. 2021/6593 sayılı kararında kabul edilmiştir; her iki suçun koruduğu hukuki yararlar birbirinden farklıdır.
Zincirleme Suç
Şantaj eylemi aynı mağdura birden fazla ve birbirine yakın zamanlı eylemle gerçekleştirildiğinde TCK m. 43/1 kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanarak temel ceza artırılmalıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/7110, K. 2014/23599 sayılı kararında bu eksikliğin saptandığı görülmekle birlikte, söz konusu olayda aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Yargılama Usulü: Soruşturma ve Zamanaşımı
Şantaj suçu takibi şikayete bağlı değildir; bu nedenle savcılık suçu herhangi bir yoldan öğrenir öğrenmez re'sen soruşturma başlatmakla yükümlüdür ve ayrıca bir şikayet süresi öngörülmemiştir. Suçun dava zamanaşımı süresi, TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası gerektiren suçlar için sekiz yıl olarak belirlenmiş olup tamamlanmış suçlarda bu süre suçun işlendiği günden işlemeye başlar. Teşebbüs hâlinde ise zamanaşımı son hareketin yapıldığı günden, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden işlemeye başlar. Suçu işlediği sırada on iki yaşını doldurup on beş yaşını doldurmamış olan failler bakımından bu sürenin yarısının, on beş yaşını doldurup on sekiz yaşını doldurmamış olan failler bakımından ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Şantaj suçu nedeniyle yapılan yargılamalar asliye ceza mahkemesinde görülür. Şantaj suçu (TCK m. 107), CMK m. 253'te sayılan uzlaştırmaya tabi suçlar arasında açıkça yer almamaktadır. CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, uzlaştırma kapsamı dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Şantaj suçundan hükmolunan hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu uygulanabilir. Somut maddi bir zarar oluşmaması ve mağdurun manevi zarara uğramış olması karşısında, yalnızca bu gerekçeyle HAGB'ye yer olmadığına karar verilmesi yasal olmayan bir gerekçe teşkil etmektedir.
Delil Sorunları: Telefon Kaydı ve Ses Kaydı
Şantaj suçu CMK kapsamında iletişimin denetlenmesine olanak tanıyan katalog suçlar arasında yer almadığından bu suç nedeniyle telefon dinleme tedbirine başvurulamamaktadır. Bununla birlikte, telefon HTS kayıtları (arayan-aranan kayıtları) diğer delillerle birlikte dosyaya getirtilerek değerlendirilebilir.
Şüphelinin cep telefonunun incelenip içeriğindeki bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için CMK m. 134 kapsamında hakim kararı veya belirlenen sürede hakim onayına sunulmak üzere savcının yazılı emri zorunludur. Sanığın rızası bulunsa dahi bu usule uyulmadan kollukça elde edilen verilerin hukuka aykırı delil teşkil ettiği Yargıtay 10. Ceza Dairesi, K. 2021/12899 sayılı kararında ortaya konmuştur.
Ses veya görüntü kaydı yoluyla elde edilen deliller bakımından, ani gelişen ve başka türlü ispatlanma imkânı bulunmayan durumlarda, örneğin telefon görüşmesi sırasında anlık olarak alınan şantaj içerikli ses kaydı delil değerine sahip olabilmektedir. Buna karşılık sistemli ve planlı biçimde alınan kayıtlar hukuka aykırı delil sayılmakta ve bu nitelikteki kayıtlar ayrıca suç oluşturabilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Şantaj suçunda hem hapis hem de para cezasına birlikte mi hükmedilir?
Evet, TCK m. 107 mahkemenin yalnızca hapis ya da yalnızca adli para cezasıyla yetinmesine izin vermez; her ikisi birlikte uygulanmak zorundadır.
Şantaj suçunu şikayet etmek için süre var mı?
Hayır. Şantaj takibi şikayete bağlı olmadığından herhangi bir şikayet süresi yoktur; savcılık suçu öğrenir öğrenmez kendiliğinden harekete geçer. Gözetilmesi gereken, suçun işlendiği tarihten başlayan sekiz yıllık dava zamanaşımı süresidir.
Haklı alacağını tahsil etmek için belge yayacağını söylemek şantaj mı?
Hayır. Şantaj suçunun oluşması için sağlanmak istenen çıkarın haksız olması gerekir. Haklı bir alacağını tahsil etmek amacıyla hakkını kullanacağını bildirmek şantaj suçunu oluşturmaz; ancak bildirimin biçimine göre koşulları oluşuyorsa tehdit suçu gündeme gelebilir.
Görüntü yayma tehdidiyle para istemek her zaman yağma suçu mu olur?
Hayır. Mağdurun hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı ya da malvarlığına büyük zarar tehdidi bulunmaksızın yalnızca cinsel mahremiyete ilişkin görüntülerin ifşa edileceği tehdidiyle para talep edilmesi şantaj suçunu oluşturabilir; bu hâlde TCK m. 107/2 uygulanabilir. Bununla birlikte, olayın bütünü başından itibaren yağma amacı taşıyorsa veya hayata ya da vücuda zarar tehdidi de eklenmişse bu içerik yağma suçunun tehdit unsuru kapsamında kalabilir.
Cinsel görüntü tehdidiyle cinsel istismarda bulunulursa ayrıca şantaj cezası verilir mi?
Kural olarak verilmez. Görüntüleri yayacağı tehdidiyle mağdureyle cinsel ilişkiye giren sanık hakkında söz konusu tehdit, cinsel istismar suçunun zor unsurunu oluşturduğundan ayrıca şantaj suçundan mahkûmiyet kurulmaz. Ancak aynı tehdidin sürdürülerek mağdurenin yeniden cinsel ilişkiye zorlanması durumu bu değerlendirmenin dışında tutulabilmektedir.
Şantaj suçunda uzlaşma yoluna gidilebilir mi?
Şantaj suçu (TCK m. 107), CMK m. 253'te sayılan uzlaştırmaya tabi suçlar arasında yer almamaktadır; bu suçta uzlaştırma yoluna gidilmez.
Şantaj suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?
Evet, HAGB uygulanması mümkündür. Somut maddi bir zarar oluşmaması ve mağdurun manevi zarara uğramış olması karşısında, yalnızca bu gerekçeyle HAGB uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi yasal olmayan bir gerekçe teşkil etmektedir.
Şantaj suçunda telefon görüşmeleri dinlenebilir mi?
Şantaj suçu katalog suçlar arasında sayılmadığından bu suç nedeniyle iletişimin denetlenmesi kararı verilemez. Bununla birlikte telefon HTS kayıtları diğer delillerle birlikte soruşturmada kullanılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

