Sahtecilik Suçlarında İğfal Kabiliyeti ve Aldatma Yeteneği

by Avukat Erdal Ersoy
Sahtecilik Suçlarında İğfal Kabiliyeti ve Aldatma Yeteneği

Sahtecilik Suçlarında İğfal Kabiliyeti Kavramı ve Hukuki Niteliği

Ceza hukukunda sahtecilik suçlarının vücut bulabilmesi için suça konu belgenin iğfal kabiliyetine, diğer bir ifadeyle aldatma yeteneğine sahip olması zorunludur. İğfal kabiliyeti, belgenin objektif olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve bu aldatma özelliğinin belgeden objektif olarak anlaşılması anlamına gelir. Düzenlenen veya üzerinde değişiklik yapılan evrakın belirsiz sayıda kişiyi aldatabilecek nitelikte bulunması, suçun yasal unsurlarının gerçekleşmesi bakımından temel koşuldur.

Aldatıcılık özelliği sahtecilik suçunun temel kurucu unsurudur. Bir belgenin sahte kabul edilebilmesi için özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığının tespit edilememesi gerekir. Evraktaki sahteciliğin beş duyuyla ilk bakışta yapılacak bir incelemeyle kolaylıkla anlaşılabilecek nitelikte olması durumunda, belgenin iğfal kabiliyetine sahip olduğu kabul edilemez ve bu halde sahtecilik suçu oluşmaz. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı ve beş duyuyla ilk bakışta fark edilip fark edilmediği duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.

İğfal Kabiliyeti ile Fiili İğfal Arasındaki Hukuki Fark

Sahtecilik suçlarında objektif iğfal kabiliyeti ile sübjektif nitelikteki fiili iğfal birbirinden kesin hatlarla ayrılmalıdır. Fiili iğfal, bir kimsenin kendi kişisel yaklaşımı, dikkatsizliği veya özensizliği sebebiyle sahte bir belgeye aldanması durumudur. Muhatabın veya mağdurun hatasından, dikkatsizliğinden ya da gereken özeni göstermemesinden kaynaklanan bu sübjektif durum, belgenin nesnel anlamda aldatma yeteneğini haiz olduğunu göstermez.

Resmi belgelerde bulunması yasal olarak zorunlu olan başlık, sayı, imza veya mühür gibi şekli koşulların eksik olması durumunda belgenin aldatma yeteneğine sahip olmadığı kabul edilir. Belgenin nesnel olarak aldatma yeteneği bulunmamasına rağmen, ilgili kamu görevlisinin dikkatsizliği veya özensizliği neticesinde belgeyi kabul etmesi halinde fiili bir aldanma gerçekleşmiş olsa dahi resmi belgede sahtecilik suçu meydana gelmez.

Belgenin Şekli Unsurları ve Somut Olay Değerlendirmeleri

Belgenin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilirken belgenin türüne özgü zorunlu unsurlar dikkate alınır. Örneğin bir nüfus cüzdanında fotoğraf üzerinde bulunması gereken soğuk damga veya mühür izinin yer almaması ve fotoğrafın belgeye sonradan yapıştırıldığının ilk bakışta kolaylıkla anlaşılması durumunda belgenin aldatıcılık niteliği bulunmaz. Bu eksikliklerin mevcudiyeti halinde resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurları teşekkül etmez.

Buna karşılık, nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğraf değişikliğinin ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemediği, mühür izinin mevcut olduğu ve belgenin ancak uzman marifetiyle veya detaylı bir incelemeye tabi tutulduğunda sahte olduğunun anlaşılabildiği hallerde belgenin aldatma kabiliyetini haiz olduğu sonucuna varılır. Bu nitelikteki belgelerde aldatma yeteneği gerçekleşmiş sayılır.

Suça konu belgedeki sahteliğin denetim yapan kolluk görevlilerince ilk ibraz anında fark edilmiş olması, belgenin tek başına iğfal kabiliyetinden yoksun olduğunu göstermez. Nitekim uzmanlık incelemesinde belgenin tamamen sahte düzenlendiği ve genel olarak aldatma kabiliyetini taşıdığı tespit edilmişse, kolluk görevlilerinin tecrübesi sonucu durumu hemen fark etmesi belgenin objektif aldatma gücünü ortadan kaldırmaz.

Diğer taraftan, pasaport gibi özel nitelikli belgelerin kontrol etmekle görevli uzman kişilere karşı ibrazı durumunda farklı bir değerlendirme yapılır. İbraz edilen pasaportun bu tür belgeleri denetlemekle görevli kılınan kişilere karşı aldatma kabiliyetinin bulunmadığı uzmanlık raporuyla tespit edilmişse ve belge bu görevlilere ibraz edilmişse resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmaz.

Mahkemenin İnceleme Yükümlülüğü ve Bilirkişi Raporlarının Niteliği

Belgede sahtecilik davalarında aldatma yeteneğinin takdiri münhasıran yargılamayı yapan mahkeme hakimine aittir. Ceza mahkemesi, suçun konusunu oluşturan belgenin aslını dava dosyasına getirtmek, resmi belgede yer alması zorunlu olan başlık, sayı, tarih, imza ve mühür gibi kurucu öğeleri bizzat incelemek ve belgenin fiziki özelliklerini duruşma tutanağına geçirmekle yükümlüdür. Belge aslının mahkemece incelenmemesi ve özelliklerinin tutanağa yazılmaması kanuna aykırılık teşkil eder.

Örneğin sahteliğe konu çek aslı adli emanetten celp edilip duruşmada bizzat incelenmeden, çekin fiziki özellikleri duruşma zaptına aktarılmadan ve aldatma yeteneğine ilişkin hukuki değerlendirme gerekçeli karara yansıtılmadan resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulamaz.

Mahkeme hakimi, incelediği belgenin iğfal kabiliyetine sahip olup olmadığı hususunda tam bir kanaate varamaz ve duraksamaya düşerse, uzman bilirkişiye başvurmak zorundadır. Örneğin bir senet üzerinde zamanaşımını uzatmaya yönelik tahrifat yapıldığı iddia edilen hallerde, söz konusu tahrifatın aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekir.

Uzman bilirkişiler veya kriminal laboratuvarlar tarafından tanzim edilen ekspertiz raporları ceza muhakemesi hukuku ilkeleri uyarınca kesin delil niteliği taşımaz; bu raporlar hakimi aydınlatma amacı güden tali delil mahiyetindedir. Ekspertiz raporundaki tespitler dikkate alınmakla birlikte belgenin aldatma kabiliyetini taşıyıp taşımadığına dair nihai takdir ve değerlendirme yetkisi mahkemeye aittir.

Bununla birlikte, kamu idareleri veya resmi kuruluşlar tarafından yasal usullere uygun biçimde düzenlendiği belirlenen evrakın aldatıcılık gücünü taşıdığı tereddütsüz kabul edilmektedir. Bu nedenle resmi mercilerce kuralına uygun tanzim olunduğu anlaşılan belgelerin mahkeme heyetince bizzat tetkik edilmemiş olması, yargılama usulü yönünden bir eksiklik veya bozma sebebi sayılmamaktadır.

Aslı Bulunamayan Belgeler ve Çoklu Belge Ele Geçirilmesi

Sahtecilik suçlarında suçun maddi konusunu teşkil eden belgenin aslına ulaşılması şarttır. Aslı ele geçirilemeyen ve yalnızca fotokopiden ibaret olan evrakların aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı teknik olarak tespit edilemez. Fotokopi belgeler hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte kabul edilmediğinden ve fiili aldanma suçun oluşumu için yetersiz olduğundan, aslı bulunamayan belgeye dayanılarak mahkumiyet kararı verilemez.

Failin üzerinde aynı anda yapılan aramada ele geçirilen ve her biri ayrı ayrı iğfal kabiliyetini haiz bulunan birden fazla sahte resmi belgenin varlığı halinde, her bir belge için ayrı ayrı ceza tayini yoluna gidilmez. Bu durumda sanık hakkında tek bir mahkumiyet hükmü kurulmalı ve ele geçirilen belge sayısı dikkate alınarak temel ceza alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmelidir.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Sahtecilik Suçları ve Cezaları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrasına göre; resmi bir belgenin sahte şekilde üretilmesi, mevcut ve gerçek bir resmi belgenin kişileri aldatmaya elverişli biçimde tahrif edilmesi yahut sahte resmi belgenin kullanılması fiilleri iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası yaptırımına bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Düzenlemeye görevi gereği yetkili kılınan bir kamu görevlisince sahte resmi belge hazırlanması, gerçek belgenin aldatıcı nitelikte değiştirilmesi, gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması durumunda üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası uygulanır. Söz konusu resmi belgenin, kanun gereğince sahteliği ispatlanana kadar geçerli sayılan belgelerden olması halinde hükmolunacak ceza yarı oranında artırılmaktadır.

Özel belgede sahtecilik eylemleri Kanun'un 207. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Bir özel belgenin sahte olarak tanzim edilmesi veya sahici bir belgenin başkalarını yanıltacak surette bozulup kullanılması bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası doğurur. Düzenlenen veya tahrif edilen sahte özel belgenin, bu hukuki niteliği bilinerek kullanılması da aynı hapis cezası ile karşılanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 207Kaynağı aç
Madde 207- (1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya
gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan
kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de
yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Güven duygusunu korumayı amaçlayan diğer düzenlemelerde de benzer yaptırımlar yer almaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 197. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tedavüldeki paranın sahte olarak basılması, ülkeye sokulması, taşınması, saklanması veya tedavüle sunulması iki yıldan on iki yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezasını gerektirir. Kıymetli damganın sahte üretimi, ithali, nakli, muhafazası veya tedavülü ise Türk Ceza Kanunu'nun 199. maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197- (1) Memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde
bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya
tedavüle koyan kişi, iki yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî
para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte parayı bilerek kabul eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis
ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek
tedavüle koyan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Paraya eşit sayılan değerler
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 199Kaynağı aç
Madde 199- (1) Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan,
nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar
hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Sahte olarak üretilmiş kıymetli damgayı bilerek kabul eden kişi, üç
aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Sahteliğini bilmeden kabul ettiği kıymetli damgayı bu niteliğini
bilerek tedavüle koyan kişi, bir aydan altı aya kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(4) Damgalı kağıtlar, damga ve posta pulları ve muayyen bir miktar vergi
veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pullar, kıymetli damga
sayılır.
Para ve kıymetli damgaları yapmaya yarayan araçlar
İğfal kabiliyeti nedir?

İğfal kabiliyeti, suça konu belgenin objektif olarak belirsiz sayıda kişiyi aldatabilecek yetenekte olması ve sahteliğinin özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça anlaşılamamasıdır.

İlk bakışta anlaşılan sahtecilik suç oluşturur mu?

Hayır, sahteciliğin beş duyuyla ilk bakışta anlaşılabilir nitelikte olması durumunda belgenin iğfal kabiliyeti bulunmadığı kabul edilir ve sahtecilik suçu oluşmaz.

Mağdurun dikkatsizliği sonucu aldanması suçun oluşması için yeterli midir?

Hayır, muhatabın veya görevlinin kişisel dikkatsizliğinden kaynaklanan fiili iğfal, belgenin objektif aldatma yeteneğine sahip olduğunu göstermez ve suçu oluşturmaz.

Sadece fotokopisi bulunan belge nedeniyle sahtecilikten ceza verilebilir mi?

Hayır, aslı ele geçirilemeyen ve yalnızca fotokopiden ibaret olan belgelerin aldatma kabiliyeti tespit edilemeyeceğinden hukuki sonuç doğurmaya elverişli değildir ve suç unsurları oluşmaz.

Aldatma yeteneğini belirleme yetkisi kime aittir?

İğfal kabiliyetinin takdiri münhasıran mahkeme hakimine aittir; alınan bilirkişi ve ekspertiz raporları kesin delil teşkil etmeyip mahkemeye yardımcı niteliktedir.

Polisin sahteliği ilk anda anlaması belgenin aldatma yeteneğini ortadan kaldırır mı?

Hayır, sahteliğin polis memurlarınca ilk anda fark edilmiş olması tek başına belgenin nesnel aldatma kabiliyetine sahip olmadığını göstermez.

Sanığın üzerinde birden fazla sahte belge bulunursa nasıl ceza verilir?

Sanığın üzerinde aynı anda ele geçirilen ve aldatma yeteneği bulunan birden fazla resmi belge sebebiyle tek mahkumiyet kurulur ve temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu