Rekabet Hukuku Çerçevesinde Azınlık Hisse Devirleri

by Avukat Erdal Ersoy
Rekabet Hukuku Çerçevesinde Azınlık Hisse Devirleri

Azınlık hisse devri, kontrol değişikliğine yol açmadığı sürece 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında birleşme veya devralma sayılmaz ve Rekabet Kurulu'na bildirim yükümlülüğü doğmaz. Bununla birlikte azınlık payına eklenen imtiyazlar ya da oyda üstünlük sağlayan düzenlemeler bu sınırı aşabilir; bu noktada işlem, Tebliğ'de öngörülen ciro eşiklerinin de karşılanması koşuluyla izin yükümlülüğü kapsamına girebilir.

Kontrol Kavramı ve Azınlık Hissesinin Sınırı

Hukuki tek kontrolden söz edilebilmesi için oy haklarının çoğunluğunun devralınması gerekir. Azınlık hisseleri söz konusu olduğunda pazar yapısı ve hissedarlık dağılımı birlikte değerlendirilir; oyda imtiyazlı paylar aracılığıyla oy haklarının çoğunluğunun fiilen azınlık hissedarına geçtiği görülebilir ve bu durumda işlem Tebliğ kapsamında izne tabi birleşme ya da devralma niteliği kazanabilir.

Oy haklarından bağımsız olarak azınlık hisselerine tanınan özel haklar ve imtiyazlar da tek kontrol yaratabilir; özellikle teşebbüsün stratejik kararlarını etkileyen imtiyazların bulunması bu sonucu doğurabilir. Fiili kontrolde ise azınlık hissedarının genel kurulda çoğunluk oluşturabilmesi belirleyici olabilir. Her iki durumda da kontrol değişikliğinin kalıcı olması esastır.

Tek kontrolün yanı sıra ortak kontrol de izin yükümlülüğü doğurabilir. Ortak kontrolden söz edilebilmesi için iki veya daha fazla kişi ya da teşebbüsün bir teşebbüs üzerinde birlikte belirleyici etki yaratabilmesi gerekir. Bu etki; veto yetkisi, oy haklarının birlikte kullanılması veya karar organı atamalarındaki denge gibi mekanizmalarla oluşabilir.

4054 Sayılı Kanun Kapsamında İzin Ölçütü

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi uyarınca bir teşebbüsün diğerinin ortaklık paylarının tümünü ya da bir kısmını devralması, ülkenin bütününde veya bir kısmında herhangi bir mal ya da hizmet piyasasında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracaksa hukuka aykırı ve yasaktır. Kanun; başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere etkin rekabetin önemli ölçüde azalması sonucunu birincil ölçüt olarak belirlemiş, ancak bu ölçütü tek örnekle sınırlamamıştır. Miras yoluyla ortaklık payı iktisabı bu yasağın dışında tutulmuştur. Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrası 16 Haziran 2020 tarihli ve 7246 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilmiştir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/2 md.) Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır. Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder. İKİNCİ BÖLÜM Kurulun Yetkileri Menfi Tespit

Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu'na bildirilerek izin alınması gerektiği, Kurul tarafından çıkarılacak tebliğlerle belirlenir. Kontrol doğuran bir azınlık hisse devri, iznin gerekip gerekmediği bakımından Tebliğ'de öngörülen ciro eşiklerinin aşılması şartının da karşılanmasına bağlıdır.

Rekabet Karşıtı Etkilerin Değerlendirilmesi

Rekabet karşıtı etkiler iki ana biçimde ortaya çıkabilir: hâkim durumun yaratılması veya güçlendirilmesi yoluyla tek taraflı etkiler ve teşebbüsler arasında koordinasyon sağlanarak rekabetin engellenmesi. Bu etkilerin varlığı değerlendirilirken pazar payları, tarafların birbirine rakip konumda olup olmadığı, ürünlerin ikame edilebilirliği, müşterilerin sağlayıcı değiştirme potansiyeli, rakiplerin büyümesinin engellenmesi ve rekabetçi güç yaratabilecek bir teşebbüsün işleme taraf olması gibi unsurlar birlikte incelenir.

Azınlık Hissedarlığı ve Kontrol: Somut Bir Uygulama

Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında incelenen bir devir işleminde, azınlık hissedarlığının tek başına kontrol hakkı bahşetmediği saptanmıştır. Söz konusu davada devir sonucunda mevcut ortak kontrol konumunun, kontrol hakkı tanımayan azınlık hissedarlığına dönüştüğü tespit edilmiş; bu yapısal dönüşüm rekabetçi etkilerin belirlenmesinde belirleyici bir unsur olarak ele alınmıştır. Bu tespitler, olayın kendine özgü koşullarına ve pazar yapısına dayanmakta olup farklı hisse yapılarına otomatik olarak uygulanması doğru olmayabilir.

Danıştay 13. Daire, E. 2020/2509, K. 2024/1262Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/2509 E.  ,  2024/1262 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/2509 Karar No:2024/1262 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurumu VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … DAVALI YANINDA MÜDAHİL: … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: SABMiller plc'nin kontrolünün Anheuser-Busch InBev (ABI) tarafından devralınmasına izin verilmesine yönelik alınan… tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; ABI tarafından Rekabet Kurumu kayıtlarına 12/01/2016 tarihinde giren bildirim ile SABMiller plc'nin kontrolünün ABI tarafından devralınmasına izin verilmesinin talep edildiği, yapılan bildirim üzerine düzenlenen… tarih ve … sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu'nun, … tarihli Kurul toplantısında görüşüldüğü ve…sayılı karar ile işlemin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası uyarınca nihai incelemeye alınmasına karar verildiği, Kurul kararı ile işlemin nihai incelemeye alınmasına esas teşkil eden temel değerlendirmelerin, ABI'ya 29/03/2016 tarihinde tebliğ edilerek yazılı görüşlerinin 30 gün içinde sunulmasının talep edildiği, ABI'nın ilk yazılı görüşünün 27/04/2016 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal ettiği, 04/05/2016 tarihinde ABI tarafından elden çıkarılacak markalara yönelik bir bilgilendirme yazısının, 10/05/2016 tarihinde ise taahhüt taslak metninin Kurum kayıtlarına girdiği, son olarak ABI tarafından 13/05/2016 tarihinde Kuruma intikal eden bir taahhüt metninin sunulduğu, nihai inceleme sürecinde … Şarapları A.Ş. (…) ile bir görüşme gerçekleştirildiği, Kurulun ilgili kararı ile yürütülen inceleme kapsamında hazırlanan … tarih ve … sayılı … Nihai İnceleme Raporu görüşülerek, ABI tarafından SABMiller'ın devralınması işlemi sonrasında bir hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle SABMiller plc'nin kontrolünün ABI tarafından devralınmasına izin verildiği, ancak dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, SAB Miller plc'nin kontrolünün ABI tarafından devralınmasına izin verilirken piyasa koşullarının ve pazar değerlendirmelerinin yeterli ve etkin analizlerle desteklenmediği, diğer taraftan, devralma sürecinin hiçbir koşula bağlanmadan sonuçlandırılmasının da davalı idarece hukuki ve teknik argümanlarla gerekçelendirilemediği, davacı şirket, müdahil şirket ve ilişkili diğer piyasa aktörlerinin durumlarının devralma sürecine olan etkileri de gözetilmek suretiyle konunun bütüncül bağlamda irdelenmediği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönlerden hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi'nce; ABI tarafından yapılan bildirim nedeniyle yapılan ön incelemenin sonrasında nihai incelemeye alınmasına karar verilmesi üzerine ABI tarafından elden çıkarılacak markalara yönelik bir bilgilendirme yazısı ve 13/05/2016 tarihinde bir taahhüt metninin Kuruma sunulduğu, sunulan metinde, "(1) ABI, hangisi daha önce ise 01/01/2019 tarihine veya … dışında Türkiye'de bir dağıtım ortağı ile dağıtım sözleşmesi imzalayacağı tarihten iki yıl sonrasına tekabül eden tarihe kadar, …, …, ve … markalarını Türkiye'de … vasıtasıyla, aralarında bir sözleşme akdedilmiş olsun ya da olmasın, sözleşmesel bir ilişki kapsamında veya fiili olarak dağıtmayacağı, (2) bildirilen işlemin kapanışı ile yukarıda yer alan 1 numaralı maddede öngörülen tarih arasındaki ara dönemde, …, … ve … markalarının, Türkiye'de gümrük vergisi ödenen kanalda kendi imkanlarıyla veya … haricinde bir dağıtım muhatabı vasıtasıyla, aralarında bir sözleşme akdedilmiş olsun ya da olmasın, sözleşmesel bir ilişki kapsamında veya fiili olarak, ticari olarak kabul edilebilir hükümler ve koşullar altında dağıtmaya devam edeceği" hususlarına yer verildiği, inceleme sırasında sektörden bir firma ile yapılan görüşme de "bira ithalatında iş hacmini, tecrübenin ve referansın belirleyici rol oynadığı, ithal bira getirmenin kolay bir işlem olduğu, ancak getirilen biranın tanıtımının zor olduğu ve belirli bir süreç gerektirdiği, bunun en büyük sebeplerinden birinin reklam yasakları olduğu ve bu nedenle yeni bir markanın eski bir markaya göre dezavantajlı konumda olduğu" beyanında bulunulduğu, işlemin ilgili pazarda hakim durum yaratmak veya mevcut bir hakim durumu daha da güçlendirmek sonucunu doğurup doğurmayacağının değerlendirilmesinde, …'in bira pazarında uzun yıllardır yüksek pazar payıyla hakim durumda olduğu, son dönemde de hakim durumu kaybettiğine yönelik bir emare bulunmadığı, … tarafından son yıllarda kaybedilen pazar payının neredeyse tamamının …… tarafından ele geçirildiği, ithal biraların pazar payını artırma noktasında güçlü olmadıkları, ABI'nın SABMiller dolayısıyla elde edeceği hissenin kontrol ilişkisi ortaya çıkarmadığı, azınlık hissedarlığının tek başına bir kontrol bahşetmediği, ABI ile davacı arasında imzalanan teklif mektubu uyarınca … ve … marka ürünler için münhasır dağıtıcı olduğu ve 31/12/2016 tarihine kadar geçerli olduğu, bu tarih sonrası kendiliğinden sona ereceği, yine imzalanan bir dağıtım sözleşmesi uyarınca … markasının 2011 yılından itibarın münhasıran Türkiye pazarında … tarafından dağıtıldığı, … markasına ilişkin anlaşmanın 31/12/2014 tarihinde sona ermesine karşın, tarafların iş ilişkilerini ilgili tarihten itibaren devam ettirdikleri ve önemli ölçüde pazar payı sağlandığı, bu tarihten sonra rakip olan …tarafından ithal edileceği ve dağıtılacağı dolayısıyla …'in hakim durumunun güçleneceği, süper premium/premium kategorileri ve genel olarak bira pazarında rekabetin önemli ölçüde azalmasına neden olacağı iddia edilmekte ise de … için devam eden iş ilişkisinde dağıtıcının, Türkiye'de münhasır olmayacak şekilde atandığı, … tarafından münhasır olarak dağıtılmadığı, ABI tarafından istenilirse başka bir firmaya da … dağıtım işinin verilebileceği, … ve … markalarına ilişkin dağıtım anlaşmasının geçerlik süresinin ise ihbara gerek olmadan belirlenen tarihte son bulacağı, herhangi bir yenileme koşulu içermediği ve münhasır olarak satma hakkına sahip olduğu, ABI nın ilgili markaları …'e bir anlaşma kapsamında ürettirmek veya dağıttırmak isterse bu nitelikte eki bir anlaşmanın da Kurul tarafından incelenmesinin gündeme gelebileceği, sonuç olarak bildirim konusu işlemin 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna, işlemle hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılarak, izin verildiği; Davacı tarafından devralma işleminden kaynaklanan rekabetçi sorunları tamamıyla çözebilecek bir taahhüdün iki koşulu aynı anda sağlaması gerektiği, …'in hakim durumda olduğu sürece markaların hiçbirinin …'e dağıtım ve/veya üretim için devredilmemesinin, gerekli ama yeterli olmadığı, ABI markaları ile ilgili olarak …'un mevcut durum anlaşmasının en az 5 yıl süresince devam etmesi gerektiği, …'in hakim durumu devam ettiği müddetçe … Türkiye'de dağıtım hakkının …'da kalması, ABI'nın, SABMiller markalarının üretim ve dağıtımlarını Türkiye'de elden çıkarması şeklinde öne sürülen çözüm önerileri, 4054 sayılı Yasanın birleşme ve devralma hükümlerini düzenleyen kuralları ve Tebliğ kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde, devir için izin verilmemesi sonucunu doğuran hususlar olarak kabul edilemeyeceği, davacının ve …'in devre izin öncesi bira piyasasındaki rekabet durumu değerlendirildiğinde, devir sonucunda … üzerindeki SABMiller'ın ortak kontrole sahip olma gücünün ABI'ye kontrol hakkı bahşetmeyen azınlık hissedarlığın devrine dönüştüğü, ancak rekabetçi endişelerin giderilmesine yönelik olarak ABI tarafından sunulan iki madde olarak düzenlenmiş olan taahhütlerin dava konusu karar verilirken, kararın verilme gerekçesi olarak, kararın kapsamında yer aldığı dikkate alındığında, işleme taahhütsüz izin verilmediğinin görüldüğü, davacının dağıtımını gerçekleştirdiği … marka biranın münhasır dağıtım hakkının sona erdiği, dağıtım süreci devam etmekle birlikte böyle bir devir olmaması halinde de bir başka firmayla da dağıtımın sürdürülebileceği ve davacı ile yürütülmesi için bir zorunluluğun bulunmadığı, tarafların ortak kararı ile sürdürüldüğü dikkate alındığında böyle bir mecburiyetin izinle sağlanamayacağı, taahhüdün ise davacının izin öncesi incelemeye konu bira piyasasındaki mevcut durumu aleyhine yeni koşulların oluşmasını önlemeye yönelik olduğu, davacının mevcut durumunun devre izin verilmeyerek korunması, rekabet kuralları ile bağdaşmadığı, dava konusu Kurul kararı bütün bir metin olarak dikkate alındığında, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, İdare Mahkemesi'nce yeterli ve etkin analizlerin neler olması gerektiği ve hangi teknik ve hukuki argümanların sorgulanacağı konusunda incelenmesi gereken hususlar somut olarak ortaya konulmadan verilen iptal kararında hukuki isabet bulunmadığı soncuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu kararda devralma işlemi neticesinde küçük bir pazar payı artışı olacağının ifade edildiği, ancak bu hususta ayrıntılı değerlendirmelere yer verilmediği, Kurul kararında işlemin izne tabi olmadığı yönündeki değerlendirmelerin hatalı olduğu, Kurul'un sektöre ilişkin aldığı kararlarla çelişkili karar verildiği, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu ve eksik inceleme neticesinde alındığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare ile yanında müdahil tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara ve müdahile iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 13/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Aynı davada Rekabet Kurulu'nun işleme taahhütsüz izin vermediği görülmüştür. Taraflarca sunulan taahhütler kararın hem gerekçesini hem de kapsamını doğrudan etkilemiş; bu tespit, onanan Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde yer almaktadır. Bunun yanı sıra mevcut bir piyasa aktörünün konumunu koruma amacıyla bir devir işlemine izin verilmemesinin rekabet kurallarıyla bağdaşmadığı da belirtilmiştir; ölçüt, devrin hâkim durum yaratıp yaratmadığı veya rekabetin önemli ölçüde azalmasına yol açıp açmadığıdır.

Taahhüt Mekanizması ve İdari Yargı Denetimi

İnceleme sürecinde taraflar taahhüt metni sunabilir; bu davada sunulan taahhütlerin kararın kapsamını ve gerekçesini şekillendirdiği görülmüştür. Taahhüt sunumunun genel usulüne ve sürelerine ilişkin kurallar bu makalenin kapsamı dışındadır.

Bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından temyizen bozulabilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden birinin somut olayda gerçekleşmesine bağlıdır. Danıştay 13. Dairesi, E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında bu nedenlerden hiçbirinin bulunmadığı sonucuna vararak Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.

Sık Sorulan Sorular

Azınlık hisse devri her zaman bildirimden muaf mı?

Hayır. Kontrol değişikliğine yol açmayan azınlık hisse devirleri 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında birleşme veya devralma sayılmaz ve bildirim yükümlülüğü doğurmaz. Ancak oyda imtiyazlı paylar yoluyla oy haklarının çoğunluğu azınlık hissedarına geçiyorsa ya da teşebbüsün stratejik kararlarını etkileyen imtiyazlar devrediliyorsa işlem, ciro eşiklerinin de karşılanması koşuluyla bildirim ve izin yükümlülüğü kapsamına girebilir.

Fiili kontrol ile hukuki kontrol arasındaki fark nedir?

Hukuki kontrolde belirleyici ölçüt oy haklarının çoğunluğunun devralınmasıdır. Fiili kontrolde ise azınlık hissedarının genel kurulda çoğunluk oluşturabilmesi belirleyici olabilir. Her iki durumda da kontrol değişikliğinin kalıcı olması esastır.

Ortak kontrol ne zaman ortaya çıkar?

İki veya daha fazla kişi ya da teşebbüsün bir teşebbüs üzerinde birlikte belirleyici etki yaratabilmesi ortak kontrolü oluşturur. Bu etki veto yetkisi, oy haklarının birlikte kullanılması veya karar organı atamalarındaki denge gibi mekanizmalarla sağlanabilir.

Rekabet Kurulu azınlık hissesi devrine taahhüt şartıyla mı izin verir?

Taahhüt koşulunun her devir işleminde uygulanacağına dair genel bir kural mevcut değildir. Bununla birlikte Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında onanan gerekçe kapsamında, o davada Kurul'un işleme taahhütsüz izin vermediği ve sunulan taahhütlerin kararın gerekçesini ile kapsamını doğrudan etkilediği belirlenmiştir.

Rekabet kuralları rakiplerin mevcut konumunu korumak için kullanılabilir mi?

Hayır. Mevcut bir piyasa aktörünün durumunu koruma amacıyla devir işlemine izin verilmemesi rekabet kurallarıyla bağdaşmaz. 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca ölçüt, devrin hâkim durum yaratıp yaratmadığı ya da etkin rekabetin önemli ölçüde azalmasına yol açıp açmadığıdır.

Rekabet etkisi değerlendirilirken hangi kriterler esas alınır?

Pazar payları, tarafların rakip konumda olup olmadığı, ürünlerin ikame edilebilirliği, müşterilerin sağlayıcı değiştirme potansiyeli, rakiplerin büyümesinin engellenmesi ve rekabetçi güç taşıyan bir aktörün işleme katılması başlıca değerlendirme unsurları arasındadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu