Azınlık hisse devri, kontrol değişikliğine yol açmadığı sürece 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında birleşme veya devralma sayılmaz ve Rekabet Kurulu'na bildirim yükümlülüğü doğmaz. Bununla birlikte azınlık payına eklenen imtiyazlar ya da oyda üstünlük sağlayan düzenlemeler bu sınırı aşabilir; bu noktada işlem, Tebliğ'de öngörülen ciro eşiklerinin de karşılanması koşuluyla izin yükümlülüğü kapsamına girebilir.
Kontrol Kavramı ve Azınlık Hissesinin Sınırı
Hukuki tek kontrolden söz edilebilmesi için oy haklarının çoğunluğunun devralınması gerekir. Azınlık hisseleri söz konusu olduğunda pazar yapısı ve hissedarlık dağılımı birlikte değerlendirilir; oyda imtiyazlı paylar aracılığıyla oy haklarının çoğunluğunun fiilen azınlık hissedarına geçtiği görülebilir ve bu durumda işlem Tebliğ kapsamında izne tabi birleşme ya da devralma niteliği kazanabilir.
Oy haklarından bağımsız olarak azınlık hisselerine tanınan özel haklar ve imtiyazlar da tek kontrol yaratabilir; özellikle teşebbüsün stratejik kararlarını etkileyen imtiyazların bulunması bu sonucu doğurabilir. Fiili kontrolde ise azınlık hissedarının genel kurulda çoğunluk oluşturabilmesi belirleyici olabilir. Her iki durumda da kontrol değişikliğinin kalıcı olması esastır.
Tek kontrolün yanı sıra ortak kontrol de izin yükümlülüğü doğurabilir. Ortak kontrolden söz edilebilmesi için iki veya daha fazla kişi ya da teşebbüsün bir teşebbüs üzerinde birlikte belirleyici etki yaratabilmesi gerekir. Bu etki; veto yetkisi, oy haklarının birlikte kullanılması veya karar organı atamalarındaki denge gibi mekanizmalarla oluşabilir.
4054 Sayılı Kanun Kapsamında İzin Ölçütü
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi uyarınca bir teşebbüsün diğerinin ortaklık paylarının tümünü ya da bir kısmını devralması, ülkenin bütününde veya bir kısmında herhangi bir mal ya da hizmet piyasasında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracaksa hukuka aykırı ve yasaktır. Kanun; başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere etkin rekabetin önemli ölçüde azalması sonucunu birincil ölçüt olarak belirlemiş, ancak bu ölçütü tek örnekle sınırlamamıştır. Miras yoluyla ortaklık payı iktisabı bu yasağın dışında tutulmuştur. Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrası 16 Haziran 2020 tarihli ve 7246 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilmiştir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu'na bildirilerek izin alınması gerektiği, Kurul tarafından çıkarılacak tebliğlerle belirlenir. Kontrol doğuran bir azınlık hisse devri, iznin gerekip gerekmediği bakımından Tebliğ'de öngörülen ciro eşiklerinin aşılması şartının da karşılanmasına bağlıdır.
Rekabet Karşıtı Etkilerin Değerlendirilmesi
Rekabet karşıtı etkiler iki ana biçimde ortaya çıkabilir: hâkim durumun yaratılması veya güçlendirilmesi yoluyla tek taraflı etkiler ve teşebbüsler arasında koordinasyon sağlanarak rekabetin engellenmesi. Bu etkilerin varlığı değerlendirilirken pazar payları, tarafların birbirine rakip konumda olup olmadığı, ürünlerin ikame edilebilirliği, müşterilerin sağlayıcı değiştirme potansiyeli, rakiplerin büyümesinin engellenmesi ve rekabetçi güç yaratabilecek bir teşebbüsün işleme taraf olması gibi unsurlar birlikte incelenir.
Azınlık Hissedarlığı ve Kontrol: Somut Bir Uygulama
Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında incelenen bir devir işleminde, azınlık hissedarlığının tek başına kontrol hakkı bahşetmediği saptanmıştır. Söz konusu davada devir sonucunda mevcut ortak kontrol konumunun, kontrol hakkı tanımayan azınlık hissedarlığına dönüştüğü tespit edilmiş; bu yapısal dönüşüm rekabetçi etkilerin belirlenmesinde belirleyici bir unsur olarak ele alınmıştır. Bu tespitler, olayın kendine özgü koşullarına ve pazar yapısına dayanmakta olup farklı hisse yapılarına otomatik olarak uygulanması doğru olmayabilir.
Danıştay 13. Daire, E. 2020/2509, K. 2024/1262Kaynağı aç
Aynı davada Rekabet Kurulu'nun işleme taahhütsüz izin vermediği görülmüştür. Taraflarca sunulan taahhütler kararın hem gerekçesini hem de kapsamını doğrudan etkilemiş; bu tespit, onanan Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde yer almaktadır. Bunun yanı sıra mevcut bir piyasa aktörünün konumunu koruma amacıyla bir devir işlemine izin verilmemesinin rekabet kurallarıyla bağdaşmadığı da belirtilmiştir; ölçüt, devrin hâkim durum yaratıp yaratmadığı veya rekabetin önemli ölçüde azalmasına yol açıp açmadığıdır.
Taahhüt Mekanizması ve İdari Yargı Denetimi
İnceleme sürecinde taraflar taahhüt metni sunabilir; bu davada sunulan taahhütlerin kararın kapsamını ve gerekçesini şekillendirdiği görülmüştür. Taahhüt sunumunun genel usulüne ve sürelerine ilişkin kurallar bu makalenin kapsamı dışındadır.
Bölge idare mahkemesi kararlarının Danıştay tarafından temyizen bozulabilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden birinin somut olayda gerçekleşmesine bağlıdır. Danıştay 13. Dairesi, E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında bu nedenlerden hiçbirinin bulunmadığı sonucuna vararak Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
Sık Sorulan Sorular
Azınlık hisse devri her zaman bildirimden muaf mı?
Hayır. Kontrol değişikliğine yol açmayan azınlık hisse devirleri 2010/4 sayılı Tebliğ kapsamında birleşme veya devralma sayılmaz ve bildirim yükümlülüğü doğurmaz. Ancak oyda imtiyazlı paylar yoluyla oy haklarının çoğunluğu azınlık hissedarına geçiyorsa ya da teşebbüsün stratejik kararlarını etkileyen imtiyazlar devrediliyorsa işlem, ciro eşiklerinin de karşılanması koşuluyla bildirim ve izin yükümlülüğü kapsamına girebilir.
Fiili kontrol ile hukuki kontrol arasındaki fark nedir?
Hukuki kontrolde belirleyici ölçüt oy haklarının çoğunluğunun devralınmasıdır. Fiili kontrolde ise azınlık hissedarının genel kurulda çoğunluk oluşturabilmesi belirleyici olabilir. Her iki durumda da kontrol değişikliğinin kalıcı olması esastır.
Ortak kontrol ne zaman ortaya çıkar?
İki veya daha fazla kişi ya da teşebbüsün bir teşebbüs üzerinde birlikte belirleyici etki yaratabilmesi ortak kontrolü oluşturur. Bu etki veto yetkisi, oy haklarının birlikte kullanılması veya karar organı atamalarındaki denge gibi mekanizmalarla sağlanabilir.
Rekabet Kurulu azınlık hissesi devrine taahhüt şartıyla mı izin verir?
Taahhüt koşulunun her devir işleminde uygulanacağına dair genel bir kural mevcut değildir. Bununla birlikte Danıştay 13. Dairesi'nin E. 2020/2509, K. 2024/1262 sayılı kararında onanan gerekçe kapsamında, o davada Kurul'un işleme taahhütsüz izin vermediği ve sunulan taahhütlerin kararın gerekçesini ile kapsamını doğrudan etkilediği belirlenmiştir.
Rekabet kuralları rakiplerin mevcut konumunu korumak için kullanılabilir mi?
Hayır. Mevcut bir piyasa aktörünün durumunu koruma amacıyla devir işlemine izin verilmemesi rekabet kurallarıyla bağdaşmaz. 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca ölçüt, devrin hâkim durum yaratıp yaratmadığı ya da etkin rekabetin önemli ölçüde azalmasına yol açıp açmadığıdır.
Rekabet etkisi değerlendirilirken hangi kriterler esas alınır?
Pazar payları, tarafların rakip konumda olup olmadığı, ürünlerin ikame edilebilirliği, müşterilerin sağlayıcı değiştirme potansiyeli, rakiplerin büyümesinin engellenmesi ve rekabetçi güç taşıyan bir aktörün işleme katılması başlıca değerlendirme unsurları arasındadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

