Özel Okul Öğretmenlerinin Tazminat Hakları ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Özel Okul Öğretmenlerinin Tazminat Hakları ve Hukuki Şartları

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu m. 9/1 uyarınca kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasındaki iş sözleşmesinin en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikte gösterilen esaslara göre yazılı yapılması zorunludur. Kanunun getirdiği istisna kapsamında, mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine istihdam edilecek olanlar ile devredilen kurum personeliyle bir yıldan daha kısa süreli sözleşme akdedilebilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2016/27696 Esas ve 2020/622 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, kanundan doğan zorunluluk nedeniyle belirli süreli nitelik taşıyan bu sözleşmeler sürenin bitimiyle sona erdiğinden belirsiz süreli sözleşmelere özgü süreli (bildirimli) feshe konu olamaz; sözleşme ancak haklı fesih yoluyla dönem içinde sona erdirilebilir.

5580 sayılı ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI KANUNU m. 9Kaynağı aç
MADDE 9 – Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır. Mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine alınacak olanlar ile devredilen kurumların yönetici, öğretmen ve öğreticileri ile bir yıldan daha az bir süre için de iş sözleşmesi yapılabilir. (Mülga ikinci fıkra: 1/3/2014-6528/14 md.) Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmî okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez. Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmî okullar için tespit edilen miktardan az olamaz. Ancak, 8 inci madde uyarınca resmî okul ve kurumlardan ücretli olarak görevlendirilenlere verilecek ek ders ücreti miktarı, resmî okullar için tespit edilen ek ders ücretinin iki katını geçemez. Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; a) Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, hükümlerine tâbidir. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiillerin işlenmesi halinde bu kişilere kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine brüt aylığından 1/4'ü ile 1/2'si arasında maaş kesim cezası, çalışma izni veren makam tarafından verilir. Tekrarı hâlinde ise göreve son verilir. 1702 sayılı Kanuna göre meslekten çıkarılma veya 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlenmesi hâlinde, Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir. Yetki, sorumluluk, ödül, sicil, disiplin ve cezaların uygulanmasına ilişkin diğer esas ve usûller çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır. Çalışma izninin iptali ve geçici görevlendirme
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/27696, K. 2020/622Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2016/27696 E.  ,  2020/622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı kurum bünyesindeki … İlköğretim Okulunda ve …lisesinde ingilizce öğretmeni olarak 01/09/2008 tarihinden başlayarak sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar hizmet ifa ettiğini, hizmet akdinin haksız yere feshedildiği halde kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davacının davalı özel eğitim kurumunda İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı, belirli süreli iş sözleşmesinin yalnızca bir kez 01/09/2009 tarihinde yenilendiği, belirli sürenin tamamlanması üzerine de (Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında 05 kodu- belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi- belirtilerek) iş sözleşmesinin son bulduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz: Karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraflar arasında, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı hususunda uyuşmazlık mevcuttur.4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesine göre; “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar.” 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun “Özlük hakları ve sorumluluklar” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır. Mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine alınacak olanlar ile devredilen kurumların yönetici, öğretmen ve öğreticileri ile bir yıldan daha az bir süre için de iş sözleşmesi yapılabilir.”Her iki yasal düzenleme çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, 5580 sayılı Kanuna göre yapılan iş sözleşmelerinin, kanun gereği belirli süreli olduğu, yani İş Kanunu’nda öngörülen “objektif sebep” unsurunun baştan itibaren mevcut olduğu kabul edilmelidir. Anılan Kanun kapsamındaki sözleşmelerin birden fazla yenilenmesi halinde ise, yine kanundan doğan bir esaslı nedenin bulunduğu değerlendirilerek, sözleşmenin belirli süreli olma özelliğini koruyacağı ifade edilmelidir.Nitekim, 5580 sayılı Kanun kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 esas – 2018/2 karar sayılı içtihadı birleştirme kararında "5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi bu yenilenmenin yasadan kaynaklandığı ve sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olma özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına" karar verilmiştir.Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerini ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermekte olup, somut uyuşmazlığın İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde ele alınması yasal bir zorunluluktur.Kıdem tazminatı yönünden, halen yürürlükte olan ve kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinde "Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin…" cümlesi ile iş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olmasının kıdem tazminatına hak kazanma açısından önemli olmadığı belirtilmiştir. Burada önemli olan fesih iradesinin kim tarafından ortaya konulduğu ve kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Örneğin belirli süreli iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanununun 24. maddesi uyarınca haklı nedenle fesheden işçi bir yıllık kıdem koşulu gerçekleştiği takdirde kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Elbette kural olarak belirli süreli iş sözleşmesi kararlaştırılmış ve süre sonunda taraflardan herhangi biri fesih iradesini ortaya koymamış ise iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceği açıktır. Ancak belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesinden önce taraflardan biri yenilememe iradesini ortaya koymuş ise burada yenilemeyen tarafın iradesine göre kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılamayacağı araştırılmalıdır. İşveren yenilememe iradesini göstermiş ve haklı nedene dayanmıyor ise bir yıllık kıdem koşulu gerçekleştiği takdirde kıdem tazminatı ödenmelidir.Hizmet ilişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesine göre; bu sözleşmenin koruyucu hükümlerinden kaçınmak amacıyla belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasına karşı yeterli güvenceler alınması gerektiği vurgulanmıştır (m 2/3). Bu nedenle gerek 158 sayılı İLO Sözleşmesi, gerekse iş hukukuna egemen olan “işçi lehine yorum” ilkesi gözetildiğinde, kanun gereği belirli süreli kabul edilen sözleşmeyi, haklı bir neden olmaksızın yenilememe iradesini gösteren işverenin koşulların var olması halinde sona eren sözleşme nedeniyle kıdem tazminatından sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Dosya kapsamına ve davacı ile yapılan iş sözleşmelerine göre, davacının belirli süreli iş sözleşmeleri kapsamında İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı, Gölbaşı kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 16.09.2010 tarihli yazısına göre, davacının 31.08.2010 tarihinde çalışma izninin bitmesi nedeniyle ayrıldığı, davacının Gölbaşı Kaymakamlığı'nın "olur" u ile çalıştığı anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlıkta, sözleşmenin belirli süreli olarak yapılması kanuni düzenlemenin bir gereğidir. Aynı şekilde sözleşmenin yenilenmesi, sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmez. Bu tür sözleşmelerde, İş Kanunu’nun 11/3 maddesindeki esaslı nedenin kendiliğinden mevcut olduğu kabul edilmelidir. Diğer taraftan, belirli süreli iş sözleşmeleri sözleşmenin niteliği gereği fesih ile değil, sürenin bitimi ile sona erdiğinden; belirli süreli iş sözleşmelerinde belirsiz süreli iş sözleşmelerine özgü bildirimli fesih yapılamaz.Davacı, davalıya ait işyerinde, takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığından mahkemece iş sözleşmesinin işverence yenilenmemesinin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı değerlendirilmeden karar verilmiş olması ile davacının süresinde tanık listesi vererek tanık dinletme talebinde bulunması üzerine mahkemece davacının tanığının dinlenilmesi yönünde ara karar kurulması ancak tanık dinlenmesi yönünde kurulan bu ara karardan dönülerek davacının tanığı dinlenilmeyerek savunma hakkının ihlal edilmesi hususları hatalı olmuştur. Bu itibarla mahkeme davacının listesinde bildirdiği tanığı da dinlenmek sureti ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesinden önce davalının yenilememe iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu iradenin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususu netleştirilmelidir. Mahkemece anılan yönler gözetilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kıdem ve İhbar Tazminatı Şartları

Belirli süreli iş sözleşmesinin süresi dolmadan işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi veya süre bitiminde yenilenmemesi halinde, kurumda en az bir yıllık çalışma süresini tamamlamış olan özel okul öğretmeni kıdem tazminatına hak kazanır. Kıdem tazminatı öğretmenin brüt ücretinin otuz günlük tutarı esas alınarak hesaplanır. 1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hâkim, gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Özel okul öğretmenleri ile yapılan iş sözleşmeleri kanundan kaynaklanan belirli süreli nitelik taşıdığından ve bu sözleşmelerde süreli fesih bildirimi uygulanamadığından, öğretmenlerin bildirim süresi ve bildirim şartına uyulmamasından doğan ihbar tazminatı hakkı bulunmamaktadır.

Sözleşmenin Haksız Feshinde Bakiye Süre Ücreti

Belirli süreli iş sözleşmesi usulüne ve fiili duruma uygun düzenlenmişse, kararlaştırılan süre tamamlanmadan işveren tarafından haksız şekilde işten çıkarılan öğretmen bakiye sözleşme süresine ait ayların ücretinin tamamını talep edebilir.

Öğretmen Açısından Haklı Nedenle Fesih Halleri

4857 sayılı İş Kanunu m. 24 uyarınca süresi belirli olsun veya olmasın işçi; sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller veya zorlayıcı sebeplerin varlığı halinde sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. İşyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıktığında da öğretmen sürenin bitimini beklemeksizin bu hakkını kullanabilir. Sayılan haklı nedenlerden birinin mevcudiyeti durumunda, bir yıllık kıdem süresini doldurmuş olan öğretmen istifa etse dahi kıdem tazminatına hak kazanır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca işveren tarafından ücretin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi öğretmene haklı nedenle derhal fesih imkânı tanır. Aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince yasal çalışma sürelerinin indirilmesi, kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmesi veya kanun hükümlerinin uygulanması gerekçe gösterilerek işçi ücretlerinden herhangi bir eksiltme yapılamaz. Fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, resmi tatil ve hafta tatili alacaklarının karşılanmaması ile yıllık 270 saati aşan fazla çalışma yaptırılması durumlarında öğretmen iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep edebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62 – Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM İşin Düzenlenmesi Çalışma süresi

Öğretmenin maaşının banka aracılığıyla ödenmeyip elden teslim edilmesi sosyal güvenlik hakkının zedelenmesi sonucunu doğurur ve haklı fesih gerekçesi oluşturur. Benzer şekilde, sigorta primlerinin gerçek kazanç yerine eksik bildirilmesi veya hiç yatırılmaması öğretmene sözleşmeyi haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanma imkânı verir. Sosyal hak kapsamında bütçe kanunlarıyla tutarı belirlenen eğitim öğretim ödeneğinin ödenmemesi de ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturarak haklı fesih ve kıdem tazminatı talebine zemin hazırlar.

Kamu görevine atanma sebebiyle özel okuldaki görevinden kendi isteğiyle istifa ederek ayrılan öğretmen tazminat talebinde bulunamaz. Buna karşılık kamuya atanan öğretmenin ayrılma gerekçesi kurumdaki hak ihlalleri, çalışma şartlarına veya ücrete ilişkin usulsüzlükler kapsamındaki haklı nedenlere dayanıyorsa tazminat hakları saklı kalır.

İşverenin Haklı Feshi ve Cezai Şart Düzenlemeleri

4857 sayılı İş Kanunu m. 25 uyarınca işveren; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, zorlayıcı sebepler veya işçinin gözaltına alınması yahut tutuklanması durumlarında sözleşmeyi sürenin bitiminden önce bildirimsiz feshedebilir. İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle gerçekleştirdiği fesihlerde kıdem tazminatı ödenmez; ancak m. 25/I kapsamındaki devamsızlığı aşan hastalık ve kaza gibi sağlık sebepleri ile m. 25/III'te düzenlenen çalışmayı bir haftadan fazla engelleyen zorlayıcı sebepler halinde işçinin kıdem tazminatı hakkı kural olarak korunur. İş sözleşmesi işverence feshedilen öğretmen, feshin haklı bir sebebe dayanmadığı iddiasıyla 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin son fıkrası delaletiyle 18, 20 ve 21. maddeler çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İş sözleşmelerine konulan cezai şart hükümlerinin hukuken geçerli sayılabilmesi için şartın karşılıklı kararlaştırılması ve her iki taraf için eşit koşullarda belirlenmesi gerekir. Cezai şart tutarı fahiş olmamalı, tarafların gerçek zararını aşmamalıdır; zararı aşan fahiş nitelikteki cezai şartlar mahkeme tarafından indirime tabi tutulabilir.

İşe İade Talepleri ve Belirsiz Süreliye Dönüşüm

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/19677 Esas, 2018/5957 Karar sayılı ilamında atıfta bulunulan içtihadı birleştirme kararı doğrultusunda, 5580 sayılı Kanun kapsamında çalışanların sözleşmeleri kanun gereği belirli süreli nitelik taşıdığından üst üste yenilenseler dahi belirli süreli olma vasıflarını muhafaza ederler. Bu nitelik gereği özel okul öğretmenleri iş güvencesi (işe iade) hükümlerinden yararlanamaz. Buna karşılık genel iş hukuku kuralları yönünden objektif nedenin bulunmaması, sürenin belirlenememesi veya sözleşmenin süresi bittikten sonra örtülü olarak sürdürülmesi durumlarında sözleşmenin belirsiz süreliye dönüşebileceği ileri sürülebilmektedir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/19677, K. 2018/5957Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2017/19677 E.  ,  2018/5957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : … 10. İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 01/09/2014-2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde Fransızca öğretmeni olarak çalıştığını, bürüt 5.204,16 TL aldığı, işveren tarafından geçerli bir sebep göstermeden iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, davacının işe iadesine, çalıştırılmadığı süreler için 4 aylık brüt ücretinin ve diğer tüm haklarının ödenmesine, işe başlatılmaması halinde iade kararına aykırılıktan 8 aylık brüt ücreti tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B)Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının müvekkil iş yerinde öğretmen olarak çalıştığını, davacı ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenini belirli süreli iş sözleşmesi olduğunu, davacının tüm iddia ve savunmalarının, haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, davacının davalı lisede 01/09/2014-31/08/2015, 01/09/2015-31/08/2016 tarihli iki ayrı hizmet sözleşmesi uyarınca Fransızca öğretmeni olarak çalıştığı, ikinci sözleşmenin bitiminden önce 14/06/2016 tarihli fesih ihbarnamesi ile iş sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirildiği, bu şekilde iki ayrı belirli süreli iş sözleşmesi uyarınca çalıştığı 4857 sayılı iş kanununun 11 ve 12. Maddelerine göre ve ayrıca Yargıtay içtihatlarına göre birden fazla düzenlenen belirli süreli iş sözleşmelerinin işin niteliği de göz önüne alınarak belirli süreli iş sözleşmesine dönüşeceği, bu nedenle tarafların ikinci belirli iş sözleşmesini düzenlenmekle sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü, davalı işverenliğin İK 18 ve 19 maddelerine göre geçerli bir neden olmaksızın iş sözleşmesini feshettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Ç)İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. D)İstinaf Sebepleri: Davalı vekili istinaf başvurusunda; Taraflar arasındaki sözleşme 625 ve 5580 sayılı yasalar ile Yargıtay içtihatları gereğince belirli süreli iş sözleşmesi olduğu için dava şartının gerçekleşmediğini, Davacı vekilinin dava dilekçesinin sonuç bölümünde en yüksek banka mevduat faizi istediğini, mahkemece bu konuda hüküm tesis edilmediğini, verilen kararın ihtilafı çözücü nitelikte olmadığını, faize ilişkin itirazlarını tekrarladığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. E)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince,625 sayılı yasa ve sonrasında kabul edilen 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası ile ilgili Yargıtay uygulamaları, önceleri özel okul öğretmenleri ile yapılan iş sözleşmelerinin belirli süreli iş sözleşmesi sayılması yönünde olmasına rağmen son dönem Yargıtay içtihatlarında aynı yasanın 9. maddesindeki “en az 1 takvim yılı” ibaresinin asgari süre olarak yorumlandığı, eğitim öğretimin devam eden bir faaliyet olması nedeniyle asgari süreli sözleşmenin birden fazla yenilenmesi halinde belirsiz süreli sözleşme haline geleceği ve iş güvencesinden yararlanacağı şeklinde kararlar verilmeye başlandığı, Yargıtay'ın bu yorum şeklinin yapılan işin niteliğine uygun olduğu, buna göre davacının imzaladığı iki belirli süreli sözleşme ile iki eğitim öğretim döneminde çalıştığı, bu nedenle iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi haline geldiği, davalı işverenin davacının belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı veya geçerli bir sebep bildirmeksizin feshettiği, davanın kabulüne yönelik İlk Derce Mahkemesi kararının bu nedenle yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b. 1 ve 355. Maddeleri gereğince ESASTAN reddine karar verilmiştir. F)Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur. E) Gerekçe: 4857 sayılı İş Kanununun 18/1 fıkrasında, Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Dairemizin 2014 yılından sonraki uygulamalarında; 5580 sayılı yasa kapsamındaki eğitim personeli için en az bir takvim yılı içi yazılı sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim yılı devam ettiğinde eğitim personeli ile yasadan kaynaklanan yeni bir asgari süreli sözleşme imzalanmaktadır. Eğitim ve öğretim devam ederken, takvim yılı içinde ayrılan öğretmen yerine kalan süre için belirli süreli iş sözleşme yapılması olanağı vardır. Bu bir objektif neden kabul edilebilir. Ancak eğitim ve öğretim başına asgari süreli sözleşme yapıldıktan sonra eğitim ve öğretim devam ettiği için belirli süreli iş sözleşmesi yapılması için esaslı ve yenilenmesi içinde objektif neden olmadığı sürece eğitim personeli il yapılan sözleşmenin asgari süreli olarak kabul edilmekte ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği kabul edilmekteydi. Ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da " 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına" karar verilmiştir. Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir. Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına ilişkin Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu' nun 23.02.2018 tarih, 2017/1 Esas – 2018/2sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı … öğretim kurumunda Bilişim Teknolojileri öğretmeni olarak çalışan davacının, davalı yanında, takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığı anlaşılmaktadır. Şu halde, işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle 4857 sayılı Kanun'un 18 maddesindeki yasal şartları taşımadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına, 2-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3- Davanın REDDİNE, 4- Alınması gereken 35,90 TL. karar – ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar- ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 200.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Kesin olarak 21.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İşe iade talebinde bulunulan uyuşmazlıklarda arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde düzenlenen son tutanak tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde iş mahkemesinde dava açılması gerekir. Arabuluculuk son tutanağının aslı ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine zorunlu olarak eklenmelidir.

İşçilik Alacaklarında Zamanaşımı Süresi

4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3 uyarınca, tabi olunan kanuna bakılmaksızın iş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmaksızın fesihten doğan tazminat, kötüniyet tazminatı, eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatı ve yıllık izin ücretinde zamanaşımı süresi beş yıldır. Kıdem tazminatı alacağı, hakkın muaccel olduğu sözleşme sona erme tarihinden itibaren beş yıllık süre içinde arabuluculuk veya dava yoluyla talep edilmediğinde zamanaşımına uğrar.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek Madde 3Kaynağı aç
Ek Madde 3- (Ek: 12/10/2017-7036/15 md.) İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır. a) Kıdem tazminatı. b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat. c) Kötüniyet tazminatı. d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.
Özel okul öğretmenleri işten çıkarıldığında ihbar tazminatı alabilir mi?

Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan özel okul öğretmenlerinin kanuni nitelik gereği bildirimli fesih ve ihbar tazminatı hakları bulunmamaktadır.

Sözleşme süresi bitmeden haksız çıkarılan öğretmen ne talep edebilir?

Belirli süreli sözleşmesi usulüne ve fiili duruma uygun düzenlenmiş öğretmen, süre bitiminden önce haksız olarak çıkarıldığında kalan sözleşme aylarına ilişkin bakiye ücretin tamamını talep edebilir.

Maaşın elden ödenmesi veya primin eksik yatırılması fesih hakkı verir mi?

Maaşın banka yerine elden verilmesi veya sigorta primlerinin gerçek kazanç üzerinden bildirilmeyip eksik yatırılması iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve kıdem tazminatı talep etme hakkı kazandırır.

Devlet kadrosuna atanan özel okul öğretmeni kıdem tazminatı alabilir mi?

Devlet kadrosuna atanma nedeniyle kendi rızasıyla istifa eden öğretmen tazminat alamaz; ancak kurumdaki hak ihlallerine ve usulsüzlüklere dayanarak haklı fesih gerçekleştiren öğretmenin tazminat hakkı saklıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu