Markayı Kullanma Zorunluluğu ve Beş Yıllık Süre
Marka koruması kural olarak tescil yoluyla elde edilir ve tescilden doğan inhisari haklar üçüncü kişilere karşı sicil bülteninde yayım tarihi itibarıyla hüküm doğurur. Markanın sağladığı korumadan yararlanabilmek için işaretin piyasada fiilen ve iktisadi amacına uygun olarak kullanılması gerekir. Yasal kullanma yükümlülüğünün başlangıcında başvuru anı değil, markanın fiilen sicile tescil edildiği kesin tarih esas alınır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 9 uncu maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren haklı bir mazeret bulunmaksızın yurt içinde tescil olunan mal veya hizmetler yönünden kesintisiz beş yıl boyunca ciddi biçimde işletilmeyen ya da kullanımına aralıksız beş yıl ara verilen markalar iptal yaptırımına tabidir. Kullanmama iddiasına dayalı taleplerde söz konusu süre, davanın açıldığı veya iptal başvurusunun yapıldığı tarihten geriye doğru son beş yıllık dönem dikkate alınarak denetlenir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 9Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4056, K. 2024/582Kaynağı aç
Tescilli bir markanın üçüncü bir kişiye devredilmesi, devralan yeni hak sahibi lehine sıfırdan başlayan bağımsız bir beş yıllık hoşgörü süresi sağlamaz. Devir tarihine kadar markanın kullanılmadığı süre yeni malik aleyhine işlemeye devam eder ve devralan taraf devir anında geriye kalan yasal süre içerisinde markayı ciddi biçimde kullanmaya başlamakla yükümlüdür.
Ciddi Kullanım Kriterleri ve Hukuken Geçerli Kullanım Biçimleri
Markanın iptal edilmesini önleyen kullanımın hukuken ciddi nitelik taşıması zorunludur. Ciddi kullanım; markanın asli işlevlerini yerine getirecek yoğunlukta, tescilli olduğu mal ve hizmetler adına piyasada gerçek bir pazar payı yaratma veya mevcut payı koruma amacına hizmet etmesidir. Piyasada iktisadi varlık göstermeyen salt sembolik kullanımlar, göstermelik faturalandırmalar ve genel hazırlık çalışmaları ciddi kullanım sayılmaz. Tescilli sektörün olağan ticari hacmine kıyasla son derece düşük kalan satışlar veya münhasıran promosyon eşyaları üzerinde yapılan kullanımlar markayı iptalden kurtarmaya yetmez.
Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması ile sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması kanunen marka kullanımı kabul edilir. İşaretin bizzat marka sahibi tarafından piyasaya sürülmesi zorunlu olmayıp; marka sahibinin izni dahilinde lisans, franchising, tek satıcılık veya merchandising gibi hukuki ilişkiler üzerinden üçüncü kişilerce kullanılması da marka sahibi tarafından gerçekleştirilmiş kullanım sayılır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 26Kaynağı aç
Tescilli markanın ayırt edici unsurları değiştirilmeden farklı biçimlerde kullanılması mümkün olmakla birlikte, bu kullanımın tüketici nezdindeki işletmesel kaynak algısını değiştirmemesi gerekir. Markanın kullanıldığının ispatında tescilli işaretin birebir aynısının kullanılması şart koşulmasa da tüketici nezdindeki kaynak algısının korunması zorunludur. Tescilli markanın asli unsurlarından birinin çıkartılması veya işaretin bölünerek yalnızca tali unsurlarla kullanılması, ayırt edici karakter korunarak gerçekleştirilmiş bir kullanım kabul edilmez.
Haklı Sebep Savunması ve Tanınmış Markaların Konumu
Markanın beş yıllık yasal süre boyunca kullanılmaması marka sahibinin kusuru dışındaki nesnel bir haklı sebebe dayanıyorsa iptal kararı verilemez. Haklı sebep; markanın tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde kullanılmasını fiilen imkansız kılan ve marka sahibine yüklenemeyen objektif engelleri kapsar. Doğal afetler, savaş hali ya da ilgili sektöre ilişkin gümrük ve ithalat mevzuatı değişiklikleri haklı neden oluşturabilir. Buna karşılık marka sahibinin iflas etmesi, malvarlığına haciz konulması, üretim tesisinde yangın çıkması, kamulaştırma işlemleri, genel veya dönemsel iktisadi krizler ile hammadde temin edilememesi gibi işletme riskine dahil ticari zorluklar haklı neden teşkil etmez. Haklı engeller süreyi kesmez; yalnızca engelin devam ettiği süre beş yıllık sürenin hesabında mahsup edilir.
Tanınmış markalar da sınai mülkiyet mevzuatındaki kullanım zorunluluğundan muaf değildir. Tescil edildikleri sınıflarda ciddi ve kesintisiz biçimde fiilen kullanılmayan tanınmış markalar hakkında, kullanılmayan mal ve hizmet grupları yönünden kısmi iptal kararı verilebilir. Tanınmışlık statüsü, marka sahibine tescil kapsamındaki tüm emtiaları fiilen piyasaya sunmaksızın sicilde bloke etme imtiyazı tanımaz.
İspat Yükü, Emtia Ayrımı ve Üç Aylık Koruma Kuralı
Kullanmama iddiasına dayalı iptal davalarında ispat yükü davalı marka sahibine aittir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/18147, K. 2014/5893 sayılı kararında belirtildiği üzere, markanın tescilli olduğu emtialarda ciddi biçimde kullanıldığını kanıtlama mükellefiyeti davalı taraftadır. Marka sahibi, markasını tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde geriye doğru beş yıllık yasal dönem içinde ciddi surette kullandığını ispatlamakla yükümlüdür; davanın açılmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım ise ancak dava açılacağı düşünülerek yapılmış olması hâlinde dikkate alınmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5983, K. 2023/700Kaynağı aç
Kullanmama nedeniyle iptal incelemesinde markanın tescil edildiği her bir emtia bakımından kullanımın ayrı ayrı ispatlanması zorunludur. Belirli bir mal grubunda kullanımın kanıtlanmış bulunması, aynı sınıfta yer alan benzer veya ilişkili diğer mallar yönünden de markanın kullanıldığı anlamına gelmez. Markanın fiilen kullanıldığı kanıtlanamayan mal veya hizmetler yönünden kısmi iptal kararı verilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/18147, K. 2014/5893Kaynağı aç
Beş yıllık kesintisiz kullanmama süresi dolduktan sonra, ancak aleyhe dava açılmasından veya iptal talebinde bulunulmasından önce gerçekleştirilen ciddi kullanım iptal sebebini ortadan kaldırır. Bununla birlikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/18147, K. 2014/5893 sayılı kararında ve 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlendiği üzere, dava açılacağı veya iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek gerçekleştirilen kullanımlarda, davanın açılmasından veya talebin kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde yapılan kullanım dikkate alınmaz.
Hukuki Yarar, Sessiz Kalma İlkesi ve Usul Kuralları
Markanın kullanılmaması sebebiyle iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunan her ilgili kişi bu yola başvurabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/5983, K. 2023/700 sayılı kararında ortaya konduğu üzere, marka sahibinin şikayeti üzerine hakkında markaya tecavüz iddiasıyla ceza soruşturması yürütülen şahısların, anılan markanın kullanmama gerekçesiyle iptalini istemekte meşru ve güncel hukuki yararları bulunmaktadır.
Hukuk düzeninde haksız tescile uzun süre itiraz edilmemesi halinde gündeme gelen sessiz kalma yoluyla hak kaybı kuralı, kullanmama sebebine dayalı iptal süreçlerinde uygulama alanı bulmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/18147, K. 2014/5893 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, tescil edilmemesi gereken bir işaretin tesciline ve kullanımına sessiz kalınmasından farklı olarak, fiilen kullanılmayan bir markaya karşı uzun süre işlem yapılmamış olsa dahi kullanmama gerekçesiyle iptal talep etme hakkı düşmez.
İptal sebepleri tescilli malların veya hizmetlerin yalnızca bir kısmına ilişkin ise 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptal kararı verilir; marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı kurulamaz. Markanın kullanılmaması olgusu ise marka tecavüzü davasında def'i olarak ileri sürülemez; asıl davaya karşı dava açılarak veya müstakil bir dava yoluyla ileri sürülür.
6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi uyarınca kullanmama nedeniyle iptal yetkisi idari merci olarak Türk Patent ve Marka Kurumu'na tanınmıştır. Talep sicilde kayıtlı marka sahibine veya hukuki haleflerine yöneltilir; Kurum talebi tebliğ eder ve marka sahibi bir ay içinde savunma ve delillerini sunar, talep halinde bu süreye bir aya kadar ek süre verilebilir. Bununla birlikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/4056, K. 2024/582 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 6769 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin birinci fıkrası ve geçici 4 üncü maddesi gereğince bu idari iptal yetkisi Kanun'un yayım tarihinden itibaren yedi yıllık geçiş süresi boyunca mahkemeler tarafından kullanılmıştır.
Markayı kullanmama nedeniyle açılan iptal davasında ispat yükü kime aittir?
İspat yükü davalı marka sahibine aittir. Marka sahibi, tescilli markasını tescil kapsamındaki her bir mal ve hizmet grubu yönünden dava veya başvuru tarihinden geriye doğru son beş yıllık dönemde ciddi biçimde kullandığını ispatlamakla yükümlüdür.
Tanınmış markalar kullanılmadığı takdirde iptal edilebilir mi?
Evet, tanınmış markalar kullanma zorunluluğundan muaf değildir. Tescil edildikleri sınıflardaki mal veya hizmetler bakımından fiilen ve ciddi surette kullanılmayan tanınmış markaların da kullanılmayan emtialar yönünden kısmen iptaline karar verilir.
Markanın bir başkasına devredilmesi beş yıllık kullanmama süresini sıfırlar mı?
Hayır, markanın bir başkasına devredilmesi devralan kişi lehine yeni bir beş yıllık hoşgörü süresi başlatmaz. Devir anına kadar marka kullanılmamışsa devralan kişi kalan yasal sürede markayı ciddi biçimde kullanmak zorundadır.
Dava açılmasından hemen önceki kullanımlar markayı iptalden kurtarır mı?
Beş yıllık sürenin dolması ile talep tarihi arasında yapılan ciddi kullanım kural olarak iptali engeller; ancak aleyhe dava açılacağı veya iptal talep edileceği düşünülerek işlem tarihinden önceki son üç ay içinde gerçekleştirilen kullanımlar dikkate alınmaz.
Kullanılmayan bir markaya karşı uzun süre sessiz kalınması iptal hakkını düşürür mü?
Hayır, kullanılmayan markaların iptali taleplerinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi uygulanmaz. Markanın kullanılmadığı süre boyunca iptal talep etme hakkı varlığını korur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

