Markaların Benzerliği ve Karıştırılma İhtimali

by Avukat Erdal Ersoy
Markaların Benzerliği ve Karıştırılma İhtimali

Marka Benzerliği ve Karıştırılma İhtimalinin Hukuki Çerçevesi

Marka tescil sürecinde karıştırılma ihtimali, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasında nispi ret sebebi olarak düzenlenmiştir. Tescil başvurusu yapılan bir işaretin, tescilli veya önceki tarihli bir marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunması halinde başvuru itiraz üzerine reddedilir. Bu inceleme, yalnızca işaretlerin görsel veya biçimsel yapısını değil, ilgili mal ve hizmet sınıflarının kapsamını da kapsar.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları

Ortalama Tüketici Algısı ve Karıştırılma Ölçütü

Marka hukukunda yanılgı ve karıştırma değerlendirmesinde halk kavramı ortalama tüketici kitlesini ifade eder. Bu kitle işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmaz. Tüketici kitlesi makul düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan ve daha önce görüp yararlandığı markanın zihnindeki aşağı yukarı net anısının tesirinde olan kişileri içerir.

Tüketicide karıştırılma ihtimalinin doğması için işaretin görülmesiyle birlikte diğer markanın anında ve duraksamadan akla gelmesi ya da işaretler arasındaki farkın bütünüyle ayırt edilememesi aranmaz.

Mal ve Hizmet Sınıflarının İncelenmesi

Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinde yalnızca şekli veya biçimsel bir incelemeyle yetinilemez; işaretlerin tescil kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıfları yönünden de ele alınması gerekir.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7024 E., 2022/1138 K. sayılı kararında, itiraza mesnet gösterilen marka kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin başvuru markasında yer alan mal ve hizmetler kapsamında yer alıp almadığı yönünden inceleme yapılmaksızın sadece benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini eksik inceleme sayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/7024, K. 2022/1138Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/7024 E.  ,  2022/1138 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25.06.2018 tarih ve 2017/53 E. – 2018/246 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.06.2020 tarih ve 2019/138 E. – 2020/421 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin PAREX ibareli esas unsurlu markalarının TPMK nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin 2010 yılında kurulduğunu, PAREX esas unsurlu markalar ve bu markaların içerdiği ürünler için yurt genelinde çok geniş kitlelere ulaştığını, PAREX ibareli markaların yapılan reklam ve yüksek harcamalar sayesinde yaygın ve tanınmış marka düzeyine ulaştığını, davalı tarafın davaya konu 2015/109065 sayılı PALEXİL ibaresinin 03, 05, 29 ve 35. Sınıflarda başvurusunun yapıldığını, söz konusu marka başvurusunun ilanına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ancak bu itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin "PAREX" ve bu ibareye esas unsurlu seri markaları bulunduğunu, "PAREXİL" ibareli markasının da bulunduğunu, müvekkilinin markası ile davalının "PALEXİL" markasının benzer olduğunu, müvekkiline ait PAREX ibareli markalarının aynı zamanda bu sınıflarda tescilli olduğunu, taraf markaların tüketiciler nezdinde iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nun 23.12.2016 tarih ve 2016-M-12638 sayılı kararının iptaline, 2015/109065 sayılı PALEXİL ibareli marka başvurusunun reddine, tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, taraf markaların ayırt edilmeyecek kadar benzer olmadığını, karıştırmaya neden olacak nitelikte olmadığını, PAREX ibaresinin temizlik sektöründe kullanıldığını, PALEXİL ibaresinin ise ilaç sektöründe kullanılacağını, müvekkilinin markasının sonunda yer alan “İL” ibaresinin markaya ayırt edicilik kazandırdığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının "Palexil" ibareli başvurusu ile davacının "Parex" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mal/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "Palexil" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait "Parex" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "Parex" ibareli tescilli markalı ürünü/hizmeti satın almak/yararlanmak isterken davalının "Palexil" ibareli başvuru markalı ürünü/hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler olarak algısı oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/1.maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalının "Palexil" ibareli başvurusu ile davacının "Parex" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, bu itibarla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, davalının “PALEXİL” ibareli ve 2015/109065 sayılı marka tescil başvurusuna karşı davacının PAREXİL, PAREX ve PAREX esas unsurlu markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddine dair verilen kararın iptali ile tescil edilmiş olması halinde davalının PALEXİL ibareli markasının hükümsüzlüğü isteminden ibarettir. İlk Derece Mahkemesince taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, davacının itirazına mesnet olan markalardan “PAREXİL” ibareli marka kapsamında bulunan mal/hizmetlerin, davalının başvuru markasında yer alan mal/hizmetler kapsamında bulunup bulunmadığı yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin verilen kararın bu yönden bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ayırt Edicilik Gücü Zayıf Unsurlar ve Yabancı Kelimelerin Algılanması

Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde işaretlerin ayırt edicilik gücü dikkate alınmalıdır. Hedef tüketici kitlesince bilinen ve ilgili sektör emtiasında doğallık ve saflık algısı yaratan zayıf unsurların ön eklerle farklılaşması halinde uyuşmazlığa konu mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali ortadan kalkabilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6754, K. 2022/994Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/6754 E.  ,  2022/994 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13.12.2018 tarih ve 2017/214 E- 2018/285 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.07.2020 tarih ve 2019/264 E- 2020/637 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı şirket adına 2011/106411 tescil sayılı "GREEN VILLAGE+şekil" ibareli markanın tescilli olduğunu, ancak buna rağmen davalı şirketin davacının markası ile iltibas oluşturacak şekilde "GOLDEN VILLAGE+şekil" ibareli markanın 29 ve 35 emtia sınıflarında adına tescili başvurusunda bulunduğunu, davacının marka yayınına itiraz ettiğini, ancak hem TPMK MDB hem de YİDK tarafından itirazın reddine karar verildiğini, bu kararların doğru olamdığını belirterek 2017-M-3374 sayılı YİDK'nın iptaline, 2016/85914 numaralı golden village+şekil markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPMK vekili, makaların 556 sayılı KHK'nın 8/1,b maddesi anlamında benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalının bulunmadığını, YİDK'nın yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, markaların arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını, tüketicilerinin de farklı olduğunu, davacının organik tavuk ürettiğini, davalının ise süt ve süt ürünleri ürettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, markaların mal ve hizmet kapsamları ve hitap ettiği tüketici kitlesi de göz önünde bulundurulduğunda benzer olmadıkları, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil, anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, başvuru konusu markanın bir kısım mal ve hizmetler yönünden ayırt edicilik unsurunu taşımadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 35. sınıfta yer alan (35/01 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. 35/02 Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. 35/03 İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. 35/04 Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.) yönünden TPMK YİDK 'nın 11.05.2017 tarihli ve 2017-M-3374 sayılı kararının iptaline ve bu mal ve hizmet sınıfları yönünden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Karar, davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalı şirket temyiz başvurusunda bulunmadığından markanın hükümsüzlüğü kararı yönünden karar kesinleşmiştir. Ancak TPMK YİDK kararının iptali istemi yönünden davalı TPMK vekilinin temyiz istemine gelince; itiraza gerekçe 2011/106411 tescil sayılı "GREEN VILLAGE+ŞEKİL" markası ile başvuru konusu 2016/85914 numaralı "GOLDEN VILLAGE+ŞEKİL" markaları arasında, olaya uygulanacak mülga 556 Sayılı KHK'nın 8/1.-b maddesi uyarınca, karıştırılma ihtimalinin tespitinde markaya konu işaretlerin ayırt edicilik gücünün dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, "village" ibaresi, Türkçe'de köy anlamına gelmekte olup, bu ibarenin, Türkiye'deki halkın (hedef tüketici kitlesinin) önemli bir kısmının da bilebileceği basit ingilizce kelimelerden olduğu, bu anlamda itiraza ve redde gerekçe "greenvillage" ibaresinin "yeşilköy", başvuru konusu "goldenvillage" ibaresinin ise "altınköy" anlamına geldiği dikkate alındığında gıda ürünlerinde doğallık ve saflık algısı bakımından "köy" ibaresinin ayırt edicilik gücü son derece zayıf bir işaret olduğu ve bu sebeple başvuruya konu tüm mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabulü gerekirken, hatalı değerlendirme ile TPMK YİDK kararının kısmen iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı TPMK'ya iadesine, 10/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6754 E., 2022/994 K. sayılı kararında, basit İngilizce kelimelerin toplumun önemli bir kısmı tarafından anlaşılabileceğini ifade etmiştir. İlgili uyuşmazlıkta gıda ürünlerinde saflık ve doğallık algısı bakımından köy anlamına gelen yabancı kelimenin ayırt edicilik gücünün son derece zayıf olduğu ve ön eklerle sağlanan anlam farkı çerçevesinde başvuruya konu mal ve hizmetler yönünden markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kabul edilmiştir.

Tanınmış Markalarda Düşük Benzerlik ve Sektör Farklılığı

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası ile mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, bir markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması, farklı mal veya hizmetler yönünden yapılan başvurunun reddi için tek başına yeterli değildir. Başvuru konusu işaret ile tanınmış markanın aynı veya benzer bulunması ve tanınmışlıktan haksız yarar sağlama, itibara zarar verme veya ayırt edici karakteri zedeleme hallerinden en az birinin birleşmesi gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6776, K. 2022/858Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/6776 E.  ,  2022/858 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/449 E- 2018/306 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1929 E- 2020/130 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili şirketin "CAMEL" esas ibareli tescilli birçok markasının olduğunu ve bu ibarenin tanınmış marka olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “CML CAFE BİSTRO+şekil” ibareli, 2016/88451 kod numaralı marka başvurusuna itirazlarının davalı kurum tarafından yerinde görülmeyerek reddedildiğini, müvekkilinin tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini, ‘’CAMEL’’ markasının tescilli ve tanınmış olduğunu, davalıya ait ‘’CML Cafe Bistro’’ ibareli markanın müvekkil markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, “CML” ifadesinin CAMEL’i çağrıştırdığını, ayrıca davalı markasının tescili halinde tanınmış markanın itibarına zarar verebileceğini, tanınmışlığı ve ayırtediciliğinden haksız yarar elde edeceğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2017-M-8089 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin şekilde farklı olduklarını, markaların kapsam ve hizmetlerinin benzer olmadığını, kötü niyetin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının olmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının bulunmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığından YİDK kararının iptali koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu ancak mal veya hizmet benzerliği şartının sağlanamadığının anlaşıldığı, ancak davacı şirket adına tescilli "CAMEL" markasının, sigara ve tütün mamülleri emtiası bakımından tanınmış marka statüsünde bulunduğunun bilirkişi raporundan ve kesinleşmiş mahkeme kararlarından anlaşıldığı, davacı markasının tanınmışlık düzeyi, ayırt edici niteliği ve tanınmış olduğu "tütün mamulleri" emtiası ile başvuru kapsamındaki hizmetler arasındaki yakınlık gözetildiğinde, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının gerçekleştiği, zira başvurunun yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde istendiği, bu hizmet sınıfının tütün mamülleri arasında sayılan nargile hazırlanması hizmetinin verildiği kafe hizmetlerini de kapsadığı, tütün mamulleri ile yeme içme hizmetlerinin bu anlamda birbirlerine yakın olduğu, davalı marka başvurusunun tescili halinde, imaj transferi gerçekleşebileceği gibi davacının tanınmış markasının itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme, haksız yarar sağlama tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü ile Türk Patent YİDK'nın 27.09.2017 tarih, 2017-M-8089 sayılı kararının iptaline, davalı … adına tescilli 2016/88451 sayılı "CML CAFE BİSTRO+şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. Kararı, davalı kurum vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı kurum kararının iptali ile başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu Bölge adliye mahkemesince davalının marka başvurusunun tescili halinde davacının tanınmış markasının ayırt ediciliğine zarar vereceği ve itibarından haksız yararlanacağı gerekçesiyle kabul edilerek İlk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın kabulü ile kurum kararının iptaline ve başvuru konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi hükmü, bir markanın (veya başvurunun) aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılabileceği ilkesini açıkça ifade etmekle birlikte, bu ilkeye bir istisna getirmiştir. Buna göre, toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir marka veya başvurunun, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırtedici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine reddedilir. Kuşkusuz bir markanın toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşması, tek başına 556 sayılı KHK’nın 8/4.maddesi hükmü anlamında marka başvurusunun reddi için yeterli değildir. Ayrıca başvuruya konu işaret ile davacının tanınmış markasının aynı veya benzer bulunması ve anılan maddede sayılan üç halden en az birinin birleşmesi gerekir. Somut olayda YİDK kararının iptali davası yönünden davacının "CAMEL" ibareli markalarının "sigara" emtiasında tanınmış marka niteliğinde olduğu, davalının başvuru markasının ise "CML Cafe Bistro+arap kıyafetli gülen deve şekli" unsurlu olduğu, markalar arasında doğrudan bir ortak unsur bulunmadığı, dolaylı çıkarsamalarla kurulacak düşük benzerlik bağlantısı ve tanınmışlık ileri sürülen emtia ile davalının başvuru markasının çok farklı sektörlerde olması nedeniyle KHK'nın 8/4. maddesindeki risklerin oluşmayacağı kabul edilerek YİDK'nın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle YİDK kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle hükmün temyiz eden kurum yönünden bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Türkpatent vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının YİDK kararının iptali hükmü yönünden davalı Türkpatent yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı kuruma iadesine, 07/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6776 E., 2022/858 K. sayılı kararında, markalar arasında doğrudan bir ortak unsur bulunmadığı, ancak dolaylı çıkarsamalarla kurulacak düşük benzerlik bağlantısı bulunduğu ve tanınmışlık ileri sürülen emtia ile başvuru markasının çok farklı sektörlerde olduğu hallerde mevzuatta aranan risklerin oluşmayacağını hükme bağlamıştır.

Markaların benzer sayılması için mal ve hizmet sınıflarının incelenmesi gerekir mi?

Nispi ret değerlendirmesinde işaretlerin benzerliğinin yanı sıra kapsadıkları mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği de araştırılmalıdır; yalnızca şekli benzerlik incelemesi yeterli kabul edilmez.

Ayırt ediciliği zayıf olan kelimeler karıştırılma ihtimalini nasıl etkiler?

Hedef tüketici kitlesince bilinen ve emtiada saflık ya da doğallık çağrıştıran zayıf ibareler ön eklerle farklılaştırıldığında karıştırılma ihtimali oluşmaz.

Tanınmış markanın bulunması farklı sektördeki başvurunun reddine yeterli midir?

Tanınmışlık tek başına ret için yeterli olmayıp işaretlerin aynı veya benzer olması ve haksız yarar sağlama, itibara zarar verme ya da ayırt edici karakteri zedeleme koşullarından en az birinin gerçekleşmesi gerekir; aradaki benzerlik dolaylı çıkarsamalara dayanıyor ve sektörler çok farklıysa bu riskler oluşmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu