Kötüniyetli Tescil Nedir
Kötüniyetli marka tescili; bir kişinin, başkasına ait olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu bir işareti, yurt içinde ya da yurt dışında kullanımda ya da tescilli olmasına karşın kendi adına tescil ettirme girişimidir. Bu girişim, tescil kurumunun sağladığı korumayı kötüye kullanarak başkasının markasından haksız yarar elde etmeyi hedefler. İçtihatta kötüniyet, yalnızca öznel bir bilme halini değil, basiretli bir tacitten beklenen bilme yükümlülüğünü de kapsar; dolayısıyla markanın fiilen bilinmesi aranmaz, bilinebilecek durumda olunması yeterlidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/11926, K. 2014/8450Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir tacitin dünyanın birçok ülkesinde tescilli bulunan rakip markayı günümüz teknik imkânlarıyla bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu gerekçede basiretli tacir ölçütü, bilme yükümlülüğünün değerlendirilmesinde belirleyici bir ölçüt olarak ortaya konulmuş; sektör içinde yer alan kişilerin başvuru tarihinden önce mevcut markayı bilebilecek konumda sayılacağı benimsenmiştir.
Yasal Dayanak: SMK m. 6/9 ve Nispi Red
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin 9. fıkrası, kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, kötüniyetli tescili nispi bir red gerekçesi olarak konumlandırmakta; itiraz olmaksızın re'sen ret yolunu bu fıkra kapsamında açmamaktadır. Kanun metni kötüniyetin tanımını ve ispat ölçütünü ayrıca belirlememekte, bu çerçeve yargı içtihadıyla şekillenmektedir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 6Kaynağı aç
Aynı maddenin 1. fıkrası, önceki tarihli tescilli bir markayla karıştırılma ihtimali — ilişkilendirme ihtimali dahil — bulunan başvuruların itiraz üzerine reddedileceğini düzenlemektedir. 3. fıkra ise başvuru ya da rüçhan tarihinden önce tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan bir işaret üzerinde hak elde eden kişilere, sonraki marka başvurusuna TürkPatent nezdinde itiraz hakkı tanımaktadır. 4. fıkra kapsamında ise Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi çerçevesindeki tanınmış markalarla aynı veya benzer nitelikteki başvurular, aynı veya benzer mal ya da hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilebilmektedir.
Marka Üzerindeki Öncelik Hakkı
Marka üzerindeki öncelik hakkı; o markayı meydana getiren, kullanan ve piyasaya tanıtan kişiye aittir. Bu kişi gerçek hak sahibi olarak nitelendirilmekte ve kötüniyetli tescil iddiasında temel hukuki konumu bu kişiye tanınmaktadır. Marka hukukundaki ülkesellik ve başvuruda öncelik ilkeleri, kötüniyetli başvuruların himaye edilmesi için araç olarak kullanılamaz.
TürkPatent Nezdinde İtiraz Yolu
Kötüniyetli tescile karşı kullanılabilecek ilk yol TürkPatent nezdindeki itiraz sürecidir. Başvuru sahibinin kötüniyetle hareket ettiği ileri sürülen durumlarda SMK m. 6/9 kapsamında itiraz yapılabilmektedir. Tescilsiz işaret sahipleri SMK m. 6/3 uyarınca, önceki tarihli tescil sahipleri SMK m. 6/1 uyarınca, tanınmış marka sahipleri ise SMK m. 6/4 uyarınca TürkPatent'e itirazlarını yöneltebilmektedir.
YİDK (Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu) kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibarıyla mevcut hukuki ve fiili duruma göre değerlendirme yapılması gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6281 E., 2024/7301 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde benimsenmiştir. Bu ilkenin kötüniyetli tescile ilişkin uyuşmazlıklara doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı söz konusu kararın kapsamı gözetilerek ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6281, K. 2024/7301Kaynağı aç
Mahkemede Hükümsüzlük Davası
Tescil gerçekleşmişse kötüniyetli tescile karşı ikinci ve daha kapsamlı yol hükümsüzlük davasıdır. SMK m. 25/2 uyarınca menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden talep edebilir. Dava, SMK m. 25/3 gereğince dava tarihinde marka sicilinde kayıtlı olan kişilere ya da hukuki haleflerine yöneltilir; Türk Patent ve Marka Kurumu bu davalarda taraf gösterilemez.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 25Kaynağı aç
Hükümsüzlük nedeni markanın yalnızca belirli mal veya hizmetlerini kapsıyorsa SMK m. 25/5 uyarınca kısmi hükümsüzlük kararı verilebilir; marka örneğini değiştirecek nitelikte bir hükümsüzlük kararı ise verilememektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/5961 E., 2018/455 K. sayılı kararında, tescilsiz kullanımın davalının başvurusundan önce başladığının kanıtlandığı gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve ilgili web adresine erişimin engellenmesine hükmedilmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır. Söz konusu karar 556 sayılı KHK m. 8/3'e dayanılarak açılmış bir davaya ait olmakla birlikte, tescilsiz kullanımın önceden kanıtlanmasının belirleyici rolünü somut biçimde ortaya koymaktadır; SMK dönemindeki uygulamanın aynı sonucu doğuracağı bu karar üzerinden kesin olarak söylenemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/5961, K. 2018/455Kaynağı aç
Davanın Doğru Tarafa Yöneltilmesi
Hükümsüzlük davası, SMK m. 25/3 uyarınca dava tarihindeki sicil kaydına göre belirlenen marka sahibine yöneltilmelidir. Başvuru dava tarihinden önce üçüncü bir kişiye devredilmişse, davanın devir alana karşı açılması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde bu ilke bir marka başvurusu ve karıştırma ihtimali uyuşmazlığında uygulanmıştır; ilkenin kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük davalarına taşınması, SMK m. 25/3'ün açık hükmüyle desteklenmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4221, K. 2024/490Kaynağı aç
Kötüniyetin Somut Kanıtla Desteklenmesi Zorunluluğu
Kötüniyet iddiası, soyut bir işaret benzerliği tespitine değil, dosyaya yansımış somut verilere dayanmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, kötüniyete ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmaması durumunda SMK m. 6/9 kapsamında tescil engelinin oluşmayacağı kabul edilmiştir. Aynı davada, davacının markasıyla dava konusu marka arasında işaret benzerliğinin bulunmaması nedeniyle SMK m. 6/5'ten kaynaklı tescil engelinin de oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine dayandığından kanun metninin zorunlu bir yorumu olarak değil, söz konusu davada benimsenen somut tespitler olarak okunmalıdır.
Ülkesellik İlkesi ve Yabancı Marka Sahipleri
Marka hukukunda ülkesellik ilkesi tescil ve koruma etkilerini ulusal sınırlarla çizer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, ülkesellik ve başvuruda öncelik ilkelerinin kötüniyeti himaye etmek amacıyla araç olarak kullanılmaması gerektiği ve aynı sektörde faaliyet gösteren tacitin yurt dışındaki tescilli markayı günümüz teknik imkânlarıyla bilebilecek konumda sayılması gerektiği vurgulanmıştır. Söz konusu karar 556 sayılı KHK dönemine ait olmakla birlikte bu gerekçe Yargıtay'ın onama kararına konu olmuştur; SMK dönemindeki uygulama açısından bağımsız ikinci bir karar bulunmamaktadır.
Beş Yıllık Sessiz Kalma Kuralı ve Kötüniyet İstisnası
SMK m. 25/6 uyarınca, önceki marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması, hükümsüzlük gerekçesini ileri sürme hakkını engeller. Ancak kanun bu kurala açık bir istisna getirmektedir: Sonraki tarihli markanın tescili kötüniyetli ise beş yıllık sessiz kalmadan doğan hak kaybı oluşmaz; önceki marka sahibi hükümsüzlük talebini her hâlde yöneltebilir. Bu istisna, kötüniyetli tescile karşı açılacak davalarda zaman baskısını ortadan kaldıran önemli bir güvence işlevi görmektedir. Beş yıllık sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı ise kanun metninde açıkça düzenlenmemiştir.
Tescilsiz marka kötüniyetli tescile karşı korunabilir mi?
SMK m. 6/3 kapsamında tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan işaret sahipleri, başvuru ya da rüçhan tarihinden önce hak elde etmiş olmaları koşuluyla, sonraki marka başvurusuna TürkPatent nezdinde itiraz hakkına sahiptir. Kanun metninde bu hak için aranan koşul, başvuru veya rüçhan tarihinden önce hak elde edilmiş olmasıdır. Tescilsiz kullanımın bu tarihten önce başladığının kanıtlanması belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır.
Kötüniyetli tescil davasını kim açabilir?
SMK m. 25/2 uyarınca menfaati bulunan herkes, Cumhuriyet savcıları ve ilgili kamu kurum ile kuruluşları hükümsüzlük davası açabilir. Dava, SMK m. 25/3 gereğince dava tarihindeki sicil kaydına göre marka sahibi konumundaki kişiye ya da hukuki halefine yöneltilir; başvuruyu yapan kişi markayı devretmişse devir alan muhatap alınır. Kurum davada taraf gösterilemez.
Kötüniyetli tescil iddiasını desteklemek için ne tür delil gerekmektedir?
Kötüniyet iddiası, dosyaya yansımış somut verilere dayanmalıdır. Soyut işaret benzerliği SMK m. 6/9 kapsamında tescil engeli doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, kötüniyete ilişkin somut veri bulunmamasının tescil engelini ortadan kaldırdığı belirtilmiştir. Başvuru tarihinde söz konusu işaretin yurt içinde ya da yurt dışında yaygın biçimde bilinip bilinmediği, dava dosyasında somut kanıtlarla ortaya konulması gereken olgular arasında yer almaktadır.
Yabancı markam Türkiye'de kötüniyetli tescile maruz kaldıysa ne yapabilirim?
Yabancı markalar da kötüniyetli tescile karşı TürkPatent nezdinde itiraz ve mahkeme aracılığıyla hükümsüzlük yoluna başvurabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, aynı sektörde faaliyet gösteren tacitin yurt dışındaki tescilli markayı bilebilecek konumda sayılacağı ve ülkesellik ile öncelik ilkelerinin kötüniyeti himaye etmek için araç olarak kullanılamayacağı benimsenmiştir. Bu karar 556 sayılı KHK dönemine ait olmakla birlikte Yargıtay onama kararına konu olmuştur.
Uzun süre sessiz kaldıysam hak kaybı oluşur mu?
SMK m. 25/6 uyarınca, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken önceki hak sahibinin birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması, hükümsüzlük gerekçesini engeller. Ancak sonraki tarihli tescil kötüniyetli ise kanun bu hak kaybı sonucunu açıkça dışlamaktadır. Beş yıllık sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı kanun metninde düzenlenmemiştir.
Kötüniyetli tescil iddiası itiraz yoluyla mı, mahkeme yoluyla mı ileri sürülmelidir?
Her iki yol da SMK kapsamında kullanılabilir. Tescil başvurusu henüz sonuçlanmamışsa SMK m. 6/9 uyarınca TürkPatent nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir; bu hüküm kötüniyetli tescili nispi bir red gerekçesi olarak düzenlemekte ve itiraz şartını zorunlu kılmaktadır. Tescil gerçekleşmiş ve sicile işlenmişse SMK m. 25/2 kapsamında menfaati olan kişiler mahkemede hükümsüzlük davası açabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

