Marka Hukukunda Kötüniyetli Tescil ve Başvuru Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
Marka Hukukunda Kötüniyetli Tescil ve Başvuru Yolları

Kötüniyetli Tescil Nedir

Kötüniyetli marka tescili; bir kişinin, başkasına ait olduğunu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu bir işareti, yurt içinde ya da yurt dışında kullanımda ya da tescilli olmasına karşın kendi adına tescil ettirme girişimidir. Bu girişim, tescil kurumunun sağladığı korumayı kötüye kullanarak başkasının markasından haksız yarar elde etmeyi hedefler. İçtihatta kötüniyet, yalnızca öznel bir bilme halini değil, basiretli bir tacitten beklenen bilme yükümlülüğünü de kapsar; dolayısıyla markanın fiilen bilinmesi aranmaz, bilinebilecek durumda olunması yeterlidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/11926, K. 2014/8450Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2013/11926 E.  ,  2014/8450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/03/2013 tarih ve 2011/131-2013/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardan bugüne kadar nizasız ve fasılasız olarak kullanmak suretiyle tanınmış hale getirdiği ve dünyanın birçok ülkesi ile WIPO ve … nezdinde 15.05.1998 tarih ve…no ile uluslararası 03. sınıfa dahil emtia için tescilli "J'…" markasının, davalılardan … Ltd. Şti.'nin görsel, biçimsel sesçil ve telaffuzunun kulakta bıraktığı izlenim ve çağrışım bakımından aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olan "J'…+Şekil" markasının diğer davalı … nezdinde 11.06.2004 tarih ve 2004/17… no ile uluslararası 14, 18, 24, 26, 35. sınıflara dahil emtia ve hizmetler için haksız ve hukuka aykırı surette marka olarak tescili başvurusunda bulunduğunu, anılan başvuruya karşı 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'nın 8. maddesine dayalı olarak yapılan itirazın ve yeniden değerlendirme isteğinin nihai olarak 19.04.2007 tarih ve 2006-M-3958 sayılı kararla reddedildiğini, öte yandan davalı şirketin "J'…+Şekil" ibareli, 25. sınıfta 16.05.2000 tarihinde tescilli 2000/09266 nolu bir markasının da bulunduğunu, kötüniyetli tescilin hükümsüzlük nedeni olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve hükümsüzlüğüne, 2000/09266 nolu markanın tescilinin hükümsüzlüğüne, davalı şirketin marka tescil başvurusu marka tescil belgesine bağlanmış ise marka tescilinin hükümsüzlüğüne, müvekkili şirketin "J'…" markasına davalının tescil ve tescil başvurusu yolu ile yaptığı vaki tecavüzlerinin tespitine, tecavüzlerin durdurulmasına ve önlenmesine, davalı şirketin "J'…+Şekil" markası tescil belgesine bağlanmamış ise davalı şirketin haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek 2 gazetede 15'er gün arayla 2'şer defa ilanına, iptal kararının … Resmi Marka Gazete'sinde şerh ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı … vekili, davanın yerinde olmadığını, müvekkili idarenin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı … Limited Şirketi vekili, davanın haksız ve her türlü mesnetten yoksun ve kötüniyetli olarak hukuk üzerinden haksız rekabet amacıyla açıldığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, davacının tanınmışlık ile ilgili sunduğu dergilerin hiçbirinin Türkiye'de yayımlanmadığını, … dışında yayımlanan dergilerin 58 adedinin 2000 yılı ve sonrasına ait olduğunu, 10 adedinin 1999 yılında yayımlandığını ve 4 adedinin ise hangi tarihte yayımlandığının anlaşılamadığını, davacının sunduğu delillerin tanınmışlığın kriterlerini karşılamadığını, davacının 15.05.1998 tarih ve 197346 tescil numaralı markası ile müvekkil şirkete ait iki adet tescilli markanın farklı olduğunu ve hiçbir karışıklık yaratmayacak şekilde tamamen farklı sınıflarda tescil edildiğini, davacı markasının parfümeri sınıfı için, müvekkil şirket markalarının ise ağırlıklı olarak tekstil ve kadın giyimine ilişkin sınıflar için tescilli olduğunu, farklı sınıflarda marka tesciline Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı KHK hükümlerinin cevaz verdiğini, 2000/09266 numarasıyla “J’…+KALP ŞEKİL” markasının 16.05.2000 tarihinden bugüne kadar müvekkil şirket tarafından çekişmesiz ve aralıksız kullanıldığını, müvekkili şirketin 2004/17708 numaralı “J’…+KALP ŞEKİL” ibareli başvurusunu da uzun yıllardan beri kullandığını, “J’…” markasını tasarladığı faaliyetlerine ek olarak farklı sınıflar için de tescil ettirmek istediğini, müvekkilinin 2000/09266 tescil numaralı “J’…+…” ibareli markasının 16.05.2000 tarihinden beri tescilli olup tekstil sektöründe 7 yılı aşkın süredir ve etkin bir şekilde kullandığını, bu nedenle Paris Sözleşmesi’nin 6/2. maddesi gereğince hükümsüzlük davası açılamayacağını, 556 sayılı KHK’nin 42/a maddesine göre de 7 yılı aşkın süredir etkin şekilde kullanımdan dolayı hükümsüzlük davası açılamayacağını, 7 yıllık etkin kullanımdan sonra hükümsüzlük davası açılmasının hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacının kötüniyet iddialarının da temelsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının gerek 2004/1… kod nolu marka başvurusunun gerekse de 2000/09…kod nolu markasının iyi niyetli başvuru ve tesciller olmadığı, zira davacı ile aynı alanda iş yapan moda sektörü ile ilişkili alanda ticaret yapan davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığı, aynı iş kolunda ticaret yapan davalının her iki markasının başvuru tarihi itibariyle dünyanın birçok ülkesinde tescilli yapılmış davacının tanınmış markasının varlığından haberdar olmamasının bu günkü teknik imkanlarla bilmemesinin mümkün olmadığı, basiretli tacir kavramına göre bilmesi gerekmeyip markayı bilebilecek durumda olması yeterli olduğu, davacının tanınmışlığından yararlanma amacıyla hareket ederek her iki marka başvurusunda kötüniyetli olduğu, ayrıca davacı markası ile görünüm okunuş ve genel izlenim itibariyle yakın benzerlik taşıyan Türkçe'de kullanılmayan yabancı bir sözcük olan her yerde sıklıkla kullanılan bir kelime olmayan bir markasının aynısının marka olarak başvuruda bulunulmasının rastlantı olmadığı, dolayısıyla davalının kötü niyetinin açık olduğu, ayrıca davacı markasının ilgili sektörde tanınmış olduğu, davalıya ait 2000/09… kod nolu marka başvuru aşamasında da davacının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla hareket ettiği her iki başvuru aşamasında kötüniyetli olduğu, kötüniyetli tescilde belli bir sürede öngörülmeyip her zaman dava açılabileceği gerekçesiyle … YİDK’nın 19/04/2007 tarih 2006-M-3958 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 2004/17… kod nolu J’… +Şekil markasının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli 2000/09…kod nolu J’… + KALP şekil markasının kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, haksız rekabetin tespiti ve durdurulması talebinin yalnızca marka başvurusunda bulunmak haksız rekabetin yaratılması için yeterli olmadığı, başvuruda bulunan işaretle ilgili olarak tescil edilmeden kullanıldığı ve davacının markasının tescilli olduğu sınıflar da gözetilerek haksız rekabet yarattığı hususunun ispat edilemediği ve marka başvurusu ile ilgili YİDK iptal ve hükümsüzlük kararının ilan edileceğine dair yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin fazlaya dair taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 05/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir tacitin dünyanın birçok ülkesinde tescilli bulunan rakip markayı günümüz teknik imkânlarıyla bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Bu gerekçede basiretli tacir ölçütü, bilme yükümlülüğünün değerlendirilmesinde belirleyici bir ölçüt olarak ortaya konulmuş; sektör içinde yer alan kişilerin başvuru tarihinden önce mevcut markayı bilebilecek konumda sayılacağı benimsenmiştir.

Yasal Dayanak: SMK m. 6/9 ve Nispi Red

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin 9. fıkrası, kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, kötüniyetli tescili nispi bir red gerekçesi olarak konumlandırmakta; itiraz olmaksızın re'sen ret yolunu bu fıkra kapsamında açmamaktadır. Kanun metni kötüniyetin tanımını ve ispat ölçütünü ayrıca belirlememekte, bu çerçeve yargı içtihadıyla şekillenmektedir.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları

Aynı maddenin 1. fıkrası, önceki tarihli tescilli bir markayla karıştırılma ihtimali — ilişkilendirme ihtimali dahil — bulunan başvuruların itiraz üzerine reddedileceğini düzenlemektedir. 3. fıkra ise başvuru ya da rüçhan tarihinden önce tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan bir işaret üzerinde hak elde eden kişilere, sonraki marka başvurusuna TürkPatent nezdinde itiraz hakkı tanımaktadır. 4. fıkra kapsamında ise Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi çerçevesindeki tanınmış markalarla aynı veya benzer nitelikteki başvurular, aynı veya benzer mal ya da hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilebilmektedir.

Marka Üzerindeki Öncelik Hakkı

Marka üzerindeki öncelik hakkı; o markayı meydana getiren, kullanan ve piyasaya tanıtan kişiye aittir. Bu kişi gerçek hak sahibi olarak nitelendirilmekte ve kötüniyetli tescil iddiasında temel hukuki konumu bu kişiye tanınmaktadır. Marka hukukundaki ülkesellik ve başvuruda öncelik ilkeleri, kötüniyetli başvuruların himaye edilmesi için araç olarak kullanılamaz.

TürkPatent Nezdinde İtiraz Yolu

Kötüniyetli tescile karşı kullanılabilecek ilk yol TürkPatent nezdindeki itiraz sürecidir. Başvuru sahibinin kötüniyetle hareket ettiği ileri sürülen durumlarda SMK m. 6/9 kapsamında itiraz yapılabilmektedir. Tescilsiz işaret sahipleri SMK m. 6/3 uyarınca, önceki tarihli tescil sahipleri SMK m. 6/1 uyarınca, tanınmış marka sahipleri ise SMK m. 6/4 uyarınca TürkPatent'e itirazlarını yöneltebilmektedir.

YİDK (Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu) kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibarıyla mevcut hukuki ve fiili duruma göre değerlendirme yapılması gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/6281 E., 2024/7301 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde benimsenmiştir. Bu ilkenin kötüniyetli tescile ilişkin uyuşmazlıklara doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı söz konusu kararın kapsamı gözetilerek ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6281, K. 2024/7301Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/6281 E.  ,  2024/7301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1303 Esas, 2023/1068 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2022/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2017/29810, 2015/84820 sayılı "…", "… …" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “…” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/58810 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından başvuruya itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin ilk olarak “…” ibaresini 2006 yılında kullanmaya başladığını, markası için ciddi yatırımlar yaptığını, “…” ve “…” markaları üzerinde uzun yıllardır kullanım sonucu gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait “…” ibareli markalar ile tesciline itiraz edilen davalı “…” markası arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunması nedeni ile müvekkilinin haklarının ihlalinin söz konusu olduğunu, müvekkili adına tescilli olan 2017/29810 nolu “…” markasına dair, iş bu itiraz konusu marka sahibi tarafından itiraz edildiğini, “…” ibaresinin benzer olduğu iddialarında bulunulduğunu, ancak bu itirazların kabulüne dair kararın iptali için, müvekkili tarafından Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/301 E. no ile dava açıldığını, bu davanın da kısmen müvekkili lehine sonuçlandığını ve müvekkiline ait “…” markasının 41 ve 35. sınıflarda tescili gerektiği, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının açık bir şekilde tespit edildiğini, müvekkilinin söz konusu markayı uzun yıllardır Türkiye’de ve oldukça tanınmış organizasyonlarda kullandığını, markaya da yatırımlar yapıldığını, dava konusu tescil sınıflarında marka tüketici nezdinde kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı yanın başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-3579 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/58810 başvuru numaralı "…" ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, YİDK karar tarihinde, itiraz gerekçesi 2017/29810 sayılı ve "…" ibareli markanın hükümden düşmüş olduğunu, söz konusu marka başvurusunun 2018-M-4483 sayılı YİDK kararı ile reddedilmiş olduğundan, dava konusu 2018/58810 sayılı markanın incelenmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dava konusunun 2018/58810 sayılı ve “…” ibareli marka olduğunu, markanın münhasıran kelime unsurundan oluştuğunu, ibare bir bütün olarak markanın esas unsurunu oluşturduğunu, “Benim Festivalim” anlamına gelen markanın, davacının itiraza mesnet 2015/84820 sayılı markası ile farklı bir birlik ve bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunun görüleceğini, davacının 2015/84820 sayılı markası incelendiğinde, markanın kelime, şekil ve renk unsurlarını esas unsur olarak ihtiva ettiğini, markanın “…” ibaresiyle başlamakta olduğunu, ibarenin koyu renkte kalın harfler kullanılarak oluşturulduğunu, ibaredeki “Y” harfi yerine özgün bir logo kullanıldığını, söz konusu ibare ve logo davalı markasında yer almadığını, markanın bütün olarak okunup algılanacağından, davacı markasındaki “…” unsurunun ve “Y” harfi yerine kullanılan logonun markalar arasında iltibası kaldıracak farklı esas unsur kullanımları olduğunun görüleceğini, davacı markasında yer alan “…” ibaresi ile davalı markasında yer alan “…” ibarelerinin, görsel işitsel ve anlamsal düzeyde farklı olduğunu, farklı kelimelerle başlayan markalardan “…” “mayıs festivali”, “…” ise “benim festivalim” anlamına geldiğini, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilleri şirket adına “…” markasının ilk defa 2002 yılında tescil ettirildiğini, daha sonra da “…” ibaresini esas unsur olarak içeren pek çok seri marka oluşturduğunu, dava konusu müvekkilleri adına tescilli 2018/58810 sayılı “…” markasının müvekkillerinin “…” ibareli markalarının serisi niteliğinde olduğunu ve müvekkilleri adına tescilinin hukuka uygun olduğunu, müvekkilleri adına tescil edilen 2018 58810 sayılı dava konusu “…” markasının kötüniyetli olduğunu kabul edilemeyeceğini, işbu davanın YİDK karar iptal davası olduğundan YİDK kararının verildiği tarihteki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka ile davacı yanın markaları karşılaştırıldığında, davaya konu markanın dava konusu edilen 35., 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının davacı yanın markalarında yer alan hizmetler ile aynı / aynı tür olduğu, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “…” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "…+şekil", "… …+şekil" ibarelerinden oluştuğu, marka hukuku açısından taraf markalarının, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirilmesi esas olacağından, taraf markalarında yer alan “…” ibarelerin benzer nitelikte olduğu, okunuşlarının da İngilizce/Türkçe okunması halinde aynı olacağının kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte, davacı markalarından 2015 84820 sayılı markasında yer alan “…” unsuru ve şeklin markalardaki söz konusu benzerlik derecesini düşürdüğü, davacı markasında yer alan “… …” ibaresi içerisindeki “…” ibaresinin de markanın esas unsuru olarak sayılması gerektiği, bu markanın davaya konu marka ile benzer kabul edilmeyeceği, diğer taraftan hükümden düşen 2017/29810 sayılı markanın içerdiği unsurlar, ibarelerin okunuşlarındaki ve anlamlarındaki aynılık markaların birbirlerine yakınlaştırmakta, davacı her ne kadar davacı yanın markasında görsel öğeler yer almakta ise bu öğelerin ayırt edicilikleri olmadıkları değerlendirmekle davaya konu marka ile 2017/29810 sayılı markanın bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer oldukları, davalı yanın, dava konusu “ …” markasını gören bir tüketicinin, bu markayı davalının “… şekil” markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan somut olayda davacı yanın, davaya konu 2018/58810 sayılı “…” markasını başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak kullandığı 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetleri açısından hükümsüzlük nedeninin oluştuğu, somut davada davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu hizmetleri açısından hükümsüzlük nedeninin oluştuğu, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2019-M-3579 sayılı kararının 35, 39 ve 41. sınıflar yönünden iptaline, 2018/58810 sayılı markanın 35, 39 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiş karar verilmiş, hüküm davalı TÜRKPATENT vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TÜRKPATENT tarafından bazı marka tescil başvurularının işlem dosyasına "müddet" kaydı koyulmasının ve bu markaların hükümden düşmüş olduğu gerekçesiyle benzerlik incelemesinde dikkate alınmasının, bu kaydın mevcut hukuki ve fiili durumla uyuşmaması halinde yerinde olmayacağı, nitekim somut uyuşmazlıkta da davacının itirazına dayanak 2017/29810 numaralı marka tescil başvurusu hakkındaki, Ankara 3. FSHHM'nin kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarih, 2021/3283 E. ve 2022/7138 K. sayılı kararı ile kısmen davacı yararına onandığı, dolayısıyla davacının 2017/29810 numaralı marka tescil başvurusunun, YİDK karar tarihinde ve halen hukuki varlığını sürdürdüğü, YİDK kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibariyle mevcut hukuki ve fiili duruma göre karar verilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu YİDK karar tarihinde, hukuki varlığını sürdüren davacının marka tescil başvurusunun, benzerlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği, bunun aksinin kabulünün mükerrer marka tescillerine yol açacağı, bu bağlamda dava konusu marka ile davacı yanın markaları karşılaştırıldığında, kapsamlarının aynı / aynı tür olduğu, davalının başvurusu standart karekterle yazılmış “…” ibaresinden oluşurken, davacının itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "…+şekil", "… …+şekil" ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarında yer alan “…” ibarelerin benzer nitelikte olduğu, bununla birlikte, davacı markalarından 2015 84820 sayılı “… …” ibareli markasının davaya konu marka ile benzer bulunmadığı, davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası 2017/29810 sayılı markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan somut olayda davacı yanın, davaya konu 2018/58810 sayılı “…” markasının başvuru tarihinden önce tescilsiz kullanmış olduğu işaret kapsamında, 41. sınıf açısından SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında hak elde ettiği, ayrıca dosya kapsamındaki hükümsüzlük davası yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemede Hükümsüzlük Davası

Tescil gerçekleşmişse kötüniyetli tescile karşı ikinci ve daha kapsamlı yol hükümsüzlük davasıdır. SMK m. 25/2 uyarınca menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden talep edebilir. Dava, SMK m. 25/3 gereğince dava tarihinde marka sicilinde kayıtlı olan kişilere ya da hukuki haleflerine yöneltilir; Türk Patent ve Marka Kurumu bu davalarda taraf gösterilemez.

6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. (3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. (4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz. (5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez. (6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. (7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. İptal hâlleri ve iptal talebi

Hükümsüzlük nedeni markanın yalnızca belirli mal veya hizmetlerini kapsıyorsa SMK m. 25/5 uyarınca kısmi hükümsüzlük kararı verilebilir; marka örneğini değiştirecek nitelikte bir hükümsüzlük kararı ise verilememektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/5961 E., 2018/455 K. sayılı kararında, tescilsiz kullanımın davalının başvurusundan önce başladığının kanıtlandığı gerekçesiyle davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve ilgili web adresine erişimin engellenmesine hükmedilmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır. Söz konusu karar 556 sayılı KHK m. 8/3'e dayanılarak açılmış bir davaya ait olmakla birlikte, tescilsiz kullanımın önceden kanıtlanmasının belirleyici rolünü somut biçimde ortaya koymaktadır; SMK dönemindeki uygulamanın aynı sonucu doğuracağı bu karar üzerinden kesin olarak söylenemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/5961, K. 2018/455Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/5961 E.  ,  2018/455 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2016 tarih ve 2014/683-2016/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin …. markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin Turunç beldesindeki arazisi üzerinde apart kompleksi inşa ederek 1989 yılında …OTEL adıyla işletmeye açtığını, 1989 yılından bu yana "…." markasını 43. sınıfta yer alan hizmetler için tescilsiz olarak kullandığını, turizm sektöründe meşhur ve bilinir hale getirdiğini, Turunç'a 24 km uzaktaki Bozburun beldesinde…. Hotel adıyla davalıya ait tesisin açıldığını, davalıya ihtarda bulunulduğunu, davalının kötü niyetli tescilde bulunarak müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma amacı güttüğünü, 556 sayılı KHK'nın-8/3. maddesi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğünü, markanın sicilden terkinini, www…..hotel.com adresine erişimin engellenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin Marmaris ilçesinin Bozburun bölgesinde on beş odalı butik otel tarzında inşa edilmiş ve denize sıfır tesisini 30.03.2012 tarihinde …. BOUTIQUE HOTEL olarak tescil ettirdiğini, "…." kelimesinin M.Ö. 412 yılından beri kullanılan eski bir Yunanca bir kelime olduğunu, gemilerin toplandığı yer olarak bilindiğini, pek çok yerde ve değişik alanlarda kallanıldığını, müvekkilinin tesisinin denize sıfır konumda ve Bozukkale Antik Kentine çok yakın olduğunu, davacının tesisinin ise müşterilerini denize taşıma yolu ile ulaştırabildiğini ve bu sebeple kendi otelinin daha çok tercih edildiğini, farklılıkları sebebiyle rekabete düşme imkanı olmadığını ve tescilin iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyularak, davacı markasının davalının marka başvurusundan önceki bir tarihte ve yine aynı ya da benzer mal veya hizmetler üzerinde tescilsiz marka olarak kullanıldığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı … adına tescilli …. markasının hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, www…..hotel.com adresine erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Davanın Doğru Tarafa Yöneltilmesi

Hükümsüzlük davası, SMK m. 25/3 uyarınca dava tarihindeki sicil kaydına göre belirlenen marka sahibine yöneltilmelidir. Başvuru dava tarihinden önce üçüncü bir kişiye devredilmişse, davanın devir alana karşı açılması gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde bu ilke bir marka başvurusu ve karıştırma ihtimali uyuşmazlığında uygulanmıştır; ilkenin kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük davalarına taşınması, SMK m. 25/3'ün açık hükmüyle desteklenmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4221, K. 2024/490Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/4221 E.  ,  2024/490 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1054 Esas, 2022/393 Karar DAVALILAR :1-… vekili Avukat … 2-Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat … DAVA TARİHİ : … HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/389 E., 2019/546 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin T/02601, 2006/20051, 2007/18486, 2010/12217, 2011/25046, 2011/25047, 2011/25048, 2011/34154, 2012/104732, 2013/26866, 2013/26891, 2013/26872, 2013/55667, 2013/55575, 2013/86297, 2013/86298, 2013/86301, 2014/31594, 2014/67294, 2014/67301, 2014/67309, 2014/67317, 2015/19202, 2015/41936, 2015/41932, 2016/04488, 2016/07750, 2016/07740, 2016/09712, 2016/11100, 2016/37421, 2016/54732, 2016/54740, 2016/54759, 2016/54749, 2016/78464 sayılı ve "tp+şekil", "tppd+şekil", "tp+şekil", "şekil", "tp türkiye petrolleri+şekil", "tp türkiye petrolleri+şekil", "tp gaz", "tr türkiye petrolleri", "tp ekstra disel+şekil", "tp ekstra dizel", "tp ekstra kurşunsuz+şekil", "tp rehber ile bütün yollar türkiye petrolleri'ne çıkar", "tp gaz", "tp taşıt tanıma", "tp otoyakıt", "tp taşıtmatik", "türkiye petrolleri", "tpa", "tp türkiye petrolleri+şekil", "tp turkish petroleum+şekil", "tpao", "türkiye petrolleri sermayesi devletin kazancı milletin", "tp türkiye petrolleri gücü hisset", "tp turkish petroleum feel the power", "tp noktası türkiye petrolleri", "tp türkiye petrol", "tp türkiye petrol", "tp gaz", "tp gaz", "…ve iştirakleri personeli biriktirme ve yardımlaşma sandığı+şekil", "tpuan+şekil", "tp turkish petroleum", "tp türkiye petrolleri+şekil", "tpuan", "türkiye petrolleri" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “tepegaz” ibaresini 04, 06, 35, 37.sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/73085 kod numarasını alan başvuruya müvekkilinin itirazının, YİDK'nun 2018-M-6266 sayılı kararı ile kısmen kabul edilerek 06 ve 35.sınıftaki bazı mal/hizmetlerin başvurudan çıkarıldığını, oysa dava konusu markanın müvekkilinin "TP" ibareli seri markalarının esas unsurunun telaffuzunu aynen içerdiğini ve bu haliyle müvekkilinin "TP" ibareli seri markalarından bir yenisi gibi algılanacağını, davaya konu markada yer alan “gaz” ibaresinin de müvekkilinin tescili kapsamında olup, aynı zamanda ana faaliyet alanlarından birisi bulunduğunu, dolayısıyla “tepegaz” ibaresini gören makul bir kişinin, bu markayı müvekkilinin markalarıyla özdeşleştirmesinin ve müvekkilinin markalarının serilerinden biri olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin itirazlarına dayanak yaptığı markalarının tamamının, dava konusu başvuru ile benzer ve aynı sınıfları kapsadığını, başvurunun tüm sınıflarda reddedilmesinin gerektiğini, tanınmışlıktan kaynaklı tescil engeli ile ilgili koşulların da oluştuğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2018-M-6266 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde, husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin 2017/73085 sayılı “TEPEGAZ” marka tescil başvurusunu 04.01.2018 tarihli devir senedi ile iktisap ettiğini, taraf markalarının birbirine benzemediğini, davacının markalarının tümünün ayırt edici unsurunun kırmızı güneş figürü içerisinde "TP" ibaresi olduğunu, müvekkilinin markasının ayırt edici ibaresinin ise anlamı "yüksekteki mahal", "yüksek yer" demek olan "TEPE" kelimesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın bir bütün olarak TEPEGAZ ibaresinden oluştuğu, davacının dayanak markaları arasında yer alan TP GAZ ibareli markalar ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve görsel-işitsel unsurların etkisiyle ortaya çıkan anlamsal benzerlik ilişkisi bulunduğunu, markaların karşılaştırmasında bütünsel karşılaştırmanın esas olması nedeniyle davacının salt “TP” ibaresini içeren veya bu ibareyi esas unsur olarak içeren markaları ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığı, TP ibaresi ilgili tüketici kesimi nazarında ve davacının dayanak markalarının bir kısmında da açılım olarak yer verilmiş olan Türkiye Petrolleri’ni ifade edeceği, bütünsel karşılaştırma ilkesi, taraf markalarının ilgili tüketici kesiminde bıraktığı görsel, işitsel ve anlamsal algı doğrultusunda dava konusu "tepegaz" markası ile davacının TP GAZ ibaresini içeren 2011/34154, 2013/55575, 2016/ 09712, 2016/11100 tescil numaralı "TP Gaz", "TPGAZ+şekil", "TP Gaz+şekil", "TPGaz+şekil" markaları arasında benzerlik ve ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu, dava konusu marka ile davacının marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında dayanak yaptığı markalarından 2011/34154, 2013/55575, 2016/09712, 2016/11100 tescil numaralı markalar arasında işaret benzerliği bulunduğu, ancak, markaların kapsamlarına ilişkin değerlendirmeler kapsamındaki işaret benzerliğini havi davacı markalarından sadece 2013/55575, 201609712 ve 2016/11100 sayılı markalar ile dava konusu markanın tescile bağlandığı mal/hizmetler arasında kısmi benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın tescil kapsamında bulunan 35.sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yangın söndürücü maddeler. Araç tekerlekleri için metal takozlar, Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: Metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" 37. sınıf "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve yakıt dolumu)" açısından davacının 2013/55575 2016/09712 ve 2016/11100 sayılı markaları arasında aynılık/benzerlik bulunduğu, dolayısıyla belirtilen hizmetler bakımından dava konusu marka ile davacının 2013/ 55575 2016/09712 ve 2016/11100 sayılı markaları arasında ilgili tüketici nazarında markaların birbiriyle idari/ekonomik bağ içinde olduğu algısına ulaşılması mümkün olduğundan karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu yapılmış olan YİDK kararı kapsamında da uyumlu olarak davacının “tp gaz” ibareli markaları ile karıştırılma ihtimali bulunduğunun tespit edildiği, ancak, söz konusu tespitte davacının dayanak markaları veya kapsamları bakımından hataya düşüldüğü, dava konusu YİDK kararında karıştırılma ihtimaline dayanak alınan “tp gaz” ibareli markaların sadece 2013/55575 ve 2016/11100 tescil numaralı markalar olmadığı, kapsam ve işaret benzerliği içeren davacının bir diğer markasının; 2016/09712 tescil numaralı marka olduğu, YİDK kararında göz ardı edilmiş olduğu tespit edilen 2016/09712 tescil numaralı “tp gaz” ibareli marka kapsamındaki 37. sınıftaki hizmetler, dava konusu markada tesciline karar verilen 37. sınıftaki hizmetler ile aynı olduğu, ayrıca YİDK kararında davacının 2013/55575 tescil numaralı markasının kapsamındaki perakendecilik hizmetine konu olan “yangın söndürücü maddeler” açısından da kapsam karşılaştırmasında hataya düşüldüğü, ilaveten YİDK kararına mesnet alınan davacının 2016/11100 sayılı markasının kapsamındaki 06. sınıftaki “Araç tekerlekleri için metal takozlar” malları, dava konusu markanın kapsamındaki 35. son sınıftaki perakendecilik hizmetleri kapsamında bir araya getirilerek müşterilere sunulan mallar arasında yer almasına rağmen YİDK kararında göz ardı edildiği, tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde, dava konusu yapılan YİDK kararının dava konusu markanın tesciline dair verilen kararın 35. sınıf "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yangın söndürücü maddeler. Araç tekerlekleri için metal takozlar, Barınma, saklama, muhafaza etme, kaplama, sarma, çevreleme, depolama, yerleştirme amaçlı metalden malzemeler ve araçlar: Metalden tüpler, metal kaplar, madeni depolar, metal nakliye sandıkları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) " 37.sınıf " Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve yakıt dolumu)" mal ve hizmetleri açısından kısmen iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmitir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin müvekkilinin yalnızca “tp gaz” ibareli markaları ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunduğu tespitine katılmanın mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkilinin 2015/105210 numaralı “tpgaz” ibareli markasının da mahkemece benzer görülen markaların arasında sayılmadığını, dava konusu başvuru markası ile müvekkilinin T/02601 numaralı ve “TP” ibareli tanınmış markasının benzemediği gerekçesiyle ilgili madde kapsamında tescil engelinin oluşmadığı kanaatinin de hatalı olduğunu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının da müvekkili yararına oluştuğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının itiraza dayanak markalarından sadece 2013/55575 ve 2016/11100 numaralı "tp gaz" ibareli markaların başvuru markası ile belli bir düzeyde benzer olduğunu, kalan itiraz markaları ile başvuru markasının benzer olmadığını, başvurudaki "tepe" ibaresinin anlamı olan bir ibare olduğunu, "TP" ibaresinin ise davacının "Türkiye Petrolleri" ibaresinin kısaltması olduğunu, sonuçta tarafların markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası şartlarının davacı yararına oluşmadığını, davalının kötü niyetli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 3.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili hakkındaki davanın "husumet yokluğu" nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının "tp" ibareli markalarının, müvekkilinin başvurusu ile benzer olamadığını, kaldı ki benzer kabul edilen 2013/55575, 2016/11100, 2016/09712, 2011/34154 sayılı markaların hiçbirinin 37. sınıftan "kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir, akaryakıt dolumu)" hizmetlerini kapsamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu başvurunun dava dışı Şakir Memikoğlu tarafından yapılsa da, dava tarihinden önce davalı …'ye devredildiği, dolayısıyla işbu davanın doğru davalıya yöneltildiği, davalının başvurusunun bir bütün olarak "TEPEGAZ" ibaresinden oluştuğu, davacının itirazında dayandığı bir kısım markalarında "TP" ibaresinin ön planda olmadığı, bir kısım markalarında "TP" ibaresi asıl unsur ise de, görsel açıdan ciddi ayırt edicilik oluşturan ve farklılık yaratan şekil ve renk unsurları içerdiği, ilgili tüketici kesimi tarafından, bu durumda harf kısaltması ile davalı başvurusu arasında ilişki kurmayacağı, davacının diğer markalarının da "TP" ibaresi dışında farklı sloganlar içerdiği, dolayısıyla mahkemece dava konusu başvuru ile davacının sadece itiraza dayanak "TP GAZ" ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve görsel-işitsel unsurların etkisiyle ortaya çıkan anlamsal benzerlik ilişkisinin bulunduğunun ve davacı markalarından sadece 2013/55575, 2016/09712 ve 2016/11100 sayılı markaların tescile bağlandığı mal/hizmetler bakımından kısmi benzerlik olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gibi, somut uyuşmazlığa 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma imkânının olmadığının, davacının tanınmış markası ile dava konusu marka arasında işaret benzerliğinin bulunmaması nedeniyle, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasından kaynaklı bir tescil engelinin oluşmayacağının ve somut davada davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığının kabul edilmesinde de bir isabetsizliğin olmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurulması gerektiği, ancak her ne kadar davacı tarafça davalı başvurusunun yayınına itirazına dair 12.01.2018 tarihli dilekçesinde, 2015/105210 numaralı ve "TP GAZ" asıl unsurlu markasına dayanılmamışsa da, hükümsüzlük istemini de havi dava dilekçesinde anılan markaya dayanıldığı, dolayısıyla mahkemece hükümsüzlük istemi yönünden anılan markanın da incelenmesi gerekirken, bu marka hakkında hiçbir incelemenin ve değerlendirmenin yapılmamasının doğru olmadığı, Dairelerince dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile TÜRKPATENT internet sitesinden yapılan incelemeden, 2015/105210 numaralı markanın 4, 6 ve 37. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli bulunduğu, bu markanın tescilli olduğu emtia sınıfları ile davacının 2016/09712 numaralı ve "TP GAZ" asıl unsurlu markasının mal ve hizmet sınıflarının aynı olduğu, Mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında sektör bilirkişinin de bulunduğu uzman heyet raporundaki tespitler dikkate alındığında, davacının 2015/105210 numaralı ve "TP GAZ" asıl unsurlu markasının benzerlik itirazında dikkate alınması halinde dahi sonucun değişmeyeceği ve mahkemece tarafların markalarının benzer bulunduğu mal ve hizmetlerle aynı emtialarda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece, davacının 2015/105210 numaralı ve "TP GAZ" asıl unsurlu markasının da incelenmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, anılan markanın incelenmeden hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu vekili ile … vekilinin yerinde görülmeyen tüm ve davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu markanın müvekkilinin TP ibareli seri markalarının esas unsurunun okunuşunu/telafuzunu ve yan unsurunu aynen içerdiğini ve bu haliyle müvekkilinin TP ibareli seri markalarından bir yenisi gibi algılandığını, müvekkili markalarının yüksek derecede tanınmışlığa haiz markalar olduğunu ve dava konusu ''tepegaz'' markasının müvekkili markaları ile benzerlik arz ettiğini, bu yönüyle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası kapsamında korunması gerektiğini, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında dava konusu marka başvurusunun reddinin gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının haksız gerekçelerle reddedildiğini, müvekkilinin tescil edilen markası ile davacının markası arasında işitsel/görsel/kavramsal benzerlik bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince taleplerinin ve beyanlarının yeterli bir şekilde değerlendirilmediğini, dava konusu marka ile davacının markalarının tüketici nezdindeki algılarının araştırılmadığını, belgeler üzerinden yüzeysel inceleme yapıldığını, oysa ortalama bir tüketici ''TEPE'' kelimesi ile ''TP'' harf birleşimini benzetmesinin mümkün olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararındaki eksik inceleme hatalarını fark ettiğini, ancak sonuca etkisi olmadığına kanaat getirdiğini, somut olayın özel bilgi ve uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmaksızın hatanın sonuca etkisi olmadığına dair hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davanın konusunun kurum kararının iptali olduğunu, ancak davacının TÜRKPATENT kararına itirazlarının dışına çıktığını, farklı sebeplerle kararın iptalinin mahkemeden talep ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı taraf, başvuru markasının bütününden itiraz markaları ile karıştırma ihtimalinden bahisle benzerlik iddiasında bulunduğunu, bu durumun bütünsel yaklaşıma, dolayısıyla marka hukuku ilkelerine aykırı olduğunu, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, diğer farklı unsurları görmeksizin parçalara bölerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, dava konusu ''tepegaz'' ibareli başvuru markasını görenlerin markayı davacının müvekkili kurumca benzer bulunmayan itiraz markaları olarak algılamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kötüniyetin Somut Kanıtla Desteklenmesi Zorunluluğu

Kötüniyet iddiası, soyut bir işaret benzerliği tespitine değil, dosyaya yansımış somut verilere dayanmalıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, kötüniyete ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmaması durumunda SMK m. 6/9 kapsamında tescil engelinin oluşmayacağı kabul edilmiştir. Aynı davada, davacının markasıyla dava konusu marka arasında işaret benzerliğinin bulunmaması nedeniyle SMK m. 6/5'ten kaynaklı tescil engelinin de oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine dayandığından kanun metninin zorunlu bir yorumu olarak değil, söz konusu davada benimsenen somut tespitler olarak okunmalıdır.

Ülkesellik İlkesi ve Yabancı Marka Sahipleri

Marka hukukunda ülkesellik ilkesi tescil ve koruma etkilerini ulusal sınırlarla çizer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, ülkesellik ve başvuruda öncelik ilkelerinin kötüniyeti himaye etmek amacıyla araç olarak kullanılmaması gerektiği ve aynı sektörde faaliyet gösteren tacitin yurt dışındaki tescilli markayı günümüz teknik imkânlarıyla bilebilecek konumda sayılması gerektiği vurgulanmıştır. Söz konusu karar 556 sayılı KHK dönemine ait olmakla birlikte bu gerekçe Yargıtay'ın onama kararına konu olmuştur; SMK dönemindeki uygulama açısından bağımsız ikinci bir karar bulunmamaktadır.

Beş Yıllık Sessiz Kalma Kuralı ve Kötüniyet İstisnası

SMK m. 25/6 uyarınca, önceki marka sahibinin sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması, hükümsüzlük gerekçesini ileri sürme hakkını engeller. Ancak kanun bu kurala açık bir istisna getirmektedir: Sonraki tarihli markanın tescili kötüniyetli ise beş yıllık sessiz kalmadan doğan hak kaybı oluşmaz; önceki marka sahibi hükümsüzlük talebini her hâlde yöneltebilir. Bu istisna, kötüniyetli tescile karşı açılacak davalarda zaman baskısını ortadan kaldıran önemli bir güvence işlevi görmektedir. Beş yıllık sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı ise kanun metninde açıkça düzenlenmemiştir.

Tescilsiz marka kötüniyetli tescile karşı korunabilir mi?

SMK m. 6/3 kapsamında tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan işaret sahipleri, başvuru ya da rüçhan tarihinden önce hak elde etmiş olmaları koşuluyla, sonraki marka başvurusuna TürkPatent nezdinde itiraz hakkına sahiptir. Kanun metninde bu hak için aranan koşul, başvuru veya rüçhan tarihinden önce hak elde edilmiş olmasıdır. Tescilsiz kullanımın bu tarihten önce başladığının kanıtlanması belirleyici bir unsur olarak öne çıkmaktadır.

Kötüniyetli tescil davasını kim açabilir?

SMK m. 25/2 uyarınca menfaati bulunan herkes, Cumhuriyet savcıları ve ilgili kamu kurum ile kuruluşları hükümsüzlük davası açabilir. Dava, SMK m. 25/3 gereğince dava tarihindeki sicil kaydına göre marka sahibi konumundaki kişiye ya da hukuki halefine yöneltilir; başvuruyu yapan kişi markayı devretmişse devir alan muhatap alınır. Kurum davada taraf gösterilemez.

Kötüniyetli tescil iddiasını desteklemek için ne tür delil gerekmektedir?

Kötüniyet iddiası, dosyaya yansımış somut verilere dayanmalıdır. Soyut işaret benzerliği SMK m. 6/9 kapsamında tescil engeli doğurmaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4221 E., 2024/490 K. sayılı kararında onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde, kötüniyete ilişkin somut veri bulunmamasının tescil engelini ortadan kaldırdığı belirtilmiştir. Başvuru tarihinde söz konusu işaretin yurt içinde ya da yurt dışında yaygın biçimde bilinip bilinmediği, dava dosyasında somut kanıtlarla ortaya konulması gereken olgular arasında yer almaktadır.

Yabancı markam Türkiye'de kötüniyetli tescile maruz kaldıysa ne yapabilirim?

Yabancı markalar da kötüniyetli tescile karşı TürkPatent nezdinde itiraz ve mahkeme aracılığıyla hükümsüzlük yoluna başvurabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/11926 E., 2014/8450 K. sayılı kararında onanmış ilk derece mahkemesi gerekçesinde, aynı sektörde faaliyet gösteren tacitin yurt dışındaki tescilli markayı bilebilecek konumda sayılacağı ve ülkesellik ile öncelik ilkelerinin kötüniyeti himaye etmek için araç olarak kullanılamayacağı benimsenmiştir. Bu karar 556 sayılı KHK dönemine ait olmakla birlikte Yargıtay onama kararına konu olmuştur.

Uzun süre sessiz kaldıysam hak kaybı oluşur mu?

SMK m. 25/6 uyarınca, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken önceki hak sahibinin birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması, hükümsüzlük gerekçesini engeller. Ancak sonraki tarihli tescil kötüniyetli ise kanun bu hak kaybı sonucunu açıkça dışlamaktadır. Beş yıllık sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı kanun metninde düzenlenmemiştir.

Kötüniyetli tescil iddiası itiraz yoluyla mı, mahkeme yoluyla mı ileri sürülmelidir?

Her iki yol da SMK kapsamında kullanılabilir. Tescil başvurusu henüz sonuçlanmamışsa SMK m. 6/9 uyarınca TürkPatent nezdinde itiraz yoluna başvurulabilir; bu hüküm kötüniyetli tescili nispi bir red gerekçesi olarak düzenlemekte ve itiraz şartını zorunlu kılmaktadır. Tescil gerçekleşmiş ve sicile işlenmişse SMK m. 25/2 kapsamında menfaati olan kişiler mahkemede hükümsüzlük davası açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu