Kısa Kararın Tanımı ve Tefhim Usulü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi uyarınca mahkeme, usule ya da esasa ilişkin nihai bir kararla davayı sonlandırır ve yargılama neticesinde uyuşmazlığın esası hakkında tesis edilen nihai karar hükümdür. Uygulamada kısa karar olarak adlandırılan bu işlem, duruşmada tefhim edilen hüküm sonucudur. Kanunun amir hükmüne göre hükmün tefhimi her hâlde hüküm fıkrasının duruşma zaptına geçirilmesi ve açıkça okunması yoluyla gerçekleştirilir; duruşma salonunda bulunan kişiler bu tefhimi ayakta dinler.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 294Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm fıkrasında, gerekçeye ilişkin ibarelere yer verilmeksizin taleplerin her biri hakkında kurulan hüküm ile taraflara getirilen yükümlülüklerin ve sağlanan hakların sıra numarası altında tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmesi zorunludur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
Kısa Kararın İcraya Konulabilirliği
Cebri icra takibine esas alınabilecek belgeler 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede mahkeme huzurunda gerçekleşen sulh ve kabuller, borç ikrarı içeren resen düzenlenmiş noter senetleri, temyiz ve istinaf kefaletnameleri ile icra dairesi kefaletlerinin ilam hükmünde olduğu belirtilmiştir. Duruşma zaptına geçirilen kısa karar, bu maddede tahdidi biçimde sayılan ilam mahiyetindeki belgeler arasında yer almaz.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 38Kaynağı aç
Kısa karar, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan belgeler arasında yer almadığı ve kanuni karar unsurlarını içermediği için gerekçeli karar ibraz edilmeksizin ilamlı veya ilamsız icra takibine konu edilemez. Duruşma tutanağı niteliğinde bulunan bu karar, icra edilebilirlik vasfı ile hukuki gücünü gerekçeli kararın yazılmasıyla kazanır.
Duran Takiplerde ve Tahliye Kararlarında Kısa Karar
İtirazın iptali davasında verilen kısa karar ilam niteliği taşımadığından, gerekçeli karar ibraz edilmeden duran takibin devam ettirilmesi mümkün değildir. Bu aşamada kısa karara dayanılarak konulan hacizlerin de kaldırılması gerekir.
İcra hukuk mahkemesince verilen itirazın kaldırılması ile tahliye isteminin kabulüne ilişkin kısa karar da kanuni karar unsurlarını bünyesinde barındırmadığından ilam vasfına sahip değildir. Gerekçeli karar sunulmadan yalnızca duruşma tutanağındaki kararla duran takibin devam ettirilmesi ve haciz işlemlerinin yürütülmesi mümkün değildir.
İhtiyati Haciz Taleplerinde Delil Vasfı ve Takip Süresi
Kısa karar ilam veya ilam mahiyetinde bir belge niteliğinde olmamakla birlikte, alacağın varlığı konusunda yaklaşık bir ispat sağlar. Bu doğrultuda kısa karara dayanan ihtiyati haciz talepleri kabul edilmekte ve bu başvurularda kısa karar yeterli bir delil olarak değerlendirilmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/3480, K. 2016/3869Kaynağı aç
İhtiyati haciz alacak davasının derdest olduğu sırada konulmuş veya alacaklı ihtiyati haczin ardından süresinde dava açmışsa, İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince esas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunulması mecburidir. Bu yasal sürenin kaçırılması halinde ihtiyati haciz hükümsüz hale gelir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 264Kaynağı aç
Kısa Karar ile Gerekçeli Karar Arasındaki Çelişki Yasağı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca zorunlu sebeplerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği durumlarda, gerekçeli kararın tefhimden başlayarak bir ay içinde yazılması emredilmiştir. Tefhim edilen kısa karar ile sonradan yazılan gerekçeli karar arasında tam bir uyum bulunması gerekir; hükmün tefhim edilen kısmı ile gerekçeli karar arasındaki uyumsuzluk kanun yolu denetiminde bozma sebebi teşkil eder.
Kısa karar duruşmada açıklandıktan sonra bağlayıcı nitelik kazanır ve hâkim bu karardan dönemez. Kararda bulunan maddi hatalar dışında kalan hukuki değerlendirmeler tavzih yoluyla düzeltilemeyeceği gibi hükmün esasını değiştirecek değişiklikler yapılamaz.
Hâkimin duruşmada tefhim ettiği kısa kararı daha sonra dijital yargı ağı üzerinden değiştirmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine aykırılık oluşturur. Tefhim edilen hüküm sonucundaki kalemlerin sonradan sistem üzerinden değiştirilmesi kamu düzenine aykırı ciddi bir usul hatası sayılır.
Usule İlişkin Nihai Kararların Niteliği
Mahkemeler yargılamayı usule ya da esasa ilişkin nihai kararlarla sonuçlandırır. Örneğin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar, mahkemenin dosyadan elini çektiği usule dair nihai bir karar olup kanun yolu incelemesine tabidir ve yargılama harç ile giderlerine hükmedilmesini zorunlu kılar.
Dava şartlarının oluşmaması veya tamamlanmaması gerekçesiyle verilen ret kararları da usule ilişkin nihai karar niteliğindedir. Bu tür kararlar uyuşmazlığın esası hakkında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.
Yargılama Usullerinde Kararların Yazılması ve Kanun Yolu
Hukuk muhakemesinde istinaf kanun yoluna başvuru süresi, 6100 sayılı Kanun'un 345. maddesi uyarınca kural olarak iki haftadır. Bu süre ilamın taraflara usulüne uygun tebliğiyle işlemeye başlar; özel kanunlarda yer alan farklı düzenlemeler saklı tutulmuştur.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 345Kaynağı aç
Ceza yargılamasında hükmün gerekçesi ve bulunması halinde karşı oy gerekçesi tutanağa tamamen geçirilmemişse, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına eklenir. Karar sonucu açıklandıktan sonra gerekçeli karar imzalanmadan önce hâkim vefat ederse veya kararı imzalayamayacak duruma düşerse, görevi devralan yeni hâkim tefhim edilen sonuca uygun biçimde kararı bizzat yazıp imzalamakla yükümlüdür.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 232Kaynağı aç
Ceza mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 273. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü tesis eden mahkemeye verilecek dilekçeyle veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla gerçekleştirilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 273Kaynağı aç
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca idari yargı kararlarının verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yazılması ve imzalanması zorunludur. İdari yargı kararlarında tarafların ve vekillerinin bilgileri, iddia ve savunmaların özeti ile kararın dayandığı hukuki gerekçelerin ve hüküm fıkrasının yer alması kanunen emredilmiştir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Kısa karara dayanılarak icra takibi başlatılabilir mi?
Hayır, kısa karar İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde sayılan belgelerden olmadığından gerekçeli karar sunulmadan icra takibine konu edilemez.
İtirazın iptali davasında kısa karar çıkınca duran takibe devam edilir mi?
Hayır, kısa karar ilam mahiyeti taşımadığından gerekçeli karar sunulmadan takibe devam edilemez ve konulan hacizler kaldırılır.
Kısa karar ile gerekçeli karar birbiriyle çelişirse ne olur?
Kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında tam uyum bulunması şart olup iki karar arasındaki çelişki bozma nedenidir.
Hâkim duruşmada tefhim ettiği kısa kararı sonradan değiştirebilir mi?
Hayır, kısa karar tefhim edilmekle bağlayıcı olur; hâkim kararından dönemez ve maddi hatalar dışındaki hukuki değerlendirmeler sonradan değiştirilemez.
Dava sürerken konulan ihtiyati hacizde takip başlatma süresi nedir?
İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesi gereğince esas hakkındaki hükmün tebliğinden itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunulması zorunludur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

