İşyerinde Ses Kayıtlı Kameralar ve Feshin Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
İşyerinde Ses Kayıtlı Kameralar ve Feshin Hukuki Sonuçları

İşyerinde Ses Kaydı Alınmasının Hukuki Çerçevesi

Anayasa güvencesi altındaki temel haklar doğrultusunda bireylerin özel ve ailevi yaşam alanlarının gizliliği korunmakta, bu alana haksız müdahaleler yasaklanmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesi de anayasal kural olarak kanuni bir dayanağın mevcudiyetine veya kişinin açık irade beyanına bağlanmıştır. Bu doğrultuda 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 5. maddesinde veri işlemenin kural olarak ilgili kişinin açık rızasıyla yapılabileceği düzenlenmiş; veri sorumlusunun meşru menfaatinin bulunması ya da bir hakkın tesisi, kullanılması veya muhafazası gibi kanunda sayılan zorunlu durumlar bu kuralın istisnaları arasında gösterilmiştir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. (Mülga üçüncü cümle: 3/10/2001-4709/5 md.) (Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/5 md.) Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir. B. Konut dokunulmazlığı
6698 sayılı KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları

Güvenlik Kameralarında Ses Kaydı ve Delil Niteliği

Güvenlik kameraları vasıtasıyla görüntüyle birlikte ses kaydı yapılması, bireylerde her açıdan gözetim altında tutuldukları endişesi yaratabileceğinden hakkın özüne zarar verebilmektedir. İşyerinde ses kayıt özelliği bulunan güvenlik kamerası sistemlerinin kullanımı bakımından işverenin yalnızca denetim, işyeri güvenliği veya iş sağlığı ve güvenliği gerekçelerine dayanması tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

İşyerinde güvenlik kamerasının ses kaydı da yaptığı konusunda işçinin açık rızasının alınmadığı, önceden aydınlatma yapıldığına ilişkin bir kanıtın bulunmadığı ve somut işletme faaliyetinde ses kaydı alınmasını zorunlu kılan haklı bir menfaatin ispatlanamadığı durumlarda, elde edilen ses kayıtları kişilik haklarına ve hukuka aykırı sayılarak delil olarak değerlendirilmemektedir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2020/1482, K. 2020/5244Kaynağı aç
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2020/1482 E.  ,  2020/5244 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait akaryakıt istasyonunda market elemanı ve şoför olarak çalıştığını iş akdinin haksız feshedildiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunarak davacının işveren yetkilileri hakkında hakaret ve küfür içerikli konuşmalar yaptığının tespi üzerine iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, bozma sonrası toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Karara karşı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuştur. Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İşverene ait bir ya da birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış bir işçinin, işini kaybetmesi halinde işinde yıpranması, yeni bir iş edinmede karşılaşacağı güçlükler ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak, geçmiş hizmetlerine karşılık işveren tarafından işçiye kanuni esaslar dahilinde verilen toplu paraya “kıdem tazminatı” denilmektedir. Kıdem tazminatının koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan İş Kanunlarında düzenlenmiştir. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. Somut olayda; dairemizce mahkemenin ilk kararı; "İşverence davacının işveren yetkililerine hakaret ettiğine dair marketteki güvenlik kamerası kayıtları CD şeklinde dosyaya sunulmuştur. Mahkemece CD çözümü yaptırılmamıştır. Dosyada mevcut CD'nin çözümü yaptırılarak, işveren yetkilileri hakkında küfür ve hakaret içerikli beyanının tespiti halinde haklı fesih oluşacağından kıdem ve ihbar tazminatları reddedilmelidir. Aksi halde ise şimdiki gibi hüküm kurulmalıdır.Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama neticesinde davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesih sebebi, işçinin kusurlu bir davranışını şart koşar. İş Kanunu’nun 25 inci maddesinin II’nci bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26 ncı maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Bunun gibi, işçinin, işveren veya aile üyelerinden olmamakla birlikte, işverenin yakını olan veya işverenin yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması, bu kişilere asılsız bildirim ve isnatlar yapması özellikle işverenin şahsının önemli olduğu küçük işletmeler bakımından bu durum iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturacaktır. Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, CD çözümünde davacının işverenin anılan yetkilileri hakkında bunların çete olduğu, kalıbının adamı olmadığı şeklinde beyanlarının, davacının diğer işçi ile arasındaki konuşmada geçtiği, konuşmaların kamera kaydına alınması ve dinlenmesi nedeni ile işverenin bundan haberdar olduğu fakat işçinin kameranın görüntü ile birlikte ses kaydının da alındığı konununda rızası alınmadığı gibi önceden bilgilendirildiği konusunda herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Akaryakıt konusunda faaliyet gösteren işyerinde işçilerin ses kayıtlarının alınmasını gerektiren haklı bir menfaatin varlığı da ortaya konulmadığına göre kişilik haklarına ve hukuka aykırı olarak elde edilen ses kayıtlarının delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, işçinin aleni bir şekilde işverene yöneltmek kastıyla kanunda düzenlenen şekilde işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi eylemini gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Bu nedenle mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 01.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuka Aykırı Ses Kaydına Dayanan Fesih ve İşçinin Hakları

Hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kayıtları üzerinden işçinin çalışma arkadaşıyla gerçekleştirdiği konuşmadaki ifadeler gerekçe gösterildiğinde, işverene aleni biçimde yöneltilmiş bir kastedilme bulunmadığının anlaşıldığı somut uyuşmazlıkta, eylemin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında haklı fesih oluşturduğu kabul edilmemiş ve kıdem ile ihbar tazminatına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca, iş sözleşmesi haklı fesih maddesi kapsamında feshedilen işçi, feshin bu maddedeki sebeplere uygun olmadığı iddiasıyla Kanun'un 18, 20 ve 21. maddeleri çerçevesinde yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

Haklı Fesih ile Geçerli Fesih Ayrımı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde işçinin işverene, aile üyelerinden birine veya diğer bir işçiye sataşması haklı fesih hali olarak düzenlenmiştir. Yargı kararlarında işverene veya ailesine yönelik şeref ve namusa dokunan sözler ile asılsız isnatların haklı fesih ağırlığında değerlendirildiği hallerde işçinin Anayasa'nın 25 ve 26. maddelerindeki düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamayacağı ve davranıştan kaynaklanan feshin kusurlu bir hareketi zorunlu kıldığı kabul edilmektedir.

İşçinin haklı fesih ağırlığında olmayan ancak çalışma düzenini bozacak nitelikteki sözleri işverene veya işveren temsilcisine karşı yöneltildiğinde geçerli fesih nedeni teşkil eder. Bunun yanında işçinin, işveren veya ailesinden olmamakla birlikte işverenin yakını olan, yakın ilişkide bulunduğu veya başka bir işte ortağı olan kişilere hakaret ve sövgüde bulunması veya asılsız isnatlar yapması, özellikle işverenin şahsının önem taşıdığı küçük işletmeler bakımından iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden oluşturur.

İşverenin işyeri güvenliği gerekçesi ses kaydı almak için yeterli midir?

İşyerinde ses kayıt özelliği bulunan güvenlik kamerası sistemlerinin kullanımında, işverenin salt işyeri güvenliği, denetim veya iş sağlığı ve güvenliği gibi genel gerekçelere dayanması tek başına yeterli görülmemektedir.

Ses kaydında rıza ve bilgilendirme yoksa kayıtlar delil sayılır mı?

Hayır, işçinin rızası alınmadan ve önceden bilgilendirme yapılmadan elde edilen ve haklı bir menfaate dayanmayan ses kayıtları kişilik haklarına ve hukuka aykırı kabul edilerek delil olarak değerlendirilemez.

İşverenin yakınına veya iş ortağına hakaret edilmesi geçerli fesih nedeni midir?

Evet, özellikle işverenin şahsının önem taşıdığı küçük işletmelerde işçinin işverenin yakınına, yakın ilişkide bulunduğu kişiye veya başka bir işteki ortağına yönelik hakaret ve asılsız isnatları iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden teşkil eder.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu